6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Marka hükümsüzlüğü

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6698 E. 2023/2722 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Usul tespitleri

Zamanaşımı
5 yıllık
Hak düşürücü süre
{'var': True, 'sure': '5 yıllık', 'kanun': None}
Dava şartı
dava şartı

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bekletici mesele aaüt avukatlık asgari ücret tarifesi kanun yolu vekâlet ücreti sicilden terkin yenileme kamu düzeni iptal davası hak düşürücü süre marka hakkına tecavüz kötü niyet yargılama gideri ortalama tüketici karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi terkin kötüniyet ayırt edicilik ilk derece kararının kaldırılması dava sebebi fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi yükleten (shipper) vekalet ücreti karar verilmesine yer olmadığına zamanaşımı iltibas istinaf yoluna başvurulabilirlik i̇i̇k 72/son

Atıf yapılan mevzuat: HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava 18.07.2002 tarihinde açılmış olduğundan, davalıya ait 155843 tescil numaralı "LUX SATEN BOYA" markasının 15.02.1995 tescil tarihi itibariyle 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunun anlaşıldığı, Mahkemelerince bu yönde her ne kadar hükümde "zamanaşımı nedeniyle reddine" şeklinde yazılmış ise de; bu husus sonuca etki etmemekle birlikte ancak kanun yolu incelemesinde gözetilebileceği, davacı vekili; davalının diğer markaları olan 204573 tescil numaralı "POLİSAN NATURA SATEN MACUN" markası ile 205656 tescil numaralı "POLİSAN NATURA SATEN" markasının kendisine ait "ÇBS SATEN" ve "SATEN" markaları ile benzer olduğunu ileri sürerek markaların hükümsüzlüğünü talep ettiği, tarafların dosyaya emsal olarak sunduğu İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2014/6 E., 2014/279 K. sayılı dosyasında; davalı olan Betek Boya ve Kimya San. AŞ.'nin markasal kullanımları olan "BETAKRİL SATEN TAVAN", "BETEKSATİN", "BETEKSATEN ALÇI ASTARI+ŞEKİL" markalarında "SATEN" ibaresinin diğer kelimelerle kaynaşmadığı, "SATEN" markasını davalının markası içerisinde gören tüketicinin bunu davacının markasının yeni bir versiyonu veya serisi olarak algılayacağı, bu nedenle hükümsüz kılınması gerektiği şeklinde karar verildiği, kararın Yargıtayca onanmak suretiyle kesinleştiği, bu dava dosyasında ise davalıya ait "SATEN" ibaresini içeren markasal kullanımların; "POLİSAN NATURA SATEN MACUN" ve "POLİSAN NATURA SATEN" olduğunun görüldüğü, her iki tarafın da markalarında benzer olarak yer alan "SATEN" kelimesi nedeniyle markaların karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde, "SATEN" kelimesinin boya sektöründe anlamının boyanın parlaklığına ilişkin olduğu, saten boyanın zemini düzgün düz bir zemine yapılmış boya adı altında kullanıldığı, bu ibarenin herkesin kullanımına açık, jenerik ve vasıf bildirici bir sözcük olduğu, tek başına ayırt ediciliğe bir katkısının bulunmadığı, davalının bu ibareyi ortalama tüketici nezdinde tanınmış marka olan POLİSAN markası ile birlikte kullanıldığı, orta seviyedeki insanlar bakımından taraf markaları arasında karıştırma ihtimali bulunmadığının anlaşıldığı, karşı dava yönünden ise; celp edilen Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) kayıtlarına göre; davalıya ait "ÇBS SATEN" markasının 16.08.1999 tarihinde iptal işlemi nedeniyle, "SATEN" markasının ise 08.01.2008 tarihinde yenilenmeme sebebiyle müddetlerinin dolduğu, dolayısıyla bu markalar üzerinde davalının marka hakkının sona erdiği, karşı davanın bu sebeple konusuz kaldığı görülmekle karşı dava yönünden konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, davanın yargılama aşamasında tamamen veya kısmen konusuz kalması mümkün olup, konusuz kalan talep yönünden uyuşmazlık sona ermiş olsa dahi, uyuşmazlığın devam ettiği diğer talepler gibi bu talep yönünden de yargılamaya devam olunması gerekebileceği, zira mahkemenin, yargılamaya devam ederek, dava açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğunu diğer bir deyişle hangi tarafın davanın açılmasına sebebiyet verdiğini tespit edip, o tarafı yargılama giderlerine (bu arada AAÜT hükümleri nazara alınarak vekâlet ücretine de) mahkûm etmesi gerektiği, karşı davanın 23.09.2002 tarihinde açıldığı, dolayısıyla 16.08.1999 tarihinde iptal işlemi nedeniyle müddeti dolan davalıya ait "ÇBS SATEN" markası yönünden davacının iptal edilen markanın hükümsüzlüğünü talep etmekte ve TPMK nezdinde yapılacak basit bir araştırmayla bu durumu öğrenebilecekken iş bu davayı açmakta haksız olduğu, davalıya ait 08.01.2008 tarihinde yenilenmeme sebebiyle müddeti dolan "SATEN" markası yönünden ise, marka hakkının yargılama sırasında sona erdiği, sona erme sebebinin gerçekleştiği tarihten itibaren markanın hükümsüz olacağı, davacının bu marka yönünden davayı açmakta haklı oluşu birlikte değerlendirildiğinde, her iki taraf lehine kabul-red oranları gereğince (1/2) yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl dava bakımından; davacının davalıya ait 155843 tescil numaralı markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkini isteminin zamanaşımı nedeniyle reddine, davacının davalıya ait 204573 ve 205656 tescil numaralı markalarının hükümsüzlüğü ile sicilden terkini isteminin reddine, karşı dava bakımından; davacının konusuz kalan davasının esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı -karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olup bozulması gerektiğini, asıl dava yönünden; mahkemece, asıl davada davalı adına 155843 sayı ile tescilli "S1 LUX SATEN BOYA" markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkini isteminin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiğini, mahkeme kararının gerekçesi ise; 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 42 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre 7 nci maddenin (ı) bendinde belirtilen tanınmış markalarla ilgili davanın tescil tarihinden 5 yıl içerisinde açılması gerektiği, tanınmış markalar için öngörülen 5 yıllık dava açma süresinin diğer markalar için açılacak davalar bakımından da uygulanması suretiyle yasal boşluğun doldurulduğu, somut olayda dava 18.07.2002 tarihinde açılmış olduğundan, davalıya ait ve 15.02.1995 yılında tescil edilen 155843 sayılı marka açısından 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunun belirtildiğini, mahkemenin, 556 sayılı KHK'nın 42 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre sadece bir kısmını somut olaya uygulayıp, maddenin devamında yer alan "Markanın tescilinde kötüniyet varsa iptal davası süreye bağlı değildir.” hükmünü, üstelik bu hususun iddia ve savunmalarında yer almasına rağmen dikkate alınmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, 556 sayılı KHK'nın 42 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde açıkça “...Markanın tescilinde kötüniyet varsa iptal davası süreye bağlı değildir” denildiğini, müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren ve davalı – karşı davacının müvekkilinin tanınmış SATEN markalarından haberdar olmamasının mümkün olmadığını, boya sektöründe müvekkil şirket tarafından meşhur ve maruf hale getirilmeden önce “SATEN” markasının mevcut olmadığını, 1985 tarihinden itibaren müvekkil şirket tarafından yürütülen yoğun tanıtım faaliyetleri neticesinde SATEN ibaresinin bir boya markası olarak tanındığını, müvekkilinin SATEN markasının tanınmışlığı ve davalı-karşı davacının kötü niyeti açık olduğundan hükümsüzlük davasının süreye bağlı olmayıp, her zaman açılabileceğini, açıklanan nedenlerle, yerel mahkemenin taraflar arasındaki temel bir uyuşmazlık konusunda gerekli araştırma ve yargılamayı yapmadan, açık ve somut bir şekilde ileri sürdükleri iddia ve savunmaları ile delilllerinin dikkate alınmadan ve gerekçesinde iddia ve savunmalarına ilişkin makul bir cevap vermeden eksik gerekçe ile hüküm kurmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın bozulması gerektiğini, yerel mahkeme, asıl davada davalı adına 204573 sayı ile tescilli "POLİSAN NATURA SATEN MACUN " markası ile 205656 tescil numaralı "POLİSAN NATURA SATEN" markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkini taleplerini, hiçbir araştırma yapmadan ve gerekçelendirmeden, üstelik İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/6 E. ve 2014/279 K. (En son 2018/98 E., 2018/223 K.) sayılı bekletici mesele yapılan emsal kararına aykırı bir şekilde "SATEN" markasının jenerik ve vasıf bildirici olduğu ve bu nedenle markaların karışmayacağı yönünde karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu mahkemenin yine davalı - karşı davacının POLİSAN markası ile ile ilgili herhangi bir tanınmışlık iddiası ve bu iddiayı kanıtlar mübrez bir delili bulunmamasına rağmen, davalı- karşı davacı ... markası ile ilgili tanınmışlık kararı vermesi, buna karşılık müvekkil SATEN markalarının tanınmışlığına ilişkin iddia ve delillerinin dikkate alınmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme, İstanbul 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/6 E. ve 2014/279 K. (En son 2018/98 E., 2018/223 K.) sayılı dosyasını son 10 yıldır bekletici mesele yaptığını, söz konusu karar, huzurdaki dava açısından birebir emsal teşkil edip, bu nedenle yıllardır bekletici mesele yapılmış olmasına rağmen, defalarca Yargıtay incelemesinden geçerek nihai sonuca ulaşmış bu kararla çelişir şekilde asıl davamızın reddine karar verildiğini, Mahkeme kararının aksine, müvekkil SATEN markaları ile davalı adına tescilli “S1 LUX SATEN BOYA", "POLİSAN NATURA SATEN MACUN", "POLİSAN NATURA SATEN" markalarının karıştırılacağını ,müvekkil şirket tarafından yıllardır kullanılan ve tanıtılarak meşhur ve maruf hale getirilen “SATEN” markalarının, yoğun emek ve zahmet harcanarak yüksek bir tanınmışlık düzeyine ulaştırıldığını ,müvekkilinin “SATEN” markasının davalı markaları içerisinde aynen bulunduğundan ve müvekkil markaları ile seri marka imajı yarattığından bunun karıştırılmaya neden olacağını, mahkemenin taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı gerekçesi ile asıl davanın reddine dair vermiş olduğu kararın usul ve yasaya aykırı olup bozulması gerektiğini, karşı dava yönünden; hükmün yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin "Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap olunan 3.145,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine," ve yargılama giderlerinin bir kısmının davalı üzerine bırakılmasına karar verilen kısmının, usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle bozulması gerektiğini, karşı davacının açılan davada haksız olduğunun sabit olduğunu, zira karşı davacı iddialarının aksine SATEN ibaresinin jenerik bir isim olduğunun kanıtlanamadığını ileri sürerek asıl dava yönünden tümden, karşı dava yönünden ise vekalet ücreti ve yargılama gideri açısından bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Somut olayda; davacının, Türk Patent Enstitüsü nezdinde tescilli olan 086151 tescil numaralı "ÇBS Saten”, 107887 numaralı "Saten” markalarının hak sahibi olduğunu, davalının 155843, 204573 ve 205656 tescil numaralı markalarındaki "saten" kullanımının marka haklarına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek söz konusu markaların hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep ettiği, davalının ise karşı dava ile; davacının davaya dayanak yaptığı markaların tek başına marka olarak kullanılamayacağını belirterek söz konusu markaların hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ettiği, ileri sürülen istinaf sebepleri uyarınca, istinafa konu çekişmenin, davalı markalarındaki "Saten" ibarelerinin kullanımlarının davacının yukarıda belirtilen markalarından doğan haklarına tecavüz teşkil edip etmediği üzerine olduğu, 556 sayılı KHK'nın 9 ve 61 inci maddeleri uyarınca, tescilli bir marka ile aynı veya benzer olan ve bu nedenle bağlantı ihtimali de dâhil halk nezdinde karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin, markanın tescilli olduğu mallarla aynı veya benzer mallarda kullanılması marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, karıştırılma (iltibas) ihtimalinden bahsedilmek için halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde, herhangi bir sebeple bir bağlantı kurmasının yeterli olduğu, başka bir deyişle, tescilli marka ile kullanılan işaret arasında görsel ve sesçil (fonetik) yönden benzerlik bulunmasa, hatta genel görünüş (umumi intiba) açısından ayniyet veya benzerlik bulunmasa dahi, halk bunlar arasında herhangi bir şekilde bir bağlantı kuruyorsa karıştırılma ihtimalinin mevcudiyetinin kabul olunacağı, buradaki “halk” kavramından ortalama niteliklere sahip olan tüketicilerin anlaşılması gerektiği, dosya kapsamındaki delillere göre; her iki tarafın da faaliyet yürüttüğü boya sektöründe, davacının "Polisan" davacının "ÇBS" markasının toplumca tanınan ve bilinen ayrı markalar oldukları ve her iki markanın boya türüne ilişkin "SATEN" kelimesini kullandıkları, söz konusu bu ibarenin boya sektörüne ilişkin tanımlayıcı niteliği, bu ibarenin herkesin kullanımına açık, jenerik ve vasıf bildirici özelliği, tek başına ayırt ediciliğe bir katkısının bulunmamasına göre "saten" markasının salt davacı markası ile özdeşleştiğinin ve onun kullanımına hasredilecek nitelikte olduğunun kabul edilemeyeceği ve davalının kullanımlarının davacının marka haklarına tecavüz niteliğinde olmadığından ilk derece mahkemesinin bu yöndeki kabulünde isabetsizliğin bulunmadığının değerlendirildiği, bu belirlemeler sonrası ilk derece mahkemesince; davalının 204573 tescil numaralı "Polisan Nature Saten Macun" ve 205656 tescil numaralı "Polisan Natura Saten" markalarına yönelik, ayrıca yenilenmeme sebebiyle sicilden terkin edilen davacıya ait 107887 tescil numaralı marka sebebiyle yargılama giderlerine yönelik davalı-karşı davacının, dava tarihi itibariyle haklı kabul edilmesinde usul ve yasaya aykırılığın bulunmadığı ve davacı-karşı davalının bu yöndeki istinaf sebeplerinin reddi gerektiği ,öte yandan, davalıya ait 155843 tescil numaralı "Lux Saten Boya" markası 15.02.1995 tarihinde tescil edilmiş olup, eldeki davanın 18.07.2002 tarihinde açıldığı, 556 sayılı KHK'nın 42 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre, 7 nci maddenin (ı) bendinde belirtilen tanınmış markalarla ilgili davanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde açılması gerekir. Markanın tescilinde kötüniyet varsa iptal davası süreye bağlı değildir". Dava açma hakkının sınırsız sürede kullanılmasının yasanın ruhu ve mantığı ile bağdaşmayacağı gözetilerek, 556 sayılı KHK'nın 42 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki, tanınmış markalar için öngörülen 5 yıllık dava açma süresinin diğer markalar için açılacak davalar bakımından da uygulanması suretiyle KHK'daki yasal boşluğun doldurulması Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihatlarıyla benimsenmiş ve bu sürenin nitelik olarak hak düşürücü süre mahiyetinde olduğunun anlaşıldığı (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17.03.2014 tarih, 2013/16601 E., 2014/5165 K. sayılı ilamı), bu hale göre; davalının 155843 tescil numaralı "Lux Saten Boya" markasının sicile tescil tarihi ve dava açılış tarihine göre 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması, markalardaki "saten" kullanımının yukarıda belirtilen niteliği uyarınca davalı marka sahibinin tescilinde kötüniyetli olduğunun kabul edilemeyecek olması karşısında, mahkemece söz konusu markaya yönelik dava açma sürenin geçtiği yönündeki kabulde isabetsizlik görülmediği, ancak, mahkemece davanın hak düşürücü sürenin aşımı nedeniyle istemin reddine karar verilmesi gerekirken, süre aşımının zamanaşımı olarak değerlendirilmesinin doğru görülmediği, ilk derece mahkemesi kararının kamu düzeni nedeniyle kaldırılması gerektiği gerekçesiyle davacı-karşı davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine, kamu düzeni yönünden yapılan inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına asıl dava bakımından; davacının davalıya ait 155843 tescil numaralı markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkini isteminin hak düşürücü sürenin aşımı nedeniyle reddine, davacının davalıya ait 204573 ve 205656 tescil numaralı markalarının hükümsüzlüğü ile sicilden terkini isteminin reddine, karşı dava bakımından; davacının konusuz kalan davasının esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı-karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Asıl ve karşı dava marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı-karşı davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • Şirkete markalarının iptali ile terkinini

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/7592 E. 2013/8078 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

  • Şirkete markalarının iptali ile terkinini

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/15422 E. 2013/23255 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

  • Sigorta rücu davası

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/2277 E. 2013/2388 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

2 benzer karar daha
  • Markaya Tecavüzün Tespiti ve Meni

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3832 E. 2023/7725 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Tazminat

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/12733 E. 2010/4126 K.

    Ortak: · zamanaşımı 5 yıllık

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/6698 E.  ,  2023/2722 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/1653 E., 2021/1234

MAHKEMESİ Gebze 3. Asliye Hukuk Mahkemesi

SAYISI 2016/431 E., 2018/781 K.

Taraflar arasındaki asıl ve karşı dava marka hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın reddine karşı davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Kararın davacı-karşı davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle asıl davanın reddine, karşı davada karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı-karşı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin uzun yıllardır boyacılık sektöründe faaliyet gösterdiğini, 1980'li yılların başında kaliteli bir boya markası için çalışmalara başladığını, neticesinde ÇBS SATEN markasını ilk kez 04.06.1985 tarih ve 86151 sayı ile, saten markasının ise 08.11.1988 tarihinde 107887 sayı ile müvekkili şirket adına tescil edildiğini, zaman içinde 23 adet saten sözcüğü içeren seri markaların müvekkili adına tescil olunduğunu, saten sözcüğünün parlak, ipeksi, kumaş anlamında olup esas ve bilinen kelime anlamı itibariyle boyacılık sektörü dışında olduğunu, müvekkili tarafından yaklaşık 16 yıldır kullanılarak ve tanıtılarak meşhur ve maruf hale getirildiğini, müvekkili şirket saten markasını kullanmadan önce boya sektöründe saten teriminin kullanılmadığını, davalının müvekkili şirketin marka olarak tescil ettirmiş olduğu ve tanınmış marka haline gelen seri saten markalarından haksız yaralanmak amacıyla 15.02.1995 tarih ve 155843 tescil nolu ile S1 LUX SATEN BOYA, 02.03.1999 tarih ve 204573 tescil no ile POLİSAN NATURE SATEN MACUN, 25.02.1999 tarih ve 205656 tescil no ile POLİSAN NATURE SATEN markalarını tescil ettirdiğini, tescillerin tanınmış hale getirdikleri saten markalarına tecavüz teşkil ettiğini, 10.08.2001 tarihli ihtarname gönderildiğini ve saten markalarına tecavüzün durdurulmasının istenildiğini, davalı şirketin müvekkilinin SATEN markalarından haksız yararlanması ve tecavüzün süregeldiğini ileri sürerek 15.02.1995 tarih ve 155843 tescil nolu ile S1 LUX SATEN BOYA, 02.03.1999 tarih ve 204573 tescil no ile POLİSAN NATURE SATEN MACUN, 25.02.1999 tarih ve 205656 tescil no ile POLİSAN NATURE SATEN markalarının hükümsüzlüğünün tespitine ve markaların iptali ile ile sicilden terkinine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin yaklaşık 40 yıldır kimya sanayinde faaliyet gösteren bir firma olduğunu, 1985 yılından bu yana boya üretim ve pazarlama işiyle iştigal ettiğini, müvekkili tarafından üretimi yapılan ürünlere ait tüm markaların tescilli markalar olup herhangi bir markanın taklidi ve benzeri olmayacak ve iltibasa mahal vermeyecek özel dizayn ve görüntüye sahip olduğunu, karşı dava yönünden saten markasının tek başına marka olamayacağından bir tür ifade etmesi nedeniyle markanın asli unsuru olamayacağından iptali ile sicilden terkinini talep ettiklerini ileri sürerek davanın reddini karşı davanın saten markasının iptaline karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava 18.07.2002 tarihinde açılmış olduğundan, davalıya ait 155843 tescil numaralı "LUX SATEN BOYA" markasının 15.02.1995 tescil tarihi itibariyle 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunun anlaşıldığı, Mahkemelerince bu yönde her ne kadar hükümde "zamanaşımı nedeniyle reddine" şeklinde yazılmış ise de; bu husus sonuca etki etmemekle birlikte ancak kanun yolu incelemesinde gözetilebileceği, davacı vekili; davalının diğer markaları olan 204573 tescil numaralı "POLİSAN NATURA SATEN MACUN" markası ile 205656 tescil numaralı "POLİSAN NATURA SATEN" markasının kendisine ait "ÇBS SATEN" ve "SATEN" markaları ile benzer olduğunu ileri sürerek markaların hükümsüzlüğünü talep ettiği, tarafların dosyaya emsal olarak sunduğu İstanbul 1.

Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 2014/6 E., 2014/279 K. sayılı dosyasında; davalı olan Betek Boya ve Kimya San. AŞ.'nin markasal kullanımları olan "BETAKRİL SATEN TAVAN", "BETEKSATİN", "BETEKSATEN ALÇI ASTARI+ŞEKİL" markalarında "SATEN" ibaresinin diğer kelimelerle kaynaşmadığı, "SATEN" markasını davalının markası içerisinde gören tüketicinin bunu davacının markasının yeni bir versiyonu veya serisi olarak algılayacağı, bu nedenle hükümsüz kılınması gerektiği şeklinde karar verildiği, kararın Yargıtayca onanmak suretiyle kesinleştiği, bu dava dosyasında ise davalıya ait "SATEN" ibaresini içeren markasal kullanımların; "POLİSAN NATURA SATEN MACUN" ve "POLİSAN NATURA SATEN" olduğunun görüldüğü, her iki tarafın da markalarında benzer olarak yer alan "SATEN" kelimesi nedeniyle markaların karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde, "SATEN" kelimesinin boya sektöründe anlamının boyanın parlaklığına ilişkin olduğu, saten boyanın zemini düzgün düz bir zemine yapılmış boya adı altında kullanıldığı, bu ibarenin herkesin kullanımına açık, jenerik ve vasıf bildirici bir sözcük olduğu, tek başına ayırt ediciliğe bir katkısının bulunmadığı, davalının bu ibareyi ortalama tüketici nezdinde tanınmış marka olan POLİSAN markası ile birlikte kullanıldığı, orta seviyedeki insanlar bakımından taraf markaları arasında karıştırma ihtimali bulunmadığının anlaşıldığı, karşı dava yönünden ise;

celp edilen Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) kayıtlarına göre; davalıya ait "ÇBS SATEN" markasının 16.08.1999 tarihinde iptal işlemi nedeniyle, "SATEN" markasının ise 08.01.2008 tarihinde yenilenmeme sebebiyle müddetlerinin dolduğu, dolayısıyla bu markalar üzerinde davalının marka hakkının sona erdiği, karşı davanın bu sebeple konusuz kaldığı görülmekle karşı dava yönünden konusuz kalan davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi gerektiği, davanın yargılama aşamasında tamamen veya kısmen konusuz kalması mümkün olup, konusuz kalan talep yönünden uyuşmazlık sona ermiş olsa dahi, uyuşmazlığın devam ettiği diğer talepler gibi bu talep yönünden de yargılamaya devam olunması gerekebileceği, zira mahkemenin, yargılamaya devam ederek, dava açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğunu diğer bir deyişle hangi tarafın davanın açılmasına sebebiyet verdiğini tespit edip, o tarafı yargılama giderlerine (bu arada AAÜT hükümleri nazara alınarak vekâlet ücretine de) mahkûm etmesi gerektiği, karşı davanın 23.09.2002 tarihinde açıldığı, dolayısıyla 16.08.1999 tarihinde iptal işlemi nedeniyle müddeti dolan davalıya ait "ÇBS SATEN" markası yönünden davacının iptal edilen markanın hükümsüzlüğünü talep etmekte ve TPMK nezdinde yapılacak basit bir araştırmayla bu durumu öğrenebilecekken iş bu davayı açmakta haksız olduğu, davalıya ait 08.01.2008 tarihinde yenilenmeme sebebiyle müddeti dolan "SATEN" markası yönünden ise, marka hakkının yargılama sırasında sona erdiği, sona erme sebebinin gerçekleştiği tarihten itibaren markanın hükümsüz olacağı, davacının bu marka yönünden davayı açmakta haklı oluşu birlikte değerlendirildiğinde, her iki taraf lehine kabul-red oranları gereğince (1/2) yargılama gideri ve vekalet ücreti hükmedilmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl dava bakımından;

davacının davalıya ait 155843 tescil numaralı markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkini isteminin zamanaşımı nedeniyle reddine, davacının davalıya ait 204573 ve 205656 tescil numaralı markalarının hükümsüzlüğü ile sicilden terkini isteminin reddine, karşı dava bakımından; davacının konusuz kalan davasının esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı -karşı davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararının usul ve yasaya aykırı olup bozulması gerektiğini, asıl dava yönünden; mahkemece, asıl davada davalı adına 155843 sayı ile tescilli "S1 LUX SATEN BOYA" markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkini isteminin zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiğini, mahkeme kararının gerekçesi ise; 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 42 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre 7 nci maddenin (ı) bendinde belirtilen tanınmış markalarla ilgili davanın tescil tarihinden 5 yıl içerisinde açılması gerektiği, tanınmış markalar için öngörülen 5 yıllık dava açma süresinin diğer markalar için açılacak davalar bakımından da uygulanması suretiyle yasal boşluğun doldurulduğu, somut olayda dava 18.07.2002 tarihinde açılmış olduğundan, davalıya ait ve 15.02.1995 yılında tescil edilen 155843 sayılı marka açısından 5 yıllık hak düşürücü sürenin dolduğunun belirtildiğini, mahkemenin, 556 sayılı KHK'nın 42 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre sadece bir kısmını somut olaya uygulayıp, maddenin devamında yer alan "Markanın tescilinde kötüniyet varsa iptal davası süreye bağlı değildir.” hükmünü, üstelik bu hususun iddia ve savunmalarında yer almasına rağmen dikkate alınmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, 556 sayılı KHK'nın 42 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde açıkça “...Markanın tescilinde kötüniyet varsa iptal davası süreye bağlı değildir” denildiğini, müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren ve davalı – karşı davacının müvekkilinin tanınmış SATEN markalarından haberdar olmamasının mümkün olmadığını, boya sektöründe müvekkil şirket tarafından meşhur ve maruf hale getirilmeden önce “SATEN” markasının mevcut olmadığını, 1985 tarihinden itibaren müvekkil şirket tarafından yürütülen yoğun tanıtım faaliyetleri neticesinde SATEN ibaresinin bir boya markası olarak tanındığını, müvekkilinin SATEN markasının tanınmışlığı ve davalı-karşı davacının kötü niyeti açık olduğundan hükümsüzlük davasının süreye bağlı olmayıp, her zaman açılabileceğini, açıklanan nedenlerle, yerel mahkemenin taraflar arasındaki temel bir uyuşmazlık konusunda gerekli araştırma ve yargılamayı yapmadan, açık ve somut bir şekilde ileri sürdükleri iddia ve savunmaları ile delilllerinin dikkate alınmadan ve gerekçesinde iddia ve savunmalarına ilişkin makul bir cevap vermeden eksik gerekçe ile hüküm kurmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, kararın bozulması gerektiğini, yerel mahkeme, asıl davada davalı adına 204573 sayı ile tescilli "POLİSAN NATURA SATEN MACUN " markası ile 205656 tescil numaralı "POLİSAN NATURA SATEN" markasının hükümsüzlüğü ve sicilden terkini taleplerini, hiçbir araştırma yapmadan ve gerekçelendirmeden, üstelik İstanbul 1.

Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/6 E. ve 2014/279 K. (En son 2018/98 E., 2018/223 K.) sayılı bekletici mesele yapılan emsal kararına aykırı bir şekilde "SATEN" markasının jenerik ve vasıf bildirici olduğu ve bu nedenle markaların karışmayacağı yönünde karar vermesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu mahkemenin yine davalı - karşı davacının POLİSAN markası ile ile ilgili herhangi bir tanınmışlık iddiası ve bu iddiayı kanıtlar mübrez bir delili bulunmamasına rağmen, davalı- karşı davacı ... markası ile ilgili tanınmışlık kararı vermesi, buna karşılık müvekkil SATEN markalarının tanınmışlığına ilişkin iddia ve delillerinin dikkate alınmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, mahkeme, İstanbul 1.

Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2014/6 E. ve 2014/279 K. (En son 2018/98 E., 2018/223 K.) sayılı dosyasını son 10 yıldır bekletici mesele yaptığını, söz konusu karar, huzurdaki dava açısından birebir emsal teşkil edip, bu nedenle yıllardır bekletici mesele yapılmış olmasına rağmen, defalarca Yargıtay incelemesinden geçerek nihai sonuca ulaşmış bu kararla çelişir şekilde asıl davamızın reddine karar verildiğini, Mahkeme kararının aksine, müvekkil SATEN markaları ile davalı adına tescilli “S1 LUX SATEN BOYA", "POLİSAN NATURA SATEN MACUN", "POLİSAN NATURA SATEN" markalarının karıştırılacağını ,müvekkil şirket tarafından yıllardır kullanılan ve tanıtılarak meşhur ve maruf hale getirilen “SATEN” markalarının, yoğun emek ve zahmet harcanarak yüksek bir tanınmışlık düzeyine ulaştırıldığını ,müvekkilinin “SATEN” markasının davalı markaları içerisinde aynen bulunduğundan ve müvekkil markaları ile seri marka imajı yarattığından bunun karıştırılmaya neden olacağını, mahkemenin taraf markaları arasında karıştırılma ihtimali bulunmadığı gerekçesi ile asıl davanın reddine dair vermiş olduğu kararın usul ve yasaya aykırı olup bozulması gerektiğini, karşı dava yönünden;

hükmün yargılama gideri ve vekalet ücretine ilişkin "Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca hesap olunan 3.145,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine," ve yargılama giderlerinin bir kısmının davalı üzerine bırakılmasına karar verilen kısmının, usul ve yasaya aykırı olması nedeniyle bozulması gerektiğini, karşı davacının açılan davada haksız olduğunun sabit olduğunu, zira karşı davacı iddialarının aksine SATEN ibaresinin jenerik bir isim olduğunun kanıtlanamadığını ileri sürerek asıl dava yönünden tümden, karşı dava yönünden ise vekalet ücreti ve yargılama gideri açısından bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Somut olayda; davacının, Türk Patent Enstitüsü nezdinde tescilli olan 086151 tescil numaralı "ÇBS Saten”, 107887 numaralı "Saten” markalarının hak sahibi olduğunu, davalının 155843, 204573 ve 205656 tescil numaralı markalarındaki "saten" kullanımının marka haklarına tecavüz teşkil ettiğini ileri sürerek söz konusu markaların hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini talep ettiği, davalının ise karşı dava ile; davacının davaya dayanak yaptığı markaların tek başına marka olarak kullanılamayacağını belirterek söz konusu markaların hükümsüzlüğünü ve sicilden terkinini talep ettiği, ileri sürülen istinaf sebepleri uyarınca, istinafa konu çekişmenin, davalı markalarındaki "Saten" ibarelerinin kullanımlarının davacının yukarıda belirtilen markalarından doğan haklarına tecavüz teşkil edip etmediği üzerine olduğu, 556 sayılı KHK'nın 9 ve 61 inci maddeleri uyarınca, tescilli bir marka ile aynı veya benzer olan ve bu nedenle bağlantı ihtimali de dâhil halk nezdinde karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin, markanın tescilli olduğu mallarla aynı veya benzer mallarda kullanılması marka hakkına tecavüz teşkil ettiği, karıştırılma (iltibas) ihtimalinden bahsedilmek için halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde, herhangi bir sebeple bir bağlantı kurmasının yeterli olduğu, başka bir deyişle, tescilli marka ile kullanılan işaret arasında görsel ve sesçil (fonetik) yönden benzerlik bulunmasa, hatta genel görünüş (umumi intiba) açısından ayniyet veya benzerlik bulunmasa dahi, halk bunlar arasında herhangi bir şekilde bir bağlantı kuruyorsa karıştırılma ihtimalinin mevcudiyetinin kabul olunacağı, buradaki “halk” kavramından ortalama niteliklere sahip olan tüketicilerin anlaşılması gerektiği, dosya kapsamındaki delillere göre;

her iki tarafın da faaliyet yürüttüğü boya sektöründe, davacının "Polisan" davacının "ÇBS" markasının toplumca tanınan ve bilinen ayrı markalar oldukları ve her iki markanın boya türüne ilişkin "SATEN" kelimesini kullandıkları, söz konusu bu ibarenin boya sektörüne ilişkin tanımlayıcı niteliği, bu ibarenin herkesin kullanımına açık, jenerik ve vasıf bildirici özelliği, tek başına ayırt ediciliğe bir katkısının bulunmamasına göre "saten" markasının salt davacı markası ile özdeşleştiğinin ve onun kullanımına hasredilecek nitelikte olduğunun kabul edilemeyeceği ve davalının kullanımlarının davacının marka haklarına tecavüz niteliğinde olmadığından ilk derece mahkemesinin bu yöndeki kabulünde isabetsizliğin bulunmadığının değerlendirildiği, bu belirlemeler sonrası ilk derece mahkemesince;

davalının 204573 tescil numaralı "Polisan Nature Saten Macun" ve 205656 tescil numaralı "Polisan Natura Saten" markalarına yönelik, ayrıca yenilenmeme sebebiyle sicilden terkin edilen davacıya ait 107887 tescil numaralı marka sebebiyle yargılama giderlerine yönelik davalı-karşı davacının, dava tarihi itibariyle haklı kabul edilmesinde usul ve yasaya aykırılığın bulunmadığı ve davacı-karşı davalının bu yöndeki istinaf sebeplerinin reddi gerektiği ,öte yandan, davalıya ait 155843 tescil numaralı "Lux Saten Boya" markası 15.02.1995 tarihinde tescil edilmiş olup, eldeki davanın 18.07.2002 tarihinde açıldığı, 556 sayılı KHK'nın 42 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre, 7 nci maddenin (ı) bendinde belirtilen tanınmış markalarla ilgili davanın tescil tarihinden itibaren 5 yıl içerisinde açılması gerekir.

Markanın tescilinde kötüniyet varsa iptal davası süreye bağlı değildir". Dava açma hakkının sınırsız sürede kullanılmasının yasanın ruhu ve mantığı ile bağdaşmayacağı gözetilerek, 556 sayılı KHK'nın 42 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendindeki, tanınmış markalar için öngörülen 5 yıllık dava açma süresinin diğer markalar için açılacak davalar bakımından da uygulanması suretiyle KHK'daki yasal boşluğun doldurulması Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin yerleşmiş içtihatlarıyla benimsenmiş ve bu sürenin nitelik olarak hak düşürücü süre mahiyetinde olduğunun anlaşıldığı (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 17.03.2014 tarih, 2013/16601 E., 2014/5165 K. sayılı ilamı), bu hale göre; davalının 155843 tescil numaralı "Lux Saten Boya" markasının sicile tescil tarihi ve dava açılış tarihine göre 5 yıllık hak düşürücü sürenin geçmiş olması, markalardaki "saten" kullanımının yukarıda belirtilen niteliği uyarınca davalı marka sahibinin tescilinde kötüniyetli olduğunun kabul edilemeyecek olması karşısında, mahkemece söz konusu markaya yönelik dava açma sürenin geçtiği yönündeki kabulde isabetsizlik görülmediği, ancak, mahkemece davanın hak düşürücü sürenin aşımı nedeniyle istemin reddine karar verilmesi gerekirken, süre aşımının zamanaşımı olarak değerlendirilmesinin doğru görülmediği, ilk derece mahkemesi kararının kamu düzeni nedeniyle kaldırılması gerektiği gerekçesiyle davacı-karşı davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine, kamu düzeni yönünden yapılan inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına asıl dava bakımından;

davacının davalıya ait 155843 tescil numaralı markasının hükümsüzlüğü ile sicilden terkini isteminin hak düşürücü sürenin aşımı nedeniyle reddine, davacının davalıya ait 204573 ve 205656 tescil numaralı markalarının hükümsüzlüğü ile sicilden terkini isteminin reddine, karşı dava bakımından; davacının konusuz kalan davasının esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı-karşı davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı-karşı davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf sebeplerini tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Asıl ve karşı dava marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı-karşı davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

04.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/953967100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.