6102TTK Türk Ticaret Kanunu

İtirazın iptali

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/973 E. 2023/4322 K. ·

BozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Ticari satım

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayıp ihbar süresi faturaya itiraz edilmemesi ayıplı teslim ihbar süresi açık hesap teslim tarihi faturaya itiraz ayıp ihbarı arabuluculuk sözleşmenin ihlali ihbar yükümlülüğü makul süre ayıp istinaf başvurusunun reddi icra inkâr tazminatı satım sözleşmesi icra takibine itiraz kötü niyet tazminatı kaldırma ve yeniden hüküm kötü niyet ihbar fatura taahhütname dosya masrafı ilk derece kararının kaldırılması dava sebebi eksik inceleme temsil teslim istinaf yoluna başvurulabilirlik e-defter

Atıf yapılan mevzuat: TMK · TBK — TBK 219 · HMK · TTK — TTK 23

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ :Sakarya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI :2019/109 E., 2020/252 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı şirketin 18.06.2012 tarihinden beri İsviçre (Suisse) yetkili temsilcisi olup taraflar arasında yapılan anlaşma uyarınca, davalının üretmekte olduğu karavanların satışı ve bununla ilgili olarak işbu ürünlerin reklamı, tanıtımı, fuarlara katılımı vb hususlarda müvekkili şirketin yetkilendirildiğini, söz konusu anlaşma uyarınca müvekkili şirkete gönderilen karavanların satılabilecek durumda olmaması, hasarlı olması, onarım gerektirmesi, belirlenen şartlara uymaması, geç gönderilmesi, nitelik ve kalitelerinin satışa uygun olmaması gibi bir çok konuda uyuşmazlık çıktığını, dava dilekçesinde belirtilen karavanların müvekkili şirkete ayıplı olarak gönderilmesi nedeniyle işbu ayıp ve hasarların giderilmesi hususunda müvekkili şirket tarafından yapılan masraflara ve maliyetlere ilişkin olarak ithalat, gümrük, KDV vergisi, taşıma, park yeri, sigorta giderlerini içeren 3 adet faturanın davalıya gönderildiğini, faturalara itiraz edilmediğini ancak ödeme de yapılmaması sebebi ile davalı hakkında başlatılan icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek Sakarya 2. İcra Müdürlüğünün 2018/4543 sayılı dosyasında yapılan itirazın iptaline ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirkete karavan satışının Ağustos 2012'de başladığını, aralarındaki ilişkinin açık hesap şeklinde işlediğini, 2013 yılında aralarında uyuşmazlık çıkmaya başladığını, 20.12.2013 itibarı ile davacıya kesilen fatura bedeli 110.000,00 euro olduğu halde 60.000,00 euro ödeme yapıldığını, takip konusu faturalar 2014 tarihli olup neye istinaden düzenlendiğinin belli olmadığını ve 4,5 yıl sonrasında takibe geçildiğini, taraflar arasındaki ilişkinin 2017 yılında dahi devam ediyor olması ve davacı tarafından sipariş verildiği dikkate alındığında bahsedilen faturalara ilişkin hususların daha önce kendilerine iletilmesi gerektiğini, davacı şirket vekilinin 2014 yılında Türkiye'de olduğu sırada 2012 yılında satılan ürünlerle ilgili eksilik olduğunu belirtmesi üzerine davacıya 6.000,00 euro değerinde yedek parça ya da değişmesi gereken ürünlerin verildiğini, davacının satın aldığı karavanlar için ilave masraf yapmadığını, faturaya itiraz edilmemiş olmasının fatura içeriği mal veya hizmetin gerçekleştirildiği anlamına gelmeyeceğini savunarak davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu karavanlar olmadığından bilirkişi marifeti ile incelenemediği gibi yapılan defter incelemesi ile de davalının alacaklı konumunda olduğu, ispat kurallarına göre davacının davasını kanıtlayamadığı, davacı tarafın bu takibi yapmakta kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eksik inceleme sonucu karar verildiğini, uzman görüşünün değerlendirilmediğini, gerekçenin dosya kapsamıyla ilgisiz olduğunu, taraflar arasında düzenlenen 19.02.2014 tarihli tutanak uyarınca sözleşme ihlalinin tespit edildiğini, yeniden bilirkişi raporu alınması talebi reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar açısından Viyana Sözleşmesi'nin bağlayıcı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yerel mahkemece verilen kararının gerekçesi yeterli değil ise de, davanın ispat edilememesi nedeniyle reddine karar verilmesinin netice itibariyle doğru olduğu, ancak somut olayda davacı tarafın 2012 yılından veri ticari ilişki halinde olduğu davalıdan satın alınan karavanların müvekkili şirkete ayıplı olarak gönderilmesi nedeniyle bu ayıp ve hasarların giderilmesi hususunda müvekkili şirket tarafından yapılan masraflara ve maliyetlere ilişkin 14007, 14008, 14009 numaralı 3 adet fatura bedelinin davalıdan tahsilini talep ettiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde, açıkça belli değilse teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya inceletmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğu, yine 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 219 uncu maddesi uyarınca, satıcının ayıptan genel olarak sorumlu olduğu, alıcının, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorunda olduğu, alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etemsi halinde satılanı kabul etmiş sayılacağı, ancak satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirmediği takdirde satılanı bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı, ayrıca İşviçre ve Türkiye'nin taraf olduğu 11.04.1980 tarihli Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi'nde de (Viyana Satım Sözleşmesi) malın ayıplı olması halinde uyulması gereken kurallara yer verildiğini, anılan sözleşme hükümleri uyarınca, alıcıya, koşulların elverdiği ölçüde en kısa sürede ihbar yükümlülüğü getirildiği, süresinde ihbarda bulunulmadığı takdirde ayıba dayanılarak talepte bulunma hakkının kaybedileceği, somut olaydaki teslim tarihi ve ihbar tarihi dikkate alındığında, makul ve en kısa süre içinde ihbarın yapılmış olduğunun kabulünden bahsedilemeyeceğini, somut olayda davalının davacı şirkete gönderdiği karavanların ayıplı olması nedeniyle, iddia olunan ayıp ve hasarların giderilmesi hususunda müvekkili şirket tarafından yapılan masraflara, maliyetlere, ve sair giderlere ilişkin olarak 2014 yılına ait 3 adet faturanın davalıya gönderildiği, davacı tarafından sözkonusu emtianın ayıplı olduğu ve kabul edilmediği yönünde yukarıda bahsi edilen mevzuat çerçevesinde davalıya yöneltilmiş ihbar niteliğinde bir irade açıklamasında bulunulmadığı, dava konusu emtiaların faturaların düzenlendiği 2014 yılı ve öncesinde teslim alındığı, makul sürede ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmemiş olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe yönünden kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, ancak bu hususunun yeniden yargılamayı gerektirmediği gerekçesiyle davanın ve davalını kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 2012 yılında karavanlar müvekkiline ulaştırılması akabinde derhal davalıya ayıp bildiriminde bulunulduğunu, davalı tarafın, müvekkiline ihbar yükümlülüğüne uyulmadığında dair bir itirazının olmadığını, davalı tarafça ileri sürülmediği halinde ayıp ihbarını süresinde olup olmadığının re'sen Mahkemece dikkate alınamayacağını, dosyaya sundukları uzman görüşünde de açıklandığı üzere davalı tarafından 2012 yılındaki eksikliklere ilişkin edim taahhüdünde bulunulmasıyla artık ihbar külfetinin yerine getirilmediğinden bahsedilemeyeceğini, davalı çalışanının hazırladığı raporda da, taraflar arasında düzenlenen anlaşma metninde de davaya konu karavanların ayıplı ve hasarlı olduğunun kabul edildiğini, müvekkili yabancı şirket tarafından dosyay sunulan delilleri incelenmeden eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, faturaya dayalı icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesi.

3.6098 sayılı Kanun'un 219 uncu maddesi.

4. 11.04.1980 tarihli Viyana Satım Sözleşmesi

5. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesi.

3. Değerlendirme

Dava, davacının yetkili satıcısı olduğu davalı şirket tarafından davacıya gönderilen karavanlar ayıplı olduğundan, yapılan masraflardan dolayı davalıya düzenlenen faturaların ödenmediğinden bahisle başlatılan icra takibinin iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, dava konusu karavanların incelenemediği, davacının ispat yükünü yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi ise, İlk Derece Mahkemesi kararının sonucu itibarı ile doğru olduğu ancak ret gerekçesinin, davacının ayıp bildirim sürelerine uymadığı olması gerektiğinden bahisle davacı istinaf başvurunu reddetmiştir.

Ancak, dosyada mevcut belgelere göre, davaya konu hasarlı karavanlar ile ilgili olarak, dava tarihinden önce başvurulan arabuluculuk sonucu düzenlenen 29.07.2019 tarihli tutanakta, davalının, ayıplı satımı kabul edip gereğini yerine getireceği belirtilmiştir. Bu durumda ayıp ihbar sürelerine davacının uymamış olması, davalının açık kabulü karşısında dikkate alınabilecek bir husus değildir. Mahkemece, bu tutanak kapsamında davalının karavanlarının ayıplı olduğunun kabulü ile davacının isteyebileceği tazminat tutarının belirlenmesi gerekirken bu konuda araştırma yapılmaksızın yazılı gerekçe ile davanın reddine ve davacı istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4016 E. 2021/3858 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3451 E. 2020/4771 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tbk 223

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3671 E. 2021/1915 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Yazılı delil ile ispat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7892 E. 2022/4561 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/973 E.  ,  2023/4322 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAYISI 09.12.2021

HÜKÜM

Yeniden hüküm tesisi ile davanın reddi

İLK DERECE MAHKEMESİ Sakarya 1. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI 2019/109 E., 2020/252 K.

Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalı şirketin 18.06.2012 tarihinden beri İsviçre (Suisse) yetkili temsilcisi olup taraflar arasında yapılan anlaşma uyarınca, davalının üretmekte olduğu karavanların satışı ve bununla ilgili olarak işbu ürünlerin reklamı, tanıtımı, fuarlara katılımı vb hususlarda müvekkili şirketin yetkilendirildiğini, söz konusu anlaşma uyarınca müvekkili şirkete gönderilen karavanların satılabilecek durumda olmaması, hasarlı olması, onarım gerektirmesi, belirlenen şartlara uymaması, geç gönderilmesi, nitelik ve kalitelerinin satışa uygun olmaması gibi bir çok konuda uyuşmazlık çıktığını, dava dilekçesinde belirtilen karavanların müvekkili şirkete ayıplı olarak gönderilmesi nedeniyle işbu ayıp ve hasarların giderilmesi hususunda müvekkili şirket tarafından yapılan masraflara ve maliyetlere ilişkin olarak ithalat, gümrük, KDV vergisi, taşıma, park yeri, sigorta giderlerini içeren 3 adet faturanın davalıya gönderildiğini, faturalara itiraz edilmediğini ancak ödeme de yapılmaması sebebi ile davalı hakkında başlatılan icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek Sakarya 2.

İcra Müdürlüğünün 2018/4543 sayılı dosyasında yapılan itirazın iptaline ve icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı şirkete karavan satışının Ağustos 2012'de başladığını, aralarındaki ilişkinin açık hesap şeklinde işlediğini, 2013 yılında aralarında uyuşmazlık çıkmaya başladığını, 20.12.2013 itibarı ile davacıya kesilen fatura bedeli 110.000,00 euro olduğu halde 60.000,00 euro ödeme yapıldığını, takip konusu faturalar 2014 tarihli olup neye istinaden düzenlendiğinin belli olmadığını ve 4,5 yıl sonrasında takibe geçildiğini, taraflar arasındaki ilişkinin 2017 yılında dahi devam ediyor olması ve davacı tarafından sipariş verildiği dikkate alındığında bahsedilen faturalara ilişkin hususların daha önce kendilerine iletilmesi gerektiğini, davacı şirket vekilinin 2014 yılında Türkiye'de olduğu sırada 2012 yılında satılan ürünlerle ilgili eksilik olduğunu belirtmesi üzerine davacıya 6.000,00 euro değerinde yedek parça ya da değişmesi gereken ürünlerin verildiğini, davacının satın aldığı karavanlar için ilave masraf yapmadığını, faturaya itiraz edilmemiş olmasının fatura içeriği mal veya hizmetin gerçekleştirildiği anlamına gelmeyeceğini savunarak davanın reddine ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu karavanlar olmadığından bilirkişi marifeti ile incelenemediği gibi yapılan defter incelemesi ile de davalının alacaklı konumunda olduğu, ispat kurallarına göre davacının davasını kanıtlayamadığı, davacı tarafın bu takibi yapmakta kötü niyetli olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın ve davalının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; eksik inceleme sonucu karar verildiğini, uzman görüşünün değerlendirilmediğini, gerekçenin dosya kapsamıyla ilgisiz olduğunu, taraflar arasında düzenlenen 19.02.2014 tarihli tutanak uyarınca sözleşme ihlalinin tespit edildiğini, yeniden bilirkişi raporu alınması talebi reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, taraflar açısından Viyana Sözleşmesi'nin bağlayıcı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yerel mahkemece verilen kararının gerekçesi yeterli değil ise de, davanın ispat edilememesi nedeniyle reddine karar verilmesinin netice itibariyle doğru olduğu, ancak somut olayda davacı tarafın 2012 yılından veri ticari ilişki halinde olduğu davalıdan satın alınan karavanların müvekkili şirkete ayıplı olarak gönderilmesi nedeniyle bu ayıp ve hasarların giderilmesi hususunda müvekkili şirket tarafından yapılan masraflara ve maliyetlere ilişkin 14007, 14008, 14009 numaralı 3 adet fatura bedelinin davalıdan tahsilini talep ettiği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 23 üncü maddesinin birinci fıkrasının (c) bendi uyarınca, malın ayıplı olduğu teslim sırasında açıkça belli ise alıcı iki gün içinde, açıkça belli değilse teslim aldıktan sonra sekiz gün içinde incelemek veya inceletmekle ve bu inceleme sonucunda malın ayıplı olduğu ortaya çıkarsa, bu süre içinde satıcıya ihbarla yükümlü olduğu, yine 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 219 uncu maddesi uyarınca, satıcının ayıptan genel olarak sorumlu olduğu, alıcının, devraldığı satılanın durumunu işlerin olağan akışına göre imkân bulunur bulunmaz gözden geçirmek ve satılanda satıcının sorumluluğunu gerektiren bir ayıp görürse, bunu uygun bir süre içinde ona bildirmek zorunda olduğu, alıcının gözden geçirmeyi ve bildirimde bulunmayı ihmal etemsi halinde satılanı kabul etmiş sayılacağı, ancak satılanda olağan bir gözden geçirmeyle ortaya çıkarılamayacak bir ayıp bulunması halinde bu hükmün uygulanmayacağı, bu tür bir ayıbın bulunduğu sonradan anlaşılırsa, hemen satıcıya bildirmediği takdirde satılanı bu ayıpla birlikte kabul edilmiş sayılacağı, ayrıca İşviçre ve Türkiye'nin taraf olduğu 11.04.1980 tarihli Milletlerarası Mal Satımına İlişkin Birleşmiş Milletler Sözleşmesi'nde de (Viyana Satım Sözleşmesi) malın ayıplı olması halinde uyulması gereken kurallara yer verildiğini, anılan sözleşme hükümleri uyarınca, alıcıya, koşulların elverdiği ölçüde en kısa sürede ihbar yükümlülüğü getirildiği, süresinde ihbarda bulunulmadığı takdirde ayıba dayanılarak talepte bulunma hakkının kaybedileceği, somut olaydaki teslim tarihi ve ihbar tarihi dikkate alındığında, makul ve en kısa süre içinde ihbarın yapılmış olduğunun kabulünden bahsedilemeyeceğini, somut olayda davalının davacı şirkete gönderdiği karavanların ayıplı olması nedeniyle, iddia olunan ayıp ve hasarların giderilmesi hususunda müvekkili şirket tarafından yapılan masraflara, maliyetlere, ve sair giderlere ilişkin olarak 2014 yılına ait 3 adet faturanın davalıya gönderildiği, davacı tarafından sözkonusu emtianın ayıplı olduğu ve kabul edilmediği yönünde yukarıda bahsi edilen mevzuat çerçevesinde davalıya yöneltilmiş ihbar niteliğinde bir irade açıklamasında bulunulmadığı, dava konusu emtiaların faturaların düzenlendiği 2014 yılı ve öncesinde teslim alındığı, makul sürede ihbar yükümlülüğünün yerine getirilmemiş olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun gerekçe yönünden kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, ancak bu hususunun yeniden yargılamayı gerektirmediği gerekçesiyle davanın ve davalını kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 2012 yılında karavanlar müvekkiline ulaştırılması akabinde derhal davalıya ayıp bildiriminde bulunulduğunu, davalı tarafın, müvekkiline ihbar yükümlülüğüne uyulmadığında dair bir itirazının olmadığını, davalı tarafça ileri sürülmediği halinde ayıp ihbarını süresinde olup olmadığının re'sen Mahkemece dikkate alınamayacağını, dosyaya sundukları uzman görüşünde de açıklandığı üzere davalı tarafından 2012 yılındaki eksikliklere ilişkin edim taahhüdünde bulunulmasıyla artık ihbar külfetinin yerine getirilmediğinden bahsedilemeyeceğini, davalı çalışanının hazırladığı raporda da, taraflar arasında düzenlenen anlaşma metninde de davaya konu karavanların ayıplı ve hasarlı olduğunun kabul edildiğini, müvekkili yabancı şirket tarafından dosyay sunulan delilleri incelenmeden eksik inceleme ile karar verildiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Dava, faturaya dayalı icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2.6102 sayılı Kanun'un 23 üncü maddesi.

3.6098 sayılı Kanun'un 219 uncu maddesi.

4.

11. 04.1980 tarihli Viyana Satım Sözleşmesi

5. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 2 nci maddesi.

3. Değerlendirme

Dava, davacının yetkili satıcısı olduğu davalı şirket tarafından davacıya gönderilen karavanlar ayıplı olduğundan, yapılan masraflardan dolayı davalıya düzenlenen faturaların ödenmediğinden bahisle başlatılan icra takibinin iptali istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince, dava konusu karavanların incelenemediği, davacının ispat yükünü yerine getirmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesi ise, İlk Derece Mahkemesi kararının sonucu itibarı ile doğru olduğu ancak ret gerekçesinin, davacının ayıp bildirim sürelerine uymadığı olması gerektiğinden bahisle davacı istinaf başvurunu reddetmiştir.

Ancak, dosyada mevcut belgelere göre, davaya konu hasarlı karavanlar ile ilgili olarak, dava tarihinden önce başvurulan arabuluculuk sonucu düzenlenen 29.07.2019 tarihli tutanakta, davalının, ayıplı satımı kabul edip gereğini yerine getireceği belirtilmiştir. Bu durumda ayıp ihbar sürelerine davacının uymamış olması, davalının açık kabulü karşısında dikkate alınabilecek bir husus değildir. Mahkemece, bu tutanak kapsamında davalının karavanlarının ayıplı olduğunun kabulü ile davacının isteyebileceği tazminat tutarının belirlenmesi gerekirken bu konuda araştırma yapılmaksızın yazılı gerekçe ile davanın reddine ve davacı istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle davacı yararına bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeple;

1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,

2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,

Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,

Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

10.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/956723500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.