Ortaklık ilişkisinin kuruluşunun tespiti | İstirdat | İstirdat | Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak | Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/143 E. 2023/3288 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
arabuluculuk dava şartı↗ arabuluculuk başvurusu↗ arabuluculuk↗ abonelik sözleşmesi↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ dava şartı yokluğu↗ tazminat davası↗ garantörlük↗ uyuşmazlık konusu↗ usulden reddi↗ ortaklık ilişkisi↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ dava sebebi↗ zamanaşımı↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava açılmadan öce Arabulucuya başvurulmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın arabuluculuğa tabi bir dava olmadığını bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz talebinde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında geçerli ortaklık ilişkisi kurulmadığından bahisle davalı şirkete verilen paranın iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı Kanun) 41 inci, 55 inci ve 60 ıncı maddeleri, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı Kanun) 321 inci ve 336 ncı maddeleri
2.7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un 20 nci maddesi
3. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4 üncü ve 5 inci maddeleri.
4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 110 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
Dava, geçerli bir ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince dava türü itibarıyla dava açılmadan önce arabulucuya müracaat edilmesinin dava şartı olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davanın 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 6102 sayılı Kanun'un 5 inci maddesine eklenen 5/A maddesinin yürürlüğe girmesinden sonra açıldığı uyuşmazlık konusu değildir. Bahse konu maddeye göre 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. Somut olayda 6100 sayılı Kanun'un 110 uncu maddesiyle düzenleme altına alınan davaların yığılması durumu söz konusu olup dava, davalıya ödenen paranın tahsili ve ortak olmadığının tespiti olmak üzere iki ayrı talep içermektedir. Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan tahsil davası arabuluculuğa tabi ise de geçerli ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespitine ilişkin dava, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan bir alacak ya da tazminat davası olmadığından arabuluculuğa tabi değildir. Bu durumda arabuluculuğa tabi olmayan bir dava ile birlikte açılan tahsil davası da arabuluculuk dava şartına tabi olmayacağından aksi yöndeki mahkeme gerekçesi isabetli görülmemiştir. Şu halde İlk Derece Mahkemesince davanın arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı gözetilerek işin esasına girilerek taraf iddia ve savunmaları değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bu nedenle kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/141 E. 2023/2953 K.
Ortak:arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · dava şartı yokluğu · tazminat davası · garantörlük · uyuşmazlık konusu · usulden reddi · ortaklık ilişkisi · dava şartı · hak düşürücü süre · zamanaşımı var · Ortaklık ilişkisinin kuruluşunun tespiti | İstirdat, İstirdat, Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak, Menfi tespit
İncelediğiniz karardaDeğerlendirme Dava, geçerli bir «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince dava türü itibarıyla dava açılmadan önce «arabulucuya» müracaat edilmesinin dava şartı olduğundan bahisle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan tahsil davası «arabuluculuğa» tabi ise de geçerli «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespitine ilişkin dava, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan bir alacak ya da «tazminat davası» olmadığından arabuluculuğa tabi değildir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava açılmadan öce Arabulucuya başvurulmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmadığı» gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Değerlendirme Dava, geçerli bir «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkin olup İlk Derece Mahkemesince dava türü itibarıyla dava açılmadan önce «arabulucuya» müracaat edilmesinin dava şartı olduğundan bahisle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan tahsil davası «arabuluculuğa» tabi ise de geçerli «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespitine ilişkin dava, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan bir alacak ya da «tazminat davası» olmadığından arabuluculuğa tabi değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6605 E. 2022/991 K.
Ortak:arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · dava şartı yokluğu · usulden reddi · istinaf yoluna başvurulabilirlik · dava şartı
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava açılmadan öce Arabulucuya başvurulmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Değerlendirme Dava, geçerli bir «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince dava türü itibarıyla dava açılmadan önce «arabulucuya» müracaat edilmesinin dava şartı olduğundan bahisle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bahse konu maddeye göre 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartıdır.
Benzer bu kararda… un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulmuş» olması dava şartıdır." hükmü öngörülmüş olup, işbu davanın açılmasından önce davacının arabuluculuğa başvurmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… Adliye Mahkemesince davanın ticari dava olduğu dikkate alındığında, ilk davanın açıldığı tarih olan 29/01/2019 tarihi itibariyle davacının TTK 5/A maddesi gereğince «zorunlu arabuluculuk» yoluna başvurmadığı anlaşıldığından, zorunlu arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediğinin görüldüğü, bu nedenle mahkemece verilen davanın «usulden reddi» kararının doğru olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» ve davalı lehine iki ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesine ilişkin verilen karara yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince davalı lehine tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hem «yetkisizlik» kararı nedeniyle hem de dava şartı yokluğu nedeniyle iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın istinaf başvurusunun esastan re …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu arabuluculuk · yetkisizlik kararı · vekalet ücreti
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» ve davalı lehine iki ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesine ilişkin verilen karara yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince davalı lehine tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hem «yetkisizlik» kararı nedeniyle hem de dava şartı yokluğu nedeniyle iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın istinaf başvurusunun esastan re …
… Adliye Mahkemesince davanın ticari dava olduğu dikkate alındığında, ilk davanın açıldığı tarih olan 29/01/2019 tarihi itibariyle davacının TTK 5/A maddesi gereğince «zorunlu arabuluculuk» yoluna başvurmadığı anlaşıldığından, zorunlu arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediğinin görüldüğü, bu nedenle mahkemece verilen davanın «usulden reddi» kararının doğru olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6032 E. 2021/3614 K.
Ortak:arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · dava şartı yokluğu · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava açılmadan öce Arabulucuya başvurulmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Değerlendirme Dava, geçerli bir «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince dava türü itibarıyla dava açılmadan önce «arabulucuya» müracaat edilmesinin dava şartı olduğundan bahisle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bahse konu maddeye göre 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartıdır.
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; davanın «kambiyo senedine» dayalı açılan «menfi tespit davası» olduğu, kambiyo senetlerinin Ticaret Kanunu'nda düzenlendiği, bu tür davaların TTK' nın 3 ve 4/1-a maddeleri uyarınca ticari dava niteliğinde olduğu, ticari «davalarda konusu» bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulmuş» olması dava şartı olarak kabul edildiği, tarafların arabuluculuğa başvurmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan «menfi tespit» talebine ilişkin olup ilk derece mahkemesince ticari «davalarda konusu» bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulmuş» olmasının dava şartı kabul edildiği ve tarafların arabuluculuğa başvurmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» ilişkin verilen karara yönelik istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.
7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK' ya eklenen dava şartı olarak «arabuluculuk» başlıklı 5/A maddesinde; "(1) Bu kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartıdır." düzenlemesi getirilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:usulden red · menfi tespit davası · davanın konusu · ticari dava niteliği · kambiyo senedi · tespit davası · menfi tespit
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; davanın «kambiyo senedine» dayalı açılan «menfi tespit davası» olduğu, kambiyo senetlerinin Ticaret Kanunu'nda düzenlendiği, bu tür davaların TTK' nın 3 ve 4/1-a maddeleri uyarınca ticari dava niteliğinde olduğu, ticari «davalarda konusu» bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulmuş» olması dava şartı olarak kabul edildiği, tarafların arabuluculuğa başvurmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Hal böyle iken, «menfi tespit davalarının» ticari bir dava olduğu için TTK' nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırı olduğu gibi ticari davalarda arabuluculuğa başvuruyu dava şartı olarak öngören madde hükmünün amaçsal yorumundan da ...' nun bilinçli olarak menfi tespit davalarını arabuluculuk dava şartına tabi tutmadığı anlaşılmaktadır.
Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan «menfi tespit» talebine ilişkin olup ilk derece mahkemesince ticari «davalarda konusu» bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulmuş» olmasının dava şartı kabul edildiği ve tarafların arabuluculuğa başvurmadığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» ilişkin verilen karara yönelik istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.
Açıklanan nedenlerle «ticari nitelikteki» «menfi tespit» davalarında dava açılmadan önce «arabuluculuğa» gidilmesinin zorunlu olmadığı ve arabulucuya gidilmiş olmasının bir dava şartı olmadığı hususu dikkate alınarak karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesi t …
1 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/4851 E. 2020/2732 K.
Ortak:arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · tazminat davası · uyuşmazlık konusu · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz karardaDeğerlendirme Dava, geçerli bir «ortaklık ilişkisi» kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince dava türü itibarıyla dava açılmadan önce «arabulucuya» müracaat edilmesinin dava şartı olduğundan bahisle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bahse konu maddeye göre 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartıdır.
Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan tahsil davası «arabuluculuğa» tabi ise de geçerli «ortaklık ilişkisinin» kurulmadığının tespitine ilişkin dava, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan bir alacak ya da «tazminat davası» olmadığından arabuluculuğa tabi değildir.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi gereğince konusu bir miktar alacak ve tazminat olan davalar yönünden «arabuluculuğa başvurulmasının» dava şartı olduğu, somut olayda davacının; her ne kadar markaya tecavüzün tespiti, ref'i ve «haksız rekabete» dayalı olarak «ticaret unvanının» kısmen iptali talepleri mevcut ise de, aynı zamanda maddi ve manevi tazminat talepleri de bulunduğu ve tazminat taleplerinin «zorunlu arabuluculuğa» tabi olduğu, davacının diğer talepleri de aynı iddiadan kaynaklanmakta olup uyuşmazlığın bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekli olduğundan dava şartının ihalal edildiği gerekçesi ile davanın 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A, HMK 115/2 uyarınca «usulden reddine» karar verilmiştir.
İlk Derece mahkemesince, dava türü itibariyle dava açılmadan önce «arabulucuya» müracaat edilmesinin dava şartı olduğundan bahisle davanın «usulden reddine» karar verilmiş; davacı tarafından yapılan istinaf başvurusu da Bölge Adliye Mahkemesince aynı gerekçeyle esastan reddedilmiştir.
Bahse konu maddeye göre, TTK’nın 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartıdır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu arabuluculuk · davanın konusu · ticaret unvanı · terkin · haksız rekabet
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi gereğince konusu bir miktar alacak ve tazminat olan davalar yönünden «arabuluculuğa başvurulmasının» dava şartı olduğu, somut olayda davacının; her ne kadar markaya tecavüzün tespiti, ref'i ve «haksız rekabete» dayalı olarak «ticaret unvanının» kısmen iptali talepleri mevcut ise de, aynı zamanda maddi ve manevi tazminat talepleri de bulunduğu ve tazminat taleplerinin «zorunlu arabuluculuğa» tabi olduğu, davacının diğer talepleri de aynı iddiadan kaynaklanmakta olup uyuşmazlığın bir bütün olarak değerlendirilmesi gerekli olduğundan dava şartının ihalal edildiği gerekçesi ile davanın 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A, HMK 115/2 uyarınca «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, marka hakkına istinaden unvan «terkini», markaya tecavüzün tespiti, men'i, buna bağlı olarak da maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkindir.
Somut olayda, 6100 sayılı HMK’nın 110. maddesiyle düzenleme altına alınan “davaların yığılması” durumu söz konusu olup, uyuşmazlık, marka hakkına dayalı olarak unvan «terkini», markaya tecavüzün tespiti, meni ve tecavüz nedeniyle maddi ve manevi «tazminat davalarını» içermektedir.
Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan tazminat istemlerine ilişkin davalar «arabuluculuğa» tabi ise de, unvan terkinine, markaya tecavüzün tespiti ve menine ilişkin «davalar, konusu» bir miktar paranın ödenmesi olan bir alacak ya da «tazminat davası» olmadığından arabuluculuğa tabi değildir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/143 E. , 2023/3288 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1827 Esas, 2022/1890 Karar
HÜKÜM
Ret
Taraflar arasındaki geçerli ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespiti ve alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalı şirketin yurt dışında birçok ülkede yatırılan paraların istenildiği her an geri çekilebileceği ve karşılığında yüksek oranda faiz verileceği garantisi ile müvekkillerinin murisinin davalı tarafa para verdiğini, ancak ödenen paranın bir türlü geri alınamadığını ileri sürerek geçerli ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespitine ve ödenen paranın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; husumet, zamanaşımı ve hak düşürücü süreden davanın reddi gerektiğini, şirkete sermaye olarak verilen paranın geri istenemeyeceğini, davacıların iddialarının asılsız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava açılmadan öce Arabulucuya başvurulmadığı gerekçesiyle dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın arabuluculuğa tabi bir dava olmadığını bu nedenle davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz talebinde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında geçerli ortaklık ilişkisi kurulmadığından bahisle davalı şirkete verilen paranın iadesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 818 sayılı Borçlar Kanunu’nun (818 sayılı Kanun) 41 inci, 55 inci ve 60 ıncı maddeleri, 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6762 sayılı Kanun) 321 inci ve 336 ncı maddeleri
2.7155 sayılı Abonelik Sözleşmesinden Kaynaklanan Para Alacaklarına İlişkin Takibin Başlatılması Usulü Hakkında Kanun'un 20 nci maddesi
3. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 4 üncü ve 5 inci maddeleri.
4. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 110 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
Dava, geçerli bir ortaklık ilişkisi kurulmadığının tespiti ve bu amaçla verilen paranın tahsili istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince dava türü itibarıyla dava açılmadan önce arabulucuya müracaat edilmesinin dava şartı olduğundan bahisle davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davanın 7155 sayılı Kanun'un 20 nci maddesi ile 6102 sayılı Kanun'un 5 inci maddesine eklenen 5/A maddesinin yürürlüğe girmesinden sonra açıldığı uyuşmazlık konusu değildir. Bahse konu maddeye göre 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.
Somut olayda 6100 sayılı Kanun'un 110 uncu maddesiyle düzenleme altına alınan davaların yığılması durumu söz konusu olup dava, davalıya ödenen paranın tahsili ve ortak olmadığının tespiti olmak üzere iki ayrı talep içermektedir. Konusu bir miktar paranın ödenmesi olan tahsil davası arabuluculuğa tabi ise de geçerli ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespitine ilişkin dava, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan bir alacak ya da tazminat davası olmadığından arabuluculuğa tabi değildir. Bu durumda arabuluculuğa tabi olmayan bir dava ile birlikte açılan tahsil davası da arabuluculuk dava şartına tabi olmayacağından aksi yöndeki mahkeme gerekçesi isabetli görülmemiştir. Şu halde İlk Derece Mahkemesince davanın arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı gözetilerek işin esasına girilerek taraf iddia ve savunmaları değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş bu nedenle kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA,
2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/940964900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz