Menfi tespit | Teminat mektubunun iadesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/4971 E. 2023/2228 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ariyet↗ teminat mektubunun nakde çevrilmesi↗ harcın ikmali↗ ticari defter incelemesi↗ istinaf başvurusunun reddi↗ karine↗ tefrik↗ cari hesap↗ teminat mektubu↗ münhasırlık↗ ara karar↗ uyuşmazlık konusu↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ kâr dağıtımı↗ ihtar↗ ticari defter↗ yargılama gideri↗ esastan ret↗ fatura↗ harç↗ dosya masrafı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ menfi tespit↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ vekalet ücreti↗ teminat↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/123 E., 2019/672 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit ve teminat mektubunun iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin vekalet ücreti ve yargılama masraflarına yönelik istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 11.04.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından düzenlenen 02.03.2015 tarih ve A-029358 seri nolu 52.081,00 TL bedelli faturada belirtilen malların müvekkiline teslim edilmediğini, müvekkili ile davalı arasında alacak borç ilişkisi bulunmadığını ileri sürerek, anılan fatura nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitini ve ... Mersin Şubesince düzenlenen 134 TM 117744 sayılı 10.10.2013 tarihli 150.000,00 TL tutarındaki teminat mektubunun iadesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; menfi tespit davasında, eda hükmü niteliğinde teminat mektubu iadesinin de talep edilemeyeceğini, bu talebin tefrik edilerek ayrı harç alınması gerektiğini, müvekkili davalı şirket ile davacı şirket arasında 19.10.2012 tarihli "Münhasır Dağıtım Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşmenin 5.9 maddesinde, sözleşmeye konu ürünlerin muhafazası için gereken derin dondurucu dolaplarla ilgili hükümlerin yer aldığını, dava konusu faturanın, işbu sözleşmenin 5.9 maddesi gereğince müvekkili tarafından davacıya teslim edilmiş olan dolapların iade edilmemesi nedeniyle düzenlendiğini, taraflar arasında sözleşme bulunmasına rağmen davacının faturaya konu ticari ilişkiyi ve malların teslim alındığını açıkça inkar ettiğini, tarafların ticari defterleri incelendiğinde ticari ilişkinin varlığının ortaya çıkacağını, ayrıca fatura konusu dolapların teslim edildiğine dair tutanakların mevcut olduğunu, öte yandan faturanın düzenlendiği 02.03.2015 tarihinde müvekkili şirkete bir kısım ödemeler yapıldığını, müvekkilinin davacıdan 21.085,56 TL tutarında alacaklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu faturanın her iki tarafın defter ve kayıtlarında yer almadığı, fatura münderecatındaki emtianın teslimine dair herhangi bir belge ve kaydın bulunmadığı, bu fatura dışında cari hesaptan kaynaklı 21.085,56 TL alacak hususunda bir ihtilaf bulunmadığı, bu alacağın ödendiği ve bu hususun dava konusu olmadığı, dava konusu A-029358 seri numaralı 02.03.2015 tarihli 52.081,02 TL bedelli faturadan dolayı davacının borçlu olmadığı, davalı tarafın herhangi bir alacağı ve riski kalmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, teminat mektubunun davacıya iadesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin 09.11.2016 tarihli 1 nolu ara kararı gereğince 52.081,02 TL'lik kısım için eksik harcın ikmali amacıyla süre verildiğini, bu ara karar gereğince harcın taraflarınca ikmal edildiğini, sonuç olarak dava değerinin 150.000,00 TL +52.081,02 TL=202.081,02 TL olup bu değer üzerinden vekalet ücreti hesaplanarak taraflarına 18.074,86 TL vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve hükmün vekalet ücreti yönünden düzeltilerek davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; derin dondurucu dolapların davacı tarafça teslim alındığına karine olarak kabul edilip edilmeyeceğinin tartışılmadığını, oysa sözleşme ile birlikte değerlendirildiğinde dolapların teslim edildiğinin karine olduğunun açık olduğunu, dolapların iade edilmediğinde düzenlenecek faturaya davacının itiraz etmeyeceğini, ürünlerin muhafazası amacıyla derin dondurucu dolapların mülkiyeti müvekkilinde kalmak üzere ariyet olarak müvekkilinden davacının temin ettiğini ve kendi müşterilerinin adreslerine bıraktırdığını, dolapları iade edilmesinden davacının sorumlu olduğunun sözleşme de yer aldığını, dolap bedellerini de içeren alacak riskine karşı alınmış olan teminat mektubunun nakde çevrileceğinin davacıya ihtar edildiğini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını, bilirkişi raporlarının yetersiz olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin tüm davalı vekilinin ise vekalet ücreti ve yargılama masraflarına yönelik istinaf gerekçeleri dışında kalan sair istinaf itirazlarının İlk Derece Mahkemesi kararında tartışılıp değerlendirilen ve usul ve yasaya uygun bulunan gerekçeler nedeniyle reddine karar verilmiştir. Dava konusu teminat mektubunun dava tarihi itibari ile iade edilmemesinde davalının haklı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarında kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kabulü ile 02.03.2015 tarih ve A-029358 Seri nolu düzenleyeni Kerevitaş Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş, borçlusunun davacı olduğu faturadan dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine, davacı tarafından davalıya verilen ...A.Ş Mersin Şubesi tarafından düzenlenen 134 TM KE 11744 nolu 150.000,00 TL bedelli teminat mektubunun davacıya iadesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, faturaya dayalı menfi tespit ve teminat mektubunun iadesi istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1.Dava, faturaya dayalı menfi tespit ve teminat mektubunun iadesi talebine ilişkin olup davacı ve davalı şirket arasında 19.10.2012 tarihli münhasır dağıtım sözleşmesinin imzalandığı, bu sözleşme kapsamında sözleşme tarihinden dava tarihine kadar taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, dava tarihi itibariyle uyuşmazlık konusu fatura dışında davalı şirketin davacı şirketten cari hesaptan kaynaklanan 21.085,56 TL tutarında alacağının bulunduğu, davacı şirketin cari hesap borcunu dava tarihi 21.04.2015 tarihinden sonra 22.09.2016 tarihinde davalı şirkete ödeyerek kapattığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık 02.03.2015 tarihli A-029358 seri nolu 52.081,02 TL bedelli faturaya konu mısır arabası ve derin dondurucu dolapların sözleşme kapsamında ariyeten davalı tarafından davacıya teslim edilip edilmediği hususudur.
2. Davacı taraf, 19.10.2012 tarihli münhasır dağıtım sözleşmesinin faturaya konu malların teslim alındığını göstermeyeceğini, faturada belirtilen malların taraflarına teslim edilmediğini, dolayısıyla fatura nedeniyle borçlu olmadıklarını iddia etmektedir. Davalı taraf ise, 19.10.2012 tarihli münhasır dağıtım sözleşmesinin 5.9. maddesi gereğince, sözleşmeye konu dondurulmuş gıda ürünlerinin muhafazası için gereken derin dondurucu dolapların davacıya teslim edildiğini, dolapların iade edilmemesi nedeniyle dolap bedellerine ilişkin söz konusu faturanın düzenlendiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin niteliği ve kapsamına göre derin dondurucu dolapların davacı tarafından teslim alındığının karine olarak kabulünün gerektiğini, zira davacının derin dondurucu dolapları teslim almadan "süper fresh" marka ürünlerin satışını gerçekleştirmesinin mümkün olmadığını savunmaktadır.
3.Yapılan bu açıklamalar ışığında, mahkemece davalı yandan dava edilen faturaya konu malların davacıya teslimine ilişkin bilgi ve belgelerin sunmasının istenmesi, davalı yana ispat hakkı tanınması gerekirken eksik değerlendirme ile sonuca gidilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
4.Kabule göre de, taraflar arasındaki 19.10.2012 tarihli münhasır dağıtım sözleşme hükümlerinin değerlendirilmesinde dava edilen faturaya konu malların iade yükümlülüğü davacı tarafta olup mahkemece bu hususun kararda tartışılmaması da doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Menfi tespit | Teminat mektubunun iadesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/3264 E. 2024/5316 K.
