Markanın hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/8629 E. 2023/2848 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret unvanı↗ marka hakkına tecavüz↗ esastan ret↗ ortalama tüketici↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2017/240 E., 2019/84 K.
Taraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 1979 yılında kurulduğunu, 30 yılı aşkın süredir giydirme cephe ve kapı pencere sistemleri, alüminyum kompozit panel, kış bahçeleri, güneş kırıcılar ve solar sistemler gibi mimarı uygulamalarla ilgili üretim yapan, boya, kaplama, eloksal, ekstrüzyon, biyet döküm, lehva boyama ve kompoze levha üretim tesislerini de bünyesinde barındıran entegre bir kuruluş olduğunu, müvekkilinin Türk Patent ve Marka Kurumunda (TPMK) tescilli 117949 sayılı "SARAY, 2010/51253 sayılı "SARAY", 2016/26846 sayılı "SARAYPEN", 2016/26840 sayılı "SARAYBOND", 2012/97879 sayılı "GREENİST SARAYGRUP", 2009/60455 sayılı "İSTANBUL TİCARET SARAYI" markalarının sahibi olduğunu, davalı tarafın müvekkilinin markalarıyla aynı ve benzer olan 2016/98200 sayılı "SARARPEN" markasını 17 ve 19. sınıflarda tescil ettirdiğini, müvekkil şirketin Saray markasının gerçek hak sahibi olduğunu, davalı markasıyla müvekkilinin markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davalı markasının müvekkilinin markalarının serisi içerisinde bulunan bir marka olarak algılanacağını, saray ibaresinin aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanının kılavuz unsuru olduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış marka olduğunu, marka üzerinde gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, davalı şirketin markayı kötü niyetle tescil ettirdiğini, davalı eylemlerinin müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini de ileri sürerek davalı adına tescilli 2016/98200 sayılı "SARARPEN" ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, menini, tecavüz teşkil eden ürünlere el konulmasını, bu ürünlerin toplanmasını ve imha edilmesini, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkil şirketin 2000 yılında ticari hayata başladığını, kurulduğu günden bu yana demir ve döküm pvc ve inşaat alanında yatırım yaptığını, Irak başta olmak üzere Ortadoğu'nun birçok ülkesinde dış ticaret faaliyeti ve ihracat yaptığını, müvekkiline ait markanın davacı marka başvurusundan önce olduğunu, dolayısıyla öncelik ve üstünlük hakkının müvekkiline ait olduğunu, Sararpen markasının gerçek hak sahibinin müvekkiline ait olduğunu, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının "SARARPEN" markası ile davacının "SARAYPEN" markası arasında fonetik ve görsel olarak birbirinin aynı veya devamı olduğu intibaını uyandırdığı, davalı markası ile davacı markaları arasında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğundan markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği, tescilli markaya bağlı bir hakkın kullanımının söz konusu olduğu durumlarda haksız rekabetin ve tecavüzün oluşmayacağı ve davalının markaya tecavüzü ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli 2016/98200 sayılı "SARARPEN" markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunda yeterli inceleme yapılmadığını, taraflara ait markaların hem görsel hem fonetik hem de bütünsel algılamada farklı olduğunu, markalar benzemediğinden iltibas oluşmayacağını, müvekkilinin "sararpen'' ismi altında yeni bir marka başvurusunda bulunduğunu ve söz konusu başvuruya davacı tarafından TPMK'da itirazda bulunduğunu, ancak davacının itirazlarının reddedildiğini, taraflar arasında 17. sınıfta herhangi bir ihtilaf bulunmadığını, bilirkişi heyetinin 17. sınıf için kendiliğinden değerlendirme yapmasının bilirkişilik görevinin dışında olduğunu, müvekkiline ait markanın 17. sınıfta hükümsüz kılınmasının kabul edilemeyeceğini, gerçek hak sahipliği ilkesinin görmezden gelindiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı markasının hükümsüzlüğü, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/1598 E. 2023/4876 K.
Ortak:ticaret unvanı · iltibas
İncelediğiniz kararda… linin bulunduğunu, davalı markasının müvekkilinin markalarının serisi içerisinde bulunan bir marka olarak algılanacağını, saray ibaresinin aynı zamanda müvekkilinin «ticaret unvanının» kılavuz unsuru olduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış marka olduğunu, marka üzerinde gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, davalı şirketin markayı kötü niyetle tescil ettirdiğini, davalı eylemlerinin müvekkilinin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiğini de ileri sürerek davalı adına tescilli 2016/98200 sayılı "SARARPEN" ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini, marka hakkına tecavüz ve …
… 6 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğundan markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği, tescilli markaya bağlı bir hakkın kullanımının söz konusu olduğu durumlarda «haksız rekabetin» ve tecavüzün oluşmayacağı ve davalının markaya tecavüzü ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli 2016/98200 sayılı "SARARPEN" m …
… rkişi raporunda yeterli inceleme yapılmadığını, taraflara ait markaların hem görsel hem fonetik hem de bütünsel algılamada farklı olduğunu, markalar benzemediğinden «iltibas» oluşmayacağını, müvekkilinin "sararpen'' ismi altında yeni bir marka başvurusunda bulunduğunu ve söz konusu başvuruya davacı tarafından TPMK'da itirazda bulunduğun …
Benzer bu kararda… krası anlamında, ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin bulunduğu, zira davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "SARAY" ibaresinin, dava konusu başvuruda da aynen kullanıldığı ve başvuruda farklı olarak yer verilen "LINE" ibaresinin, başvuruya yeterli «ayırt ediciliği» sağlamadığı, öte yandan davacı markalarının kapsamlarında yer alan 6 ve 19 uncu sınıftaki mallarla, dava konusu başvuru kapsamında kalan 17 inci sınıftaki mallar arasında da benzerliğin bulunduğu, çünkü bu malların genel olarak inşaat sektöründe kullanılan yapı malzemeleri oldukları, birbirlerini ikame eden, benzer ihtiyaçları karşılayan ve benzer «dağıtım» kanalları aracılığıyla tüketiciye ulaştırılan, aynı yerlerde satışa sunulan mallar olduğu, yine davacının bu mal ve hizmetler yönünden aynı Kanun'un sekizinci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca «ticaret unvanına» dayalı olarak da davalı markasının tescilini engelleyebileceği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E., 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, Dairece bu konuda yeni bir «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına da gerek görülmediği, Yargıtay 11.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iptal davası · kâr dağıtımı · bilirkişi incelemesi · ayırt edicilik · dahili dava
Benzer bu kararda… krası anlamında, ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibariyle ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin bulunduğu, zira davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "SARAY" ibaresinin, dava konusu başvuruda da aynen kullanıldığı ve başvuruda farklı olarak yer verilen "LINE" ibaresinin, başvuruya yeterli «ayırt ediciliği» sağlamadığı, öte yandan davacı markalarının kapsamlarında yer alan 6 ve 19 uncu sınıftaki mallarla, dava konusu başvuru kapsamında kalan 17 inci sınıftaki mallar arasında da benzerliğin bulunduğu, çünkü bu malların genel olarak inşaat sektöründe kullanılan yapı malzemeleri oldukları, birbirlerini ikame eden, benzer ihtiyaçları karşılayan ve benzer «dağıtım» kanalları aracılığıyla tüketiciye ulaştırılan, aynı yerlerde satışa sunulan mallar olduğu, yine davacının bu mal ve hizmetler yönünden aynı Kanun'un sekizinci maddesinin beşinci fıkrası uyarınca «ticaret unvanına» dayalı olarak da davalı markasının tescilini engelleyebileceği, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 gün ve 2014/11-696 E., 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan, Dairece bu konuda yeni bir «bilirkişi incelemesi» yaptırılmasına da gerek görülmediği, Yargıtay 11.
CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının markalarında koruma kapsamının salt altıncı sınıfta olduğunu, müvekkilin bu alanlarda faaliyetinin olmadığı gibi davacının marka korumasının 17, 19, 35 inci sınıflara «dahil» bulunmadığını, davacının markasının tanınmış marka olmadığını, marka sınıfları farklı olan ürünlerde markaların karışmayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
… anlamında “karıştırılma ihtimali” ve tescil engeli bulunduğu, davacı tarafından tescilsiz kullanım ile ilgili herhangi bir delil sunulmadığı, bu nedenle YİDK kararı «iptali davası» bakımından mülga 556 sayılı KHK'nın sekizinci maddesinin üçüncü fıkrası açısından değerlendirme yapılabilmesi imkânının bulunmadığı, davacının markalarının tanınmı …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2927 E. 2023/6861 K.
Ortak:ticaret unvanı · ortalama tüketici · iltibas
İncelediğiniz kararda… 6 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğundan markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği, tescilli markaya bağlı bir hakkın kullanımının söz konusu olduğu durumlarda «haksız rekabetin» ve tecavüzün oluşmayacağı ve davalının markaya tecavüzü ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli 2016/98200 sayılı "SARARPEN" m …
… linin bulunduğunu, davalı markasının müvekkilinin markalarının serisi içerisinde bulunan bir marka olarak algılanacağını, saray ibaresinin aynı zamanda müvekkilinin «ticaret unvanının» kılavuz unsuru olduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış marka olduğunu, marka üzerinde gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, davalı şirketin markayı kötü niyetle tescil ettirdiğini, davalı eylemlerinin müvekkilinin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiğini de ileri sürerek davalı adına tescilli 2016/98200 sayılı "SARARPEN" ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini, marka hakkına tecavüz ve …
… rkişi raporunda yeterli inceleme yapılmadığını, taraflara ait markaların hem görsel hem fonetik hem de bütünsel algılamada farklı olduğunu, markalar benzemediğinden «iltibas» oluşmayacağını, müvekkilinin "sararpen'' ismi altında yeni bir marka başvurusunda bulunduğunu ve söz konusu başvuruya davacı tarafından TPMK'da itirazda bulunduğun …
Benzer bu kararda… ı tarafın “SEREYPEN” ibareli işareti müvekkili markaları ile aynı veya benzer ve bağlantılı sınıflar için marka olarak kullanmak istemesinin hukuka aykırı olduğunu, «ortalama tüketicinin» markaları müvekkili markalarının türevi olarak göreceğini ve karıştıracağını, davalının müvekkili şirketin markalarıyla «iltibas» yaratacak birden çok benzer marka başvurusu yapıp müşteri çevresini ele geçirme amacında olduğunu, bu hususa ilişkin davalı şirkete karşı açılmış birçok dava bulunduğu, davalının marka başvurusu kötü niyetli olduğundan başvurunun tüm mal ve hizmetler yönünden reddinin gerektiğini, yine müvekkili Şirketin "SARAY" ibaresini gerek marka olarak önce tescil etmesi gerekse İstanbul’da faaliyet göstermesi, faaliyetinin 1979’da başlaması ve davalı marka başvurusunda yer alan mal ve hizmetler yönünden de müvekkilinin faaliyette bulunması dikkate alındığında davalı markasının tüm mal ve hizmet sınıfları açısından reddi koşullarının oluştuğunu, müvekkili markalarının tanınmış marka olduklarını ve davalının açıkça bu markalardan haksız yarar sağladığını, müvekkilinin markalarının itibarının zarar gördüğünü, müvekkili şirketin «ticaret unvanının» uzun yıllardan beri tescilli olduğunu, bu nedenle de başvurunun tescilinin mümkün olmadığını ileri sürerek YİDK'nin 2018-M-7745 sayılı kararın iptaline, dava konus …
CEVAP 1.Davalı TPMK vekili cevap dilekçesinde; kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu, başvuru kapsamında kalan mallar yönünden dava konusu başvuru ile davacının itirazına mesnet markaları arasında «iltibasa» yol açacak düzeyde benzerlik bulunmadığını, davacının diğer iddialarının da yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:dahili dava · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaLastikten, plastikten veya kauçuktan mamul bükülebilir borular, hortumlar (taşıtlar için kullanılanlar «dahil»), boru kılıf ve rakorları; tekstilden hortumlar, madeni olmayan boru kılıfları ve rakorları, hortum rakorları, taşıtlar için radyatör hortumları (yangın hortumları hariç)." malları yönünden kısmen iptaline, dava konusu marka henüz tescil edilmemiş olduğundan hükümsüzlük ile ilgili karar «verilmesine yer olmadığına», fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/692 E. 2024/4415 K.
Ortak:ticaret unvanı · ortalama tüketici · iltibas
İncelediğiniz kararda… 6 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğundan markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği, tescilli markaya bağlı bir hakkın kullanımının söz konusu olduğu durumlarda «haksız rekabetin» ve tecavüzün oluşmayacağı ve davalının markaya tecavüzü ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli 2016/98200 sayılı "SARARPEN" m …
… linin bulunduğunu, davalı markasının müvekkilinin markalarının serisi içerisinde bulunan bir marka olarak algılanacağını, saray ibaresinin aynı zamanda müvekkilinin «ticaret unvanının» kılavuz unsuru olduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış marka olduğunu, marka üzerinde gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, davalı şirketin markayı kötü niyetle tescil ettirdiğini, davalı eylemlerinin müvekkilinin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiğini de ileri sürerek davalı adına tescilli 2016/98200 sayılı "SARARPEN" ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini, marka hakkına tecavüz ve …
… rkişi raporunda yeterli inceleme yapılmadığını, taraflara ait markaların hem görsel hem fonetik hem de bütünsel algılamada farklı olduğunu, markalar benzemediğinden «iltibas» oluşmayacağını, müvekkilinin "sararpen'' ismi altında yeni bir marka başvurusunda bulunduğunu ve söz konusu başvuruya davacı tarafından TPMK'da itirazda bulunduğun …
Benzer bu kararda… markaları ile aynı veya benzer, bağlantılı sınıflar için marka olarak kullanmak istemesinin hukuka aykırı olduğunu, markaların ayırt edilemeyecek kadar benzediğini, «ortalama tüketicinin» davalı markasını müvekkilinin markalarının türevi olarak göreceğini ve karıştıracağını, davalının, müvekkilinin markalarıyla «iltibas» yaratacak birden çok benzer marka başvurusu yaparak müvekkilinin markaları ile görünüş, yazı fontu, yazı karakteri ve okunuş ile karışıklık yaratıp müvekkili şirke …
… enzerlik ve başvurunun kapsadığı "17/01, 17/02, 17/03, 17/04 sınıf mal ve hizmetler ile bu malların satışına özgülenmiş 35. sınıf perakendecilik hizmetleri yönünden «iltibas» tehlikesi bulunduğu, başvurunun kapsadığı 35. sınıftaki diğer hizmetler bakımından emtia listeleri farklı olduğundan karıştırılma ihtimali bulunmadığı, "SARAY" markasının “alüminyum” sektöründe tanınmış marka olduğu, bu tanınmışlığın 17. sınıftaki mallar ile bu malların perakende satış hizmetleri bakımından iltibas ihtimalini güçlendirdiği; ancak davalının marka başvurusunun kapsadığı 35. sınıftaki diğer hizmetler bakımından 6769 sayılı Kanun'un (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin beşinci fıkrasında sayılan koşulların gerçekleşmediği, davacının SARAYPVC ibaresi üzerinde 17. sınıftaki mallar ile 35. sınıftaki hizmetler bakımından 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin üçüncü fıkrası kapsamında tescilsiz marka kullanımına dayalı üstün ve öncelikli hakkının bulunmadığı, davacının «ticaret unvanının», SARAYPVC markasının 17. sınıftaki mallar ile bu malların satış hizmetleri bakımından, 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin altıncı fıkrası anlamında tescil engel …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ayırt edicilik
Benzer bu kararda… de karıştırılma tehlikesinin bulunduğu, taraf markalarının asli unsurunun "SARAY" ibaresinden oluştuğu ve bu ibarenin başvuru kapsamındaki mal ve hizmetler yönünden «ayırt ediciliğinin» zayıf bulunduğunun söylenemeyeceği, davacının markalarının kapsamlarındaki mal ve hizmetlerle, dava konusu başvurunun kapsamından çıkarılan 17. sınıf mallar ve bu …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4920 E. 2024/816 K.
Ortak:ticaret unvanı · iltibas
İncelediğiniz kararda… linin bulunduğunu, davalı markasının müvekkilinin markalarının serisi içerisinde bulunan bir marka olarak algılanacağını, saray ibaresinin aynı zamanda müvekkilinin «ticaret unvanının» kılavuz unsuru olduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış marka olduğunu, marka üzerinde gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, davalı şirketin markayı kötü niyetle tescil ettirdiğini, davalı eylemlerinin müvekkilinin «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabet» teşkil ettiğini de ileri sürerek davalı adına tescilli 2016/98200 sayılı "SARARPEN" ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini, marka hakkına tecavüz ve …
… 6 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğundan markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği, tescilli markaya bağlı bir hakkın kullanımının söz konusu olduğu durumlarda «haksız rekabetin» ve tecavüzün oluşmayacağı ve davalının markaya tecavüzü ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli 2016/98200 sayılı "SARARPEN" m …
… rkişi raporunda yeterli inceleme yapılmadığını, taraflara ait markaların hem görsel hem fonetik hem de bütünsel algılamada farklı olduğunu, markalar benzemediğinden «iltibas» oluşmayacağını, müvekkilinin "sararpen'' ismi altında yeni bir marka başvurusunda bulunduğunu ve söz konusu başvuruya davacı tarafından TPMK'da itirazda bulunduğun …
Benzer bu kararda… markalarının benzer bulunduğunu, başvurunun kötü niyetli olduğunu, müvekkilinin eskiye dayalı kullanımının bulunduğunu, “SARAY” ibaresinin aynı zamanda müvekkilinin «ticaret unvanının» kılavuz unsuru olduğunu ileri sürerek YİDK kararının iptaline, davalı adına başvurusu yapılan markanın tescili halinde hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiş …
… metlerin tamamen farklı olduklarını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda sektörden bir bilirkişinin yer almadığını, ... nezdinde "İstanbul "ve "Saray" ibarelerini «taşıyan» çok sayıda markanın tescilli olduğunu ve bu durumun anılan ibarelerin ayırt edici niteliğini azalttığı gibi «iltibas» ihtimalini de ortadan kaldırdığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
… krası anlamında, ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin bulunduğu, davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "SARAY" ibaresinin, dava konusu başvuruda da aynen kullanıldığı ve başvuruda farklı olarak yer verilen "İstanbul" ve "door" ibarelerinin, başvuruya yeterli «ayırt ediciliği» sağlamadığı, davacı markalarının kapsamlarında yer alan 6. ve 19. sınıftaki mallarla, dava konusu başvuru kapsamında kalan 17. sınıftaki mallar ile bu malların satışına özgülenmiş 35/5. sınıf mağazacılık hizmetleri arasında benzerliğin bulunduğu, bu malların genel olarak inşaat sektöründe kullanılan yapı malzemeleri oldukları, birbirleri yerine ikame edilen, benzer ihtiyaçları karşılayan ve benzer «dağıtım» kanalları aracılığıyla tüketiciye ulaştırılan, aynı yerlerde satışa sunulan mallar olduğu, başvuru kapsamında kalan 35/1-2-3-4 sınıfa yer alan hizmetler yönünden ise 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki koşulların oluşmadığı gibi aynı maddenin beşinci fıkrasındaki şartların da bulunmadığı, «kötü niyet» iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kâr dağıtımı · kötü niyet · taşıyan · ayırt edicilik
Benzer bu kararda… krası anlamında, ortalama alıcılar nezdinde görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları genel izlenim itibarıyla ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin bulunduğu, davacı markalarının asli unsurunu oluşturan "SARAY" ibaresinin, dava konusu başvuruda da aynen kullanıldığı ve başvuruda farklı olarak yer verilen "İstanbul" ve "door" ibarelerinin, başvuruya yeterli «ayırt ediciliği» sağlamadığı, davacı markalarının kapsamlarında yer alan 6. ve 19. sınıftaki mallarla, dava konusu başvuru kapsamında kalan 17. sınıftaki mallar ile bu malların satışına özgülenmiş 35/5. sınıf mağazacılık hizmetleri arasında benzerliğin bulunduğu, bu malların genel olarak inşaat sektöründe kullanılan yapı malzemeleri oldukları, birbirleri yerine ikame edilen, benzer ihtiyaçları karşılayan ve benzer «dağıtım» kanalları aracılığıyla tüketiciye ulaştırılan, aynı yerlerde satışa sunulan mallar olduğu, başvuru kapsamında kalan 35/1-2-3-4 sınıfa yer alan hizmetler yönünden ise 6769 sayılı Kanun'un 6 ncı maddesinin birinci fıkrasındaki koşulların oluşmadığı gibi aynı maddenin beşinci fıkrasındaki şartların da bulunmadığı, «kötü niyet» iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
… metlerin tamamen farklı olduklarını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda sektörden bir bilirkişinin yer almadığını, ... nezdinde "İstanbul "ve "Saray" ibarelerini «taşıyan» çok sayıda markanın tescilli olduğunu ve bu durumun anılan ibarelerin ayırt edici niteliğini azalttığı gibi «iltibas» ihtimalini de ortadan kaldırdığını ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/8629 E. , 2023/2848 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/2213 Esas, 2021/1395 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Gaziantep 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI 2017/240 E., 2019/84 K.
Taraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin 1979 yılında kurulduğunu, 30 yılı aşkın süredir giydirme cephe ve kapı pencere sistemleri, alüminyum kompozit panel, kış bahçeleri, güneş kırıcılar ve solar sistemler gibi mimarı uygulamalarla ilgili üretim yapan, boya, kaplama, eloksal, ekstrüzyon, biyet döküm, lehva boyama ve kompoze levha üretim tesislerini de bünyesinde barındıran entegre bir kuruluş olduğunu, müvekkilinin Türk Patent ve Marka Kurumunda (TPMK) tescilli 117949 sayılı "SARAY, 2010/51253 sayılı "SARAY", 2016/26846 sayılı "SARAYPEN", 2016/26840 sayılı "SARAYBOND", 2012/97879 sayılı "GREENİST SARAYGRUP", 2009/60455 sayılı "İSTANBUL TİCARET SARAYI" markalarının sahibi olduğunu, davalı tarafın müvekkilinin markalarıyla aynı ve benzer olan 2016/98200 sayılı "SARARPEN" markasını 17 ve 19.
sınıflarda tescil ettirdiğini, müvekkil şirketin Saray markasının gerçek hak sahibi olduğunu, davalı markasıyla müvekkilinin markaları arasında karıştırılma ihtimalinin bulunduğunu, davalı markasının müvekkilinin markalarının serisi içerisinde bulunan bir marka olarak algılanacağını, saray ibaresinin aynı zamanda müvekkilinin ticaret unvanının kılavuz unsuru olduğunu, müvekkilinin markasının tanınmış marka olduğunu, marka üzerinde gerçek hak sahibinin müvekkili olduğunu, davalı şirketin markayı kötü niyetle tescil ettirdiğini, davalı eylemlerinin müvekkilinin marka hakkına tecavüz ve haksız rekabet teşkil ettiğini de ileri sürerek davalı adına tescilli 2016/98200 sayılı "SARARPEN" ibareli markanın hükümsüzlüğü ile sicilden terkinini, marka hakkına tecavüz ve haksız rekabetin tespitini, menini, tecavüz teşkil eden ürünlere el konulmasını, bu ürünlerin toplanmasını ve imha edilmesini, fazlaya dair talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 500,00 TL maddi ve 10.000,00 TL manevi tazminata karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkil şirketin 2000 yılında ticari hayata başladığını, kurulduğu günden bu yana demir ve döküm pvc ve inşaat alanında yatırım yaptığını, Irak başta olmak üzere Ortadoğu'nun birçok ülkesinde dış ticaret faaliyeti ve ihracat yaptığını, müvekkiline ait markanın davacı marka başvurusundan önce olduğunu, dolayısıyla öncelik ve üstünlük hakkının müvekkiline ait olduğunu, Sararpen markasının gerçek hak sahibinin müvekkiline ait olduğunu, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının "SARARPEN" markası ile davacının "SARAYPEN" markası arasında fonetik ve görsel olarak birbirinin aynı veya devamı olduğu intibaını uyandırdığı, davalı markası ile davacı markaları arasında 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 6 ncı maddesinin birinci fıkrası anlamında ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğundan markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesi gerektiği, tescilli markaya bağlı bir hakkın kullanımının söz konusu olduğu durumlarda haksız rekabetin ve tecavüzün oluşmayacağı ve davalının markaya tecavüzü ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalı adına tescilli 2016/98200 sayılı "SARARPEN" markasının hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine, davacının diğer taleplerinin reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; hükme esas alınan bilirkişi raporunda yeterli inceleme yapılmadığını, taraflara ait markaların hem görsel hem fonetik hem de bütünsel algılamada farklı olduğunu, markalar benzemediğinden iltibas oluşmayacağını, müvekkilinin "sararpen'' ismi altında yeni bir marka başvurusunda bulunduğunu ve söz konusu başvuruya davacı tarafından TPMK'da itirazda bulunduğunu, ancak davacının itirazlarının reddedildiğini, taraflar arasında 17. sınıfta herhangi bir ihtilaf bulunmadığını, bilirkişi heyetinin 17. sınıf için kendiliğinden değerlendirme yapmasının bilirkişilik görevinin dışında olduğunu, müvekkiline ait markanın 17. sınıfta hükümsüz kılınmasının kabul edilemeyeceğini, gerçek hak sahipliği ilkesinin görmezden gelindiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü itirazları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalı markasının hükümsüzlüğü, markaya tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
10.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/936662900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz