Kayyım atanması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/148 E. 2023/3387 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
yönetim kurulunun görevden alınması↗ bağlılık yükümü↗ özen ve bağlılık yükümü↗ organ boşluğu↗ ihtiyati tedbirin kaldırılması↗ kayyum atanması↗ tedbirin kaldırılması↗ aile şirketi↗ kayyım tayini↗ azil↗ temsil yetkisi↗ hükmün kesinleşmesi↗ yönetici sorumluluğu↗ kayyım atanması↗ haklı sebep↗ ortaklık sözleşmesi↗ şirketin feshi↗ kayyım↗ kar payı↗ malvarlığına ilişkin dava↗ sözleşmeden doğan dava↗ bedelsizlik↗ şirket zararı↗ ihtiyati tedbir↗ anonim şirket↗ kâr dağıtımı↗ kâr payı↗ esastan ret↗ yetki↗ ek tasfiye↗ yönetim kurulu kararı↗ ihtarname↗ yetkisizlik kararı↗ yükleten (shipper)↗ temsil↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Kozaklı Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/31 E, 2021/147 K.
Taraflar arasındaki şirkete kayyım atanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin akrabalardan oluşan bir aile şirketi olduğunu, şirketin geçmişten bu güne kadar bir çok problemler yaşadığını, amatörce yönetilmesi nedeniyle şirketin her geçen gün daha kötü bir hale geldiğini, davalı şirketin yönetim kurulu başkanı ... , üyelerinin ise ... ve ... olduğunu, davalı şirket tarafından tutulan defterlerin gerçeği yansıtmadığını, bu durumunda ortakların zararına olduğunu, ileriye dönük riskler taşıdığını, telafisi mümkün olmayan zararlara neden olacağını, davalı şirketin bir çok usulsüz işlemlerinin bulunduğunu, bunun yanı sıra kaçak yabancı işçiler çalıştırdığını, şirketin adına (envanterinde) kayıtlı taşınır ve taşınmazlar bulunduğunu, dava konusu taşınır ve taşınmazın son zamanlarda bir kısmının her hangi bir karşılık olmaksızın yakın akrabalara devredildiğini, davalı şirketin iyi yönetilmediğini ileri sürerek davalı şirket adına kayıtlı olan araçlar ile taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir konulmasına ve davalı şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin tüm ortaklarının kardeş, amca, yeğen ve kuzenlerden oluştuğunu, şirketin faaliyet sahasının genişlemesi ile şirket faaliyetlerinin aile içerisindeki ortaklar arasında gayri resmi olarak dağıtımına, belli ortakların şirket ana çatısı altında belli departmanları işletilmesine karar verildiğini, şirket ortakları arasında düzenlenen 15.04.2009 tarihli Yapı Sel İnşaat Turizm Sanayi Ticaret A.Ş. ile şirketin tasfiye edilmeden bir kısım mallarının hisseleri karşılığında ortaklara devredildiğini, tüm ortakların bu sözleşmeyi imzaladıklarını, 75.000,00 TL öz sermayeli şirketin 20.000.000,00 TL'yi aşkın bir mal varlığına sahip olduğunu, davacının kötü niyetli ve haksız olduğunu, şirketi zarara uğratmak amacı ile açılmış bir dava olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı kanun) 630 uncu maddesinde genel kurulun, müdürü veya müdürleri görevden alabileceği, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabileceği, her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağının düzenlendiğini, davalı şirkete kayyım tayinini gerektirecek bir durum olup olmadığı, kar zarar durumu ve öz sermaye, demirbaş , aktif, pasif artış ve azalış durumlarının tespiti amacıyla üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alındığı, bilirkişi raporunda şirketin taşınmaz ve taşınır mal varlığının değerlerinin tespitinin yapıldığı, davalı şirketin malvarlığının tespitine yönelik 2021/11 D. iş sayılı dosyası da değerlendirildiğinde davalı şirket açısından 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinde yer alan durumların somut olayda mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirket üzerinden bulunan mal varlıklarının şirket ortaklarına ve şirket ortaklarının çocuklarına bedelsiz olarak devredilmesinin şirketin açıkça zarara uğratıldığını gösterdiğini, dosya içerisindeki tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmeden bilirkişi raporunun alındığını, tapu çıktılarında şirkete ait taşınmaz malların usulsüz bir şekilde şirket ortakları ve ortakların çocuklarına aynı tarihte devir yapıldığının açıkça görüldüğünü, bilirkişi raporunda bu devirlerin hiçbirinin yer almadığını, bu taşınmazların devirleriyle ilgili ve aktif ve pasif tapu kayıtlarıyla ilgili hiçbir tespitin bulunmadığını, şirket bünyesinde resmi defterlerin yanında paralel defter tutulması olduğunu, şirket içerisinde müdür olan ... ...'in davacıya gönderdiği ihtarname ile şirkette tutulan resmi olmayan defterin teslimini davacıdan talep ettiğini, dava konusu şirketin yönetiminin hukuka aykırı olarak işletildiğini, şirketin yıllık karı belirlendikten sonra davacının payına düşen kar payı ödemesinin hiç yapılmadığını, uzun süre kar payı ödemesinin yapılmamış olmasının da şirket yönetiminin usulsüz temeller üzerine kurulduğunu açıkça gösterdiğini, davalı şirkete kayyum atanmasının açık bir zorunluluk olduğunu, şirket ortaklarının haklarının korunmasının başa bir yolla sağlanamayacağını, şirket tarafından yapılan iş ve işlemlerin davacıdan saklandığını ve davacıya hiçbir bilginin verilmediğini, şirket ortaklarına karşı şeffaf olma yükümlülüğünün gereklerinin yerine getirilmediğini beyan ederek mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece mevcut ihtiyati tedbirlerin karar kesinleşinceye kadar devamına karar verildiğini, davalı şirketin malvarlığı üzerindeki tüm ihtiyati tedbirlerin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanunu'nun 530 uncu maddesindeki düzenlemeye göre anonim şirketlerde şirketin kanunen gerekli organların birisinin eksik olması veya genel kurulun toplanamaması hallerinde ilgililerin mahkemeye müracaatı ile mahkeme tarafından şirketin durumunun kanuna uygun hale getirilmesi için gerekli işlemler düzenlenmiş olup, bu süre içerisinde durumun düzeltilememesi halinde mahkemece şirketin feshine karar verileceği, bu aşamada mahkemece şirkete durumun uygun hale getirilmesi için kayyım da tayin edilebileceği, 531 inci madde hükmünün de haklı sebeplerle feshinin düzenlendiğini, davacı vekilinin dava dilekçesindeki açıklamalarından şirkette genel kurulun yapılamaması veya şirket organlarından birinin eksikliğinin ileri sürülmediğini, davacı vekilince davalı şirket ortaklarının şirketi kendi insiyatifleri ve menfaatleri doğrultusunda yönetip davacıya bilgi verilmediğini, taraflar arasında iletişimsizliğin söz konusu olduğunu, bu durumun 6102 sayılı Kanun'un 357 nci maddesindeki eşit işlem ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, şirketin kötü yönetildiğini, yönetim kurulunun gerekli dikkat ve özeni göstermeksizin şirketi yönettiği iddiası ile kayyım atanmasını talep etmiş ise de, davacı tarafın iddialarının yönetim kurulunun kişisel sorumluluklarını gerektirmekte olup, kanunda belirtilmiş olan kayyım atanması için gerekli koşulların bu davada oluşmadığı, tüm bu sebeplerin şirkete kayyım atanması için haklı neden teşkil etmediği, haklı sebeplerin varlığı halinde şirketin feshinin istenebileceği, oysa bu hususta da açılmış bir dava olmadığı, davalı anonim şirkette organ boşluğu bulunmadığı, yönetim kurulunun görevden alınması, seçilmesinin şirketin genel kuruluna tanınmış bir yetki olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 364 üncü maddesi uyarınca yönetim kurulunu azil yetkisinin genel kurulun mutlak yetkilerinden olmasına göre eldeki davanın dinlenemeyeceği, asıl olanın şirketlerin ortakları tarafından alınan kararlar ile belirlenen yöneticiler tarafından yönetilmesi olduğu, mevcut yöneticilerin görevlerini gereği gibi yerine getirmiyor ve bu nedenle şirket zarara uğruyorsa zarara yolaçan yöneticinin şirkete ve dolayısıyla diğer ortaklara verdiği zararların tazmini için her zaman dava açılmasının mümkün olduğu, yöneticilerin sorumluluğu davasına konu olabilecek hususların tek başına şirkete kayyımı atanmasının gerekçesi olamayacağı, mahkeme tarafından davanın reddine ve hükmün kesinleşmesine kadar ihtiyati tedbirlerin devamı yönündeki kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü iitrazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirkete kayyım atanması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 530, 531 nci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 426 ıncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/696 E. 2014/3260 K.
Ortak:kayyım
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki şirkete «kayyım atanması» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin akrabalardan oluşan bir «aile şirketi» olduğunu, şirketin geçmişten bu güne kadar bir çok problemler yaşadığını, amatörce yönetilmesi nedeniyle şirketin her geçen gün daha kötü bir hale geldiğini, davalı şirketin «yönetim kurulu» başkanı ... , üyelerinin ise ... ve ... olduğunu, davalı şirket tarafından tutulan «defterlerin» gerçeği yansıtmadığını, bu durumunda ortakların zararına olduğunu, ileriye dönük riskler taşıdığını, telafisi mümkün olmayan zararlara neden olacağını, davalı şirketin bir çok usulsüz işlemlerinin bulunduğunu, bunun yanı sıra kaçak yabancı işçiler çalıştırdığını, şirketin adına (envanterinde) kayıtlı taşınır ve taşınmazlar bulunduğunu, dava konusu taşınır ve taşınmazın «son» zamanlarda bir kısmının her hangi bir karşılık olmaksızın yakın akrabalara devredildiğini, davalı şirketin iyi yönetilmediğini ileri sürerek davalı şirket adına kayıtlı olan araçlar ile taşınmazlar üzerine «ihtiyati tedbir» konulmasına ve davalı şirkete «kayyım atanmasına» karar verilmesini talep etmiştir.
… kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı kanun) 630 uncu maddesinde genel kurulun, müdürü veya müdürleri görevden alabileceği, yönetim hakkını ve «temsil» «yetkisini» sınırlayabileceği, her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve «temsil yetkilerinin» kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, yöneticinin, özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin «haklı sebep» olarak kabul olunacağının düzenlendiğini, davalı şirkete «kayyım tayinini» gerektirecek bir durum olup olmadığı, kar zarar durumu ve öz sermaye, demirbaş , aktif, pasif artış ve azalış durumlarının tespiti amacıyla üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alındığı, bilirkişi raporunda şirketin taşınmaz ve taşınır mal varlığının değerlerinin tespitinin yapıldığı, davalı şirketin «malvarlığının» tespitine yönelik 2021/11 D. iş sayılı dosyası da değerlendirildiğinde davalı şirket açısından 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinde yer alan durumların somut o …
Benzer bu karardaMahkemece davanın kabulüne karar verilmiş, davalı şirket «kayyımı» tarafından temyiz edilen karar, Dairemizin 11/10/2013 günlü kararında yazılı gerekçelerle bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/2078 E. 2022/7771 K.
Ortak:kayyım atanması · kayyım
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki şirkete «kayyım atanması» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin akrabalardan oluşan bir «aile şirketi» olduğunu, şirketin geçmişten bu güne kadar bir çok problemler yaşadığını, amatörce yönetilmesi nedeniyle şirketin her geçen gün daha kötü bir hale geldiğini, davalı şirketin «yönetim kurulu» başkanı ... , üyelerinin ise ... ve ... olduğunu, davalı şirket tarafından tutulan «defterlerin» gerçeği yansıtmadığını, bu durumunda ortakların zararına olduğunu, ileriye dönük riskler taşıdığını, telafisi mümkün olmayan zararlara neden olacağını, davalı şirketin bir çok usulsüz işlemlerinin bulunduğunu, bunun yanı sıra kaçak yabancı işçiler çalıştırdığını, şirketin adına (envanterinde) kayıtlı taşınır ve taşınmazlar bulunduğunu, dava konusu taşınır ve taşınmazın «son» zamanlarda bir kısmının her hangi bir karşılık olmaksızın yakın akrabalara devredildiğini, davalı şirketin iyi yönetilmediğini ileri sürerek davalı şirket adına kayıtlı olan araçlar ile taşınmazlar üzerine «ihtiyati tedbir» konulmasına ve davalı şirkete «kayyım atanmasına» karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanunu'nun 530 uncu maddesindeki düzenlemeye göre «anonim şirketlerde» şirketin kanunen gerekli organların birisinin eksik olması veya genel kurulun toplanamaması hallerinde ilgililerin mahkemeye müracaatı ile mahkeme tarafından şirketin durumunun kanuna uygun hale getirilmesi için gerekli işlemler düzenlenmiş olup, bu süre içerisinde durumun düzeltilememesi halinde mahkemece «şirketin feshine» karar verileceği, bu aşamada mahkemece şirkete durumun uygun hale getirilmesi için «kayyım» da tayin edilebileceği, 531 inci madde hükmünün de haklı sebeplerle feshinin düzenlendiğini, davacı vekilinin dava dilekçesindeki açıklamalarından şirkette genel kurulun yapılamaması veya şirket organlarından birinin eksikliğinin ileri sürülmediğini, davacı vekilince davalı şirket ortaklarının şirketi kendi insiyatifleri ve menfaatleri doğrultusunda yönetip davacıya bilgi verilmediğini, taraflar arasında iletişimsizliğin söz konusu olduğunu, bu durumun 6102 sayılı Kanun'un 357 nci maddesindeki eşit işlem ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, şirketin kötü yönetildiğini, yönetim kurulunun gerekli dikkat ve özeni göstermeksizin şirketi yönettiği iddiası ile «kayyım atanmasını» talep etmiş ise de, davacı tarafın iddialarının yönetim kurulunun kişisel sorumluluklarını gerektirmekte olup, kanunda belirtilmiş olan kayyım atanması için gerekli koşulların bu davada oluşmadığı, tüm bu sebeplerin şirkete kayyım atanması için haklı neden teşkil etmediği, haklı sebeplerin varlığı halinde şirketin feshinin istenebileceği, oysa bu hususta da açılmış bir dava olmadığı, davalı anonim şirkette «organ boşluğu» bulunmadığı, «yönetim kurulunun görevden alınması», seçilmesinin şirketin genel kuruluna tanınmış bir «yetki» olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 364 üncü maddesi uyarınca yönetim kurulunu «azil» «yetkisinin» genel kurulun mutlak yetkilerinden olmasına göre eldeki davanın dinlenemeyeceği, asıl olanın şirketlerin ortakları tarafından alınan kararlar ile belirlenen yöneticiler tarafından yönetilmesi olduğu, mevcut yöneticilerin görevlerini gereği gibi yerine getirmiyor ve bu nedenle «şirket zarara» uğruyorsa zarara yolaçan yöneticinin şirkete ve dolayısıyla diğer ortaklara verdiği zararların tazmini için her zaman dava açılmasının mümkün olduğu, «yöneticilerin sorumluluğu» davasına konu olabilecek hususların tek başına şirkete kayyımı atanmasının gerekçesi olamayacağı, mahkeme tarafından davanın reddine ve «hükmün kesinleşmesine» kadar «ihtiyati tedbirlerin» devamı yönündeki kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİlk Derece Mahkemesince, dava konusu 3, 4, 5 ve 7 numaralı gündem maddeleri yönünden davanın kabulüne, 6 numaralı gündem maddesi ve davalı şirkete «kayyım atanması» yönünden davanın reddine dair verilen kararın taraf vekillerince istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, aynı gerekçe ile taraf vekillerinin istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/148 E. , 2023/3387 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Kayseri Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1417 Esas, 2021/1605 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Kozaklı Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2019/31 E, 2021/147 K.
Taraflar arasındaki şirkete kayyım atanması davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalı şirketin ortağı olduğunu, şirketin akrabalardan oluşan bir aile şirketi olduğunu, şirketin geçmişten bu güne kadar bir çok problemler yaşadığını, amatörce yönetilmesi nedeniyle şirketin her geçen gün daha kötü bir hale geldiğini, davalı şirketin yönetim kurulu başkanı ... , üyelerinin ise ... ve ... olduğunu, davalı şirket tarafından tutulan defterlerin gerçeği yansıtmadığını, bu durumunda ortakların zararına olduğunu, ileriye dönük riskler taşıdığını, telafisi mümkün olmayan zararlara neden olacağını, davalı şirketin bir çok usulsüz işlemlerinin bulunduğunu, bunun yanı sıra kaçak yabancı işçiler çalıştırdığını, şirketin adına (envanterinde) kayıtlı taşınır ve taşınmazlar bulunduğunu, dava konusu taşınır ve taşınmazın son zamanlarda bir kısmının her hangi bir karşılık olmaksızın yakın akrabalara devredildiğini, davalı şirketin iyi yönetilmediğini ileri sürerek davalı şirket adına kayıtlı olan araçlar ile taşınmazlar üzerine ihtiyati tedbir konulmasına ve davalı şirkete kayyım atanmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin tüm ortaklarının kardeş, amca, yeğen ve kuzenlerden oluştuğunu, şirketin faaliyet sahasının genişlemesi ile şirket faaliyetlerinin aile içerisindeki ortaklar arasında gayri resmi olarak dağıtımına, belli ortakların şirket ana çatısı altında belli departmanları işletilmesine karar verildiğini, şirket ortakları arasında düzenlenen 15.04.2009 tarihli Yapı Sel İnşaat Turizm Sanayi Ticaret A.Ş. ile şirketin tasfiye edilmeden bir kısım mallarının hisseleri karşılığında ortaklara devredildiğini, tüm ortakların bu sözleşmeyi imzaladıklarını, 75.000,00 TL öz sermayeli şirketin 20.000.000,00 TL'yi aşkın bir mal varlığına sahip olduğunu, davacının kötü niyetli ve haksız olduğunu, şirketi zarara uğratmak amacı ile açılmış bir dava olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı kanun) 630 uncu maddesinde genel kurulun, müdürü veya müdürleri görevden alabileceği, yönetim hakkını ve temsil yetkisini sınırlayabileceği, her ortağın, haklı sebeplerin varlığında, yöneticilerin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebileceği, yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağının düzenlendiğini, davalı şirkete kayyım tayinini gerektirecek bir durum olup olmadığı, kar zarar durumu ve öz sermaye, demirbaş , aktif, pasif artış ve azalış durumlarının tespiti amacıyla üç kişilik bilirkişi heyetinden rapor alındığı, bilirkişi raporunda şirketin taşınmaz ve taşınır mal varlığının değerlerinin tespitinin yapıldığı, davalı şirketin malvarlığının tespitine yönelik 2021/11 D.
iş sayılı dosyası da değerlendirildiğinde davalı şirket açısından 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinde yer alan durumların somut olayda mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; şirket üzerinden bulunan mal varlıklarının şirket ortaklarına ve şirket ortaklarının çocuklarına bedelsiz olarak devredilmesinin şirketin açıkça zarara uğratıldığını gösterdiğini, dosya içerisindeki tüm bilgi ve belgelerin değerlendirilmeden bilirkişi raporunun alındığını, tapu çıktılarında şirkete ait taşınmaz malların usulsüz bir şekilde şirket ortakları ve ortakların çocuklarına aynı tarihte devir yapıldığının açıkça görüldüğünü, bilirkişi raporunda bu devirlerin hiçbirinin yer almadığını, bu taşınmazların devirleriyle ilgili ve aktif ve pasif tapu kayıtlarıyla ilgili hiçbir tespitin bulunmadığını, şirket bünyesinde resmi defterlerin yanında paralel defter tutulması olduğunu, şirket içerisinde müdür olan ...
...'in davacıya gönderdiği ihtarname ile şirkette tutulan resmi olmayan defterin teslimini davacıdan talep ettiğini, dava konusu şirketin yönetiminin hukuka aykırı olarak işletildiğini, şirketin yıllık karı belirlendikten sonra davacının payına düşen kar payı ödemesinin hiç yapılmadığını, uzun süre kar payı ödemesinin yapılmamış olmasının da şirket yönetiminin usulsüz temeller üzerine kurulduğunu açıkça gösterdiğini, davalı şirkete kayyum atanmasının açık bir zorunluluk olduğunu, şirket ortaklarının haklarının korunmasının başa bir yolla sağlanamayacağını, şirket tarafından yapılan iş ve işlemlerin davacıdan saklandığını ve davacıya hiçbir bilginin verilmediğini, şirket ortaklarına karşı şeffaf olma yükümlülüğünün gereklerinin yerine getirilmediğini beyan ederek mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece mevcut ihtiyati tedbirlerin karar kesinleşinceye kadar devamına karar verildiğini, davalı şirketin malvarlığı üzerindeki tüm ihtiyati tedbirlerin kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Kanunu'nun 530 uncu maddesindeki düzenlemeye göre anonim şirketlerde şirketin kanunen gerekli organların birisinin eksik olması veya genel kurulun toplanamaması hallerinde ilgililerin mahkemeye müracaatı ile mahkeme tarafından şirketin durumunun kanuna uygun hale getirilmesi için gerekli işlemler düzenlenmiş olup, bu süre içerisinde durumun düzeltilememesi halinde mahkemece şirketin feshine karar verileceği, bu aşamada mahkemece şirkete durumun uygun hale getirilmesi için kayyım da tayin edilebileceği, 531 inci madde hükmünün de haklı sebeplerle feshinin düzenlendiğini, davacı vekilinin dava dilekçesindeki açıklamalarından şirkette genel kurulun yapılamaması veya şirket organlarından birinin eksikliğinin ileri sürülmediğini, davacı vekilince davalı şirket ortaklarının şirketi kendi insiyatifleri ve menfaatleri doğrultusunda yönetip davacıya bilgi verilmediğini, taraflar arasında iletişimsizliğin söz konusu olduğunu, bu durumun 6102 sayılı Kanun'un 357 nci maddesindeki eşit işlem ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, şirketin kötü yönetildiğini, yönetim kurulunun gerekli dikkat ve özeni göstermeksizin şirketi yönettiği iddiası ile kayyım atanmasını talep etmiş ise de, davacı tarafın iddialarının yönetim kurulunun kişisel sorumluluklarını gerektirmekte olup, kanunda belirtilmiş olan kayyım atanması için gerekli koşulların bu davada oluşmadığı, tüm bu sebeplerin şirkete kayyım atanması için haklı neden teşkil etmediği, haklı sebeplerin varlığı halinde şirketin feshinin istenebileceği, oysa bu hususta da açılmış bir dava olmadığı, davalı anonim şirkette organ boşluğu bulunmadığı, yönetim kurulunun görevden alınması, seçilmesinin şirketin genel kuruluna tanınmış bir yetki olduğu, 6102 sayılı Kanun'un 364 üncü maddesi uyarınca yönetim kurulunu azil yetkisinin genel kurulun mutlak yetkilerinden olmasına göre eldeki davanın dinlenemeyeceği, asıl olanın şirketlerin ortakları tarafından alınan kararlar ile belirlenen yöneticiler tarafından yönetilmesi olduğu, mevcut yöneticilerin görevlerini gereği gibi yerine getirmiyor ve bu nedenle şirket zarara uğruyorsa zarara yolaçan yöneticinin şirkete ve dolayısıyla diğer ortaklara verdiği zararların tazmini için her zaman dava açılmasının mümkün olduğu, yöneticilerin sorumluluğu davasına konu olabilecek hususların tek başına şirkete kayyımı atanmasının gerekçesi olamayacağı, mahkeme tarafından davanın reddine ve hükmün kesinleşmesine kadar ihtiyati tedbirlerin devamı yönündeki kararının usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü iitrazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı şirkete kayyım atanması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 530, 531 nci maddeleri, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 426 ıncı maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
31.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/947430500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz