6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İtirazın iptali | Menfi tespit | Borçlu olmadığının tespiti | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3491 E. 2023/6028 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hsk kararı limit artırım sözleşmesi taşınır rehninin paraya çevrilmesi borcun yenilenmesi kıymet takdiri taşınır rehni ıskat tevdi mahalli tayini şahsi def'i borçtan kurtulma gayrinakdi kredi tevdi mahalli hesap kat ihtarnamesi rehnin paraya çevrilmesi kat ihtarnamesi delil başlangıcı takibin durdurulması kefalet limiti sorumluluktan kurtulma ek mehil ipoteğin paraya çevrilmesi hesap kat istinaf başvurusunun reddi icra hukuk mahkemesi müşterek borçlu müteselsil kefil menfi tespit davası itirazın iptali davası bsmv rehin şikayet müteselsil kefil ikrar tespit davası ihtiyati tedbir muacceliyet ipotek üçüncü kişi kefalet dolandırıcılık genel kredi sözleşmesi mahsup yenileme def'i iptal davası kâr kaybı kefil protokol temerrüt faizi ihtar feragat bilirkişi incelemesi hukuki yarar kredi sözleşmesi taahhütname ihtarname asıl alacak çek icra inkar tazminatı inkar tazminatı ilk derece kararının kaldırılması menfi tespit yükleten (shipper) dahili dava vekalet ücreti temerrüt ibraz teminat istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: TBK — TBK 592 · HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka ile asıl davada dava dışı En-Ev Enerji ve Ev Cihazları Elekt. İletişim San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında 11.04.2006 tarihinde genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesi akdedildiği, sözleşmeyi ... ve ...'nın müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladıkları, daha sonra sözleşmenin önceki limit tutarı olan 1.000.000,00 TL'nin 15.12.2009 tarihli limit artırım sözleşmesi ile 830.980,00 TL artırılarak toplam limitin 1.830.980,00 TL'ye çıkartıldığı, artırım sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefiller ... ve ... dışında ayrıca Amasyalı İnşaat Taah. San ve Tic. Ltd. Şti ve ...'nın da müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, tüm davalıların müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla kefalet limiti ile temerrütlerinin hukuki sonuçlarından sorumlu oldukları, asıl borçlu En-Ev Enerji ve Ev Cihazları Elekt. İletişim San. ve Tic. Ltd. Şti'ye kefalet limiti tutarında kredinin kullandırıldığı, kredi borcunun süresinde ödenmemiş olması nedeniyle alacaklı bankanın hesabı kat ederek davalılara kat ihtarnamesini gönderdiği, davalıların hesap kat ihtarnamesinin tebliğ edildiği 08.09.2010 tarihinden bir gün sonra 09.09.2010 tarihinde mütemerrit oldukları, kredi sözleşmesi uyarınca temerrüt faiz oranının yıllık %80 olup itirazın iptali davası olan asıl dava dosyasına ilişkin olarak talep konusu 954.914,02 TL asıl alacak miktarı ile %80 temerrüt faizi oranı üzerinden 418.040,14 TL temerrüt faizi ve 20.902,01 TL faizin %5'i BSMV olmak üzere toplam 1.393.856,16 TL üzerinden takip yapılabileceği, takip tarihi olan 25.03.2011 tarihinden itibaren asıl alacak miktarı üzerinden %80 temerrüt faizi ve faizin %5'i oranında BSMV'nin talep edilebileceğinin bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı, davacı banka tarafından icra takibinin 25.03.2011 tarihinde başlatıldığı, takibe davalı borçlularca 04.05.2011 tarihinde itiraz edildiği, taraflar arasındaki protokolün ise 23.06.2011 tarihinde akdedildiği, yaptırılan bilirkişi incelemesi ile tespit edilen alacak miktarı, protokolün 1. maddesi ile belirlenen borç miktarları itibariyle davalıların müteselsil kefil olarak borçlu bulundukları, her ne kadar 6098 sayılı Kanun'un 592 nci maddesi hükmü kefiller yönünden alacaklıya karşı davalılarca belirtildiği gibi şahsi def'i hakkı imkanı vermekte ise de, protokol hükümleri borcu ortadan kaldırıcı nitelikte hükümler içermemekte olup tam tersi satış aşamasına kadar davacı alacaklıya icra takiplerini devam ettirme hakkı, borçlular yönünden ise takiplere vaki itirazları geri çekme yükümlülükleri içerdiği, icra takibi ile yukarıda tespit edilen alacak tutarı, alacağın 500.000,00 TL'lik kısmı yönünden takip başlatıldığı gözetildiğinde, icra takip tarihinde davacının ileri sürdüğü alacağın sabit olduğu, yine takibe itiraz tarihinde itiraz eden davalı kefillerin itirazlarının haksız olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle davalı tarafın yerinde görülmeyen itirazlarının iptali ile takibin devamına ve alacak likit olmakla davalı tarafın itiraz tarihi itibariyle geçerli oran olan alacağın %40'ı oranında icra inkar tazminatı ile mahkumiyetine karar vermek gerektiği, birleşen menfi tespit davası yönünden ise, banka tarafından başlatılan İstanbul Anadolu 12. İcra Müdürlüğünün 2011/5297 E. sayılı icra takip dosyası ile müteselsil kefiller ... ve arkadaşları aleyhine genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesine dayalı olarak icra takibi ile 954.927,69 TL asıl alacak ile faiz ve diğer fer'ileri toplamı olarak toplam 1.476.970,34 TL alacağın 500.000,00 TL'lik kısmına ilişkin olarak takip yapılmış olduğu, birleşen dava olan menfi tespit davasının davacısı ..., asıl borçlu En-Ev Enerji ve Ev Cihazları Elekt. İletişim San. ve Tic. Ltd. Şti. ve diğer müteselsil kefiller ile banka arasında 23.06.2011 tarihinde protokol akdedildiği, bu protokol ile borcun 956.462,00 TL ana para ve 635.120,00 TL temerrüt faizi, 37.740,00 TL BSMV olmak üzere toplam 1.629.322,00 TL olarak tespit olunduğu, yine Amasyalı Yapı İnş. Taah. San. Tic. Ltd. Şti.'nin borçlarının 427.446,00 TL ana para ve 280.446,00 TL temerrüt faizi ve 16.661,00 TL BSMV olmak üzere 724.553,00 TL, ...'nın borcunun 20.350,00 TL ana para, 2.036,00 TL temerrüt faizi ve 102,00 TL BSMV olmak üzere 22.488,00 TL, Amasyalı Yapı İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ayrıca 10.355,00 TL gayrinakdi çek kredisinden kaynaklı olmak üzere verilen toplam borcun 31.03.2011 tarihi itibariyle ana para borcunun 1.508.714,00 TL olarak belirlenerek yapılandırılıp 25.01.2012 tarihinden itibaren taksitler halinde ödenmesinin kararlaştırıldığı, protokolün belirtilen bu 1. maddesi ile belirlenen borç miktarının protokolün 2. maddesinde belirlendiği üzere taraflarca ikrar edilmiş olduğu, protokolün 6/a maddesinde ''bankanın alacaklarının tahsilini teminen müşterek borçlu ve müteselsil kefiller ile diğer tüm sorumlular hakkında başlattığı/başlatacağı icra takiplerini ve takipler çerçevesinde hazırlanacak kıymet takdir raporlarını itiraz etmeyerek kesinleştirmeyi ve takiplerin satış aşamasına getirilmesini sağlamayı.., bankanın herhangi bir hak kaybına uğramaması için taşınır ve taşınmazların satışını talep etmek de dahil olmak üzere gerekli her türlü usuli tedbirlerin alınmasında yetkili olduğu..,'' ibarelerinin mevcut olduğu, bu hükümler değerlendirildiğinde, bankanın borç miktarının tahsili konusunda geniş yetkilere sahip olduğu ve borçların ödenmesi konusunda menkul ve gayrimenkul teminatların satışının da bu borç miktarının ödenmesine aracılık edeceğinin kararlaştırılmış olduğu, 6/c maddesinde bankanın takipleri satış aşamasına getirme noktasında yetkili olduğu, bu nedenlerle bankanın araçların satışını isteme ve gayrimenkule ilişkin rehinin paraya çevrilmesi suretiyle takibi taşınmazın satış aşamasına getirmesi işlemlerinde kefiller olan asıl dava davalıları ve bunlardan olan birleşen davanın davacısı ... lehine kefalet borcundan kurtarıcı davacı bankaya atfı kabil bir eylem olarak görülemeyeceği, banka tarafından yapılan takip konusu alacak miktarının, tespit olunan alacak miktarından daha düşük miktarda olduğu, asıl dava davalıları ve birleşen davanın davacısı şirket ile ...'nın takip ve davaya konu edilen borç tutarından daha fazla borçlu olduğunun anlaşıldığı, açılmış olan menfi tespit davasının da haksız olduğu gerekçesiyle asıl davada davalılar ..., ... ve ... aleyhine açılan itirazın iptali davasının kabulü ile davalıların İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğünün 2011/5297 E. sayılı dosyasına yönelik itirazlarının 500.000,00 TL asıl alacak üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %80 oranında temerrüt faizi işletilmesine, işleyecek faizin %5 BSMV'sinin de takip dosyasında asıl alacak fer'isi olarak tahsiline, alacağın %40'ı oranında icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalılar, birleşen davada davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Asıl davada davalılar, birleşen davada davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; 15.12.2009 tarihinde 201371 referans numarasıyla 830.980,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi ile 23.06.2011 tarihli borçların yeniden yapılandırılması amacıyla borçların tasfiyesi hususunda protokol düzenlendiğini, Mahkemece her iki sözleşmenin yorumlanmasında hata yapıldığını, kat ihtarından sonra ödeme yapılmaması üzerine Kadıköy 2. İcra Müdürlüğünün 2011/5287 E. sayılı dosyasında takip başlatıldığını, takibe itirazdan sonra düzenlenen 23.06.2011 tarihli protokolle 1.508.714,00 TL olarak belirlenen borcun 24 ay taksitte ödeneceğinin ve protokolün 6. maddesiyle taahhütlere uyulduğu sürece takibin durdurulacağının kabul edildiğini, protokolle eski borcun yenilenerek eski borcun sona erdiğini, ancak 23.06.2011 tarihinde imza edilerek 14.07.2011 tarihinde yürürlüğe giren protokolün ertesi günü, 15.07.2011 tarihinde sahte olarak düzenlenen belge ile araçların satışı için takip başlatılarak protokolün bankaca ihlal edildiğini, sahte talimatla şirkete ait araçların satışına başlanarak şirketlerin mali olarak zayıflatıldığını, ayrıca protokolün ihlal edildiği gerekçesiyle Kadıköy 2. İcra Müdürlüğünün 2011/5209 E. sayılı dosyasında protokolün kefili olan ...'ya ait taşınmazın ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla satış işlemlerine devam edildiğini, müvekkillerince sahte belge düzenlenerek takip başlatılması nedeniyle suç duyurusunda bulunulduğunu, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/48 E. sayılı dosyasında, araç ve taşınmaz satışındaki usulsüzlüklerle ilgili olarak açılan davada alınan raporlarla, satış isteme yazısının sahte olarak düzenlendiğinin belirlendiğini, belge aslının ibraz edilmemesi nedeniyle inceleme yapılamadığını, bu nedenle sanıkların beraatine ilişkin verilen hükmün onandığını, beraat kararının hukuk mahkemesini bağlamayacağını, düzenlenen protokolle asıl borçlular ve kefillerin sorumluluk altına girdiklerini, borçlu veya kefilin protokol dışında alacaklıya verecekleri taahhüt veya belgelerin bir hüküm ifade etmemesine rağmen, bankaca protokolün yürürlüğe girdiği günün ertesinde, aslı sunulmayan bir belge ile şirkete ait araçların satışının talep edildiğini, tek taraflı olarak protokolün değiştirilemeyeceğini, bu hususun asıl ve birleşen davada ileri sürülmesine rağmen Mahkemece bu hususların gerekçeli kararda değerlendirilmediğini, 15.07.2011 tarihli belgenin sahte olduğunun dikkate alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, protokolün altıncı maddesi uyarınca feragat ve taahhütler alınarak bilirkişi raporlarını ve kıymet takdirine itiraz edilmemesi fırsat bilinerek protokolün kefili İsmail Amasyalı'ya ait taşınmazın gerçek değerinin çok altında usulsüz kıymet takdiri ve satış işlemleriyle satıldığını, yapılan işlemlere karşı icra müdürlüğü ve mahkeme nezdinde şikayette bulunulduğunu, yapılan işlemlerle ilgili açılan kamu davasının İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasıyla birleştirildiğini, satışı yapılan taşınmazın tescilinin birleşen İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesindeki dosyada tedbiren önlendiğini, Mahkemece kısa kararın tefhim edilmesinden sonra henüz istinaf kanun yoluna başvurulmadan bankaca ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasının talep edildiğini, bu işlemden taşınmazın üçüncü kişiye satışının amaçlandığını, Mahkemece tedbirin devam ettiği hususunun bildirildiğini, bankanın kötü niyetli olduğunu, bankaca protokolün sahte belgeyle ihlal edilmesi nedeniyle müvekkili kefilin 6098 sayılı Kanun'un 592 nci maddesi hükmü gereği borcundan kurtulduğunu, protokolle önceki borcun ıskat edilerek yeni borç miktarı ve vadeleri konusunda tarafların anlaşmasına rağmen sahte belge ile takip başlatılmasının usulsüz olduğunu, aslı ibraz edilmeyen sahte belgenin yargılamanın hiç bir aşamasında dikkate alınamayacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu uyuşmazlıkta esas sorunun, hangi tarafın protokole aykırı davrandığı ve özellikle araçların satışı ile kefile ait taşınmazın bankaca satışının talep edilmesine ilişkin banka işlemlerinin protokolün ihlali anlamına gelip gelmediği noktasında toplandığı, taraflar arasında protokol imzalandıktan sonra, henüz ödeme süresi başlamadan gönderilen faks ile mehil süresi içerisinde borçlu şirkete ait dört adet aracın satılmasının talep edildiği, borçluların tüm aşamalarda faksın kendilerince gönderilmediğini, banka çalışanlarınca sahte belge oluşturularak suç işlendiğini ileri sürerek cezai ve hukuki yönden şikayette bulundukları, ceza mahkemesince yapılan yargılamada olayın hukuki nitelikte olduğu belirlenerek dolandırıcılık suçunun oluşmadığı kabul edilerek beraat kararı verildiği, hukuk mahkemesinin, ceza mahkemesince verilen beraat kararıyla bağlı olnadığı, gerçek kişi davalılar tarafından 01.08.2012 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına ve Gebze Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu, suç duyurusunun yanı sıra araçların satışına ilişkin takip ve ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yönünden de borçluların icra işlemlerine yönelik şikayet başvurusunda bulundukları, davalıların, davacı bankanın protokol hükümlerini ihlal ettiğini, protokolün 6/c maddesi uyarınca bankanın davalılar hakkındaki takibi satış aşamasına kadar getirerek bırakacağı, davalıların protokoldeki yükümlülüklerine aykırı davranmadıkları sürece satış işlemini gerçekleştirmeyeceğinin taahhüt edildiğini belirttikleri, taraflar arasındaki protokolün 6/c maddesinde, davalıların protokolün 3. maddesinde belirlenen vadelerle ödeme yapmaları hâlinde takiplerin satış aşamasına kadar getirileceği, ancak satışın talep edilmeyeceğinin düzenlendiği, taraflar arasında düzenlenen protokolün borcun yenilenmesine ilişkin bir protokol olmadığı ve genel kredi sözleşmesinin ayrılmaz bir parçası olması nedeniyle borçlu ve kefillerin genel kredi sözleşmesi kapsamındaki borç ve yükümlülüklerinin devam ettiği, protokol uyarınca davalıların 25.01.2012 tarihinde 15.559,00 TL ilk taksit ödemesini yapmaları gerektiği, ancak protokolden sonra 17.07.2011 tarihli faks ile borçlu En-Ev Şirketi'ne ait dört adet aracın satılmasının talep edildiği, borçluların anılan faksın sahte olarak oluşturulduğunu ileri sürerek şikayette bulundukları, ceza yargılamasında aslı bulunmayan faks belgesi üzerinde yapılan incelemede imzanın şirket yetkilisi eli ürünü olduğunun anlaşıldığı, Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 11.02.2016 tarihli, 2015/12443 E. ve 2016/2191 K. sayılı ilamında davacı Yapı Kredi Bankası ile davalılar ..., ..., ... arasında benzer nitelikli genel kredi sözleşmesi ve protokole ilişkin uyuşmazlığın incelendiği ve davalıların benzer iddialarının kanun yolundan geçerek denetlendiği, kaldı ki taraflar arasında imzalanan protokol hükümlerine göre davacı bankanın, rehinli araçların paraya çevrilmesi konusunda takip başlatmasına engel bir hüküm bulunmadığı, yani davacı bankanın, sahte olduğu iddia edilen faks hiç olmasaydı bile taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takipleri başlatabileceği, takipleri kesinleştirebileceği, satış aşamasına kadar -satış talep etmek dahil- icra işlemleri yapabileceği, ancak taksitlerin sürelerinde ödenmesi hâlinde satışı yaptırmayacağı, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, ilk taksit tarihi olan 25.01.2012 tarihinde birinci taksitin ödenmemesi üzerine taşınır rehininin paraya çevrilmesi yoluyla takip dosyasında araç satışının 02.02.2012 tarihinde yapılarak ilk taksitin kısmen tahsil edildiği, 34 DY 8239 plakalı aracın satış bedelinin ilk taksiti karşılamaması üzerine ikinci taksit tarihinden sonra 23.02.2012 tarihinde 34 HMA 27 plakalı aracın ihale edilerek elde edilen bedelle ilk taksitin kapatılarak ikinci taksitin ödendiği ve daha sonra üçüncü taksitin süresinde ödenmemesi üzerine, 25.03.2012 ve 25.04.2012 tarihinde diğer iki aracın satılarak ilk dört taksite mahsup edildiği, dördüncü taksitten 1.826,56 TL borç kaldığı, davalılar ilk taksiti ödedikleri, ödemek istedikleri veya tevdi mahalli tayinine ilişkin bir iddia ileri sürmediğinden yukarıda belirtilen Yargıtayca onanan dosya kapsamındaki gerekçeler de birlikte dikkate alındığında davacı bankanın bir kusurunun bulunmadığının anlaşıldığı, bankaca ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte, protokol gereğince ilk taksitin ödenmesi gereken tarihten sonra 06.02.2012 tarihinde satış istendiği, satış avansı yatırılmaması hâlinde satışın düşeceği açık olup taraflar arasındaki protokolde de bankanın satış dışında her türlü takip işlemini yapabileceğinin kabul edildiği, satış avansı yatırılan ipotek konusu emtianın dördüncü taksitten çok sonra satılarak paraya çevrildiği, protokol hükümlerine göre satışın talep edilmesinin protokolün ihlali olarak değerlendirilemeyeceği, protokolün 8. maddesinde borçluların protokole göre ödeme yapmamaları veya protokol hükümlerini ihlal etmesi hâlinde bankaca herhangi bir ihtara gerek olmaksızın protokoldeki önceki aşamaya dönülerek takibin devam edebileceği düzenlenmiş olup bu durumda protokolün borçlularca ödeme yapılmayarak ihlal edilmesi nedeniyle bankanın protokol öncesi takibi esas alarak itirazın iptali davası açmasında hukuki yararı bulunduğu, bankanın 6098 sayılı Kanun'un 592 nci maddesi anlamında yükümlülüklerini yerine getirmediği veya ağır kusuruyla rehin veya diğer güvenceleri elinden çıkardığından söz edilemeyeceğinden kefilin borçtan kurtulduğuna ilişkin istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği, istinaf başvurusu sonrası gönderilen belgelerle, icra müdürü, davacı vekili ve tedbirle ilgili değerlendirme yapan hakim hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ve bir kısım kişiler hakkında icra işlemlerindeki usulsüzlük nedeniyle kamu davası açıldığı ileri sürülmüş ise de, takip hukukuna ilişkin iddia edilen usulsüzlüklerin borcun miktarı ve esasına etkisinin bulunmadığı, takip hukuku nedeniyle veya usulsüz satış nedeniyle borçluların zarara uğraması hâlinde ilgililerden tazminat talep etme haklarının bulunduğu, bu sebeple yerinde görülmeyen istinaf başvurularının reddi gerektiği, birleşen dava yönünden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde, asıl davaya ilişkin davada kurulan hükme yönelik davalılarca yapılan istinaf başvuru nedenlerine ilişkin yapılan değerlendirmeye göre bankanın alacağının ödenmediği, protokolün bankaca ihlal edilmediği, kefilin sorumluluktan kurtulmasına ilişkin bir nedenin kanıtlanmadığı anlaşılmakla birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verildiği gerekçesiyle asıl davada davalılar, birleşen davada davacılar vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalılar, birleşen davada davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Asıl davada davalılar, birleşen davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı kefiller ile davacı banka arasında borçların tasfiyesi amacıyla imzalanan protokol içeriğinin davacı banka tarafından ihlal edilmesi ve sözleşmeye uyulmaması sebebiyle kefil konumundaki müvekkillerinin borçtan kurtulduğunun açık olduğunu, 23.06.2011 tarihli sözleşmenin alacağın tasfiyesine ilişkin olduğunun ve sözleşmenin taraflar arasındaki kredi sözleşmelerinin eki niteliğinde bulunduğunun protokoldeki ödemelerin yapılması suretiyle tasfiyenin gerçekleşeceğinin anlaşıldığını, protokol hükümlerine aykırı davranan davacı bankanın davalı kefillerin süren icra takiplerinde yasal hak ve itirazlarını kullanmalarına da engel olarak satışları gerçekleştirdiğini, alacaklı bankanın borç muaccel olmadan takip yapmayacağını kabul eden ipotek sahibi kefil ...'nın, 06.04.2011 tarihli bilirkişi raporu için Gebze İcra Hukuk Mahkemesine yaptığı itirazı geri çekmek durumunda kaldığını, bankanın ihtiyati tedbirin kalkmasına yönelik hukuka aykırı olarak taleplerde bulunmasının dahi yargılama sürecinin başından beri kötü niyetle hareket ettiğinin göstergesi olduğunu, sahte belge düzenlenerek borç muaccel olmadan, şirket menkullerini ve kefilin gayrimenkulünü satan banka hakkında İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde 2014/1744 E. numarası ile menfi tespit davası açıldığını, ayrıca faks, fotokopi yoluyla tanzim edilen belge ve bu belgeyle işlem yapan alacaklı banka ile alakalı İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinde de 2014/48 E. numarası ile dava açıldığını, Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 2013/17769 E. Sayılı ilamının beyanlarını tevsik eder nitelikte olduğunu, davacı banka ile ... arasında imzalandığı iddia edilen rehinli araçların satımına ilişkin 15.07.2011 tarihli, faks ve fotokopi yoluyla tanzim edilmiş belgenin sahte olduğunun açık olduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı Kanun) gereğince faks ve fotokopi yolu ile tanzim edilmiş bir belgenin aslının dosyaya ibraz edilmesinin zorunlu olduğunu, bu belgenin delil başlangıcı olarak değerlendirilmesinin kabul edilemez olduğunu, bu belgede sadece bir davalının imzasının bulunmasının belgenin sahte olduğunu gösterdiğini, bu dava aşamasında davacı avukatları ve icra müdürü hakkında şikayette bulunulduğunu, icra müdürü hakkında ceza davası açıldığını, avukatlarla ilgili dosyanın T.C. Adalet Bakanlığı'na gönderildiğini, ayrıca İlk Derece Mahkemesi eski hakimi hakkında soruşturmada HSK tarafından olur verildiğini, bu hususların da temyiz incelemesinde dikkate alınması gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Asıl dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan banka alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali, birleşen dava, borçlu şirket ve kefilin bankanın protokole aykırı davranışları nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davalılar, birleşen davada davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İtirazın iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3789 E. 2023/5929 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Alacak

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3786 E. 2023/5927 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Sigorta

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4221 E. 2013/11057 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/3491 E.  ,  2023/6028 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi

Taraflar arasındaki asıl itirazın iptali, birleşen menfi tespit davalarından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın asıl davada davalılar, birleşen davada davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak asıl davada davalılar birleşen davada davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 17.10.2023 günü hazır bulunan asıl davada davacı birleşen davada davalı vekili Avukat ... ile asıl davada davalı birleşen davada davacı vekilleri Avukat ... ile Avukat Ahmet Açarı dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile asıl borçlu En-Ev Enerji ve Ev Cihazları Elektronik İletişim San. Tic. Ltd. Şti. arasında düzenlenen genel kredi sözleşmesine, Amasyalı Yapı İnşaat Taahhüt San. Tic. Ltd. Şti., ..., ... ve ...'nın müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak katıldıklarını, borcun ödenmemesi üzerine Kartal 11. Noterliğinin ihtarıyla hesabın kat edildiğini, ihtardan sonuç alınamayınca Kadıköy 2. İcra Müdürlüğünün 2011/5297 E. sayılı dosyasında takip başlatıldığını, başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, sözleşmede faiz oranlarının açıkça belirlendiğini iddia ederek itirazın iptaline, takibin devamına ve %40 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

2.Birleşen davada davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı banka ile müvekkilleri arasında 23.06.2011 tarihinde borçların yeniden yapılandırılması ve tasfiyesi hususunda protokol imzalandığını, protokol gereği ilk taksitin 25.01.2012 tarihinde ödeneceğini, ancak davalı bankanın taksitlerin ödenmesini beklemeden 18.10.2011 tarihinde taşınır rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatarak borçluya ait dört aracın satıldığını, bankanın bununla da yetinmeyerek Kadıköy 2. İcra Müdürlüğünün 2011/5209 E. sayılı dosyası ile davacılardan ...'ya ait gayrimenkulün satışı için ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takibin devamı için masraf yatırdığını, talimat üzerine Gebze 3. İcra Müdürlüğünün 2011/715 talimat sayılı dosyası ile 30.11.2012 tarihinde taşınmazı satışa çıkardığını, bu suretle davalının protokol hükümlerine uymayarak protokolü tek taraflı olarak feshettiğini, yapılan işlemlerle borçlu şirketlerin çalışamaz hâle getirildiğini, bu davadan önce Gebze 3.

İcra Müdürlüğünün 2011/715 talimat sayılı dosyasında değer tespitiyle ilgili yapılan işlemlerin şikayet edildiğini, müvekkili ...'nın 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 592 nci maddesi gereği kefalet borcundan kurtulduğunu, davalı bankanın kanuna aykırı şekilde protokole uymayarak müvekkilini zarara uğrattığını, müvekkili ...'ya ait taşınmazın ipotek miktarının, asıl borç miktarının üzerinde olduğunu iddia ederek taşınmazın değer tespitinin usulsüz yapıldığı da dikkate alınarak satışın ihtiyati tedbir yoluyla durdurulmasına, protokole aykırı işlemlerle davacıların zarara uğratılması ve anılan Kanun'un 592 nci maddesi gereğince kefilin borçtan kurtulması nedeniyle borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

1.Asıl davada davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkilleri arasında 23.06.2011 tarihinde borçların yeniden yapılandırılması ve tasfiyesi için düzenlenen protokolde ilk taksitin 25.01.2012 tarihinde ödenecek olmasına rağmen bankaca protokolün hiçe sayılarak ilk taksit tarihi gelmeden, davacılara ait dört aracın satışı için 18.10.2011 tarihinde taşınır rehninin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatıldığını, ayrıca Kadıköy 2. İcra Müdürlüğünün 2011/5209 E. sayılı dosyasında, protokolün müşterek kefili olan ...'ya ait Darıca'daki taşınmazın satışı için avans yatırıldığını, davalıların iyi niyetle borçlarını protokoldeki ödeme planı uyarınca ödemeyi kabul ve taahhüt ettiklerini, davacının da protokoldeki vadelere uyulması kaydıyla icra takiplerini mevcut haliyle bırakarak protokole uygun ödeme yapıldığı müddetçe icra takibinden satış işlemlerine tevessül etmeyeceğini kabul ettiğini, buna rağmen ilk taksit tarihi beklenmeden icra takibi başlatarak borçluya ait araçlarının satış işlemleri başlatılarak araçların satıldığını, müvekkillerinin icra dosyalarına yaptıkları dava ve itirazlarından feragat etmelerinden sonra protokolün imzalandığını, müvekkillerinden Amasyalı Yapı İnşaat Taahhüt San.

Tic. Ltd. Şti., ..., ... ve ...'nın protokole kefil olduklarını, 6098 sayılı Kanun'un 592 nci maddesinin kefile alacaklının tutumu karşısında şahsi bir def'i hakkı tanıdığını, davacı bankanın protokoldeki yükümlülüklerini yerine getirmeyerek protokole aykırı satış işlemleri ile yeni icra takip işlemleri başlattığını ve protokolün kefilleri açısından borçların, anılan hüküm gereğince sona erdiğini, bu nedenle kefiller açısından davanın reddi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

2.Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; borçlulardan ...'nın hakkındaki icra takibine itirazda bulunduğunu, daha sonra müvekkili banka ile protokol yaparak borcu kabul ettiklerini, buna rağmen bu süreçte hiçbir ödeme yapmadıklarını, icra dosyalarındaki itirazlarını geri almadıklarını, 15.02.2011 tarihinde borçlular tarafından gönderilen faks yazısıyla şirkete ait araçların borçtan mahsup edilmek üzere satılmasının talep edildiğini, müvekkilinin talebi uygun bulması nedeniyle borçlu En-Ev Şirketi'ne ait araçların Kadıköy 2.İcra Müdürlüğünün 2011/18891 E. sayılı dosyasında satışı için talepte bulunulduğunu, icra emrinin 20.10.2011 tarihinde borçlu şirket yetkilisine tebliğine rağmen itiraz edilmediğini, satış aşamasında araçların borçluların kullanımına bırakıldığını, ilk taksit ödemesi yaklaşınca araçların borçlunun talebi ile satıldığını, ipotek takibinde borçlunun görevlileri içeri almayarak kıymet takdiri yönünden muaraza oluşturduğunu, davacının menfi tespit davasında borçlu olmadığını kanıtlaması gerektiğini, borcun ödenmeden 6098 sayılı Kanun'un 592 nci maddesine dayanılmasının kötü niyetli olduğunu savunarak birleşen davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka ile asıl davada dava dışı En-Ev Enerji ve Ev Cihazları Elekt. İletişim San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında 11.04.2006 tarihinde genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesi akdedildiği, sözleşmeyi ... ve ...'nın müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladıkları, daha sonra sözleşmenin önceki limit tutarı olan 1.000.000,00 TL'nin 15.12.2009 tarihli limit artırım sözleşmesi ile 830.980,00 TL artırılarak toplam limitin 1.830.980,00 TL'ye çıkartıldığı, artırım sözleşmesini müşterek borçlu müteselsil kefiller ... ve ... dışında ayrıca Amasyalı İnşaat Taah. San ve Tic. Ltd. Şti ve ...'nın da müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzaladıkları, tüm davalıların müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla kefalet limiti ile temerrütlerinin hukuki sonuçlarından sorumlu oldukları, asıl borçlu En-Ev Enerji ve Ev Cihazları Elekt.

İletişim San. ve Tic. Ltd. Şti'ye kefalet limiti tutarında kredinin kullandırıldığı, kredi borcunun süresinde ödenmemiş olması nedeniyle alacaklı bankanın hesabı kat ederek davalılara kat ihtarnamesini gönderdiği, davalıların hesap kat ihtarnamesinin tebliğ edildiği 08.09.2010 tarihinden bir gün sonra 09.09.2010 tarihinde mütemerrit oldukları, kredi sözleşmesi uyarınca temerrüt faiz oranının yıllık %80 olup itirazın iptali davası olan asıl dava dosyasına ilişkin olarak talep konusu 954.914,02 TL asıl alacak miktarı ile %80 temerrüt faizi oranı üzerinden 418.040,14 TL temerrüt faizi ve 20.902,01 TL faizin %5'i BSMV olmak üzere toplam 1.393.856,16 TL üzerinden takip yapılabileceği, takip tarihi olan 25.03.2011 tarihinden itibaren asıl alacak miktarı üzerinden %80 temerrüt faizi ve faizin %5'i oranında BSMV'nin talep edilebileceğinin bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı, davacı banka tarafından icra takibinin 25.03.2011 tarihinde başlatıldığı, takibe davalı borçlularca 04.05.2011 tarihinde itiraz edildiği, taraflar arasındaki protokolün ise 23.06.2011 tarihinde akdedildiği, yaptırılan bilirkişi incelemesi ile tespit edilen alacak miktarı, protokolün 1.

maddesi ile belirlenen borç miktarları itibariyle davalıların müteselsil kefil olarak borçlu bulundukları, her ne kadar 6098 sayılı Kanun'un 592 nci maddesi hükmü kefiller yönünden alacaklıya karşı davalılarca belirtildiği gibi şahsi def'i hakkı imkanı vermekte ise de, protokol hükümleri borcu ortadan kaldırıcı nitelikte hükümler içermemekte olup tam tersi satış aşamasına kadar davacı alacaklıya icra takiplerini devam ettirme hakkı, borçlular yönünden ise takiplere vaki itirazları geri çekme yükümlülükleri içerdiği, icra takibi ile yukarıda tespit edilen alacak tutarı, alacağın 500.000,00 TL'lik kısmı yönünden takip başlatıldığı gözetildiğinde, icra takip tarihinde davacının ileri sürdüğü alacağın sabit olduğu, yine takibe itiraz tarihinde itiraz eden davalı kefillerin itirazlarının haksız olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle davalı tarafın yerinde görülmeyen itirazlarının iptali ile takibin devamına ve alacak likit olmakla davalı tarafın itiraz tarihi itibariyle geçerli oran olan alacağın %40'ı oranında icra inkar tazminatı ile mahkumiyetine karar vermek gerektiği, birleşen menfi tespit davası yönünden ise, banka tarafından başlatılan İstanbul Anadolu 12.

İcra Müdürlüğünün 2011/5297 E. sayılı icra takip dosyası ile müteselsil kefiller ... ve arkadaşları aleyhine genel nakdi ve gayrinakdi kredi sözleşmesine dayalı olarak icra takibi ile 954.927,69 TL asıl alacak ile faiz ve diğer fer'ileri toplamı olarak toplam 1.476.970,34 TL alacağın 500.000,00 TL'lik kısmına ilişkin olarak takip yapılmış olduğu, birleşen dava olan menfi tespit davasının davacısı ..., asıl borçlu En-Ev Enerji ve Ev Cihazları Elekt. İletişim San. ve Tic. Ltd. Şti. ve diğer müteselsil kefiller ile banka arasında 23.06.2011 tarihinde protokol akdedildiği, bu protokol ile borcun 956.462,00 TL ana para ve 635.120,00 TL temerrüt faizi, 37.740,00 TL BSMV olmak üzere toplam 1.629.322,00 TL olarak tespit olunduğu, yine Amasyalı Yapı İnş.

Taah. San. Tic. Ltd. Şti.'nin borçlarının 427.446,00 TL ana para ve 280.446,00 TL temerrüt faizi ve 16.661,00 TL BSMV olmak üzere 724.553,00 TL, ...'nın borcunun 20.350,00 TL ana para, 2.036,00 TL temerrüt faizi ve 102,00 TL BSMV olmak üzere 22.488,00 TL, Amasyalı Yapı İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin ayrıca 10.355,00 TL gayrinakdi çek kredisinden kaynaklı olmak üzere verilen toplam borcun 31.03.2011 tarihi itibariyle ana para borcunun 1.508.714,00 TL olarak belirlenerek yapılandırılıp 25.01.2012 tarihinden itibaren taksitler halinde ödenmesinin kararlaştırıldığı, protokolün belirtilen bu 1. maddesi ile belirlenen borç miktarının protokolün 2. maddesinde belirlendiği üzere taraflarca ikrar edilmiş olduğu, protokolün 6/a maddesinde ''bankanın alacaklarının tahsilini teminen müşterek borçlu ve müteselsil kefiller ile diğer tüm sorumlular hakkında başlattığı/başlatacağı icra takiplerini ve takipler çerçevesinde hazırlanacak kıymet takdir raporlarını itiraz etmeyerek kesinleştirmeyi ve takiplerin satış aşamasına getirilmesini sağlamayı.., bankanın herhangi bir hak kaybına uğramaması için taşınır ve taşınmazların satışını talep etmek de dahil olmak üzere gerekli her türlü usuli tedbirlerin alınmasında yetkili olduğu..,'' ibarelerinin mevcut olduğu, bu hükümler değerlendirildiğinde, bankanın borç miktarının tahsili konusunda geniş yetkilere sahip olduğu ve borçların ödenmesi konusunda menkul ve gayrimenkul teminatların satışının da bu borç miktarının ödenmesine aracılık edeceğinin kararlaştırılmış olduğu, 6/c maddesinde bankanın takipleri satış aşamasına getirme noktasında yetkili olduğu, bu nedenlerle bankanın araçların satışını isteme ve gayrimenkule ilişkin rehinin paraya çevrilmesi suretiyle takibi taşınmazın satış aşamasına getirmesi işlemlerinde kefiller olan asıl dava davalıları ve bunlardan olan birleşen davanın davacısı ...

lehine kefalet borcundan kurtarıcı davacı bankaya atfı kabil bir eylem olarak görülemeyeceği, banka tarafından yapılan takip konusu alacak miktarının, tespit olunan alacak miktarından daha düşük miktarda olduğu, asıl dava davalıları ve birleşen davanın davacısı şirket ile ...'nın takip ve davaya konu edilen borç tutarından daha fazla borçlu olduğunun anlaşıldığı, açılmış olan menfi tespit davasının da haksız olduğu gerekçesiyle asıl davada davalılar ..., ... ve ... aleyhine açılan itirazın iptali davasının kabulü ile davalıların İstanbul Anadolu 2. İcra Müdürlüğünün 2011/5297 E. sayılı dosyasına yönelik itirazlarının 500.000,00 TL asıl alacak üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %80 oranında temerrüt faizi işletilmesine, işleyecek faizin %5 BSMV'sinin de takip dosyasında asıl alacak fer'isi olarak tahsiline, alacağın %40'ı oranında icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalılar, birleşen davada davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Asıl davada davalılar, birleşen davada davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle;

15. 12.2009 tarihinde 201371 referans numarasıyla 830.980,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi ile 23.06.2011 tarihli borçların yeniden yapılandırılması amacıyla borçların tasfiyesi hususunda protokol düzenlendiğini, Mahkemece her iki sözleşmenin yorumlanmasında hata yapıldığını, kat ihtarından sonra ödeme yapılmaması üzerine Kadıköy 2. İcra Müdürlüğünün 2011/5287 E. sayılı dosyasında takip başlatıldığını, takibe itirazdan sonra düzenlenen 23.06.2011 tarihli protokolle 1.508.714,00 TL olarak belirlenen borcun 24 ay taksitte ödeneceğinin ve protokolün 6. maddesiyle taahhütlere uyulduğu sürece takibin durdurulacağının kabul edildiğini, protokolle eski borcun yenilenerek eski borcun sona erdiğini, ancak 23.06.2011 tarihinde imza edilerek 14.07.2011 tarihinde yürürlüğe giren protokolün ertesi günü, 15.07.2011 tarihinde sahte olarak düzenlenen belge ile araçların satışı için takip başlatılarak protokolün bankaca ihlal edildiğini, sahte talimatla şirkete ait araçların satışına başlanarak şirketlerin mali olarak zayıflatıldığını, ayrıca protokolün ihlal edildiği gerekçesiyle Kadıköy 2.

İcra Müdürlüğünün 2011/5209 E. sayılı dosyasında protokolün kefili olan ...'ya ait taşınmazın ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla satış işlemlerine devam edildiğini, müvekkillerince sahte belge düzenlenerek takip başlatılması nedeniyle suç duyurusunda bulunulduğunu, İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/48 E. sayılı dosyasında, araç ve taşınmaz satışındaki usulsüzlüklerle ilgili olarak açılan davada alınan raporlarla, satış isteme yazısının sahte olarak düzenlendiğinin belirlendiğini, belge aslının ibraz edilmemesi nedeniyle inceleme yapılamadığını, bu nedenle sanıkların beraatine ilişkin verilen hükmün onandığını, beraat kararının hukuk mahkemesini bağlamayacağını, düzenlenen protokolle asıl borçlular ve kefillerin sorumluluk altına girdiklerini, borçlu veya kefilin protokol dışında alacaklıya verecekleri taahhüt veya belgelerin bir hüküm ifade etmemesine rağmen, bankaca protokolün yürürlüğe girdiği günün ertesinde, aslı sunulmayan bir belge ile şirkete ait araçların satışının talep edildiğini, tek taraflı olarak protokolün değiştirilemeyeceğini, bu hususun asıl ve birleşen davada ileri sürülmesine rağmen Mahkemece bu hususların gerekçeli kararda değerlendirilmediğini, 15.07.2011 tarihli belgenin sahte olduğunun dikkate alınmadan karar verilmesinin hatalı olduğunu, protokolün altıncı maddesi uyarınca feragat ve taahhütler alınarak bilirkişi raporlarını ve kıymet takdirine itiraz edilmemesi fırsat bilinerek protokolün kefili İsmail Amasyalı'ya ait taşınmazın gerçek değerinin çok altında usulsüz kıymet takdiri ve satış işlemleriyle satıldığını, yapılan işlemlere karşı icra müdürlüğü ve mahkeme nezdinde şikayette bulunulduğunu, yapılan işlemlerle ilgili açılan kamu davasının İstanbul 8.

Ağır Ceza Mahkemesi dosyasıyla birleştirildiğini, satışı yapılan taşınmazın tescilinin birleşen İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesindeki dosyada tedbiren önlendiğini, Mahkemece kısa kararın tefhim edilmesinden sonra henüz istinaf kanun yoluna başvurulmadan bankaca ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasının talep edildiğini, bu işlemden taşınmazın üçüncü kişiye satışının amaçlandığını, Mahkemece tedbirin devam ettiği hususunun bildirildiğini, bankanın kötü niyetli olduğunu, bankaca protokolün sahte belgeyle ihlal edilmesi nedeniyle müvekkili kefilin 6098 sayılı Kanun'un 592 nci maddesi hükmü gereği borcundan kurtulduğunu, protokolle önceki borcun ıskat edilerek yeni borç miktarı ve vadeleri konusunda tarafların anlaşmasına rağmen sahte belge ile takip başlatılmasının usulsüz olduğunu, aslı ibraz edilmeyen sahte belgenin yargılamanın hiç bir aşamasında dikkate alınamayacağını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, asıl davanın reddine, birleşen davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu uyuşmazlıkta esas sorunun, hangi tarafın protokole aykırı davrandığı ve özellikle araçların satışı ile kefile ait taşınmazın bankaca satışının talep edilmesine ilişkin banka işlemlerinin protokolün ihlali anlamına gelip gelmediği noktasında toplandığı, taraflar arasında protokol imzalandıktan sonra, henüz ödeme süresi başlamadan gönderilen faks ile mehil süresi içerisinde borçlu şirkete ait dört adet aracın satılmasının talep edildiği, borçluların tüm aşamalarda faksın kendilerince gönderilmediğini, banka çalışanlarınca sahte belge oluşturularak suç işlendiğini ileri sürerek cezai ve hukuki yönden şikayette bulundukları, ceza mahkemesince yapılan yargılamada olayın hukuki nitelikte olduğu belirlenerek dolandırıcılık suçunun oluşmadığı kabul edilerek beraat kararı verildiği, hukuk mahkemesinin, ceza mahkemesince verilen beraat kararıyla bağlı olnadığı, gerçek kişi davalılar tarafından 01.08.2012 tarihinde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığına ve Gebze Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğu, suç duyurusunun yanı sıra araçların satışına ilişkin takip ve ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip yönünden de borçluların icra işlemlerine yönelik şikayet başvurusunda bulundukları, davalıların, davacı bankanın protokol hükümlerini ihlal ettiğini, protokolün 6/c maddesi uyarınca bankanın davalılar hakkındaki takibi satış aşamasına kadar getirerek bırakacağı, davalıların protokoldeki yükümlülüklerine aykırı davranmadıkları sürece satış işlemini gerçekleştirmeyeceğinin taahhüt edildiğini belirttikleri, taraflar arasındaki protokolün 6/c maddesinde, davalıların protokolün 3.

maddesinde belirlenen vadelerle ödeme yapmaları hâlinde takiplerin satış aşamasına kadar getirileceği, ancak satışın talep edilmeyeceğinin düzenlendiği, taraflar arasında düzenlenen protokolün borcun yenilenmesine ilişkin bir protokol olmadığı ve genel kredi sözleşmesinin ayrılmaz bir parçası olması nedeniyle borçlu ve kefillerin genel kredi sözleşmesi kapsamındaki borç ve yükümlülüklerinin devam ettiği, protokol uyarınca davalıların 25.01.2012 tarihinde 15.559,00 TL ilk taksit ödemesini yapmaları gerektiği, ancak protokolden sonra 17.07.2011 tarihli faks ile borçlu En-Ev Şirketi'ne ait dört adet aracın satılmasının talep edildiği, borçluların anılan faksın sahte olarak oluşturulduğunu ileri sürerek şikayette bulundukları, ceza yargılamasında aslı bulunmayan faks belgesi üzerinde yapılan incelemede imzanın şirket yetkilisi eli ürünü olduğunun anlaşıldığı, Yargıtay (Kapatılan) 19.

Hukuk Dairesinin 11.02.2016 tarihli, 2015/12443 E. ve 2016/2191 K. sayılı ilamında davacı Yapı Kredi Bankası ile davalılar ..., ..., ... arasında benzer nitelikli genel kredi sözleşmesi ve protokole ilişkin uyuşmazlığın incelendiği ve davalıların benzer iddialarının kanun yolundan geçerek denetlendiği, kaldı ki taraflar arasında imzalanan protokol hükümlerine göre davacı bankanın, rehinli araçların paraya çevrilmesi konusunda takip başlatmasına engel bir hüküm bulunmadığı, yani davacı bankanın, sahte olduğu iddia edilen faks hiç olmasaydı bile taşınır rehninin paraya çevrilmesi yoluyla takipleri başlatabileceği, takipleri kesinleştirebileceği, satış aşamasına kadar -satış talep etmek dahil- icra işlemleri yapabileceği, ancak taksitlerin sürelerinde ödenmesi hâlinde satışı yaptırmayacağı, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, ilk taksit tarihi olan 25.01.2012 tarihinde birinci taksitin ödenmemesi üzerine taşınır rehininin paraya çevrilmesi yoluyla takip dosyasında araç satışının 02.02.2012 tarihinde yapılarak ilk taksitin kısmen tahsil edildiği, 34 DY 8239 plakalı aracın satış bedelinin ilk taksiti karşılamaması üzerine ikinci taksit tarihinden sonra 23.02.2012 tarihinde 34 HMA 27 plakalı aracın ihale edilerek elde edilen bedelle ilk taksitin kapatılarak ikinci taksitin ödendiği ve daha sonra üçüncü taksitin süresinde ödenmemesi üzerine, 25.03.2012 ve 25.04.2012 tarihinde diğer iki aracın satılarak ilk dört taksite mahsup edildiği, dördüncü taksitten 1.826,56 TL borç kaldığı, davalılar ilk taksiti ödedikleri, ödemek istedikleri veya tevdi mahalli tayinine ilişkin bir iddia ileri sürmediğinden yukarıda belirtilen Yargıtayca onanan dosya kapsamındaki gerekçeler de birlikte dikkate alındığında davacı bankanın bir kusurunun bulunmadığının anlaşıldığı, bankaca ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takipte, protokol gereğince ilk taksitin ödenmesi gereken tarihten sonra 06.02.2012 tarihinde satış istendiği, satış avansı yatırılmaması hâlinde satışın düşeceği açık olup taraflar arasındaki protokolde de bankanın satış dışında her türlü takip işlemini yapabileceğinin kabul edildiği, satış avansı yatırılan ipotek konusu emtianın dördüncü taksitten çok sonra satılarak paraya çevrildiği, protokol hükümlerine göre satışın talep edilmesinin protokolün ihlali olarak değerlendirilemeyeceği, protokolün 8.

maddesinde borçluların protokole göre ödeme yapmamaları veya protokol hükümlerini ihlal etmesi hâlinde bankaca herhangi bir ihtara gerek olmaksızın protokoldeki önceki aşamaya dönülerek takibin devam edebileceği düzenlenmiş olup bu durumda protokolün borçlularca ödeme yapılmayarak ihlal edilmesi nedeniyle bankanın protokol öncesi takibi esas alarak itirazın iptali davası açmasında hukuki yararı bulunduğu, bankanın 6098 sayılı Kanun'un 592 nci maddesi anlamında yükümlülüklerini yerine getirmediği veya ağır kusuruyla rehin veya diğer güvenceleri elinden çıkardığından söz edilemeyeceğinden kefilin borçtan kurtulduğuna ilişkin istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği, istinaf başvurusu sonrası gönderilen belgelerle, icra müdürü, davacı vekili ve tedbirle ilgili değerlendirme yapan hakim hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ve bir kısım kişiler hakkında icra işlemlerindeki usulsüzlük nedeniyle kamu davası açıldığı ileri sürülmüş ise de, takip hukukuna ilişkin iddia edilen usulsüzlüklerin borcun miktarı ve esasına etkisinin bulunmadığı, takip hukuku nedeniyle veya usulsüz satış nedeniyle borçluların zarara uğraması hâlinde ilgililerden tazminat talep etme haklarının bulunduğu, bu sebeple yerinde görülmeyen istinaf başvurularının reddi gerektiği, birleşen dava yönünden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde, asıl davaya ilişkin davada kurulan hükme yönelik davalılarca yapılan istinaf başvuru nedenlerine ilişkin yapılan değerlendirmeye göre bankanın alacağının ödenmediği, protokolün bankaca ihlal edilmediği, kefilin sorumluluktan kurtulmasına ilişkin bir nedenin kanıtlanmadığı anlaşılmakla birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verildiği gerekçesiyle asıl davada davalılar, birleşen davada davacılar vekilinin asıl ve birleşen davalara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl davada davalılar, birleşen davada davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Asıl davada davalılar, birleşen davada davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı kefiller ile davacı banka arasında borçların tasfiyesi amacıyla imzalanan protokol içeriğinin davacı banka tarafından ihlal edilmesi ve sözleşmeye uyulmaması sebebiyle kefil konumundaki müvekkillerinin borçtan kurtulduğunun açık olduğunu, 23.06.2011 tarihli sözleşmenin alacağın tasfiyesine ilişkin olduğunun ve sözleşmenin taraflar arasındaki kredi sözleşmelerinin eki niteliğinde bulunduğunun protokoldeki ödemelerin yapılması suretiyle tasfiyenin gerçekleşeceğinin anlaşıldığını, protokol hükümlerine aykırı davranan davacı bankanın davalı kefillerin süren icra takiplerinde yasal hak ve itirazlarını kullanmalarına da engel olarak satışları gerçekleştirdiğini, alacaklı bankanın borç muaccel olmadan takip yapmayacağını kabul eden ipotek sahibi kefil ...'nın, 06.04.2011 tarihli bilirkişi raporu için Gebze İcra Hukuk Mahkemesine yaptığı itirazı geri çekmek durumunda kaldığını, bankanın ihtiyati tedbirin kalkmasına yönelik hukuka aykırı olarak taleplerde bulunmasının dahi yargılama sürecinin başından beri kötü niyetle hareket ettiğinin göstergesi olduğunu, sahte belge düzenlenerek borç muaccel olmadan, şirket menkullerini ve kefilin gayrimenkulünü satan banka hakkında İstanbul Anadolu 5.

Asliye Ticaret Mahkemesinde 2014/1744 E. numarası ile menfi tespit davası açıldığını, ayrıca faks, fotokopi yoluyla tanzim edilen belge ve bu belgeyle işlem yapan alacaklı banka ile alakalı İstanbul 8. Ağır Ceza Mahkemesinde de 2014/48 E. numarası ile dava açıldığını, Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 2013/17769 E. Sayılı ilamının beyanlarını tevsik eder nitelikte olduğunu, davacı banka ile ... arasında imzalandığı iddia edilen rehinli araçların satımına ilişkin 15.07.2011 tarihli, faks ve fotokopi yoluyla tanzim edilmiş belgenin sahte olduğunun açık olduğunu, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu (6100 sayılı Kanun) gereğince faks ve fotokopi yolu ile tanzim edilmiş bir belgenin aslının dosyaya ibraz edilmesinin zorunlu olduğunu, bu belgenin delil başlangıcı olarak değerlendirilmesinin kabul edilemez olduğunu, bu belgede sadece bir davalının imzasının bulunmasının belgenin sahte olduğunu gösterdiğini, bu dava aşamasında davacı avukatları ve icra müdürü hakkında şikayette bulunulduğunu, icra müdürü hakkında ceza davası açıldığını, avukatlarla ilgili dosyanın T.C.

Adalet Bakanlığı'na gönderildiğini, ayrıca İlk Derece Mahkemesi eski hakimi hakkında soruşturmada HSK tarafından olur verildiğini, bu hususların da temyiz incelemesinde dikkate alınması gerektiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Asıl dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan banka alacağının tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın iptali, birleşen dava, borçlu şirket ve kefilin bankanın protokole aykırı davranışları nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup asıl davada davalılar, birleşen davada davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekalet ücretinin asıl davada davalı birleşen davada davacılardan alınarak asıl davada davacı birleşen davada davalı ... Bankasına A.Ş'ye verilmesine,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

19.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/964237000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.