Tasarım Hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1185 E. 2023/4982 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
re'sen araştırma↗ derdestlik↗ kamu düzeni↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ usulden reddi↗ ayırt edicilik↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2018/172 E., 2019/318 K.
Taraflar arasındaki TPMK Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve tasarım hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının "çanta" tasarım başvurusuna yaptıkları itirazın YİDK tarafından reddedildiğini, oysa davaya konu tasarımın askeri sırt çantası olup kamu düzenine aykırı bulunduğunu, dava konusu tasarımın teknik özelliklere uygun şekilde üretilme zorunluluğunun bulunduğunu, savunma alanında kullanılan ürünlerin Türk Silahlı Kuvvetleri gibi kurumlarca belirlenen teknik şartları taşımak zorunda olduğunu, özellik arz eden bazı ürünler bakımından ürünün teknik olarak seçenek özgürlüğü sunmasına rağmen herhangi bir kamu kurumu tarafından ancak belli standartlara uyularak tasarlanacağı şartının da getirilebileceğini, böyle bir durumda belirlenen standartlar gereği tasarımın ancak belli bir şekilde yapılması gerektiğinin anlatıldığı teknik şartnamelere uygun olması zorunluluğunun bulunduğunu, tasarımın ürünün fonksiyonu bakımından olmazsa olmaz nitelik taşıması durumunda hukuken korunmadığını, dava konusu tasarımın kullanıldığı askeri ürünlerin teknik olarak zorunlu niteliklerine uygun tasarlanmış olmaları ve ürünlerin nitelik itibariyle kamu düzeni ve güvenliğiyle ilgili olmasından dolayı tasarım olarak korunmasının mümkün olmayacağını, dava konusu tasarımın yenilik ve ayırt edicilik kriterlerini haiz bulunmadığını, tasarımda kullanılan desenin uzun yıllardır bilinen kamuflaj deseni ile birebir aynı olduğunu ve herhangi bir üründe kullanılmasının tasarımsal bir farklılık yaratmadığını, davalının dava konusu tasarımı başvuru tarihi olan 27.07.2017 tarihinden önce kendisine ait internet sitesinde kullandığını, davalı tarafın daha önce de 2017/04473 sayılı tasarım başvurusunda bulunduğunu, o başvuruya da tasarım konusu desenin yeni olmadığı gerekçesiyle itiraz ettiklerini, davalının şimdi de bahsi geçen desenden meydana gelen dava konusu anonim çanta tasarımını tescil ettirmek istediğini, davaya konu ürünüler ile müvekkiline ait ürünler arasında herhangi bir farklılık bulunmadığını, müvekkiline ait ürünlerin 2015 yılından beri kullanıldığını, davalının müvekkili ile aynı sektörde faaliyette bulunduğunu, uzun yıllardan beri üretilerek piyasaya arz edilen ve dolayısıyla da harc-ı alem niteliğine gelen ürünlerin tescil başvurusunda bulunulmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek 2018-T-0287 sayılı YİDK kararının iptalini ve 2017/04966-01 numaralı çanta tasarımının hükümsüzlüğünü talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; dava konusu tasarımın yeni ve ayırt edici olduğunu, davacının dayanak yaptığı tasarımlar ile dava konusu tasarım arasında benzerlik bulunmadığını, Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/10 E. sayılı dosyası ile açılan hükümsüzlük davasında işbu davaya konu tasarımında hükümsüzlüğünün istediğini, bu nedenle derdestlik itirazında bulunduklarını, müvekkilinin sürekli yeni ürünler tasarladığını ve piyasaya sunduğunu, müvekkilinin ürünlerinin talep görmesi ve piyasada taklitlerinin çoğalması nedeniyle yeni tasarladığı ürünlerine tasarım belgesi almaya karar verdiğini ve davacı aleyhine 2017/96 D.İş sayılı dosyası ile tespit talebinde bulunulduğunu, davacı tarafın işyerinde müvekkilinin son tasarım ürünlerinin tespit edilmesinden sonra davacının kötü niyetli olarak müvekkilinin tüm tescil başvuruları ve bütün tasarımları aleyhine hükümsüzlük davası açtığını, davacı tarafın beyanlarının kendi içinde çelişkili olduğunu, müvekkilinin bütün tasarımlarının kendisine ait olduğunu ve her bir tasarımın gerek kendisine ait diğer tasarımlardan gerek mevcut ürünlerden farklılıkları ve yeni özellikleri bulunduğunu, davacının müvekkilinin ürünlerini kopyalayarak tescil başvuruları yaptığını, davacının sunduğu delillerin müvekkilinin ürününün yenilik unsurunu ortadan kaldırmadığını, müvekkilinin davaya konu tasarım başvurusunun 27.07.2017 tarihinde yapıldığını, davacının dava dilekçesinin 7-8 ve 9 uncu sayfasında yer alan çantaların yayın tarihinin 07.10.2016 ve sonrası olduğunu, tasarım başvurusunun çantanın yayınlandığı tarihten 9 ay sonra yapıldığını, yenilik kriterinin ortadan kalkmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu tasarımın çanta tasarımı olduğu, tasarımın kamu düzeni veya genel ahlâka aykırılığı bakımından somut bir delil sunulmadığı, zira kamu düzeni ve genel ahlâka aykırılığın toplum yapısına ve içinde bulunulan zamana göre değişkenlik gösterdiğini, davacının iddiaları kapsamında dava konusu tasarımda kamuflaj deseninden kaynaklı olarak kamu düzenine veya genel ahlâka aykırılığa dayanıldığı ancak dava konusu tasarımın bir desen tasarımı olmaması ve kamuflaj deseninin çok çeşitli olması ve gerek dünyada gerekse ülkemizde uzun yıllardır askeri savunma alanının dışında günlük yaşamdaki giyim ürünleri kapsamında da kullanıldığı ve hatta zaman zaman da moda olduğunun bilindiği, bu nedenle somut uyuşmazlık kapsamında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 58 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi kapsamında koruma dışında kalan bir durumun bulunmadığı, davalı tarafına dava konusu tasarım başvuru tarihinden geriye doğru 12 ay içinde gerçekleştirilen kullanımların dava konusu tasarımın yeniliğini etkilemeyeceği, davacı tarafça sunulan deliller karşısında dava konusu tasarımın yeni ve ayırt edici olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu tasarımların daha önce kamuya sunulduğundan yeni olmadığını, tasarımın hükümsüzlüğü talepli davalarda yenilik unsurunun, kamu düzeninden olması nedeniyle mahkemece re'sen araştırılması gerektiğini, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda dava konusu tasarımın yenilik unsurunun yeterince incelenmediğini, dava konusu tasarımlar askeri teçhizat ürünleri olduğundan bu konuda uzman Savunma ve Havacılık İmalatçıları Derneğine mensup bir uzman ve tasarım uzmanından oluşacak bilirkişi heyetinden rapor alınması talep edildiği halde mahkemece hükme esas alınan raporu düzenleyen bilirkişi heyetinde belirtilen konularda uzman bilirkişlerin yer almadığını, bilirkişilerin sadece dosyaya sunulan delillerle sınırlı inceleme yapmasının yerinde olmadığını, resen araştırma yapmaları gerektiğini, dava konusu tasarım askeri çırt çantası olup günlük kullanıma uygun herkes tarafından kullanılan herhangi bir çanta olmadığını, olması gereken teknik özelliklere uygun şekilde üretilme zorunluluğu bulunduğunu, savunma gibi kamu düzeni ve güvenliğini ilgilendiren alanlarda tasarım tescili suretiyle tekelleşmenin önünün açılmasının ileride telafisi zor zararlara neden olacağını, bu nedenle doğrudan kamu düzeni ve güvenliği ile ilgili ürünlerin tasarım olarak tescillenmesinin kanunun lafzına açıkca aykırı bulunduğunu, bilirkişi raporunda dava konusu tasarımın yeni ve ayırt edici olduğu yönündeki tespitlerin yerinde olmadığını, dava konusu tasarımın harcı alem olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesinin kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu tasarımın mutlak yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini taşıdığı, YİDK kararının iptali koşullarının oluşmadığı, davadaki tasarımın hükümsüzlüğü talebi yönünden de daha önce açılmış derdest bir davanın bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, YİDK kararının iptali yönünden açılan davanın reddine, tasarımın hükümsüzlüğü yönünden açılan davasının ise derdestlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; işbu dava sonucunda YİDK kararının iptaline hükmedilecekse hükümsüzlüğüne de karar verilmesi gerekeceğini, bu davanın hükümsüzlük davası olmadığını, bu nedenle derdestliğe ilişkin kurulan hükmün hatalı olduğunu, re'sen yapılması gereken yenilik araştırmasının işbu dosya kapsamında yapılmadığını, müvekkilinin aynı ürünü çok daha önce piyasaya sürdüğünü, bilirkişi raporlarının yetersiz olduğunu, uyuşmazlığa ilişkin savunma sanayi alanında bir uzmanın heyette olması gerektiğini, uyuşmazlığın kamu düzenine ilişkin kısmının gözardı edildiğini, delil ve itirazlarının değerlendirilmediğini, dava konusunun tasarım niteliğine haiz olmadığını, ürünün mahiyeti gereği teknik şartnamesine uygun dikilmesi grektiğini, bu tip bir tescilin tekelleşmeye neden olacağını, davalının özellik olarak sıraladığı şeylerin aslında idarenin zorunlu tuttuğu şartlar olduğunu beyan ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve tasarım hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Kanunun 58 inci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4704 E. 2015/11720 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ortalama tüketici · iltibas
Benzer bu kararda… . ile başlayan seri markalarının bulunduğu, Asker ibaresinin ''asker için, askere dair'' şekilde algılanacağı ve markada markasal algılama yaratmayacağı, bu nedenle «ortalama tüketici» kitlesi tarafından karışıklık yaşanmasına sebep olacağı, taraf markaların arasında 8/1-b anlamında benzerlik ve «iltibas» tehlikesi olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… retilmiş kelime markalarına dayalı olarak başvuruya itiraz edilmiş ise de, Dairemiz yerleşik kararlarında ifade edildiği üzere, markayı oluşturan işaretler arasında «iltibas» tehlikesine yol açan bir benzerliğin bulunup bulunmadığı hususu değerlendirilirken işaretlerin asıl unsurlarıyla birlikte, bu işaretlerin üzerinde kullanılacağı mal veya hizmetlerin «ortalama tüketicileri» nezdinde bıraktıkları genel izlenimin de dikkate alınması gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/5198 E. 2012/8133 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:trafik kazası · rücuen tahsil · müteselsil sorumluluk · rücuen tazminat · yargılama giderleri · yasal faiz
Benzer bu kararda… ma ve benimsenen bilirkişi raporuna göre, davalı ...'ın araç şoförü, diğer davalı ...'ün de araç sahibi bulunduğu davalıların talep edilen tazminattan müştereken ve «müteselsilen sorumlu» oldukları, gerekçesi ile 97.996,88 TL tazminatın 23.03.2008 tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalılar ... ile ...'ten müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talepler ile diğer davalı hakkındaki davanın re …
Davacı vekili, müvekkili kurumun, meydana gelen «trafik kazası» neticesinde vefat eden kişinin yakınlarına Askeri Yüksek İdari Mahkemesi'nin kararında belirlenen tazminatın 115.433,05 TL olarak ödendiğini, bu ödemeden davalıların sorumlu olduğunu belirterek «rücuen tazminini» istemiş, mahkemece yargılama sırasında yeniden bir destek tazminat raporu alınarak bu raporda belirlenen tazminat miktarına hükmedilmiştir.
Ancak, mahkemece, Askeri Yüksek İdari Mahkemesi tarafından belirlenen tazminat tutarlarının, yine bu mahkemenin belirlediği faiz oranları ve «yargılama giderleri» ile «rücuen tahsiline» karar verilmesi gerekirken, yeniden destek hesabı yaptırmak suretiyle belirlenen tazminata hükmedilmesi doğru görülmemiş hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Dava haksız fiiliden kaynaklanan «rücuen tazminat» davasıdır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/2611 E. 2017/5065 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/16063 E. 2012/6288 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:birim fiyat · bilirkişi raporuna itiraz · gerçek zarar · ara karar · riziko · komisyon · dosya masrafı · eksik inceleme
Benzer bu karardaOysa, dosyada mevcut ekspertiz raporunda 1 adet çantanın ithal fiyatının 5 TL olduğu, ancak yaptığı görüşmelerde bu fiyata gümrük «komisyonu», nakliye ve ardiye «masraflarını» ekleneceği, dosyada anılan maliyetlere ilişkin belge olmadığından çanta değerinin 5 TL olarak dikkate alındığı belirtilmiş, yine davacı taraf «bilirkişi raporuna itirazlarında» ithal çanta değerine gümrük komisyonu, nakliye ve ardiye giderlerinin «dahil» edilmesi gerektiğini belirterek, anılan maliyetlere ilişkin belgeleri «ibraz» etmiş, mahkemece de ek rapor alınmasına ilişkin kurulan «ara» kararda, bilirkişilerden maliyete ilişkin sunulan belgelerin değerlendirilerek «gerçek zararın» tespit edilmesi istendiği halde, bilirkişi kurulunca anılan hususlar değerlendirilmeden hesaplama yapılmıştır.
Bu itibarla mahkemece, bilirkişilerden ek rapor veya yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak, davacının ithal çanta maliyetine ilişkin olarak «ibraz» ettiği belgeler ve ciddi itirazları değerlendirilip, oluşan «gerçek zarar» miktarı belirlenerek neticesine göre bir karar vermek gerekirken, «eksik incelemeyle» yazılı olduğu şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davacıya ait iş yerinde oluşan zararın «dahili» su klozu kapsamında «teminat» altında olduğu, zeyil namede «riziko» adresinin davalı tarafından hatalı yazıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, 2.417,56 TL'nın davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
2-Davacı vekilinin temyiz istemine gelince; dava, iş yeri sigortasından kaynaklanan tazminat istemine ilişkin olup, uyuşmazlık davacının su basması sonucu oluşan «gerçek zararının» ne miktarda olduğu noktasında toplanmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1185 E. , 2023/4982 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1405 E., 2021/1289 K.
HÜKÜM/KARAR Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 1. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/172 E., 2019/318 K.
Taraflar arasındaki TPMK Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu (YİDK) kararının iptali ve tasarım hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının "çanta" tasarım başvurusuna yaptıkları itirazın YİDK tarafından reddedildiğini, oysa davaya konu tasarımın askeri sırt çantası olup kamu düzenine aykırı bulunduğunu, dava konusu tasarımın teknik özelliklere uygun şekilde üretilme zorunluluğunun bulunduğunu, savunma alanında kullanılan ürünlerin Türk Silahlı Kuvvetleri gibi kurumlarca belirlenen teknik şartları taşımak zorunda olduğunu, özellik arz eden bazı ürünler bakımından ürünün teknik olarak seçenek özgürlüğü sunmasına rağmen herhangi bir kamu kurumu tarafından ancak belli standartlara uyularak tasarlanacağı şartının da getirilebileceğini, böyle bir durumda belirlenen standartlar gereği tasarımın ancak belli bir şekilde yapılması gerektiğinin anlatıldığı teknik şartnamelere uygun olması zorunluluğunun bulunduğunu, tasarımın ürünün fonksiyonu bakımından olmazsa olmaz nitelik taşıması durumunda hukuken korunmadığını, dava konusu tasarımın kullanıldığı askeri ürünlerin teknik olarak zorunlu niteliklerine uygun tasarlanmış olmaları ve ürünlerin nitelik itibariyle kamu düzeni ve güvenliğiyle ilgili olmasından dolayı tasarım olarak korunmasının mümkün olmayacağını, dava konusu tasarımın yenilik ve ayırt edicilik kriterlerini haiz bulunmadığını, tasarımda kullanılan desenin uzun yıllardır bilinen kamuflaj deseni ile birebir aynı olduğunu ve herhangi bir üründe kullanılmasının tasarımsal bir farklılık yaratmadığını, davalının dava konusu tasarımı başvuru tarihi olan 27.07.2017 tarihinden önce kendisine ait internet sitesinde kullandığını, davalı tarafın daha önce de 2017/04473 sayılı tasarım başvurusunda bulunduğunu, o başvuruya da tasarım konusu desenin yeni olmadığı gerekçesiyle itiraz ettiklerini, davalının şimdi de bahsi geçen desenden meydana gelen dava konusu anonim çanta tasarımını tescil ettirmek istediğini, davaya konu ürünüler ile müvekkiline ait ürünler arasında herhangi bir farklılık bulunmadığını, müvekkiline ait ürünlerin 2015 yılından beri kullanıldığını, davalının müvekkili ile aynı sektörde faaliyette bulunduğunu, uzun yıllardan beri üretilerek piyasaya arz edilen ve dolayısıyla da harc-ı alem niteliğine gelen ürünlerin tescil başvurusunda bulunulmasının haksız ve hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek 2018-T-0287 sayılı YİDK kararının iptalini ve 2017/04966-01 numaralı çanta tasarımının hükümsüzlüğünü talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; dava konusu tasarımın yeni ve ayırt edici olduğunu, davacının dayanak yaptığı tasarımlar ile dava konusu tasarım arasında benzerlik bulunmadığını, Kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Diğer davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının İzmir Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2018/10 E. sayılı dosyası ile açılan hükümsüzlük davasında işbu davaya konu tasarımında hükümsüzlüğünün istediğini, bu nedenle derdestlik itirazında bulunduklarını, müvekkilinin sürekli yeni ürünler tasarladığını ve piyasaya sunduğunu, müvekkilinin ürünlerinin talep görmesi ve piyasada taklitlerinin çoğalması nedeniyle yeni tasarladığı ürünlerine tasarım belgesi almaya karar verdiğini ve davacı aleyhine 2017/96 D.İş sayılı dosyası ile tespit talebinde bulunulduğunu, davacı tarafın işyerinde müvekkilinin son tasarım ürünlerinin tespit edilmesinden sonra davacının kötü niyetli olarak müvekkilinin tüm tescil başvuruları ve bütün tasarımları aleyhine hükümsüzlük davası açtığını, davacı tarafın beyanlarının kendi içinde çelişkili olduğunu, müvekkilinin bütün tasarımlarının kendisine ait olduğunu ve her bir tasarımın gerek kendisine ait diğer tasarımlardan gerek mevcut ürünlerden farklılıkları ve yeni özellikleri bulunduğunu, davacının müvekkilinin ürünlerini kopyalayarak tescil başvuruları yaptığını, davacının sunduğu delillerin müvekkilinin ürününün yenilik unsurunu ortadan kaldırmadığını, müvekkilinin davaya konu tasarım başvurusunun 27.07.2017 tarihinde yapıldığını, davacının dava dilekçesinin 7-8 ve 9 uncu sayfasında yer alan çantaların yayın tarihinin 07.10.2016 ve sonrası olduğunu, tasarım başvurusunun çantanın yayınlandığı tarihten 9 ay sonra yapıldığını, yenilik kriterinin ortadan kalkmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu tasarımın çanta tasarımı olduğu, tasarımın kamu düzeni veya genel ahlâka aykırılığı bakımından somut bir delil sunulmadığı, zira kamu düzeni ve genel ahlâka aykırılığın toplum yapısına ve içinde bulunulan zamana göre değişkenlik gösterdiğini, davacının iddiaları kapsamında dava konusu tasarımda kamuflaj deseninden kaynaklı olarak kamu düzenine veya genel ahlâka aykırılığa dayanıldığı ancak dava konusu tasarımın bir desen tasarımı olmaması ve kamuflaj deseninin çok çeşitli olması ve gerek dünyada gerekse ülkemizde uzun yıllardır askeri savunma alanının dışında günlük yaşamdaki giyim ürünleri kapsamında da kullanıldığı ve hatta zaman zaman da moda olduğunun bilindiği, bu nedenle somut uyuşmazlık kapsamında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 58 inci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi kapsamında koruma dışında kalan bir durumun bulunmadığı, davalı tarafına dava konusu tasarım başvuru tarihinden geriye doğru 12 ay içinde gerçekleştirilen kullanımların dava konusu tasarımın yeniliğini etkilemeyeceği, davacı tarafça sunulan deliller karşısında dava konusu tasarımın yeni ve ayırt edici olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu tasarımların daha önce kamuya sunulduğundan yeni olmadığını, tasarımın hükümsüzlüğü talepli davalarda yenilik unsurunun, kamu düzeninden olması nedeniyle mahkemece re'sen araştırılması gerektiğini, mahkemece görüşüne başvurulan bilirkişi raporunda dava konusu tasarımın yenilik unsurunun yeterince incelenmediğini, dava konusu tasarımlar askeri teçhizat ürünleri olduğundan bu konuda uzman Savunma ve Havacılık İmalatçıları Derneğine mensup bir uzman ve tasarım uzmanından oluşacak bilirkişi heyetinden rapor alınması talep edildiği halde mahkemece hükme esas alınan raporu düzenleyen bilirkişi heyetinde belirtilen konularda uzman bilirkişlerin yer almadığını, bilirkişilerin sadece dosyaya sunulan delillerle sınırlı inceleme yapmasının yerinde olmadığını, resen araştırma yapmaları gerektiğini, dava konusu tasarım askeri çırt çantası olup günlük kullanıma uygun herkes tarafından kullanılan herhangi bir çanta olmadığını, olması gereken teknik özelliklere uygun şekilde üretilme zorunluluğu bulunduğunu, savunma gibi kamu düzeni ve güvenliğini ilgilendiren alanlarda tasarım tescili suretiyle tekelleşmenin önünün açılmasının ileride telafisi zor zararlara neden olacağını, bu nedenle doğrudan kamu düzeni ve güvenliği ile ilgili ürünlerin tasarım olarak tescillenmesinin kanunun lafzına açıkca aykırı bulunduğunu, bilirkişi raporunda dava konusu tasarımın yeni ve ayırt edici olduğu yönündeki tespitlerin yerinde olmadığını, dava konusu tasarımın harcı alem olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesinin kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu tasarımın mutlak yenilik ve ayırt edicilik niteliklerini taşıdığı, YİDK kararının iptali koşullarının oluşmadığı, davadaki tasarımın hükümsüzlüğü talebi yönünden de daha önce açılmış derdest bir davanın bulunduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, YİDK kararının iptali yönünden açılan davanın reddine, tasarımın hükümsüzlüğü yönünden açılan davasının ise derdestlik nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; işbu dava sonucunda YİDK kararının iptaline hükmedilecekse hükümsüzlüğüne de karar verilmesi gerekeceğini, bu davanın hükümsüzlük davası olmadığını, bu nedenle derdestliğe ilişkin kurulan hükmün hatalı olduğunu, re'sen yapılması gereken yenilik araştırmasının işbu dosya kapsamında yapılmadığını, müvekkilinin aynı ürünü çok daha önce piyasaya sürdüğünü, bilirkişi raporlarının yetersiz olduğunu, uyuşmazlığa ilişkin savunma sanayi alanında bir uzmanın heyette olması gerektiğini, uyuşmazlığın kamu düzenine ilişkin kısmının gözardı edildiğini, delil ve itirazlarının değerlendirilmediğini, dava konusunun tasarım niteliğine haiz olmadığını, ürünün mahiyeti gereği teknik şartnamesine uygun dikilmesi grektiğini, bu tip bir tescilin tekelleşmeye neden olacağını, davalının özellik olarak sıraladığı şeylerin aslında idarenin zorunlu tuttuğu şartlar olduğunu beyan ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, YİDK kararının iptali ve tasarım hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Kanun'un 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6769 sayılı Kanunun 58 inci maddesi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954602600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz