Zorunlu arabuluculuk dava şartı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/9011 E. 2023/3002 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
zorunlu arabuluculuk dava şartı↗ 6325 sayılı kanun 18/a-15↗ son tutanak↗ zorunlu arabuluculuk↗ arabuluculuk dava şartı↗ rücu davası↗ arabuluculuk başvurusu↗ mutlak ticari dava↗ arabuluculuk↗ belirsiz alacak davası↗ borca itiraz↗ itirazın iptali davası↗ müteselsil kefil↗ 818 sayılı borçlar kanunu↗ dava şartı yokluğu↗ kesin süre↗ kefalet↗ rücu↗ genel kredi sözleşmesi↗ iptal davası↗ alacak davası↗ işlemiş faiz↗ kefil↗ usulden reddi↗ hukuki yarar↗ iflas↗ kredi sözleşmesi↗ icra inkar tazminatı↗ inkar tazminatı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ zamanaşımı↗ ibraz↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Merzifon 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/339 E., 2021/91 K.
BİRLEŞEN DAVA : Merzifon 1.Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI :2019/171 E., 2020/297 K.
Taraflar arasındaki asıl davada itirazın iptali ile birleşen davada alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının borçlu olduğu dava dışı Vakıflar Bankasından 05.10.2010 tarihinde kullandığı krediye kefil olduğunu, davalının borcunu ödememesi üzerine dav dışı bankaya toplam 86.260,00 TL ödeme yaptığını, söz konusu alacağın tahsili amacıyla takip başlatıldığını, davalının haksız yere takibe itiraz ettiğini ileri sürerek davalının itirazının iptaline takibin %20 oranından az olmamak üzere davalının icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davalı borçlu ...'un Türkiye Vakıflar Bankasından 05.06.2010 tarihinde çekmiş olduğu kredi nedeniyle yapılana sözleşmede ...'a kefil olduğunu, davalının çekilen krediyi ödememesi üzerine müvekkilinin kefillik nedeniyle 86.260,00 TL para ödediğini, davalı borçlu tarafından müvekkiline hiç bir ödeme yapılmadığından Merzifon İcra Müdürlüğünün 2019/1286 E. sayılı takip dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalı borçlunun haksız yere borcu olmadığı gerekçesiyle borca itiraz ettiğini, Vakıfbanka yapılan ödemeler nedeniyle halılığın sabit olduğunu, ilgili bankadan her bir ödemenin yapıldığı tarihin, işlemiş faizler hesaplanmasında esas alınmak üzere getirilmesini talep ettiği, faizler belirlenme imkanı ödemeler tutarları bilinmeyip belirlenemediğinden davanın şimdilik 3.000,00 TL üzerinden belirsiz alacak davası açtıklarını beyan ederek, müvekkilinin davalı kredisi sebebiyle, müteselsil kefil sıfatıyla ödemiş olduğu paraların her birinin ödeme tarihinden itibaren 09.07.2019 tarihine kadar ayrı ayrı işleyecek faizleri ile tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ayrıca davasının Merzifon 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/339 E. sayılı dosyası ile birleştirilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinin ekinde yer alan delillerin ve takip talebinde ki eklerin davalı müvekkiline tebliği edilmediğini, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı vekili birleşen dava cevap dilekçesinde; müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin süresi içerisinde takibe itiraz etmesi üzerine, davacı tarafından Merzifon 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/339 E. ile itirazın iptali davası açıldığını, her iki dava arasında hukuki ihtilafın söz konusu olduğunu, açılan davada hukuki yararın bulunmadığını savunarak davanın reddini istemştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının kefili olduğu ve davalı borçlu ile dava dışı banka arasına düzenlenen kredi sözleşmesi genel kredi sözleşmesi olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereğince dava mutlak ticari dava olduğundan davaya Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakılmasına karar verildiği, davacı vekiline duruşmada arabuluculuk anlaşamama son tutanağının ibrazı için 1 haftalık kesin süre verilmesine rağmen davacı vekilinin bu süre içerisinde son tutanağı ibraz etmediği, arabulucunun davanın ticari dava olmaması nedeniyle arabuluculuk hükümlerine tabi olmadığından bahisle arabulculuk başvurusunun reddine karar verildiğine dair kararı dosyaya sunduğu, asıl ve birleşen davanın 24.09.019 tarihinde açıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin (a) bendi gereği arabulucuya başvurulmasının dava şartlarından olduğu, dava dilekçesinde arabuluculuğa başvurulduğuna dair beyan bulunmadığı ve davacı vekili tarafından anlaşamama son tutanağının sunulmadığı, davanın itirazın iptali talepli ticari davalardan olduğu ve zorunlu arabuluculuğa dair dava ön şartının yerine getirilmediği, arabuluculuk dava ön şartının tamamlanabilir dava şartlarından olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,davanın Borçlar Kanunu'na dayandığını, davanın tarafları arasında banka bulunmadığı, davanın 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 146 ncı ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 486 ve 488 inci maddelerine göre kefilin asıl borçluya rücu nedeniyle başlatılmış icra taleplerine itiraz nedeniyle açılmış itirazın iptali davası olduğunu, davaların bu nedenle ticari dava olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı vekili, yukarıda yazılı gerekçe ile ilk derece mahkemesince verilen karara karşı istinaf isteminde bulunmuş ise de, davanın genel kredi sözleşmesine kefalet nedeniyle ödenen paranın rücuen iadesine ilişkin olduğu, genel kredi sözleşmelerinin 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde düzenlenen işlemlerden olması nedeni ile sözleşmelere dayalı olarak açılan rücu davalarının da anılan yasa hükmü kapsamında ticari dava olduğunun kabulünün gerektiği, mahkemece davaya Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakılmış olmasında hatalı bir yön bulunmadığı, davanın arabuluculuğa tabi olduğundan dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu, davanın yasanın yürürlük tarihi olan 01.01.2019 tarihinden sonra açılmış olması nedeni ile arabuluculuğa başvurma şartının gerçekleştirilmesi gerektiği, mahkemece verilen bir haftalık süre içerisinde arabuluculuk anlaşamama son tutanağının mahkemeye ibraz edilmediğinden mahkeme kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada, kefil sıfatıyla ödenen borcun asıl borçludan tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine, birleşen davanın ise, kefil sıfatıyla ödenen borcun asıl borçludan tahsili istemine ilişkin olup, açılan davaların zorunlu arabuluculuk kapsamında olup olmadığı hususu uyuşmazlık konusudur.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi, 6098 sayılı Kanun'un 596 ncı maddesi, 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18 inci maddesinin (A) bendi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı | İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4029 E. 2022/8478 K.
Ortak:son tutanak · arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · dava şartı yokluğu · kesin süre · usulden reddi · ibraz · kesin hüküm · dava şartı
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının «kefili» olduğu ve davalı borçlu ile dava dışı banka arasına düzenlenen «kredi sözleşmesi» «genel kredi sözleşmesi» olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereğince dava «mutlak ticari» dava olduğundan davaya Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakılmasına karar verildiği, davacı vekiline duruşmada «arabuluculuk» anlaşamama «son tutanağının» «ibrazı» için 1 haftalık «kesin süre» verilmesine rağmen davacı vekilinin bu süre içerisinde son tutanağı ibraz etmediği, arabulucunun davanın ticari dava olmaması nedeniyle arabuluculuk hükümlerine tabi olmadığından bahisle «arabulculuk başvurusunun» reddine karar verildiğine dair kararı dosyaya sunduğu, asıl ve birleşen davanın 24.09.019 tarihinde açıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin (a) bendi gereği arabulucuya başvurulmasının dava şartlarından olduğu, dava dilekçesinde arabuluculuğa başvurulduğuna dair beyan bulunmadığı ve davacı vekili tarafından anlaşamama son tutanağının sunulmadığı, davanın itirazın iptali talepli ticari davalardan olduğu ve «zorunlu arabuluculuğa» dair dava ön şartının yerine getirilmediği, arabuluculuk dava ön şartının tamamlanabilir dava şartlarından olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
… elirtilen kararı ile her ne kadar davacı vekili, yukarıda yazılı gerekçe ile ilk derece mahkemesince verilen karara karşı istinaf isteminde bulunmuş ise de, davanın «genel kredi sözleşmesine» «kefalet» nedeniyle ödenen paranın rücuen iadesine ilişkin olduğu, genel kredi sözleşmelerinin 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde düzenlenen işlemlerden olması nedeni ile sözleşmelere dayalı olarak açılan «rücu davalarının» da anılan yasa hükmü kapsamında ticari dava olduğunun kabulünün gerektiği, mahkemece davaya Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakılmış olmasında hatalı bir yön bulunmadığı, davanın «arabuluculuğa» tabi olduğundan dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olmasının dava şartı olduğu, davanın yasanın yürürlük tarihi olan 01.01.2019 tarihinden sonra açılmış olması nedeni ile arabuluculuğa başvurma şartının gerçekleştirilmesi gerektiği, mahkemece verilen bir haftalık süre içerisinde arabuluculuk anlaşamama «son tutanağının» mahkemeye «ibraz» edilmediğinden mahkeme kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasındaki asıl davada itirazın iptali ile birleşen davada alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… a kapsamına göre; uyuşmazlık itirazın iptali talebine ilişkin olup 6102 sayılı TTK 5/A-1 maddesi ile 6325 sayılı yasanın 18/A.2 maddesi uyarınca dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartı olduğundan davacı tarafça dava dilekçesi ekinde tarafların anlaşamadığına ilişkin «arabuluculuk son tutanağının» fotokopisi «ibraz» edilmiş uyuşmazlığa ilişkin arabuluculuk son tutanağı aslı yada arabulucu tarafından onaylı bir örneği «kesin süreye» rağmen dosya kapsamına sunulmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:arabuluculuk son tutanağı
Benzer bu kararda… a kapsamına göre; uyuşmazlık itirazın iptali talebine ilişkin olup 6102 sayılı TTK 5/A-1 maddesi ile 6325 sayılı yasanın 18/A.2 maddesi uyarınca dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olması dava şartı olduğundan davacı tarafça dava dilekçesi ekinde tarafların anlaşamadığına ilişkin «arabuluculuk son tutanağının» fotokopisi «ibraz» edilmiş uyuşmazlığa ilişkin arabuluculuk son tutanağı aslı yada arabulucu tarafından onaylı bir örneği «kesin süreye» rağmen dosya kapsamına sunulmadığı gerekçesiyle dava «şartı yokluğundan» davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1529 E. 2023/5106 K.
Ortak:son tutanak · zorunlu arabuluculuk · arabuluculuk başvurusu · arabuluculuk · usulden reddi · i̇i̇k 72/son · dava şartı
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının «kefili» olduğu ve davalı borçlu ile dava dışı banka arasına düzenlenen «kredi sözleşmesi» «genel kredi sözleşmesi» olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereğince dava «mutlak ticari» dava olduğundan davaya Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakılmasına karar verildiği, davacı vekiline duruşmada «arabuluculuk» anlaşamama «son tutanağının» «ibrazı» için 1 haftalık «kesin süre» verilmesine rağmen davacı vekilinin bu süre içerisinde son tutanağı ibraz etmediği, arabulucunun davanın ticari dava olmaması nedeniyle arabuluculuk hükümlerine tabi olmadığından bahisle «arabulculuk başvurusunun» reddine karar verildiğine dair kararı dosyaya sunduğu, asıl ve birleşen davanın 24.09.019 tarihinde açıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin (a) bendi gereği arabulucuya başvurulmasının dava şartlarından olduğu, dava dilekçesinde arabuluculuğa başvurulduğuna dair beyan bulunmadığı ve davacı vekili tarafından anlaşamama son tutanağının sunulmadığı, davanın itirazın iptali talepli ticari davalardan olduğu ve «zorunlu arabuluculuğa» dair dava ön şartının yerine getirilmediği, arabuluculuk dava ön şartının tamamlanabilir dava şartlarından olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın dava «şartı yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmiştir.
… elirtilen kararı ile her ne kadar davacı vekili, yukarıda yazılı gerekçe ile ilk derece mahkemesince verilen karara karşı istinaf isteminde bulunmuş ise de, davanın «genel kredi sözleşmesine» «kefalet» nedeniyle ödenen paranın rücuen iadesine ilişkin olduğu, genel kredi sözleşmelerinin 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde düzenlenen işlemlerden olması nedeni ile sözleşmelere dayalı olarak açılan «rücu davalarının» da anılan yasa hükmü kapsamında ticari dava olduğunun kabulünün gerektiği, mahkemece davaya Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakılmış olmasında hatalı bir yön bulunmadığı, davanın «arabuluculuğa» tabi olduğundan dava açılmadan önce «arabulucuya başvurulmuş» olmasının dava şartı olduğu, davanın yasanın yürürlük tarihi olan 01.01.2019 tarihinden sonra açılmış olması nedeni ile arabuluculuğa başvurma şartının gerçekleştirilmesi gerektiği, mahkemece verilen bir haftalık süre içerisinde arabuluculuk anlaşamama «son tutanağının» mahkemeye «ibraz» edilmediğinden mahkeme kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, asıl davada, «kefil» sıfatıyla ödenen borcun asıl borçludan tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine, birleşen davanın ise, kefil sıfatıyla ödenen borcun asıl borçludan tahsili istemine ilişkin olup, açılan davaların «zorunlu arabuluculuk» kapsamında olup olmadığı hususu uyuşmazlık konusudur.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça yargılama aşamasında «arabuluculuğa başvurulduğu» bildirilmesine rağmen «son tutanağın» sunulmadığı, dava tarihi itibari ile arabuluculuk faaliyetinin sonuçlanmadığı, buna ilişkin son tutanağın bulunmadığı 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu' nun (6325 sayılı Kanun) 18 inci maddesinin A fıkrası gereğince mahkemece davanın arabuluculuk dava şartı nedeni ile davanın «usulden reddine» karar verilmesinde hukuki yönden isabetsizlik bulunmadığı gerekçesi ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın bir miktar alacağa ilişkin olduğu ve özü itibari ile «arabuluculuğa» tabi olması gerektiği, davacı tarafça arabuluculuk yoluna 30.07.2019 tarihinde başvuru yapıldığı ancak henüz sonuçlanmadan işbu davanın açıldığı gerekçesiyle davanın «usulden reddine» karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «zorunlu arabuluculuk» bulunan hallerde arabulucu dosya numarası bilgisi UYAP sistemi üzerinden girilmeden davanın açılamadığı, arabuluculuk dosya numarası bilgisine rağmen davanın arabulucuya gitmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini belirterek «maddi hataya» dayanan hukuka aykırı kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:maddi hata
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «zorunlu arabuluculuk» bulunan hallerde arabulucu dosya numarası bilgisi UYAP sistemi üzerinden girilmeden davanın açılamadığı, arabuluculuk dosya numarası bilgisine rağmen davanın arabulucuya gitmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verildiğini belirterek «maddi hataya» dayanan hukuka aykırı kararın kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/9011 E. , 2023/3002 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/609 Esas, 2021/789 Karar
HÜKÜM
Esastan red
İLK DERECE MAHKEMESİ Merzifon 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2019/339 E., 2021/91 K.
BİRLEŞEN DAVA
Merzifon 1.Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2019/171 E., 2020/297 K.
Taraflar arasındaki asıl davada itirazın iptali ile birleşen davada alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl ve birleşen davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalının borçlu olduğu dava dışı Vakıflar Bankasından 05.10.2010 tarihinde kullandığı krediye kefil olduğunu, davalının borcunu ödememesi üzerine dav dışı bankaya toplam 86.260,00 TL ödeme yaptığını, söz konusu alacağın tahsili amacıyla takip başlatıldığını, davalının haksız yere takibe itiraz ettiğini ileri sürerek davalının itirazının iptaline takibin %20 oranından az olmamak üzere davalının icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
Davacı vekili birleşen dava dilekçesinde; davalı borçlu ...'un Türkiye Vakıflar Bankasından 05.06.2010 tarihinde çekmiş olduğu kredi nedeniyle yapılana sözleşmede ...'a kefil olduğunu, davalının çekilen krediyi ödememesi üzerine müvekkilinin kefillik nedeniyle 86.260,00 TL para ödediğini, davalı borçlu tarafından müvekkiline hiç bir ödeme yapılmadığından Merzifon İcra Müdürlüğünün 2019/1286 E. sayılı takip dosyası ile icra takibi başlattıklarını, davalı borçlunun haksız yere borcu olmadığı gerekçesiyle borca itiraz ettiğini, Vakıfbanka yapılan ödemeler nedeniyle halılığın sabit olduğunu, ilgili bankadan her bir ödemenin yapıldığı tarihin, işlemiş faizler hesaplanmasında esas alınmak üzere getirilmesini talep ettiği, faizler belirlenme imkanı ödemeler tutarları bilinmeyip belirlenemediğinden davanın şimdilik 3.000,00 TL üzerinden belirsiz alacak davası açtıklarını beyan ederek, müvekkilinin davalı kredisi sebebiyle, müteselsil kefil sıfatıyla ödemiş olduğu paraların her birinin ödeme tarihinden itibaren 09.07.2019 tarihine kadar ayrı ayrı işleyecek faizleri ile tahsiline karar verilmesini talep etmiş, ayrıca davasının Merzifon 2.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/339 E. sayılı dosyası ile birleştirilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinin ekinde yer alan delillerin ve takip talebinde ki eklerin davalı müvekkiline tebliği edilmediğini, davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Davalı vekili birleşen dava cevap dilekçesinde; müvekkili aleyhine icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin süresi içerisinde takibe itiraz etmesi üzerine, davacı tarafından Merzifon 2.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2019/339 E. ile itirazın iptali davası açıldığını, her iki dava arasında hukuki ihtilafın söz konusu olduğunu, açılan davada hukuki yararın bulunmadığını savunarak davanın reddini istemştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının kefili olduğu ve davalı borçlu ile dava dışı banka arasına düzenlenen kredi sözleşmesi genel kredi sözleşmesi olduğu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi gereğince dava mutlak ticari dava olduğundan davaya Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakılmasına karar verildiği, davacı vekiline duruşmada arabuluculuk anlaşamama son tutanağının ibrazı için 1 haftalık kesin süre verilmesine rağmen davacı vekilinin bu süre içerisinde son tutanağı ibraz etmediği, arabulucunun davanın ticari dava olmaması nedeniyle arabuluculuk hükümlerine tabi olmadığından bahisle arabulculuk başvurusunun reddine karar verildiğine dair kararı dosyaya sunduğu, asıl ve birleşen davanın 24.09.019 tarihinde açıldığı, 6102 sayılı Kanun'un 5 inci maddesinin (a) bendi gereği arabulucuya başvurulmasının dava şartlarından olduğu, dava dilekçesinde arabuluculuğa başvurulduğuna dair beyan bulunmadığı ve davacı vekili tarafından anlaşamama son tutanağının sunulmadığı, davanın itirazın iptali talepli ticari davalardan olduğu ve zorunlu arabuluculuğa dair dava ön şartının yerine getirilmediği, arabuluculuk dava ön şartının tamamlanabilir dava şartlarından olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu,davanın Borçlar Kanunu'na dayandığını, davanın tarafları arasında banka bulunmadığı, davanın 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun (818 sayılı Kanun) 146 ncı ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 486 ve 488 inci maddelerine göre kefilin asıl borçluya rücu nedeniyle başlatılmış icra taleplerine itiraz nedeniyle açılmış itirazın iptali davası olduğunu, davaların bu nedenle ticari dava olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı vekili, yukarıda yazılı gerekçe ile ilk derece mahkemesince verilen karara karşı istinaf isteminde bulunmuş ise de, davanın genel kredi sözleşmesine kefalet nedeniyle ödenen paranın rücuen iadesine ilişkin olduğu, genel kredi sözleşmelerinin 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde düzenlenen işlemlerden olması nedeni ile sözleşmelere dayalı olarak açılan rücu davalarının da anılan yasa hükmü kapsamında ticari dava olduğunun kabulünün gerektiği, mahkemece davaya Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla bakılmış olmasında hatalı bir yön bulunmadığı, davanın arabuluculuğa tabi olduğundan dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu, davanın yasanın yürürlük tarihi olan 01.01.2019 tarihinden sonra açılmış olması nedeni ile arabuluculuğa başvurma şartının gerçekleştirilmesi gerektiği, mahkemece verilen bir haftalık süre içerisinde arabuluculuk anlaşamama son tutanağının mahkemeye ibraz edilmediğinden mahkeme kararının yerinde olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davada, kefil sıfatıyla ödenen borcun asıl borçludan tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine, birleşen davanın ise, kefil sıfatıyla ödenen borcun asıl borçludan tahsili istemine ilişkin olup, açılan davaların zorunlu arabuluculuk kapsamında olup olmadığı hususu uyuşmazlık konusudur.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 67 nci maddesi, 6098 sayılı Kanun'un 596 ncı maddesi, 6102 sayılı Kanun'un 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi, 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun (6325 sayılı Kanun) 18 inci maddesinin (A) bendi
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin asıl dava yönünden temyiz eden davacıya yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/947406000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz