Markaya Tecavüzün Tespiti ve Meni
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3832 E. 2023/7725 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari teamül↗ teamül↗ davanın konusu↗ münhasırlık↗ yargılama giderleri↗ ihtiyati tedbir↗ ticaret unvanı↗ marka hakkına tecavüz↗ maddi ve manevi tazminat↗ esastan ret↗ ortalama tüketici↗ taşıyan↗ ayırt edicilik↗ dosya masrafı↗ maddi tazminat↗ yasal faiz↗ ilan↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ teminat↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze 3 Asliye Hukuk Mahkemesi
(Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI : 2015/628 E. 2018/229 K.
Taraflar arasındaki markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi, refi, maddi ve manevi tazminat talebi ve her türlü kullanımının engellenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin temellerinin 1920 yıla dayanan ve ticari hayatına kumaş boyama faaliyetleriyle başladığı süreçte bugün boya sektöründe Türkiye'nin önde gelen şirketlerinden olduğunu, tüketici nezdinde yarattığı markanın bilinirliği ve güvenilirliği nedeniyle sektörün ileri gelen firmalarından olduğu, ürünleri pazarlama stratejileri ve tanıtımları tüm boya sektörü tarafından takip edildiğini, Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde tescilli olan ve 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) sağladığı tüm haklardan yararlanan ve davaya konu marka 96/017226 sayılı "ULTRA" markası olduğunu, davaya konu markanın 04.09.1997 tarihinde tescil edildiğini, müvekkili şirket tescillerinde yer alan "POLİSAN" ibaresinin müvekkili şirketin tanınan markası olduğunu, müvekkili şirketin 96/017226 sayılı markasında asıl korumayı davalı şirketçe hiçbir izne ve tescile dayanmadan kullanılan " ULTRA" ibaresi için talep ettiğini, müvekkili şirketin TÜRKPATENT nezdinde 96/017226 sayı ile tescili olan Polisan Ultra markasından doğan haklarına davalı tarafından gerçekleştirilen tecavüzün tespitine, durdurulmasına, ve marka hakkına tecavüzün devamını önlemek üzere her türlü tedbirin alınmasına, davalının, müvekkili şirketin markasını izinsiz olarak kullanmaya başladığı tespit olunacak tarihten itibaren dava tarihine kadar 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin (b) bendi hükmüne göre hesaplanacak olan maddi tazminatın fazlaya dair talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'sinin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davalının "ULTRA" markasını izinsiz ve hasız olarak kullanması nedeniyle müvekkilerinin nezdinde doğmuş manevi zararlarının tazmini amacıyla 2.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davalının ultra markası ürünlerinde, ticari faaliyetlerinde, reklam ve tanıtımlarında kullanımının durdurulması ve yasaklanması ultra markasını taşıyan ürünlerin masrafı davalıya ait olmak üzere piyasadan geri toplanmasına, "Ultra" markası ürünlerle ilgili olarak davalı tarafından internet üzerinde yayınlanan her türlü bilgi, görsel, video ve sair tanıtım malzemelerinin kaldırılması yönünde davalının kusurlu ve kötü niyetli olduğu gözetilerek takdiren teminatsız olarak dava sonuçlanıncaya kadar İhtiyati tedbir kararı verilmesine, 556 sayılı KHK'nın 72 nci maddesine göre dava sonucunda verilecek kararın masrafları davalıya ait olmak üzere tirajı en yüksek 3 ulusal gazeteden birinde ilanına, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkil şirketin boya ve ısı yalıtımı sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösteren, ticari teamüllere uygun hareket eden ve çok sayıda saygın marka ve ürün grubuyla toplamda haklı bir itibar ve tanınmışlığa ulaşmış olan köklü bir sanayi kuruluşu olduğunu, müvekkilinin "FİLLİ BOYA" markasıyla yüksek bilinirliğe sahip olduğunu, davacının iddia ettiği gibi "ULTRA" ibaresinin tek başına davacı yan adına tescilli bir marka olmadığını,; davacının iddialarının ve istemlerinin ULTRA markasına vaki tecavüz varsayımına dayandırdığını, tescilli markasının iddia edildiği gibi ULTRA değil "POLİSAN ULTRA" şekil markası olduğunu, davacının tek başına tescilli ULTRA markasının olmadığını, ULTRA tasviri nitelikte ibare olunduğundan tek başına tescilinin mümkün olmadığını, tescilli bir markanın esas tali unsur ise marka örneği üzerinde bulunan ikinci derece tamamlayıcı unsur olduğunu, yardımcı unsur olarak nitelendirilen ibarelerin tek başına marka olarak tescilinin mümkün olmadığını, davacının tanınan markasının polisan ibaresi iken müvekkilin tanınmış markasının FİLLİ BOYA olduğunu, markaların benzerliğinin değerlendirilmesinde önemli olan noktanın, markalarının benzerliğinin ortalama tüketici gözüyle değerlendirilmesi ve markaların bütün olarak bıraktıkları izlenim olduğunu, bu çerçevede markaların karıştırılmaya yol açacak benzer unsurlarının karşılaştırılmasına ağırlık edilmiş zayıf bir markanın aynı derecede geniş kapsamlı bir koruma elde edilemeyeceğini, müvekkili şirketin ambalaj görselinden görüleceği gibi, ürünün merkezine tanınmış markası olan "FİLLİ BOYA" ibaresini yerleştirdiğini, altına özel bir kodlama sistemiyle ve ürünün akrilik boya niteliği de vurgulanarak "ULTRA" ibaresini bir ürün serisi içinde ürünün niteliğini belirtecek şekilde, dürüst kullanım esasına uygun şekilde yerleştirdiğini, davacının ihtiyati tedbir talebinin haksız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın, tecavüzün tespiti ve tazminat istemine ilişkin olduğu, davacının dayandığı tescilli markası “POLİSAN ULTRA” ibaresi olduğu, dava konusu edilen marka da “FİLLİ BOYA” ibaresinden oluştuğu, davalı tarafın "ultra" ibareli ya da içerisinde "ultra" ibaresi geçen herhangi bir marka tescili de bulunmadığı, her iki tarafında hizmete sundukları ürünlerinde ortak olarak yer alan "ultra" kelimesi nedeniyle markaların karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde, "ultra" kelimesinin aşırı üst, fazla, aşkın anlamına geldiği, her iki tarafında ortak olarak ürün ürettiği boya sektöründe ise " ultra boya" ibaresinin genellikle "kapatma gücü yüksek" bir boya türü olarak tanımlandığı, "ultra" ibaresinin herkesin kullanımına açık, jenerik ve vasıf bildirici bir sözcük olduğu, ayırt ediciliğe bir katkısının bulunmadığı dolayısıyla her iki markanın tanınmış marka olduğu da dikkate alındığında orta seviyedeki insanlar bakımından taraf markaları arasında karıştırma ihtimali bulunmadığı, "ultra" ibaresinin tek birkişinin münhasıran marka olarak kullanımına bırakılamayacağı gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; “POLİSAN ULTRA” markasının tüketici nezdinde ayırt ediciliği yüksek bir marka niteliğine haiz olduğunu, markanın, bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini diğer teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt etmeye yarayan işaretler olarak adlandırılabileceğini, jenerik markaların ise tescili talep edilen mal veya hizmetin genel kategorisini belirten işaretler olarak tanımlanabileceğini, doktrin görüşünde de belirtilmiş olduğu üzere jenerik işaretin, tescil edildiği sektörde markanın ilk akla gelen anlamı olarak da tanımlandığını, boya sektöründe “ultra” olarak tanımlanan ve tüketici nezdinde “ultra” olarak bilinen bir boya çeşidi bulunmadığını, bu itibarla “ultra” kelimesi özellikle boya sektöründe tanımlayıcı bir ifade olmadığını, markanın bir bütün olarak ilgili tüketiciye mal/hizmet ile ilgili herhangi bir bilgi iletip iletilemediğinin sorgulandığını, markanın bir bütün olarak, malların/hizmetlerin kalitesine, kullanımına ya da karakteristiğine ilişkin herhangi bir bilgi ilettiğini düşünüp düşünmeyeceği olduğunu, bu itibarla sadece “ultra” kelimesinin sözcük anlamına bakılarak bu kelimenin tanımlayıcı yada jenerik bir ifade olduğunun belirtilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu sektörün, boya sektöründe “ultra boya” olarak tanımlanan bir boya çeşidi bulunmadığını, google arama motorunun görseller sekmesinde “ultra boya” ile ilgili ilk çıkan iki görselin ise müvekkilin markasının yer aldığı ürün ile davalının hukuka aykırı kullanımı olduğunu, gerekçeli kararda, “ultra” ibaresinin tek bir kişinin münhasıran marka olarak kullanımına bırakılamayacağı gerekçesinin TÜRKPATENT marka araştırma sonuçlarına göre “ultra” kelimesi ile eşit 36 sonuç bulunduğunu, “ultra” ibaresinin birçok kategoride tek başına marka olarak tescil edilmiş olan bir kelime olduğunu, bu husus da “ultra” kelimesinin tecil edildiği mal ve hizmet grubuna göre tanımlayıcı nitelik arz etmeyen bir işaret olduğunu, marka sahiplerine kesintisiz marka hakkında faydalanma sağlamak olduğunu, davanın, tescilli markamıza karşı gerçekleştirilen tecavüzün durdurulması, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup; markamızın tescile uygun olup olmadığının işbu davanın konusu olmadığını,“Polisan” ve “filli boya” ibarelerinin çatı marka niteliğine haiz olup müvekkiline ait markada ayırt edici unsur “ultra” ibaresi olduğundan, yerel mahkemenin her iki markanın da tanınmış marka olduğuna ilişkin gerekçesinin kabulünün mümkün olmadığını, “Polisan Ultra” markasında esaslı unsur “ultra” ifadesiyken “Polisan”ın çatı marka niteliği arz ettiğini, bu tip markalarda yer alan ikincil kelime unsurlarının aynısının veya benzerlerinin başka bir markada yer alması halinde, markaların benzerliği değerlendirmesinde çatı markası (veya ticaret unvanı kılavuz unsuru) arka planda bırakılarak inceleme yapılacağını, bu itibarla yerel mahkemenin dava konusu her iki markanın da tanınmış marka olması nedeniyle karıştırılma ihtimalinin olmadığına ilişkin kanaatinin kabulünün mümkün olmadığını, müvekkiline ait tescilli markada çatı marka dışında kalan ibare olan “ultra” ibaresinin davalı tarafından kullanımı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya içeriğine, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 556 sayılı KHK uyarınca açılmış markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi, refi, maddi ve manevi tazminat talebi ve her türlü kullanımının engellenmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı KHK'nın 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/8474 E. 2012/9165 K.
Ortak:ortalama tüketici · ilan
İncelediğiniz kararda… PATENT nezdinde 96/017226 sayı ile tescili olan Polisan Ultra markasından doğan haklarına davalı tarafından gerçekleştirilen tecavüzün tespitine, durdurulmasına, ve «marka hakkına tecavüzün» devamını önlemek üzere her türlü tedbirin alınmasına, davalının, müvekkili şirketin markasını izinsiz olarak kullanmaya başladığı tespit olunacak tarihten itibaren dava tarihine kadar 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin (b) bendi hükmüne göre hesaplanacak olan «maddi tazminatın» fazlaya dair talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'sinin «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davalının "ULTRA" markasını izinsiz ve hasız olarak kullanması nedeniyle müvekkilerinin nezdinde doğmuş manevi zararlarının tazmini amacıyla 2.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davalının ultra markası ürünlerinde, ticari faaliyetlerinde, reklam ve tanıtımlarında kullanımının durdurulması ve yasaklanması ultra markasını «taşıyan» ürünlerin «masrafı» davalıya ait olmak üzere piyasadan geri toplanmasına, "Ultra" markası ürünlerle ilgili olarak davalı tarafından internet üzerinde yayınlanan her türlü bilgi, görsel, video ve sair tanıtım malzemelerinin kaldırılması yönünde davalının kusurlu ve kötü niyetli olduğu gözetilerek takdiren «teminatsız» olarak dava sonuçlanıncaya kadar İhtiyati tedbir kararı verilmesine, 556 sayılı KHK'nın 72 nci maddesine göre dava sonucunda verilecek kararın masrafları davalıya ait olmak üzere tirajı en yüksek 3 ulusal gazeteden birinde «ilanına», «yargılama giderleri» ve ücreti vekâletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkil şirketin boya ve ısı yalıtımı sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösteren, «ticari teamüllere» uygun hareket eden ve çok sayıda saygın marka ve ürün grubuyla toplamda haklı bir itibar ve tanınmışlığa ulaşmış olan köklü bir sanayi kuruluşu olduğunu, müvekkilinin "FİLLİ BOYA" markasıyla yüksek bilinirliğe sahip olduğunu, davacının iddia ettiği gibi "ULTRA" ibaresinin tek başına davacı yan adına tescilli bir marka olmadığını,; davacının iddialarının ve istemlerinin ULTRA markasına vaki tecavüz varsayımına dayandırdığını, tescilli markasının iddia edildiği gibi ULTRA değil "POLİSAN ULTRA" şekil markası olduğunu, davacının tek başına tescilli ULTRA markasının olmadığını, ULTRA tasviri nitelikte ibare olunduğundan tek başına tescilinin mümkün olmadığını, tescilli bir markanın esas tali unsur ise marka örneği üzerinde bulunan ikinci derece tamamlayıcı unsur olduğunu, yardımcı unsur olarak nitelendirilen ibarelerin tek başına marka olarak tescilinin mümkün olmadığını, davacının tanınan markasının polisan ibaresi iken müvekkilin tanınmış markasının FİLLİ BOYA olduğunu, markaların benzerliğinin değerlendirilmesinde önemli olan noktanın, markalarının benzerliğinin «ortalama tüketici» gözüyle değerlendirilmesi ve markaların bütün olarak bıraktıkları izlenim olduğunu, bu çerçevede markaların karıştırılmaya yol açacak benzer unsurlarının karşılaştırılmasına ağırlık edilmiş zayıf bir markanın aynı derecede geniş kapsamlı bir koruma elde edilemeyeceğini, müvekkili şirketin ambalaj görselinden görüleceği gibi, ürünün merkezine tanınmış markası olan "FİLLİ BOYA" ibaresini yerleştirdiğini, altına özel bir kodlama sistemiyle ve ürünün akrilik boya niteliği de vurgulanarak "ULTRA" ibaresini bir ürün serisi içinde ürünün niteliğini belirtecek şekilde, dürüst kullanım esasına uygun şekilde yerleştirdiğini, davacının «ihtiyati tedbir» talebinin haksız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaAncak, marka tescilinde nispi ret nedeninin düzenlendiği 556 sayılı KHK’nin 8/1(b) bendine göre başvurunun reddedilebilmesi için, başvurunun bültende «ilanı» üzerine yasal sürede ilgililerin itirazı halinde Enstitüce işaretler arasında bağlantı olduğu ihtimali de «dahil» halk tarafından karıştırılma ihtimaline neden olacak derecede benzerlik bulunup bulunmadığı hususu incelenecektir.
… 56 sayılı KHK’nin 32. maddesi uyarınca Enstitü tarafından 7. madde yönünden inceleme yapılırken, başvuru konusu işaretin üzerinde kullanılacağı mal veya hizmetlerin «ortalama tüketicileri» nezdinde sicilde daha önce tescilli bir marka veya marka başvurusu ile karıştırılma ihtimaline yol açılıp açılmayacağının da değerlendirilmesini gerektiren derecede, yani Enstitüce takdir «yetkisinin» kullanılacağı bir benzerlik mevcut ise, bu takdirde işaretler arasında güçlü ve açık bir «iltibasın» varlığı peşinen kabul edilmiş sayılamayacağından “ayırt edilemeyecek kadar benzerlik” bulunduğundan bahisle re’sen başvurunun reddine karar verilemez.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:peşin karar harcı · üçüncü kişi · uyuşmazlık konusu · yetkisizlik kararı · dava sebebi · dahili dava · iltibas
Benzer bu kararda… 56 sayılı KHK’nin 32. maddesi uyarınca Enstitü tarafından 7. madde yönünden inceleme yapılırken, başvuru konusu işaretin üzerinde kullanılacağı mal veya hizmetlerin «ortalama tüketicileri» nezdinde sicilde daha önce tescilli bir marka veya marka başvurusu ile karıştırılma ihtimaline yol açılıp açılmayacağının da değerlendirilmesini gerektiren derecede, yani Enstitüce takdir «yetkisinin» kullanılacağı bir benzerlik mevcut ise, bu takdirde işaretler arasında güçlü ve açık bir «iltibasın» varlığı peşinen kabul edilmiş sayılamayacağından “ayırt edilemeyecek kadar benzerlik” bulunduğundan bahisle re’sen başvurunun reddine karar verilemez.
Bu durumda işaretler arasında aynılık bulunmamakla birlikte varlığı sabit olan benzerliğin, mutlak ret «sebebi» kapsamındaki “ayırt edilemeyecek derecede benzerlik” ya da nispi ret sebebi oluşturan” «iltibas» tehlikesine yol açabilecek derecede benzerlik” derecesinde olup olmadığının, bir başka anlatımla işaretler arasındaki benzerliğin 556 sayılı KHK’nin 7/1(b) veya 8/1(b) maddelerinden hangisinin kapsamına girdiği belirlenmesi gerekmektedir.
Davacının ‘the ultra edition’ ibareli markasının tescili için davalı Kuruma başvurduğu, aynı ve benzer sınıf emtialarda kullanılmak üzere tescil edilen ‘Şekil+ultra ULAŞIM-TRAFİK’, ‘ultra elektrikli ev aletleri’ ve ‘PKS ultra’ ibareli tescilli markaların varlığı nedeniyle istemin 556 sayılı KHK’nin 7/1-b maddesi uyarınca kısmen reddine karar verildiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Karşılaştırılan işaretlerin “aynı” ya da “ayırt edilemeyecek kadar benzer” olması halinde, markayı oluşturan işaretler arasında «iltibasın» varlığı ayrıca bir inceleme yapılmasını gereksiz kılacak derecede güçlü ve açık olduğu peşinen kabul edileceğinden; anılan KHK’nin 7/1-(b) bendinde ayrıca iltibas tehlikesi bulunup bulunmadığı hususlarının da araştırılması gibi bir koşul yer almamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6698 E. 2023/2722 K.
Ortak:marka hakkına tecavüz · ortalama tüketici · ayırt edicilik
İncelediğiniz kararda… PATENT nezdinde 96/017226 sayı ile tescili olan Polisan Ultra markasından doğan haklarına davalı tarafından gerçekleştirilen tecavüzün tespitine, durdurulmasına, ve «marka hakkına tecavüzün» devamını önlemek üzere her türlü tedbirin alınmasına, davalının, müvekkili şirketin markasını izinsiz olarak kullanmaya başladığı tespit olunacak tarihten itibaren dava tarihine kadar 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin (b) bendi hükmüne göre hesaplanacak olan «maddi tazminatın» fazlaya dair talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'sinin «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davalının "ULTRA" markasını izinsiz ve hasız olarak kullanması nedeniyle müvekkilerinin nezdinde doğmuş manevi zararlarının tazmini amacıyla 2.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davalının ultra markası ürünlerinde, ticari faaliyetlerinde, reklam ve tanıtımlarında kullanımının durdurulması ve yasaklanması ultra markasını «taşıyan» ürünlerin «masrafı» davalıya ait olmak üzere piyasadan geri toplanmasına, "Ultra" markası ürünlerle ilgili olarak davalı tarafından internet üzerinde yayınlanan her türlü bilgi, görsel, video ve sair tanıtım malzemelerinin kaldırılması yönünde davalının kusurlu ve kötü niyetli olduğu gözetilerek takdiren «teminatsız» olarak dava sonuçlanıncaya kadar İhtiyati tedbir kararı verilmesine, 556 sayılı KHK'nın 72 nci maddesine göre dava sonucunda verilecek kararın masrafları davalıya ait olmak üzere tirajı en yüksek 3 ulusal gazeteden birinde «ilanına», «yargılama giderleri» ve ücreti vekâletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkil şirketin boya ve ısı yalıtımı sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösteren, «ticari teamüllere» uygun hareket eden ve çok sayıda saygın marka ve ürün grubuyla toplamda haklı bir itibar ve tanınmışlığa ulaşmış olan köklü bir sanayi kuruluşu olduğunu, müvekkilinin "FİLLİ BOYA" markasıyla yüksek bilinirliğe sahip olduğunu, davacının iddia ettiği gibi "ULTRA" ibaresinin tek başına davacı yan adına tescilli bir marka olmadığını,; davacının iddialarının ve istemlerinin ULTRA markasına vaki tecavüz varsayımına dayandırdığını, tescilli markasının iddia edildiği gibi ULTRA değil "POLİSAN ULTRA" şekil markası olduğunu, davacının tek başına tescilli ULTRA markasının olmadığını, ULTRA tasviri nitelikte ibare olunduğundan tek başına tescilinin mümkün olmadığını, tescilli bir markanın esas tali unsur ise marka örneği üzerinde bulunan ikinci derece tamamlayıcı unsur olduğunu, yardımcı unsur olarak nitelendirilen ibarelerin tek başına marka olarak tescilinin mümkün olmadığını, davacının tanınan markasının polisan ibaresi iken müvekkilin tanınmış markasının FİLLİ BOYA olduğunu, markaların benzerliğinin değerlendirilmesinde önemli olan noktanın, markalarının benzerliğinin «ortalama tüketici» gözüyle değerlendirilmesi ve markaların bütün olarak bıraktıkları izlenim olduğunu, bu çerçevede markaların karıştırılmaya yol açacak benzer unsurlarının karşılaştırılmasına ağırlık edilmiş zayıf bir markanın aynı derecede geniş kapsamlı bir koruma elde edilemeyeceğini, müvekkili şirketin ambalaj görselinden görüleceği gibi, ürünün merkezine tanınmış markası olan "FİLLİ BOYA" ibaresini yerleştirdiğini, altına özel bir kodlama sistemiyle ve ürünün akrilik boya niteliği de vurgulanarak "ULTRA" ibaresini bir ürün serisi içinde ürünün niteliğini belirtecek şekilde, dürüst kullanım esasına uygun şekilde yerleştirdiğini, davacının «ihtiyati tedbir» talebinin haksız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
… ve sayısı belirtilen kararı ile davanın, tecavüzün tespiti ve tazminat istemine ilişkin olduğu, davacının dayandığı tescilli markası “POLİSAN ULTRA” ibaresi olduğu, «dava konusu» edilen marka da “FİLLİ BOYA” ibaresinden oluştuğu, davalı tarafın "ultra" ibareli ya da içerisinde "ultra" ibaresi geçen herhangi bir marka tescili de bulunmadığı, her iki tarafında hizmete sundukları ürünlerinde ortak olarak yer alan "ultra" kelimesi nedeniyle markaların karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde, "ultra" kelimesinin aşırı üst, fazla, aşkın anlamına geldiği, her iki tarafında ortak olarak ürün ürettiği boya sektöründe ise " ultra boya" ibaresinin genellikle "kapatma gücü yüksek" bir boya türü olarak tanımlandığı, "ultra" ibaresinin herkesin kullanımına açık, jenerik ve vasıf bildirici bir sözcük olduğu, «ayırt ediciliğe» bir katkısının bulunmadığı dolayısıyla her iki markanın tanınmış marka olduğu da dikkate alındığında orta seviyedeki insanlar bakımından taraf markaları arasında karıştırma ihtimali bulunmadığı, "ultra" ibaresinin tek birkişinin «münhasıran» marka olarak kullanımına bırakılamayacağı gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… zemini düzgün düz bir zemine yapılmış boya adı altında kullanıldığı, bu ibarenin herkesin kullanımına açık, jenerik ve vasıf bildirici bir sözcük olduğu, tek başına «ayırt ediciliğe» bir katkısının bulunmadığı, davalının bu ibareyi «ortalama tüketici» nezdinde tanınmış marka olan POLİSAN markası ile birlikte kullanıldığı, orta seviyedeki insanlar bakımından taraf markaları arasında karıştırma ihtimali bulunmadığının anlaşıldığı, karşı dava yönünden ise; celp edilen Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) kayıtlarına göre; davalıya ait "ÇBS SATEN" markasının 16.08.1999 tarihinde iptal işlemi nedeniyle, "SATEN" markasının ise 08.01.2008 tarihinde «yenilenmeme» sebebiyle müddetlerinin dolduğu, dolayısıyla bu markalar üzerinde davalının marka hakkının sona erdiği, karşı davanın bu sebeple konusuz kaldığı görülmekle karşı dava yönünden konusuz kalan davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerektiği, davanın yargılama aşamasında tamamen veya kısmen konusuz kalması mümkün olup, konusuz kalan talep yönünden uyuşmazlık sona ermiş olsa dahi, uyuşmazlığın devam ettiği diğer talepler gibi bu talep yönünden de yargılamaya devam olunması gerekebileceği, zira mahkemenin, yargılamaya devam ederek, dava açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğunu diğer bir deyişle hangi tarafın davanın açılmasına sebebiyet verdiğini tespit edip, o tarafı «yargılama giderlerine» (bu arada AAÜT hükümleri nazara alınarak vekâlet ücretine de) mahkûm etmesi gerektiği, karşı davanın 23.09.2002 tarihinde açıldığı, dolayısıyla 16.08.1999 tarihinde iptal işlemi nedeniyle müddeti dolan davalıya ait "ÇBS SATEN" markası yönünden davacının iptal edilen markanın hükümsüzlüğünü talep etmekte ve TPMK nezdinde yapılacak basit bir araştırmayla bu durumu öğrenebilecekken iş bu davayı açmakta haksız olduğu, davalıya ait 08.01.2008 tarihinde yenilenmeme sebebiyle müddeti dolan "SATEN" markası yönünden ise, marka hakkının yargılama sırasında sona erdiği, sona erme «sebebinin» gerçekleştiği tarihten itibaren markanın hükümsüz olacağı, davacının bu marka yönünden davayı açmakta haklı oluşu birlikte değerlendirildiğinde, her iki taraf lehine kabul-red oranları gereğince (1/2) yargılama gideri ve «vekalet ücreti» hükmedilmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl dava bakımından; davacının davalıya ait 155843 tescil numaralı markasının hükümsüzlüğü ile «sicilden terkini» isteminin «zamanaşımı» nedeniyle reddine, davacının davalıya ait 204573 ve 205656 tescil numaralı markalarının hükümsüzlüğü ile sicilden terkini isteminin reddine, karşı dava bakımından; …
… ğlantı ihtimali de dâhil halk nezdinde karıştırılma ihtimali bulunan herhangi bir işaretin, markanın tescilli olduğu mallarla aynı veya benzer mallarda kullanılması «marka hakkına tecavüz» teşkil ettiği, karıştırılma («iltibas») ihtimalinden bahsedilmek için halkın bu iki işaret arasında herhangi bir şekilde, herhangi bir sebeple bir bağlantı kurmasının yeterli olduğu, başka bir deyişle, tescilli marka ile kullanılan işaret arasında görsel ve sesçil (fonetik) yönden benzerlik bulunmasa, hatta genel görünüş (umumi intiba) açısından ayniyet veya benzerlik bulunmasa dahi, halk bunlar arasında herhangi bir şekilde bir bağlantı kuruyorsa karıştırılma ihtimalinin mevcudiyetinin kabul olunacağı, buradaki “halk” kavramından ortalama niteliklere sahip olan tüketicilerin anlaşılması gerektiği, dosya kapsamındaki delillere göre; her iki tarafın da faaliyet yürüttüğü boya sektöründe, davacının "Polisan" davacının "ÇBS" markasının toplumca tanınan ve bilinen ayrı markalar oldukları ve her iki markanın boya türüne ilişkin "SATEN" kelimesini kullandıkları, söz konusu bu ibarenin boya sektörüne ilişkin tanımlayıcı niteliği, bu ibarenin herkesin kullanımına açık, jenerik ve vasıf bildirici özelliği, tek başına «ayırt ediciliğe» bir katkısının bulunmamasına göre "saten" markasının salt davacı markası ile özdeşleştiğinin ve onun kullanımına hasredilecek nitelikte olduğunun kabul edilemeyeceği ve davalının kullanımlarının davacının marka haklarına tecavüz niteliğinde olmadığından ilk derece mahkemesinin bu yöndeki kabulünde isabetsizliğin bulunmadığının değerlendirildiği, bu belirlemeler sonrası ilk derece mahkemesince; davalının 204573 tescil numaralı "Polisan Nature Saten Macun" ve 205656 tescil numaralı "Polisan Natura Saten" markalarına yönelik, ayrıca «yenilenmeme» sebebiyle «sicilden terkin» edilen davacıya ait 107887 tescil numaralı marka sebebiyle «yargılama giderlerine» yönelik davalı-karşı davacının, dava tarihi itibariyle haklı kabul edilmesinde usul ve yasaya aykırılığın bulunmadığı ve davacı-karşı davalının bu yöndeki istinaf …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bekletici mesele · kanun yolu · sicilden terkin · yenileme · kamu düzeni · iptal davası · hak düşürücü süre · kötü niyet
Benzer bu kararda… a aykırı olup bozulması gerektiğini, asıl dava yönünden; mahkemece, asıl davada davalı adına 155843 sayı ile tescilli "S1 LUX SATEN BOYA" markasının hükümsüzlüğü ve «sicilden terkini» isteminin «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verildiğini, mahkeme kararının gerekçesi ise; 556 sayılı Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 42 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre 7 nci maddenin (ı) bendinde belirtilen tanınmış markalarla ilgili davanın tescil tarihinden 5 yıl içerisinde açılması gerektiği, tanınmış markalar için öngörülen 5 yıllık dava açma süresinin diğer markalar için açılacak davalar bakımından da uygulanması suretiyle yasal boşluğun doldurulduğu, somut olayda dava 18.07.2002 tarihinde açılmış olduğundan, davalıya ait ve 15.02.1995 yılında tescil edilen 155843 sayılı marka açısından 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğunun belirtildiğini, mahkemenin, 556 sayılı KHK'nın 42 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendine göre sadece bir kısmını somut olaya uygulayıp, maddenin devamında yer alan "Markanın tescilinde «kötüniyet» varsa «iptal davası» süreye bağlı değildir.” hükmünü, üstelik bu hususun iddia ve savunmalarında yer almasına rağmen dikkate alınmamasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, 556 sayılı KHK'nın 42 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde açıkça “...Markanın tescilinde kötüniyet varsa iptal davası süreye bağlı değildir” denildiğini, müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösteren ve davalı – karşı davacının müvekkilinin tanınmış SATEN markalarından haberdar olmamasının mümkün olmadığını, boya sektöründe müvekkil şirket tarafından meşhur ve maruf hale getirilmeden önce “SATEN” markasının mevcut olmadığını, 1985 tarihinden itibaren müvekkil şirket tarafından yürütülen yoğun tanıtım faaliyetleri neticesinde SATEN ibaresinin bir boya markası olarak tanındığını, müvekkilinin SATEN markasının tanınmışlığı ve davalı-karşı davacının «kötü niyeti» açık olduğundan hükümsüzlük davasının süreye bağlı olmayıp, her zaman açılabileceğini, açıklanan nedenlerle, yerel mahkemenin taraflar arasındaki temel bir uyuşmaz …
… ., 2014/5165 K. sayılı ilamı), bu hale göre; davalının 155843 tescil numaralı "Lux Saten Boya" markasının sicile tescil tarihi ve dava açılış tarihine göre 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» geçmiş olması, markalardaki "saten" kullanımının yukarıda belirtilen niteliği uyarınca davalı marka sahibinin tescilinde «kötüniyetli» olduğunun kabul edilemeyecek olması karşısında, mahkemece söz konusu markaya yönelik dava açma sürenin geçtiği yönündeki kabulde isabetsizlik görülmediği, ancak, mahkemece davanın hak düşürücü sürenin aşımı nedeniyle istemin reddine karar verilmesi gerekirken, süre aşımının «zamanaşımı» olarak değerlendirilmesinin doğru görülmediği, ilk derece mahkemesi kararının «kamu düzeni» nedeniyle kaldırılması gerektiği gerekçesiyle davacı-karşı davalı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun esastan reddine, kamu düzeni yönünden yapılan inceleme neticesinde İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına asıl dava bakımından; davacının davalıya ait 155843 tescil numaralı markasının hükümsüzlüğü ile «sicilden terkini» isteminin hak düşürücü sürenin aşımı nedeniyle reddine, davacının davalıya ait 204573 ve 205656 tescil numaralı markalarının hükümsüzlüğü ile sicilden terkini isteminin reddine, karşı dava bakımından; davacının konusuz kalan davasının esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
… ile asıl dava 18.07.2002 tarihinde açılmış olduğundan, davalıya ait 155843 tescil numaralı "LUX SATEN BOYA" markasının 15.02.1995 tescil tarihi itibariyle 5 yıllık «hak düşürücü sürenin» dolduğunun anlaşıldığı, Mahkemelerince bu yönde her ne kadar hükümde "«zamanaşımı» nedeniyle reddine" şeklinde yazılmış ise de; bu husus sonuca etki etmemekle birlikte ancak «kanun yolu» incelemesinde gözetilebileceği, davacı vekili; davalının diğer markaları olan 204573 tescil numaralı "POLİSAN NATURA SATEN MACUN" markası ile 205656 tescil numaral …
… zemini düzgün düz bir zemine yapılmış boya adı altında kullanıldığı, bu ibarenin herkesin kullanımına açık, jenerik ve vasıf bildirici bir sözcük olduğu, tek başına «ayırt ediciliğe» bir katkısının bulunmadığı, davalının bu ibareyi «ortalama tüketici» nezdinde tanınmış marka olan POLİSAN markası ile birlikte kullanıldığı, orta seviyedeki insanlar bakımından taraf markaları arasında karıştırma ihtimali bulunmadığının anlaşıldığı, karşı dava yönünden ise; celp edilen Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) kayıtlarına göre; davalıya ait "ÇBS SATEN" markasının 16.08.1999 tarihinde iptal işlemi nedeniyle, "SATEN" markasının ise 08.01.2008 tarihinde «yenilenmeme» sebebiyle müddetlerinin dolduğu, dolayısıyla bu markalar üzerinde davalının marka hakkının sona erdiği, karşı davanın bu sebeple konusuz kaldığı görülmekle karşı dava yönünden konusuz kalan davanın esası hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmesi gerektiği, davanın yargılama aşamasında tamamen veya kısmen konusuz kalması mümkün olup, konusuz kalan talep yönünden uyuşmazlık sona ermiş olsa dahi, uyuşmazlığın devam ettiği diğer talepler gibi bu talep yönünden de yargılamaya devam olunması gerekebileceği, zira mahkemenin, yargılamaya devam ederek, dava açıldığı zaman hangi tarafın haksız olduğunu diğer bir deyişle hangi tarafın davanın açılmasına sebebiyet verdiğini tespit edip, o tarafı «yargılama giderlerine» (bu arada AAÜT hükümleri nazara alınarak vekâlet ücretine de) mahkûm etmesi gerektiği, karşı davanın 23.09.2002 tarihinde açıldığı, dolayısıyla 16.08.1999 tarihinde iptal işlemi nedeniyle müddeti dolan davalıya ait "ÇBS SATEN" markası yönünden davacının iptal edilen markanın hükümsüzlüğünü talep etmekte ve TPMK nezdinde yapılacak basit bir araştırmayla bu durumu öğrenebilecekken iş bu davayı açmakta haksız olduğu, davalıya ait 08.01.2008 tarihinde yenilenmeme sebebiyle müddeti dolan "SATEN" markası yönünden ise, marka hakkının yargılama sırasında sona erdiği, sona erme «sebebinin» gerçekleştiği tarihten itibaren markanın hükümsüz olacağı, davacının bu marka yönünden davayı açmakta haklı oluşu birlikte değerlendirildiğinde, her iki taraf lehine kabul-red oranları gereğince (1/2) yargılama gideri ve «vekalet ücreti» hükmedilmesine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl dava bakımından; davacının davalıya ait 155843 tescil numaralı markasının hükümsüzlüğü ile «sicilden terkini» isteminin «zamanaşımı» nedeniyle reddine, davacının davalıya ait 204573 ve 205656 tescil numaralı markalarının hükümsüzlüğü ile sicilden terkini isteminin reddine, karşı dava bakımından; …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3751 E. 2023/7744 K.
Ortak:marka hakkına tecavüz · maddi ve manevi tazminat · dosya masrafı · maddi tazminat · yasal faiz · ilan · teminat
İncelediğiniz kararda… PATENT nezdinde 96/017226 sayı ile tescili olan Polisan Ultra markasından doğan haklarına davalı tarafından gerçekleştirilen tecavüzün tespitine, durdurulmasına, ve «marka hakkına tecavüzün» devamını önlemek üzere her türlü tedbirin alınmasına, davalının, müvekkili şirketin markasını izinsiz olarak kullanmaya başladığı tespit olunacak tarihten itibaren dava tarihine kadar 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin (b) bendi hükmüne göre hesaplanacak olan «maddi tazminatın» fazlaya dair talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'sinin «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davalının "ULTRA" markasını izinsiz ve hasız olarak kullanması nedeniyle müvekkilerinin nezdinde doğmuş manevi zararlarının tazmini amacıyla 2.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davalının ultra markası ürünlerinde, ticari faaliyetlerinde, reklam ve tanıtımlarında kullanımının durdurulması ve yasaklanması ultra markasını «taşıyan» ürünlerin «masrafı» davalıya ait olmak üzere piyasadan geri toplanmasına, "Ultra" markası ürünlerle ilgili olarak davalı tarafından internet üzerinde yayınlanan her türlü bilgi, görsel, video ve sair tanıtım malzemelerinin kaldırılması yönünde davalının kusurlu ve kötü niyetli olduğu gözetilerek takdiren «teminatsız» olarak dava sonuçlanıncaya kadar İhtiyati tedbir kararı verilmesine, 556 sayılı KHK'nın 72 nci maddesine göre dava sonucunda verilecek kararın masrafları davalıya ait olmak üzere tirajı en yüksek 3 ulusal gazeteden birinde «ilanına», «yargılama giderleri» ve ücreti vekâletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Benzer bu kararda… ının (b) bendi anlamında ortalama alıcılar nezdinde işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin bulunduğu, davalı tarafın "Polisan Hi-Pro Sprey Boya" olarak tescil edilen markasında davacı adına tescilli olan "HI-PRO" ibaresini ön plana çıkarmak suretiyle ürünlerinde kullandığı, davalının markasını tescil edildiği haliyle kullanmadığı, bu durumun davacının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiğini belirterek tecavüz ve haksız rekabetin tespiti ile meni ve refi davasının kabulü ile, davalı adına tescilli 2012/98255 tescil sayılı markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinine, davalının 2012/98255 tescil sayılı markasını tescil olduğu biçimden farklı olarak sprey boya ve vernik ürünlerinde, davacının HI-PRO ibareli markasını kendi markasında öne çıkarmak suretiyle kullanımının davacının marka hakkına tecavüz ettiğinin ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, davalının tespit olunan bu tecavüz ve haksız rekabete konu kullanımlarının men ve refine, davacının «maddi tazminat» davasının kabulü ile; 418.948,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile; 15.000,00 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, kesinleşen Mahkeme kararının «masrafları» davalıdan alınarak tirajı en yüksek 3 gazeteden birinde «ilan» edilmesine karar verilmiştir.
… ; davada, iki ayrı heyetten bilirkişi raporu alındığı; her iki bilirkişi heyeti de hem hükümsüzlük koşullarının oluştuğunu ve hem de davalının fiillerinin davacının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturduğunu tespit ettiğini, mahkeme de gerekçeli kararında bu esaslara yer vererek davanın kabulüne karar vermesi yönüyle karar yerinde olduğunu; istinaf nedenlerinin, kararda yer alan maddi ve manevi tazminat miktarına ve davacının yatırdığı «teminatın» iadesinin kararın kesinleşmesine bırakılmasına ilişkin olduğunu beyan ederek; «maddi tazminat» yönünden ve manevi tazminat yönünden eksikliklerin giderilerek, davacının «uzman görüşü» ile kanıtlamış olduğu «yoksun kalınan» kazanç da dikkate alınarak ve «ticari defterlerini» ibrazdan imtina edilmiş olması ve HMK 222/V çerçevesinde yeniden maddi tazminat hesabının yapılması ve kararda yer alan manevi tazminat talebinin fahiş olmaması ve …
Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle: «maddi tazminat» yönünden; mahkemece sadece müvekkilinin «ticari defterlerini» ve Sarten Ambalajdan gelen kutu sayısını esas alarak yapılan hesaplamanın yanlış olduğunu, dosyaya sundukları «uzman görüşü» ile «yoksun kalınan» kazanç hesabının yapıldığını ve bu tutar ile bilirkişi raporundaki tutar arasında büyük fark bulunduğunu, hesaplamanın davalının «ticari defterleri incelenmeden» yapıldığını, mahkemece davalının defterlerinin yerinde incelenmesine yönelik taleplerinin reddedildiği, hesap alanından uzman Ankara ve İstanbul FSHHM'den rapor alınması taleplerinin reddedildiğini, 25.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 15.000,00 TL ye hükmedilmesinin adil olmadığını, «teminatın» iadesinin kararın kesinleşmesinden sonraya bırakılmasının hatalı olduğunu, zira «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluştuğunun kanıtlandığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:tehiri icra · ticari defter delili · uzman görüşü · ticari defter incelemesi · yoksun kalınan kâr · sebepsiz zenginleşme · kâr kaybı · kâr payı
Benzer bu kararda2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; yerel mahkeme kararı, davacının «sebepsiz zenginleşmesine» sebebiyet vereceği, bilirkişi raporları, herhangi bir gerekçeye dayanmaksızın ilgili markaların «iltibas» teşkil ettiği ve markaların birliktelik algısına yol açma riski taşıdığı kanısına varıldığı, bu hususta, dosyaya sunulan uzman görüşünde belirtilen hiçbir unsurun aksi bilirkişilerce ispatlanamamış olduğu, bilirkişilerin ilgili uzman görüşünü yok sayarak ve hiçbir şekilde değerlendirmeyerek aksi kanaat oluşturması hukuka aykırı olduğu, 2012-2018 yılları arasında tüm satış ciroları toplamı dahi reklam harcamalarına yılda 3.000.000,00 TL bütçe ayıran müvekkil şirket var iken bu tutarı geçmeyen davacı şirketin markasına sözde tecavüz edildiğine dair içerisinde olması hayal ürünü olduğu, mahkemeye sunulan delil listesinde «ticari defter deliline» dayanmadığı delile sonradan dayanabilmesi mümkün olmadığını beyan ederek; «tehiri icra» taleplerinin kabulü ile yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.
Temyiz Sebepleri 1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle: «maddi tazminat» yönünden; mahkemece sadece müvekkilinin «ticari defterlerini» ve Sarten Ambalajdan gelen kutu sayısını esas alarak yapılan hesaplamanın yanlış olduğunu, dosyaya sundukları «uzman görüşü» ile «yoksun kalınan» kazanç hesabının yapıldığını ve bu tutar ile bilirkişi raporundaki tutar arasında büyük fark bulunduğunu, hesaplamanın davalının «ticari defterleri incelenmeden» yapıldığını, mahkemece davalının defterlerinin yerinde incelenmesine yönelik taleplerinin reddedildiği, hesap alanından uzman Ankara ve İstanbul FSHHM'den rapor alınması taleplerinin reddedildiğini, 25.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken 15.000,00 TL ye hükmedilmesinin adil olmadığını, «teminatın» iadesinin kararın kesinleşmesinden sonraya bırakılmasının hatalı olduğunu, zira «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluştuğunun kanıtlandığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
… ı olduğunu, ''POLİSAN'' ve ''SPREY BOYA'' ibarelerinin davacı markasında yer almadığını, davacının boya sektöründe aktif olmadığını hatta ürünlerinin boya sektörüne «dahil» olmadığını, davacının ürünlerinin Türkiye'de pazar «payı» olmadığı gibi piyasada bulunan bir emtianın da olmadığını, «uzman görüşü» ile bilirkişi raporunun çelişkili olduğunu, davacının tüm satış ciroları toplamının dahi müvekkil şirketin marka bilinirliğini korumak için ayırdığı bütçeyi geçemediğini, tecavüz teşkil edecek eylemlerde bulunmadığını, müvekkilin markasını 2012 yılında tescil ettirdiği ve bu tarihten itibaren tescilli markasını iyi niyetli ve hukuka uygun bir şekilde kullandığını, hukuka aykırılık ve zarar bulunmadığından maddi ve manevi tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davacı tarafın mahkemeye «ibraz» ettiği delil listesinde «ticari defter deliline» dayanmadığı bu nedenle mahkemece verilen kararın usule aykırı olduğunu, hükümsüzlük davaları ve buna bağlı maddi ve manevi alacak istemlerinin tescil tarihinden itibaren 5 yıllık zaman aşımı süresine tabi olduğunu, markasının 2012 yılından beri kullandığını, 07.02.2020 tarihindeki ıslahla arttırılan tutarın zaman aşımına uğradığını, ayrıca faizin dava tarihinden itibaren değil «ıslah» tarihinden itibaren verilmesi gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
… ; davada, iki ayrı heyetten bilirkişi raporu alındığı; her iki bilirkişi heyeti de hem hükümsüzlük koşullarının oluştuğunu ve hem de davalının fiillerinin davacının «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» oluşturduğunu tespit ettiğini, mahkeme de gerekçeli kararında bu esaslara yer vererek davanın kabulüne karar vermesi yönüyle karar yerinde olduğunu; istinaf nedenlerinin, kararda yer alan maddi ve manevi tazminat miktarına ve davacının yatırdığı «teminatın» iadesinin kararın kesinleşmesine bırakılmasına ilişkin olduğunu beyan ederek; «maddi tazminat» yönünden ve manevi tazminat yönünden eksikliklerin giderilerek, davacının «uzman görüşü» ile kanıtlamış olduğu «yoksun kalınan» kazanç da dikkate alınarak ve «ticari defterlerini» ibrazdan imtina edilmiş olması ve HMK 222/V çerçevesinde yeniden maddi tazminat hesabının yapılması ve kararda yer alan manevi tazminat talebinin fahiş olmaması ve …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1577 E. 2019/8163 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kötüniyet · eksik inceleme
Benzer bu kararda… ça kendilerinin "Cappadocia Ultra Trail" isimli bir yarış organizasyonu düzenleyeceğinin sosyal medya ve basında duyulmasından sonra davacının buna engel olmak için «kötüniyetle» başvuruda bulunduğuna dair savunmaları hususunda bir değerlendirme yapılmadan «eksik incelemeye» dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu yönden davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
… ça kendilerinin "Cappadocia Ultra Trail" isimli bir yarış organizasyonu düzenleyeceğinin sosyal medya ve basında duyulmasından sonra davacının buna engel olmak için «kötüniyetle» başvuruda bulunduğuna dair savunmaları hususunda bir değerlendirme yapılmadan «eksik incelemeye» dayalı olarak davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiş ve kararın bu yönden davalılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Dava, marka başvurusunun kısmen reddine dair TPMK YİDK’nın 2016-M-1626 sayılı YİDK kararının iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık; reddedilen hizmetler yönünden "Cappadocia Ultra Trail” ibaresi üzerinde davalının öncelik hakkının bulunup bulunmadığı ve tarafların «kötüniyetli» olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2-Dava, marka başvurusunun kısmen reddine dair TPMK YİDK’nın 2016-M-1626 sayılı YİDK kararının iptali istemine ilişkin olup, uyuşmazlık; reddedilen hizmetler yönünden "Cappadocia Ultra Trail” ibaresi üzerinde davalının öncelik hakkının bulunup bulunmadığı ve tarafların «kötüniyetli» olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3832 E. , 2023/7725 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/1039 Esas, 2022/593Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Gebze 3 Asliye Hukuk Mahkemesi
(Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2015/628 E. 2018/229 K.
Taraflar arasındaki markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi, refi, maddi ve manevi tazminat talebi ve her türlü kullanımının engellenmesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin temellerinin 1920 yıla dayanan ve ticari hayatına kumaş boyama faaliyetleriyle başladığı süreçte bugün boya sektöründe Türkiye'nin önde gelen şirketlerinden olduğunu, tüketici nezdinde yarattığı markanın bilinirliği ve güvenilirliği nedeniyle sektörün ileri gelen firmalarından olduğu, ürünleri pazarlama stratejileri ve tanıtımları tüm boya sektörü tarafından takip edildiğini, Türk Patent ve Marka Kurumu (TÜRKPATENT) nezdinde tescilli olan ve 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) sağladığı tüm haklardan yararlanan ve davaya konu marka 96/017226 sayılı "ULTRA" markası olduğunu, davaya konu markanın 04.09.1997 tarihinde tescil edildiğini, müvekkili şirket tescillerinde yer alan "POLİSAN" ibaresinin müvekkili şirketin tanınan markası olduğunu, müvekkili şirketin 96/017226 sayılı markasında asıl korumayı davalı şirketçe hiçbir izne ve tescile dayanmadan kullanılan " ULTRA" ibaresi için talep ettiğini, müvekkili şirketin TÜRKPATENT nezdinde 96/017226 sayı ile tescili olan Polisan Ultra markasından doğan haklarına davalı tarafından gerçekleştirilen tecavüzün tespitine, durdurulmasına, ve marka hakkına tecavüzün devamını önlemek üzere her türlü tedbirin alınmasına, davalının, müvekkili şirketin markasını izinsiz olarak kullanmaya başladığı tespit olunacak tarihten itibaren dava tarihine kadar 556 sayılı KHK'nın 66 ncı maddesinin (b) bendi hükmüne göre hesaplanacak olan maddi tazminatın fazlaya dair talep hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL'sinin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davalının "ULTRA" markasını izinsiz ve hasız olarak kullanması nedeniyle müvekkilerinin nezdinde doğmuş manevi zararlarının tazmini amacıyla 2.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, davalının ultra markası ürünlerinde, ticari faaliyetlerinde, reklam ve tanıtımlarında kullanımının durdurulması ve yasaklanması ultra markasını taşıyan ürünlerin masrafı davalıya ait olmak üzere piyasadan geri toplanmasına, "Ultra" markası ürünlerle ilgili olarak davalı tarafından internet üzerinde yayınlanan her türlü bilgi, görsel, video ve sair tanıtım malzemelerinin kaldırılması yönünde davalının kusurlu ve kötü niyetli olduğu gözetilerek takdiren teminatsız olarak dava sonuçlanıncaya kadar İhtiyati tedbir kararı verilmesine, 556 sayılı KHK'nın 72 nci maddesine göre dava sonucunda verilecek kararın masrafları davalıya ait olmak üzere tirajı en yüksek 3 ulusal gazeteden birinde ilanına, yargılama giderleri ve ücreti vekâletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkil şirketin boya ve ısı yalıtımı sektöründe uzun yıllardır faaliyet gösteren, ticari teamüllere uygun hareket eden ve çok sayıda saygın marka ve ürün grubuyla toplamda haklı bir itibar ve tanınmışlığa ulaşmış olan köklü bir sanayi kuruluşu olduğunu, müvekkilinin "FİLLİ BOYA" markasıyla yüksek bilinirliğe sahip olduğunu, davacının iddia ettiği gibi "ULTRA" ibaresinin tek başına davacı yan adına tescilli bir marka olmadığını,; davacının iddialarının ve istemlerinin ULTRA markasına vaki tecavüz varsayımına dayandırdığını, tescilli markasının iddia edildiği gibi ULTRA değil "POLİSAN ULTRA" şekil markası olduğunu, davacının tek başına tescilli ULTRA markasının olmadığını, ULTRA tasviri nitelikte ibare olunduğundan tek başına tescilinin mümkün olmadığını, tescilli bir markanın esas tali unsur ise marka örneği üzerinde bulunan ikinci derece tamamlayıcı unsur olduğunu, yardımcı unsur olarak nitelendirilen ibarelerin tek başına marka olarak tescilinin mümkün olmadığını, davacının tanınan markasının polisan ibaresi iken müvekkilin tanınmış markasının FİLLİ BOYA olduğunu, markaların benzerliğinin değerlendirilmesinde önemli olan noktanın, markalarının benzerliğinin ortalama tüketici gözüyle değerlendirilmesi ve markaların bütün olarak bıraktıkları izlenim olduğunu, bu çerçevede markaların karıştırılmaya yol açacak benzer unsurlarının karşılaştırılmasına ağırlık edilmiş zayıf bir markanın aynı derecede geniş kapsamlı bir koruma elde edilemeyeceğini, müvekkili şirketin ambalaj görselinden görüleceği gibi, ürünün merkezine tanınmış markası olan "FİLLİ BOYA" ibaresini yerleştirdiğini, altına özel bir kodlama sistemiyle ve ürünün akrilik boya niteliği de vurgulanarak "ULTRA" ibaresini bir ürün serisi içinde ürünün niteliğini belirtecek şekilde, dürüst kullanım esasına uygun şekilde yerleştirdiğini, davacının ihtiyati tedbir talebinin haksız olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın, tecavüzün tespiti ve tazminat istemine ilişkin olduğu, davacının dayandığı tescilli markası “POLİSAN ULTRA” ibaresi olduğu, dava konusu edilen marka da “FİLLİ BOYA” ibaresinden oluştuğu, davalı tarafın "ultra" ibareli ya da içerisinde "ultra" ibaresi geçen herhangi bir marka tescili de bulunmadığı, her iki tarafında hizmete sundukları ürünlerinde ortak olarak yer alan "ultra" kelimesi nedeniyle markaların karıştırılma ihtimalinin değerlendirilmesinde, "ultra" kelimesinin aşırı üst, fazla, aşkın anlamına geldiği, her iki tarafında ortak olarak ürün ürettiği boya sektöründe ise " ultra boya" ibaresinin genellikle "kapatma gücü yüksek" bir boya türü olarak tanımlandığı, "ultra" ibaresinin herkesin kullanımına açık, jenerik ve vasıf bildirici bir sözcük olduğu, ayırt ediciliğe bir katkısının bulunmadığı dolayısıyla her iki markanın tanınmış marka olduğu da dikkate alındığında orta seviyedeki insanlar bakımından taraf markaları arasında karıştırma ihtimali bulunmadığı, "ultra" ibaresinin tek birkişinin münhasıran marka olarak kullanımına bırakılamayacağı gerekçesiyle davacının davasının reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; “POLİSAN ULTRA” markasının tüketici nezdinde ayırt ediciliği yüksek bir marka niteliğine haiz olduğunu, markanın, bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini diğer teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt etmeye yarayan işaretler olarak adlandırılabileceğini, jenerik markaların ise tescili talep edilen mal veya hizmetin genel kategorisini belirten işaretler olarak tanımlanabileceğini, doktrin görüşünde de belirtilmiş olduğu üzere jenerik işaretin, tescil edildiği sektörde markanın ilk akla gelen anlamı olarak da tanımlandığını, boya sektöründe “ultra” olarak tanımlanan ve tüketici nezdinde “ultra” olarak bilinen bir boya çeşidi bulunmadığını, bu itibarla “ultra” kelimesi özellikle boya sektöründe tanımlayıcı bir ifade olmadığını, markanın bir bütün olarak ilgili tüketiciye mal/hizmet ile ilgili herhangi bir bilgi iletip iletilemediğinin sorgulandığını, markanın bir bütün olarak, malların/hizmetlerin kalitesine, kullanımına ya da karakteristiğine ilişkin herhangi bir bilgi ilettiğini düşünüp düşünmeyeceği olduğunu, bu itibarla sadece “ultra” kelimesinin sözcük anlamına bakılarak bu kelimenin tanımlayıcı yada jenerik bir ifade olduğunun belirtilmesinin mümkün olmadığını, dava konusu sektörün, boya sektöründe “ultra boya” olarak tanımlanan bir boya çeşidi bulunmadığını, google arama motorunun görseller sekmesinde “ultra boya” ile ilgili ilk çıkan iki görselin ise müvekkilin markasının yer aldığı ürün ile davalının hukuka aykırı kullanımı olduğunu, gerekçeli kararda, “ultra” ibaresinin tek bir kişinin münhasıran marka olarak kullanımına bırakılamayacağı gerekçesinin TÜRKPATENT marka araştırma sonuçlarına göre “ultra” kelimesi ile eşit 36 sonuç bulunduğunu, “ultra” ibaresinin birçok kategoride tek başına marka olarak tescil edilmiş olan bir kelime olduğunu, bu husus da “ultra” kelimesinin tecil edildiği mal ve hizmet grubuna göre tanımlayıcı nitelik arz etmeyen bir işaret olduğunu, marka sahiplerine kesintisiz marka hakkında faydalanma sağlamak olduğunu, davanın, tescilli markamıza karşı gerçekleştirilen tecavüzün durdurulması, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olup;
markamızın tescile uygun olup olmadığının işbu davanın konusu olmadığını,“Polisan” ve “filli boya” ibarelerinin çatı marka niteliğine haiz olup müvekkiline ait markada ayırt edici unsur “ultra” ibaresi olduğundan, yerel mahkemenin her iki markanın da tanınmış marka olduğuna ilişkin gerekçesinin kabulünün mümkün olmadığını, “Polisan Ultra” markasında esaslı unsur “ultra” ifadesiyken “Polisan”ın çatı marka niteliği arz ettiğini, bu tip markalarda yer alan ikincil kelime unsurlarının aynısının veya benzerlerinin başka bir markada yer alması halinde, markaların benzerliği değerlendirmesinde çatı markası (veya ticaret unvanı kılavuz unsuru) arka planda bırakılarak inceleme yapılacağını, bu itibarla yerel mahkemenin dava konusu her iki markanın da tanınmış marka olması nedeniyle karıştırılma ihtimalinin olmadığına ilişkin kanaatinin kabulünün mümkün olmadığını, müvekkiline ait tescilli markada çatı marka dışında kalan ibare olan “ultra” ibaresinin davalı tarafından kullanımı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dosya içeriğine, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde belirtilen nedenleri ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, 556 sayılı KHK uyarınca açılmış markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi, refi, maddi ve manevi tazminat talebi ve her türlü kullanımının engellenmesi istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı KHK'nın 72 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.12.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1109841900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz