Özel denetçi reddi kesin; ibra oyu nisaba etkisiz; kâr yedeğe ayrılabilir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1380 E. 2023/5119 K. · · İlk derece: Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
özel denetçi atanması↗ kararın kesinliği (TTK 440/2)↗ olağanüstü yedek akçe (TTK 523/2)↗ yönetim kurulunun ibrası ve oy yasağı (TTK 436)↗ karar nisabına etki↗
Gerekçe özeti
Özel denetçi atanması talebinin reddine dair karar TTK 440/2 uyarınca kesin olup istinaf edilemez. TTK 523/2 uyarınca genel kurul, şirketin sürekli gelişimi ve kararlı kâr payı dağıtımı için haklı görülüyorsa dönem kârını olağanüstü yedeklere ayırabilir; haklı neden (somut yatırım ihtiyacı) belgeyle ispatlanmışsa kâr dağıtılmaması kararı iptal edilmez. TTK 436/2 uyarınca yönetim kurulu üyeleri diğer üyelerin ibrasında da oy kullanamaz; ancak bu oylar dışlandığında dahi gerekli nisaba ulaşılıyorsa aykırılığın sonuca etkisi bulunmaz.
Ele alınan sorunlar
Özel denetçi atanması isteminin reddine dair kararın kesinliği ve istinaf edilemezliği → ret
İddia: Davacılar, borç miktarının yüksekliği ve şirket işlemlerindeki usulsüzlükler nedeniyle özel denetçi atanması gerektiğini ileri sürerek ret kararına karşı istinafa başvurmuştur.
Gerekçe: İlk Derece Mahkemesinin özel denetçi atanması isteminin reddine dair kararı, TTK 440/2 uyarınca kesin olup istinafı kabil değildir; bu husustaki istinaf başvurusu usulden reddedilir. (Yargıtay'ca onanan BAM gerekçesi)
Dönem kârının ortaklara dağıtılmayıp olağanüstü yedeklere ayrılması kararının iptali → ret
İddia: Davacılar, şirket yüksek kâr etmiş ve borcu bulunmuyorken dönem kârının tümünün olağanüstü yedeklere ayrılmasının hukuka aykırı ve ortakları zarara uğratıcı olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: TTK 523/2 uyarınca genel kurul, şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa anasözleşmede öngörülenlerden başka yedek akçe ayrılmasına karar verebilir; kârın tamamının yedeğe ayrılması ancak bu istisnai hâllerde kabul edilir ve ispat yükü şirkettedir. Somut olayda şirketin öz kaynakları artmış, borcu bulunmamakla birlikte otelin tahsis süresini 49 yıla uzatması nedeniyle yatırım yapılması gerektiği belgeyle sabit olduğundan, kârın dağıtılmaması TTK 523/2 kapsamında haklı nedene dayanmaktadır ve kararda usulsüzlük yoktur. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin kararda oy kullanma ve nisap → ret
İddia: Davacılar, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullandığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: TTK 436/2 uyarınca yönetim kurulu üyeleri, diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında da oy kullanamaz (ilk derecenin bilirkişiye dayanarak aksi yöndeki değerlendirmesi bu yönden düzeltilmiştir); ancak şirketin ortaklık yapısı, ibraya olumlu oy kullanan diğer ortakların ve davacıların pay oranı gözetildiğinde, yönetim kurulu üyelerinin oyları dışlansa dahi ibra için gerekli toplantı ve karar nisabına ulaşıldığından bu durumun sonuca etkisi yoktur. (Yargıtay'ca onanan BAM gerekçesi)
Yönetim kurulu üyelerine şirketle işlem yapma ve rekabet izni verilmesi kararı → ret
İddia: Davacılar, yönetim kurulu üyelerinin izin oylamasında kendi lehlerine oy kullandığını ve bu izinlerle şirketi zarara uğrattığını ileri sürmüştür.
Gerekçe: TTK 436/1 uyarınca yönetim kurulu üyeleri TTK 395 ve 396'ya ilişkin oylamada kendi lehlerine oy kullanamazsa da, somut olayda bu oyların toplantı ve karar nisabına etkisi bulunmayıp gerekli nisaba ulaşıldığından ve davacılar verilen izinlerle şirketin zarara uğratıldığını ispat edemediğinden karar iptalini gerektirmez. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Emsal değeri
Özel denetçi reddinin kesinliği, kârın yedeğe ayrılmasında haklı neden ispatı ve ibra oy yasağı ihlalinin nisaba etkisizliği yönünden emsaldir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Kârın ihtiyari kısmının yedek akçeye ayrılmasının afaki iyiniyet yönünden denetlenmesi zorunluluğu
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9365 E. 2014/16936 K.
Ortak:dava şartı · Genel kurul kararının iptali
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kâr payı dağıtımı · yedek akçe
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; mahkeme kararı ile gündeme «yönetim kurulu» üye seçimine dair madde eklendiği, bu nedenle toplantı gündemine bağlılık ilkesinin uygulanmayacağı, Genel Kurulun yeni yönetim kurulu üyelerini seçebileceği, yeni yönetim kurulu üyelerinin seçimi ile de önceki yönetim kurulu üyelerinin görevinin sona ereceği, davacıların yönetim kurulu üyelerinin şirketteki A ve B grubu pay sahibi üyelerinden oluşması gerektiğine ilişkin iddialarının da «esas sözleşmedeki» 6. maddeye göre de imtiyazların kaldırılmış olması karşısında iddialarının yerinde olmadığı, ayrıca «kar payı dağıtımına» ilişkin 7. maddede 2010-2011-2012 yıllarına ait karların kanuni zorunluluklar dışındaki kalan kısmının «yedek akçede» tutulması hususunun oy çokluğuyla kabul edildiği, bu kararın da hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacının davalı şirketin 25.6.2013 tarihli genel kurul toplantı gündeminin 7 ve 9. maddelerinde alınan kararların iptaline ilişkin davasının Reddine, söz konusu kararların iptaline karar verilmediğinden davaya konu genel kurul «kararlarının yürütülmesinin geri bırakılmasına» ilişkin talebinin Reddine karar verilmiştir.
Mahkemece mecburi temettü dışında kalan kısım için «kar dağıtım» kararı alınmayarak «yedek akçeye» ayrılmasının yasaya, ana sözleşmeye ve «iyiniyet kurallarına» aykırı olup olmadığı, kar dağıtımının şirket sermayesinin düşmesi sonucunu doğurup doğurmayacağı, kanunda öngörülen %5 «kar payı» dışında kalan kısmın ortaklığın devamlı gelişmesi ve düzenli «kar payı dağıtılmasının» temini bakımından uygun ve yararlı olup olmadığı ve kalan kısmın yedek akçeye ayrılmasının afaki iyiniyet kurallarına uygun olup olmadığının «bilirkişi incelemesi» yaptırılarak değerlendirilmesi ve sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, genel kurul kararının yanlış yorumlanarak davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış …
2- Dava, «anonim şirket» «olağan genel kurul kararlarının iptali» istemine ilişkin olup, davalı şirketin 25.06.2013 tarihli genel kurulunun 7. maddesinde " 2010,2011,2012 yıllarına ait karların kanuni zorunluluklar dışında kalan kısmının «yedek akçede» tutulması hususu" oyçokluğuyla kabul edilmiştir.
Bu oylamada red oyu kullanan ve «muhalefet şerhi» düşülmesini isteyen davacılar ise, karın «yedek akçede» tutulmasını kabul etmediklerini, %50sinin «dağıtılmasını» istediklerini beyan etmişlerdir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/7248 E. 2018/906 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yedek akçe · yönetim kurulu üyelerinin ibrası · kar payı dağıtımı · kar dağıtımı · dürüstlük kuralına aykırılık · iyiniyet kuralı · kâr payı dağıtımı · şirket merkezi mahkemesi
Benzer bu kararda374/2 de «yönetim kurulu» üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmayacakları gibi diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında da oy kullanılmayacaklarının açıkça belirtildiği, yönetim kurulu üyeleri ......... ve ...«ibra» oylamasında çoğunluk sağlanamadığından geçerli şekilde alınmış bir ibra kararının bulunmadığı, bu yasak murakıplar bakımından söz konusu olmadığından murakıpların geçerli oy nisabıyla ibra edilmiş olduklarının anlaşıldığı, esas sermayenin artırımının haklı bir gerekçeye dayanmasının zorunlu olmadığı, kural olarak artırım kararının geçerli olduğu ancak artırımın kötü niyetli ve azınlığın bu yolda ezilmesinin sağlanması amacına yönelik yapıldığının kanıtlanması durumunda iptalinin mümkün olduğu, somut olayda, sermaye arttırım kararının çoğunluk oyu ile alındığı, şirketin ekonomik ve ticari durumu dikkate alındığında alınan «sermaye artırım» kararının «dürüstlük kuralına» aykırı şekilde alındığı iddiasının kanıtlanamadığı, «kar payının dağıtımı» hakkında karar alınırken gerekçe göstermeye gerek olmadığı ancak «iptal davası» -/- açıldığı taktirde şirketin hangi gerekçeye dayandığını göstermesi gerektiği, davalı şirketin açılan davalardan kaynaklanan riskleri gerekçe göstererek %25 oranında gerçekleşen «kar dağıtım» kararını açıklamaya çalıştığı ancak gerekçe gösterilen risklerin şirket gelirlerinden karşılanabilecek miktarlar olduğu, olağanüstü «yedek akçe» ayrılmasını gerektirecek boyutta bir risk bulunmadığı ve davalı şirketin sürdürdüğü bir faaliyeti de bulunmaması da dikkate alınarak davalı şirketin geri kalan karı dağıtmamak şeklindeki gerekçesinin «dürüstlük kuralına aykırılık» teşkil ettiği, genel kurulda alınan diğer kararların iptallerini gerektirecek iddiaların yasal delillerle kanıtlanamadığı gerekçesiyle; davanın kısmen kabulüne, da …
Mahkemece, davalı şirketin açılan davalardan kaynaklanan riskleri gerekçe göstererek %25 oranında gerçekleşen kâr «dağıtım» kararını açıklamaya çalıştığı, ancak gerekçe gösterilen risklerin şirket gelirlerinden karşılanabilecek miktarlar olduğu, olağanüstü «yedek akçe» ayrılmasını gerektirecek boyutta bir risk bulunmadığı ve davalı şirketin sürdürdüğü bir faaliyetinin de bulunmaması dikkate alınarak davalı şirketin geri kalan karı dağıtmamak şeklindeki gerekçesinin «dürüstlük kuralına aykırılık» teşkil ettiği gerekçesiyle, davalı şirketin 16/08/2010 tarihinde yapılan genel kurulda alınan şirketin karının %25 oranında dağıtılmasına ilişkin kararın da iptali …
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre; davaya konu davalı şirket genel kurul toplantısında alınan gündemin 11. maddesinde «yönetim kurulu» üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmasalar da diğer «yönetim kurulu üyelerinin ibra» oylamasında oy kullandıklarının anlaşıldığı, 6762 Sayılı TTK m.
Dava konusu genel kurul tarihi ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6762 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 381. maddesi uyarınca, kanun veya esas mukavele hükümlerine ve bilhassa afaki iyi niyet esaslarına aykırı olan umumi heyet kararları aleyhine, tarihlerinden itibaren üç ay içinde «şirket merkezinin» bulunduğu yerdeki mahkemeye müracaatla «iptal davası» açabileceği düzenlenmiştir.
-
HUMK 440'ta sayılan sebepleri içermeyen karar düzeltme istemi reddedilir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3473 E. 2019/8149 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
1 benzer karar daha
-
Genel kurul kararının iptali | Alınan kararlarının iptaline karar verilmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/89 E. 2014/10265 K.
Ortak:dava şartı
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:toplantı tutanağı · muhalefet şerhi · olağanüstü genel kurul · ibra · cy/cy şerhi · olumsuz oy · iptal davası · geçersizlik
Benzer bu kararda… a hakkının bulunduğu, davacının toplantıya katıldığı ve özü itibari ile genel kurul kararına muhalif kaldığı, muhalefetine ilişkin itirazlarını tutanağa yazdırdığı, «yönetim kurulu» üyelerinin kendileri ve diğer yönetim kurulu üyeleri ile ilgili «ibra» oylamasında oy kullanmasının TTK'nın 374. maddesi gereğince yasak olması nedeni ile yönetim kurulunun ibrasının «geçersiz» olduğu, bilançonun ertelenmesi nedeni ile bilanço ile ilgili genel kurul kararının geçersiz olduğu, davalı şirketin 2011 yılında zarar ettiğinin sabit olmasına rağmen ücret ve huzur haklarının arttırılmasının iyi niyet kurallarıyla bağdaşmayacağı, bundan dolayı «toplantı tutanağının» ücret ve huzur haklarına yönelik maddesinin de iptali gerektiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı T..
Toplantı tutanağının incelenmesinde, davacının görüşmeler sırasında öneriye katılmadığı ve «olumsuz» oy kullandığı anlaşılmakla birlikte, «muhalefet şerhi» veya bu konuda ayrı bir dilekçe verdiği dosya kapsamından anlaşılmamaktadır.
Ancak davacının, somut olay bakımından yok hükmünde olan «yönetim kurulu» üyelerinin ibraları yönünde verilen karar dışındaki diğer genel kurul kararları yönünden «iptal davası» açılabilmesi için, «olumsuz» oy kullanılması tek başına yeterli olmayıp, muhalefetinin tutanağa geçirilmesi veya bu hususta ayrı bir dilekçe verilmesi gerekir.
Anonim Şirketi'nin 29/06/2012 tarihinde yapılan «olağan genel kurul» toplantısında alınan yönetim ve denetçilerin ibrasına ilişkin 4. maddenin, yeni denetçi seçimine ilişkin 5. maddeye eklenen ek maddenin, ücret ve huzur haklarına ilişkin 6. maddenin iptallerine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1380 E. , 2023/5119 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1772 Esas, 2021/1519 Karar
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/560 E., 2019/556 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, davaya konu konu genel kurul toplantısında alınan (6) numaralı karar karar hakkındaki başvurunun usulden reddine, sair istinaf itirazlarının esastan reddine, davaya konu genel kurulda alınan yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin (7) numaralı karar hakkındaki istinaf başvurusunun ise gerekçe yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın ve özel denetçi atanması isteminin reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin davalı şirketin ortağı olduğunu, 25.04.2018 tarihinde yapılan şirketin olağan genel kurul toplantısında alınan (3), (4), (5), (6), (7) ve (8) numaralı kararların ana sözleşmeye, yasa ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı olması nedeniyle iptali gerektiğini, ayrıca şirketin yönetimi ve hesapları ile gelir gider durumları, menkul ve gayrimenkullerin kullanımı hakkında bilgi verilmediğinden şirkete özel denetçi atanmasının da talep edildiğini, şöyle ki; genel kurul gündeminin 3 üncü maddesinde 01.01.2017-31.12.2017 faaliyet dönemine ait ayrıntılı bilanço ve ayrıntılı gelir gider tablosunun, müvekkillerinin muhalefetine rağmen onandığını, davalı şirket yönetim kurulu üyelerince hazırlanıp genel kurulda sunulan bilgiler gerçeği yansıtmadığından, genel kurulda alınan (3) numaralı kararın iptali gerektiğini, gündemin 4.
maddesinde faaliyet döneminde şirket bilançolarına yansıyan 12.483.412,54 TL'lik karın ortaklara dağıtılması talep edilmesine rağmen bu miktar karın olağanüstü yedeklere ayrılmasına karar verildiğini, davalı şirketin herhangi bir borcu ya da yatırımı bulunmadığını, gündemin 5 numaralı maddesinde yer alan yönetim kurulu faaliyet raporunun müvekkillerinin olumsuz oy ve muhalefetine rağmen genel kurulda oy çokluğu ile kabul edildiğini, yönetim kurulu üyeleri ... ve...'ın davalı şirket ile tamamen aynı konuda faaliyet gösteren şirketler ile ne tür bir ticari ilişkiye girdiğinin belli olmadığını, gündemin 6 numaralı maddesinde hangi konularda şirkete özel denetçi atanması talep edilmiş ise de bu taleplerinin de oy çokluğu ile reddedildiğini, gündemin 7 numaralı maddesinde yönetim kurulu üyelerinin, müvekkillerinin olumsuz oy kullanmalarına ve karara muhalif olmalarına rağmen oy çokluğu ile ibra edildiğini, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullandıklarını, son olarak genel kurulun 8.
Maddesinde 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 395 inci ve 396 ıncı maddeleri kapsamında yönetim kurulu üyelerine şirket ile iş ve işlem yapma ve şirket ile rekabet teşkil eden işler yapabilmelerine yönelik izinlerin muhalefet etmelerine rağmen verildiğini ileri sürerek 25.04.2018 tarihinde yapılan 2017 yılına ait olağan genel kurul toplantısında alınan (3), (4), (5), (6), (7) ve (8) numaralı kararların ana sözleşme, yasa ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı olması nedeniyle tek tek butlanına, butlanına karar verilememesi halinde iptaline ve davalı şirkete özel denetçi atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; bu davanın ailevi sorunların şirket işlerine yansıması nedeniyle davacıların sahip olduğu azınlık haklarının kötüye kullanılmasından ibaret olduğunu, davacılara iddialarının aksine genel kurulda sorulan sorular ile ilgili bilgi verildiğini, nitekim davacılar adına vekaleten toplantıya katılan vekilin toplantı tutanağına "sorularımıza tek tek sözlü cevap verilmiştir" beyanı bulunduğunu, genel kurul öncesi açıklanan ve ortaklara sunulan gelir tablosu ile genel kurulda açıklanan faaliyet karı arasında hiçbir fark bulunmadığını, 2017 yılında 10.657.821,12 TL olan satış maliyetinin 2017 yaz sezonunda açılan 5 yıldızlı otelin işletmesinden kaynaklı hizmet üretim maliyeti olduğunu, ayrıca şirketin 2017 yılı amortisman giderleri toplamının 4.830.265,77 TL olduğunun da genel kurulda açıklandığını, 2016 yılı karının dağıtılmayıp olağanüstü yedeklere ayrılmasının keyfi bir muamele olmayıp 6102 sayılı Kanun'un 523 üncü maddesine uygun olduğunu, yaklaşık %85 hisse payına sahip ortakların kararı doğrultusunda oy çokluğu ile karın olağanüstü yedeklere ayrılmasına karar verildiğini, amacın şirket öz varlıklarının güçlendirilmesi olduğunu, şirketin bugüne kadar finans kuruluşlarına borçlanmadığını, taahhüt işleriyle iştigal eden müvekkili şirketin 2016 yılı faaliyet raporunun 1/d maddesinde, inşaat işleriyle uğraşan yönetim kurulu üyelerinin rekabet teşkil eden türden faaliyetlerinin bulunmadığının belirtildiğini, kaldı ki 2006 yılından bugüne kadar müvekkilinin inşaat ve taahhüt işinin de bulunmadığını, gündemin 6 numaralı maddesi ile özel denetici atanmasına ilişkin talebin reddine karar verildiğini, özel denetim istemini reddeden genel kurul kararı iptal edildiği takdirde 6102 sayılı Kanun'un 439 uncu maddesinin uygulanma şartının ortadan kalkacağını, dolayısıyla davacıların özel denetim talebinin reddi gerekeceğini, davacıların, yönetim kurulu üyelerinin, kanunu veya esas sözleşmeyi ihlal ederek, şirketi veya pay sahiplerini zarara uğrattıklarını ikna edici bir şekilde ortaya koyamadıklarını, yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarında oy kullanmadan ayrı ayrı oylama yapılarak davacılar vekilinin olumsuz oyuna karşılık oy çokluğu ile ibra edildiklerini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın hak düşürücü süre içerisinde açıldığı, davacıların iptalini talep ettikleri genel kurul kararlarına usulüne uygun olarak muhalefet şerhi koydukları, davaya konu genel kurulun 3. Maddesi ile şirketin 01.01.2017-31.12.2017 faaliyet dönemine ilişkin ayrıntılı bilanço ve ayrıntılı gelir-gider tablosunun genel kurulun onayına sunulduğu, davacıların olumsuz oyuna ve muhalefetine rağmen oy çokluğu ile şirket bilanço ve gelir-gider tablosunun onaylandığı, ibraz edilen bilirkişi heyet raporundan; davalı şirketin 2016 yılı brüt satış toplamının 15.236.556,23 TL olup, 2017 yılında 32.588.183,33 TL'ye yükseldiği, 2016 yılı satış maliyetinin ise 949.334,72 TL'den 2017 yılında 10.657.821,12 TL'ye çıktığı, iki yıl arasındaki maliyet artışının iş, faaliyet ve zaman farkı sebebiyle davacılar tarafından karşılaştırılmasının doğru olmadığı gibi, maliyet artışının davalı şirketin Antalya/Belek'te bulunan otelinin 2017 yılı yaz sezonunda hizmete açılmasından kaynaklandığı, yine diğer maliyet kaleminin 2017 yılındaki sabit kıymetler için ayrılan 4.830.265,77 TL amortisman tutarından kaynaklandığı, bu suretle maliyet artışının işletmecilik faaliyetlerinde doğal karşılanması gereken düzeyde olduğu, şirketin 2016 yılı bilançosunda ticari malların 4.026.000,00 TL olarak yer alıp, bu rakamın 2017 yılında bilançoda aynen yer bulduğu, şirket merkezinde bilirkişiler marifetiyle yerinde yapılan incelemede, bu malların Antalya/Belek'te bulunan şirkete ait 32 adet villanın değeri üzerinden satılamamasından kaynaklandığının beyan edildiği, yine faaliyet raporunda tek iştirak olan Beytuyab....A.Ş.
görüldüğü, iştirak tutarının 4.224,00 TL olup, iştirakler hesabında 13.588,99 TL olarak yer aldığı, bu farklılığın 5084 sayılı Kanun ile getirilen enflasyon düzenlemesinden kaynaklandığı, enflasyon düzeltmesinden şirketin yararlanmasının yapılan işlemin ortakların haklarını zarara uğratacak bir duruma sebebiyet vermediği, yine şirketin ortaklarından almış olduğu borç paralar için herhangi bir faiz ve masraf adı altında şirketten çıkış yapılmadığı, dolayısıyla alınan borçların şirkete maliyetinin bulunmadığını bu suretle şirketin ve ortaklarının zarara uğramadığı, şirketin 2014, 2015 yıllarında zarar ettiği, bu suretle yedek akçe ayrılmadığı, 2016 ve 2017 yıllarında ise kar etmesinden dolayı yedek akçe ayrılmasının doğal olduğu, şirketin genel yönetim gideri olarak bilançoda yer alan 10.623.364,74 TL'nin tamamının muhasebe teknik ve usulüne uygun belgelere dayandığı ve giderlerin büyük bölümünün 2017 yılı yaz sezonunda Antalya/Belek'te açılan otelin işletmesinden doğduğu, yine Nizami...A.Ş.
aleyhine yapılan icra takibinin 213 sayılı Kanun kapsamında şüpheli alacak hesabına aktartılması ve karşılık ayrılması gerekmekte ise de, karşılık ayırmanın tamamen mükellefin takdirine bırakıldığı, bu suretle mükellefin icra takibine konu alacak için karşılık ayırmama konusundaki seçimlik hakkını kullanmasında usulsüzlük olmadığı, söz konusu kararın iptalini gerektirecek bir sebep bulunmadığı, davaya konu genel kurulun 4 üncü maddesi ile şirketin 01.01.2017-31.12.2017 döneminde elde ettiği 12.483.412,64 TL'lik karın ortaklara dağıtılmayıp olağanüstü yedeklere ayrılmasına karar verildiği, 6102 sayılı Kanun'un 523 üncü maddesinin ikinci fıkrasıyla, genel kurulun, şirketin sürekli gelişimi ve olabildiğince kararlı kâr payı dağıtımı yönünden haklı görülüyorsa anasözleşmede öngörülenlerden başka yedek akçeler ayrılmasına karar verebileceğinin düzenleme altına alındığı, bu konudaki genel kurul kararının anasözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırılığı sözkonusu olmamakla birlikte, karın tamamının yedek akçeye ayrılmasının, ancak anılan Yasa hükmünde düzenlenen istisnai hallerde kabul edilebileceği, bu husustaki ispat külfetinin şirkete ait olduğu, kârın dağıtılmamasına ilişkin kararın, genel kurulda gerekçelendirilmemiş olsa bile, yargılama sırasında şirketin bu durumu açıklayıp somut delillerle ispat etmesi gerektiği, somut olayda, şirketin öz kaynaklarının 2016 yılına nazaran artış gösterdiği ve kısa ve uzun vadeli borcu bulunmadığı ancak ilgili Yönetmelik kapsamında Turizm Bakanlığına başvurarak Antalya'da bulunan otelin tahsis süresini 49 yıla uzattığı, bu durumun dosyada mübrez 31.12.2018 tarihli yazısı ile sabit olduğu, şirket yetkililerinin belgeye konu işletme için yatırım yapılması gerektiğini beyan ederek dönem karının dağıtılmadığını ifade ettikleri, bu nedenle karın dağıtılmamasının anılan Yasa hükmü kapsamında haklı nedene dayandığı, kararda bir usulsüzlük bulunmadığı, genel kurulun 5 inci maddesiyle yönetim kurulu faaliyet raporunun onaylanmasına karar verildiği, davacı yan, her ne kadar faaliyet raporunun "Şirketlerin Yıllık Faaliyet Raporunun Asgari İçeriğinin Belirlenmesi Hakkındaki Yönetmeliğe" aykırı olarak tanzim edildiğini iddia etmiş ise de faaliyet raporunun anılan Yönetmelik gereği içermesi gereken asgari unsurları içerdiği ve kararda bir usulsüzlük bulunmadığı, davacıların özel denetçi atanması konusunda genel kurula yazılı teklifte bulunduğu, teklifin genel kurulun 6 ncı maddesiyle gündeme alındığı ve yapılan oylama sonucunda oy çokluğuyla reddedildiği, davacı ...'ın payı itibariyle (%1,04) özel denetçi atanması talebinde bulunamayacağı, diğer davacının ise payı itibariyle özel denetçi atanmasını isteyebileceği ancak bunun için 6102 sayılı Kanun'un 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasına göre, kurucuların veya şirket organlarının kanunu veya esas sözleşmeyi ihlal ederek şirketi veya pay sahiplerini zarara uğrattıklarını ikna edici bir şekilde ortaya koymasının zorunlu olduğu, sadece merak saikiyle özel denetçi atanmasını isteyemeyeceği, davacının şirket ve ortaklarının belirtildiği şekilde zarara uğradığını ispat eder herhangi bir delil sunamadığı, bu nedenle özel denetçi atanması isteğinin reddi gerektiği, davaya konu genel kurulun 7 nci maddesiyle, şirket yönetim kurulu üyelerinin ibrasına karar verildiği, davacı yanın iddiasının aksine yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarında oy kullanmadığı gibi yönetim kurulu üyelerinin usulsüz bir işleminin de ispatlanamadığı, kararın iptalini gerektirecek bir sebep bulunmadığı, davaya konu genel kurulun 8 inci maddesiyle ise, şirket yönetim kurulu üyelerinin şirketle işlem yapmasına ve şirkete rekabet teşkil edecek eylemlerde bulunmalarına izin verildiği, 6102 sayılı Kanun'un 436 ıncı maddesinin birinci fıkrasına göre, yönetim kurulu üyelerinin aynı Kanun'un 395 inci ve 396 ıncı maddelerine ilişkin oylamada kendi lehlerine oy kullanamayacağı ancak diğer yönetim kurulu üyeleri lehine oy kullanmasının mümkün olduğu, somut olayda, yönetim kurulu üyeleri, her ne kadar bu hususta yapılan oylamada kendi lehlerine oy kullanmış ise de bu durumun toplantı ve karar nisabına bir etkisinin bulunmadığı ve belirtilen iznin verilmesi noktasında gerekli karar nisabına ulaşıldığı, davacıların yönetim kurulu üyelerinin belirtilen hususlarda verilen izinle elde ettikleri yetkilerle şirketi zarara uğrattıklarını ispat edemediği gerekçesiyle davanın ve denetçi atanması isteminin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunun eksik ve soyut düzenlendiğini, konusunda uzman hukukçu bilirkişi atanmadan oluşturulan bilirkişi heyetinden rapor alındığını, 2017 gelirinin 2016'ya göre iki kat arttığı halde bu gelirin neden ortaklara yansıtılmadığının, gelirlerin hangi kalemlerden sağlandığının, net satış miktarının iki kat artmasına karşılık satış maliyeti olarak gösterilen kalemlerin neden 2017 yılında 10.657.821,12 TL gibi bir rakama tırmanarak 10 kattan fazla arttığının izah edilemediğini, genel yönetim giderleri kaleminde; araştırma-geliştirme giderleri ve pazarlama satış ve dağıtım giderlerinin 0 TL olarak gösterilmesine rağmen sadece genel yönetim gideri olarak gösterilen 10.623.364,74 TL gibi bir rakamın mevcut olduğu ve yönetiminin bir yılda nasıl bir faaliyet içerisinde bu miktar kadar gider yapabildiği veya bu miktar kadar gider gösterildiğinin ortaya konulmadığını, özel denetçi talebinin de gerekçesi olan, şirket yüksek miktarda kar etmiş olmasına rağmen neden hala ortaklara borçlu olduğu veya borç alındığı hususunun, 225.000.000,00 TL sermayeli şirketin bir ortağından neden borç aldığı, alınan borcun nerede ve ne şekilde kullanıldığı, böyle bir borç alma ihtiyacının nereden kaynaklandığının hiç araştırılmadığı, sadece anlık bir gereklilik için alınmış bu normal diyerek davaya konu uyuşmazlığın çözümünün geçiştirildiğini, bilirkişi heyetinin eksik hatta hiç inceleme yapmadığını, davalı şirketin ortağına milyonlarca lira borçlanmasının detayları ile araştırılması gerekirken tek bir cümle ile geçiştirmenin kabul edilemeyeceğini, ortaklara borçlar hesabında gösterilen 52.000 TL'nin şirket bu miktarda satış ve kar yapmışken neden borçlanıldığını, şirketin çok güçlü bir sermayesi ve sermayesinin 3-4 katı değerinde malvarlığı var iken neden kar dağıtılmaması gerektiğinin açıklanmadığını, davaya konu genel kurul esnasında davalı şirketin genel kurula sunmadığı ve hatta davaya cevap dilekçesinde dahi sunmadığı, bilirkişinin rapora Ek-3 olarak sunduğu belgenin kabulünün mümkün olmadığını, davalının genel kurulda ortaklarına vermediği bir belgeyi bilirkişi marifetiyle dosyaya sunduğunu, bu hususun rapora itirazda dile getirilmesine rağmen dikkate alınmadığını, davaya konu genel kurul 25.04.2018 tarihinde yapıldığı halde Kültür Bakanlığının yazısının ise 31.12.2018 tarihli olduğunu, dosyada olmayan bu delilin bilirkişi marifetiyle dosyaya dahil edilmesinin mümkün olmadığını, davalı şirketin yönetim kurulu başkanının şirketi usulsüz borçlandırdığını ve sonrasında iş bu usulsüz borcu tahsil etmek için şirket karını kendi hesabına geçirdiğini, buna ilişkin Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturması devam etmekle birlikte bilirkişi raporunda bu hususta bir detaya yer verilmediğini, kaldı ki borç miktarının yüksek oluşu dahi şirkete özel denetçi atanmasını gerektirdiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacılar vekilince, İlk Derece Mahkemesinin özel denetçi atanması isteminin reddine dair kararına karşı istinaf başvurusunda bulunulmuş ise de 6102 sayılı Kanun'un 440 ıncı maddesinin ikinci fıkrasına göre İlk Derece Mahkemesinin bu husustaki kararının kesin olup istinafı kabil olmadığı, sair istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ancak İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, her ne kadar yönetim kurulu üyelerinin diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında oy kullanabileceği belirtilmiş ise de 6102 sayılı Kanun'un 436 ıncı maddesinin ikinci fıkrasına göre yönetim kurulu üyelerinin diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında da oy kullanamayacağı ancak davacının şirketin ortaklık yapısı, yönetim kurulu üyeleri dışında ibraya olumlu oy kullanan ortakların ve davacıların pay oranı gözetildiğinde bu durumun sonuca bir etkisi bulunmadığı, yönetim kurulu üyelerinin oyları dışlandığında dahi ibra için gerekli toplantı ve karar nisabına ulaşıldığı, bu nedenle kararın gerekçesi itibariyle düzeltilmesi için yeniden esas hakkında hüküm kurulduğu gerekçesiyle davacılar vekilinin özel denetçi atanmasına ilişkin karara yönelik istinaf başvurusunun usulden reddine, öteki istinaf sebeplerinin esastan reddine, yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin (7) gerekçe yönünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın ve özel denetçi atanması isteminin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davaya konu genel kurulda alınan (3), (4), (5), (6), (7) ve (8) numaralı kararların iptal yaptırımına tabi tutulmasını gerektirecek şekilde kanuna, anasözleşmeye ve afaki iyi niyet kurallarına aykırı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un 436 ıncı, 439 uncu, 445 inci ve 523 üncü maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden davacılara yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
19.09.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/954473100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz