Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1007 E. 2023/4167 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
imzaların istiklali prensibi↗ çek tevdi bordrosu↗ rehin cirosu↗ ciro zinciri↗ meşru hamil↗ aval↗ ciro silsilesi↗ sahtelik↗ yetkili hamil↗ ciranta↗ alacağın temliki↗ lehtar↗ rehin↗ eş rızası↗ ciro↗ hamil↗ keşideci↗ temlik↗ bilirkişi incelemesi↗ ticari defter↗ esastan ret↗ geçersizlik↗ iflas↗ çek↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ ibraz↗ teminat↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/952 E., 2018/1209 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili aleyhine davalı banka tarafından çeklere dayalı olarak icra takibine girişildiğini, müvekkili şirketin keşidecisi, diğer davalı Marmara Kablo Ltd. Şti’nin lehtarı olduğu 23.04.2016 tarihli 40.000,00 TL, 30.04.2016 tarihli 35.000,00 TL ve 06.03.2016 tarihli 25.000,00 TL bedelli çekleri müvekkili şirketin yetkilisinin rızası hilafına elden çıktığını, davalılar ile müvekkili arasında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığını, lehtar davalı şirket Marmara Kablo...Ltd. Şti.’nin müşterek imza ile temsil edildiğini, oysa çeklerdeki lehtar şirket imzasının tek imzadan ibaret olduğunu, davalı hamil bankanın çeki iktisabında kötü niyetli ve ağırlı kusurlu olduğunu ileri sürerek çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı banka vekili cevap dilekçesinde; dava konusu çeklerin diğer davalı lehtar Marmara Kablo...Ltd. Şti tarafından müvekkil bankadan kullanmış olduğu kredilerin tahsili amacıyla ciro yoluyla verildiğini, müvekkili bankanın iyi niyetli 3 üncü kişi olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu çeklerin davacı firma tarafından keşide edildiği, davacı tarafça davaya konu çeklerdeki lehtar imzasının davalı Marmara Kablo Makaraları ve Amb. San. Tic. Ltd. Şti.'nin yetkililerinin çift imza ile imzalanması gerekirken tek imza ile imza edildiği ileri sürülmüş ise de, bizzat davacının davaya konu çeklerde keşideci konumunda olduğu, davacı tarafından kendi imzalarına yönelik herhangi bir itirazda bulunulmadığı, imzaların istiklali prensibi gereği davacı şirketin çekteki kendi imzasından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 732 nci ve 687 nci maddeleri uyarınca hamile karşı sorumlu olduğu, bu kapsamda davacının hamil Finansbank A.Ş.'ye karşı açmış olduğu davanın reddi gerektiği, yine davacı tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu davacının diğer davalı Marmara Kablo Makaraları Amb. San. Tic. Ltd. Şti.'ye de ticari ilişki sebebi ile borçlu bulunduğunun sabit olduğu, bu kapsamda bu davalı yönünden de davanın reddi gerektiği gerekesiyle sübut bulmayan davanın her iki davalı yönünden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı Marmara Kablo...Şti.’nin müvekkiline verdiği çeklerin karşılıksız çıkması üzerinde, cari hesaptan dolayı esasen müvekkilinin bu davalıdan alacaklı olduğunu, çeklerin lehtar davalı şirket tarafından bankaya ibraz edildikten sonra davalı bankanın kendisini iyi niyetli 3 üncü kişi olduğunu göstermek için ibrazdan sonra araya sıkıştırılan cironun hükümsüz olduğunu, davalı bankanın bu cirosu geçerli olmuş olsa bile çekin ibrazından sonra yapılan ciroların alacağın temliki hükmünde olduğunu, ayrıca çek tevdiat bordosunda, çeklerin rehin olarak/teminat olarak verildiğinin yazılı olduğunu, rehin cirosu geçerli olmadığından davalı bankanın yetkili hamil olarak kabul edilemeyeceğini, davalı şirketin çift imzayla temsil edildiği halde, davaya konu çeklerdeki davalı lehtar şirket cirosunun tek imzayla yapılmış olduğunu, ciro zincirinin kopuk olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Kanun'un 677 nci maddesinde düzenlenen imzaların bağımsızlığı ilkesi gereğince, davacı keşidecinin kendi imzasından sorumlu olduğu, cirantanın imzasının sahteliğini ileri süremeyeceği, davacının kendi keşideci imzasını da inkâr etmediği, ciroda şeklen düzgün ciro silsilesi ile davalı bankanın çeklerin yetkili meşru hamili olduğu, dosyaya sunulan dava konusu çeklerin arka yüzünde ve tevdi bordrosu üzerindeki kayıtlardan çeklerin rehin cirosu ile devredildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı şirketin çift imzayla temsil edildiğini, ancak davaya konu çeklerdeki davalı lehtar şirket cirosunun tek imzayla yapılmış olduğunu, dolayısıyla çekteki ciroların geçersiz olduğunu, davalı şirketin kullandığı kredilerin teminatı olarak çeklerin bankaya ibraz edildiğini, bu durumun çek tevdi bordrosunda da açıkça görüldüğünü, buna göre çeklerin kullanılan kredinin teminatı olarak verildiğinin taraflarınca yazılı belge ile ispatlanmış olduğunu, bankanın ise sonrasında kötü niyetli olarak kendini meşru hamil göstermek için çekteki ciro silsilesi arasına ciro yaptığını, ibrazdan sonra yapılan bu kötü niyetli cironun alacağın temliki hükmünde olduğunu, keşideci müvekkili şirketi borçlandıracak yetkili şirket imzası olmamasına rağmen aval veren ... n'un imzası ile şirketin borçlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, icra takibine konu çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2661 E. 2013/4004 K.
Ortak:ciro silsilesi · yetkili hamil · lehtar · ciro · hamil · çek
İncelediğiniz kararda… armara Kablo...Şti.’nin müvekkiline verdiği çeklerin karşılıksız çıkması üzerinde, cari hesaptan dolayı esasen müvekkilinin bu davalıdan alacaklı olduğunu, çeklerin «lehtar» davalı şirket tarafından bankaya «ibraz» edildikten sonra davalı bankanın kendisini iyi niyetli 3 üncü kişi olduğunu göstermek için ibrazdan sonra araya sıkıştırılan «cironun» hükümsüz olduğunu, davalı bankanın bu cirosu geçerli olmuş olsa bile çekin ibrazından sonra yapılan ciroların «alacağın temliki» hükmünde olduğunu, ayrıca «çek» tevdiat bordosunda, çeklerin «rehin» olarak/«teminat» olarak verildiğinin yazılı olduğunu, «rehin cirosu» geçerli olmadığından davalı bankanın «yetkili hamil» olarak kabul edilemeyeceğini, davalı şirketin çift imzayla «temsil» edildiği halde, davaya konu çeklerdeki davalı lehtar şirket cirosunun tek imzayla yapılmış olduğunu, «ciro zincirinin» kopuk olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı şirketin çift imzayla «temsil» edildiğini, ancak davaya konu çeklerdeki davalı «lehtar» şirket cirosunun tek imzayla yapılmış olduğunu, dolayısıyla çekteki ciroların «geçersiz» olduğunu, davalı şirketin kullandığı kredilerin «teminatı» olarak çeklerin bankaya «ibraz» edildiğini, bu durumun «çek tevdi bordrosunda» da açıkça görüldüğünü, buna göre çeklerin kullanılan kredinin teminatı olarak verildiğinin taraflarınca yazılı belge ile ispatlanmış olduğunu, bankanın ise sonrasında kötü niyetli olarak kendini «meşru hamil» göstermek için çekteki «ciro silsilesi» arasına ciro yaptığını, ibrazdan sonra yapılan bu kötü niyetli cironun «alacağın temliki» hükmünde olduğunu, «keşideci» müvekkili şirketi borçlandıracak yetkili şirket imzası olmamasına rağmen «aval» veren ... n'un imzası ile şirketin borçlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
… ve sayısı belirtilen kararı ile dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Kanun'un 677 nci maddesinde düzenlenen imzaların bağımsızlığı ilkesi gereğince, davacı «keşidecinin» kendi imzasından sorumlu olduğu, «cirantanın» imzasının «sahteliğini» ileri süremeyeceği, davacının kendi keşideci imzasını da inkâr etmediği, «ciroda» şeklen düzgün «ciro silsilesi» ile davalı bankanın çeklerin yetkili «meşru hamili» olduğu, dosyaya sunulan dava konusu çeklerin arka yüzünde ve tevdi bordrosu üzerindeki kayıtlardan çeklerin «rehin cirosu» ile devredildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaŞti. olduğu, «lehtar» cirosunun iptal edildiği, bu iptalden sonra lehtarın usulüne uygun bir cirosunun da bulunmadığı, «ciro silsilesinin» kopuk olup, bu sebeple «ihtiyati haciz» isteyenin «yetkili hamil» olmadığı gerekçesiyle itirazın kabulüne, «ihtiyati hacze itiraz» eden ...
Oysa, ihtiyati hacze konu çekteki iptal cirosu «çek» «lehtarının» cirosu olmayıp, lehtarın cirosunun hemen altında bulunan banka kaşesinin iptaline ilişkindir.
Bu nedenle, mahkemece «ciro silsilesinde» kopukluk olduğu gerekçesi ile itirazın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, kararın «ihtiyati haciz» isteyen alacaklı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihtiyati hacze itiraz · ihtiyati haciz · haciz
Benzer bu karardaŞti. olduğu, «lehtar» cirosunun iptal edildiği, bu iptalden sonra lehtarın usulüne uygun bir cirosunun da bulunmadığı, «ciro silsilesinin» kopuk olup, bu sebeple «ihtiyati haciz» isteyenin «yetkili hamil» olmadığı gerekçesiyle itirazın kabulüne, «ihtiyati hacze itiraz» eden ...
Mahkemece, duruşmalı olarak yapılan incelemede, «ihtiyati haciz» kararına süresi içinde itiraz edildiği, ihtiyati haciz kararına dayanak 25.09.2012 keşide tarihli 54.000 USD bedelli çekin «lehtarının» ...Ltd.
Şti.'ne yönelik verilen «ihtiyati haciz» kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Talep, «ihtiyati haciz» kararının kaldırılmasına ilişkin olup, mahkemece yukarıda yazılı gerekçeler ile ihtiyati haciz kararının kaldırılmasına karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1007 E. , 2023/4167 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/461 Esas, 2021/1168 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 10. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/952 E., 2018/1209 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili aleyhine davalı banka tarafından çeklere dayalı olarak icra takibine girişildiğini, müvekkili şirketin keşidecisi, diğer davalı Marmara Kablo Ltd. Şti’nin lehtarı olduğu 23.04.2016 tarihli 40.000,00 TL, 30.04.2016 tarihli 35.000,00 TL ve 06.03.2016 tarihli 25.000,00 TL bedelli çekleri müvekkili şirketin yetkilisinin rızası hilafına elden çıktığını, davalılar ile müvekkili arasında herhangi bir ticari ilişkinin bulunmadığını, lehtar davalı şirket Marmara Kablo...Ltd. Şti.’nin müşterek imza ile temsil edildiğini, oysa çeklerdeki lehtar şirket imzasının tek imzadan ibaret olduğunu, davalı hamil bankanın çeki iktisabında kötü niyetli ve ağırlı kusurlu olduğunu ileri sürerek çeklerden dolayı borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı banka vekili cevap dilekçesinde; dava konusu çeklerin diğer davalı lehtar Marmara Kablo...Ltd. Şti tarafından müvekkil bankadan kullanmış olduğu kredilerin tahsili amacıyla ciro yoluyla verildiğini, müvekkili bankanın iyi niyetli 3 üncü kişi olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Diğer davalı, davaya cevap vermemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu çeklerin davacı firma tarafından keşide edildiği, davacı tarafça davaya konu çeklerdeki lehtar imzasının davalı Marmara Kablo Makaraları ve Amb. San. Tic. Ltd. Şti.'nin yetkililerinin çift imza ile imzalanması gerekirken tek imza ile imza edildiği ileri sürülmüş ise de, bizzat davacının davaya konu çeklerde keşideci konumunda olduğu, davacı tarafından kendi imzalarına yönelik herhangi bir itirazda bulunulmadığı, imzaların istiklali prensibi gereği davacı şirketin çekteki kendi imzasından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 732 nci ve 687 nci maddeleri uyarınca hamile karşı sorumlu olduğu, bu kapsamda davacının hamil Finansbank A.Ş.'ye karşı açmış olduğu davanın reddi gerektiği, yine davacı tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi sonucu davacının diğer davalı Marmara Kablo Makaraları Amb.
San. Tic. Ltd. Şti.'ye de ticari ilişki sebebi ile borçlu bulunduğunun sabit olduğu, bu kapsamda bu davalı yönünden de davanın reddi gerektiği gerekesiyle sübut bulmayan davanın her iki davalı yönünden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı Marmara Kablo...Şti.’nin müvekkiline verdiği çeklerin karşılıksız çıkması üzerinde, cari hesaptan dolayı esasen müvekkilinin bu davalıdan alacaklı olduğunu, çeklerin lehtar davalı şirket tarafından bankaya ibraz edildikten sonra davalı bankanın kendisini iyi niyetli 3 üncü kişi olduğunu göstermek için ibrazdan sonra araya sıkıştırılan cironun hükümsüz olduğunu, davalı bankanın bu cirosu geçerli olmuş olsa bile çekin ibrazından sonra yapılan ciroların alacağın temliki hükmünde olduğunu, ayrıca çek tevdiat bordosunda, çeklerin rehin olarak/teminat olarak verildiğinin yazılı olduğunu, rehin cirosu geçerli olmadığından davalı bankanın yetkili hamil olarak kabul edilemeyeceğini, davalı şirketin çift imzayla temsil edildiği halde, davaya konu çeklerdeki davalı lehtar şirket cirosunun tek imzayla yapılmış olduğunu, ciro zincirinin kopuk olduğunu belirterek ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava tarihinde yürürlükte bulunan 6102 sayılı Kanun'un 677 nci maddesinde düzenlenen imzaların bağımsızlığı ilkesi gereğince, davacı keşidecinin kendi imzasından sorumlu olduğu, cirantanın imzasının sahteliğini ileri süremeyeceği, davacının kendi keşideci imzasını da inkâr etmediği, ciroda şeklen düzgün ciro silsilesi ile davalı bankanın çeklerin yetkili meşru hamili olduğu, dosyaya sunulan dava konusu çeklerin arka yüzünde ve tevdi bordrosu üzerindeki kayıtlardan çeklerin rehin cirosu ile devredildiğinin ispatlanamadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı şirketin çift imzayla temsil edildiğini, ancak davaya konu çeklerdeki davalı lehtar şirket cirosunun tek imzayla yapılmış olduğunu, dolayısıyla çekteki ciroların geçersiz olduğunu, davalı şirketin kullandığı kredilerin teminatı olarak çeklerin bankaya ibraz edildiğini, bu durumun çek tevdi bordrosunda da açıkça görüldüğünü, buna göre çeklerin kullanılan kredinin teminatı olarak verildiğinin taraflarınca yazılı belge ile ispatlanmış olduğunu, bankanın ise sonrasında kötü niyetli olarak kendini meşru hamil göstermek için çekteki ciro silsilesi arasına ciro yaptığını, ibrazdan sonra yapılan bu kötü niyetli cironun alacağın temliki hükmünde olduğunu, keşideci müvekkili şirketi borçlandıracak yetkili şirket imzası olmamasına rağmen aval veren ...
n'un imzası ile şirketin borçlu tutulmasının hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, icra takibine konu çekler nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
05.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/956302800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz