6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Markaya Tecavüzün Tespiti ve Meni

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3832 E. 2023/7725 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi:

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari teamül teamül davanın konusu münhasırlık yargılama giderleri ihtiyati tedbir ticaret unvanı marka hakkına tecavüz maddi ve manevi tazminat esastan ret ortalama tüketici taşıyan ayırt edicilik dosya masrafı maddi tazminat yasal faiz ilan fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi yükleten (shipper) teminat istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: HMK

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 3 Asliye Hukuk Mahkemesi

(Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla)

SAYISI : 2015/628 E. 2018/229 K.

Taraflar arasındaki markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi, refi, maddi ve manevi tazminat talebi ve her türlü kullanımının engellenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin temellerinin 1920 yıla dayanan ve ticari hayatına kumaş boyama faaliyetleriyle başladığı süreçte bugün boya sektöründe Türkiye'nin önde gelen şirketlerinden olduğunu, tüketici nezdinde yarattığı markanın bilinirliği ve güvenilirliği nedeniyle sektörün ileri gelen firmalarından olduğu, ürünleri pazarlama stratejileri ve tanıtımları tüm boya sektörü tarafından takip edildiğini, Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde tescilli olan ve 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) sağladığı tüm haklardan yararlanan ve davaya konu marka 96/017226 sayılı "ULTRA" markası olduğunu, davaya konu markanın 04.09.1997 tarihinde tescil edildiğini, müvekkili şirket tescillerinde yer alan "POLİSAN" ibaresinin müvekkili şirketin tanınan markası olduğunu, müvekkili şirketin 96/017226 sayılı markasında asıl korumayı davalı şirketçe hiçbir izne ve tescile dayanmadan kullanılan " ULTRA" ibaresi için talep ettiğini, müvekkili şirketin TÜRKPATENT nezdinde 96/017226 sayı ile tescili olan Polisan Ultra markasından doğan haklarına davalı tarafından gerçekleştirilen tecavüzün tespitine, durdurulmasına, ve marka hakkına tecavüzün devamını önlemek üzere her türlü tedbirin alınmasına, davalının, müvekkili şirketin markasını izinsiz olarak kullanmaya başladığı tespit olunacak tarihten itibaren dava tarihine kadar 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin (b) bendi hükmüne göre hesaplanacak olan maddi tazminatın fazlaya dair talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'sinin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davalının "ULTRA" markasını izinsiz ve hasız olarak kullanması nedeniyle müvekkilerinin nezdinde doğmuş manevi zararlarının tazmini amacıyla 2.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davalının ultra markası ürünlerinde, ticari faaliyetlerinde, reklam ve tanıtımlarında kullanımının durdurulması ve yasaklanması ultra markasını taşıyan ürünlerin masrafı davalıya ait olmak üzere piyasadan geri toplanmasına, "Ultra" markası ürünlerle ilgili olarak davalı tarafından internet üzerinde yayınlanan her türlü bilgi, görsel, video ve sair tanıtım malzemelerinin kaldırılması yönünde davalının kusurlu ve kötü niyetli olduğu gözetilerek takdiren teminatsız olarak dava sonuçlanıncaya kadar İhtiyati tedbir kararı verilmesine, 556 sayılı KHK'nın 72 nci maddesine göre dava sonucunda verilecek kararın masrafları davalıya ait olmak üzere tirajı en yüksek 3 ulusal gazeteden birinde ilanına, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkil şirketin boya ve ısı yalıtımı sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösteren, ticari teamüllere uygun hareket eden ve çok sayıda saygın marka ve ürün grubuyla toplamda haklı bir itibar ve tanınmışlığa ulaşmış olan köklü bir sanayi kuruluşu olduğunu, müvekkilinin "FİLLİ BOYA" markasıyla yüksek bilinirliğe sahip olduğunu, davacının iddia ettiği gibi "ULTRA" ibaresinin tek başına davacı yan adına tescilli bir marka olmadığını,; davacının iddialarının ve istemlerinin ULTRA markasına vaki tecavüz varsayımına dayandırdığını, tescilli markasının iddia edildiği gibi ULTRA değil "POLİSAN ULTRA" şekil markası olduğunu, davacının tek başına tescilli ULTRA markasının olmadığını, ULTRA tasviri nitelikte ibare olunduğundan tek başına tescilinin mümkün olmadığını, tescilli bir markanın esas tali unsur ise marka örneği üzerinde bulunan ikinci derece tamamlayıcı unsur olduğunu, yardımcı unsur olarak nitelendirilen ibarelerin tek başına marka olarak tescilinin mümkün olmadığını, davacının tanınan markasının polisan ibaresi iken müvekkilin tanınmış markasının FİLLİ BOYA olduğunu, markaların benzerliğinin değerlendirilmesinde önemli olan noktanın, markalarının benzerliğinin ortalama tüketici gözüyle değerlendirilmesi ve markaların bütün olarak bıraktıkları izlenim olduğunu, bu çerçevede markaların karıştırılmaya yol açacak benzer unsurlarının karşılaştırılmasına ağırlık edilmiş zayıf bir markanın aynı derecede geniş kapsamlı bir koruma elde edilemeyeceğini, müvekkili şirketin ambalaj görselinden görüleceği gibi, ürünün merkezine tanınmış markası olan "FİLLİ BOYA" ibaresini yerleştirdiğini, altına özel bir kodlama sistemiyle ve ürünün akrilik boya niteliği de vurgulanarak "ULTRA" ibaresini bir ürün serisi içinde ürünün niteliğini belirtecek şekilde, dürüst kullanım esasına uygun şekilde yerleştirdiğini, davacının ihtiyati tedbir talebinin haksız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın, tecavüzün tespiti ve tazminat istemine ilişkin olduğu, davacının dayandığı tescilli markası “POLİSAN ULTRA” ibaresi olduğu, dava konusu edilen marka da “FİLLİ BOYA” ibaresinden oluştuğu, davalı tarafın "ultra" ibareli ya da içerisinde "ultra" ibaresi geçen herhangi bir marka tescili de bulunmadığı, her iki tarafında hizmete sundukları ürünlerinde ortak olarak yer alan "ultra" kelimesi nedeniyle markaların karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde, "ultra" kelimesinin aşırı üst, fazla, aşkın anlamına geldiği, her iki tarafında ortak olarak ürün ürettiği boya sektöründe ise " ultra boya" ibaresinin genellikle "kapatma gücü yüksek" bir boya türü olarak tanımlandığı, "ultra" ibaresinin herkesin kullanımına açık, jenerik ve vasıf bildirici bir sözcük olduğu, ayırt ediciliğe bir katkısının bulunmadığı dolayısıyla her iki markanın tanınmış marka olduğu da dikkate alındığında orta seviyedeki insanlar bakımından taraf markaları arasında karıştırma ihtimali bulunmadığı, "ultra" ibaresinin tek birkişinin münhasıran marka olarak kullanımına bırakılamayacağı gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; “POLİSAN ULTRA” markasının tüketici nezdinde ayırt ediciliği yüksek bir marka niteliğine haiz olduğunu, markanın, bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini diğer teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt etmeye yarayan işaretler olarak adlandırılabileceğini, jenerik markaların ise tescili talep edilen mal veya hizmetin genel kategorisini belirten işaretler olarak tanımlanabileceğini, doktrin görüşünde de belirtilmiş olduğu üzere jenerik işaretin, tescil edildiği sektörde markanın ilk akla gelen anlamı olarak da tanımlandığını, boya sektöründe “ultra” olarak tanımlanan ve tüketici nezdinde “ultra” olarak bilinen bir boya çeşidi bulunmadığını, bu itibarla “ultra” kelimesi özellikle boya sektöründe tanımlayıcı bir ifade olmadığını, markanın bir bütün olarak ilgili tüketiciye mal/hizmet ile ilgili herhangi bir bilgi iletip iletilemediğinin sorgulandığını, markanın bir bütün olarak, malların/hizmetlerin kalitesine, kullanımına ya da karakteristiğine ilişkin herhangi bir bilgi ilettiğini düşünüp düşünmeyeceği olduğunu, bu itibarla sadece “ultra” kelimesinin sözcük anlamına bakılarak bu kelimenin tanımlayıcı yada jenerik bir ifade olduğunun belirtilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu sektörün, boya sektöründe “ultra boya” olarak tanımlanan bir boya çeşidi bulunmadığını, google arama motorunun görseller sekmesinde “ultra boya” ile ilgili ilk çıkan iki görselin ise müvekkilin markasının yer aldığı ürün ile davalının hukuka aykırı kullanımı olduğunu, gerekçeli kararda, “ultra” ibaresinin tek bir kişinin münhasıran marka olarak kullanımına bırakılamayacağı gerekçesinin TÜRKPATENT marka araştırma sonuçlarına göre “ultra” kelimesi ile eşit 36 sonuç bulunduğunu, “ultra” ibaresinin birçok kategoride tek başına marka olarak tescil edilmiş olan bir kelime olduğunu, bu husus da “ultra” kelimesinin tecil edildiği mal ve hizmet grubuna göre tanımlayıcı nitelik arz etmeyen bir işaret olduğunu, marka sahiplerine kesintisiz marka hakkında faydalanma sağlamak olduğunu, davanın, tescilli markamıza karşı gerçekleştirilen tecavüzün durdurulması, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup; markamızın tescile uygun olup olmadığının işbu davanın konusu olmadığını,“Polisan” ve “filli boya” ibarelerinin çatı marka niteliğine haiz olup müvekkiline ait markada ayırt edici unsur “ultra” ibaresi olduğundan, yerel mahkemenin her iki markanın da tanınmış marka olduğuna ilişkin gerekçesinin kabulünün mümkün olmadığını, “Polisan Ultra” markasında esaslı unsur “ultra” ifadesiyken “Polisan”ın çatı marka niteliği arz ettiğini, bu tip markalarda yer alan ikincil kelime unsurlarının aynısının veya benzerlerinin başka bir markada yer alması halinde, markaların benzerliği değerlendirmesinde çatı markası (veya ticaret unvanı kılavuz unsuru) arka planda bırakılarak inceleme yapılacağını, bu itibarla yerel mahkemenin dava konusu her iki markanın da tanınmış marka olması nedeniyle karıştırılma ihtimalinin olmadığına ilişkin kanaatinin kabulünün mümkün olmadığını, müvekkiline ait tescilli markada çatı marka dışında kalan ibare olan “ultra” ibaresinin davalı tarafından kullanımı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya içeriğine, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, 556 sayılı KHK uyarınca açılmış markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi, refi, maddi ve manevi tazminat talebi ve her türlü kullanımının engellenmesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 556 sayılı KHK'nın 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • YİDK kararının iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/8474 E. 2012/9165 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Marka hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6698 E. 2023/2722 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Markanın Hükümsüzlüğü

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3751 E. 2023/7744 K.

    Ortak:

    Sonuç: 🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • Kötüniyet

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1577 E. 2019/8163 K.

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2022/3832 E.  ,  2023/7725 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi

SAYISI 2020/1039 Esas, 2022/593Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Gebze 3 Asliye Hukuk Mahkemesi

(Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla)

SAYISI 2015/628 E. 2018/229 K.

Taraflar arasındaki markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi, refi, maddi ve manevi tazminat talebi ve her türlü kullanımının engellenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin temellerinin 1920 yıla dayanan ve ticari hayatına kumaş boyama faaliyetleriyle başladığı süreçte bugün boya sektöründe Türkiye'nin önde gelen şirketlerinden olduğunu, tüketici nezdinde yarattığı markanın bilinirliği ve güvenilirliği nedeniyle sektörün ileri gelen firmalarından olduğu, ürünleri pazarlama stratejileri ve tanıtımları tüm boya sektörü tarafından takip edildiğini, Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde tescilli olan ve 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) sağladığı tüm haklardan yararlanan ve davaya konu marka 96/017226 sayılı "ULTRA" markası olduğunu, davaya konu markanın 04.09.1997 tarihinde tescil edildiğini, müvekkili şirket tescillerinde yer alan "POLİSAN" ibaresinin müvekkili şirketin tanınan markası olduğunu, müvekkili şirketin 96/017226 sayılı markasında asıl korumayı davalı şirketçe hiçbir izne ve tescile dayanmadan kullanılan " ULTRA" ibaresi için talep ettiğini, müvekkili şirketin TÜRKPATENT nezdinde 96/017226 sayı ile tescili olan Polisan Ultra markasından doğan haklarına davalı tarafından gerçekleştirilen tecavüzün tespitine, durdurulmasına, ve marka hakkına tecavüzün devamını önlemek üzere her türlü tedbirin alınmasına, davalının, müvekkili şirketin markasını izinsiz olarak kullanmaya başladığı tespit olunacak tarihten itibaren dava tarihine kadar 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin (b) bendi hükmüne göre hesaplanacak olan maddi tazminatın fazlaya dair talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'sinin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davalının "ULTRA" markasını izinsiz ve hasız olarak kullanması nedeniyle müvekkilerinin nezdinde doğmuş manevi zararlarının tazmini amacıyla 2.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davalının ultra markası ürünlerinde, ticari faaliyetlerinde, reklam ve tanıtımlarında kullanımının durdurulması ve yasaklanması ultra markasını taşıyan ürünlerin masrafı davalıya ait olmak üzere piyasadan geri toplanmasına, "Ultra" markası ürünlerle ilgili olarak davalı tarafından internet üzerinde yayınlanan her türlü bilgi, görsel, video ve sair tanıtım malzemelerinin kaldırılması yönünde davalının kusurlu ve kötü niyetli olduğu gözetilerek takdiren teminatsız olarak dava sonuçlanıncaya kadar İhtiyati tedbir kararı verilmesine, 556 sayılı KHK'nın 72 nci maddesine göre dava sonucunda verilecek kararın masrafları davalıya ait olmak üzere tirajı en yüksek 3 ulusal gazeteden birinde ilanına, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkil şirketin boya ve ısı yalıtımı sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösteren, ticari teamüllere uygun hareket eden ve çok sayıda saygın marka ve ürün grubuyla toplamda haklı bir itibar ve tanınmışlığa ulaşmış olan köklü bir sanayi kuruluşu olduğunu, müvekkilinin "FİLLİ BOYA" markasıyla yüksek bilinirliğe sahip olduğunu, davacının iddia ettiği gibi "ULTRA" ibaresinin tek başına davacı yan adına tescilli bir marka olmadığını,; davacının iddialarının ve istemlerinin ULTRA markasına vaki tecavüz varsayımına dayandırdığını, tescilli markasının iddia edildiği gibi ULTRA değil "POLİSAN ULTRA" şekil markası olduğunu, davacının tek başına tescilli ULTRA markasının olmadığını, ULTRA tasviri nitelikte ibare olunduğundan tek başına tescilinin mümkün olmadığını, tescilli bir markanın esas tali unsur ise marka örneği üzerinde bulunan ikinci derece tamamlayıcı unsur olduğunu, yardımcı unsur olarak nitelendirilen ibarelerin tek başına marka olarak tescilinin mümkün olmadığını, davacının tanınan markasının polisan ibaresi iken müvekkilin tanınmış markasının FİLLİ BOYA olduğunu, markaların benzerliğinin değerlendirilmesinde önemli olan noktanın, markalarının benzerliğinin ortalama tüketici gözüyle değerlendirilmesi ve markaların bütün olarak bıraktıkları izlenim olduğunu, bu çerçevede markaların karıştırılmaya yol açacak benzer unsurlarının karşılaştırılmasına ağırlık edilmiş zayıf bir markanın aynı derecede geniş kapsamlı bir koruma elde edilemeyeceğini, müvekkili şirketin ambalaj görselinden görüleceği gibi, ürünün merkezine tanınmış markası olan "FİLLİ BOYA" ibaresini yerleştirdiğini, altına özel bir kodlama sistemiyle ve ürünün akrilik boya niteliği de vurgulanarak "ULTRA" ibaresini bir ürün serisi içinde ürünün niteliğini belirtecek şekilde, dürüst kullanım esasına uygun şekilde yerleştirdiğini, davacının ihtiyati tedbir talebinin haksız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın, tecavüzün tespiti ve tazminat istemine ilişkin olduğu, davacının dayandığı tescilli markası “POLİSAN ULTRA” ibaresi olduğu, dava konusu edilen marka da “FİLLİ BOYA” ibaresinden oluştuğu, davalı tarafın "ultra" ibareli ya da içerisinde "ultra" ibaresi geçen herhangi bir marka tescili de bulunmadığı, her iki tarafında hizmete sundukları ürünlerinde ortak olarak yer alan "ultra" kelimesi nedeniyle markaların karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde, "ultra" kelimesinin aşırı üst, fazla, aşkın anlamına geldiği, her iki tarafında ortak olarak ürün ürettiği boya sektöründe ise " ultra boya" ibaresinin genellikle "kapatma gücü yüksek" bir boya türü olarak tanımlandığı, "ultra" ibaresinin herkesin kullanımına açık, jenerik ve vasıf bildirici bir sözcük olduğu, ayırt ediciliğe bir katkısının bulunmadığı dolayısıyla her iki markanın tanınmış marka olduğu da dikkate alındığında orta seviyedeki insanlar bakımından taraf markaları arasında karıştırma ihtimali bulunmadığı, "ultra" ibaresinin tek birkişinin münhasıran marka olarak kullanımına bırakılamayacağı gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; “POLİSAN ULTRA” markasının tüketici nezdinde ayırt ediciliği yüksek bir marka niteliğine haiz olduğunu, markanın, bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini diğer teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt etmeye yarayan işaretler olarak adlandırılabileceğini, jenerik markaların ise tescili talep edilen mal veya hizmetin genel kategorisini belirten işaretler olarak tanımlanabileceğini, doktrin görüşünde de belirtilmiş olduğu üzere jenerik işaretin, tescil edildiği sektörde markanın ilk akla gelen anlamı olarak da tanımlandığını, boya sektöründe “ultra” olarak tanımlanan ve tüketici nezdinde “ultra” olarak bilinen bir boya çeşidi bulunmadığını, bu itibarla “ultra” kelimesi özellikle boya sektöründe tanımlayıcı bir ifade olmadığını, markanın bir bütün olarak ilgili tüketiciye mal/hizmet ile ilgili herhangi bir bilgi iletip iletilemediğinin sorgulandığını, markanın bir bütün olarak, malların/hizmetlerin kalitesine, kullanımına ya da karakteristiğine ilişkin herhangi bir bilgi ilettiğini düşünüp düşünmeyeceği olduğunu, bu itibarla sadece “ultra” kelimesinin sözcük anlamına bakılarak bu kelimenin tanımlayıcı yada jenerik bir ifade olduğunun belirtilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu sektörün, boya sektöründe “ultra boya” olarak tanımlanan bir boya çeşidi bulunmadığını, google arama motorunun görseller sekmesinde “ultra boya” ile ilgili ilk çıkan iki görselin ise müvekkilin markasının yer aldığı ürün ile davalının hukuka aykırı kullanımı olduğunu, gerekçeli kararda, “ultra” ibaresinin tek bir kişinin münhasıran marka olarak kullanımına bırakılamayacağı gerekçesinin TÜRKPATENT marka araştırma sonuçlarına göre “ultra” kelimesi ile eşit 36 sonuç bulunduğunu, “ultra” ibaresinin birçok kategoride tek başına marka olarak tescil edilmiş olan bir kelime olduğunu, bu husus da “ultra” kelimesinin tecil edildiği mal ve hizmet grubuna göre tanımlayıcı nitelik arz etmeyen bir işaret olduğunu, marka sahiplerine kesintisiz marka hakkında faydalanma sağlamak olduğunu, davanın, tescilli markamıza karşı gerçekleştirilen tecavüzün durdurulması, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup;

markamızın tescile uygun olup olmadığının işbu davanın konusu olmadığını,“Polisan” ve “filli boya” ibarelerinin çatı marka niteliğine haiz olup müvekkiline ait markada ayırt edici unsur “ultra” ibaresi olduğundan, yerel mahkemenin her iki markanın da tanınmış marka olduğuna ilişkin gerekçesinin kabulünün mümkün olmadığını, “Polisan Ultra” markasında esaslı unsur “ultra” ifadesiyken “Polisan”ın çatı marka niteliği arz ettiğini, bu tip markalarda yer alan ikincil kelime unsurlarının aynısının veya benzerlerinin başka bir markada yer alması halinde, markaların benzerliği değerlendirmesinde çatı markası (veya ticaret unvanı kılavuz unsuru) arka planda bırakılarak inceleme yapılacağını, bu itibarla yerel mahkemenin dava konusu her iki markanın da tanınmış marka olması nedeniyle karıştırılma ihtimalinin olmadığına ilişkin kanaatinin kabulünün mümkün olmadığını, müvekkiline ait tescilli markada çatı marka dışında kalan ibare olan “ultra” ibaresinin davalı tarafından kullanımı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya içeriğine, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, 556 sayılı KHK uyarınca açılmış markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi, refi, maddi ve manevi tazminat talebi ve her türlü kullanımının engellenmesi istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 556 sayılı KHK'nın 72 nci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

27.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1109841900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.