Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/4208 E. 2023/4747 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '5 yıllık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yasal ilan↗ 5174 sayılı kanun↗ ticaret sicilinden resen terkin↗ zorunlu hasım↗ ticaret sicili tescil ve ilan↗ işçilik alacakları↗ hizmet alım sözleşmesi↗ resen terkin↗ re'sen terkin↗ hukuki menfaat↗ rücuen alacak↗ ticaret sicilinden terkin↗ usulüne uygun tebliğ↗ ticaret sicili tescili↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ derdestlik↗ ihya↗ tasfiye memuru↗ rücu↗ hak düşürücü süre↗ uyuşmazlık konusu↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ ihtar↗ yargılama gideri↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ terkin↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2022/710 E., 2023/17 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı asıl tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı asıl tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının dava dışı Orfay İnş. Tic. ve San. Ltd. Şti.'den hizmet alımı yaptığını, hizmet alım sözleşmelerine istinaden istihdam edilen ve ihale süreci sonucunda iş akitleri sona eren işçiler tarafından işçilik alacakları nedeni ile müvekkili kurum aleyhine alacak ve tazminat davaları açıldığını ilamlı ve ilamsız icra takipleri başlatıldığını, anılan şirketin ticaret sicilinden terkin edildiğini sözkonusu işçilere yaptıkları ödemeler nedeniyle açtıkları rücu davaları sırasında öğrendiklerini ileri sürerek söz konusu şirketi davacı tarafından açılan tüm rücu dosyaları yönünden ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı asıl cevap dilekçesinde; ihya talebine konu şirketin 5174 sayılı Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 10 ve 32 nci maddelerine dayanılarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci kapsamında 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden resen terkin edildiğini, terkin öncesinde ihtar yazısının şirkete gönderildiğini ve "taşınmış" notuyla iade olduğunu ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yasal ilanın yapıldığını, davanın yerleşik 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikte sonra açıldığını, davalının zorunlu hasım olması nedeniyle aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası talep edilen şirketin ticaret sicilinden terkin sebebi olarak gösterilen oda tarafından kaydı silinme olgusunun, 6102 sayılı Kanun'un geçiçi 7 nci maddesinde belirtilen sebepler arasında yer almadığı gibi ihtar yazısının da 6102 sayılı Kanun'un geçiçi 7 inci maddesinin dördüncü fıkrası terkin öncesinde şirkete veya yetkilisine usulüne uygun olarak tebliğ edilemediği, bu nedenle de terkin işleminin yasaya ve hukuka uygun olarak gerçekleştirilmediği, terkin işlemi hukuka uygun olarak sonuçlandırılamadığına göre somut uyuşmazlıkta hak düşürücü sürenin uygulanması mümkün olmadığı, 6102 sayılı şirketin derdest dava dosyaları nedeniyle ihyası için yasal koşulların oluştuğu, davacı tarafın ihya talep etmekte hukuken korunmaya değer haklı menfaatinin bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, şirketin ihyasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı asıl istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı asıl istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'da öngörülen beş yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, terkin öncesinde ihtar yazısının şirkete gönderildiğini ve "taşınmış" notuyla iade olduğunu ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yasal ilanın yapıldığını, terkin tarihinde derdest davaların, alacak ve borçların davalı tarafından bilinmesi mümkün olmadığından davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini ve bu nedenle aleyhe yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, terkinin usulüne uygun olarak gerçekleştirildiğini, ek tasfiye karar verilmesi ve tasfiye memuru atanması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini, aksi halde tasfiye memuru atanmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... Müdürlüğünce ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi sebebi ile silinme hususu kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işlemi bu nedenle usul ve yasaya aykırı olduğu, aynı gerekçelerle 6102 sayılı Kanun'un geçiçi 7 nci maddesine tabi olmayan sebebe dayalı terkin işlemi yapıldığından 5 ve 10 yıllık hak düşürücü sürelerin uygulama imkanı bulunmadığı, somut olayda, davacının ihyası istenen şirket aleyhine Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/1140 E, 2021/366 E. ve 2021/795 E. sayılı dosyaları ve Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/1134 E. sayılı dosyasında, rücuen alacak davaları açtığı, dosyaların derdest olduğu, bu nedenle davacı tarafın, şirketin ihyasını talep etmekte hukuki menfaatinin bulunduğu, terkin işlemlerinin 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesindeki usule de uyulmaksızın gerçekleştirildiği, şirket temsilcisine ihtar gönderilmediği, bu durumda davanın açılmasına sebebiyet veren ve yargılama sonunda haksız olduğu anlaşılan davalı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince şirkete tasfiye memuru atanmaksızın şirketin ihyasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ancak 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi gereğince ihyası istenen şirketin ihyasına karar verilmesi yanında ticaret siciline tescil ve ilanına da karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalı asılın istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, şirketin ihyasına, karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı asıl temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu şirketin ihyasının şartlarının bulunup bulunmadığı, ihyasının usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi hükmü.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı asıl tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4725 E. 2023/5778 K.
Ortak:ticaret sicilinden resen terkin · zorunlu hasım · resen terkin · re'sen terkin · hukuki menfaat · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ihya · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı asıl cevap dilekçesinde; «ihya» talebine konu şirketin 5174 sayılı Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 10 ve 32 nci maddelerine dayanılarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci kapsamında 23.01.2014 tarihinde «ticaret sicilinden resen terkin» edildiğini, terkin öncesinde «ihtar» yazısının şirkete gönderildiğini ve "taşınmış" notuyla iade olduğunu ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «yasal ilanın» yapıldığını, davanın yerleşik 5 yıllık «hak düşürücü süre» geçtikte sonra açıldığını, davalının «zorunlu hasım» olması nedeniyle aleyhine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmemesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/1134 E. sayılı dosyasında, «rücuen alacak» davaları açtığı, dosyaların «derdest» olduğu, bu nedenle davacı tarafın, şirketin ihyasını talep etmekte «hukuki menfaatinin» bulunduğu, «terkin» işlemlerinin 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesindeki usule de uyulmaksızın gerçekleştirildiği, şirket «temsilcisine» «ihtar» gönderilmediği, bu durumda davanın açılmasına sebebiyet veren ve yargılama sonunda haksız olduğu anlaşılan davalı aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince şirkete «tasfiye memuru atanmaksızın» şirketin ihyasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ancak 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi gereğince «ihyası» istenen şirketin ihyasına karar verilmesi yanında «ticaret siciline tescil» ve «ilanına» da karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalı asılın istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının …
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla şirketin «terkin» tarihi olan 23.01.2014 tarihi ile dava tarihi 05.12.2022 tarihi arasında yasal 5 yıllık «hak düşürücü süre» geçmekle birlikte davacı ortakların şirketin «tasfiye» edilmemiş mal varlığının bulunduğunu ileri sürdüğüne ve dava konusu tasfiye edilmediği bildirilen bir adet aracın dosyadaki sicil kayıtlarına göre halen «ihyası» istenen şirket adına tescilli olduğuna göre, İlk Derece Mahkemesinin kabulünün aksine, tasfiye için 10 yıllık sürede dava açılabileceği, Müdürlük tarafından yapılan işlemlerin geçici 7 nci maddenin 4/a fıkrasındaki usule göre yerine getirilmediği, silinme işlemi nedeniyle şirketi «temsilcisine» «ihtar» gönderilmediği, esasen ihyası istenen şirketin «sicilden terkin» koşulları oluşmadığı halde davalı sicil terkin işlemini gerçekleştirmiş olduğundan Mahkemece davanın kabulü ile şirketin araç ile sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığından «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı, ayrıca, davalı sicil tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde sayılmayan oda «kaydının» silinmesi «sebebine» dayalı olarak dava konusu şirketin «ticaret sicilinden resen terkini» anılan yasa maddesine açıkça aykırı olduğu gibi terkin işlemlerinin aynı maddenin 4/a maddesindeki usule aykırı olarak gerçekleştirildiği, bu durumda davanın açılmasına sebebiyet veren ve yargılama sonunda haksız olduğu anlaşılan davalı sicil aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı kurum temsilcisinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanların haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebileceği, işbu davanın «ihyası» istenen şirketin sicilden «resen terkin» edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra açıldığı ancak 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında resen terkin işleminin yapılması karşısında yasada …
İstinaf Sebepleri Davalı kurum «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçiçi 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasındaki düzenlemeyi değerlendirme dışı bırakarak davanın reddine hükmetmemesinin yerinde olmadığını ve usul kurallarına aykırı olduğunu, davaya konu şirketin 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, 23.01.2019 tarihinde sürenin dolduğunu, davanın açılış tarihi ise 05.12.2022 olduğunu, Garanti Çiçekçilik Turizm Ticaret ve Pazarlama Limited Şirketi'nin müdürlüklerine bildirilen «son» adresine kapatılma nedenine ilişkin çıkarılan «tebligatın» “taşınmış” notuyla iade olduğunu, «ihtarın» ayrıca, 07.10.2013 tarih 8420 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «ilan» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, her «tacirin», ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, ayrıca şirketlerin tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişikliği tescil ettirmesi gerektiğini, ancak şirketler adres değişikliğinin tescili zorunluluklarını yerine getirmediğini, bu konudaki sorumluluğun şirket yetkililerine ait olduğunu, ilanın ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla yapılmış sayılacağını ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceğini, ek «tasfiye» kararı verilmesi ve «tasfiye memuru ataması» mecburiyetinin göz ardı edilerek ek tasfiye kararı verilmesi ve «tasfiye memuru atanmasına» hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, 18.05.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler düzenlemesine yer verdiğini, «ticaret sicili müdürlüğü» tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan doğan «zorunlu hasım» durumunda olduğunu ileri sürerek Mahkeme kararının kaldırılarak; 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» geçirilmesi sebebiyle davanın «usulden reddine» karar verilmesine; mahkeme aksi kanaatteyse şirketin ek tasfiyesine karar verilmesine ve tasfiye memuru müdürlükleri «yasal hasım» olduğundan aleyhine vekâlet ücreti-«yargılama giderine» hükmedilmemesine, karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tasfiye memuru ataması · yasal hasım · ticaret sicili müdürlüğü · sicilden terkin · usulden reddi · tebligat · yönetim kurulu kararı · tacir
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı kurum «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'un geçiçi 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasındaki düzenlemeyi değerlendirme dışı bırakarak davanın reddine hükmetmemesinin yerinde olmadığını ve usul kurallarına aykırı olduğunu, davaya konu şirketin 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, 23.01.2019 tarihinde sürenin dolduğunu, davanın açılış tarihi ise 05.12.2022 olduğunu, Garanti Çiçekçilik Turizm Ticaret ve Pazarlama Limited Şirketi'nin müdürlüklerine bildirilen «son» adresine kapatılma nedenine ilişkin çıkarılan «tebligatın» “taşınmış” notuyla iade olduğunu, «ihtarın» ayrıca, 07.10.2013 tarih 8420 sayılı Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «ilan» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un 18 inci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca, her «tacirin», ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, ayrıca şirketlerin tescil edilmiş hususlarda meydana gelen her türlü değişikliği tescil ettirmesi gerektiğini, ancak şirketler adres değişikliğinin tescili zorunluluklarını yerine getirmediğini, bu konudaki sorumluluğun şirket yetkililerine ait olduğunu, ilanın ihtarın ulaşmadığı durumlarda, ilan tarihinden itibaren otuzuncu günün akşamı itibarıyla yapılmış sayılacağını ve 7201 sayılı Tebligat Kanunu hükümlerine göre yapılmış tebligat yerine geçeceğini, ek «tasfiye» kararı verilmesi ve «tasfiye memuru ataması» mecburiyetinin göz ardı edilerek ek tasfiye kararı verilmesi ve «tasfiye memuru atanmasına» hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu, 18.05.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler düzenlemesine yer verdiğini, «ticaret sicili müdürlüğü» tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan doğan «zorunlu hasım» durumunda olduğunu ileri sürerek Mahkeme kararının kaldırılarak; 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» geçirilmesi sebebiyle davanın «usulden reddine» karar verilmesine; mahkeme aksi kanaatteyse şirketin ek tasfiyesine karar verilmesine ve tasfiye memuru müdürlükleri «yasal hasım» olduğundan aleyhine vekâlet ücreti-«yargılama giderine» hükmedilmemesine, karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla şirketin «terkin» tarihi olan 23.01.2014 tarihi ile dava tarihi 05.12.2022 tarihi arasında yasal 5 yıllık «hak düşürücü süre» geçmekle birlikte davacı ortakların şirketin «tasfiye» edilmemiş mal varlığının bulunduğunu ileri sürdüğüne ve dava konusu tasfiye edilmediği bildirilen bir adet aracın dosyadaki sicil kayıtlarına göre halen «ihyası» istenen şirket adına tescilli olduğuna göre, İlk Derece Mahkemesinin kabulünün aksine, tasfiye için 10 yıllık sürede dava açılabileceği, Müdürlük tarafından yapılan işlemlerin geçici 7 nci maddenin 4/a fıkrasındaki usule göre yerine getirilmediği, silinme işlemi nedeniyle şirketi «temsilcisine» «ihtar» gönderilmediği, esasen ihyası istenen şirketin «sicilden terkin» koşulları oluşmadığı halde davalı sicil terkin işlemini gerçekleştirmiş olduğundan Mahkemece davanın kabulü ile şirketin araç ile sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığından «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı, ayrıca, davalı sicil tarafından 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde sayılmayan oda «kaydının» silinmesi «sebebine» dayalı olarak dava konusu şirketin «ticaret sicilinden resen terkini» anılan yasa maddesine açıkça aykırı olduğu gibi terkin işlemlerinin aynı maddenin 4/a maddesindeki usule aykırı olarak gerçekleştirildiği, bu durumda davanın açılmasına sebebiyet veren ve yargılama sonunda haksız olduğu anlaşılan davalı sicil aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinde isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı kurum temsilcisinin istinaf talebinin esastan reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6691 E. 2023/1278 K.
Ortak:resen terkin · re'sen terkin · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · derdestlik · ihya · tasfiye memuru · ihtar · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2021/1134 E. sayılı dosyasında, «rücuen alacak» davaları açtığı, dosyaların «derdest» olduğu, bu nedenle davacı tarafın, şirketin ihyasını talep etmekte «hukuki menfaatinin» bulunduğu, «terkin» işlemlerinin 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesindeki usule de uyulmaksızın gerçekleştirildiği, şirket «temsilcisine» «ihtar» gönderilmediği, bu durumda davanın açılmasına sebebiyet veren ve yargılama sonunda haksız olduğu anlaşılan davalı aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince şirkete «tasfiye memuru atanmaksızın» şirketin ihyasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ancak 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi gereğince «ihyası» istenen şirketin ihyasına karar verilmesi yanında «ticaret siciline tescil» ve «ilanına» da karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalı asılın istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının …
İstinaf Sebepleri Davalı asıl istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'da öngörülen beş yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğunu, «terkin» öncesinde «ihtar» yazısının şirkete gönderildiğini ve "taşınmış" notuyla iade olduğunu ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «yasal ilanın» yapıldığını, terkin tarihinde «derdest» davaların, alacak ve borçların davalı tarafından bilinmesi mümkün olmadığından davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini ve bu nedenle aleyhe «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilemeyeceğini, terkinin usulüne uygun olarak gerçekleştirildiğini, ek «tasfiye» karar verilmesi ve «tasfiye memuru atanması» gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini, aksi halde tasfiye memuru atanmasını istemiştir.
CEVAP Davalı asıl cevap dilekçesinde; «ihya» talebine konu şirketin 5174 sayılı Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 10 ve 32 nci maddelerine dayanılarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci kapsamında 23.01.2014 tarihinde «ticaret sicilinden resen terkin» edildiğini, terkin öncesinde «ihtar» yazısının şirkete gönderildiğini ve "taşınmış" notuyla iade olduğunu ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «yasal ilanın» yapıldığını, davanın yerleşik 5 yıllık «hak düşürücü süre» geçtikte sonra açıldığını, davalının «zorunlu hasım» olması nedeniyle aleyhine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmemesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu kararda… uygun olarak 5174 sayılı Kanun'un 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerin ve durumların tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler kapsamında resen «sicilden terkin» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi gereği şirkete tebliğe çıkarılan «ihtarın» 03.07.2014 tarihinde "taşınmış" notuyla iade edildiğini, ihtarın ayrıca 07.07.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «ilan» edildiğini, bu durumda usul ve yasaya uygun olarak şirketin sicilden «resen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde «derdest» davasının kendileri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, «yasal hasım» konumundaki davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin hatalı olduğunu, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği ek «tasfiye» hükümlerine göre tasfiyesinin sağlanarak «tasfiye memuru atanması» gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak kararın bozulmasını istemiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/413 E. sırasında kayıtlı davanın «derdest» olduğu, anılan şirketin sicilden resen terkininin aynı zamanda geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasına da aykırılık teşkil ettiği, esasen «ihyası» istenen şirketin «sicilden terkin» koşulları oluşmadığı halde 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesine aykırı olarak dosyada yer alan «ticaret sicili» kayıtlarına göre ihyası istenen şirket halen faal iken davalı sicil terkin işlemini gerçekleştirmiş olduğundan, İlk Derece Mahkemesince şirkete «tasfiye memuru atanmaksızın» şirketin ihyasına karar verilmesinde ve usulsüz terkin işlemini gerçekleştiren davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davalı asılın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtarat · zayi belgesi · münfesihlik · yargılama giderlerinden sorumluluk · yasal hasım · maddi hata · sicilden terkin · zayi
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 30.12.2012 tarih ve 28513 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan «münfesih» olmasına veya sayılmasına rağmen «tasfiye» edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 1 inci maddesinin d bendi "18/5/2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler." ifadesi ile Kanunda olmayan bir hali tebliğ ile düzenlediği, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde tahdidi olarak sayılan silinme sebepleri arasında yer almayan «ihyası» istenen şirketin oda kaydının silinmesine dayanılarak davalı tarafından söz konusu «terkin» işleminin gerçekleştirilmesi anılan Kanun maddesine açıkça aykırı olduğu, yapılan işlemler geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendindeki usule göre de yerine getirilmediği, terkin işlemi nedeniyle şirketi «temsil» ve ilzama yetkili kişilere «ihtar» gönderilmediği, terkin işleminin gerçekleştiği tarihte ihyası istenen şirket tarafından 10.06.2014 tarihinde «zayi belgesi» verilmesi istemiyle Ankara 4.
… cevap dilekçesinde; söz konusu şirketin 23.10.2014 tarihinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi hükmüne uygun olarak resen «sicilden terkin» edildiğini, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası gereği ek «tasfiye» ile tasfiye olunarak şirkete «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, bu davanın açılmasına sebebiyet vermeyen ve «yasal hasım» konumunda olan davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilememesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2014/413 E. sayılı dosyası üzerinden yargılaması devam eden «derdest» davasının olduğu, bu nedenle davacının davayı açmakta «hukuki yararı» bulunduğu 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin birinci fıkrasında «terkin» sebepleri sınırlı olarak sayıldığı, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 10 ve 32 inci maddeleri kapsamında odaca «kaydın» silinmesinin bu madde kapsamında olmadığı, kaldı ki 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca şirket yetkilisine usulüne uygun «ihtarat» yapıldığının da ispatlanamadığı, bu haliyle dava konusu şirket hakkında uygulanmaması gereken 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 inci maddesi uygulanmış olması sebebiyle 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin onbeşinci fıkrasındaki süre sınırlamasının dikkate alınamayacağı, dava açılmasına yanlış işlem yaparak davalı sebebiyet verdiğinden davalının «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulması gerektiği gerekçesiyle davanın kabulüne, ...
… uygun olarak 5174 sayılı Kanun'un 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerin ve durumların tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler kapsamında resen «sicilden terkin» edildiğini, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi gereği şirkete tebliğe çıkarılan «ihtarın» 03.07.2014 tarihinde "taşınmış" notuyla iade edildiğini, ihtarın ayrıca 07.07.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «ilan» edildiğini, bu durumda usul ve yasaya uygun olarak şirketin sicilden «resen terkin» edildiğini, şirketin terkin tarihinde «derdest» davasının kendileri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Müdürlüğün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, «yasal hasım» konumundaki davalı aleyhine «yargılama giderlerine» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin hatalı olduğunu, şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası hükmü gereği ek «tasfiye» hükümlerine göre tasfiyesinin sağlanarak «tasfiye memuru atanması» gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak kararın bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/257 E. 2024/1352 K.
Ortak:re'sen terkin · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · ihya · tasfiye memuru · kaldırma ve yeniden hüküm · ihtar · yargılama gideri · dava şartı · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2021/1134 E. sayılı dosyasında, «rücuen alacak» davaları açtığı, dosyaların «derdest» olduğu, bu nedenle davacı tarafın, şirketin ihyasını talep etmekte «hukuki menfaatinin» bulunduğu, «terkin» işlemlerinin 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesindeki usule de uyulmaksızın gerçekleştirildiği, şirket «temsilcisine» «ihtar» gönderilmediği, bu durumda davanın açılmasına sebebiyet veren ve yargılama sonunda haksız olduğu anlaşılan davalı aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince şirkete «tasfiye memuru atanmaksızın» şirketin ihyasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ancak 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi gereğince «ihyası» istenen şirketin ihyasına karar verilmesi yanında «ticaret siciline tescil» ve «ilanına» da karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalı asılın istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının …
İstinaf Sebepleri Davalı asıl istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'da öngörülen beş yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğunu, «terkin» öncesinde «ihtar» yazısının şirkete gönderildiğini ve "taşınmış" notuyla iade olduğunu ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «yasal ilanın» yapıldığını, terkin tarihinde «derdest» davaların, alacak ve borçların davalı tarafından bilinmesi mümkün olmadığından davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini ve bu nedenle aleyhe «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilemeyeceğini, terkinin usulüne uygun olarak gerçekleştirildiğini, ek «tasfiye» karar verilmesi ve «tasfiye memuru atanması» gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini, aksi halde tasfiye memuru atanmasını istemiştir.
CEVAP Davalı asıl cevap dilekçesinde; «ihya» talebine konu şirketin 5174 sayılı Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 10 ve 32 nci maddelerine dayanılarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci kapsamında 23.01.2014 tarihinde «ticaret sicilinden resen terkin» edildiğini, terkin öncesinde «ihtar» yazısının şirkete gönderildiğini ve "taşınmış" notuyla iade olduğunu ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «yasal ilanın» yapıldığını, davanın yerleşik 5 yıllık «hak düşürücü süre» geçtikte sonra açıldığını, davalının «zorunlu hasım» olması nedeniyle aleyhine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmemesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu kararda… n yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... sicil müdürlüğünce 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketin ticaret sicilinden re'«sen terkin» edildiği, nitekim ihyası istenen şirket yetkilisine «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi belgenin veya tebligatın dosyaya sunulmadığı gibi dosyaya sunulan ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın ise adresin kapalı olması nedeniyle bila tebliğ iade edildiği, 6102 sayılı Kanun’un geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca terkin işlemi öncesinde yapılması öngörülen «ihtarın» öncelikle şirkete ya da şirketin yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde «ilan» suretiyle yapılan «ihtarın usule» aykırı olduğu, öte yandan terkin işleminin 5174 Kanun’un 10 ncu maddesinin üçüncü fıkrasının üçüncü bendi kapsamında yapıldığı, ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi «sebebi» ile silinme hususu kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından dava konusu terkin işleminin de hukuka uygun olmadığı, davacının dava açmakta «hukuki yararının» bulunduğu, şirketin hukuka aykırı olarak terkin edildiğinden dava açılmasına sebebiyet veren kurum aleyhine «vekalet ücreti» ve «yargılama giderine» hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, şirketin ihyasına karar verilmiştir.
… n yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... sicil müdürlüğünce 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» edildiği, davalının usulsüz terkin işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği gözetilerek davalı aleyhine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken yanılgılı gerekçe ile yazılı şeklide hüküm kurulmasında isabet görülmediği, İlk Derece Mahkemesinin davanın kabulü kararında davalı aleyhin …
Temyiz Sebepleri Davalı «temsilcisi» temyiz dilekçesinde özetle; öncelikle davanın «hukuki yarar» yokluğundan ret edilmesi gerektiğini, ihtarların usulüne uygun yapıldığını, ek «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, «terkinin» mevzuat hükümlerine göre yapıldığını, aleyhlerine «yargılama giderlerine» hükmedilmemesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ihtar usulü · kıdem tazminatı · münfesihlik · yasal hasım · rücuen tahsil · yargılama giderleri · üçüncü kişi · alacak davası
Benzer bu karardaCEVAP Davalı «temsilcisi» cevap dilekçesinde; «ihya» davasının «terkin» tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılmadığını, dava dışı şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden re’«sen terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayınlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 inci maddesinde müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceği ifade edilmiş ve (d) bendinde “18.05.2004 tarihli ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32’nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler”in müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin bu kapsamda olduğunu, «yasal hasım» bulunduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; dava dışı Turkal Temizlik İnşaat Taahhüt ve Ticaret Limited Şirketi işçilerinden E.B. ve D.T. tarafından «kıdem tazminatı» ve yıllık izin ücreti alacağı için müvekkil idare aleyhine dava açıldığını, D.T. tarafından açılan dava sonucu Ankara 15.
İş Mahkemesinin 05.04.2021 tarih ve 2017/711 E., 2021/364 K. sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiğini, işbu davalar sonucunda müvekkili idare tarafından dava dışı işçilere ödenen miktarın «rücuen tahsili» amacıyla müvekkili tarafından Ankara 21.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/353 E. sayılı dosyasında dava dışı yüklenici Turkal Temizlik İnşaat Taahhüt ve Ticaret Limited Şirketinin aleyhine «alacak davası» açıldığını, Ankara 21.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1394 E. 2023/1520 K.
Ortak:re'sen terkin · hukuki menfaat · ticaret sicilinden terkin · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · derdestlik · ihya · tasfiye memuru · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaAsliye Ticaret Mahkemesinin 2021/1134 E. sayılı dosyasında, «rücuen alacak» davaları açtığı, dosyaların «derdest» olduğu, bu nedenle davacı tarafın, şirketin ihyasını talep etmekte «hukuki menfaatinin» bulunduğu, «terkin» işlemlerinin 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesindeki usule de uyulmaksızın gerçekleştirildiği, şirket «temsilcisine» «ihtar» gönderilmediği, bu durumda davanın açılmasına sebebiyet veren ve yargılama sonunda haksız olduğu anlaşılan davalı aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince şirkete «tasfiye memuru atanmaksızın» şirketin ihyasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ancak 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi gereğince «ihyası» istenen şirketin ihyasına karar verilmesi yanında «ticaret siciline tescil» ve «ilanına» da karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalı asılın istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» talep edilen şirketin «ticaret sicilinden terkin» «sebebi» olarak gösterilen oda tarafından «kaydı» silinme olgusunun, 6102 sayılı Kanun'un geçiçi 7 nci maddesinde belirtilen sebepler arasında yer almadığı gibi «ihtar» yazısının da 6102 sayılı Kanun'un geçiçi 7 inci maddesinin dördüncü fıkrası terkin öncesinde şirkete veya yetkilisine usulüne uygun olarak tebliğ edilemediği, bu nedenle de terkin işleminin yasaya ve hukuka uygun olarak gerçekleştirilmediği, terkin işlemi hukuka uygun olarak sonuçlandırılamadığına göre somut uyuşmazlıkta «hak düşürücü sürenin» uygulanması mümkün olmadığı, 6102 sayılı şirketin «derdest» dava dosyaları nedeniyle ihyası için yasal koşulların oluştuğu, davacı tarafın ihya talep etmekte hukuken korunmaya değer haklı menfaatinin bulunduğu gerekçesiyle …
İstinaf Sebepleri Davalı asıl istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'da öngörülen beş yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğunu, «terkin» öncesinde «ihtar» yazısının şirkete gönderildiğini ve "taşınmış" notuyla iade olduğunu ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «yasal ilanın» yapıldığını, terkin tarihinde «derdest» davaların, alacak ve borçların davalı tarafından bilinmesi mümkün olmadığından davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini ve bu nedenle aleyhe «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» hükmedilemeyeceğini, terkinin usulüne uygun olarak gerçekleştirildiğini, ek «tasfiye» karar verilmesi ve «tasfiye memuru atanması» gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini, aksi halde tasfiye memuru atanmasını istemiştir.
Benzer bu kararda… LK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanların, haklı sebeplere dayalı olarak şirketin silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, «ihyası» istenen şirketin sicilden 23.10.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiği, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 26.05.2021 tarihinde açıldığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Müdürlüğünce «ihyası» istenen şirketin oda kaydından re'«sen terkin» edilmesi «sebebi» ile silinme hususu Kanun'da tadadi olarak sayılan hâllerden olmadığından yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu, 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanların, haklı sebeplere dayalı olarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, eldeki davada 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolmuş ise de davalı ...
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «ticaret sicilinden terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtar usulü · infisah · münfesihlik · geçici 7. madde · yasal hasım · sicilden terkin · dava şartı yokluğu · usulden reddi
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «ihyası» talep olunan Yakıtsan Yakıt Sanayi Madencilik Ticaret Limited Şirketi'nin «münfesih» sayılmasına rağmen 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca kendisine yapılan «ihtar» ve ilân üzerine süresi içerisinde bildirimde bulunmadığından 23.10.2014 tarihinde ticaret sicilinden re'sen silindiği, «ihtarnamede» «infisah» «sebebi» olarak 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'na (5174 sayılı Kanun) göre odaca «kaydı» silinenler olarak yer aldığı, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde şirketlerin hangi şartlarda ve usullerde «tasfiye» ve ticaret sicilinden re'sen kayıtlarının silinmesinin düzenlendiği, somut uyuşmazlıkta ihyası istenen şirket yetkilisine «tebligat» yapıldığına ilişkin herhangi bir bilgi, belge veya tebligat dosyaya sunulmadığı gibi ihyası istenen şirkete çıkartılan tebligatın adresin kapalı olması nedeniyle bila tebliğ iade edildiği, 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin dördüncü fıkrasının (a) bendi uyarınca «terkin» işlemi öncesinde yapılması öngörülen ihtarın öncelikle şirketin yetkilisine tebliğ edilmeksizin doğrudan Ticaret Sicil Gazetesinde ilân suretiyle yapılan «ihtarın usule» aykırı olduğu, bu nedenle dava konusu ihyası istenen şirketin terkin işleminin hukuka uygun olmadığı, öte yandan 5174 sayılı Kanun'un 10 uncu maddesinin üçüncü fıkrasında, "Oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl içinde, ilgilinin üyesi bulunduğu odaya müracaatla adres ve durumunu bildirmemesi halinde, oda yönetim kurulunun teklifi ve meclis kararıyla «ticaret sicil» kaydının re'sen silinmesi için ticaret sicil memurluğuna «ihbarda» bulunulur.
… LK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının «son» cümlesi uyarınca, şirket alacaklıları ve «hukuki menfaati» bulunanların, haklı sebeplere dayalı olarak şirketin silinme tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde mahkemeye başvurarak şirketin ihyasını isteyebilecekleri, «ihyası» istenen şirketin sicilden 23.10.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiği, davanın 5 yıllık «hak düşürücü süre» dolduktan sonra 26.05.2021 tarihinde açıldığı gerekçesiyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 114 üncü maddesinin ikinci fıkrası uyarınca dava «şartı yokluğu» nedeniyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan şirkete bu maddeyi işlettiği anlaşıldığından yasada öngörülen 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığı, öte yandan, davacı tarafından daha önce aynı «şirketin ihya» edilmesi talebiyle açtığı davanın kabulüne dair kararın Yargıtay denetiminden henüz geçmediği ve kesinleşmediği dikkate alındığında davacının işbu davada «hukuki yararının» bulunduğu, davalının usulsüz «terkin» işlemi ile işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği, İlk Derece Mahkemesinin davanın hak düşürücü süre nedeniyle «usulden reddi» kararında isabet görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» hüküm tesisine, buna göre davanın kabulü ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğünün 61215 sicil numarasında kayıtlı iken «sicilden terkin» edilen Yakıtsan Yakıt Sanayi Madencilik Ticaret Limited Şirketi'nin ihyasına karar verilmiştir.
İhbarı takip eden ayın ilk günü itibarıyla oda «kaydı» silinmiş sayılır” düzenlemesine yer verildiği, 30.12.2012 tarihli ve 28513 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan Münfesih Olmasına Veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim Ve Limited Şirketler İle Kooperatiflerin Tasfiyelerine Ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ'in 1 inci maddesinin (d) bendinde, "18.5.2004 tarihli ve 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanununun 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilememesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda kaydı silinerek, sicil kaydı silinmek üzere Müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatifler..." denilerek Kanun'da olmayan bir hâlin tebliğ ile düzenlendiği, oysa ki 6102 sayılı Kanun'un geçici maddesinin tadadi olduğu ve Kanun'un geçici maddesine göre istisnai «tasfiye» usulüne tabi olacağını belirtmediği bir hâlin ikincil bir düzenleme ile «geçici madde» kapsamına alınamayacağı, davalı ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/4208 E. , 2023/4747 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2023/413 Esas, 2023/587 Karar
HÜKÜM
Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/710 E., 2023/17 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı asıl tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı asıl tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının dava dışı Orfay İnş. Tic. ve San. Ltd. Şti.'den hizmet alımı yaptığını, hizmet alım sözleşmelerine istinaden istihdam edilen ve ihale süreci sonucunda iş akitleri sona eren işçiler tarafından işçilik alacakları nedeni ile müvekkili kurum aleyhine alacak ve tazminat davaları açıldığını ilamlı ve ilamsız icra takipleri başlatıldığını, anılan şirketin ticaret sicilinden terkin edildiğini sözkonusu işçilere yaptıkları ödemeler nedeniyle açtıkları rücu davaları sırasında öğrendiklerini ileri sürerek söz konusu şirketi davacı tarafından açılan tüm rücu dosyaları yönünden ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı asıl cevap dilekçesinde; ihya talebine konu şirketin 5174 sayılı Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 10 ve 32 nci maddelerine dayanılarak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci kapsamında 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden resen terkin edildiğini, terkin öncesinde ihtar yazısının şirkete gönderildiğini ve "taşınmış" notuyla iade olduğunu ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yasal ilanın yapıldığını, davanın yerleşik 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikte sonra açıldığını, davalının zorunlu hasım olması nedeniyle aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile ihyası talep edilen şirketin ticaret sicilinden terkin sebebi olarak gösterilen oda tarafından kaydı silinme olgusunun, 6102 sayılı Kanun'un geçiçi 7 nci maddesinde belirtilen sebepler arasında yer almadığı gibi ihtar yazısının da 6102 sayılı Kanun'un geçiçi 7 inci maddesinin dördüncü fıkrası terkin öncesinde şirkete veya yetkilisine usulüne uygun olarak tebliğ edilemediği, bu nedenle de terkin işleminin yasaya ve hukuka uygun olarak gerçekleştirilmediği, terkin işlemi hukuka uygun olarak sonuçlandırılamadığına göre somut uyuşmazlıkta hak düşürücü sürenin uygulanması mümkün olmadığı, 6102 sayılı şirketin derdest dava dosyaları nedeniyle ihyası için yasal koşulların oluştuğu, davacı tarafın ihya talep etmekte hukuken korunmaya değer haklı menfaatinin bulunduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, şirketin ihyasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı asıl istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı asıl istinaf dilekçesinde özetle; 6102 sayılı Kanun'da öngörülen beş yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunu, terkin öncesinde ihtar yazısının şirkete gönderildiğini ve "taşınmış" notuyla iade olduğunu ve Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde yasal ilanın yapıldığını, terkin tarihinde derdest davaların, alacak ve borçların davalı tarafından bilinmesi mümkün olmadığından davanın açılmasına sebebiyet vermediklerini ve bu nedenle aleyhe yargılama gideri ve vekalet ücretine hükmedilemeyeceğini, terkinin usulüne uygun olarak gerçekleştirildiğini, ek tasfiye karar verilmesi ve tasfiye memuru atanması gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini, aksi halde tasfiye memuru atanmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı ... Müdürlüğünce ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi sebebi ile silinme hususu kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işlemi bu nedenle usul ve yasaya aykırı olduğu, aynı gerekçelerle 6102 sayılı Kanun'un geçiçi 7 nci maddesine tabi olmayan sebebe dayalı terkin işlemi yapıldığından 5 ve 10 yıllık hak düşürücü sürelerin uygulama imkanı bulunmadığı, somut olayda, davacının ihyası istenen şirket aleyhine Mersin 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/1140 E, 2021/366 E. ve 2021/795 E. sayılı dosyaları ve Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2021/1134 E. sayılı dosyasında, rücuen alacak davaları açtığı, dosyaların derdest olduğu, bu nedenle davacı tarafın, şirketin ihyasını talep etmekte hukuki menfaatinin bulunduğu, terkin işlemlerinin 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesindeki usule de uyulmaksızın gerçekleştirildiği, şirket temsilcisine ihtar gönderilmediği, bu durumda davanın açılmasına sebebiyet veren ve yargılama sonunda haksız olduğu anlaşılan davalı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, İlk Derece Mahkemesince şirkete tasfiye memuru atanmaksızın şirketin ihyasına karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ancak 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi gereğince ihyası istenen şirketin ihyasına karar verilmesi yanında ticaret siciline tescil ve ilanına da karar verilmesi gerektiğinin gözetilmemesi usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle davalı asılın istinaf başvurusunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, şirketin ihyasına, karar kesinleştiğinde tescil ve ilanına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı asıl temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı, istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu şirketin ihyasının şartlarının bulunup bulunmadığı, ihyasının usulüne uygun olarak yapılıp yapılmadığı noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi hükmü.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı asıl tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
07.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954594900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz