Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3589 E. 2023/3440 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
eft↗ kusur sorumluluğu↗ internet bankacılığı↗ hırsızlık↗ bloke↗ sahtecilik↗ haksız eylem↗ şikayet↗ dolandırıcılık↗ bilirkişi incelemesi↗ maddi tazminat↗ kusur↗ yükleten (shipper)↗ avans faizi↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu 3 üncü kişi hesabına EFT yapılması suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 61 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6086 E. 2021/4781 K.
Ortak:sahtecilik · bilirkişi incelemesi · kusur · Tazminat
Benzer bu karardaYaptırılan «bilirkişi incelemesiyle», EFT işleminin «sahtecilik» suretiyle gerçekleştirildiği sübuta erdiğine göre, uyulmasına karar verilen bozma ilamının gereği olarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
… davacının bilgi ve talimatıyla ya da davacının ihmal ve kusuruyla meydana geldiği, toplanan tüm deliller ve dosya münderecatına göre bankaya izafe edilebilecek bir «kusurun» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak mahkemece uyulmasına karar verilen Dairemiz bozma ilamında, EFT işleminin «sahtecilik» suretiyle gerçekleştirildiğinin tespiti halinde eylemin davalı bankaya karşı gerçekleştirildiğinin ve bu durumun davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağının kabulü ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirtilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/15035 E. 2015/651 K.
Ortak:internet bankacılığı · sahtecilik · şikayet · dolandırıcılık · kusur · Tazminat
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Banka'nın gerekli ek güvenlik tedbirlerini aldığı, davacının «internet bankacılığı» kullanımından kaynaklanan bilgileri paylaşmayacağı yönünde «taahhütte» bulunduğu, şifresi kullanılarak verilen talimatların yazılı talimat yerine geçtiği, internet bankacılığı hizmeti verilen bankaların denetiminde olmayan müşterilerin kendi sahasında bulunan bilgisayarların güvenlik tedbirlerinden öncelikle müşterilerin kendilerinin sorumlu olduğu, bankaların denetimleri altında olmayan internet ortamına açık müşteri bilgisayarının güvenliğini sağlayamayacakları, dava konusu işlemin davacının kendisi tarafından belirlenen ve yalnızca kendisi tarafından bilinmesi gereken kullanıcı adı ve şifresi ile davalı sistemine kayıtlı cep telefonuna kısa mesajla gönderilen elektronik şifrenin eksiksiz bir şekilde girilmesi suretiyle gerçekleştiği, işlemin davacının bilgi ve talimatıyla ya da davacının ihmal ve kusuruyla meydana geldiği, bankaya izafe edilebilecek bir «kusurun» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Birer güven kurumları olan bankalar, aldıkları mevduatları «sahtecilere» karşı özenle korumak zorundadırlar.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · kusur oranı · mahsup · vade · ihbar · taahhütname · taşıyan
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı Banka'nın gerekli ek güvenlik tedbirlerini aldığı, davacının «internet bankacılığı» kullanımından kaynaklanan bilgileri paylaşmayacağı yönünde «taahhütte» bulunduğu, şifresi kullanılarak verilen talimatların yazılı talimat yerine geçtiği, internet bankacılığı hizmeti verilen bankaların denetiminde olmayan müşterilerin kendi sahasında bulunan bilgisayarların güvenlik tedbirlerinden öncelikle müşterilerin kendilerinin sorumlu olduğu, bankaların denetimleri altında olmayan internet ortamına açık müşteri bilgisayarının güvenliğini sağlayamayacakları, dava konusu işlemin davacının kendisi tarafından belirlenen ve yalnızca kendisi tarafından bilinmesi gereken kullanıcı adı ve şifresi ile davalı sistemine kayıtlı cep telefonuna kısa mesajla gönderilen elektronik şifrenin eksiksiz bir şekilde girilmesi suretiyle gerçekleştiği, işlemin davacının bilgi ve talimatıyla ya da davacının ihmal ve kusuruyla meydana geldiği, bankaya izafe edilebilecek bir «kusurun» bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür. (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi).
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1012 E. 2023/5002 K.
Ortak:internet bankacılığı · hırsızlık · bloke · sahtecilik · dolandırıcılık · maddi tazminat · kusur · avans faizi
Benzer bu kararda… esabına aktarıldığı, Adana 5.Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/45 E. sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda sanıkların bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle «hırsızlık» suçundan 7'şer yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, davacının davalı bankanın mobil bankacılık hizmetlerinden yararlanmak istediğine dair geçerli bir rızasının bulunmadığı, 20.06.2016 olay tarihinde davacı müşteriye ait geçici statik şifre ve kullanıcı kodu gibi müşteriye tanımlı statik kişisel bilgiler elektronik ortamda doğru girilerek usulsüz işlem yapıldığı, daha önce mobil bankacılık hizmetinden yararlanmayan davacının cep telefonuna gelen anında şifre, geçici statik şifre ve kullanıcı kodu gibi statik bilgileri dava dışı sanıklar ile paylaştığına dair delil bulunmadığı, davacı müşteriden kullandığı cep telefonunu çaldırmaması konusunda cep telefonunun güvenliğini sağlamasının beklenemeyeceği, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile davacı hesabından üçüncü kişilerin hesabına para havalesinin yapılmış olması karşısında davalı savunmasının aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı, «ispat yükü» kendisinde olan davalı bankanın davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamadığı, bu haliyle davacının müterafik kusurundan söz edilemeyeceği, davalı bankanın «internet bankacılığından» gerçekleştirilen her bir EFT işlemi için her defasında değişen dinamik şifre uygulaması ile davacı müşterinden onay almadığı, sadece işlemlerin gerçekleştirilmesinden sonra bilgi mesajı göndererek pasif bir güvenlik uygulaması ile yetindiği, davacı müşteri tarafından mobil internet bankacılığından yararlanmak istediğine dair yazılı bir talep olmadığı halde yalnızca anında şifre talebi üzerine davacı hesabını internet bankacılığı hizmetine açtığı, başka hiçbir teyit unsuru kullanmaksızın sadece kredi kartı numarası ve şifresine itibar edilerek kullanıcı kodu ve şifre gibi çok kritik öneme sahip olan bilgileri SMS ile gönderdiği, böylelikle bir «güven kurumu» olan bankanın müşterilerini koruyucu gerekli tedbir ve önlemleri almadığı, davalı bankanın usulsüz işlemler nedeniyle oluşan zararın tümünden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 110.200,00 TL «maddi tazminatın» 20.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek «avans faiz» oranını geçmemek kaydıyla bankalarca TL mevduatına uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankadaki vadeli banka hesabından 20.06.2016 günü «dolandırıcılık» şebekesi halinde hareket eden kimliği belirsiz kişilerce toplamda 110.200,00 TL «havale» işleminin gerçekleştirildiğini, aynı gün akşam sıralarında davalı bankanın cep telefonuna gönderdiği havale mesajlarını gördüğünde müvekkilini zaman kaybetmeksizin telefon ile müşteri hizmetlerine bilgi vererek derhal işlemlerin iptalini ve hesaplara «bloke» konulmasını istediğini, davalı bankaya gönderilen «ihtarname» ile bu çekilen paranın kendisine iade edilmesi için başvuruda bulunulmasına rağmen bankaca ödenmediğini, havale işlemlerinin tamamının müvekkilinin bilgisi ve onayı dışında tanımadığı kişiler adına gerçekleştirildiğini, hesabının internet kullanımına ilişkin onayının bulunmadığını, davalı bankanın «internet bankacılığına» girişlerde tek bir statik şifre gönderdiğini, her bir havale işleminde değişen dinamik şifre gönderilmesini gerektiren bir güvenlik sisteminin bulunmadığını, bu du …
… dilekçesinde özetle; davacının kendisine ait tanımlayıcı verilere sahip çıkmadığını, EFT işlemlerinin internete erişilerek gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini, «internet bankacılığına» giriş için kullanılan kredi kartı bilgisi ve kendisine gönderilen statik şifre sms'lerinin sadece davacının bilgisinde olduğunu, bu bilgilerin 3. kişiler ile paylaşılmadan internet bankacılığı sistemine girilmesinin mümkün olmadığını, sms şifrelerinin davacı tarafça 3. kişilerle paylaşıldığını, «dolandırıcıların» bu şifreleri bilmeden sisteme girmelerinin mümkün olmadığını, savunmalarının nazara alınmadığını, bilirkişi raporunda davacının zararının doğmasında ve artmasında «müterafik kusuru» bulunduğu kanaatine varılmasına rağmen mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, mahkemece davanın kabulüne gerekçe olarak, davacının mobil bankacılık hizmetinden yararlanmak istediğine dair geçerli bir rızasının olmamasının gösterildiğini, ancak davacı ile banka arasında akdedilen «bankacılık hizmet sözleşmesinin» 10. maddesinde davacının elektronik bankacılık kullanımında dikkat etmesi gereken hususlar ve sorumluluklarının açıkça belirtildiğini, davaya konu işlemler öncesin …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:bankacılık hizmetleri sözleşmesi · müterafik kusur · güven kurumu · hizmet sözleşmesi · üçüncü kişi · ispat yükü · kamu düzeni · havale
Benzer bu kararda… dilekçesinde özetle; davacının kendisine ait tanımlayıcı verilere sahip çıkmadığını, EFT işlemlerinin internete erişilerek gerçekleştirildiğinin tespit edildiğini, «internet bankacılığına» giriş için kullanılan kredi kartı bilgisi ve kendisine gönderilen statik şifre sms'lerinin sadece davacının bilgisinde olduğunu, bu bilgilerin 3. kişiler ile paylaşılmadan internet bankacılığı sistemine girilmesinin mümkün olmadığını, sms şifrelerinin davacı tarafça 3. kişilerle paylaşıldığını, «dolandırıcıların» bu şifreleri bilmeden sisteme girmelerinin mümkün olmadığını, savunmalarının nazara alınmadığını, bilirkişi raporunda davacının zararının doğmasında ve artmasında «müterafik kusuru» bulunduğu kanaatine varılmasına rağmen mahkemece davanın kabulüne karar verildiğini, mahkemece davanın kabulüne gerekçe olarak, davacının mobil bankacılık hizmetinden yararlanmak istediğine dair geçerli bir rızasının olmamasının gösterildiğini, ancak davacı ile banka arasında akdedilen «bankacılık hizmet sözleşmesinin» 10. maddesinde davacının elektronik bankacılık kullanımında dikkat etmesi gereken hususlar ve sorumluluklarının açıkça belirtildiğini, davaya konu işlemler öncesin …
… esabına aktarıldığı, Adana 5.Ağır Ceza Mahkemesinin 2017/45 E. sayılı dosyasında yapılan yargılama sonucunda sanıkların bilişim sistemlerinin kullanılması suretiyle «hırsızlık» suçundan 7'şer yıl hapis cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği, davacının davalı bankanın mobil bankacılık hizmetlerinden yararlanmak istediğine dair geçerli bir rızasının bulunmadığı, 20.06.2016 olay tarihinde davacı müşteriye ait geçici statik şifre ve kullanıcı kodu gibi müşteriye tanımlı statik kişisel bilgiler elektronik ortamda doğru girilerek usulsüz işlem yapıldığı, daha önce mobil bankacılık hizmetinden yararlanmayan davacının cep telefonuna gelen anında şifre, geçici statik şifre ve kullanıcı kodu gibi statik bilgileri dava dışı sanıklar ile paylaştığına dair delil bulunmadığı, davacı müşteriden kullandığı cep telefonunu çaldırmaması konusunda cep telefonunun güvenliğini sağlamasının beklenemeyeceği, davalı bankaya karşı gerçekleştirilen «sahtecilik» işlemi ile davacı hesabından üçüncü kişilerin hesabına para havalesinin yapılmış olması karşısında davalı savunmasının aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı, «ispat yükü» kendisinde olan davalı bankanın davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının «kusuru» ile ele geçirildiğini kanıtlayamadığı, bu haliyle davacının müterafik kusurundan söz edilemeyeceği, davalı bankanın «internet bankacılığından» gerçekleştirilen her bir EFT işlemi için her defasında değişen dinamik şifre uygulaması ile davacı müşterinden onay almadığı, sadece işlemlerin gerçekleştirilmesinden sonra bilgi mesajı göndererek pasif bir güvenlik uygulaması ile yetindiği, davacı müşteri tarafından mobil internet bankacılığından yararlanmak istediğine dair yazılı bir talep olmadığı halde yalnızca anında şifre talebi üzerine davacı hesabını internet bankacılığı hizmetine açtığı, başka hiçbir teyit unsuru kullanmaksızın sadece kredi kartı numarası ve şifresine itibar edilerek kullanıcı kodu ve şifre gibi çok kritik öneme sahip olan bilgileri SMS ile gönderdiği, böylelikle bir «güven kurumu» olan bankanın müşterilerini koruyucu gerekli tedbir ve önlemleri almadığı, davalı bankanın usulsüz işlemler nedeniyle oluşan zararın tümünden sorumlu olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile 110.200,00 TL «maddi tazminatın» 20.06.2016 tarihinden itibaren işleyecek «avans faiz» oranını geçmemek kaydıyla bankalarca TL mevduatına uygulanan en yüksek mevduat faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
DAVA 1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı bankadaki vadeli banka hesabından 20.06.2016 günü «dolandırıcılık» şebekesi halinde hareket eden kimliği belirsiz kişilerce toplamda 110.200,00 TL «havale» işleminin gerçekleştirildiğini, aynı gün akşam sıralarında davalı bankanın cep telefonuna gönderdiği havale mesajlarını gördüğünde müvekkilini zaman kaybetmeksizin telefon ile müşteri hizmetlerine bilgi vererek derhal işlemlerin iptalini ve hesaplara «bloke» konulmasını istediğini, davalı bankaya gönderilen «ihtarname» ile bu çekilen paranın kendisine iade edilmesi için başvuruda bulunulmasına rağmen bankaca ödenmediğini, havale işlemlerinin tamamının müvekkilinin bilgisi ve onayı dışında tanımadığı kişiler adına gerçekleştirildiğini, hesabının internet kullanımına ilişkin onayının bulunmadığını, davalı bankanın «internet bankacılığına» girişlerde tek bir statik şifre gönderdiğini, her bir havale işleminde değişen dinamik şifre gönderilmesini gerektiren bir güvenlik sisteminin bulunmadığını, bu du …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kararda «kamu düzenine» ilişkin bir aykırılık bulunmadığı, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/7217 E. 2011/17553 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3589 E. , 2023/3440 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/617 Esas, 2021/855 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
Taraflar arasındaki tazminat davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde;
17. 01.2011 tarihinde müvekkilinin davalı bankadaki hesabından 7.400,00 TL'nin internet bankacılığı yoluyla dava dışı ... hesabına aktarıldığını, müvekkilinin hiç bir zaman internet bankacılığını kullanmadığı gibi tek kullanımlık şifreyi de edinmediğini, olaydan sonra kendisini arayan banka görevlisine işlemi kendisinin yapmadığını belirtmesine rağmen paranın aktarıldığı hesap üzerine bloke konulmadığını ileri sürerek 7.400,00 TL alacağın ve 5.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; kullanıcı kodu, parola ve müşterinin kayıtlı telefonuna SMS ile gönderilen tek kullanımlık şifrenin internet şubeciliği aracılığıyla banka sistemine doğru olarak girilmesiyle işlemin gerçekleştirildiğini, müşterinin dolandırıcıların gönderdiği zararlı yazılımı telefonuna yükleyerek şifrenin çalınmasına sebep olduğunu, müvekkilince gerekli uyarmaların yapıldığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin 16.12.2019 tarih, 2015/522 E. ve 2019/1144 K. sayılı kararı ile müşterinin hakimiyet alanında olan cep telefonun güvenliğini bankanın sağlayamayacağı, dava konusu işlemin davacının kendisi tarafından belirlenen ve yalnızca kendisi tarafından bilinmesi gereken kullanıcı adı ve şifresi ile davalı sistemine kayıtlı cep telefonuna kısa mesajla gönderilen elektronik şifrenin eksiksiz bir şekilde girilmesi suretiyle gerçekleştiği, işlemin davacının bilgi ve talimatıyla ya da davacının ihmal ve kusuruyla meydana geldiği, toplanan tüm deliller ve dosya münderecatına göre bankaya izafe edilebilecek bir kusurun bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 07.06.2021 tarih, 2020/6086 E. ve 2021/4781 K. sayılı kararıyla mahkemece uyulmasına karar verilen bozma ilamında, EFT işleminin sahtecilik suretiyle gerçekleştirildiğinin tespiti halinde eylemin davalı bankaya karşı gerçekleştirildiğinin ve bu durumun davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağının kabulü ile sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiğinin belirtildiği, yaptırılan bilirkişi incelemesiyle, EFT işleminin sahtecilik suretiyle gerçekleştirildiği sübuta erdiğine göre, uyulmasına karar verilen bozma ilamının gereği olarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle bozulmuştur.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu eylemden dolayı İstanbul Anadolu 34. Asliye Ceza Mahkemesinin 2012/509 E. sayılı dosyasında verilen 05.03.2015 tarihli ve 2012/509 E., 2015/137 K. sayılı karar ile sanıkların iş birliği halinde şikayetçiye ait hesaptan para aktarılarak hırsızlık yaptıklarının sabit olduğu ve sanıkların cezalandırılmalarına karar verildiği, dolayısıyla EFT işleminin sahtecilik suretiyle gerçekleştirildiği, eylemin davalı bankaya karşı gerçekleştirildiği ve davalı bankanın aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünde olduğundan bozma ilamı doğrultusunda davacının davacının davasının maddi tazminat yönünden kabulü ile 7.000,00 TL'nin 17.01.2011 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, manevi tazminat talebi yönünden manevi tazminat talebinin şartları oluşmadığından davacı vekilinin manevi tazminat talebinin reddine dair karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin bu haksız eylem karşısında gerek ticari hayatından gerekse de özel hayatında bir çok sıkıntıya maruz kaldığını, Mahkemece manevi tazminata hükmedilmesi gerekirken reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını ileri sürerek manevi tazminat yönünden kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; maddi tazminat talebinin müvekkil ... yönünden kabulüne karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacıya ait işlemin sadece kendisinin bilgisinde olan şifrenin girilmesi neticesinde gerçekleştirildiği anlaşıldığından bankanın kusur ve sorumluluğunun bulunmadığını, dava konusu olayda da davacının hesabı üzerinden gerçekleştirilen işlemler, davacı tarafından bilinen ve kimse ile paylaşılmaması gereken, kimlik bilgilerinin ve telefon numarasının girişi ile tamamlandığından dolayı; dolandırıcılar tarafından gerçekleştirilmiş olsa bile, davacının paylaşılmaması gereken bilgilerini koruma hususunda üzerine düşen yükümlülüğü gerçekleştirmemesinden kaynaklı güvenlik ihlali sonucu ortaya çıkmış olduğu sonucuna ulaşıldığını, gerçekleşen işlemler nedeniyle sorumluluğun davacının üzerinde olacağını, müvekkili bankanın internet bankacılığı hizmetinin uluslar arası alanda kabul edilen güvenlik standartlarında olduğunu, bankaya kusur atfedilebilmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, davalı banka nezdinde açılmış olan hesapta bulunan paranın davacının bilgisi ve izni dışında internet yolu ile yapılan işlemler sonucu 3 üncü kişi hesabına EFT yapılması suretiyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 61 inci maddesi.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraf vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edenlere yükletilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
01.06.2023 oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/940964200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz