Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1127 E. 2023/4312 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
varlık yönetim şirketi↗ kıymet takdiri↗ cebri icra↗ müddeabih↗ dosyanın işlemden kaldırılması↗ kefalet limiti↗ ağır kusur↗ istirdat davası↗ işlemden kaldırma↗ davanın konusu↗ hakkaniyet↗ tazminat davası↗ kesin süre↗ kefalet↗ olumsuz oy↗ muvafakat↗ tmsf↗ işlemiş faiz↗ temlik↗ kefil↗ istirdat↗ kötü niyet↗ maddi ve manevi tazminat↗ havale↗ haciz↗ iflas↗ ihtarname↗ harç↗ maddi tazminat↗ yasal faiz↗ menfi tespit↗ kusur↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Dava, haksız icra takibi sebebiyle uğranılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, dava dilekçesinde 50.000.-TL manevi tazminat yanında, haksız takip nedeniyle davalı tarafından alacağa mahsuben alınan gayrimenkullerin değerinin hesaplanarak davalının işbu bedel kadar maddi tazminata mahkum edilmesini istemiş, mahkemece talebin açıklanması hususunda süre verilmesi üzerine de 16.03.2009 havale tarihli dilekçesinde alacağa mahsuben satın alınan gayrimenkullerin kıymet taktiri bedelleriyle satın alma bedelleri arasındaki farkın 91.333.-TL olduğunu, bu doğrultuda 91.333.-TL zararın doğduğunu, ayrıca dava dışı temlik alacaklısının İzmir 14. İcra Müdürlüğü'nün 2008/120 Esas sayılı dosyası üzerinden takibe geçtiğini, bu takip nedeniyle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla uğranılan zararın 53.000.-TL olduğunu, dava dilekçesinde 50.000.-TL olarak talep edilen bu tazminat miktarına ilişkin eksik harcın talep halinde yatırılacağını, gayrimenkullere ilişkin talep tutarının kendilerince hesaplandığını, bilirkişilerce hesaplanacak miktarların değişik olabileceğinden bu talebe ilişkin harcın yatırılmadığını belirtmiştir. Bu durumda Mahkemece, bilirkişi raporu alınmasını müteakip gayrimenkullerin değerinin altında bir tutarla satın alınması sebebiyle uğranılan zarar yönünden Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca eksik harcın yatırılması için gelecek celseye kadar süre verilmesi, bu süre içinde harcın yatırılması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması, yatırılmadığı takdirde dosyanın işlemden kaldırılması gerekirken harcı alınmayan talep yönünden esas hakkında hüküm tesisi doğru olmamış, kararın re'sen bozulmasını gerektirmiştir. 3-Gayrimenkullerin değerinin altında bir tutarla satın alınması sebebiyle talep edilen tazminat yönünden mahkemenin kabulüne göre; kesinleşen mahkeme kararlarına göre davalı Banka, davalının kefaletine binaen verdiği senedi kefalet limitinin üstünde doldurup takibe koymuş ve davalının taşınmazlarını fazla miktar üzerinden doldurulan senetteki alacağa mahsuben satın almıştır. Davalının bu eylemi sebebiyle davacıya bir kusur atfedilemeyeceği halde bankanın gönderdiği 22.04.1998 tarihli ihtarnamede davacının sorumlu olduğu miktarın 20.921,50 TL olduğu, ihtarnamede belirtilen bu borcu ödemeyen davacının sonradan senedin tamamından işlem yapılması sebebiyle müterafik kusurlu olduğunun kabulü yerinde olmamıştır. 4-Davacı vekili, dava dilekçesi ile 16.03.2009 tarihli açıklama dilekçesinde, TMSF’nin RCT Varlık Yönetim A.Ş.’ye bu şirket tarafından da ... Demirkaya’ya temlik işlemi gerçekleştirildiğini, müvekkilinin bir de bu dosya için ödeme yapmak zorunda kaldığını ileri sürmüş, buna ilişkin takip dosya numarasını da bildirmiştir. Ödenen harcın bu talebe ilişkin olduğu açıklandığı halde anılan talep hakkında olumlu-olumsuz bir değerlendirme yapılmadan fazladan ödeme yapıldığına dair bu istemin de reddi sonucu doğuracak şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir. 5-Banka tarafından haczedilip alacağa mahsuben satın alınan taşınmazlardan birinin de fabrika binası olduğu hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Fabrikanın haczedilip cebri icra yoluyla alacağa mahsuben satın alınmasının davacının itibarını zedeleyeceği değerlendirilip hakkaniyete uygun bir miktar manevi tazminat takdiri gerekirken manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi de yerinde olmamıştır..." gerekçesiyle (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın re'sen, (3), (4) ve (5) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran
Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı TMSF vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Karar Düzeltme Sebepleri
Davalı TMSF vekili karar düzeltme dilekçesinde özetle; davanın kısmi tazminat davası olarak ikame edildiğini, usulen tamamlama harcı uygulaması yapılamayacağını, davacının iddiasına göre dava dışı temlik alacaklısının İzmir 14. İcra Müdürlüğünün 2008/120 E. sayılı dosyası üzerinden takibe geçmesi sebebi ile uğradığını iddia ettiği zararın bu davanın konusu olmadığını, temlik alan kişinin, bu davada taraf da olmadığını, Mahkemenin 23.02.2009 tarihli tensibi ile davacı tarafa maddi tazminat talebinin açıklanmasına karar verilmiş ise de, bu açıklamanın on günlük kesin süre içerisinde yapılmadığı gibi açıklama içeriğinin müddeabihin miktarına ilişkin olmadığını, talep sonucunun genişletilmesine muvafakat de edilmediğini, davanın kısmi dava olarak açıldığını, bilirkişi raporunda da gayrimenkullerin değerleri değil, cebri icra ile satış tarihlerindeki kesinleşmiş kıymet takdiri tutarı ile taşınmazların 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (2004 sayılı Kanun) hükümleri muvacehesinde satış bedelleri arasındaki farklarının esas alındığını ve toplam 45.066.50 TL maddi zarar tespit edildiğini, itirazları mahfuz kalmak kaydı ile Mahkeme tarafından da bu bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulduğunu, esasen bilirkişi raporu ile de tespit edilen tutarın, dava değerinden düşük kaldığı için harcı alınmayan talep yönünden esas hakkında hüküm tesisinin söz konusu olmadığını, davacının talebinde birikmiş faiz veya hükmolunacak tazminata faiz uygulanması talebinin de olmadığını, bozma ilamında kabul edilenin aksine davacının da kusurlu olduğunu, haksız uygulanan haciz olmadığını, her halde manevi tazminat talep edilebilmesi/ hükmolunabilmesi için kötü niyet veya ağır kusurun varlığı gerektiğini belirterek bozma ilamının kaldırılmasına ve temyiz itirazları doğrultusunda hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, haksız icra takibi sebebiyle uğranılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı TMSF vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/8476 E. 2022/5862 K.
Ortak:cebri icra · dosyanın işlemden kaldırılması · kefalet limiti · işlemden kaldırma · hakkaniyet · kefalet · olumsuz oy · muvafakat · Tazminat
İncelediğiniz kararda… harcın yatırılması için gelecek celseye kadar süre verilmesi, bu süre içinde harcın yatırılması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması, yatırılmadığı takdirde «dosyanın işlemden kaldırılması» gerekirken harcı alınmayan talep yönünden esas hakkında hüküm tesisi doğru olmamış, kararın re'sen bozulmasını gerektirmiştir.
3-Gayrimenkullerin değerinin altında bir tutarla satın alınması sebebiyle talep edilen tazminat yönünden mahkemenin kabulüne göre; kesinleşen mahkeme kararlarına göre davalı Banka, davalının «kefaletine» binaen verdiği senedi «kefalet limitinin» üstünde doldurup takibe koymuş ve davalının taşınmazlarını fazla miktar üzerinden doldurulan senetteki alacağa mahsuben satın almıştır.
Fabrikanın haczedilip «cebri icra» yoluyla alacağa mahsuben satın alınmasının davacının itibarını zedeleyeceği değerlendirilip «hakkaniyete» uygun bir miktar manevi tazminat takdiri gerekirken manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi de yerinde olmamıştır..." gerekçesiyle (1) numaralı bentte aç …
Benzer bu kararda… harcın yatırılması için gelecek celseye kadar süre verilmesi, bu süre içinde harcın yatırılması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması, yatırılmadığı takdirde «dosyanın işlemden kaldırılması» gerekirken harcı alınmayan talep yönünden esas hakkında hüküm tesisi doğru olmamış, kararın re'sen bozulmasını gerektirmiştir.
3- Gayrimenkullerin değerinin altında bir tutarla satın alınması sebebiyle talep edilen tazminat yönünden mahkemenin kabulüne göre; kesinleşen mahkeme kararlarına göre davalı Banka, davalının «kefaletine» binaen verdiği senedi «kefalet limitinin» üstünde doldurup takibe koymuş ve davalının taşınmazlarını fazla miktar üzerinden doldurulan senetteki alacağa mahsuben satın almıştır.
Fabrikanın haczedilip «cebri icra» yoluyla alacağa mahsuben satın alınmasının davacının itibarını zedeleyeceği değerlendirilip «hakkaniyete» uygun bir miktar manevi tazminat takdiri gerekirken manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi de yerinde olmamıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/13776 E. 2017/1818 K.
Ortak:kesin hüküm
İncelediğiniz karardaİcra Müdürlüğünün 2008/120 E. sayılı dosyası üzerinden takibe geçmesi «sebebi» ile uğradığını iddia ettiği zararın bu «davanın konusu» olmadığını, «temlik» alan kişinin, bu davada taraf da olmadığını, Mahkemenin 23.02.2009 tarihli tensibi ile davacı tarafa «maddi tazminat» talebinin açıklanmasına karar verilmiş ise de, bu açıklamanın on günlük «kesin süre» içerisinde yapılmadığı gibi açıklama içeriğinin «müddeabihin» miktarına ilişkin olmadığını, talep sonucunun genişletilmesine «muvafakat» de edilmediğini, davanın kısmi dava olarak açıldığını, bilirkişi raporunda da gayrimenkullerin değerleri değil, «cebri icra» ile satış tarihlerindeki kesinleşmiş «kıymet takdiri» tutarı ile taşınmazların 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (2004 sayılı Kanun) hükümleri muvacehesinde satış bedelleri arasındaki farklarının esas alındığını ve toplam 45.066.50 TL maddi zarar tespit edildiğini, itirazları mahfuz kalmak «kaydı» ile Mahkeme tarafından da bu bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulduğunu, esasen bilirkişi raporu ile de tespit edilen tutarın, dava değerinden düşük kaldığı için harcı alınmayan talep yönünden esas hakkında hüküm tesisinin söz konusu olmadığını, davacının talebinde birikmiş faiz veya hükmolunacak tazminata faiz uygulanması talebinin de olmadığını, bozma ilamında kabul edilenin aksine davacının da kusurlu olduğunu, haksız uygulanan «haciz» olmadığını, her halde manevi tazminat talep edilebilmesi/ hükmolunabilmesi için «kötü niyet» veya «ağır kusurun» varlığı gerektiğini belirterek bozma ilamının kaldırılmasına ve temyiz itirazları doğrultusunda hükmün bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaKesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kurulu kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden, mümeyyiz davalı vekilinin temyiz isteminin mahkeme hükmünün «kesin» olması nedeniyle miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:alacak davası · tebligat · zamanaşımı
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamına göre; davalı nezdinde davacıya ait mevduat hesaplarının «zamanaşımına» uğraması için davalı Banka'nın davacıya «tebligatta» bulunması gerektiği, davalı Banka tarafından tebligat yükümlülüğünün yerine getirilmediği, mevduatların açıldığı tarih itibariyle ve dava tarihi esas alınmak suret …
1- Karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK 21/07/2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı kanun ile değişik 427/2 maddesi hükmüne göre, miktar veya değeri 1.000,00 TL'yi geçmeyen taşınır mal ve «alacak davalarına» ilişkin nihai kararlar kesindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2008/9408 E. 2010/402 K.
Ortak:istirdat davası · temlik · kefil · istirdat · haciz · harç · menfi tespit · cy/cy kaydı
İncelediğiniz karardaİcra Müdürlüğünün 2008/120 E. sayılı dosyası üzerinden takibe geçmesi «sebebi» ile uğradığını iddia ettiği zararın bu «davanın konusu» olmadığını, «temlik» alan kişinin, bu davada taraf da olmadığını, Mahkemenin 23.02.2009 tarihli tensibi ile davacı tarafa «maddi tazminat» talebinin açıklanmasına karar verilmiş ise de, bu açıklamanın on günlük «kesin süre» içerisinde yapılmadığı gibi açıklama içeriğinin «müddeabihin» miktarına ilişkin olmadığını, talep sonucunun genişletilmesine «muvafakat» de edilmediğini, davanın kısmi dava olarak açıldığını, bilirkişi raporunda da gayrimenkullerin değerleri değil, «cebri icra» ile satış tarihlerindeki kesinleşmiş «kıymet takdiri» tutarı ile taşınmazların 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (2004 sayılı Kanun) hükümleri muvacehesinde satış bedelleri arasındaki farklarının esas alındığını ve toplam 45.066.50 TL maddi zarar tespit edildiğini, itirazları mahfuz kalmak «kaydı» ile Mahkeme tarafından da bu bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulduğunu, esasen bilirkişi raporu ile de tespit edilen tutarın, dava değerinden düşük kaldığı için harcı alınmayan talep yönünden esas hakkında hüküm tesisinin söz konusu olmadığını, davacının talebinde birikmiş faiz veya hükmolunacak tazminata faiz uygulanması talebinin de olmadığını, bozma ilamında kabul edilenin aksine davacının da kusurlu olduğunu, haksız uygulanan «haciz» olmadığını, her halde manevi tazminat talep edilebilmesi/ hükmolunabilmesi için «kötü niyet» veya «ağır kusurun» varlığı gerektiğini belirterek bozma ilamının kaldırılmasına ve temyiz itirazları doğrultusunda hükmün bozulmasını istemiştir.
… 000.-TL manevi tazminat yanında, haksız takip nedeniyle davalı tarafından alacağa mahsuben alınan gayrimenkullerin değerinin hesaplanarak davalının işbu bedel kadar «maddi tazminata» mahkum edilmesini istemiş, mahkemece talebin açıklanması hususunda süre verilmesi üzerine de 16.03.2009 «havale» tarihli dilekçesinde alacağa mahsuben satın alınan gayrimenkullerin kıymet taktiri bedelleriyle satın alma bedelleri arasındaki farkın 91.333.-TL olduğunu, bu doğrultuda 91.333.-TL zararın doğduğunu, ayrıca dava dışı «temlik» alacaklısının İzmir 14.
Demirkaya’ya «temlik» işlemi gerçekleştirildiğini, müvekkilinin bir de bu dosya için ödeme yapmak zorunda kaldığını ileri sürmüş, buna ilişkin takip dosya numarasını da bildirmiştir.
Benzer bu kararda… ddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, İİK'nun 40. maddesinde düzenlenen icranın iadesine yönelik düzenlemenin sadece «ilamlı icra» takiplerine özgü olup, «kambiyo senetlerine mahsus takipler» açısından uygulanmasının mümkün olmadığı, kaldı ki İİK'nun 40. maddesinin hükme hacet kalmaksızın İcra Müdürlüğünce resen uygulanması gerektiği, «istirdat» davasında ise borçlu olunmayan, ancak icra takibinde ödenen paranın geri ödenmesinin konu edilebileceği, icra takibi neticesinde borçlu mallarının haczedilmesi ve satılması suretiyle elde edilen paranın ve «harç» giderlerin, faizin talep edilebileceği ancak icra takibinde satışı yapılan malın iadesinin talep edilemeyeceğinin yasa hükmü olduğu, mahkemenin 2002/233-1077 sayılı dosyasında; davacının sadece 509.553 Fransız Frangı tutarında (21.335,50 YTL) borçlu olduğunun belirlendiği, kendisinden borçlu olmadığı 50.944,50 YTL'nın ihale tarihi olan 08.09.2000 tarihinden itibaren tahsil edilmesi nedeniyle bu miktarın iadesini talep edilebileceği, «temlik» alanların taşınmazların kayden sahibi olmayıp, «menfi tespit» davasında taraf olmadıkları ve paranında tahsilini yapmadıkları için «husumetleri» olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüyle, 50.944,50 YTL tazminat karşılığı paranın 28.01.2001 tarihli kararın kesinleşme tarihinden itibaren 4489 sayılı yas …
İİK'nun 72. maddeye dayalı «istirdat davası» yönünden ise, somut olayda davacının malı haczedilip satılmış ve tapu «kaydı» davalı üzerine intikal etmiş olması nedeniyle davacıya para olarak iade edilecek bir miktar bulunmadığı gibi davacının da bu davadaki talebi «haciz» yolu ile satılan taşınmazının aynen iadesine yöneliktir.
Kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı «kefil» aleyhine «kambiyo senedine» dayalı olarak başlatılan icra takibine davacının itiraz etmemesi üzerine takip kesinleşmiş ve «haciz» işlemlerine başlanmıştır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kambiyo senetlerine mahsus takip · ilamlı icra · menfi tespit davası · kambiyo senedi · tespit davası · bono · ıslah · kredi sözleşmesi
Benzer bu kararda… ddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, İİK'nun 40. maddesinde düzenlenen icranın iadesine yönelik düzenlemenin sadece «ilamlı icra» takiplerine özgü olup, «kambiyo senetlerine mahsus takipler» açısından uygulanmasının mümkün olmadığı, kaldı ki İİK'nun 40. maddesinin hükme hacet kalmaksızın İcra Müdürlüğünce resen uygulanması gerektiği, «istirdat» davasında ise borçlu olunmayan, ancak icra takibinde ödenen paranın geri ödenmesinin konu edilebileceği, icra takibi neticesinde borçlu mallarının haczedilmesi ve satılması suretiyle elde edilen paranın ve «harç» giderlerin, faizin talep edilebileceği ancak icra takibinde satışı yapılan malın iadesinin talep edilemeyeceğinin yasa hükmü olduğu, mahkemenin 2002/233-1077 sayılı dosyasında; davacının sadece 509.553 Fransız Frangı tutarında (21.335,50 YTL) borçlu olduğunun belirlendiği, kendisinden borçlu olmadığı 50.944,50 YTL'nın ihale tarihi olan 08.09.2000 tarihinden itibaren tahsil edilmesi nedeniyle bu miktarın iadesini talep edilebileceği, «temlik» alanların taşınmazların kayden sahibi olmayıp, «menfi tespit» davasında taraf olmadıkları ve paranında tahsilini yapmadıkları için «husumetleri» olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüyle, 50.944,50 YTL tazminat karşılığı paranın 28.01.2001 tarihli kararın kesinleşme tarihinden itibaren 4489 sayılı yas …
1-Davacı, dava dışı firmanın davalı banka ile yaptığı «kredi sözleşmesinde» «kefil» sıfatı ile yer almış olup, bunun yanında bir adet «bono» düzenlemek suretiyle davalı bankaya vermiştir.
Davacı, aleyhindeki icra takibinden sonra «menfi tespit davası» açmış olup, bu dava neticesinde davacının davalı bankaya olan borcu belirlenerek mahkeme kararı kesinleşmiştir.
Davacı, 18.06.2004 tarihinde açtığı bu dava ile, «menfi tespit davası» neticesinde belirlenen borcunun icrada yapılan «haciz» ve satışlarla karşılandığını ileri sürerek, borcunun ödenmiş olması karşısında fabrika binası ve müştemilatının aynen iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5738 E. 2013/12738 K.
Ortak:kefil · menfi tespit
Benzer bu karardaGiyim San. arasında «kredi sözleşmesi» imzalandığını, bu sözleşmeleri davacının «müşterek borçlu-müteselsil kefil» olarak imzaladığını, ayrıca krediye «teminat» olması içinde açığa atılı boş senet alındığını, borcun ödenmemesi üzerine davacı hakkında açığa imzalı senedin doldurulup takibe koyulduğunu, müvekkili hakkındaki icra takibine karşı «menfi tespit davası» açılarak sonuçta davacının davalı bankaya 509.000 Fransız Frangı borçlu olduğunun tespitine karar verildiğini, bu arada icra müdürlüğünde işlemlere devam edilerek …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:menfi tespit davası · müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil · tespit davası · genel kredi sözleşmesi · ıslah · kredi sözleşmesi · teminat
Benzer bu karardaGiyim San. arasında «kredi sözleşmesi» imzalandığını, bu sözleşmeleri davacının «müşterek borçlu-müteselsil kefil» olarak imzaladığını, ayrıca krediye «teminat» olması içinde açığa atılı boş senet alındığını, borcun ödenmemesi üzerine davacı hakkında açığa imzalı senedin doldurulup takibe koyulduğunu, müvekkili hakkındaki icra takibine karşı «menfi tespit davası» açılarak sonuçta davacının davalı bankaya 509.000 Fransız Frangı borçlu olduğunun tespitine karar verildiğini, bu arada icra müdürlüğünde işlemlere devam edilerek …
Davalı ... vekili, taşınmazların yapılan takipler neticesinde alacağa mahsuben satın alındığını, davacının «genel kredi sözleşmesine» istinaden sorumlu olduğu tutarın ödenip ödenmediği noktasında davanın düğümlendiğini, davacının 22.04.1998 tarihi itibarıyla borcunun 20.921,50 YTL olduğunu, bu durumda davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
… lmesine ilişkin kararı, Dairemizce bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, bozma ilamı ve «ıslah» dilekçesi nazara alınarak davacının davalı ... aleyhine açmış olduğu davanın kısmen kabulüne, 50.944,50 TL tazminat karşılığı paranın 28/01/2005 tarihinden itibaren faiziyle birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istem ve sair taleplerin reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın «husumet» nedeniyle reddine dair tesis edilen karar, davalı ... vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce onanmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/1127 E. , 2023/4312 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2009/105 Esas, 2016/151Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
KARAR DÜZELTME İSTEYEN Davalı TMSF vekili
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Davalı TMSF vekili tarafından Dairece verilen kararın düzeltilmesi istenilmiş olmakla; kesinlik, süre ve diğer usul eksiklikler yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, karar düzeltme dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; ... […]A.Ş.- ...ile dava dışı şirket yetkilisi arasında tesis edilen kredi ilişkisine müvekkilinin 500.000,00 Fransız Frangı ile 400.000.000,00 TL için kefil olup boş bir senedi verdiğini, kredi limiti artırıldığı hâlde kefilin bilgilendirilmediğini, kredi ödenmeyince bankanın takibe geçtiğini, müvekkilinin sorumluluğunun imzaladığı tarihteki limitle sınırlı olduğunu, ancak kredi borcu 3.200.000,00 Fransız Frangına ulaştığından boş senedin bu miktar üzerinden doldurulup takip yapıldığını, takip dosyasında 3.200.000,00 Fransız Frangı üzerinden işlemlere devam edildiğini, açılan menfi tespit davasında müvekkilinin 509.000,00 Fransız Frangı ve 400.000.000,00 TL dışında borçlu olmadığına dair verilen kararın kesinleştiğini, müvekkiline ait taşınmazların banka tarafından alacağına mahsuben satın alındığını, taşınmazların hâlen davalının elinde bulunduğunu, müvekkilinin borcunu ödeyebilecek iken bankanın çıkardığı fahiş fiyat sebebiyle işyerini kapattığını, açılan eski hale iade davasında müvekkilinden 50.944.500.000,00 TL fazla tahsil edildiğinin anlaşılıp iade hükmü kurulduğunu, TMSF’nin takip dosyasını RCT Varlık Yönetim A.Ş.’ye, onun da başka bir kişiye devrettiğini, bu dosyaya da ödeme yaptığını, böylece müvekkilinin zarar gördüğünü, tek iş imkanını kaybettiğini ileri sürerek şimdilik 50.000,00 TL ile haksız takip nedeniyle alacağa mahsuben alınan taşınmazların değerinin hesaplanarak bu bedel kadar tazminata davalının mahkum edilmesine, 50.000,00 TL manevi tazminatın tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili açıklama dilekçesinde taşınmazların kıymet taktir değerleri ile satış değerleri arasındaki fark 91.333,00 TL, işlemiş faizi 395.769,66 TL, temlikten sonra ödenen 53.000,00 TL ve manevi tazminat 50.000,00 TL’nin yasal faizi ile birlikte tahsilini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; taşınmazların alacağa mahsuben satın alınmasının yasaya uygunluk taşıdığını, menfi tespit davasında davacının borçlu olmadığının değil, 3.200.000,00 Fransız Frangı bedelli senet nedeniyle 2.689.850,00 Fransız Frangı borçlu olmadığının tespitine karar verildiğini, eski hale iade davasında Mahkemece davaya istirdat davası olarak devam edilip 50.944,50 TL’nin tahsiline karar verildiğini, aynı sebebe dayanarak tazminat istenemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının dava konusu olayda davalı banka ile yarı yarıya kusurlu olmasından ötürü satılan gayrimenkullerin muhammen bedelden daha aşağıda bir bedelle satılmasından dolayı oluşan zararın ancak %50’sini talep edebileceği, buna göre davacının talep edebileceği miktarın 45.666,50 TL olduğu, dava konusu olayda davacının dava dilekçesinde işlemiş faiz talebinde bulunmayıp dava dilekçesinden sonra 17.03.2009 tarihinde verdiği dilekçe ile işlemiş faizi talep ettiği, bu talebe davalının muvafakat vermediği, davacının ayrı bir dava açmayıp aynı davada ayrı bir dilekçe ile işlemiş faizi talep edemeyeceği, manevi tazminat şartlarının oluşmadığı gerekçesiyle maddi tazminat yönünden davanın kısmen kabulü ile 45.666,50 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat isteminin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuran
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Yargıtay Kararı
Dairenin 14.09.2022 tarihli ve 2020/8476 E., 2022/5862 K. sayılı kararıyla "...
1- Dava dosyası içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp, değerlendirilmesinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki 3, 4 ve 5. nolu bentlerin dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir.
2- Dava, haksız icra takibi sebebiyle uğranılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Davacı vekili, dava dilekçesinde 50.000.-TL manevi tazminat yanında, haksız takip nedeniyle davalı tarafından alacağa mahsuben alınan gayrimenkullerin değerinin hesaplanarak davalının işbu bedel kadar maddi tazminata mahkum edilmesini istemiş, mahkemece talebin açıklanması hususunda süre verilmesi üzerine de 16.03.2009 havale tarihli dilekçesinde alacağa mahsuben satın alınan gayrimenkullerin kıymet taktiri bedelleriyle satın alma bedelleri arasındaki farkın 91.333.-TL olduğunu, bu doğrultuda 91.333.-TL zararın doğduğunu, ayrıca dava dışı temlik alacaklısının İzmir 14. İcra Müdürlüğü'nün 2008/120 Esas sayılı dosyası üzerinden takibe geçtiğini, bu takip nedeniyle fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla uğranılan zararın 53.000.-TL olduğunu, dava dilekçesinde 50.000.-TL olarak talep edilen bu tazminat miktarına ilişkin eksik harcın talep halinde yatırılacağını, gayrimenkullere ilişkin talep tutarının kendilerince hesaplandığını, bilirkişilerce hesaplanacak miktarların değişik olabileceğinden bu talebe ilişkin harcın yatırılmadığını belirtmiştir.
Bu durumda Mahkemece, bilirkişi raporu alınmasını müteakip gayrimenkullerin değerinin altında bir tutarla satın alınması sebebiyle uğranılan zarar yönünden Harçlar Kanunu’nun 30. maddesi uyarınca eksik harcın yatırılması için gelecek celseye kadar süre verilmesi, bu süre içinde harcın yatırılması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması, yatırılmadığı takdirde dosyanın işlemden kaldırılması gerekirken harcı alınmayan talep yönünden esas hakkında hüküm tesisi doğru olmamış, kararın re'sen bozulmasını gerektirmiştir.
3- Gayrimenkullerin değerinin altında bir tutarla satın alınması sebebiyle talep edilen tazminat yönünden mahkemenin kabulüne göre; kesinleşen mahkeme kararlarına göre davalı Banka, davalının kefaletine binaen verdiği senedi kefalet limitinin üstünde doldurup takibe koymuş ve davalının taşınmazlarını fazla miktar üzerinden doldurulan senetteki alacağa mahsuben satın almıştır. Davalının bu eylemi sebebiyle davacıya bir kusur atfedilemeyeceği halde bankanın gönderdiği 22.04.1998 tarihli ihtarnamede davacının sorumlu olduğu miktarın 20.921,50 TL olduğu, ihtarnamede belirtilen bu borcu ödemeyen davacının sonradan senedin tamamından işlem yapılması sebebiyle müterafik kusurlu olduğunun kabulü yerinde olmamıştır.
4- Davacı vekili, dava dilekçesi ile 16.03.2009 tarihli açıklama dilekçesinde, TMSF’nin RCT Varlık Yönetim A.Ş.’ye bu şirket tarafından da ... Demirkaya’ya temlik işlemi gerçekleştirildiğini, müvekkilinin bir de bu dosya için ödeme yapmak zorunda kaldığını ileri sürmüş, buna ilişkin takip dosya numarasını da bildirmiştir. Ödenen harcın bu talebe ilişkin olduğu açıklandığı halde anılan talep hakkında olumlu-olumsuz bir değerlendirme yapılmadan fazladan ödeme yapıldığına dair bu istemin de reddi sonucu doğuracak şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.
5- Banka tarafından haczedilip alacağa mahsuben satın alınan taşınmazlardan birinin de fabrika binası olduğu hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır. Fabrikanın haczedilip cebri icra yoluyla alacağa mahsuben satın alınmasının davacının itibarını zedeleyeceği değerlendirilip hakkaniyete uygun bir miktar manevi tazminat takdiri gerekirken manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi de yerinde olmamıştır..." gerekçesiyle (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle kararın re'sen, (3), (4) ve (5) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir.
V. KARAR DÜZELTME
A. Karar Düzeltme Yoluna Başvuran
Dairenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı TMSF vekili karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
B. Karar Düzeltme Sebepleri
Davalı TMSF vekili karar düzeltme dilekçesinde özetle; davanın kısmi tazminat davası olarak ikame edildiğini, usulen tamamlama harcı uygulaması yapılamayacağını, davacının iddiasına göre dava dışı temlik alacaklısının İzmir 14. İcra Müdürlüğünün 2008/120 E. sayılı dosyası üzerinden takibe geçmesi sebebi ile uğradığını iddia ettiği zararın bu davanın konusu olmadığını, temlik alan kişinin, bu davada taraf da olmadığını, Mahkemenin 23.02.2009 tarihli tensibi ile davacı tarafa maddi tazminat talebinin açıklanmasına karar verilmiş ise de, bu açıklamanın on günlük kesin süre içerisinde yapılmadığı gibi açıklama içeriğinin müddeabihin miktarına ilişkin olmadığını, talep sonucunun genişletilmesine muvafakat de edilmediğini, davanın kısmi dava olarak açıldığını, bilirkişi raporunda da gayrimenkullerin değerleri değil, cebri icra ile satış tarihlerindeki kesinleşmiş kıymet takdiri tutarı ile taşınmazların 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (2004 sayılı Kanun) hükümleri muvacehesinde satış bedelleri arasındaki farklarının esas alındığını ve toplam 45.066.50 TL maddi zarar tespit edildiğini, itirazları mahfuz kalmak kaydı ile Mahkeme tarafından da bu bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulduğunu, esasen bilirkişi raporu ile de tespit edilen tutarın, dava değerinden düşük kaldığı için harcı alınmayan talep yönünden esas hakkında hüküm tesisinin söz konusu olmadığını, davacının talebinde birikmiş faiz veya hükmolunacak tazminata faiz uygulanması talebinin de olmadığını, bozma ilamında kabul edilenin aksine davacının da kusurlu olduğunu, haksız uygulanan haciz olmadığını, her halde manevi tazminat talep edilebilmesi/ hükmolunabilmesi için kötü niyet veya ağır kusurun varlığı gerektiğini belirterek bozma ilamının kaldırılmasına ve temyiz itirazları doğrultusunda hükmün bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, haksız icra takibi sebebiyle uğranılan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 440 ıncı ve 442 nci maddeleri.
3. Değerlendirme
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı TMSF vekilinin 1086 sayılı Kanun’un 440 ıncı maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteminin reddi gerekir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Davalı TMSF vekilinin karar düzeltme isteminin 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesi gereğince REDDİNE,
Davalı TMSF harçtan muaf olduğundan ödediği karar düzeltme harcının isteği halinde iadesine, 3506 sayılı Kanun ile değiştirilen 1086 sayılı Kanun'un 442 nci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca takdiren 1.581,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davalı TMSF'den alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine,
10.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/947536600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz