İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3789 E. 2023/5929 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
borç tasfiye protokolü↗ taksitli ticari kredi↗ gayrinakdi kredi↗ ilamsız takip↗ ödeme planı↗ yapılandırma protokolü↗ denetime elverişli rapor↗ imzaya itiraz↗ gecikme faizi↗ ağır kusur↗ ticari kredi↗ müşterek borçlu müteselsil kefil↗ bsmv↗ cari hesap↗ rehin↗ vekâlet ücreti↗ müteselsil kefil↗ muacceliyet↗ denetime elverişlilik↗ icra takibine itiraz↗ kefalet↗ genel kredi sözleşmesi↗ ihtiyati haciz↗ işlemiş faiz↗ vade↗ kefil↗ protokol↗ ihbar↗ temerrüt faizi↗ ihtar↗ esastan ret↗ haciz↗ ek tasfiye↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗ taahhütname↗ ihtarname↗ asıl alacak↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ dosya masrafı↗ kusur↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ temerrüt↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 17.10.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile borçlu Amasyalı Yapı İnşaat Taahhüt San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında kredi kullandırıldığını, borçlular En-Ev Enerji ve Ev Cihazları Elektronik İlet. San. Tic. Ltd. Şti., ..., ..., ...'nın anılan sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladıklarını, kredi borcunun süresinde ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini, ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine borçlular hakkında 350.000,00 TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, kefillerin kefaletteki imzalarına itirazda bulunmaması nedeniyle borçtan sorumlu olduklarını ileri sürerek, itirazların iptali ile takibin devamına ve alacağın %40'ından az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen protokole aykırı işlemler yapıldığını, 23.06.2011 tarihli itibariyle borçların yeniden yapılandırılması amacıyla borç tasfiye protokolü imzalandığını, protokol uyarınca ilk taksit ödemesinin 25.01.2012 tarihinde yapılacak olmasına rağmen, bankanın protokolü hiçe sayarak 25.01.2012 tarihli ilk taksit ödemesini beklemeden 18.10.2011 tarihinde davalılara ait dört aracın satışı için taşınır rehininin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, çeşitli icra müdürlükleri aracılığıyla dört adet aracın satışının gerçekleştirildiğini, bankanın satış işlemleriyle yetinmeyerek protokolün kefili olan ...'ya ait Darıca ilçesindeki taşınmazın satışı için de satış avansı yatırdığını, oysa müvekkilinin protokole güvenerek ihbara gerek kalmadan taşınmazın değer tespitine yaptığı itirazı geri çektiğini, müvekkillerinin bankaca protokole uyulması halinde, icra takiplerine konu nakit borçların ödeme planına uygun olarak ödemeyi kabul ettiklerini, protokolle belirlenen vadelerde ödeme yapılması halinde protokole konu takiplerin olduğu şekilde bırakılacağı ve satış işlemleri yapılamayacağının belirtilmesine karşın, bankaca ilk taksit tarihinin beklenmeksizin müvekkili şirkete ait araçların satışını gerçekleştirdiğini, bankanın bu eylemi ile protokole uymayarak protokolü tek taraflı olarak feshettiğini, oysa protokolün bankaca tek yanlı olarak feshedilemeyeceğini, bankanın protokolü ihlal etmesine rağmen müvekkillerinin itirazlarını da geri aldığı dikkate alınarak müvekkilleri aleyhine takip işlemlerine devam ettiğini, müvekkillerinin protokol hükümleriyle belirlenen vadelere göre ödeme yapmasına rağmen bankaca protokole aykırı şekilde takibe devam edildiğini, protokol hükümlerine aykırı şekilde takip başlatılarak devam ettirilmesi nedeniyle kefillerin borcunun, alacaklının ağır kusuru nedeniyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) 592 inci maddesi gereğince sona erdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka ile asıl borçlu davalı ... Yapı İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında 15.12.2009 tarihinde 366.500,00 TL tutarlı Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi akdedildiği, sözleşmede En-Ev Enerji ve Ev Cihazları Elek. İlet. San. Tic. Ltd. Şti., ..., ... ve ...'nın 366.500,00 TL tutarına kadar müşterek ve müteselsil kefiller sıfatıyla imzasının bulunduğu, önceki sözleşmenin 27.11.2008 tarihli 500.000,00 TL limitli olduğu, bu sözleşme ile limitin arttırılarak toplam 866.500,00 TL'ye çıkarıldığı, bankanın borçlu cari hesap şeklinde çalıştırılan kredilere uygulanan en yüksek cari faiz oranının 2 katı oranında gecikme faizi uygulayacağı hususunun sözleşmede yer aldığı, sözleşmeye istinaden kullandırılan taksitli ticari kredinin devre faizlerinin ödenmemesi üzerine davacı banka tarafından davalılara ihtarname keşide edildiği, ihtarnamenin davalılara 08.09.2010 tarihinde tebliğ ediliği, davalıların 10.09.2010 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü ve böylece hesabın kat edildiği, taraflar arasında 14.07.2011 tarihinde dava konusu kredi ile davalı En-Ev ... Ltd. Şti. Firmasının ve ...'nın asıl borçlusu olduğu krediler için protokol yapıldığı, icra takibine itiraz edildikten sonra icra dairesi dışında yapılan protokolün takibe konu alacağın varlığı, tutarı ve muacceliyetini etkilemeyeceği, protokole konu 1. 2. ve 3. taksitlerin zamanında ödenmediği ve araç satışları ile karşılandığı, 24.07.2020 tarihli bilirkişi raporunda yapılan ve denetime elverişli raporda davacı bankanın alacağının takip tarihi itibariyle 425.192,83 TL asıl alacak,185.195,10 TL işlemiş faiz, 9.259,75 TL BSMV, 3.588,99 TL masraf ve 200,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 623.436,67 TL olarak tespit edildiği, davalı kefiller ..., ... ve ...'nın işbu borcun tamamından, davalı En-Ev Enerji ... Ltd. Şti.'nin ise 542.062,93 TL'lik kısmından sorumlu olduğu, talep edilen %80 temerrüt faizi oranının sözleşme hükümleri ve yasal düzenlemelere uygun olduğu, ancak davacı tarafça icra takibi ile şimdilik 350.000,00 TL asıl alacağın tahsilinin talep edildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin yanılgılı değerlendirmesinin iki ayrı sözleşmenin hatalı yorumlanmasından ileri geldiğini, taraflar arasında 15.12.2009 tarihinde 201371 referans numaralı 830.980,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi ile 23.06.2011 tarihli borçların yapılandırılması amacıyla protokol imzalandığını, ödeme yapılmaması üzerine borçlular hakkında Kadıköy 2. İcra Müdürlüğünün 2011/5296 E. sayılı dosyasından 350.000 TL, 2011/5287 Esas sayılı dosyasında ise 500.000,00 TL olmak üzere iki ayrı ilamsız takip başlatıldığını, itiraz üzerine takibin durduğunu ve tarafların bir araya gelerek düzenlenen protokol ile ilk altı ay ödemesiz, 25.01.2012 - 25.02.2014 tarihleri arasında aylık taksitler halinde toplam 1.508.714,00 TL'nin 24 ay taksitle ödenmek üzere tüm borçların birleştirilerek yapılandırıldığını, protokolle İstanbul İcra Müdürlüklerinin yetkisi kabul edildiğinden, protokol öncesi Kadıköy icra müdürlüğünden başlatılan takibe devam edilemeyeceğini, mahkemece protokol hükümlerinin değerlendirilmeden ve yasak olmasına rağmen bilirkişilerden alınan hukuki görüşlerle karar verildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan banka alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 inci maddesi uyarınca iptali ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı Kanun 67 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4221 E. 2013/11057 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ek prim
Benzer bu kararda… ara göre, davacının 10.09.2007 tarihli talimatı ile poliçenin 08.10.2007 tarihinde iptal edildiği, iptal edilen poliçeye dayanarak tazminat talep edilemeyeceği, ilk «prim» dışında davalıya ödeme yapılmadığı, davacının prim taksitlerinin neden tahsil edilmediğini araştırması gerektiği gerekçesiyle davanın reddine dair tesis edilen kar …
-
İtirazın iptali | Menfi tespit | Borçlu olmadığının tespiti | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3491 E. 2023/6028 K.
Ortak:gayrinakdi kredi · müşterek borçlu müteselsil kefil · rehin · müteselsil kefil · muacceliyet · kefalet · genel kredi sözleşmesi · kefil
İncelediğiniz karardaŞti., ..., ..., ...'nın anılan sözleşmeyi müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» olarak imzaladıklarını, kredi borcunun süresinde ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini, «ihtara» rağmen borcun ödenmemesi üzerine borçlular hakkında 350.000,00 TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, kefillerin «kefaletteki» «imzalarına itirazda» bulunmaması nedeniyle borçtan sorumlu olduklarını ileri sürerek, itirazların iptali ile takibin devamına ve alacağın %40'ından az olmamak üzere «icra inkar tazminatının» davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen «protokole» aykırı işlemler yapıldığını, 23.06.2011 tarihli itibariyle borçların yeniden yapılandırılması amacıyla «borç tasfiye protokolü» imzalandığını, protokol uyarınca ilk taksit ödemesinin 25.01.2012 tarihinde yapılacak olmasına rağmen, bankanın protokolü hiçe sayarak 25.01.2012 tarihli ilk taksit ödemesini beklemeden 18.10.2011 tarihinde davalılara ait dört aracın satışı için taşınır «rehininin» paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, çeşitli icra müdürlükleri aracılığıyla dört adet aracın satışının gerçekleştirildiğini, bankanın satış işlemleriyle yetinmeyerek protokolün «kefili» olan ...'ya ait Darıca ilçesindeki taşınmazın satışı için de satış avansı yatırdığını, oysa müvekkilinin protokole güvenerek «ihbara» gerek kalmadan taşınmazın değer tespitine yaptığı itirazı geri çektiğini, müvekkillerinin bankaca protokole uyulması halinde, icra takiplerine konu nakit borçların «ödeme planına» uygun olarak ödemeyi kabul ettiklerini, protokolle belirlenen «vadelerde» ödeme yapılması halinde protokole konu takiplerin olduğu şekilde bırakılacağı ve satış işlemleri yapılamayacağının belirtilmesine karşın, bankaca ilk taksit tarihinin beklenmeksizin müvekkili şirkete ait araçların satışını gerçekleştirdiğini, bankanın bu eylemi ile protokole uymayarak protokolü tek taraflı olarak feshettiğini, oysa protokolün bankaca tek yanlı olarak feshedilemeyeceğini, bankanın protokolü ihlal etmesine rağmen müvekkillerinin itirazlarını da geri aldığı dikkate alınarak müvekkilleri aleyhine takip işlemlerine devam ettiğini, müvekkillerinin protokol hükümleriyle belirlenen vadelere göre ödeme yapmasına rağmen bankaca protokole aykırı şekilde takibe devam edildiğini, protokol hükümlerine aykırı şekilde takip başlatılarak devam ettirilmesi nedeniyle kefillerin borcunun, alacaklının «ağır kusuru» nedeniyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) 592 inci maddesi gereğince sona erdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
Şti., ..., ... ve ...'nın 366.500,00 TL tutarına kadar müşterek ve «müteselsil kefiller» sıfatıyla imzasının bulunduğu, önceki sözleşmenin 27.11.2008 tarihli 500.000,00 TL limitli olduğu, bu sözleşme ile limitin arttırılarak toplam 866.500,00 TL'ye çıkarıldığı, bankanın borçlu «cari hesap» şeklinde çalıştırılan kredilere uygulanan en yüksek cari faiz oranının 2 katı oranında «gecikme faizi» uygulayacağı hususunun sözleşmede yer aldığı, sözleşmeye istinaden kullandırılan «taksitli ticari kredinin» devre faizlerinin ödenmemesi üzerine davacı banka tarafından davalılara «ihtarname» keşide edildiği, ihtarnamenin davalılara 08.09.2010 tarihinde tebliğ ediliği, davalıların 10.09.2010 tarihi itibariyle «temerrüde» düştüğü ve böylece hesabın kat edildiği, taraflar arasında 14.07.2011 tarihinde dava konusu kredi ile davalı En-Ev ...
Benzer bu karardaŞti. arasında 11.04.2006 tarihinde genel nakdi ve «gayrinakdi kredi sözleşmesi» akdedildiği, sözleşmeyi ... ve ...'nın müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» olarak imzaladıkları, daha sonra sözleşmenin önceki limit tutarı olan 1.000.000,00 TL'nin 15.12.2009 tarihli «limit artırım sözleşmesi» ile 830.980,00 TL artırılarak toplam limitin 1.830.980,00 TL'ye çıkartıldığı, artırım sözleşmesini «müşterek borçlu müteselsil kefiller» ... ve ... dışında ayrıca Amasyalı İnşaat Taah.
Şti ve ...'nın da «müşterek borçlu müteselsil kefil» sıfatıyla imzaladıkları, tüm davalıların müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla «kefalet limiti» ile «temerrütlerinin» hukuki sonuçlarından sorumlu oldukları, asıl borçlu En-Ev Enerji ve Ev Cihazları Elekt.
Şti'ye «kefalet limiti» tutarında kredinin kullandırıldığı, kredi borcunun süresinde ödenmemiş olması nedeniyle alacaklı bankanın hesabı kat ederek davalılara «kat ihtarnamesini» gönderdiği, davalıların «hesap kat ihtarnamesinin» tebliğ edildiği 08.09.2010 tarihinden bir gün sonra 09.09.2010 tarihinde mütemerrit oldukları, «kredi sözleşmesi» uyarınca «temerrüt faiz» oranının yıllık %80 olup «itirazın iptali davası» olan asıl dava dosyasına ilişkin olarak talep konusu 954.914,02 TL «asıl alacak» miktarı ile %80 temerrüt faizi oranı üzerinden 418.040,14 TL temerrüt faizi ve 20.902,01 TL faizin %5'i BSMV olmak üzere toplam 1.393.856,16 TL üzerinden takip yapılabileceği, takip tarihi olan 25.03.2011 tarihinden itibaren asıl alacak miktarı üzerinden %80 temerrüt faizi ve faizin %5'i oranında BSMV'nin talep edilebileceğinin bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı, davacı banka tarafından icra takibinin 25.03.2011 tarihinde başlatıldığı, takibe davalı borçlularca 04.05.2011 tarihinde itiraz edildiği, taraflar arasındaki «protokolün» ise 23.06.2011 tarihinde akdedildiği, yaptırılan «bilirkişi incelemesi» ile tespit edilen alacak miktarı, protokolün 1. maddesi ile belirlenen borç miktarları itibariyle davalıların «müteselsil kefil» olarak borçlu bulundukları, her ne kadar 6098 sayılı Kanun'un 592 nci maddesi hükmü kefiller yönünden alacaklıya karşı davalılarca belirtildiği gibi «şahsi def»'i hakkı imkanı vermekte ise de, protokol hükümleri borcu ortadan kaldırıcı nitelikte hükümler içermemekte olup tam tersi satış aşamasına kadar davacı alacaklıya icra takiplerini devam ettirme hakkı, borçlular yönünden ise takiplere vaki itirazları geri çekme yükümlülükleri içerdiği, icra takibi ile yukarıda tespit edilen alacak tutarı, alacağın 500.000,00 TL'lik kısmı yönünden takip başlatıldığı gözetildiğinde, icra takip tarihinde davacının ileri sürdüğü alacağın sabit olduğu, yine takibe itiraz tarihinde itiraz eden davalı kefillerin itirazlarının haksız olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle davalı tarafın yerinde görülmeyen itirazlarının iptali ile takibin devamına ve alacak likit olmakla davalı tarafın itiraz tarihi itibariyle geçerli oran olan alacağın %40'ı oranında «icra inkar tazminatı» ile mahkumiyetine karar vermek gerektiği, birleşen «menfi tespit davası» yönünden ise, banka tarafından başlatılan İstanbul Anadolu 12.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limit artırım sözleşmesi · taşınır rehninin paraya çevrilmesi · borcun yenilenmesi · kıymet takdiri · taşınır rehni · ıskat · tevdi mahalli tayini · şahsi def'i
Benzer bu karardaHukuk Dairesinin 11.02.2016 tarihli, 2015/12443 E. ve 2016/2191 K. sayılı ilamında davacı Yapı Kredi Bankası ile davalılar ..., ..., ... arasında benzer nitelikli «genel kredi sözleşmesi» ve «protokole» ilişkin uyuşmazlığın incelendiği ve davalıların benzer iddialarının kanun yolundan geçerek denetlendiği, kaldı ki taraflar arasında imzalanan protokol hükümlerine göre davacı bankanın, rehinli araçların paraya çevrilmesi konusunda takip başlatmasına engel bir hüküm bulunmadığı, yani davacı bankanın, sahte olduğu iddia edilen faks hiç olmasaydı bile «taşınır rehninin paraya çevrilmesi» yoluyla takipleri başlatabileceği, takipleri kesinleştirebileceği, satış aşamasına kadar -satış talep etmek «dahil»- icra işlemleri yapabileceği, ancak taksitlerin sürelerinde ödenmesi hâlinde satışı yaptırmayacağı, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda, ilk taksit tarihi olan 25.01.2012 tarihinde birinci taksitin ödenmemesi üzerine taşınır «rehininin» paraya çevrilmesi yoluyla takip dosyasında araç satışının 02.02.2012 tarihinde yapılarak ilk taksitin kısmen tahsil edildiği, 34 DY 8239 plakalı aracın satış bedelinin ilk taksiti karşılamaması üzerine ikinci taksit tarihinden sonra 23.02.2012 tarihinde 34 HMA 27 plakalı aracın ihale edilerek elde edilen bedelle ilk taksitin kapatılarak ikinci taksitin ödendiği ve daha sonra üçüncü taksitin süresinde ödenmemesi üzerine, 25.03.2012 ve 25.04.2012 tarihinde diğer iki aracın satılarak ilk dört taksite «mahsup» edildiği, dördüncü taksitten 1.826,56 TL borç kaldığı, davalılar ilk taksiti ödedikleri, ödemek istedikleri veya «tevdi mahalli tayinine» ilişkin bir iddia ileri sürmediğinden yukarıda belirtilen Yargıtayca onanan dosya kapsamındaki gerekçeler de birlikte dikkate alındığında davacı bankanın bir kusurunun bulunmadığının anlaşıldığı, bankaca «ipoteğin paraya çevrilmesi» yoluyla takipte, protokol gereğince ilk taksitin ödenmesi gereken tarihten sonra 06.02.2012 tarihinde satış istendiği, satış avansı yatırılmaması hâlinde satışın düşeceği açık olup taraflar arasındaki protokolde de bankanın satış dışında her türlü takip işlemini yapabileceğinin kabul edildiği, satış avansı yatırılan «ipotek» konusu emtianın dördüncü taksitten çok sonra satılarak paraya çevrildiği, protokol hükümlerine göre satışın talep edilmesinin protokolün ihlali olarak değerlendirilemeyeceği, protokolün 8. maddesinde borçluların protokole göre ödeme yapmamaları veya protokol hükümlerini ihlal etmesi hâlinde bankaca herhangi bir «ihtara» gerek olmaksızın protokoldeki önceki aşamaya dönülerek takibin devam edebileceği düzenlenmiş olup bu durumda protokolün borçlularca ödeme yapılmayarak ihlal edilmesi nedeniyle bankanın protokol öncesi takibi esas alarak «itirazın iptali davası» açmasında «hukuki yararı» bulunduğu, bankanın 6098 sayılı Kanun'un 592 nci maddesi anlamında yükümlülüklerini yerine getirmediği veya ağır kusuruyla rehin veya diğer güvenceleri elinden çıkardığından söz edilemeyeceğinden «kefilin» «borçtan kurtulduğuna» ilişkin istinaf nedenlerinin yerinde görülmediği, istinaf başvurusu sonrası gönderilen belgelerle, icra müdürü, davacı vekili ve tedbirle ilgili değerlendirme yapan hakim hakkında suç duyurusunda bulunulduğu ve bir kısım kişiler hakkında icra işlemlerindeki usulsüzlük nedeniyle kamu davası açıldığı ileri sürülmüş ise de, takip hukukuna ilişkin iddia edilen usulsüzlüklerin borcun miktarı ve esasına etkisinin bulunmadığı, takip hukuku nedeniyle veya usulsüz satış nedeniyle borçluların zarara uğraması hâlinde ilgililerden tazminat talep etme haklarının bulunduğu, bu sebeple yerinde görülmeyen «istinaf başvurularının reddi» gerektiği, birleşen dava yönünden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun incelenmesinde, asıl davaya ilişkin davada kurulan hükme yönelik davalılarca yapılan istinaf başvuru nedenlerine ilişkin yapılan değerlendirmeye göre bankanın alacağının ödenmediği, protokolün bankaca ihlal edilmediği, kefilin «sorumluluktan kurtulmasına» ilişkin bir nedenin kanıtlanmadığı anlaşılmakla birleşen davada davacılar vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verildiği gerekçesiyle asıl davada davalılar …
Şti. arasında 11.04.2006 tarihinde genel nakdi ve «gayrinakdi kredi sözleşmesi» akdedildiği, sözleşmeyi ... ve ...'nın müşterek borçlu ve «müteselsil kefil» olarak imzaladıkları, daha sonra sözleşmenin önceki limit tutarı olan 1.000.000,00 TL'nin 15.12.2009 tarihli «limit artırım sözleşmesi» ile 830.980,00 TL artırılarak toplam limitin 1.830.980,00 TL'ye çıkartıldığı, artırım sözleşmesini «müşterek borçlu müteselsil kefiller» ... ve ... dışında ayrıca Amasyalı İnşaat Taah.
Şti'ye «kefalet limiti» tutarında kredinin kullandırıldığı, kredi borcunun süresinde ödenmemiş olması nedeniyle alacaklı bankanın hesabı kat ederek davalılara «kat ihtarnamesini» gönderdiği, davalıların «hesap kat ihtarnamesinin» tebliğ edildiği 08.09.2010 tarihinden bir gün sonra 09.09.2010 tarihinde mütemerrit oldukları, «kredi sözleşmesi» uyarınca «temerrüt faiz» oranının yıllık %80 olup «itirazın iptali davası» olan asıl dava dosyasına ilişkin olarak talep konusu 954.914,02 TL «asıl alacak» miktarı ile %80 temerrüt faizi oranı üzerinden 418.040,14 TL temerrüt faizi ve 20.902,01 TL faizin %5'i BSMV olmak üzere toplam 1.393.856,16 TL üzerinden takip yapılabileceği, takip tarihi olan 25.03.2011 tarihinden itibaren asıl alacak miktarı üzerinden %80 temerrüt faizi ve faizin %5'i oranında BSMV'nin talep edilebileceğinin bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamından anlaşıldığı, davacı banka tarafından icra takibinin 25.03.2011 tarihinde başlatıldığı, takibe davalı borçlularca 04.05.2011 tarihinde itiraz edildiği, taraflar arasındaki «protokolün» ise 23.06.2011 tarihinde akdedildiği, yaptırılan «bilirkişi incelemesi» ile tespit edilen alacak miktarı, protokolün 1. maddesi ile belirlenen borç miktarları itibariyle davalıların «müteselsil kefil» olarak borçlu bulundukları, her ne kadar 6098 sayılı Kanun'un 592 nci maddesi hükmü kefiller yönünden alacaklıya karşı davalılarca belirtildiği gibi «şahsi def»'i hakkı imkanı vermekte ise de, protokol hükümleri borcu ortadan kaldırıcı nitelikte hükümler içermemekte olup tam tersi satış aşamasına kadar davacı alacaklıya icra takiplerini devam ettirme hakkı, borçlular yönünden ise takiplere vaki itirazları geri çekme yükümlülükleri içerdiği, icra takibi ile yukarıda tespit edilen alacak tutarı, alacağın 500.000,00 TL'lik kısmı yönünden takip başlatıldığı gözetildiğinde, icra takip tarihinde davacının ileri sürdüğü alacağın sabit olduğu, yine takibe itiraz tarihinde itiraz eden davalı kefillerin itirazlarının haksız olduğunun anlaşıldığı, bu nedenle davalı tarafın yerinde görülmeyen itirazlarının iptali ile takibin devamına ve alacak likit olmakla davalı tarafın itiraz tarihi itibariyle geçerli oran olan alacağın %40'ı oranında «icra inkar tazminatı» ile mahkumiyetine karar vermek gerektiği, birleşen «menfi tespit davası» yönünden ise, banka tarafından başlatılan İstanbul Anadolu 12.
Şti.'nin ayrıca 10.355,00 TL gayrinakdi «çek» kredisinden kaynaklı olmak üzere verilen toplam borcun 31.03.2011 tarihi itibariyle ana para borcunun 1.508.714,00 TL olarak belirlenerek yapılandırılıp 25.01.2012 tarihinden itibaren taksitler halinde ödenmesinin kararlaştırıldığı, «protokolün» belirtilen bu 1. maddesi ile belirlenen borç miktarının protokolün 2. maddesinde belirlendiği üzere taraflarca «ikrar» edilmiş olduğu, protokolün 6/a maddesinde ''bankanın alacaklarının tahsilini teminen müşterek borçlu ve «müteselsil kefiller» ile diğer tüm sorumlular hakkında başlattığı/başlatacağı icra takiplerini ve takipler çerçevesinde hazırlanacak «kıymet takdir» raporlarını itiraz etmeyerek kesinleştirmeyi ve takiplerin satış aşamasına getirilmesini sağlamayı.., bankanın herhangi bir hak «kaybına» uğramaması için taşınır ve taşınmazların satışını talep etmek de «dahil» olmak üzere gerekli her türlü usuli tedbirlerin alınmasında yetkili olduğu..,'' ibarelerinin mevcut olduğu, bu hükümler değerlendirildiğinde, bankanın borç miktarının tahsili konusunda geniş yetkilere sahip olduğu ve borçların ödenmesi konusunda menkul ve gayrimenkul «teminatların» satışının da bu borç miktarının ödenmesine aracılık edeceğinin kararlaştırılmış olduğu, 6/c maddesinde bankanın takipleri satış aşamasına getirme noktasında yetkili olduğu, bu nedenlerle bankanın araçların satışını isteme ve gayrimenkule ilişkin rehinin paraya çevrilmesi suretiyle takibi taşınmazın satış aşamasına getirmesi işlemlerinde kefiller olan asıl dava davalıları ve bunlardan olan birleşen davanın davacısı ... lehine «kefalet» borcundan kurtarıcı davacı bankaya atfı kabil bir eylem olarak görülemeyeceği, banka tarafından yapılan takip konusu alacak miktarının, tespit olunan alacak miktarından daha düşük miktarda olduğu, asıl dava davalıları ve birleşen davanın davacısı şirket ile ...'nın takip ve davaya konu edilen borç tutarından daha fazla borçlu olduğunun anlaşıldığı, açılmış olan «menfi tespit» davasının da haksız olduğu gerekçesiyle asıl davada davalılar ..., ... ve ... aleyhine açılan itirazın iptali davasının kabulü ile davalıların İstanbul Anadolu 2.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3789 E. , 2023/5929 K.
"İçtihat Metni"
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul Anadolu 2. Asliye Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 17.10.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalılar vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili banka ile borçlu Amasyalı Yapı İnşaat Taahhüt San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında kredi kullandırıldığını, borçlular En-Ev Enerji ve Ev Cihazları Elektronik İlet. San. Tic. Ltd. Şti., ..., ..., ...'nın anılan sözleşmeyi müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak imzaladıklarını, kredi borcunun süresinde ödenmemesi üzerine hesabın kat edildiğini, ihtara rağmen borcun ödenmemesi üzerine borçlular hakkında 350.000,00 TL alacağın tahsili amacıyla başlatılan takibe yönelik itirazın haksız olduğunu, kefillerin kefaletteki imzalarına itirazda bulunmaması nedeniyle borçtan sorumlu olduklarını ileri sürerek, itirazların iptali ile takibin devamına ve alacağın %40'ından az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen protokole aykırı işlemler yapıldığını, 23.06.2011 tarihli itibariyle borçların yeniden yapılandırılması amacıyla borç tasfiye protokolü imzalandığını, protokol uyarınca ilk taksit ödemesinin 25.01.2012 tarihinde yapılacak olmasına rağmen, bankanın protokolü hiçe sayarak 25.01.2012 tarihli ilk taksit ödemesini beklemeden 18.10.2011 tarihinde davalılara ait dört aracın satışı için taşınır rehininin paraya çevrilmesi yoluyla takip başlatıldığını, çeşitli icra müdürlükleri aracılığıyla dört adet aracın satışının gerçekleştirildiğini, bankanın satış işlemleriyle yetinmeyerek protokolün kefili olan ...'ya ait Darıca ilçesindeki taşınmazın satışı için de satış avansı yatırdığını, oysa müvekkilinin protokole güvenerek ihbara gerek kalmadan taşınmazın değer tespitine yaptığı itirazı geri çektiğini, müvekkillerinin bankaca protokole uyulması halinde, icra takiplerine konu nakit borçların ödeme planına uygun olarak ödemeyi kabul ettiklerini, protokolle belirlenen vadelerde ödeme yapılması halinde protokole konu takiplerin olduğu şekilde bırakılacağı ve satış işlemleri yapılamayacağının belirtilmesine karşın, bankaca ilk taksit tarihinin beklenmeksizin müvekkili şirkete ait araçların satışını gerçekleştirdiğini, bankanın bu eylemi ile protokole uymayarak protokolü tek taraflı olarak feshettiğini, oysa protokolün bankaca tek yanlı olarak feshedilemeyeceğini, bankanın protokolü ihlal etmesine rağmen müvekkillerinin itirazlarını da geri aldığı dikkate alınarak müvekkilleri aleyhine takip işlemlerine devam ettiğini, müvekkillerinin protokol hükümleriyle belirlenen vadelere göre ödeme yapmasına rağmen bankaca protokole aykırı şekilde takibe devam edildiğini, protokol hükümlerine aykırı şekilde takip başlatılarak devam ettirilmesi nedeniyle kefillerin borcunun, alacaklının ağır kusuru nedeniyle 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (6098 sayılı Kanun) 592 inci maddesi gereğince sona erdiğini savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı banka ile asıl borçlu davalı ... Yapı İnş. Taah. San. ve Tic. Ltd. Şti. arasında 15.12.2009 tarihinde 366.500,00 TL tutarlı Genel Nakdi ve Gayrinakdi Kredi Sözleşmesi akdedildiği, sözleşmede En-Ev Enerji ve Ev Cihazları Elek. İlet. San. Tic. Ltd. Şti., ..., ... ve ...'nın 366.500,00 TL tutarına kadar müşterek ve müteselsil kefiller sıfatıyla imzasının bulunduğu, önceki sözleşmenin 27.11.2008 tarihli 500.000,00 TL limitli olduğu, bu sözleşme ile limitin arttırılarak toplam 866.500,00 TL'ye çıkarıldığı, bankanın borçlu cari hesap şeklinde çalıştırılan kredilere uygulanan en yüksek cari faiz oranının 2 katı oranında gecikme faizi uygulayacağı hususunun sözleşmede yer aldığı, sözleşmeye istinaden kullandırılan taksitli ticari kredinin devre faizlerinin ödenmemesi üzerine davacı banka tarafından davalılara ihtarname keşide edildiği, ihtarnamenin davalılara 08.09.2010 tarihinde tebliğ ediliği, davalıların 10.09.2010 tarihi itibariyle temerrüde düştüğü ve böylece hesabın kat edildiği, taraflar arasında 14.07.2011 tarihinde dava konusu kredi ile davalı En-Ev ...
Ltd. Şti. Firmasının ve ...'nın asıl borçlusu olduğu krediler için protokol yapıldığı, icra takibine itiraz edildikten sonra icra dairesi dışında yapılan protokolün takibe konu alacağın varlığı, tutarı ve muacceliyetini etkilemeyeceği, protokole konu 1.
2. ve 3. taksitlerin zamanında ödenmediği ve araç satışları ile karşılandığı, 24.07.2020 tarihli bilirkişi raporunda yapılan ve denetime elverişli raporda davacı bankanın alacağının takip tarihi itibariyle 425.192,83 TL asıl alacak,185.195,10 TL işlemiş faiz, 9.259,75 TL BSMV, 3.588,99 TL masraf ve 200,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 623.436,67 TL olarak tespit edildiği, davalı kefiller ..., ... ve ...'nın işbu borcun tamamından, davalı En-Ev Enerji ... Ltd. Şti.'nin ise 542.062,93 TL'lik kısmından sorumlu olduğu, talep edilen %80 temerrüt faizi oranının sözleşme hükümleri ve yasal düzenlemelere uygun olduğu, ancak davacı tarafça icra takibi ile şimdilik 350.000,00 TL asıl alacağın tahsilinin talep edildiği gerekçesi ile davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemenin yanılgılı değerlendirmesinin iki ayrı sözleşmenin hatalı yorumlanmasından ileri geldiğini, taraflar arasında 15.12.2009 tarihinde 201371 referans numaralı 830.980,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi ile 23.06.2011 tarihli borçların yapılandırılması amacıyla protokol imzalandığını, ödeme yapılmaması üzerine borçlular hakkında Kadıköy 2. İcra Müdürlüğünün 2011/5296 E. sayılı dosyasından 350.000 TL, 2011/5287 Esas sayılı dosyasında ise 500.000,00 TL olmak üzere iki ayrı ilamsız takip başlatıldığını, itiraz üzerine takibin durduğunu ve tarafların bir araya gelerek düzenlenen protokol ile ilk altı ay ödemesiz, 25.01.2012 - 25.02.2014 tarihleri arasında aylık taksitler halinde toplam 1.508.714,00 TL'nin 24 ay taksitle ödenmek üzere tüm borçların birleştirilerek yapılandırıldığını, protokolle İstanbul İcra Müdürlüklerinin yetkisi kabul edildiğinden, protokol öncesi Kadıköy icra müdürlüğünden başlatılan takibe devam edilemeyeceğini, mahkemece protokol hükümlerinin değerlendirilmeden ve yasak olmasına rağmen bilirkişilerden alınan hukuki görüşlerle karar verildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan banka alacağının tahsili amacıyla başlatılan ilamsız takibe yönelik itirazın 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 67 inci maddesi uyarınca iptali ve icra inkar tazminatının tahsili istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.2004 sayılı Kanun 67 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Takdir olunan 17.100,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
17.10.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/981791600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz