Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5617 E. 2023/499 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
sevk irsaliyesi↗ irsaliye↗ bayilik sözleşmesi↗ ıslah↗ ihtarname↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ eksik inceleme↗ yükleten (shipper)↗ avans faizi↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2015/30 E., 2017/1309 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi kapsamında, davalıya kendisine ait ürünlerin muhafazası ve satışı için dolap teslim ettiğini, bayilik sözleşmesinin davalının akde aykırı davranışları sebebiyle müvekkilince 25.06.2012 tarihli ihtarnameyle feshedildiğini ve aynı ihtarnameyle teslim edilen dolapların iadesinin talep edildiğini, davalı yanca bir kısım dolaplar iade edilmişse de davalının uhdesinde halen 684 dondurma dolabı ve 4 adet Cold Car marka frigofirik kasanın kaldığını ileri sürerek davalının uhdesinde kalan dolapların aynen iadesine, bunun mümkün olmaması hâlinde ise söz konusu dolap bedellerinin ihtarname tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 12.09.2017 tarihli ıslah dilekçesiyle 146.400,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin bayilik sözleşmesi kapsamında teslim aldığı tüm dolapları muhtelif tarihli irsaliyelerle davacıya teslim ettiğini, müvekkilinin elinde davacıya ait başkaca bir dolap bulunmadığını, davacının müvekkilince iade edilenden daha fazla dolap teslim edildiğine yönelik iddiasını ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarıyla bayilik ilişkisi kapsamında davacıdan dolap teslim aldığını kabul etmesi karşısında, teslim vakıasının sabit olduğu, bu nedenle davalının aşamalardaki bazı beyanlarında kendisine herhangi bir dolap teslim edilmediği şeklindeki itirazlarına itibar edilmediği, keza teslim vakıasının sabit olması sebebiyle davacı yanca sunulan sevk irsaliyelerinde yer alan imzaların davalı şirket çalışanlarına ait olup olmadığının araştırılmasına da gerek duyulmadığı gerekçesiyle ıslah dilekçesi nazara alınmak suretiyle 146.400,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince cevap dilekçesindeki beyanlarının yanlış yorumlandığını, davacının iddia ettiği tutarda dolabı müvekkiline teslim ettiğini yazılı belgelerle ispat etmesi gerektiğini, davacı yanca bu hususta muhtelif tarihli sevk irsaliyelerine delil olarak dayanılmış ise de, bu irsaliyelerden bir kısmında teslim alan imzasının ve isminin yer alamadığını, bir kısmında imza olmakla beraber teslim alan kişinin adının yer almaması sebebiyle teslim alanın kim olduğunun anlaşılmadığını, bir kısmında ise isim ve imza bulunmakla birlikte teslim alan kişinin müvekkili şirket çalışanı olmadığını, bu hususlar araştırılmadan iddia edilen tutarda dolabın teslim edildiği sonucuna nasıl ulaşıldığının anlaşılamadığını, oysa Mahkemece emsal olarak gösterilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2002/19-753 E., 2002/661 K. sayılı ilamında dahi irsaliyeler üzerinde inceleme yapılmasının zorunlu olduğunun belirtildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı yanca sunulan irsaliyelerde yer alan tüm dolapların teslim edildiği kabul edilerek hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge adliye mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde belirttiği sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taraflar arasındaki bayilik ilişkisi kapsamında davalıya teslim edilen dolapların aynen iadesi, bunun mümkün olmaması hâlinde ise bedellerinin davalıdan tahsili istemine ilişkin olup uyuşmazlık, davacı yanca sözleşmenin yürürlükte olduğu dönem boyunca davalıya kaç tane dolap teslim edildiği ve davalı yanca teslim alınan tüm dolapların sözleşmenin feshinden sonra iade edilip edilmediği noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/14119 E. 2012/19615 K.
Ortak:eksik inceleme · avans faizi · teslim
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesi» kapsamında, davalıya kendisine ait ürünlerin muhafazası ve satışı için dolap «teslim» ettiğini, bayilik sözleşmesinin davalının akde aykırı davranışları sebebiyle müvekkilince 25.06.2012 tarihli «ihtarnameyle» feshedildiğini ve aynı ihtarnameyle teslim edilen dolapların iadesinin talep edildiğini, davalı yanca bir kısım dolaplar iade edilmişse de davalının uhdesinde halen 684 dondurma dolabı ve 4 adet Cold Car marka frigofirik kasanın kaldığını ileri sürerek davalının uhdesinde kalan dolapların aynen iadesine, bunun mümkün olmaması hâlinde ise söz konusu dolap bedellerinin ihtarname tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 12.09.2017 tarihli «ıslah» dilekçesiyle 146.400,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
… ahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarıyla bayilik ilişkisi kapsamında davacıdan dolap «teslim» aldığını kabul etmesi karşısında, teslim vakıasının sabit olduğu, bu nedenle davalının aşamalardaki bazı beyanlarında kendisine herhangi bir dolap teslim edilmediği şeklindeki itirazlarına itibar edilmediği, keza teslim vakıasının sabit olması sebebiyle davacı yanca sunulan «sevk irsaliyelerinde» yer alan imzaların davalı şirket çalışanlarına ait olup olmadığının araştırılmasına da gerek duyulmadığı gerekçesiyle «ıslah» dilekçesi nazara alınmak suretiyle 146.400,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… kili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince cevap dilekçesindeki beyanlarının yanlış yorumlandığını, davacının iddia ettiği tutarda dolabı müvekkiline «teslim» ettiğini yazılı belgelerle ispat etmesi gerektiğini, davacı yanca bu hususta muhtelif tarihli «sevk irsaliyelerine» delil olarak dayanılmış ise de, bu irsaliyelerden bir kısmında teslim alan imzasının ve isminin yer alamadığını, bir kısmında imza olmakla beraber teslim alan kişinin adının yer almaması sebebiyle teslim alanın kim olduğunun anlaşılmadığını, bir kısmında ise isim ve imza bulunmakla birlikte teslim alan kişinin müvekkili şirket çalışanı olmadığını, bu hususlar araştırılmadan iddia edilen tutarda dolabın teslim edildiği sonucuna nasıl ulaşıldığının anlaşılamadığını, oysa Mahkemece emsal olarak gösterilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2002/19-753 E., 2002/661 K. sayılı ilamında dahi irsaliyeler üzerinde inceleme yapılmasının zorunlu olduğunun belirtildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı yanca sunulan irsaliyelerde yer alan tüm dolapların teslim edildiği kabul edilerek hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi kurulu raporu ve tüm dosya kapsamına göre, su baskınına neden olan «hasarın» okulun bodrum katı sayaca gelmeden önceki «bölümde» hemen vananın yanında bulunan push-fitin kurşun boru ile birleştiği yerden ayrılması sonucu oluştuğu, ASKİ Tarifeler Yönetmeliği'nin 9. ve 10. maddelerine göre, şube yoluna ait sorumluluğun davalıda olduğu, «keşif» sırasında görülen dolapların hasar sonrası resmi çekilen dolaplar olduğu, bu dolapların alt kısımlarında su basmasından dolayı küçük hasarlar bulunduğu, dava dışı sigortalı okula yeni dolapların «teslim» edildiğini kanıtlar bir teslim belgesinin sunulamadığı, ekspertiz raporundaki resimlerine göre de dolapların parçalanarak atılacak seviyede hasarlarının bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 250,00 TL'nin 21.04.2010 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Ekspertiz raporunda belirtilen dolapların «yenilenmesi» gerektiğine dair görüş ile mahkemece alınan bilirkişi raporunda açıklanan dolapların ayaklarının tamiri gerektiğine dair görüş arasında çelişki meydana gelmiş olup, ekpertiz raporu ekindeki fotoğraflar, dolapların cinsi ve niteliği nazara alınarak dolapların yenilenmesi mi gerektiği yoksa dolapların ayaklarının tamiri suretiyle mi «hasarın» giderilmesi gerektiğini belirten, çelişkiyi giderici, üç kişilik uzman bilirkişi heyetinden rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:rücuen tazmin · keşif · iş bölümü · yenileme · hasar
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi kurulu raporu ve tüm dosya kapsamına göre, su baskınına neden olan «hasarın» okulun bodrum katı sayaca gelmeden önceki «bölümde» hemen vananın yanında bulunan push-fitin kurşun boru ile birleştiği yerden ayrılması sonucu oluştuğu, ASKİ Tarifeler Yönetmeliği'nin 9. ve 10. maddelerine göre, şube yoluna ait sorumluluğun davalıda olduğu, «keşif» sırasında görülen dolapların hasar sonrası resmi çekilen dolaplar olduğu, bu dolapların alt kısımlarında su basmasından dolayı küçük hasarlar bulunduğu, dava dışı sigortalı okula yeni dolapların «teslim» edildiğini kanıtlar bir teslim belgesinin sunulamadığı, ekspertiz raporundaki resimlerine göre de dolapların parçalanarak atılacak seviyede hasarlarının bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 250,00 TL'nin 21.04.2010 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Ekspertiz raporunda belirtilen dolapların «yenilenmesi» gerektiğine dair görüş ile mahkemece alınan bilirkişi raporunda açıklanan dolapların ayaklarının tamiri gerektiğine dair görüş arasında çelişki meydana gelmiş olup, ekpertiz raporu ekindeki fotoğraflar, dolapların cinsi ve niteliği nazara alınarak dolapların yenilenmesi mi gerektiği yoksa dolapların ayaklarının tamiri suretiyle mi «hasarın» giderilmesi gerektiğini belirten, çelişkiyi giderici, üç kişilik uzman bilirkişi heyetinden rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
1- Dava, dava dışı sigortalı okulda bulunan su borusunun patlaması sonucu üç adet kantin dolabının zarar görmesi nedeniyle davacı ... şirketince sigortalıya ödenen bedelin «rücuen tazmini» istemine ilişkindir.
Ekspertiz raporunda, üç adet kantin dolabının bodrum kat zeminine yayılan sudan zarar gördüğü ve dolapların «yenilenmesi» konusunda mutabık kalındığı belirtilmiş ve bu konuda sigortalı tarafından alınan bedel teklifleri de nazara alınmıştır.
-
Menfi tespit | Teminat mektubunun iadesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/4971 E. 2023/2228 K.
Ortak:teslim
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesi» kapsamında, davalıya kendisine ait ürünlerin muhafazası ve satışı için dolap «teslim» ettiğini, bayilik sözleşmesinin davalının akde aykırı davranışları sebebiyle müvekkilince 25.06.2012 tarihli «ihtarnameyle» feshedildiğini ve aynı ihtarnameyle teslim edilen dolapların iadesinin talep edildiğini, davalı yanca bir kısım dolaplar iade edilmişse de davalının uhdesinde halen 684 dondurma dolabı ve 4 adet Cold Car marka frigofirik kasanın kaldığını ileri sürerek davalının uhdesinde kalan dolapların aynen iadesine, bunun mümkün olmaması hâlinde ise söz konusu dolap bedellerinin ihtarname tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 12.09.2017 tarihli «ıslah» dilekçesiyle 146.400,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin «bayilik sözleşmesi» kapsamında «teslim» aldığı tüm dolapları muhtelif tarihli «irsaliyelerle» davacıya teslim ettiğini, müvekkilinin elinde davacıya ait başkaca bir dolap bulunmadığını, davacının müvekkilince iade edilenden daha fazla dolap teslim edildiğine yönelik iddiasını ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
… ahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarıyla bayilik ilişkisi kapsamında davacıdan dolap «teslim» aldığını kabul etmesi karşısında, teslim vakıasının sabit olduğu, bu nedenle davalının aşamalardaki bazı beyanlarında kendisine herhangi bir dolap teslim edilmediği şeklindeki itirazlarına itibar edilmediği, keza teslim vakıasının sabit olması sebebiyle davacı yanca sunulan «sevk irsaliyelerinde» yer alan imzaların davalı şirket çalışanlarına ait olup olmadığının araştırılmasına da gerek duyulmadığı gerekçesiyle «ıslah» dilekçesi nazara alınmak suretiyle 146.400,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından düzenlenen 02.03.2015 tarih ve A-029358 seri nolu 52.081,00 TL bedelli faturada belirtilen malların müvekkiline «teslim» edilmediğini, müvekkili ile davalı arasında alacak borç ilişkisi bulunmadığını ileri sürerek, anılan «fatura» nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitini ve ...
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «menfi tespit» davasında, eda hükmü niteliğinde «teminat mektubu» iadesinin de talep edilemeyeceğini, bu talebin «tefrik» edilerek ayrı «harç» alınması gerektiğini, müvekkili davalı şirket ile davacı şirket arasında 19.10.2012 tarihli "Münhasır Dağıtım Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşmenin 5.9 maddesinde, sözleşmeye konu ürünlerin muhafazası için gereken derin dondurucu dolaplarla ilgili hükümlerin yer aldığını, dava konusu faturanın, işbu sözleşmenin 5.9 maddesi gereğince müvekkili tarafından davacıya «teslim» edilmiş olan dolapların iade edilmemesi nedeniyle düzenlendiğini, taraflar arasında sözleşme bulunmasına rağmen davacının faturaya konu ticari ilişkiyi ve malların teslim alındığını açıkça inkar ettiğini, tarafların «ticari defterleri incelendiğinde» ticari ilişkinin varlığının ortaya çıkacağını, ayrıca «fatura» konusu dolapların teslim edildiğine dair tutanakların mevcut olduğunu, öte yandan faturanın düzenlendiği 02.03.2015 tarihinde müvekkili şirkete bir kısım ödemeler …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu faturanın her iki tarafın «defter» ve kayıtlarında yer almadığı, «fatura» münderecatındaki emtianın «teslimine» dair herhangi bir belge ve «kaydın» bulunmadığı, bu fatura dışında cari hesaptan kaynaklı 21.085,56 TL alacak hususunda bir ihtilaf bulunmadığı, bu alacağın ödendiği ve bu hususun dava konusu olmadığı, dava konusu A-029358 seri numaralı 02.03.2015 tarihli 52.081,02 TL bedelli faturadan dolayı davacının borçlu olmadığı, davalı tarafın herhangi bir alacağı ve riski kalmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, «teminat mektubunun» davacıya iadesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ariyet · teminat mektubunun nakde çevrilmesi · harcın ikmali · ticari defter incelemesi · istinaf başvurusunun reddi · karine · tefrik · cari hesap
Benzer bu karardaDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; derin dondurucu dolapların davacı tarafça «teslim» alındığına «karine» olarak kabul edilip edilmeyeceğinin tartışılmadığını, oysa sözleşme ile birlikte değerlendirildiğinde dolapların teslim edildiğinin karine olduğunun açık olduğunu, dolapların iade edilmediğinde düzenlenecek faturaya davacının itiraz etmeyeceğini, ürünlerin muhafazası amacıyla derin dondurucu dolapların mülkiyeti müvekkilinde kalmak üzere «ariyet» olarak müvekkilinden davacının temin ettiğini ve kendi müşterilerinin adreslerine bıraktırdığını, dolapları iade edilmesinden davacının sorumlu olduğunun sözleşme de yer aldığını, dolap bedellerini de içeren alacak riskine karşı alınmış olan «teminat mektubunun nakde çevrileceğinin» davacıya «ihtar» edildiğini, «yargılama gideri» ve «vekalet ücretinin» hatalı hesaplandığını, bilirkişi raporlarının yetersiz olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini is …
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «menfi tespit» davasında, eda hükmü niteliğinde «teminat mektubu» iadesinin de talep edilemeyeceğini, bu talebin «tefrik» edilerek ayrı «harç» alınması gerektiğini, müvekkili davalı şirket ile davacı şirket arasında 19.10.2012 tarihli "Münhasır Dağıtım Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşmenin 5.9 maddesinde, sözleşmeye konu ürünlerin muhafazası için gereken derin dondurucu dolaplarla ilgili hükümlerin yer aldığını, dava konusu faturanın, işbu sözleşmenin 5.9 maddesi gereğince müvekkili tarafından davacıya «teslim» edilmiş olan dolapların iade edilmemesi nedeniyle düzenlendiğini, taraflar arasında sözleşme bulunmasına rağmen davacının faturaya konu ticari ilişkiyi ve malların teslim alındığını açıkça inkar ettiğini, tarafların «ticari defterleri incelendiğinde» ticari ilişkinin varlığının ortaya çıkacağını, ayrıca «fatura» konusu dolapların teslim edildiğine dair tutanakların mevcut olduğunu, öte yandan faturanın düzenlendiği 02.03.2015 tarihinde müvekkili şirkete bir kısım ödemeler …
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin «istinaf başvurusunun reddine», davalı vekilinin «vekalet ücreti» ve yargılama «masraflarına» yönelik istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin 09.11.2016 tarihli 1 nolu «ara» kararı gereğince 52.081,02 TL'lik kısım için eksik «harcın ikmali» amacıyla süre verildiğini, bu ara karar gereğince harcın taraflarınca ikmal edildiğini, sonuç olarak dava değerinin 150.000,00 TL +52.081,02 TL=202.081,02 TL olup bu değer üzerinden «vekalet ücreti» hesaplanarak taraflarına 18.074,86 TL vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve hükmün vekalet ücreti …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7036 E. 2024/3042 K.
Ortak:teslim
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesi» kapsamında, davalıya kendisine ait ürünlerin muhafazası ve satışı için dolap «teslim» ettiğini, bayilik sözleşmesinin davalının akde aykırı davranışları sebebiyle müvekkilince 25.06.2012 tarihli «ihtarnameyle» feshedildiğini ve aynı ihtarnameyle teslim edilen dolapların iadesinin talep edildiğini, davalı yanca bir kısım dolaplar iade edilmişse de davalının uhdesinde halen 684 dondurma dolabı ve 4 adet Cold Car marka frigofirik kasanın kaldığını ileri sürerek davalının uhdesinde kalan dolapların aynen iadesine, bunun mümkün olmaması hâlinde ise söz konusu dolap bedellerinin ihtarname tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 12.09.2017 tarihli «ıslah» dilekçesiyle 146.400,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin «bayilik sözleşmesi» kapsamında «teslim» aldığı tüm dolapları muhtelif tarihli «irsaliyelerle» davacıya teslim ettiğini, müvekkilinin elinde davacıya ait başkaca bir dolap bulunmadığını, davacının müvekkilince iade edilenden daha fazla dolap teslim edildiğine yönelik iddiasını ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
… ahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarıyla bayilik ilişkisi kapsamında davacıdan dolap «teslim» aldığını kabul etmesi karşısında, teslim vakıasının sabit olduğu, bu nedenle davalının aşamalardaki bazı beyanlarında kendisine herhangi bir dolap teslim edilmediği şeklindeki itirazlarına itibar edilmediği, keza teslim vakıasının sabit olması sebebiyle davacı yanca sunulan «sevk irsaliyelerinde» yer alan imzaların davalı şirket çalışanlarına ait olup olmadığının araştırılmasına da gerek duyulmadığı gerekçesiyle «ıslah» dilekçesi nazara alınmak suretiyle 146.400,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… da işyerinin devri konusunda sözleşme yapıldığını, sözleşme gereği işyerinin müvekkiline devredileceğini, davalının mülkiyetinde olan ancak işyerinin müşterilerinin «zilyetliğinde» bulunan 100 adet dolap, çeklerin «teslimi» ile müvekkiline teslim edileceğinin kararlaştırıldığını, davacının davalıya 165.000,00 TL ödeme yaptığını ve her biri 50.000,00 TL bedeli 4 adet çekin davalıya teslim edildiğini, müvekkili yapılan ödeme ve çeklerin teslimi sonrası işyerinin devri ve dolapların tesliminin davalı tarafından yerine getirilmediğini, davalı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, davalının kocası ... ile yapılan görüşmelere ilişkin mesaj içeriklerinden anlaşıldığı üzere buz dolaplarının davacıya devri gerektiğini, toplam tutarı 200.000,00 TL olan çeklerin dolaplar için verildiğini ve teslimden imtina edilmiş olması karşısında çeklerin «bedelsiz» kaldığını, çeklerin bir tanesinin davadan önce «ibraz» edildiğini ve ödendiğini, bu davanın üç adet «çek» için açıldığını ileri sürerek davacının 3 adet çek sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
… leşmesi bulunmadığı, davacının iddiası ve davalının savunması karşısında devrin kapsamının anlaşılamadığı, davacı, 100 adet buzdolabının işletmeye sürekli özgülenen «malvarlığı» içinde bulunduğunu ve devrin kapsamında olduğunu iddia ettiği, davalı ise hem savunmasında hem de «isticvap» beyanında işletmede hiçbir zaman ileri sürülen nitelikte buzdolabı bulunmadığını belirttiği, bu durumda davacının, 100 adet buzdolabının devre konu işletmeye sürekli özgülenen malvarlığı içinde olduğunu ve devrin kapsamında kaldığını ispatla yükümlü olduğu, davacı, bir kısım mesaj içeriği «ibraz» ederek, devir görüşmelerinin davacı şirket adına ...ile davalı adına davalının kocası ... arasında geçtiğini ve çeklerin ...'ya «teslim» edildiğini, buzdolaplarının da davacıya teslim edileceği konusunun mesaj içerikleri ile sabit olduğunu ileri sürmüş ise de davalı, ...'nın davacı ve davalı arasındaki devir ilişkisi karşısında «üçüncü kişi» konumunda olduğunu ve ibraz edilen mesaj içeriklerini kabul etmediği, davacının100 adet buzdolabının devre konu işletmeye sürekli olarak özgülenen malvarlığı unsurları içinde olduğunu ispat edemediği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11 inci maddesinin üçüncü fıkrasındaki karineden yararlanılamayacağı, yani dolapların «işletme devri» kapsamında olduğunun kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… i konusunda anlaşma yapıldığını, yapılan anlaşma gereği söz konusu işyerinin müvekkiline devredileceğini, davalının mülkiyetinde olan ancak işyerinin müşterilerinin «zilyetliğinde» bulunduğu iddia edilen 100 adet dolap çeklerin «teslimi» ile müvekkiline verileceğini, müvekkil şirket yetkilisi ...ise söz konusu davalıya güvenerek müvekkil şirketin hesabından davalının hesabına toplam 165.000,00 TL ö …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çek zayii davası · çek zayi · işletme devri · isticvap · zilyetlik · malvarlığına ilişkin dava · bedelsizlik · zayi
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacı «işletme devri» konusunda anlaştığını, devre istinaden işletmenin tüm «malvarlığı» ile davacıya verildiğini, davacının ticari faaliyetini gereği gibi yerine getiremediğini ve bu nedenle işyerini kapatma kararı aldığını, müvekkiline vermiş olduğu çekleri ödemek istemeyen davacı dava konusu çekler bakımından 3 üncü kişiler üzerinden «çek zayi davası» açtığını, davaların reddine karar verildiğini, davacı ile davalının kocası ... arasında olduğu ileri sürülen mesajların davanın taraflarıyla ilgili olmadığını savu …
… leşmesi bulunmadığı, davacının iddiası ve davalının savunması karşısında devrin kapsamının anlaşılamadığı, davacı, 100 adet buzdolabının işletmeye sürekli özgülenen «malvarlığı» içinde bulunduğunu ve devrin kapsamında olduğunu iddia ettiği, davalı ise hem savunmasında hem de «isticvap» beyanında işletmede hiçbir zaman ileri sürülen nitelikte buzdolabı bulunmadığını belirttiği, bu durumda davacının, 100 adet buzdolabının devre konu işletmeye sürekli özgülenen malvarlığı içinde olduğunu ve devrin kapsamında kaldığını ispatla yükümlü olduğu, davacı, bir kısım mesaj içeriği «ibraz» ederek, devir görüşmelerinin davacı şirket adına ...ile davalı adına davalının kocası ... arasında geçtiğini ve çeklerin ...'ya «teslim» edildiğini, buzdolaplarının da davacıya teslim edileceği konusunun mesaj içerikleri ile sabit olduğunu ileri sürmüş ise de davalı, ...'nın davacı ve davalı arasındaki devir ilişkisi karşısında «üçüncü kişi» konumunda olduğunu ve ibraz edilen mesaj içeriklerini kabul etmediği, davacının100 adet buzdolabının devre konu işletmeye sürekli olarak özgülenen malvarlığı unsurları içinde olduğunu ispat edemediği, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 11 inci maddesinin üçüncü fıkrasındaki karineden yararlanılamayacağı, yani dolapların «işletme devri» kapsamında olduğunun kabul edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… da işyerinin devri konusunda sözleşme yapıldığını, sözleşme gereği işyerinin müvekkiline devredileceğini, davalının mülkiyetinde olan ancak işyerinin müşterilerinin «zilyetliğinde» bulunan 100 adet dolap, çeklerin «teslimi» ile müvekkiline teslim edileceğinin kararlaştırıldığını, davacının davalıya 165.000,00 TL ödeme yaptığını ve her biri 50.000,00 TL bedeli 4 adet çekin davalıya teslim edildiğini, müvekkili yapılan ödeme ve çeklerin teslimi sonrası işyerinin devri ve dolapların tesliminin davalı tarafından yerine getirilmediğini, davalı hakkında suç duyurusunda bulunulduğunu, davalının kocası ... ile yapılan görüşmelere ilişkin mesaj içeriklerinden anlaşıldığı üzere buz dolaplarının davacıya devri gerektiğini, toplam tutarı 200.000,00 TL olan çeklerin dolaplar için verildiğini ve teslimden imtina edilmiş olması karşısında çeklerin «bedelsiz» kaldığını, çeklerin bir tanesinin davadan önce «ibraz» edildiğini ve ödendiğini, bu davanın üç adet «çek» için açıldığını ileri sürerek davacının 3 adet çek sebebiyle davalıya borçlu olmadığının tespitini talep etmiştir.
… i konusunda anlaşma yapıldığını, yapılan anlaşma gereği söz konusu işyerinin müvekkiline devredileceğini, davalının mülkiyetinde olan ancak işyerinin müşterilerinin «zilyetliğinde» bulunduğu iddia edilen 100 adet dolap çeklerin «teslimi» ile müvekkiline verileceğini, müvekkil şirket yetkilisi ...ise söz konusu davalıya güvenerek müvekkil şirketin hesabından davalının hesabına toplam 165.000,00 TL ö …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/5617 E. , 2023/499 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI 2018/1815 Esas, 2021/95 Karar
DAVA TARİHİ 08.01.2015
HÜKÜM
İstinaf başvurusunun esastan reddi
İLK DERECE MAHKEMESİ İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2015/30 E., 2017/1309 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin taraflar arasındaki bayilik sözleşmesi kapsamında, davalıya kendisine ait ürünlerin muhafazası ve satışı için dolap teslim ettiğini, bayilik sözleşmesinin davalının akde aykırı davranışları sebebiyle müvekkilince 25.06.2012 tarihli ihtarnameyle feshedildiğini ve aynı ihtarnameyle teslim edilen dolapların iadesinin talep edildiğini, davalı yanca bir kısım dolaplar iade edilmişse de davalının uhdesinde halen 684 dondurma dolabı ve 4 adet Cold Car marka frigofirik kasanın kaldığını ileri sürerek davalının uhdesinde kalan dolapların aynen iadesine, bunun mümkün olmaması hâlinde ise söz konusu dolap bedellerinin ihtarname tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 12.09.2017 tarihli ıslah dilekçesiyle 146.400,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin bayilik sözleşmesi kapsamında teslim aldığı tüm dolapları muhtelif tarihli irsaliyelerle davacıya teslim ettiğini, müvekkilinin elinde davacıya ait başkaca bir dolap bulunmadığını, davacının müvekkilince iade edilenden daha fazla dolap teslim edildiğine yönelik iddiasını ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarıyla bayilik ilişkisi kapsamında davacıdan dolap teslim aldığını kabul etmesi karşısında, teslim vakıasının sabit olduğu, bu nedenle davalının aşamalardaki bazı beyanlarında kendisine herhangi bir dolap teslim edilmediği şeklindeki itirazlarına itibar edilmediği, keza teslim vakıasının sabit olması sebebiyle davacı yanca sunulan sevk irsaliyelerinde yer alan imzaların davalı şirket çalışanlarına ait olup olmadığının araştırılmasına da gerek duyulmadığı gerekçesiyle ıslah dilekçesi nazara alınmak suretiyle 146.400,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince cevap dilekçesindeki beyanlarının yanlış yorumlandığını, davacının iddia ettiği tutarda dolabı müvekkiline teslim ettiğini yazılı belgelerle ispat etmesi gerektiğini, davacı yanca bu hususta muhtelif tarihli sevk irsaliyelerine delil olarak dayanılmış ise de, bu irsaliyelerden bir kısmında teslim alan imzasının ve isminin yer alamadığını, bir kısmında imza olmakla beraber teslim alan kişinin adının yer almaması sebebiyle teslim alanın kim olduğunun anlaşılmadığını, bir kısmında ise isim ve imza bulunmakla birlikte teslim alan kişinin müvekkili şirket çalışanı olmadığını, bu hususlar araştırılmadan iddia edilen tutarda dolabın teslim edildiği sonucuna nasıl ulaşıldığının anlaşılamadığını, oysa Mahkemece emsal olarak gösterilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2002/19-753 E., 2002/661 K.
sayılı ilamında dahi irsaliyeler üzerinde inceleme yapılmasının zorunlu olduğunun belirtildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı yanca sunulan irsaliyelerde yer alan tüm dolapların teslim edildiği kabul edilerek hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, eksik incelemeye dayalı olarak karar verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge adliye mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde, istinaf dilekçesinde belirttiği sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, taraflar arasındaki bayilik ilişkisi kapsamında davalıya teslim edilen dolapların aynen iadesi, bunun mümkün olmaması hâlinde ise bedellerinin davalıdan tahsili istemine ilişkin olup uyuşmazlık, davacı yanca sözleşmenin yürürlükte olduğu dönem boyunca davalıya kaç tane dolap teslim edildiği ve davalı yanca teslim alınan tüm dolapların sözleşmenin feshinden sonra iade edilip edilmediği noktalarında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.01.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/936330500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz