Genel kurul kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/666 E. 2023/4351 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurulu toplantıya çağırma↗ sermaye taahhüdü↗ nisap↗ şekil şartı↗ karar nisabı↗ el koyma↗ butlan↗ esas sözleşme↗ olağanüstü genel kurul↗ genel kurul kararının iptali↗ ticaret sicili↗ yönetim kurulu kararı↗ taahhütname↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ :İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI :2015/470 E., 2018/1012 K.
Taraflar arasındaki şirket genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı şirketin %5 payına sahip hissedarı ve yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğunu, davalı şirketin kanuna ve şirket esas sözleşmesine aykırı yönetim kurulu toplantısı düzenlediğini, ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 414 üncü maddesinde belirtilen şekil şartlarına aykırılık teşkil eden 24.03.2015 tarihli 2014 yılı olağan genel kurulunu yaparak, kanuna ve şirket ana sözleşmesine aykırı kararlar aldığını, müvekkili ...'in, adresinin bilinmesine rağmen, olağan genel kurul toplantısının yapılacağının kendisine iadeli taahhütlü mektupla bildirilmediğini, müvekkilinin 2014 yılı olağan genel kurul toplantısına katılamadığını, 26.02.2015 tarihli şirket yönetim kurulu toplantısına da çağrılmadığını, müvekkilinin haricen ulaştığı bilgilere göre, yönetim kurulu toplantısında 2014 yılına ait olağan genel kurul yapılmasına ilişkin 2015/03 sayılı karar alındığını, bu kararın 8772 sayı ve 05.03.2015 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığının tespit edildiğini, ancak bu karar yönetim kurulu toplanma ve usulüne, toplantı ve karar nisaplarına aykırılık teşkil ettiğinden yok hükmünde olduğunu, 24.03.2014 tarihli genel kurulda alınan bütün kararların, 6102 sayılı Kanun'un 445 inci maddesi gereğince iptaline, genel kurulda alınan kararların 6102 sayılı Kanun'un 447 nci maddesi kapsamına girmesi halinde butlan ile sakat olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının sermaye taahhüdü borcunu yerine getirmediğini, kendi edimlerini yerini getirmemişken, dava yoluyla şirketin genel kurulunun iptalini istemek üzere dava açma hakkı olmadığını, haberi olduğu halde kasıtlı olarak olağan genel kurula katılmadığını, kötü niyetle bu davayı açtığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuyla davalı şirketin genel kurulun yapılması kararının alındığı yönetim kurulu toplantıya çağrısının usulüne uygun olmadığı, genel kurulu toplantıya çağırma yetkisinin 6102 sayılı Kanun'un 390 ıncı maddesi uyarınca yönetim kurulunun devredilmez yetkilerinden olduğu, toplantı kararının yönetim kurulunda 5 kişi olmasına, toplantının bu 5 kişiden 3'ünün katılımı ve en az ikisinin olumlu oyu ile karara bağlanması gerekirken, buna uyulmadığı, toplantıya çağrının usulüne uygun olmadığı, yine sicilde tescili yapılan usulsüz alınan yönetim kurulu kararına istinaden davacının genel kurula çağrısının da usulüne uygun yapılmadığı, bu toplantının 6102 sayılı Kanun'un 416 ncı maddesi uyarınca tüm ortakların katılımı ile yapılmış, çağrısız bir toplantı olmaması nedeniyle, davalı tarafın, davacının toplantıdan haberinin olduğu savunmasına, davacının toplantıya katılmamış olması nedeniyle itibar edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne davalı Türkish Express Sigorta Aracılık Hizmetleri A.Ş.'nin 24.03.2015 tarihli genel kurulunda alınan tüm kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının sermaye koyma borcunu yerine getirmediğini, pay sahibi olmadığını, dolayısıyla dava açma hakkının da bulunmadığını, genel kurul toplantısının çağrı usulüne uyulmadan yapılabilmesinin ancak, toplantıya tüm ortakların veya temsilcilerinin katılması ve bu nisabın toplantı sonuna kadar korunması halinde mümkün olduğunu, tıpkı 25.02.2015 tarihinde yapılan genel kurul toplantısı gibi, 25.03.2015 tarihli genel kurul toplantısının da, pay sahiplerinin katılımı ile çağrısız usulle yapıldığını, çağrısız usulle yapılan ve bizzat kendisinin de katıldığı 25.02.2015 tarihli toplantıya itirazı olmayan davacının, 25.03.2015 tarihli genel kurula itirazının kötü niyetli olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin genel kurulun yapılması kararının alındığı yönetim kurulu toplantıya çağrısının usulüne uygun olmadığı, tescili yapılan usulsüz alınan yönetim kurulu kararına istinaden davacının genel kurula çağrısı da usulüne uygun yapılmadığından İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne yönelik verilen kararın isabetli olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirketin 24.03.2014 tarihli genel kurulunda alınan kararların iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 201 inci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 390, 416, 445 ve 447 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Genel kurul kararının yokluğu tespiti
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4560 E. 2022/8566 K.
Ortak:karar nisabı · yönetim kurulu kararı · temsil
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının sermaye «koyma» borcunu yerine getirmediğini, pay sahibi olmadığını, dolayısıyla dava açma hakkının da bulunmadığını, genel kurul toplantısının çağrı usulüne uyulmadan yapılabilmesinin ancak, toplantıya tüm ortakların veya «temsilcilerinin» katılması ve bu «nisabın» toplantı sonuna kadar korunması halinde mümkün olduğunu, tıpkı 25.02.2015 tarihinde yapılan genel kurul toplantısı gibi, 25.03.2015 tarihli genel kurul toplantısın …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı şirketin %5 payına sahip hissedarı ve «yönetim kurulu» başkan yardımcısı olduğunu, davalı şirketin kanuna ve şirket «esas sözleşmesine» aykırı yönetim kurulu toplantısı düzenlediğini, ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 414 üncü maddesinde belirtilen «şekil şartlarına» aykırılık teşkil eden 24.03.2015 tarihli 2014 yılı olağan genel kurulunu yaparak, kanuna ve şirket ana sözleşmesine aykırı kararlar aldığını, müvekkili ...'in, adresinin bilinmesine rağmen, «olağan genel kurul» toplantısının yapılacağının kendisine iadeli «taahhütlü» mektupla bildirilmediğini, müvekkilinin 2014 yılı olağan genel kurul toplantısına katılamadığını, 26.02.2015 tarihli şirket yönetim kurulu toplantısına da çağrılmadığını, müvekkilinin haricen ulaştığı bilgilere göre, yönetim kurulu toplantısında 2014 yılına ait olağan genel kurul yapılmasına ilişkin 2015/03 sayılı karar alındığını, bu kararın 8772 sayı ve 05.03.2015 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığının tespit edildiğini, ancak bu karar yönetim kurulu toplanma ve usulüne, toplantı ve karar «nisaplarına» aykırılık teşkil ettiğinden yok hükmünde olduğunu, 24.03.2014 tarihli genel kurulda alınan bütün kararların, 6102 sayılı Kanun'un 445 inci maddesi gereğince iptaline, genel kurulda alınan kararların 6102 sayılı Kanun'un 447 nci maddesi kapsamına girmesi halinde «butlan» ile sakat olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
… mesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuyla davalı şirketin genel kurulun yapılması kararının alındığı «yönetim kurulu» toplantıya çağrısının usulüne uygun olmadığı, «genel kurulu toplantıya çağırma» «yetkisinin» 6102 sayılı Kanun'un 390 ıncı maddesi uyarınca yönetim kurulunun devredilmez yetkilerinden olduğu, toplantı kararının yönetim kurulunda 5 kişi olmasına, toplantını …
Benzer bu karardaAncak «yönetim kurulu» çağrı kararının yok hükmünde olmasına rağmen «çağrısız genel kurulu» düzenleyen TTK 416. maddesi “Bütün payların sahipleri veya «temsilcileri», aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde, genel kurula katılmaya ve genel kurul toplantılarının yapılmasına ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın, genel kurul olarak toplanabilir ve bu «toplantı nisabı» var olduğu sürece karar alabilirler.” şeklindedir.
Mahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davaya konu genel kurul toplantısına çağrı için alınan 03/04/2018 tarihli «yönetim kurulu» kararı «toplantı nisabı» oluşmadığnıdan yok hükmünde olduğundan, çağrının hiç yapılmadığı dolayısıyla davaya konu 27/04/2018 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlarında yok hükmünde olduğu, TTK'nın 416 maddesi hükmü uyarınca bütün pay sahiplerinin katılımıyla «çağrısız genel kurul» yapma şartlarının da mevcut olmadığı dikkate alınarak davaya konu genel kurulu toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ka …
Somut olayda davalı şirket iki ortaktan oluşmakta olup ortaklardan davacı «temsilcisi» aracılığıyla, diğer ortak ise kendisi toplantıya katılmıştır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul kararının yokluğu · çağrısız genel kurul · toplantı ve karar nisabı · kamu düzeni · anonim şirket
Benzer bu karardaMahkemece yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve benimsenen bilirkişi raporuna göre; davaya konu genel kurul toplantısına çağrı için alınan 03/04/2018 tarihli «yönetim kurulu» kararı «toplantı nisabı» oluşmadığnıdan yok hükmünde olduğundan, çağrının hiç yapılmadığı dolayısıyla davaya konu 27/04/2018 tarihli genel kurul toplantısında alınan kararlarında yok hükmünde olduğu, TTK'nın 416 maddesi hükmü uyarınca bütün pay sahiplerinin katılımıyla «çağrısız genel kurul» yapma şartlarının da mevcut olmadığı dikkate alınarak davaya konu genel kurulu toplantısında alınan kararların yok hükmünde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne ka …
Dava, «anonim şirket» «genel kurul kararının yokluğunun» tespiti istemine ilişkin olup ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçe ile genel kurul kararının yok hükmünde olduğunun tespitine, bölge adliye mahkemesince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Ancak «yönetim kurulu» çağrı kararının yok hükmünde olmasına rağmen «çağrısız genel kurulu» düzenleyen TTK 416. maddesi “Bütün payların sahipleri veya «temsilcileri», aralarından biri itirazda bulunmadığı takdirde, genel kurula katılmaya ve genel kurul toplantılarının yapılmasına ilişkin hükümler saklı kalmak şartıyla, çağrıya ilişkin usule uyulmaksızın, genel kurul olarak toplanabilir ve bu «toplantı nisabı» var olduğu sürece karar alabilirler.” şeklindedir.
Bölge adliye mahkemesince, kararda «kamu düzenine» ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
-
Ortaklar Kurulu Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4306 E. 2013/7381 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:çağrı usulsüzlüğü · ortaklar kurulu kararının iptali · ortaklar kurulu kararı
Benzer bu kararda538/4 maddesinin amir hükmüne aykırılık teşkil ettiğinden toplantıya «çağrının usulsüz» yapıldığı gerekçesiyle, davanın kabulüne, 31/.../2010 tarihli şirket «ortaklar kurulu kararının iptaline» dair tesis edilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2009/13101 E. 2011/6226 K.
Ortak:nisap · genel kurul kararının iptali · yönetim kurulu kararı · Genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı şirketin %5 payına sahip hissedarı ve «yönetim kurulu» başkan yardımcısı olduğunu, davalı şirketin kanuna ve şirket «esas sözleşmesine» aykırı yönetim kurulu toplantısı düzenlediğini, ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 414 üncü maddesinde belirtilen «şekil şartlarına» aykırılık teşkil eden 24.03.2015 tarihli 2014 yılı olağan genel kurulunu yaparak, kanuna ve şirket ana sözleşmesine aykırı kararlar aldığını, müvekkili ...'in, adresinin bilinmesine rağmen, «olağan genel kurul» toplantısının yapılacağının kendisine iadeli «taahhütlü» mektupla bildirilmediğini, müvekkilinin 2014 yılı olağan genel kurul toplantısına katılamadığını, 26.02.2015 tarihli şirket yönetim kurulu toplantısına da çağrılmadığını, müvekkilinin haricen ulaştığı bilgilere göre, yönetim kurulu toplantısında 2014 yılına ait olağan genel kurul yapılmasına ilişkin 2015/03 sayılı karar alındığını, bu kararın 8772 sayı ve 05.03.2015 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığının tespit edildiğini, ancak bu karar yönetim kurulu toplanma ve usulüne, toplantı ve karar «nisaplarına» aykırılık teşkil ettiğinden yok hükmünde olduğunu, 24.03.2014 tarihli genel kurulda alınan bütün kararların, 6102 sayılı Kanun'un 445 inci maddesi gereğince iptaline, genel kurulda alınan kararların 6102 sayılı Kanun'un 447 nci maddesi kapsamına girmesi halinde «butlan» ile sakat olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Taraflar arasındaki şirket «genel kurul kararının iptali» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
… mesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuyla davalı şirketin genel kurulun yapılması kararının alındığı «yönetim kurulu» toplantıya çağrısının usulüne uygun olmadığı, «genel kurulu toplantıya çağırma» «yetkisinin» 6102 sayılı Kanun'un 390 ıncı maddesi uyarınca yönetim kurulunun devredilmez yetkilerinden olduğu, toplantı kararının yönetim kurulunda 5 kişi olmasına, toplantını …
Benzer bu karardaBu durumda öncelikle söz konusu «yönetim kurulu» kararı getirtilerek, kararın hangi üyelerin katılımı ile alındığı, toplantı ve karar «nisaplarına» uyulup uyulmadığı incelenip değerlendirildikten sonra oluşacak kanaate göre sonuca gidilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2- Dava, «anonim şirket» «genel kurul kararının iptali» istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hisse devri · anonim şirket · ıslah
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, ...’nun genel kurul sırasında vekaleten oy kullandığı, davacının genel kurul toplantısı sırasında sadece «hisse devrine» ilişkin olarak beyanlarını tutanağa geçirdiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
2- Dava, «anonim şirket» «genel kurul kararının iptali» istemine ilişkindir.
Davacı vekili, 23.01.2008 tarihli «ıslah» dilekçesi ile davalı şirket genel kurul toplantı çağrısının yetkili olmayan kişiler tarafından yapıldığını iddia etmiş, ancak mahkemece söz konusu genel kurul çağrısının yönetim kurulunun hangi kararı ile yapıldığı ve usulüne uygun olup olmadığı hususları incelenmemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/666 E. , 2023/4351 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1444 Esas, 2021/1371 Karar
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2015/470 E., 2018/1012 K.
Taraflar arasındaki şirket genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının davalı şirketin %5 payına sahip hissedarı ve yönetim kurulu başkan yardımcısı olduğunu, davalı şirketin kanuna ve şirket esas sözleşmesine aykırı yönetim kurulu toplantısı düzenlediğini, ayrıca 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 414 üncü maddesinde belirtilen şekil şartlarına aykırılık teşkil eden 24.03.2015 tarihli 2014 yılı olağan genel kurulunu yaparak, kanuna ve şirket ana sözleşmesine aykırı kararlar aldığını, müvekkili ...'in, adresinin bilinmesine rağmen, olağan genel kurul toplantısının yapılacağının kendisine iadeli taahhütlü mektupla bildirilmediğini, müvekkilinin 2014 yılı olağan genel kurul toplantısına katılamadığını, 26.02.2015 tarihli şirket yönetim kurulu toplantısına da çağrılmadığını, müvekkilinin haricen ulaştığı bilgilere göre, yönetim kurulu toplantısında 2014 yılına ait olağan genel kurul yapılmasına ilişkin 2015/03 sayılı karar alındığını, bu kararın 8772 sayı ve 05.03.2015 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yayımlandığının tespit edildiğini, ancak bu karar yönetim kurulu toplanma ve usulüne, toplantı ve karar nisaplarına aykırılık teşkil ettiğinden yok hükmünde olduğunu, 24.03.2014 tarihli genel kurulda alınan bütün kararların, 6102 sayılı Kanun'un 445 inci maddesi gereğince iptaline, genel kurulda alınan kararların 6102 sayılı Kanun'un 447 nci maddesi kapsamına girmesi halinde butlan ile sakat olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının sermaye taahhüdü borcunu yerine getirmediğini, kendi edimlerini yerini getirmemişken, dava yoluyla şirketin genel kurulunun iptalini istemek üzere dava açma hakkı olmadığını, haberi olduğu halde kasıtlı olarak olağan genel kurula katılmadığını, kötü niyetle bu davayı açtığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuyla davalı şirketin genel kurulun yapılması kararının alındığı yönetim kurulu toplantıya çağrısının usulüne uygun olmadığı, genel kurulu toplantıya çağırma yetkisinin 6102 sayılı Kanun'un 390 ıncı maddesi uyarınca yönetim kurulunun devredilmez yetkilerinden olduğu, toplantı kararının yönetim kurulunda 5 kişi olmasına, toplantının bu 5 kişiden 3'ünün katılımı ve en az ikisinin olumlu oyu ile karara bağlanması gerekirken, buna uyulmadığı, toplantıya çağrının usulüne uygun olmadığı, yine sicilde tescili yapılan usulsüz alınan yönetim kurulu kararına istinaden davacının genel kurula çağrısının da usulüne uygun yapılmadığı, bu toplantının 6102 sayılı Kanun'un 416 ncı maddesi uyarınca tüm ortakların katılımı ile yapılmış, çağrısız bir toplantı olmaması nedeniyle, davalı tarafın, davacının toplantıdan haberinin olduğu savunmasına, davacının toplantıya katılmamış olması nedeniyle itibar edilmediği gerekçesiyle davanın kabulüne davalı Türkish Express Sigorta Aracılık Hizmetleri A.Ş.'nin 24.03.2015 tarihli genel kurulunda alınan tüm kararların yok hükmünde olduğunun tespitine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının sermaye koyma borcunu yerine getirmediğini, pay sahibi olmadığını, dolayısıyla dava açma hakkının da bulunmadığını, genel kurul toplantısının çağrı usulüne uyulmadan yapılabilmesinin ancak, toplantıya tüm ortakların veya temsilcilerinin katılması ve bu nisabın toplantı sonuna kadar korunması halinde mümkün olduğunu, tıpkı 25.02.2015 tarihinde yapılan genel kurul toplantısı gibi, 25.03.2015 tarihli genel kurul toplantısının da, pay sahiplerinin katılımı ile çağrısız usulle yapıldığını, çağrısız usulle yapılan ve bizzat kendisinin de katıldığı 25.02.2015 tarihli toplantıya itirazı olmayan davacının, 25.03.2015 tarihli genel kurula itirazının kötü niyetli olduğunu belirterek, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin genel kurulun yapılması kararının alındığı yönetim kurulu toplantıya çağrısının usulüne uygun olmadığı, tescili yapılan usulsüz alınan yönetim kurulu kararına istinaden davacının genel kurula çağrısı da usulüne uygun yapılmadığından İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne yönelik verilen kararın isabetli olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirketin 24.03.2014 tarihli genel kurulunda alınan kararların iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 201 inci maddesi, 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 390, 416, 445 ve 447 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954744800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz