Şirketin ihyası | Davanın kabulü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/767 E. 2023/1093 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticaret sicilinden resen terkin↗ hizmet tespiti davası↗ resen terkin↗ hukuki menfaat↗ şirketin tasfiyesi↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ vekâlet ücreti↗ sicilden terkin↗ tespit davası↗ dava şartı yokluğu↗ yargılama giderleri↗ ihya↗ kesin süre↗ tasfiye memuru↗ hak düşürücü süre↗ uyuşmazlık konusu↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ usulden reddi↗ ihtar↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ tebligat↗ ticaret sicili↗ ek tasfiye↗ terkin↗ ihtarname↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ ilan↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ temsil↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ: İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2021/406 E., 2021/1090 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından ihyası istenen ... Turizm San. ve Dış. Tic. Ltd. Şti.'ye karşı hizmet tespiti davası açıldığını, Mahkemenin yapmış olduğu araştırmada şirketin sicilden resen terkin olduğunu öğrendiklerini, İstanbul 22. İş Mahkemesinin dosyasında müvekkiline şirketin ihyası için dava açmak üzere kesin süre verdiğini ileri sürerek anılan şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 32 nci maddesi ve Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 34 üncü maddesi hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, dava konusu şirketin resen terkin kapsamına alındığını, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 31.07.2013 tarihinde sicil kaydının resen terkin edildiğini, hak düşürücü sürenin geçtiğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu şirketin ticaret sicilinden silinme tarihi 31.07.2013 tarihi olup işbu davanın açıldığı 09.06.2021 tarihinde hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihyası istenen şirketin sicilden terkin edildiği hususunun dava sürecinde öğrenildiğini, Mahkemece davada hukuki yararın mevcudiyeti irdelenmeden salt hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesi ile davanın reddine kararı verilmesinin adaletli olmadığını, Mahkemece, terkin sürecinin davalı tarafça usulüne uygun yapılmadığının gözetilmediğini, davalının tasfiye halindeki şirketin sadece sicil adresine 22.04.2013 tarihli ihtarı gönderdiğini, ihtarın 02.05.2013 tarihinde iade dönmesine rağmen daha önceki bir tarihte 29.04.2013 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde tebliğ yerine geçmek üzere yayımlanmış olduğunu, ihtarın şirket yetkililerine gönderilmediğini, oysa davalı sicil tarafından düzenlenecek ihtarnamenin şirkete ve şirket yetkililerine ayrı ayrı tebliğinin gerektiğini, bu durumda şirketin sicil kaydının silinmesinin usulsüz olduğunu, davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin ve müvekkilinin yargı giderlerinden sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu şirketin, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı Sicil Müdürlüğünce 31.07.2013 tarihinde sicilden terkin edildiği; ancak şirket temsilcisine tebligat yapılmadığı, yapılan terkin işleminin şekil açısından hukuka uygun olmadığı ve geçici 7 nci madde kapsamında kabul edilemeyeceğinden, Mahkemece anılan maddede düzenlenen 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut dava yönünden uygulanması ile davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, şirketin ihyasına, yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine ve davacı lehine vekâlet ücreti takdirine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki hususların Mahkemece dikkate alınmadığını, resen terkin işleminin usule aykırı olduğunun dava dilekçesinde ileri sürülmediğini, resen terkin işleminin hukuka uygun yapıldığını, bu nedenle yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilemeyeceğini, şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi ve tasfiye memuru atanması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu şirketin ihyası şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanunu'nun geçici 7 nci maddesi
3. Değerlendirme
Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca ticaret sicilinden resen terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir.
6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının son cümlesi uyarınca, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler. Düzenlenen beş yıllık süre, hak düşürücü süre niteliğinde olup terkin işlemlerinin Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından kanunda aranan nitelikte yapılmaması, eksik ya da hatalı işlemler sonucunda terkinin yapılması halinde bu durum hak düşürücü süreye etkili değildir. Somut olayda ihyası talep edilen şirket, 31.07.2013 tarihinde terkin edilmiş olup ihya davasının ise 6102 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında düzenlenen beş yıllık hak düşürücü süreden sonra 09.06.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. Davanın, hak düşürücü süreden sonra açılmış olması nedeniyle Kanunda düzenlenen ihya sebeplerinden hiçbirisinin dinlenme imkanı bulunmamakta olup davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4424 E. 2019/1037 K.
Ortak:ihya · hukuki yarar · ticaret sicili · cy/cy kaydı · dava şartı
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «ihyası» istenen şirketin «sicilden terkin» edildiği hususunun dava sürecinde öğrenildiğini, Mahkemece davada «hukuki yararın» mevcudiyeti irdelenmeden salt «hak düşürücü sürenin» geçmiş olduğu gerekçesi ile davanın reddine kararı verilmesinin adaletli olmadığını, Mahkemece, terkin sürecinin davalı tarafça usulüne uygun yapılmadığının gözetilmediğini, davalının «tasfiye» halindeki şirketin sadece sicil adresine 22.04.2013 tarihli «ihtarı» gönderdiğini, ihtarın 02.05.2013 tarihinde iade dönmesine rağmen daha önceki bir tarihte 29.04.2013 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde tebliğ yerine geçmek üzere yayımlanmış olduğunu, ihtarın şirket yetkililerine gönderilmediğini, oysa davalı sicil tarafından düzenlenecek «ihtarnamenin» şirkete ve şirket yetkililerine ayrı ayrı tebliğinin gerektiğini, bu durumda şirketin sicil «kaydının» silinmesinin usulsüz olduğunu, davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin ve müvekkilinin yargı giderlerinden sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu ileri sürere …
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından «ihyası» istenen ...
Benzer bu kararda… toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi gereğince Ticaret Sicilden silinmekle dava ve hukuki işlem «ehliyetini» yitirdiğini «ticaret sicil» işleminin iptaline karar verilmesinin şirketin sicile kendiliğinden «kaydını» sağlayamayacağı, ayrıca «ihya» kararı verilmesi gerektiği, davacı tarafça işlemin iptali talep edilip, ihya talep edilmediğinden iptal davasında «hukuki yararı» bulunmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince, davacı Şirketin «kaydının» silinmiş olması nedeniyle taraf «ehliyeti» yokluğundan davanın reddine ilişkin kararda usule aykırılık bulunmadığından davacı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adl …
Kaydı silinen şirket hakkında devam eden davalar bulunması nedeniyle şirketin, 6102 sayılı Yasa’nın Geçici 7/.... maddesi uyarınca Geçici 7. maddeye dayalı olarak bir şirketin «kaydının» silinmesi işlemi hukuka uygun olmadığından ve silinme işleminin iptali halinde şirketin varlığı devam edeceğinden davalı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taraf ehliyeti
Benzer bu kararda… toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre; davacı şirketin Türk Ticaret Kanunu'nun geçici 7. maddesi gereğince Ticaret Sicilden silinmekle dava ve hukuki işlem «ehliyetini» yitirdiğini «ticaret sicil» işleminin iptaline karar verilmesinin şirketin sicile kendiliğinden «kaydını» sağlayamayacağı, ayrıca «ihya» kararı verilmesi gerektiği, davacı tarafça işlemin iptali talep edilip, ihya talep edilmediğinden iptal davasında «hukuki yararı» bulunmadığı, gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince, davacı Şirketin «kaydının» silinmiş olması nedeniyle taraf «ehliyeti» yokluğundan davanın reddine ilişkin kararda usule aykırılık bulunmadığından davacı şirket vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adl …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/91 E. 2016/4911 K.
Ortak:resen terkin · hukuki menfaat · şirketin ihyası · sicilden terkin · ihya · ek tasfiye · terkin · cy/cy kaydı · dava şartı
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «ihyası» istenen şirketin «sicilden terkin» edildiği hususunun dava sürecinde öğrenildiğini, Mahkemece davada «hukuki yararın» mevcudiyeti irdelenmeden salt «hak düşürücü sürenin» geçmiş olduğu gerekçesi ile davanın reddine kararı verilmesinin adaletli olmadığını, Mahkemece, terkin sürecinin davalı tarafça usulüne uygun yapılmadığının gözetilmediğini, davalının «tasfiye» halindeki şirketin sadece sicil adresine 22.04.2013 tarihli «ihtarı» gönderdiğini, ihtarın 02.05.2013 tarihinde iade dönmesine rağmen daha önceki bir tarihte 29.04.2013 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde tebliğ yerine geçmek üzere yayımlanmış olduğunu, ihtarın şirket yetkililerine gönderilmediğini, oysa davalı sicil tarafından düzenlenecek «ihtarnamenin» şirkete ve şirket yetkililerine ayrı ayrı tebliğinin gerektiğini, bu durumda şirketin sicil «kaydının» silinmesinin usulsüz olduğunu, davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin ve müvekkilinin yargı giderlerinden sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu ileri sürere …
Değerlendirme Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca «ticaret sicilinden resen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
… ürk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 32 nci maddesi ve Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 34 üncü maddesi hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, dava konusu şirketin «resen terkin» kapsamına alındığını, «tebligat» ve «ilan» prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 31.07.2013 tarihinde sicil «kaydının» resen terkin edildiğini, «hak düşürücü sürenin» geçtiğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu kararda… Tasfiye Edilmemiş Anonim veya Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicilinden Silinmelerine İlişkin Tebliğin” “Çeşitli Hükümler” başlığını «taşıyan» 16/2 maddesinin “Bu tebliğ hükümlerine göre; ticaret sicilinden silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler” hükmünü amir olduğu, söz konusu amir hüküm uyarınca «şirket müdürü» ile hissedarlarının resen «sicilden terkin» edilen «şirketin ihyası» için mahkemeye başvurma hak ve yetkilerinin bulunmadığı gerekçesiyle, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d, 115. maddeleri uyarınca davacıların aktif dava «ehliyeti» bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, 6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesi uyarınca Ticaret Sicil Müdürlüğü'nce «resen terkin» edilen «şirketin ihyası» istemine ilişkindir.
6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. bendinin «son» cümlesinde öngörülen "Ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." hükmü gereğince, yasal süresi içinde açılan işbu davada, davacıların, «ihyası» istenilen şirketi «temsile» yetkili kişiler olduğu ve dava açmakta hukuki yararları bulunduğu anlaşılmakla, işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, aktif dava «ehliyetleri» bulunmadığından bahisle, davanın reddine karar verilmesi isabetli bulunmamış ve hükmün davacılar lehine bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürü · taraf ehliyeti · taşıyan
Benzer bu kararda… Tasfiye Edilmemiş Anonim veya Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicilinden Silinmelerine İlişkin Tebliğin” “Çeşitli Hükümler” başlığını «taşıyan» 16/2 maddesinin “Bu tebliğ hükümlerine göre; ticaret sicilinden silinen şirket veya kooperatiflerin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren 5 yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler” hükmünü amir olduğu, söz konusu amir hüküm uyarınca «şirket müdürü» ile hissedarlarının resen «sicilden terkin» edilen «şirketin ihyası» için mahkemeye başvurma hak ve yetkilerinin bulunmadığı gerekçesiyle, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-d, 115. maddeleri uyarınca davacıların aktif dava «ehliyeti» bulunmadığından davanın reddine karar verilmiştir.
6102 sayılı TTK'nın geçici 7. maddesinin 15. bendinin «son» cümlesinde öngörülen "Ticaret sicilinden «kaydı» silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile «hukuki menfaatleri» bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilir." hükmü gereğince, yasal süresi içinde açılan işbu davada, davacıların, «ihyası» istenilen şirketi «temsile» yetkili kişiler olduğu ve dava açmakta hukuki yararları bulunduğu anlaşılmakla, işin esasına girilerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, aktif dava «ehliyetleri» bulunmadığından bahisle, davanın reddine karar verilmesi isabetli bulunmamış ve hükmün davacılar lehine bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/767 E. , 2023/1093 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1743 Esas, 2022/1842 Karar
DAVA TARİHİ 09.06.2021
HÜKÜM
Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2021/406 E., 2021/1090 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulüne, İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından ihyası istenen ... Turizm San. ve Dış. Tic. Ltd. Şti.'ye karşı hizmet tespiti davası açıldığını, Mahkemenin yapmış olduğu araştırmada şirketin sicilden resen terkin olduğunu öğrendiklerini, İstanbul 22. İş Mahkemesinin dosyasında müvekkiline şirketin ihyası için dava açmak üzere kesin süre verdiğini ileri sürerek anılan şirketin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 32 nci maddesi ve Ticaret Sicili Yönetmeliği'nin 34 üncü maddesi hükmü çerçevesinde işlem yaptığını, dava konusu şirketin resen terkin kapsamına alındığını, tebligat ve ilan prosedürlerinin yerine getirilmesinin ardından 31.07.2013 tarihinde sicil kaydının resen terkin edildiğini, hak düşürücü sürenin geçtiğini, müvekkilinin davanın açılmasına sebep olmadığını, yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu şirketin ticaret sicilinden silinme tarihi 31.07.2013 tarihi olup işbu davanın açıldığı 09.06.2021 tarihinde hak düşürücü sürenin geçtiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; ihyası istenen şirketin sicilden terkin edildiği hususunun dava sürecinde öğrenildiğini, Mahkemece davada hukuki yararın mevcudiyeti irdelenmeden salt hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesi ile davanın reddine kararı verilmesinin adaletli olmadığını, Mahkemece, terkin sürecinin davalı tarafça usulüne uygun yapılmadığının gözetilmediğini, davalının tasfiye halindeki şirketin sadece sicil adresine 22.04.2013 tarihli ihtarı gönderdiğini, ihtarın 02.05.2013 tarihinde iade dönmesine rağmen daha önceki bir tarihte 29.04.2013 tarihli Ticaret Sicil Gazetesi'nde tebliğ yerine geçmek üzere yayımlanmış olduğunu, ihtarın şirket yetkililerine gönderilmediğini, oysa davalı sicil tarafından düzenlenecek ihtarnamenin şirkete ve şirket yetkililerine ayrı ayrı tebliğinin gerektiğini, bu durumda şirketin sicil kaydının silinmesinin usulsüz olduğunu, davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin ve müvekkilinin yargı giderlerinden sorumlu tutulmasının hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu şirketin, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kaldığından bahisle davalı Sicil Müdürlüğünce 31.07.2013 tarihinde sicilden terkin edildiği; ancak şirket temsilcisine tebligat yapılmadığı, yapılan terkin işleminin şekil açısından hukuka uygun olmadığı ve geçici 7 nci madde kapsamında kabul edilemeyeceğinden, Mahkemece anılan maddede düzenlenen 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut dava yönünden uygulanması ile davanın reddine karar verilmesinin hatalı olduğu gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, şirketin ihyasına, yargılama giderlerinin davalıya yükletilmesine ve davacı lehine vekâlet ücreti takdirine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki hususların Mahkemece dikkate alınmadığını, resen terkin işleminin usule aykırı olduğunun dava dilekçesinde ileri sürülmediğini, resen terkin işleminin hukuka uygun yapıldığını, bu nedenle yargılama gideri ve vekâlet ücretinin davalıya yükletilemeyeceğini, şirketin ek tasfiyesine karar verilmesi ve tasfiye memuru atanması gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu şirketin ihyası şartlarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6102 sayılı Kanunu'nun geçici 7 nci maddesi
3. Değerlendirme
Dava, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi uyarınca ticaret sicilinden resen terkin edilen şirketin ihyası istemine ilişkindir.
6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasının son cümlesi uyarınca, ticaret sicilinden kaydı silinen şirket veya kooperatifin alacaklıları ile hukuki menfaatleri bulunanlar haklı sebeplere dayanarak silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirket veya kooperatifin ihyasını isteyebilirler. Düzenlenen beş yıllık süre, hak düşürücü süre niteliğinde olup terkin işlemlerinin Ticaret Sicil Müdürlüğü tarafından kanunda aranan nitelikte yapılmaması, eksik ya da hatalı işlemler sonucunda terkinin yapılması halinde bu durum hak düşürücü süreye etkili değildir. Somut olayda ihyası talep edilen şirket, 31.07.2013 tarihinde terkin edilmiş olup ihya davasının ise 6102 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin on beşinci fıkrasında düzenlenen beş yıllık hak düşürücü süreden sonra 09.06.2021 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır.
Davanın, hak düşürücü süreden sonra açılmış olması nedeniyle Kanunda düzenlenen ihya sebeplerinden hiçbirisinin dinlenme imkanı bulunmamakta olup davanın dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken Bölge Adliye Mahkemesince yanılgılı gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi doğru görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalıya iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
23.02.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
KARŞIOY
Usul ve yasaya uygun Bölge Adliye Mahkemesi kararının onanmasına hükmetmek gerekirken aksi yöndeki çoğunluk görüşüne katılamıyorum.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/936582600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz