Menfi tespit | Menfi tespit | İstirdat | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5174 E. 2023/4899 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çekin ödeme aracı niteliği↗ ispat külfeti↗ bloke↗ ilamsız icra takibi↗ bedelsizlik↗ kambiyo senedi↗ istinaf incelemesi↗ kazanılmış hak↗ kötü niyet tazminatı↗ ispat yükü↗ garantörlük↗ ihtiyati haciz↗ istirdat↗ kötü niyet↗ haciz↗ iflas↗ asıl alacak↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ menfi tespit↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 08.02.2017 tarihli ve 2015/209 E., 2017/128 K. sayılı kararıyla; davalının davaya konu blokeli çekin düzenlenmesine dayanak olan hukuki ilişkiye dayanarak davacıya karşı takip ve dava açabileceğini, davalının davacıdan alacaklı olduğuna ilişkin belge sunmadığı gibi çekin davacıya devrettiği taşınmazın bedeli olduğunu savunmuş ise de bu taşınmazın bedelinin barter çeki ile ödendiğinin anlaşıldığı, davalı tarafından davacıya devredilen Bahçelievler'deki 21 numaralı daire bedeli için davalıya ...Barter A.Ş.'ye ait barter çekin verildiğinin ...Barter A.Ş.'nin cevabi yazısıyla anlaşıldığı, davalının 2 nci bir taşınmazı da davacıya devrettiğini savunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının takibe konu çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra dosyasına ödenen toplam 467.121,32 TL'nin davalıdan istirdatına, 400.000,00 TL asıl alacak üzerinden %40 oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 13.07. 2020 tarihli ve 2017/3031 E., 2020/1301 K. sayılı kararıyla; sair istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ancak kötü niyet tazminatının reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalının istinaf istemlerinin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne ve davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 14.02.2022 tarih, 2020/6947 E., ve 2022/1096 K. sayılı kararıyla; "menfi tesbit davalarının bazı türlerinde, kural olarak ispat yükü davalı alacaklıya düşmekte ise de, bu kural mutlak nitelikte olmayıp, bir kambiyo senedinin karşılıksız (bedelsiz) kaldığının iddia edilmesi suretiyle açılan menfi tesbit davasında ispat külfetinin, değişen ispat yükümü çerçevesinde davacı borçluya ait olduğu, esasen çekin ödeme aracı niteliğinde olması, keza genellikle konut satışları nedeniyle kullanılmakta olan bloke çekin, taşınmazın devrine bağlı olarak satıcıya teslimi gerekmesi, somut olayda, bloke çekin satıcı davalıya teslim edilmiş olması nedeniyle ispat yükü bakımından aksinin düşünülmesinin mümkün olmadığı, bu durumda, davacı borçlunun taraflar arasında iki adet taşınmazın devri konusunda anlaşma yapıldığı, dava ve takip konusu çekin gerçekleşmeyen taşınmaz satışına ilişkin düzenlendiği yolundaki iddiasını yazılı şekilde ispatlaması gerekmekte olup bu yoldaki iddiasını ispata elverişli bir delil sunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken ispat yükü bakımından yerinde olmayan değerlendirmeye dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı" gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, ispat külfeti davacı borçlu da olup davacının davaya konu iddialarını yazılı delille ispatlanması gerektiği ancak bu mahiyette delil sunulamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrar ederek müvekkilinin gerek tarafların kayıtları gerekse de resmi tapu senediyle ispat külfetini yerine getirdiğini buna rağmen davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Menfi tespit | İstirdat | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6947 E. 2022/1096 K.
Ortak:çekin ödeme aracı niteliği · ispat külfeti · bloke · ilamsız icra takibi · bedelsizlik · kambiyo senedi · istinaf incelemesi · kötü niyet tazminatı
İncelediğiniz karardaDairemizin 14.02.2022 tarih, 2020/6947 E., ve 2022/1096 K. sayılı kararıyla; "menfi tesbit davalarının bazı türlerinde, kural olarak «ispat yükü» davalı alacaklıya düşmekte ise de, bu kural mutlak nitelikte olmayıp, bir «kambiyo senedinin» karşılıksız («bedelsiz») kaldığının iddia edilmesi suretiyle açılan menfi tesbit davasında «ispat külfetinin», değişen ispat yükümü çerçevesinde davacı borçluya ait olduğu, esasen «çekin ödeme aracı niteliğinde» olması, keza genellikle konut satışları nedeniyle kullanılmakta olan «bloke» çekin, taşınmazın devrine bağlı olarak satıcıya «teslimi» gerekmesi, somut olayda, bloke çekin satıcı davalıya teslim edilmiş olması nedeniyle ispat yükü bakımından aksinin düşünülmesinin mümkün olmadığı, bu durumda, dava …
… ı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının takibe konu çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra dosyasına ödenen toplam 467.121,32 TL'nin davalıdan «istirdatına», 400.000,00 TL «asıl alacak» üzerinden %40 oranında «kötü niyet tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
2020 tarihli ve 2017/3031 E., 2020/1301 K. sayılı kararıyla; sair istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ancak «kötü niyet tazminatının» reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalının istinaf istemlerinin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne ve davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince yapılan «istinaf incelemesinde»; davalı, maliki olduğu 21 numaralı dairenin 15/01/2015 tarihli «bloke» «çek» karşılığında davacıya devredildiğini iddia etmiş ve bu konuda 19/01/2015 tarihli faturayı da delil olarak sunmuş ancak tapu senedi, «fatura» ve bilirkişi raporundan davacının 21 numaralı dairenin mülkiyeti karşılığında davalıya 450.000,00 TL'lik barter çekinin verildiği anlaşılmış, «ispat külfeti» kendisinde olan davalı taraf söz konusu bloke çek nedeniyle davalıdan alacaklı olduğunu kanıtlayamadığı gibi davalı «yemin deliline dayanmadığından» «yemin teklif» etme hakkı bulunmadığı, ancak «kötüniyet tazminatının» reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalının istinaf istemlerinin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile; …
Her ne kadar menfi tesbit davalarının bazı türlerinde, kural olarak «ispat yükü» davalı alacaklıya düşmekte ise de, bu kural mutlak nitelikte olmayıp, bir «kambiyo senedinin» karşılıksız («bedelsiz») kaldığının iddia edilmesi suretiyle açılan menfi tesbit davasında «ispat külfeti», değişen ispat yükümü çerçevesinde davacı borçluya düşer.
1- Dava, «bloke» çeke dayalı «ilamsız icra takibi» nedeniyle ödenen paranın «istirdatı» istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:çekin bedelsizliği · yemin deliline dayanma · yemin teklifi · yemin delili · kötüniyet tazminatı · yemin · fatura · çek
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince yapılan «istinaf incelemesinde»; davalı, maliki olduğu 21 numaralı dairenin 15/01/2015 tarihli «bloke» «çek» karşılığında davacıya devredildiğini iddia etmiş ve bu konuda 19/01/2015 tarihli faturayı da delil olarak sunmuş ancak tapu senedi, «fatura» ve bilirkişi raporundan davacının 21 numaralı dairenin mülkiyeti karşılığında davalıya 450.000,00 TL'lik barter çekinin verildiği anlaşılmış, «ispat külfeti» kendisinde olan davalı taraf söz konusu bloke çek nedeniyle davalıdan alacaklı olduğunu kanıtlayamadığı gibi davalı «yemin deliline dayanmadığından» «yemin teklif» etme hakkı bulunmadığı, ancak «kötüniyet tazminatının» reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalının istinaf istemlerinin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile; …
İcra Müdürlüğü'nün 2015/3225 Esas sayılı takip dosyasına konu çekten dolayı davacıya borçlu olmadığının tespiti ile davacının bu takip nedeniyle davalıya ödemek zorunda kaldığı 467.121,32 TL’nin davalıdan «istirdatına», davacının «kötüniyet tazminatı» talebinin reddine karar verilmiştir.
Davacı, davalının iki adet taşınmazı davacıya satması konusunda taraflarca anlaşılmasına rağmen tek bir taşınmazın devrinin yapıldığı, devri gerçekleşmeyen taşınmazın bedeli olarak davalıya verilen «bloke» «çekin bedelsiz» kalmasına rağmen girişilen icra takibinde «haciz» tehdidi altında haksız olarak tahsil edildiğini ileri sürmüş; davalı ise, davaya konu bloke çekin devri gerçekleşen taşınmaz bedeline karşılık alındığını savunmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10681 E. 2014/2493 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:menfi zarar · harca esas değer · ticari temerrüt faizi · sözleşmenin feshi · mahsup · komisyon · temerrüt faizi · ıslah
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında 27/06/2007 günlü barter sözleşmesinin bulunduğu, «sözleşmenin feshinin» söz konusu olmadığı, davacının yaptığı işlemler karşılığında 22/09/2007 tarihli 25.000 TL bedelli ve 04/04/2008 tarihli 35.000 TL bedelli iki adet barter çekini aldığı, sözleşme uyarınca havuzdan yapılan alım satımlar için %5 «komisyon» ve KDV ödenmesinin gerektiği, davacının hesap özetini aldığı yani komisyon borcundan haberdar olduğu halde ödeme yapmadığı, davalının ise iki adet arz işlemi sonucunda aracılık hizmetini gerçekleştirip komisyonu hak ettiği, sözleşme uyarınca komisyonun on gün içinde ödenmesi gerektiği, aksi halde şirketin «mahsup» «yetkisinin» bulunduğu, somut olayda da iki adet çekle ilgili toplam 3.000 TL komisyon tutarının davacının hesabına borç kaydedildiği, dolayısıyla havuzda davacının 57.000 TL alacağının bulunduğu, davacının başka bir zarara uğradığını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 57.000 TL'nin 14/09/2009 «temerrüt» tarihinden itibaren «ticari temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde açıkladığı nedenlerle zarara uğradığını belirtip, «menfi zararının» karşılığında şimdilik 10.000 TL'nin tahsilini istemiş ve «harca esas değer» olarak da 10.000 TL'yi göstermiştir.
Davacı daha sonra 10.04.2012 tarihli «ıslah» dilekçesinde, öncelikle talebi ile ilgili bir karar verilmesini, aksi kanaat edinildiği taktirde 57.000 TL tutarındaki barter çeki bedelinin «temerrüt faizinin» zararının karşılığı olarak davalıdan tahsilini istemiştir.
Buna karşılık mahkemece iki adet barter çeki bedelinden «komisyon» miktarının düşümüyle arta kalan 57.000 TL'nın faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiş, karar gerekçesinde de davacının zararının ne olduğunu ve başka bir zarara uğradığını kanıtlayamadığı kabul edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6323 E. 2013/9425 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ifa uğruna edim · prim alacağı · ipoteğin kaldırılması · acentelik sözleşmesi · acentelik · ek prim · ipotek · ifa
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı ... ile davalı ... arasındaki acentalık sözleşmesinden kaynaklanan «prim» borçlarının «teminatı» olarak ...’a ait taşınmazın «ipotek» verildiği, taraflar arasındaki acentalık ilişkisinin sona erdiği, davacı ...’ın prim borçlarının %50'sini nakit, geri kalan %50'lik kısmının ise barter çekleri ile davalıya ödediği, davalının çekleri barter sistemi kapsamında kullanma imkanına sahip olduğu, davalının «prim alacağına» mahsuben barter çeki ile ödemeyi kabul etmesi ve çekleri almasının «ifa uğruna edim» olup, alınması ile borçlunun borcundan kurtulduğu, mevcut sona eren acentalık sözleşmesi kapsamında davacının davalıya borcunun bulunmadığı, dolayısıyla ipoteğinin …
Davacı ... ile davalı arasında 21.10.2003 tarihinde imzalanan «acentelik sözleşmesinin» 23 Ocak 2007 tarihinde fesh edildiği, dava konusu ipoteğin ise fesh edilen bu sözleşmenin «teminatını» oluşturmak üzere verildiği, taraflar arasında tartışmasızdır.
Çekişme «acentelik» faaliyetlerinden kaynaklanan «prim» alacakları nedeniyle davacı ...'ın davalıya borcu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. .../...
Davacı ... ile davalı barter sistemi içinde yer almakta ve «acentenin» «prim» borçlarının bir kısmı barter çekleri ile ödenmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5174 E. , 2023/4899 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/727 Esas, 2022/910 Karar
HÜKÜM
Ret
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen menfi tespit davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının davacı aleyhine 15.01.2015 tarihli bloke çeke dayalı ilamsız icra takibi yaptığını, davacının davalıdan İstanbul Bahçelievler'de bulunan bir daireyi KDV dahil 398.700,00 TL'ye satın aldığını, bedelinin 12.01.2015 tarihli ... Barter A.Ş.'ye ait barter çekiyle ödendiğini, davalı ile ikinci bir gayrimenkulün devri konusunda da anlaşılmasına rağmen bu gayrimenkulün devrinin sağlanmadığını ve ikinci gayrimenkulün devir bedeli için verilen icra takibine konu bloke çekin konusuz hale geldiğini ancak davalının bu çeki iade etmediğini, davacının ihtiyati haciz baskısı altında 400.000,00 TL'yi ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek icra takibinin iptaline, müvekkilinin takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, ödenen bedelin istirdatına ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, haksız kazanç sağlama peşinde olduğunu, müvekkiline ait ... 'deki 21 numaralı dairenin 15.01.2015 tarihli 400.000,00 TL bedelli bloke çekin müvekkiline teslimi ile bloke çekin tahsil garantisi de dikkate alınarak davacıya devredildiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin 08.02.2017 tarihli ve 2015/209 E., 2017/128 K. sayılı kararıyla; davalının davaya konu blokeli çekin düzenlenmesine dayanak olan hukuki ilişkiye dayanarak davacıya karşı takip ve dava açabileceğini, davalının davacıdan alacaklı olduğuna ilişkin belge sunmadığı gibi çekin davacıya devrettiği taşınmazın bedeli olduğunu savunmuş ise de bu taşınmazın bedelinin barter çeki ile ödendiğinin anlaşıldığı, davalı tarafından davacıya devredilen Bahçelievler'deki 21 numaralı daire bedeli için davalıya ...Barter A.Ş.'ye ait barter çekin verildiğinin ...Barter A.Ş.'nin cevabi yazısıyla anlaşıldığı, davalının 2 nci bir taşınmazı da davacıya devrettiğini savunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının takibe konu çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra dosyasına ödenen toplam 467.121,32 TL'nin davalıdan istirdatına, 400.000,00 TL asıl alacak üzerinden %40 oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin 13.07. 2020 tarihli ve 2017/3031 E., 2020/1301 K. sayılı kararıyla; sair istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ancak kötü niyet tazminatının reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalının istinaf istemlerinin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne ve davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
1. Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
2. Dairemizin 14.02.2022 tarih, 2020/6947 E., ve 2022/1096 K. sayılı kararıyla; "menfi tesbit davalarının bazı türlerinde, kural olarak ispat yükü davalı alacaklıya düşmekte ise de, bu kural mutlak nitelikte olmayıp, bir kambiyo senedinin karşılıksız (bedelsiz) kaldığının iddia edilmesi suretiyle açılan menfi tesbit davasında ispat külfetinin, değişen ispat yükümü çerçevesinde davacı borçluya ait olduğu, esasen çekin ödeme aracı niteliğinde olması, keza genellikle konut satışları nedeniyle kullanılmakta olan bloke çekin, taşınmazın devrine bağlı olarak satıcıya teslimi gerekmesi, somut olayda, bloke çekin satıcı davalıya teslim edilmiş olması nedeniyle ispat yükü bakımından aksinin düşünülmesinin mümkün olmadığı, bu durumda, davacı borçlunun taraflar arasında iki adet taşınmazın devri konusunda anlaşma yapıldığı, dava ve takip konusu çekin gerçekleşmeyen taşınmaz satışına ilişkin düzenlendiği yolundaki iddiasını yazılı şekilde ispatlaması gerekmekte olup bu yoldaki iddiasını ispata elverişli bir delil sunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken ispat yükü bakımından yerinde olmayan değerlendirmeye dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmadığı" gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
B. Bölge Adliye Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda, ispat külfeti davacı borçlu da olup davacının davaya konu iddialarını yazılı delille ispatlanması gerektiği ancak bu mahiyette delil sunulamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarını tekrar ederek müvekkilinin gerek tarafların kayıtları gerekse de resmi tapu senediyle ispat külfetini yerine getirdiğini buna rağmen davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, menfi tespit ve istirdat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (2004 sayılı Kanun) 72 inci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VII. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954778400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz