Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/13776 E. 2017/1818 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
alacak davası↗ içtihadı birleştirme kararı↗ tebligat↗ zamanaşımı↗ kesin hüküm↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davalı nezdinde davacıya ait mevduat hesaplarının zamanaşımına uğraması için davalı Banka'nın davacıya tebligatta bulunması gerektiği, davalı Banka tarafından tebligat yükümlülüğünün yerine getirilmediği, mevduatların açıldığı tarih itibariyle ve dava tarihi esas alınmak suretiyle karşılıklarının hesaplandığı gerekçesiyle 15,16 TL'nin davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili ile davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK 21/07/2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı kanun ile değişik 427/2 maddesi hükmüne göre, miktar veya değeri 1.000,00 TL'yi geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesindir. Bu miktar karar tarihi olan 24/03/2015 tarihi itibariyle 1.890,00 TL'dir. Davacı dava dilekçesinde 1028 Alman Markı ile 10.112 Fransız Frangının işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, mahkeme 15,16 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar vermiştir.
Davalı vekilince yerel mahkeme kararının davanın kabulüne yönelik kesimi bakımından temyiz isteminde bulunulmuş olup temyiz istemine konu edilen miktar yukarıda anılan madde hükmüne göre temyiz sınırının altında kalmaktadır. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kurulu kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden, mümeyyiz davalı vekilinin temyiz isteminin mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı, hesabındaki Alman Markı ile Fransız Frangı mevduatının TL karşılığını tahsilini talep etmiştir. Tedavülden kalkmış Alman Markı ile Fransız Frangı mevduatının tahsili talep edildiğine göre öncelikle Avrupa Birliğinde Euro'nun tedavüle girdiği tarih itibariyle mevduatın Euro karşılığı hesaplanıp daha sonra dava tarihi itibarıyla Euro kuru üzerinden TL karşılığı hesaplanarak alacak olarak belirlenmesi gerekirken , paranın hesaba yatırıldığı tarihteki Fransız Frangı ve Alman Markı kur karşılığında alacağın hesaplanması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1127 E. 2023/4312 K.
Ortak:kesin hüküm
İncelediğiniz karardaKesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kurulu kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden, mümeyyiz davalı vekilinin temyiz isteminin mahkeme hükmünün «kesin» olması nedeniyle miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğünün 2008/120 E. sayılı dosyası üzerinden takibe geçmesi «sebebi» ile uğradığını iddia ettiği zararın bu «davanın konusu» olmadığını, «temlik» alan kişinin, bu davada taraf da olmadığını, Mahkemenin 23.02.2009 tarihli tensibi ile davacı tarafa «maddi tazminat» talebinin açıklanmasına karar verilmiş ise de, bu açıklamanın on günlük «kesin süre» içerisinde yapılmadığı gibi açıklama içeriğinin «müddeabihin» miktarına ilişkin olmadığını, talep sonucunun genişletilmesine «muvafakat» de edilmediğini, davanın kısmi dava olarak açıldığını, bilirkişi raporunda da gayrimenkullerin değerleri değil, «cebri icra» ile satış tarihlerindeki kesinleşmiş «kıymet takdiri» tutarı ile taşınmazların 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (2004 sayılı Kanun) hükümleri muvacehesinde satış bedelleri arasındaki farklarının esas alındığını ve toplam 45.066.50 TL maddi zarar tespit edildiğini, itirazları mahfuz kalmak «kaydı» ile Mahkeme tarafından da bu bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulduğunu, esasen bilirkişi raporu ile de tespit edilen tutarın, dava değerinden düşük kaldığı için harcı alınmayan talep yönünden esas hakkında hüküm tesisinin söz konusu olmadığını, davacının talebinde birikmiş faiz veya hükmolunacak tazminata faiz uygulanması talebinin de olmadığını, bozma ilamında kabul edilenin aksine davacının da kusurlu olduğunu, haksız uygulanan «haciz» olmadığını, her halde manevi tazminat talep edilebilmesi/ hükmolunabilmesi için «kötü niyet» veya «ağır kusurun» varlığı gerektiğini belirterek bozma ilamının kaldırılmasına ve temyiz itirazları doğrultusunda hükmün bozulmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kıymet takdiri · cebri icra · müddeabih · dosyanın işlemden kaldırılması · kefalet limiti · ağır kusur · işlemden kaldırma · davanın konusu
Benzer bu karardaİcra Müdürlüğünün 2008/120 E. sayılı dosyası üzerinden takibe geçmesi «sebebi» ile uğradığını iddia ettiği zararın bu «davanın konusu» olmadığını, «temlik» alan kişinin, bu davada taraf da olmadığını, Mahkemenin 23.02.2009 tarihli tensibi ile davacı tarafa «maddi tazminat» talebinin açıklanmasına karar verilmiş ise de, bu açıklamanın on günlük «kesin süre» içerisinde yapılmadığı gibi açıklama içeriğinin «müddeabihin» miktarına ilişkin olmadığını, talep sonucunun genişletilmesine «muvafakat» de edilmediğini, davanın kısmi dava olarak açıldığını, bilirkişi raporunda da gayrimenkullerin değerleri değil, «cebri icra» ile satış tarihlerindeki kesinleşmiş «kıymet takdiri» tutarı ile taşınmazların 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (2004 sayılı Kanun) hükümleri muvacehesinde satış bedelleri arasındaki farklarının esas alındığını ve toplam 45.066.50 TL maddi zarar tespit edildiğini, itirazları mahfuz kalmak «kaydı» ile Mahkeme tarafından da bu bilirkişi raporu esas alınarak hüküm kurulduğunu, esasen bilirkişi raporu ile de tespit edilen tutarın, dava değerinden düşük kaldığı için harcı alınmayan talep yönünden esas hakkında hüküm tesisinin söz konusu olmadığını, davacının talebinde birikmiş faiz veya hükmolunacak tazminata faiz uygulanması talebinin de olmadığını, bozma ilamında kabul edilenin aksine davacının da kusurlu olduğunu, haksız uygulanan «haciz» olmadığını, her halde manevi tazminat talep edilebilmesi/ hükmolunabilmesi için «kötü niyet» veya «ağır kusurun» varlığı gerektiğini belirterek bozma ilamının kaldırılmasına ve temyiz itirazları doğrultusunda hükmün bozulmasını istemiştir.
… harcın yatırılması için gelecek celseye kadar süre verilmesi, bu süre içinde harcın yatırılması halinde yargılamaya devamla hüküm kurulması, yatırılmadığı takdirde «dosyanın işlemden kaldırılması» gerekirken harcı alınmayan talep yönünden esas hakkında hüküm tesisi doğru olmamış, kararın re'sen bozulmasını gerektirmiştir.
3-Gayrimenkullerin değerinin altında bir tutarla satın alınması sebebiyle talep edilen tazminat yönünden mahkemenin kabulüne göre; kesinleşen mahkeme kararlarına göre davalı Banka, davalının «kefaletine» binaen verdiği senedi «kefalet limitinin» üstünde doldurup takibe koymuş ve davalının taşınmazlarını fazla miktar üzerinden doldurulan senetteki alacağa mahsuben satın almıştır.
Fabrikanın haczedilip «cebri icra» yoluyla alacağa mahsuben satın alınmasının davacının itibarını zedeleyeceği değerlendirilip «hakkaniyete» uygun bir miktar manevi tazminat takdiri gerekirken manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesi de yerinde olmamıştır..." gerekçesiyle (1) numaralı bentte aç …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9960 E. 2014/19296 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kur farkı · temerrüt · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda… e yurtdışında faizlerin düştüğü bir dönemde ekonomik gerekçelere dayanmadığı ve bu nedenle iyi niyet kurallarına aykırı olduğu, ancak dövize endeksli kredilerde tüm «kur farklarının» müşterilere ait bulunduğu ve taraflar arasındaki sözleşmenin 17. maddesi uyarınca da davacının kur oranlarının kredi kullanma tarihindeki oran üzerinden sabitlenmesi talebinin yerinde olmadığı gerekçesiyle, asıl davada davanın kısmen kabulü ile 15.02.2009 - 15.01.2010 dönemi aylık taksidin (26.055,38) İsviçre Frangı, 15.01.2010 tarihinden 15.01.2013 «son» takside kadar (26.726,40) İsviçre Frangı olarak ödenmesi ve sözleşmenin bu şekilde uyarlanması gerektiğinin tespitine, birleşen ilk davanın kısmen kabulü ile (27.315,79) TL'nin, birleşen ikinci davanın kısmen kabulü ile (8.655,98) TL'nin «temerrüt» faiziyle birlikte davalıdan tahsiline dair tesis edilen karar, davalı vekilinin temyizi üzerine, Dairemizce ilamda belirtilen nedenlerle bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/2549 E. 2013/19330 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ispat yükü
Benzer bu kararda… e göre 10 yılı geçen arşiv kayıtlarının imha edilmesi nedeniyle 11 yıl önceki ödemeleri ilişkin belgenin gönderilemediği belirtildiği, araştırılan ödemelere ilişkin «ispat yükünün» davalı bankada olduğu, davalı bankanın da ödeme dekontlarını sunamadığı, davalı bankanın anılan ödemelerin davacı tarafa yapıldığını ispatlayamadığı gerekçesiyle, …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/13776 E. , 2017/1818 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ...
9. Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 24/03/2015 tarih ve 2012/444-2015/121 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi davacı vekili ile davalı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, Fransa ülkesinde ikamet eden müvekkilinin davalı Bankanın ... Şubesinde Fransız Frankı cinsinden 1015 numaralı, 17/09/1987 vadeli 10.112 Fransız Frankı ve Alman Markı cinsinden 1007 numaralı 01/09/1987 vadeli, 1028 DM döviz tevdiat hesabı açtırdığını, daha sonra tekrar yurtdışına döndüğünü, işlemin yoğunluğu nedeniyle Türkiye'ye uzun süre gelemediğini, Türkiye'ye döndüğünde parasını çekmek için banka şubesine gittiğini, banka şubesinin banka mevduatının 10 yıl geçmesi nedeniyle zamanaşımına uğradığı, tutarların Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonuna devredildiğini belirterek mevduatı iade etmedikleri, davalı bankanın yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davalı Bankanın müvekkiline bildirimde bulunmadığını ileri sürerek zamanaşımı nedeniyle ...'ye devredilen 10.112 Fransız Frankı ile 1028 Alman Markının yatırıldığı tarihten itibaren işleyecek ticari faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili, bankanın davacıya ödeme yaptığını, 10 sene geçtikten sonra ödeme dekontlarını saklama yükümlülüğü bulunmadığı, aksi düşünülürse aradan uzun yıllar geçmesine rağmen dekontları saklama yükümlülüğünün banka aleyhine sonuç doğacağını ileri sürerek davanın reddini istemiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamına göre; davalı nezdinde davacıya ait mevduat hesaplarının zamanaşımına uğraması için davalı Banka'nın davacıya tebligatta bulunması gerektiği, davalı Banka tarafından tebligat yükümlülüğünün yerine getirilmediği, mevduatların açıldığı tarih itibariyle ve dava tarihi esas alınmak suretiyle karşılıklarının hesaplandığı gerekçesiyle 15,16 TL'nin davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar verilmiştir.
Kararı davacı vekili ile davalı vekili temyiz etmiştir.
1- Karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK 21/07/2004 tarihinde yürürlüğe giren 5219 sayılı kanun ile değişik 427/2 maddesi hükmüne göre, miktar veya değeri 1.000,00 TL'yi geçmeyen taşınır mal ve alacak davalarına ilişkin nihai kararlar kesindir. Bu miktar karar tarihi olan 24/03/2015 tarihi itibariyle 1.890,00 TL'dir. Davacı dava dilekçesinde 1028 Alman Markı ile 10.112 Fransız Frangının işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş, mahkeme 15,16 TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin taleplerin reddine karar vermiştir.
Davalı vekilince yerel mahkeme kararının davanın kabulüne yönelik kesimi bakımından temyiz isteminde bulunulmuş olup temyiz istemine konu edilen miktar yukarıda anılan madde hükmüne göre temyiz sınırının altında kalmaktadır. Kesin olan kararların temyiz istemleri hakkında mahkemece bir karar verilebileceği gibi 01.06.1990 gün 3/4 sayılı İçtihadı Birleştirme Kurulu kararı uyarınca Yargıtay tarafından da temyiz isteminin reddine karar verilebileceğinden, mümeyyiz davalı vekilinin temyiz isteminin mahkeme hükmünün kesin olması nedeniyle miktardan reddine karar vermek gerekmiştir.
2- Davacı, hesabındaki Alman Markı ile Fransız Frangı mevduatının TL karşılığını tahsilini talep etmiştir. Tedavülden kalkmış Alman Markı ile Fransız Frangı mevduatının tahsili talep edildiğine göre öncelikle Avrupa Birliğinde Euro'nun tedavüle girdiği tarih itibariyle mevduatın Euro karşılığı hesaplanıp daha sonra dava tarihi itibarıyla Euro kuru üzerinden TL karşılığı hesaplanarak alacak olarak belirlenmesi gerekirken , paranın hesaba yatırıldığı tarihteki Fransız Frangı ve Alman Markı kur karşılığında alacağın hesaplanması doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz isteminin miktardan REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA,ödedikleri peşin temyiz harcın istekleri halinde temyiz edenlere iadesine, 27.03.2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/357717600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz