Ortaklıktan Çıkma
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/7524 E. 2022/2040 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yargı yetkisi↗ zorunlu arabuluculuk dava şartı↗ 6325 sayılı kanun 18/a-15↗ limited şirkette ortaklıktan çıkma↗ hmk 166↗ dava şartı arabuluculuk↗ zorunlu arabuluculuk↗ arabuluculuk dava şartı↗ istinaf kanun yolu↗ arabuluculuk başvurusu↗ çıkma payı↗ ortaklıktan çıkma↗ limited şirket ortaklığı↗ adil yargılanma hakkı↗ para alacağı↗ arabuluculuk↗ kanun yolu↗ dava şartı yokluğu↗ alacak davası↗ usulden reddi↗ limited şirket↗ kâr payı↗ hmk 353(1)b-2↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, dava konusu uyuşmazlığın alacak nedeniyle itirazın iptali davasına ilişkin olduğu, 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK’nın 5. maddesinden sonra gelmek üzere eklenen “Dava Şartı Olarak Arabuluculuk” hükmü uyarınca, "Bu Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması" gerektiği, arabulucuya başvurulmadan açılan işbu davanın açıldığı gerekçesiyle HMK’nın 114/2 ve 115 maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davanın limited şirket ortaklığından çıkma ve çıkma payının ödenmesi istemine ilişkin olup, çıkma payının ödenmesi istemi nedeniyle ticari bir alacak davası niteliğine haiz olduğu, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nun 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Anayasamızın 9. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca, ülkemizde yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı ve 36. maddesinde de, herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu, mahkemelerin, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamayacakları esası benimsenmiştir. Bununla birlikte, 07.06.2012 tarih ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile; bazı hukuk uyuşmazlıkları yönünden, bir yandan tarafların kendi iradeleriyle kendi çözümlerini üretebilmeleri ve daha hızlı sonuç elde edilebilmeleri, öte yandan da mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla, yine mahkemeler aracı kılınarak bazı tür hukuk uyuşmazlıklarında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak “Arabuluculuk” müessesesi benimsenmiştir.
Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da, 06.12.2018 tarih ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “zorunlu arabuluculuk” şartı getirilmiştir. Bu bağlamda aynı kanun ile 6102 sayılı TTK’ya 5/A maddesi ile getirilen düzenleme ile konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir. Davanın konusunun birden fazla olması ve bunlardan bir kısmının bir miktar para alacağına, bir kısmının ise miktara tabi olmaması halinde, yani HMK 110. maddesi anlamında bir dava yığılması ve talepler arasında da HMK 166. maddesi anlamında bağlantı bulunması halinde, uyuşmazlığın ne şekilde çözümleneceğine ilişkin bir hüküm bulunmamakta ise de, Anayasamız uyarınca, uyuşmazlığın çözümünde asıl olanın mahkeme yargısı olduğu dikkate alındığında, aralarında bağlantı bulunan ve miktara tabi olan ve olmayan talepleri bir arada içeren, talep yığılmasının söz konusu olduğu davaların ticari arabuluculuğa tabi olmaksızın mahkemece çözüme kavuşturulması gerekir (aynı yönde bkz. Dairemizin 10.02.2020 tarih ve 2019/3048 – 2020/1093; 17.02.2020 T. ve 2020/197-2020/1578).
Somut olayda davacının ortaklıktan çıkma ve ortaklık payının tahsili talebinde bulunduğu, bu nitelikteki davaların bir bütün olarak ve işin esasına girilerek mahkemece çözüme kavuşturulması gerektiği halde, İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu gerekçesiyle ve ayrıca yanılgılı olarak dava itirazın iptali olarak nitelendirilerek davanın usulden reddine, bölge adliye mahkemesince de aynı gerekçeyle davacı tarafın istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle davacı taraf yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3611 E. 2020/4734 K.
Ortak:yargı yetkisi · zorunlu arabuluculuk dava şartı · zorunlu arabuluculuk · arabuluculuk dava şartı · arabuluculuk başvurusu · adil yargılanma hakkı · para alacağı · arabuluculuk · dava şartı
İncelediğiniz karardaHukuk uyuşmazlıklarının «arabuluculuk» yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da, 06.12.2018 tarih ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “«zorunlu arabuluculuk” şartı» getirilmiştir.
… un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması" gerektiği, arabulucuya başvurulmadan açılan işbu davanın açıldığı gerekçesiyle HMK’nın 114/2 ve 115 maddesi gereğince dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Anayasamızın 9. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca, ülkemizde «yargı yetkisi», Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı ve 36. maddesinde de, herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahip olduğu, mahkemelerin, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamayacakları esası benimsenmiştir.
Benzer bu karardaHukuk uyuşmazlıklarının «arabuluculuk» yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da, 06.12.2018 tarih ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “«zorunlu arabuluculuk” şartı» getirilmiştir.
… un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartıdır.” düzenlemenin yasada amir hüküm olarak yer aldığı, dava konusu uyuşmazlığın arabuluculuğa tabi olduğu, dava açılmadan önce bu konudaki dava şartı yerine getirilmeden dava açıldığı gerekçesiyle 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunun 18/A, HMK 115/2. maddeleri gereğince dava dilekçesinin «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi'nce; 6102 sayılı TTK'nın 5/A maddesi gereğince konusu bir miktar alacak ve tazminat olan davalar yönünden «arabuluculuğa başvurulmasının» dava şartı olduğu, uyuşmazlıkta eser sahipliğinin tespiti ve tecavüzün ref'i talepleri var ise de, aynı zamanda manevi tazminat talebi de bulunduğu, manevi tazmina …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nispi ticari dava
Benzer bu karardaSomut olayda davacı taraf, bir «nispi ticari» dava olarak, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında, maddi ve manevi tazminat talepleri yanında, eser sahipliğinin tespiti, tecavüzün ortadan kaldırılması (ref’i) taleplerini bir arada ileri sürdüğünden, bu nitelikteki davaların bir bütün olarak ve işin esasına girilerek mahkemece çözüme kavuşturulması gerektiği halde, İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın «zorunlu arabuluculuğa» tabi olduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine», bölge adliye mahkemesince de aynı gerekçeyle davacı tarafın istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle davacı taraf yara …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/933 E. 2020/5776 K.
Ortak:yargı yetkisi · zorunlu arabuluculuk dava şartı · zorunlu arabuluculuk · arabuluculuk dava şartı · arabuluculuk başvurusu · adil yargılanma hakkı · para alacağı · arabuluculuk · dava şartı
İncelediğiniz karardaHukuk uyuşmazlıklarının «arabuluculuk» yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da, 06.12.2018 tarih ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “«zorunlu arabuluculuk” şartı» getirilmiştir.
… un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması" gerektiği, arabulucuya başvurulmadan açılan işbu davanın açıldığı gerekçesiyle HMK’nın 114/2 ve 115 maddesi gereğince dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Anayasamızın 9. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca, ülkemizde «yargı yetkisi», Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı ve 36. maddesinde de, herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile «adil yargılanma hakkına» sahip olduğu, mahkemelerin, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamayacakları esası benimsenmiştir.
Benzer bu karardaHukuk uyuşmazlıklarının «arabuluculuk» yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da 06.12.2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “«zorunlu arabuluculuk” şartı» getirilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince, tüm davacı taleplerinin 6102 sayılı TTK 5/a maddesi uyarınca «zorunlu arabuluculuk» kapsamında kaldığı, dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmasının» dava şartı olduğu gerekçesiyle, dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
İlk derece Mahkemesince tensiben, dava konusu uyuşmazlığın «ticari nitelikte» olması nedeniyle 6102 sayılı Kanun'un 5/A maddesi uyarınca «arabuluculuk» dava şartına tabi olduğu, ancak «arabulucuya başvurulmadan» dava açıldığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:nispi ticari dava · usulden red · istinaf başvurusunun usulden reddi · davaların birleştirilmesi · belirsiz alacak davası · i̇i̇k 167 · savunma hakkının kısıtlanması · tefrik
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince, ilk derece mahkemesince verilen «usulden red» kararının usul ve yasaya uygun olduğu, zira «arabuluculuk» sürecinin «olumsuz» neticelenmesi durumunda dahi dava açılacağından ve davalı açılacak davada savunma yapabileceğinden davalı vekilinin «savunma hakkının kısıtlandığına» dair istinaf talebinin dinlenebilir olmadığı gerekçesiyle, davalı vekilinin istinaf talebinin «usulden reddine» karar verilmiştir.
… i ve manevi tazminat dışındaki davacı talepleri, 6102 sayılı Yasa'nın 5/a maddesi kapsamında bulunmadığından bu talep yönünden Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi «görevli» olup İlk Derece Mahkemesince bu davalar yönünden HMK «167» maddesi gereğince «tefrik» kararı verilerek yargılamaya devam edilmesi gerekirken yazılı şekilde bu talep yönünden de maddi ve manevi «tazminat davası» gibi «zorunlu arabuluculuğa» tabi olduğu gerekçesiyle davanın tümden «usulden reddine» karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Somut olayda davacı taraf, bir «nispi ticari» dava olarak, 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu kapsamında, maddi ve manevi tazminat talepleri yanında, «haksız rekabet» oluşturan fiilin tespiti ve tecavüzün ortadan kaldırılması (ref’i) taleplerini bir arada ileri sürdüğünden, bu nitelikteki davaların bir bütün olarak ve işin esasına girilerek mahkemece çözüme kavuşturulması gerektiği halde, İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın «zorunlu arabuluculuğa» tabi olduğu gerekçesiyle davanın «usulden reddine», Bölge Adliye Mahkemesince de aynı gerekçeyle davalı vekilinin istinaf talebinin usulden reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle bozulması gerek …
SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz istemlerinin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik «istinaf başvurusunun usulden reddine» ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1.maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Böl …
-
Menfi tespit | İstirdat | Ortaklık ilişkisinin kurulmadığının tespiti | Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6724 E. 2022/13 K.
Ortak:arabuluculuk · dava şartı yokluğu · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz kararda… un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması" gerektiği, arabulucuya başvurulmadan açılan işbu davanın açıldığı gerekçesiyle HMK’nın 114/2 ve 115 maddesi gereğince dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Somut olayda davacının «ortaklıktan çıkma» ve ortaklık «payının» tahsili talebinde bulunduğu, bu nitelikteki davaların bir bütün olarak ve işin esasına girilerek mahkemece çözüme kavuşturulması gerektiği halde, İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın «zorunlu arabuluculuğa» tabi olduğu gerekçesiyle ve ayrıca yanılgılı olarak dava itirazın iptali olarak nitelendirilerek davanın «usulden reddine», bölge adliye mahkemesince de aynı gerekçeyle davacı tarafın istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle davacı taraf yara …
Bölge Adliye Mahkemesince, davanın «limited şirket ortaklığından çıkma» ve «çıkma payının» ödenmesi istemine ilişkin olup, çıkma payının ödenmesi istemi nedeniyle ticari bir «alacak davası» niteliğine haiz olduğu, «arabuluculuk» dava şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin «istinaf kanun yolu» başvurusunun HMK'nun 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, davanın HMK'nın 115. ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-2. maddesi gereğince dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
… edenlerin de bulunmamasına ve aralarında bağlantı bulunan ve miktara tabi olan ve olmayan talepleri bir arada içeren, talep yığılmasının söz konusu olduğu davaların «arabuluculuğa» tabi olmaksızın mahkemece çözüme kavuşturulması gerekecek olmasına (aynı yönde bkz.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaBölge adliye mahkemesince, taraflar arasında görülmekte olan davanın 05.12.2019 tarihinde 7194 sayılı Yasa'nın 41. maddesiyle 3332 sayılı Yasa'ya eklenen geçici 4. maddesi kapsamında olduğu gerekçesiyle istinaf talebinin kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, HMK 353/1.b.2 maddesi gereğince davacı talebi ile ilgili yeniden hüküm kurulmasına, açılan dava ile ilgili karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
3 benzer karar daha
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6605 E. 2022/991 K.
Ortak:zorunlu arabuluculuk dava şartı · zorunlu arabuluculuk · arabuluculuk dava şartı · arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · dava şartı yokluğu · usulden reddi · istinaf yoluna başvurulabilirlik · dava şartı
İncelediğiniz kararda… un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması" gerektiği, arabulucuya başvurulmadan açılan işbu davanın açıldığı gerekçesiyle HMK’nın 114/2 ve 115 maddesi gereğince dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Hukuk uyuşmazlıklarının «arabuluculuk» yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da, 06.12.2018 tarih ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “«zorunlu arabuluculuk” şartı» getirilmiştir.
Somut olayda davacının «ortaklıktan çıkma» ve ortaklık «payının» tahsili talebinde bulunduğu, bu nitelikteki davaların bir bütün olarak ve işin esasına girilerek mahkemece çözüme kavuşturulması gerektiği halde, İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın «zorunlu arabuluculuğa» tabi olduğu gerekçesiyle ve ayrıca yanılgılı olarak dava itirazın iptali olarak nitelendirilerek davanın «usulden reddine», bölge adliye mahkemesince de aynı gerekçeyle davacı tarafın istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle davacı taraf yara …
Benzer bu kararda… un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabuluculuğa başvurulmuş» olması dava şartıdır." hükmü öngörülmüş olup, işbu davanın açılmasından önce davacının arabuluculuğa başvurmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
… Adliye Mahkemesince davanın ticari dava olduğu dikkate alındığında, ilk davanın açıldığı tarih olan 29/01/2019 tarihi itibariyle davacının TTK 5/A maddesi gereğince «zorunlu arabuluculuk» yoluna başvurmadığı anlaşıldığından, zorunlu arabuluculuk dava şartının gerçekleşmediğinin görüldüğü, bu nedenle mahkemece verilen davanın «usulden reddi» kararının doğru olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İlk Derece Mahkemesince dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» ve davalı lehine iki ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesine ilişkin verilen karara yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince davalı lehine tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hem «yetkisizlik» kararı nedeniyle hem de dava şartı yokluğu nedeniyle iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın istinaf başvurusunun esastan re …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yetkisizlik kararı · vekalet ücreti
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» ve davalı lehine iki ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesine ilişkin verilen karara yönelik davacı vekilinin istinaf başvurusunun, Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine karar verilmiştir.İlk Derece Mahkemesince davalı lehine tek bir vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken hem «yetkisizlik» kararı nedeniyle hem de dava şartı yokluğu nedeniyle iki ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin isabetsiz olduğu nazara alınmaksızın istinaf başvurusunun esastan re …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4036 E. 2022/7834 K.
Ortak:dava şartı arabuluculuk · arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · dava şartı yokluğu · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz kararda… un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması" gerektiği, arabulucuya başvurulmadan açılan işbu davanın açıldığı gerekçesiyle HMK’nın 114/2 ve 115 maddesi gereğince dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Bu bağlamda aynı kanun ile 6102 sayılı TTK’ya 5/A maddesi ile getirilen düzenleme ile konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulması» bir dava şartı olarak kabul edilmiştir.
Somut olayda davacının «ortaklıktan çıkma» ve ortaklık «payının» tahsili talebinde bulunduğu, bu nitelikteki davaların bir bütün olarak ve işin esasına girilerek mahkemece çözüme kavuşturulması gerektiği halde, İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın «zorunlu arabuluculuğa» tabi olduğu gerekçesiyle ve ayrıca yanılgılı olarak dava itirazın iptali olarak nitelendirilerek davanın «usulden reddine», bölge adliye mahkemesince de aynı gerekçeyle davacı tarafın istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle davacı taraf yara …
Benzer bu kararda… e yürürlüğe giren 7155 sayılı Yasa'nın 20. maddesi ile değişik 6102 sayılı Yasa'nın 5/a. maddesinde; "Bu kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari «davalarda konusu» bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartıdır." şeklinde amir düzenleme mevcut olup, somut olayda, «yöneticinin sorumluluğundan» kaynaklanan işbu davasının temelinde tazminat/alacak istemi bulunduğu, bu suretle talebin arabuluculuğa elverişli olup aynı zamanda dava «şartı arabuluculuk» kapsamında kalmakla davacının dava açmadan önce arabulucuya başvurması gerekir iken başvuruda bulunmaksızın işbu davayı açtığı, nitekim dava dilekçesine ekli «arabuluculuk son tutanağında» sadece şirket «ortaklığından çıkarılmaya» yönelik davacının arabulucuya başvurduğu, tazminat ve alacak istemine yönelik dava dilekçesinde arabulucuya başvurduğuna ilişkin herhangi bir bilgi bulunmayan davacıya 6325 sayılı Yasa'nın 18/a maddesi gereğince «kesin süre» verilmesine gerek görülmeyerek davanın HMK.
Mahkemece, davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmesine rağmen, kendisini vekil ile «temsil» ettiren davalı lehine «vekalet ücretine» hükmedilmemesi doğru değildir.
114. ve 115. maddeleri gereğince «usulden reddine» karar vermek gerektiği gerekçesiyle davanın HMK.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:arabuluculuk son tutanağı · son tutanak · yönetici sorumluluğu · ortaklıktan çıkarılma · dava dilekçesinin tebliği · davanın konusu · kesin süre · tebligat
Benzer bu kararda… e yürürlüğe giren 7155 sayılı Yasa'nın 20. maddesi ile değişik 6102 sayılı Yasa'nın 5/a. maddesinde; "Bu kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari «davalarda konusu» bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartıdır." şeklinde amir düzenleme mevcut olup, somut olayda, «yöneticinin sorumluluğundan» kaynaklanan işbu davasının temelinde tazminat/alacak istemi bulunduğu, bu suretle talebin arabuluculuğa elverişli olup aynı zamanda dava «şartı arabuluculuk» kapsamında kalmakla davacının dava açmadan önce arabulucuya başvurması gerekir iken başvuruda bulunmaksızın işbu davayı açtığı, nitekim dava dilekçesine ekli «arabuluculuk son tutanağında» sadece şirket «ortaklığından çıkarılmaya» yönelik davacının arabulucuya başvurduğu, tazminat ve alacak istemine yönelik dava dilekçesinde arabulucuya başvurduğuna ilişkin herhangi bir bilgi bulunmayan davacıya 6325 sayılı Yasa'nın 18/a maddesi gereğince «kesin süre» verilmesine gerek görülmeyerek davanın HMK.
Bölge adliye mahkemesince, 6325 sayılı Yasa'nın 18/A maddesinde davalıya «tebligat» yapılmadan davanın «usulden reddine» karar verileceği düzenlenmesine rağmen mahkemece sehven davalı tarafa dava «dilekçesinin tebliğ» edilmesi ve davalının vekil «görevlendirmesinin» davacı aleyhine sonuç doğurmaması gerektiği gözetilerek ilk derece mahkemesince davalı lehine «vekalet ücreti» hükmedilmemesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca esastan …
-
Menfi tespit | Menfi tespit | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/8443 E. 2022/3737 K.
Ortak:zorunlu arabuluculuk · arabuluculuk başvurusu · para alacağı · arabuluculuk · dava şartı yokluğu · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz kararda… un 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması" gerektiği, arabulucuya başvurulmadan açılan işbu davanın açıldığı gerekçesiyle HMK’nın 114/2 ve 115 maddesi gereğince dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından «istinaf yoluna başvurulmuştur».
Somut olayda davacının «ortaklıktan çıkma» ve ortaklık «payının» tahsili talebinde bulunduğu, bu nitelikteki davaların bir bütün olarak ve işin esasına girilerek mahkemece çözüme kavuşturulması gerektiği halde, İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın «zorunlu arabuluculuğa» tabi olduğu gerekçesiyle ve ayrıca yanılgılı olarak dava itirazın iptali olarak nitelendirilerek davanın «usulden reddine», bölge adliye mahkemesince de aynı gerekçeyle davacı tarafın istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle davacı taraf yara …
Hukuk uyuşmazlıklarının «arabuluculuk» yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da, 06.12.2018 tarih ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “«zorunlu arabuluculuk” şartı» getirilmiştir.
Benzer bu karardaİlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; «davanın konusu», bir miktar paranın ödenmesi talebine ilişkin davalı tarafından başlatılan icra takibinde davacının borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, davadan önce «arabuluculuğa başvuruya» ilişkin yasal zorunluluk yerine getirilmeden dava açılmış olduğu gerekçesi ile, TTK’nın 5/A, 6325 sayılı Yasa 18/A ve HMK’nın 115/2 maddeleri gereğince dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre yapılan «istinaf incelemesi» sonucunda; davacı, dava açmadan önce «arabuluculuğu başvurup», anlaşmazlık tutanağını «ibraz» etmemiş olduğundan, 6325 sayılı Yasanın 18/A-2 maddesine göre davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmesinde yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Söz konusu düzenleme ile konusu sadece «para alacağı» olan eda davaları «zorunlu arabuluculuk» kapsamına alınmış olup, olumlu veya «olumsuz» tespit davaları zorunlu arabuluculuğa tabi tutulmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:nispi ticari dava · menfi tespit davası · davanın konusu · tespit davası · istinaf incelemesi · olumsuz oy · menfi tespit · ibraz
Benzer bu karardaHal böyle iken, «menfi tespit davalarının» sırf «nispi ticari» dava olması nedeniyle TTK'nın 5/A maddesi kapsamına alınması ve böyle bir davayı açmak isteyen kişinin önce «arabulucuya başvurmaya» zorlanması, kanuna aykırıdır.
Bölge Adliye Mahkemesince, tüm dosya kapsamına göre yapılan «istinaf incelemesi» sonucunda; davacı, dava açmadan önce «arabuluculuğu başvurup», anlaşmazlık tutanağını «ibraz» etmemiş olduğundan, 6325 sayılı Yasanın 18/A-2 maddesine göre davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddine» karar verilmesinde yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesi ile, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İlk derece mahkemesince, iddia, savunma, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; «davanın konusu», bir miktar paranın ödenmesi talebine ilişkin davalı tarafından başlatılan icra takibinde davacının borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, davadan önce «arabuluculuğa başvuruya» ilişkin yasal zorunluluk yerine getirilmeden dava açılmış olduğu gerekçesi ile, TTK’nın 5/A, 6325 sayılı Yasa 18/A ve HMK’nın 115/2 maddeleri gereğince dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Dava, kambiyo senedinden kaynaklanan «menfi tespit» talebine ilişkindir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/7524 E. , 2022/2040 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİ
Taraflar arasında görülen davada Trabzon Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 23.03.2020 tarih ve 2020/161 E. - 2020/187 K. sayılı kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Trabzon Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi'nce verilen 29.09.2020 tarih ve 2020/772 E. - 2020/731 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, şirket ortakları arasında daha öncesinde güvene dayalı ilişki bulunmasına karşın 2018 yılından itibaren müvekkilinin şirketten uzaklaştırıldığını, davalı şirketin kuruluşundan sonra hiç toplantı yapmadığını, ortaklar arasında şirket hesaplarının denetimine ilişkin toplantı düzenlenmediğini, şirketin hiç kar payı dağıtmadığını, davalı şirkete ait taşınmazların muvazaalı işlemlerle devredildiğini, müvekkilinin şirketin işleyişi hakkında bilgilendirilmediği gibi şirket hesaplarını denetlemesine de imkan sağlanmadığını, ortaklar arasındaki güven ilişkinin bitmesi nedeniyle müvekkilinin haklı nedenlerle ortaklıktan çıkmayı talep ettiğini ileri sürerek müvekkilinin davalı şirket ortaklığından haklı sebeplere binaen çıkmasına izin verilmesine, dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte şimdilik 1.000,00 TL çıkma payının davalı şirketten tahsiline, dava sürecinde şirket mallarının korunması için şirkete ait taşınır ve taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir konulmasına ve şirkete yönetim kayyımı tayinine karar verimesini talep ve dava etmiştir.
Davalı davaya cevap vermemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre, dava konusu uyuşmazlığın alacak nedeniyle itirazın iptali davasına ilişkin olduğu, 7155 sayılı Kanun'un 20. maddesi ile 6102 sayılı TTK’nın 5. maddesinden sonra gelmek üzere eklenen “Dava Şartı Olarak Arabuluculuk” hükmü uyarınca, "Bu Kanunun 4. maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması" gerektiği, arabulucuya başvurulmadan açılan işbu davanın açıldığı gerekçesiyle HMK’nın 114/2 ve 115 maddesi gereğince dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince, davanın limited şirket ortaklığından çıkma ve çıkma payının ödenmesi istemine ilişkin olup, çıkma payının ödenmesi istemi nedeniyle ticari bir alacak davası niteliğine haiz olduğu, arabuluculuk dava şartının yerine getirilmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nun 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.
Karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Anayasamızın 9. maddesinde yer alan düzenleme uyarınca, ülkemizde yargı yetkisi, Türk Milleti adına bağımsız ve tarafsız mahkemelerce kullanılacağı ve 36. maddesinde de, herkes, meşru vasıta ve yollardan faydalanmak suretiyle yargı mercileri önünde davacı veya davalı olarak iddia ve savunma ile adil yargılanma hakkına sahip olduğu, mahkemelerin, görev ve yetkisi içindeki davaya bakmaktan kaçınamayacakları esası benimsenmiştir. Bununla birlikte, 07.06.2012 tarih ve 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile; bazı hukuk uyuşmazlıkları yönünden, bir yandan tarafların kendi iradeleriyle kendi çözümlerini üretebilmeleri ve daha hızlı sonuç elde edilebilmeleri, öte yandan da mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla, yine mahkemeler aracı kılınarak bazı tür hukuk uyuşmazlıklarında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak “Arabuluculuk” müessesesi benimsenmiştir.
Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da, 06.12.2018 tarih ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “zorunlu arabuluculuk” şartı getirilmiştir. Bu bağlamda aynı kanun ile 6102 sayılı TTK’ya 5/A maddesi ile getirilen düzenleme ile konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulması bir dava şartı olarak kabul edilmiştir. Davanın konusunun birden fazla olması ve bunlardan bir kısmının bir miktar para alacağına, bir kısmının ise miktara tabi olmaması halinde, yani HMK 110.
maddesi anlamında bir dava yığılması ve talepler arasında da HMK 166. maddesi anlamında bağlantı bulunması halinde, uyuşmazlığın ne şekilde çözümleneceğine ilişkin bir hüküm bulunmamakta ise de, Anayasamız uyarınca, uyuşmazlığın çözümünde asıl olanın mahkeme yargısı olduğu dikkate alındığında, aralarında bağlantı bulunan ve miktara tabi olan ve olmayan talepleri bir arada içeren, talep yığılmasının söz konusu olduğu davaların ticari arabuluculuğa tabi olmaksızın mahkemece çözüme kavuşturulması gerekir (aynı yönde bkz. Dairemizin 10.02.2020 tarih ve 2019/3048 – 2020/1093;
17. 02.2020 T. ve 2020/197-2020/1578).
Somut olayda davacının ortaklıktan çıkma ve ortaklık payının tahsili talebinde bulunduğu, bu nitelikteki davaların bir bütün olarak ve işin esasına girilerek mahkemece çözüme kavuşturulması gerektiği halde, İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın zorunlu arabuluculuğa tabi olduğu gerekçesiyle ve ayrıca yanılgılı olarak dava itirazın iptali olarak nitelendirilerek davanın usulden reddine, bölge adliye mahkemesince de aynı gerekçeyle davacı tarafın istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi doğru olmamış ve hükmün bu nedenle davacı taraf yararına bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı tarafın temyiz itirazının kabulü ile hükmün davacı taraf yararına BOZULMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, 17/03/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/769359500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz