İcranın İadesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2008/9408 E. 2010/402 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kambiyo senetlerine mahsus takip↗ ilamlı icra↗ istirdat davası↗ menfi tespit davası↗ kambiyo senedi↗ tespit davası↗ bono↗ temlik↗ kefil↗ istirdat↗ haciz↗ ıslah↗ kredi sözleşmesi↗ harç↗ menfi tespit↗ cy/cy kaydı↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, İİK'nun 40. maddesinde düzenlenen icranın iadesine yönelik düzenlemenin sadece ilamlı icra takiplerine özgü olup, kambiyo senetlerine mahsus takipler açısından uygulanmasının mümkün olmadığı, kaldı ki İİK'nun 40. maddesinin hükme hacet kalmaksızın İcra Müdürlüğünce resen uygulanması gerektiği, istirdat davasında ise borçlu olunmayan, ancak icra takibinde ödenen paranın geri ödenmesinin konu edilebileceği, icra takibi neticesinde borçlu mallarının haczedilmesi ve satılması suretiyle elde edilen paranın ve harç giderlerin, faizin talep edilebileceği ancak icra takibinde satışı yapılan malın iadesinin talep edilemeyeceğinin yasa hükmü olduğu, mahkemenin 2002/233-1077 sayılı dosyasında; davacının sadece 509.553 Fransız Frangı tutarında (21.335,50 YTL) borçlu olduğunun belirlendiği, kendisinden borçlu olmadığı 50.944,50 YTL'nın ihale tarihi olan 08.09.2000 tarihinden itibaren tahsil edilmesi nedeniyle bu miktarın iadesini talep edilebileceği, temlik alanların taşınmazların kayden sahibi olmayıp, menfi tespit davasında taraf olmadıkları ve paranında tahsilini yapmadıkları için husumetleri olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüyle, 50.944,50 YTL tazminat karşılığı paranın 28.01.2001 tarihli kararın kesinleşme tarihinden itibaren 4489 sayılı yasanın 1/2 bendindeki faiz oranı uygulanmak suretiyle davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, fazla ve diğer taleplerin reddi ile temlik alanlar hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1-Davacı, dava dışı firmanın davalı banka ile yaptığı kredi sözleşmesinde kefil sıfatı ile yer almış olup, bunun yanında bir adet bono düzenlemek suretiyle davalı bankaya vermiştir. Kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı kefil aleyhine kambiyo senedine dayalı olarak başlatılan icra takibine davacının itiraz etmemesi üzerine takip kesinleşmiş ve haciz işlemlerine başlanmıştır.
Davacı, aleyhindeki icra takibinden sonra menfi tespit davası açmış olup, bu dava neticesinde davacının davalı bankaya olan borcu belirlenerek mahkeme kararı kesinleşmiştir.
Bu arada icrai işlemlerin devam etmesi nedeniyle davacıya ait iki evin ½ hissesi ile bir arsası ve fabrika binası haczedilerek ihale neticesinde borcuna mahsuben davalı ... tarafından 08.09.2000 tarihinde satın alınmıştır.
Davacı, 18.06.2004 tarihinde açtığı bu dava ile, menfi tespit davası neticesinde belirlenen borcunun icrada yapılan haciz ve satışlarla karşılandığını ileri sürerek, borcunun ödenmiş olması karşısında fabrika binası ve müştemilatının aynen iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı, iddiasına dayanak olarak İİK'nun 40. maddesi ile 72. maddesine dayanmış ise de, mahkemece de isabetli olarak belirlendiği üzere, İİK'nun 40. maddesinde düzenlenmiş bulunan icranın iadesine ilişkin müessese ancak ilamlı icra takiplerine özgü bir yol olup, somut olayda kambiyo senedine dayalı icra takibi söz konusu olduğundan anılan maddenin uygulama alanı bulunmamaktadır.
İİK'nun 72. maddeye dayalı istirdat davası yönünden ise, somut olayda davacının malı haczedilip satılmış ve tapu kaydı davalı üzerine intikal etmiş olması nedeniyle davacıya para olarak iade edilecek bir miktar bulunmadığı gibi davacının da bu davadaki talebi haciz yolu ile satılan taşınmazının aynen iadesine yöneliktir.
HUMK'nun 74.maddesine göre Hakim, her iki tarafın iddia ve savunmaları ile bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye hükmedemez. Davacı, yargılamanın başından itibaren aynen iade isteminde ısrar etmiş olduğu ve bedele yönelik bir talebi de bulunmadığı halde mahkemece bu talebi yerine bedele karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerektiği gibi, davacı vekili, 08.10.2007 tarihli dilekçesinde aynen iadeye karar verilmeyecek ise davanın ıslahı konusunda kendilerine süre verilmesini de talep etmiş olmasına rağmen bu talebinin de değerlendirilmemesi doğru görülmemiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1127 E. 2023/4312 K.
Ortak:istirdat davası · temlik · kefil · istirdat · haciz · harç · menfi tespit · cy/cy kaydı
İncelediğiniz kararda… ddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, İİK'nun 40. maddesinde düzenlenen icranın iadesine yönelik düzenlemenin sadece «ilamlı icra» takiplerine özgü olup, «kambiyo senetlerine mahsus takipler» açısından uygulanmasının mümkün olmadığı, kaldı ki İİK'nun 40. maddesinin hükme hacet kalmaksızın İcra Müdürlüğünce resen uygulanması gerektiği, «istirdat» davasında ise borçlu olunmayan, ancak icra takibinde ödenen paranın geri ödenmesinin konu edilebileceği, icra takibi neticesinde borçlu mallarının haczedilmesi ve satılması suretiyle elde edilen paranın ve «harç» giderlerin, faizin talep edilebileceği ancak icra takibinde satışı yapılan malın iadesinin talep edilemeyeceğinin yasa hükmü olduğu, mahkemenin 2002/233-1077 sayılı dosyasında; davacının sadece 509.553 Fransız Frangı tutarında (21.335,50 YTL) borçlu olduğunun belirlendiği, kendisinden borçlu olmadığı 50.944,50 YTL'nın ihale tarihi olan 08.09.2000 tarihinden itibaren tahsil edilmesi nedeniyle bu miktarın iadesini talep edilebileceği, «temlik» alanların taşınmazların kayden sahibi olmayıp, «menfi tespit» davasında taraf olmadıkları ve paranında tahsilini yapmadıkları için «husumetleri» olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüyle, 50.944,50 YTL tazminat karşılığı paranın 28.01.2001 tarihli kararın kesinleşme tarihinden itibaren 4489 sayılı yas …
İİK'nun 72. maddeye dayalı «istirdat davası» yönünden ise, somut olayda davacının malı haczedilip satılmış ve tapu «kaydı» davalı üzerine intikal etmiş olması nedeniyle davacıya para olarak iade edilecek bir miktar bulunmadığı gibi davacının da bu davadaki talebi «haciz» yolu ile satılan taşınmazının aynen iadesine yöneliktir.
Kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı «kefil» aleyhine «kambiyo senedine» dayalı olarak başlatılan icra takibine davacının itiraz etmemesi üzerine takip kesinleşmiş ve «haciz» işlemlerine başlanmıştır.
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğünün 2008/120 E. sayılı dosyası üzerinden takibe geçmesi «sebebi» ile uğradığını iddia ettiği zararın bu «davanın konusu» olmadığını, «temlik» alan kişinin, bu davada taraf da olmadığını, Mahkemenin 23.02.2009 tarihli tensibi ile davacı tarafa «maddi tazminat» talebinin açıklanmasına karar verilmiş ise de, bu açıklamanın on günlük «kesin süre» içerisinde yapılmadığı gibi açıklama içeriğinin «müddeabihin» miktarına ilişkin olmadığını, talep sonucunun genişletilmesine «muvafakat» de edilmediğini, davanın kısmi dava olarak açıldığını, bilirkişi raporunda da gayrimenkullerin değerleri değil, «cebri icra» ile satış tarihlerindeki kesinleşmiş «kıymet takdiri» tutarı ile taşınmazların 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (2004 sayılı Kanun) hükümleri muvacehesinde satış bedelleri arasındaki farklarının esas alındığını ve toplam 45.066.50 TL maddi zarar tespit edildiğini, itirazları mahfuz kalmak «kaydı» ile Mahkeme tarafından da bu bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulduğunu, esasen bilirkişi raporu ile de tespit edilen tutarın, dava değerinden düşük kaldığı için harcı alınmayan talep yönünden esas hakkında hüküm tesisinin söz konusu olmadığını, davacının talebinde birikmiş faiz veya hükmolunacak tazminata faiz uygulanması talebinin de olmadığını, bozma ilamında kabul edilenin aksine davacının da kusurlu olduğunu, haksız uygulanan «haciz» olmadığını, her halde manevi tazminat talep edilebilmesi/ hükmolunabilmesi için «kötü niyet» veya «ağır kusurun» varlığı gerektiğini belirterek bozma ilamının kaldırılmasına ve temyiz itirazları doğrultusunda hükmün bozulmasını istemiştir.
… 000.-TL manevi tazminat yanında, haksız takip nedeniyle davalı tarafından alacağa mahsuben alınan gayrimenkullerin değerinin hesaplanarak davalının işbu bedel kadar «maddi tazminata» mahkum edilmesini istemiş, mahkemece talebin açıklanması hususunda süre verilmesi üzerine de 16.03.2009 «havale» tarihli dilekçesinde alacağa mahsuben satın alınan gayrimenkullerin kıymet taktiri bedelleriyle satın alma bedelleri arasındaki farkın 91.333.-TL olduğunu, bu doğrultuda 91.333.-TL zararın doğduğunu, ayrıca dava dışı «temlik» alacaklısının İzmir 14.
Demirkaya’ya «temlik» işlemi gerçekleştirildiğini, müvekkilinin bir de bu dosya için ödeme yapmak zorunda kaldığını ileri sürmüş, buna ilişkin takip dosya numarasını da bildirmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kıymet takdiri · cebri icra · müddeabih · dosyanın işlemden kaldırılması · kefalet limiti · ağır kusur · işlemden kaldırma · davanın konusu
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğünün 2008/120 E. sayılı dosyası üzerinden takibe geçmesi «sebebi» ile uğradığını iddia ettiği zararın bu «davanın konusu» olmadığını, «temlik» alan kişinin, bu davada taraf da olmadığını, Mahkemenin 23.02.2009 tarihli tensibi ile davacı tarafa «maddi tazminat» talebinin açıklanmasına karar verilmiş ise de, bu açıklamanın on günlük «kesin süre» içerisinde yapılmadığı gibi açıklama içeriğinin «müddeabihin» miktarına ilişkin olmadığını, talep sonucunun genişletilmesine «muvafakat» de edilmediğini, davanın kısmi dava olarak açıldığını, bilirkişi raporunda da gayrimenkullerin değerleri değil, «cebri icra» ile satış tarihlerindeki kesinleşmiş «kıymet takdiri» tutarı ile taşınmazların 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (2004 sayılı Kanun) hükümleri muvacehesinde satış bedelleri arasındaki farklarının esas alındığını ve toplam 45.066.50 TL maddi zarar tespit edildiğini, itirazları mahfuz kalmak «kaydı» ile Mahkeme tarafından da bu bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulduğunu, esasen bilirkişi raporu ile de tespit edilen tutarın, dava değerinden düşük kaldığı için harcı alınmayan talep yönünden esas hakkında hüküm tesisinin söz konusu olmadığını, davacının talebinde birikmiş faiz veya hükmolunacak tazminata faiz uygulanması talebinin de olmadığını, bozma ilamında kabul edilenin aksine davacının da kusurlu olduğunu, haksız uygulanan «haciz» olmadığını, her halde manevi tazminat talep edilebilmesi/ hükmolunabilmesi için «kötü niyet» veya «ağır kusurun» varlığı gerektiğini belirterek bozma ilamının kaldırılmasına ve temyiz itirazları doğrultusunda hükmün bozulmasını istemiştir.
… harcın yatırılması için gelecek celseye kadar süre verilmesi, bu süre içinde harcın yatırılması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması, yatırılmadığı takdirde «dosyanın işlemden kaldırılması» gerekirken harcı alınmayan talep yönünden esas hakkında hüküm tesisi doğru olmamış, kararın re'sen bozulmasını gerektirmiştir.
3-Gayrimenkullerin değerinin altında bir tutarla satın alınması sebebiyle talep edilen tazminat yönünden mahkemenin kabulüne göre; kesinleşen mahkeme kararlarına göre davalı Banka, davalının «kefaletine» binaen verdiği senedi «kefalet limitinin» üstünde doldurup takibe koymuş ve davalının taşınmazlarını fazla miktar üzerinden doldurulan senetteki alacağa mahsuben satın almıştır.
Fabrikanın haczedilip «cebri icra» yoluyla alacağa mahsuben satın alınmasının davacının itibarını zedeleyeceği değerlendirilip «hakkaniyete» uygun bir miktar manevi tazminat takdiri gerekirken manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi de yerinde olmamıştır..." gerekçesiyle (1) numaralı bentte aç …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/5738 E. 2013/12738 K.
Ortak:menfi tespit davası · tespit davası · kefil · ıslah · kredi sözleşmesi · menfi tespit · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaDavacı, aleyhindeki icra takibinden sonra «menfi tespit davası» açmış olup, bu dava neticesinde davacının davalı bankaya olan borcu belirlenerek mahkeme kararı kesinleşmiştir.
Davacı, 18.06.2004 tarihinde açtığı bu dava ile, «menfi tespit davası» neticesinde belirlenen borcunun icrada yapılan «haciz» ve satışlarla karşılandığını ileri sürerek, borcunun ödenmiş olması karşısında fabrika binası ve müştemilatının aynen iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
… ddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, İİK'nun 40. maddesinde düzenlenen icranın iadesine yönelik düzenlemenin sadece «ilamlı icra» takiplerine özgü olup, «kambiyo senetlerine mahsus takipler» açısından uygulanmasının mümkün olmadığı, kaldı ki İİK'nun 40. maddesinin hükme hacet kalmaksızın İcra Müdürlüğünce resen uygulanması gerektiği, «istirdat» davasında ise borçlu olunmayan, ancak icra takibinde ödenen paranın geri ödenmesinin konu edilebileceği, icra takibi neticesinde borçlu mallarının haczedilmesi ve satılması suretiyle elde edilen paranın ve «harç» giderlerin, faizin talep edilebileceği ancak icra takibinde satışı yapılan malın iadesinin talep edilemeyeceğinin yasa hükmü olduğu, mahkemenin 2002/233-1077 sayılı dosyasında; davacının sadece 509.553 Fransız Frangı tutarında (21.335,50 YTL) borçlu olduğunun belirlendiği, kendisinden borçlu olmadığı 50.944,50 YTL'nın ihale tarihi olan 08.09.2000 tarihinden itibaren tahsil edilmesi nedeniyle bu miktarın iadesini talep edilebileceği, «temlik» alanların taşınmazların kayden sahibi olmayıp, «menfi tespit» davasında taraf olmadıkları ve paranında tahsilini yapmadıkları için «husumetleri» olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüyle, 50.944,50 YTL tazminat karşılığı paranın 28.01.2001 tarihli kararın kesinleşme tarihinden itibaren 4489 sayılı yas …
Benzer bu karardaGiyim San. arasında «kredi sözleşmesi» imzalandığını, bu sözleşmeleri davacının «müşterek borçlu-müteselsil kefil» olarak imzaladığını, ayrıca krediye «teminat» olması içinde açığa atılı boş senet alındığını, borcun ödenmemesi üzerine davacı hakkında açığa imzalı senedin doldurulup takibe koyulduğunu, müvekkili hakkındaki icra takibine karşı «menfi tespit davası» açılarak sonuçta davacının davalı bankaya 509.000 Fransız Frangı borçlu olduğunun tespitine karar verildiğini, bu arada icra müdürlüğünde işlemlere devam edilerek …
… lmesine ilişkin kararı, Dairemizce bozulmuş, mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra, iddia, savunma, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamına göre, bozma ilamı ve «ıslah» dilekçesi nazara alınarak davacının davalı ... aleyhine açmış olduğu davanın kısmen kabulüne, 50.944,50 TL tazminat karşılığı paranın 28/01/2005 tarihinden itibaren faiziyle birlikte bu davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istem ve sair taleplerin reddine, diğer davalılar hakkındaki davanın «husumet» nedeniyle reddine dair tesis edilen karar, davalı ... vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce onanmıştır.
Davalı ... vekili, taşınmazların yapılan takipler neticesinde alacağa mahsuben satın alındığını, davacının «genel kredi sözleşmesine» istinaden sorumlu olduğu tutarın ödenip ödenmediği noktasında davanın düğümlendiğini, davacının 22.04.1998 tarihi itibarıyla borcunun 20.921,50 YTL olduğunu, bu durumda davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:müşterek borçlu müteselsil kefil · müteselsil kefil · genel kredi sözleşmesi · teminat
Benzer bu karardaGiyim San. arasında «kredi sözleşmesi» imzalandığını, bu sözleşmeleri davacının «müşterek borçlu-müteselsil kefil» olarak imzaladığını, ayrıca krediye «teminat» olması içinde açığa atılı boş senet alındığını, borcun ödenmemesi üzerine davacı hakkında açığa imzalı senedin doldurulup takibe koyulduğunu, müvekkili hakkındaki icra takibine karşı «menfi tespit davası» açılarak sonuçta davacının davalı bankaya 509.000 Fransız Frangı borçlu olduğunun tespitine karar verildiğini, bu arada icra müdürlüğünde işlemlere devam edilerek …
Davalı ... vekili, taşınmazların yapılan takipler neticesinde alacağa mahsuben satın alındığını, davacının «genel kredi sözleşmesine» istinaden sorumlu olduğu tutarın ödenip ödenmediği noktasında davanın düğümlendiğini, davacının 22.04.1998 tarihi itibarıyla borcunun 20.921,50 YTL olduğunu, bu durumda davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2008/9408 E. , 2010/402 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
Taraflar arasında görülen davada İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 09.10.2007 tarih ve 2004/537 - 2007/556 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalı ... vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Milli Aydın Bankası-Tarişbank ile ...Giyim San. arasında kredi sözleşmesi imzalandığını, bu sözleşmeleri davacının müşterek borçlu-müteselsil kefil olarak imzaladığını, ayrıca krediye teminat olması içinde açığa atılı boş senet alındığını, borcun ödenmemesi üzerine davacı hakkında açığa imzalı senedin doldurulup takibe koyulduğunu, müvekkili hakkındaki icra takibine karşı menfi tespit davası açılarak sonuçta davacının davalı bankaya 509.000 Fransız Frangı borçlu olduğunun tespitine karar verildiğini, bu arada icra müdürülüğünde işlemlere devam edilerek davacıya ait iki evin 1/2 payıyla bir arsanın satışının yapıldığını, bu taşınmazların halen dava tarihinde ... bünyesinde bulunduğunu ileri sürerek, İİK'nun 40 maddesi ve gerekse 72/I, II, III, IV, V maddeleri gereğince icranın eski hale iadesiyle borcun ödenmesi karşılığında arsa, fabrika binası ve müştemilatının iadesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili, taşınmazların yapılan takipler neticesinde alacağa mahsuben satın alındığını, davacının genel kredi sözleşmesine istinaden sorumlu olduğu tutarın ödenip ödenmediği noktasında davanın düğümlendiğini, davacının 22.04.1998 tarihi itibarıyla borcunun 20.921,50 YTL olduğunu, bu durumda davanın reddi gerektiğini savunmuştur.
... takibe konu alacağını RCT Varlık Yönetim A.Ş.' ye 28.02.2006 tarihinde temlik etmiş, taşınmazlar halen ... üzerine kayıtlı olarak tutulmuştur.
RCT Varlık Yönetim A.Ş.'de 18.05.2007 tarihli sözleşmeyle Tarişbank ile ...Giyim San. Tic.-Oktay Tabak arasında imzalanan sözleşmeden kaynaklanan ve davacınında kefalet borcu nedeniyle dahil olduğu alacak ... isimli kişiye temlik etmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosyadaki belgelere göre, benimsenen bilirkişi raporu doğrultusunda, İİK'nun 40. maddesinde düzenlenen icranın iadesine yönelik düzenlemenin sadece ilamlı icra takiplerine özgü olup, kambiyo senetlerine mahsus takipler açısından uygulanmasının mümkün olmadığı, kaldı ki İİK'nun 40. maddesinin hükme hacet kalmaksızın İcra Müdürlüğünce resen uygulanması gerektiği, istirdat davasında ise borçlu olunmayan, ancak icra takibinde ödenen paranın geri ödenmesinin konu edilebileceği, icra takibi neticesinde borçlu mallarının haczedilmesi ve satılması suretiyle elde edilen paranın ve harç giderlerin, faizin talep edilebileceği ancak icra takibinde satışı yapılan malın iadesinin talep edilemeyeceğinin yasa hükmü olduğu, mahkemenin 2002/233-1077 sayılı dosyasında;
davacının sadece 509.553 Fransız Frangı tutarında (21.335,50 YTL) borçlu olduğunun belirlendiği, kendisinden borçlu olmadığı 50.944,50 YTL'nın ihale tarihi olan 08.09.2000 tarihinden itibaren tahsil edilmesi nedeniyle bu miktarın iadesini talep edilebileceği, temlik alanların taşınmazların kayden sahibi olmayıp, menfi tespit davasında taraf olmadıkları ve paranında tahsilini yapmadıkları için husumetleri olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüyle, 50.944,50 YTL tazminat karşılığı paranın 28.01.2001 tarihli kararın kesinleşme tarihinden itibaren 4489 sayılı yasanın 1/2 bendindeki faiz oranı uygulanmak suretiyle davalı ...'den alınarak davacıya verilmesine, fazla ve diğer taleplerin reddi ile temlik alanlar hakkındaki davanın husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili ile davalı ... vekili temyiz etmiştir.
1-Davacı, dava dışı firmanın davalı banka ile yaptığı kredi sözleşmesinde kefil sıfatı ile yer almış olup, bunun yanında bir adet bono düzenlemek suretiyle davalı bankaya vermiştir. Kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı kefil aleyhine kambiyo senedine dayalı olarak başlatılan icra takibine davacının itiraz etmemesi üzerine takip kesinleşmiş ve haciz işlemlerine başlanmıştır.
Davacı, aleyhindeki icra takibinden sonra menfi tespit davası açmış olup, bu dava neticesinde davacının davalı bankaya olan borcu belirlenerek mahkeme kararı kesinleşmiştir.
Bu arada icrai işlemlerin devam etmesi nedeniyle davacıya ait iki evin ½ hissesi ile bir arsası ve fabrika binası haczedilerek ihale neticesinde borcuna mahsuben davalı ... tarafından 08.09.2000 tarihinde satın alınmıştır.
Davacı, 18.06.2004 tarihinde açtığı bu dava ile, menfi tespit davası neticesinde belirlenen borcunun icrada yapılan haciz ve satışlarla karşılandığını ileri sürerek, borcunun ödenmiş olması karşısında fabrika binası ve müştemilatının aynen iadesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı, iddiasına dayanak olarak İİK'nun 40. maddesi ile 72. maddesine dayanmış ise de, mahkemece de isabetli olarak belirlendiği üzere, İİK'nun 40. maddesinde düzenlenmiş bulunan icranın iadesine ilişkin müessese ancak ilamlı icra takiplerine özgü bir yol olup, somut olayda kambiyo senedine dayalı icra takibi söz konusu olduğundan anılan maddenin uygulama alanı bulunmamaktadır.
İİK'nun 72. maddeye dayalı istirdat davası yönünden ise, somut olayda davacının malı haczedilip satılmış ve tapu kaydı davalı üzerine intikal etmiş olması nedeniyle davacıya para olarak iade edilecek bir miktar bulunmadığı gibi davacının da bu davadaki talebi haciz yolu ile satılan taşınmazının aynen iadesine yöneliktir.
HUMK'nun 74.maddesine göre Hakim, her iki tarafın iddia ve savunmaları ile bağlı olup, ondan fazlasına veya başka bir şeye hükmedemez. Davacı, yargılamanın başından itibaren aynen iade isteminde ısrar etmiş olduğu ve bedele yönelik bir talebi de bulunmadığı halde mahkemece bu talebi yerine bedele karar verilmesi doğru görülmemiş, bu nedenle kararın bozulması gerektiği gibi, davacı vekili, 08.10.2007 tarihli dilekçesinde aynen iadeye karar verilmeyecek ise davanın ıslahı konusunda kendilerine süre verilmesini de talep etmiş olmasına rağmen bu talebinin de değerlendirilmemesi doğru görülmemiştir.
2-Bozma sebep ve şekline göre davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.
SONUÇ
Yukarıda 1 numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalılar vekilinin temyiz itirazının kabulü ile kararın BOZULMASINA, 2 numaralı bentte açıklana nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz eden davacıya iadesine, davalı ... harçtan muaf olduğundan harç alınmasına mahal olmadığına, 18.01.2010 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1008460300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz