Menfi tespit | İstirdat | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/6947 E. 2022/1096 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çekin ödeme aracı niteliği↗ çekin bedelsizliği↗ yemin deliline dayanma↗ yemin teklifi↗ yemin delili↗ ispat külfeti↗ bloke↗ ilamsız icra takibi↗ kötüniyet tazminatı↗ bedelsizlik↗ yemin↗ kambiyo senedi↗ istinaf incelemesi↗ kötü niyet tazminatı↗ ispat yükü↗ garantörlük↗ istirdat↗ kötü niyet↗ haciz↗ fatura↗ asıl alacak↗ çek↗ kötüniyet↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ menfi tespit↗ teslim↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davalının davaya konu blokeli çekin düzenlenmesine dayanak olan hukuki ilişkiye dayanarak davacıya karşı takip ve dava açabileceğini, davalının davacıdan alacaklı olduğuna ilişkin belge sunmadığı gibi çekin davacıya devrettiği taşınmazın bedeli olduğunu savunmuş ise de bu taşınmazın bedelinin barter çeki ile ödendiğin anlaşıldığı, davalı tarafından davacıya devredilen Bahçelievler'deki 21 numaralı daire bedeli için davalıya Garanti Barter A.Ş.'ye ait barter çekin verildiğinin Garanti Barter A.Ş.'nin cevabi yazısıyla anlaşıldığı, davalının 2. bir taşınmazı da davacıya devrettiğini savunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının takibe konu çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra dosyasına ödenen toplam 467.121,32 TL'nin davalıdan istirdatına, 400.000.-TL asıl alacak üzerinden % 40 oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde; davalı, maliki olduğu 21 numaralı dairenin 15/01/2015 tarihli bloke çek karşılığında davacıya devredildiğini iddia etmiş ve bu konuda 19/01/2015 tarihli faturayı da delil olarak sunmuş ancak tapu senedi, fatura ve bilirkişi raporundan davacının 21 numaralı dairenin mülkiyeti karşılığında davalıya 450.000,00 TL'lik barter çekinin verildiği anlaşılmış, ispat külfeti kendisinde olan davalı taraf söz konusu bloke çek nedeniyle davalıdan alacaklı olduğunu kanıtlayamadığı gibi davalı yemin deliline dayanmadığından yemin teklif etme hakkı bulunmadığı, ancak kötüniyet tazminatının reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalının istinaf istemlerinin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile; davacının Büyükçekmece 1. İcra Müdürlüğü'nün 2015/3225 Esas sayılı takip dosyasına konu çekten dolayı davacıya borçlu olmadığının tespiti ile davacının bu takip nedeniyle davalıya ödemek zorunda kaldığı 467.121,32 TL’nin davalıdan istirdatına, davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, bloke çeke dayalı ilamsız icra takibi nedeniyle ödenen paranın istirdatı istemine ilişkindir.
Davacı, davalının iki adet taşınmazı davacıya satması konusunda taraflarca anlaşılmasına rağmen tek bir taşınmazın devrinin yapıldığı, devri gerçekleşmeyen taşınmazın bedeli olarak davalıya verilen bloke çekin bedelsiz kalmasına rağmen girişilen icra takibinde haciz tehdidi altında haksız olarak tahsil edildiğini ileri sürmüş; davalı ise, davaya konu bloke çekin devri gerçekleşen taşınmaz bedeline karşılık alındığını savunmuştur. Gerek ilk derece mahkemesi ve gerekse de bölge adliye mahkemesince çeke dayalı ilamsız icra takibine dayalı menfi tespit ve istirdat davasında alacağı ispat yükünün davalı-alacaklı üzerinde olduğu ve davalının alacağını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar menfi tesbit davalarının bazı türlerinde, kural olarak ispat yükü davalı alacaklıya düşmekte ise de, bu kural mutlak nitelikte olmayıp, bir kambiyo senedinin karşılıksız (bedelsiz) kaldığının iddia edilmesi suretiyle açılan menfi tesbit davasında ispat külfeti, değişen ispat yükümü çerçevesinde davacı borçluya düşer. Esasen çekin ödeme aracı niteliğinde olması, keza genellikle konut satışları nedeniyle kullanılmakta olan bloke çekin, taşınmazın devrine bağlı olarak satıcıya teslimi gerekmesi, somut olayda bloke çekin satıcı davalıya teslim edilmiş olması nedeniyle ispat yükü bakımından aksinin düşünülmesi mümkün değildir.
Bu durumda, davacı borçlunun taraflar arasında iki adet taşınmazın devri konusunda anlaşma yapıldığı, dava ve takip konusu çekin gerçekleşmeyen taşınmaz satışına ilişkin düzenlendiği yolundaki iddiasını yazılı şekilde ispatlaması gerekmekte olup bu yoldaki iddiasını ispata elverişli bir delil sunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken ispat yükü bakımından yerinde olmayan değerlendirmeye dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmayıp bölge adliye mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz istemlerinin incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Menfi tespit | Menfi tespit | İstirdat | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5174 E. 2023/4899 K.
Ortak:çekin ödeme aracı niteliği · ispat külfeti · bloke · ilamsız icra takibi · bedelsizlik · kambiyo senedi · istinaf incelemesi · kötü niyet tazminatı
İncelediğiniz karardaBölge Adliye Mahkemesince yapılan «istinaf incelemesinde»; davalı, maliki olduğu 21 numaralı dairenin 15/01/2015 tarihli «bloke» «çek» karşılığında davacıya devredildiğini iddia etmiş ve bu konuda 19/01/2015 tarihli faturayı da delil olarak sunmuş ancak tapu senedi, «fatura» ve bilirkişi raporundan davacının 21 numaralı dairenin mülkiyeti karşılığında davalıya 450.000,00 TL'lik barter çekinin verildiği anlaşılmış, «ispat külfeti» kendisinde olan davalı taraf söz konusu bloke çek nedeniyle davalıdan alacaklı olduğunu kanıtlayamadığı gibi davalı «yemin deliline dayanmadığından» «yemin teklif» etme hakkı bulunmadığı, ancak «kötüniyet tazminatının» reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalının istinaf istemlerinin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile; …
Her ne kadar menfi tesbit davalarının bazı türlerinde, kural olarak «ispat yükü» davalı alacaklıya düşmekte ise de, bu kural mutlak nitelikte olmayıp, bir «kambiyo senedinin» karşılıksız («bedelsiz») kaldığının iddia edilmesi suretiyle açılan menfi tesbit davasında «ispat külfeti», değişen ispat yükümü çerçevesinde davacı borçluya düşer.
1- Dava, «bloke» çeke dayalı «ilamsız icra takibi» nedeniyle ödenen paranın «istirdatı» istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaDairemizin 14.02.2022 tarih, 2020/6947 E., ve 2022/1096 K. sayılı kararıyla; "menfi tesbit davalarının bazı türlerinde, kural olarak «ispat yükü» davalı alacaklıya düşmekte ise de, bu kural mutlak nitelikte olmayıp, bir «kambiyo senedinin» karşılıksız («bedelsiz») kaldığının iddia edilmesi suretiyle açılan menfi tesbit davasında «ispat külfetinin», değişen ispat yükümü çerçevesinde davacı borçluya ait olduğu, esasen «çekin ödeme aracı niteliğinde» olması, keza genellikle konut satışları nedeniyle kullanılmakta olan «bloke» çekin, taşınmazın devrine bağlı olarak satıcıya «teslimi» gerekmesi, somut olayda, bloke çekin satıcı davalıya teslim edilmiş olması nedeniyle ispat yükü bakımından aksinin düşünülmesinin mümkün olmadığı, bu durumda, dava …
… ı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının takibe konu çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra dosyasına ödenen toplam 467.121,32 TL'nin davalıdan «istirdatına», 400.000,00 TL «asıl alacak» üzerinden %40 oranında «kötü niyet tazminatının» davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
2020 tarihli ve 2017/3031 E., 2020/1301 K. sayılı kararıyla; sair istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ancak «kötü niyet tazminatının» reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalının istinaf istemlerinin kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne ve davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:kazanılmış hak
Benzer bu kararda2.Temyizen incelenen Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına «kazanılmış hak» durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/10681 E. 2014/2493 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:menfi zarar · harca esas değer · ticari temerrüt faizi · sözleşmenin feshi · mahsup · komisyon · temerrüt faizi · ıslah
Benzer bu karardaMahkemece, toplanan kanıtlar ve bilirkişi raporuna dayanılarak, taraflar arasında 27/06/2007 günlü barter sözleşmesinin bulunduğu, «sözleşmenin feshinin» söz konusu olmadığı, davacının yaptığı işlemler karşılığında 22/09/2007 tarihli 25.000 TL bedelli ve 04/04/2008 tarihli 35.000 TL bedelli iki adet barter çekini aldığı, sözleşme uyarınca havuzdan yapılan alım satımlar için %5 «komisyon» ve KDV ödenmesinin gerektiği, davacının hesap özetini aldığı yani komisyon borcundan haberdar olduğu halde ödeme yapmadığı, davalının ise iki adet arz işlemi sonucunda aracılık hizmetini gerçekleştirip komisyonu hak ettiği, sözleşme uyarınca komisyonun on gün içinde ödenmesi gerektiği, aksi halde şirketin «mahsup» «yetkisinin» bulunduğu, somut olayda da iki adet çekle ilgili toplam 3.000 TL komisyon tutarının davacının hesabına borç kaydedildiği, dolayısıyla havuzda davacının 57.000 TL alacağının bulunduğu, davacının başka bir zarara uğradığını kanıtlayamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 57.000 TL'nin 14/09/2009 «temerrüt» tarihinden itibaren «ticari temerrüt faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Davacı, dava dilekçesinde açıkladığı nedenlerle zarara uğradığını belirtip, «menfi zararının» karşılığında şimdilik 10.000 TL'nin tahsilini istemiş ve «harca esas değer» olarak da 10.000 TL'yi göstermiştir.
Davacı daha sonra 10.04.2012 tarihli «ıslah» dilekçesinde, öncelikle talebi ile ilgili bir karar verilmesini, aksi kanaat edinildiği taktirde 57.000 TL tutarındaki barter çeki bedelinin «temerrüt faizinin» zararının karşılığı olarak davalıdan tahsilini istemiştir.
Buna karşılık mahkemece iki adet barter çeki bedelinden «komisyon» miktarının düşümüyle arta kalan 57.000 TL'nın faiziyle birlikte tahsiline karar verilmiş, karar gerekçesinde de davacının zararının ne olduğunu ve başka bir zarara uğradığını kanıtlayamadığı kabul edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/6323 E. 2013/9425 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ifa uğruna edim · prim alacağı · ipoteğin kaldırılması · acentelik sözleşmesi · acentelik · ek prim · ipotek · ifa
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacı ... ile davalı ... arasındaki acentalık sözleşmesinden kaynaklanan «prim» borçlarının «teminatı» olarak ...’a ait taşınmazın «ipotek» verildiği, taraflar arasındaki acentalık ilişkisinin sona erdiği, davacı ...’ın prim borçlarının %50'sini nakit, geri kalan %50'lik kısmının ise barter çekleri ile davalıya ödediği, davalının çekleri barter sistemi kapsamında kullanma imkanına sahip olduğu, davalının «prim alacağına» mahsuben barter çeki ile ödemeyi kabul etmesi ve çekleri almasının «ifa uğruna edim» olup, alınması ile borçlunun borcundan kurtulduğu, mevcut sona eren acentalık sözleşmesi kapsamında davacının davalıya borcunun bulunmadığı, dolayısıyla ipoteğinin …
Davacı ... ile davalı arasında 21.10.2003 tarihinde imzalanan «acentelik sözleşmesinin» 23 Ocak 2007 tarihinde fesh edildiği, dava konusu ipoteğin ise fesh edilen bu sözleşmenin «teminatını» oluşturmak üzere verildiği, taraflar arasında tartışmasızdır.
Çekişme «acentelik» faaliyetlerinden kaynaklanan «prim» alacakları nedeniyle davacı ...'ın davalıya borcu olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. .../...
Davacı ... ile davalı barter sistemi içinde yer almakta ve «acentenin» «prim» borçlarının bir kısmı barter çekleri ile ödenmektedir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/6947 E. , 2022/1096 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 16.HUKUK DAİRESİ
TÜRK MİLLETİ ADINA
Taraflar arasında görülen davada Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesince verilen 08.02.2017 tarih ve 2015/209 E- 2017/128 K. sayılı kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin kısmen kabul-kısmen reddine dair İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nce verilen 13.07.2020 tarih ve 2017/3031 E- 2020/1301 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davacı ve davalı vekilleri tarafından istenmiş ve temyiz dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçeler, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, davalının davacı aleyhine 15.01.2015 tarihli bloke çeke dayalı ilamsız icra takibi yaptığını, davacının davalıdan İstanbul Bahçelievler'de bulunan bir daireyi KDV dahil 398.700.-TL'ye satın aldığını, bedelinin 12/01/2015 tarihli Garanti Barter A.Ş.'ye ait barter çekiyle ödendiğini, davalı ile ikinci bir gayrimenkulün devri konusunda da anlaşılmasına rağmen bu gayrimenkulün devrinin sağlanmadığını ve ikinci gayrimenkulün devir bedeli için verilen icra takibine konu bloke çekin konusuz hale geldiğini ancak davalının bu çeki iade etmediğini, davacının ihtiyati haciz baskısı altında 400.000.-TL'yi ödemek zorunda kaldığını ileri sürerek icra takibinin iptaline, müvekkilinin takip nedeniyle davalıya borçlu olmadığının tespitine, ödenen bedelin istirdatına ve kötü niyet tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını, haksız kazanç sağlama peşinde olduğunu, müvekkiline ait Bahçelievler'deki 21 numaralı dairenin 15/01/2015 tarihli 400.000.-TL bedelli bloke çekin müvekkiline teslimi ile bloke çekin tahsil garantisi de dikkate alınarak davacıya devredildiğini bildirerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davalının davaya konu blokeli çekin düzenlenmesine dayanak olan hukuki ilişkiye dayanarak davacıya karşı takip ve dava açabileceğini, davalının davacıdan alacaklı olduğuna ilişkin belge sunmadığı gibi çekin davacıya devrettiği taşınmazın bedeli olduğunu savunmuş ise de bu taşınmazın bedelinin barter çeki ile ödendiğin anlaşıldığı, davalı tarafından davacıya devredilen Bahçelievler'deki 21 numaralı daire bedeli için davalıya Garanti Barter A.Ş.'ye ait barter çekin verildiğinin Garanti Barter A.Ş.'nin cevabi yazısıyla anlaşıldığı, davalının 2. bir taşınmazı da davacıya devrettiğini savunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, davacının takibe konu çekten dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra dosyasına ödenen toplam 467.121,32 TL'nin davalıdan istirdatına, 400.000.-TL asıl alacak üzerinden % 40 oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Bölge Adliye Mahkemesince yapılan istinaf incelemesinde; davalı, maliki olduğu 21 numaralı dairenin 15/01/2015 tarihli bloke çek karşılığında davacıya devredildiğini iddia etmiş ve bu konuda 19/01/2015 tarihli faturayı da delil olarak sunmuş ancak tapu senedi, fatura ve bilirkişi raporundan davacının 21 numaralı dairenin mülkiyeti karşılığında davalıya 450.000,00 TL'lik barter çekinin verildiği anlaşılmış, ispat külfeti kendisinde olan davalı taraf söz konusu bloke çek nedeniyle davalıdan alacaklı olduğunu kanıtlayamadığı gibi davalı yemin deliline dayanmadığından yemin teklif etme hakkı bulunmadığı, ancak kötüniyet tazminatının reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davalının istinaf istemlerinin kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile;
davacının Büyükçekmece 1. İcra Müdürlüğü'nün 2015/3225 Esas sayılı takip dosyasına konu çekten dolayı davacıya borçlu olmadığının tespiti ile davacının bu takip nedeniyle davalıya ödemek zorunda kaldığı 467.121,32 TL’nin davalıdan istirdatına, davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.
Kararı, taraf vekilleri temyiz etmiştir.
1- Dava, bloke çeke dayalı ilamsız icra takibi nedeniyle ödenen paranın istirdatı istemine ilişkindir.
Davacı, davalının iki adet taşınmazı davacıya satması konusunda taraflarca anlaşılmasına rağmen tek bir taşınmazın devrinin yapıldığı, devri gerçekleşmeyen taşınmazın bedeli olarak davalıya verilen bloke çekin bedelsiz kalmasına rağmen girişilen icra takibinde haciz tehdidi altında haksız olarak tahsil edildiğini ileri sürmüş; davalı ise, davaya konu bloke çekin devri gerçekleşen taşınmaz bedeline karşılık alındığını savunmuştur. Gerek ilk derece mahkemesi ve gerekse de bölge adliye mahkemesince çeke dayalı ilamsız icra takibine dayalı menfi tespit ve istirdat davasında alacağı ispat yükünün davalı-alacaklı üzerinde olduğu ve davalının alacağını ispat edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Her ne kadar menfi tesbit davalarının bazı türlerinde, kural olarak ispat yükü davalı alacaklıya düşmekte ise de, bu kural mutlak nitelikte olmayıp, bir kambiyo senedinin karşılıksız (bedelsiz) kaldığının iddia edilmesi suretiyle açılan menfi tesbit davasında ispat külfeti, değişen ispat yükümü çerçevesinde davacı borçluya düşer. Esasen çekin ödeme aracı niteliğinde olması, keza genellikle konut satışları nedeniyle kullanılmakta olan bloke çekin, taşınmazın devrine bağlı olarak satıcıya teslimi gerekmesi, somut olayda bloke çekin satıcı davalıya teslim edilmiş olması nedeniyle ispat yükü bakımından aksinin düşünülmesi mümkün değildir.
Bu durumda, davacı borçlunun taraflar arasında iki adet taşınmazın devri konusunda anlaşma yapıldığı, dava ve takip konusu çekin gerçekleşmeyen taşınmaz satışına ilişkin düzenlendiği yolundaki iddiasını yazılı şekilde ispatlaması gerekmekte olup bu yoldaki iddiasını ispata elverişli bir delil sunmadığı gözetilerek davanın reddine karar verilmesi gerekirken ispat yükü bakımından yerinde olmayan değerlendirmeye dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmayıp bölge adliye mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.
2- Bozma sebep ve şekline göre, davacı vekilinin temyiz istemlerinin incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin temyiz isteminin kabulü ile Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalı yararına BOZULMASINA, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz isteminin incelenmesine yer olmadığına, HMK'nın 373/2. maddesi uyarınca dava dosyasının Bölge Adliye Mahkemesi'ne gönderilmesine, ödedikleri peşin temyiz harcının istekleri halinde temyiz eden davacı ve davalıya iadesine, 14/02/2022 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/748871300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz