6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Şirket Ortaklığından Çıkma

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/4036 E. 2022/7834 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
arabuluculuk son tutanağı son tutanak dava şartı arabuluculuk arabuluculuk başvurusu arabuluculuk yönetici sorumluluğu ortaklıktan çıkarılma dava dilekçesinin tebliği aaüt davanın konusu dava şartı yokluğu kesin süre usulden reddi tebligat vekalet ücreti temsil kesin hüküm i̇i̇k 72/son görevli mahkeme

Atıf yapılan mevzuat: TTK · HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İlk derece mahkemesince, 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı Yasa'nın 20. maddesi ile değişik 6102 sayılı Yasa'nın 5/a. maddesinde; "Bu kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde amir düzenleme mevcut olup, somut olayda, yöneticinin sorumluluğundan kaynaklanan işbu davasının temelinde tazminat/alacak istemi bulunduğu, bu suretle talebin arabuluculuğa elverişli olup aynı zamanda dava şartı arabuluculuk kapsamında kalmakla davacının dava açmadan önce arabulucuya başvurması gerekir iken başvuruda bulunmaksızın işbu davayı açtığı, nitekim dava dilekçesine ekli arabuluculuk son tutanağında sadece şirket ortaklığından çıkarılmaya yönelik davacının arabulucuya başvurduğu, tazminat ve alacak istemine yönelik dava dilekçesinde arabulucuya başvurduğuna ilişkin herhangi bir bilgi bulunmayan davacıya 6325 sayılı Yasa'nın 18/a maddesi gereğince kesin süre verilmesine gerek görülmeyerek davanın HMK. 114. ve 115. maddeleri gereğince usulden reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın HMK. 114. ve 115. maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmiştir.

Karar, davalı vekili tarafından vekalet ücretine yönelik olarak istinaf edilmiştir.

Bölge adliye mahkemesince, 6325 sayılı Yasa'nın 18/A maddesinde davalıya tebligat yapılmadan davanın usulden reddine karar verileceği düzenlenmesine rağmen mahkemece sehven davalı tarafa dava dilekçesinin tebliğ edilmesi ve davalının vekil görevlendirmesinin davacı aleyhine sonuç doğurmaması gerektiği gözetilerek ilk derece mahkemesince davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Karar, davalı vekili tarafından vekalet ücretine yönelik olarak temyiz edilmiştir.

Mahkemece, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesine rağmen, kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru değildir. Bu nedenle, AAÜT'nin 7. maddesinin 2. fıkrasına göre davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Menfi tespit | Menfi tespit | Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/8443 E. 2022/3737 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6605 E. 2022/991 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Kar Payı Alacağı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3656 E. 2020/2359 K.

    Ortak: · dava şartı

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/4036 E.  ,  2022/7834 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 21. HUKUK DAİRESİ

Taraflar arasında görülen davada Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 19.10.2020 tarih ve 2020/534 E- 2020/599 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nce verilen 04.03.2021 tarih ve 2020/1432 E- 2021/340 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:

Davacı vekili, müvekkili şirket tarafından yapılan incelemelerden sonra davalının, şirket ortaklarından ... ’nun vefatı ve ...’nun rahatsızlanarak yönetme yönündeki iradesi kaybetmesinden başlayarak 2016 yılına kadar devam eden süreçte, şirketin gelirlerini kendi şahsi hesaplarına aktararak müvekkilin elde edeceği gelirlerden mahrum kalmasına sebebiyet verdiğini, bu nedenle fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davalının müvekkili şirket ortaklığından çıkarılmasına, müvekkili şirketin şimdilik 50.000.-TL alacağının davalıdan faizi ile tahsiline, müvekkili şirketin uğramış olduğu zarar için şimdilik 10.000.-TL davalıdan faizi ile tahsiline, müvekkili şirketin uğramış olduğu manevi zarar için 50.000.-TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

Davalı vekili, sorumluluk davası açılabilmesi için gerekli şartların oluşmadığını, nitekim genel kurulun bu konuda karar almadığını, müvekkilinin ibra edildiğini, tazminat ve alacak taleplerinin zamanaşımına uğradığını beyan ederek davanın reddini istemiştir.

İlk derece mahkemesince, 01.01.2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı Yasa'nın 20. maddesi ile değişik 6102 sayılı Yasa'nın 5/a. maddesinde; "Bu kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalarda konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır." şeklinde amir düzenleme mevcut olup, somut olayda, yöneticinin sorumluluğundan kaynaklanan işbu davasının temelinde tazminat/alacak istemi bulunduğu, bu suretle talebin arabuluculuğa elverişli olup aynı zamanda dava şartı arabuluculuk kapsamında kalmakla davacının dava açmadan önce arabulucuya başvurması gerekir iken başvuruda bulunmaksızın işbu davayı açtığı, nitekim dava dilekçesine ekli arabuluculuk son tutanağında sadece şirket ortaklığından çıkarılmaya yönelik davacının arabulucuya başvurduğu, tazminat ve alacak istemine yönelik dava dilekçesinde arabulucuya başvurduğuna ilişkin herhangi bir bilgi bulunmayan davacıya 6325 sayılı Yasa'nın 18/a maddesi gereğince kesin süre verilmesine gerek görülmeyerek davanın HMK.

114. ve 115. maddeleri gereğince usulden reddine karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın HMK. 114. ve 115. maddeleri gereğince usulden reddine karar verilmiştir.

Karar, davalı vekili tarafından vekalet ücretine yönelik olarak istinaf edilmiştir.

Bölge adliye mahkemesince, 6325 sayılı Yasa'nın 18/A maddesinde davalıya tebligat yapılmadan davanın usulden reddine karar verileceği düzenlenmesine rağmen mahkemece sehven davalı tarafa dava dilekçesinin tebliğ edilmesi ve davalının vekil görevlendirmesinin davacı aleyhine sonuç doğurmaması gerektiği gözetilerek ilk derece mahkemesince davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

Karar, davalı vekili tarafından vekalet ücretine yönelik olarak temyiz edilmiştir.

Mahkemece, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesine rağmen, kendisini vekil ile temsil ettiren davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmemesi doğru değildir. Bu nedenle, AAÜT'nin 7. maddesinin 2. fıkrasına göre davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.

SONUÇ

Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalıya iadesine, 07.11.2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/848525000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.