Ortak:ariyet · ticari defter incelemesi · karine · tefrik · teminat mektubu · münhasırlık · kâr dağıtımı · ticari defter · Menfi tespit | Teminat mektubunun iadesi
İncelediğiniz karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «menfi tespit» davasında, eda hükmü niteliğinde «teminat mektubu» iadesinin de talep edilemeyeceğini, bu talebin «tefrik» edilerek ayrı «harç» alınması gerektiğini, müvekkili davalı şirket ile davacı şirket arasında 19.10.2012 tarihli "Münhasır Dağıtım Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşmenin 5.9 maddesinde, sözleşmeye konu ürünlerin muhafazası için gereken derin dondurucu dolaplarla ilgili hükümlerin yer aldığını, dava konusu faturanın, işbu sözleşmenin 5.9 maddesi gereğince müvekkili tarafından davacıya «teslim» edilmiş olan dolapların iade edilmemesi nedeniyle düzenlendiğini, taraflar arasında sözleşme bulunmasına rağmen davacının faturaya konu ticari ilişkiyi ve malların teslim alındığını açıkça inkar ettiğini, tarafların «ticari defterleri incelendiğinde» ticari ilişkinin varlığının ortaya çıkacağını, ayrıca «fatura» konusu dolapların teslim edildiğine dair tutanakların mevcut olduğunu, öte yandan faturanın düzenlendiği 02.03.2015 tarihinde müvekkili şirkete bir kısım ödemeler …
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; derin dondurucu dolapların davacı tarafça «teslim» alındığına «karine» olarak kabul edilip edilmeyeceğinin tartışılmadığını, oysa sözleşme ile birlikte değerlendirildiğinde dolapların teslim edildiğinin karine olduğunun açık olduğunu, dolapların iade edilmediğinde düzenlenecek faturaya davacının itiraz etmeyeceğini, ürünlerin muhafazası amacıyla derin dondurucu dolapların mülkiyeti müvekkilinde kalmak üzere «ariyet» olarak müvekkilinden davacının temin ettiğini ve kendi müşterilerinin adreslerine bıraktırdığını, dolapları iade edilmesinden davacının sorumlu olduğunun sözleşme de yer aldığını, dolap bedellerini de içeren alacak riskine karşı alınmış olan «teminat mektubunun nakde çevrileceğinin» davacıya «ihtar» edildiğini, «yargılama gideri» ve «vekalet ücretinin» hatalı hesaplandığını, bilirkişi raporlarının yetersiz olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini is …
Değerlendirme 1.Dava, faturaya dayalı «menfi tespit» ve «teminat mektubunun» iadesi talebine ilişkin olup davacı ve davalı şirket arasında 19.10.2012 tarihli «münhasır» «dağıtım» sözleşmesinin imzalandığı, bu sözleşme kapsamında sözleşme tarihinden dava tarihine kadar taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, dava tarihi itibariyle «uyuşmazlık konusu» «fatura» dışında davalı şirketin davacı şirketten cari hesaptan kaynaklanan 21.085,56 TL tutarında alacağının bulunduğu, davacı şirketin «cari hesap» borcunu dava tarihi 21.04.2015 tarihinden sonra 22.09.2016 tarihinde davalı şirkete ödeyerek kapattığı uyuşmazlık konusu değildir.
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «menfi tespit» davasında, eda hükmü niteliğinde «teminat mektubu» iadesinin de talep edilemeyeceğini, bu talebin «tefrik» edilerek ayrı «harç» alınması gerektiğini, müvekkili davalı şirket ile davacı şirket arasında 19.10.2012 tarihli "Münhasır Dağıtım Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşmenin 5.9 maddesinde, sözleşmeye konu ürünlerin muhafazası için gereken derin dondurucu dolaplarla ilgili hükümlerin yer aldığını, dava konusu faturanın, işbu sözleşmenin 5.9 maddesi gereğince müvekkili tarafından davacıya «teslim» edilmiş olan dolapların iade edilmemesi nedeniyle düzenlendiğini, taraflar arasında sözleşme bulunmasına rağmen davacının faturaya konu ticari ilişkiyi ve malların teslim alındığını açıkça inkar ettiğini, tarafların «ticari defterleri incelendiğinde» ticari ilişkinin varlığının ortaya çıkacağını, ayrıca «fatura» konusu dolapların teslim edildiğine dair tutanakların mevcut olduğunu, öte yandan faturanın düzenlendiği 02.03.2015 tarihinde müvekkili şirkete bir kısım ödemeler …
Dairemizin 11.04.2023 tarih, 2021/4971 E. ve 2023/2228 K. sayılı kararıyla mahkemece davalı yandan dava edilen faturaya konu malların davacıya «teslimine» ilişkin bilgi ve belgelerin sunmasının istenmesi, davalı yana ispat hakkı tanınması gerekirken eksik değerlendirme ile sonuca gidilmesi doğru olmadığı, kabule göre de, taraflar arasındaki 19.10.2012 tarihli «münhasır» «dağıtım» sözleşme hükümlerinin değerlendirilmesinde dava edilen faturaya konu malların iade yükümlülüğü davacı tarafta olup mahkemece bu hususun kararda tartışılmamasının d …
Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; derin dondurucu dolapların davacı tarafça «teslim» alındığına «karine» olarak kabul edilip edilmeyeceğinin tartışılmadığını, oysa sözleşme ile birlikte değerlendirildiğinde dolapların teslim edildiğinin karine olduğunun açık olduğunu, dolapların iade edilmediğinde düzenlenecek faturaya davacının itiraz etmeyeceğini, ürünlerin muhafazası amacıyla derin dondurucu dolapların mülkiyeti müvekkilinde kalmak üzere «ariyet» olarak müvekkilinden davacının temin ettiğini ve kendi müşterilerinin adreslerine bıraktırdığını, dolapları iade edilmesinden davacının sorumlu olduğunun sözleşme …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:mutabakat belgesi · banka teminat mektubu · mutabakat · direnme kararı · istinaf incelemesi
Benzer bu karardaBölge Adliye Mahkemesince Verilen Direnme Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamında belirtilen bozma «sebebinin» 30.11.2017 tarih, 2017/864 E. ve 2017/1382 K. sayılı kararda ilk derece mahkemesinin kararının kaldırılması sebebi yapıldığı, direnilen kararda da bu hususun belirtildiği, kaldırma kararı doğrultusunda davalı vekilinden cevap dilekçesinde belirttiği dava konusu derin dondurucu dolap ve mısır arabalarının «teslimine» ilişkin belgeleri sunmasının istenilmesine, davalı vekilinin kaldırma kararının da buna ilişkin olduğunu bilmesine rağmen cevap dilekçesinden itibaren sunacağını belirttiği teslime ilişkin belgeleri sunmadığı, davalı vekilinin cevap dilekçesinden itibaren sunacağını belirttiği teslime ilişkin belgelerinin, yargılamanın hiçbir aşamasında sunulmadığı hususu geekçede değerlendirilip, tartışılmış olmasına rağmen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 145 inci maddesine aykırı olarak Yargıtay bozma ilamının gerekçesinde davalı vekiline bu imkan tanınmasının gerektiğinin belirtilmesi nedeniyle ve yine kabule göre 19.10.2012 tarihli Münhasır Dağıtım Sözleşme hükümlerinin değerlendirilmesinde dava edilen faturaya konu malların iade yükümlülüğü davacı tarafta olup mahkemece bu hususun kararda tartışılmamasının doğru olmadığı ve bozmayı gerektirdiği belirtilmiş ise de; kararda; davacı adına düzenlenen dava konusu 52.081,02 TL bedelli faturanın tarihinin 02.03.2015 tarihli olduğu ve bu tarihten sonra düzenlenen tarafların kabulünde olan 31/03/2015 tarihi itibariyle davacının davalıya 21.085,56 TL bakiye borcu olduğuna ilişkin «mutabakat belgesi» gözetildiğinde ilk derece mahkemesince davanın kabulünün doğru olduğu gerekçesine yer verildiği gerekçesi ile «direnme» kararı verilmiştir.
Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve «istinaf incelemesinden» geçen «menfi tespit» ve «banka teminat mektubunun» iadesi davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesince bozmaya «direnme» kararı verilmiştir Bölge Adliye Mahkemesinin direnme kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.
Temyiz Yoluna Başvuranlar Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen «direnme» kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5617 E. 2023/499 K.
Ortak:teslim
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından düzenlenen 02.03.2015 tarih ve A-029358 seri nolu 52.081,00 TL bedelli faturada belirtilen malların müvekkiline «teslim» edilmediğini, müvekkili ile davalı arasında alacak borç ilişkisi bulunmadığını ileri sürerek, anılan «fatura» nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitini ve ...
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «menfi tespit» davasında, eda hükmü niteliğinde «teminat mektubu» iadesinin de talep edilemeyeceğini, bu talebin «tefrik» edilerek ayrı «harç» alınması gerektiğini, müvekkili davalı şirket ile davacı şirket arasında 19.10.2012 tarihli "Münhasır Dağıtım Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşmenin 5.9 maddesinde, sözleşmeye konu ürünlerin muhafazası için gereken derin dondurucu dolaplarla ilgili hükümlerin yer aldığını, dava konusu faturanın, işbu sözleşmenin 5.9 maddesi gereğince müvekkili tarafından davacıya «teslim» edilmiş olan dolapların iade edilmemesi nedeniyle düzenlendiğini, taraflar arasında sözleşme bulunmasına rağmen davacının faturaya konu ticari ilişkiyi ve malların teslim alındığını açıkça inkar ettiğini, tarafların «ticari defterleri incelendiğinde» ticari ilişkinin varlığının ortaya çıkacağını, ayrıca «fatura» konusu dolapların teslim edildiğine dair tutanakların mevcut olduğunu, öte yandan faturanın düzenlendiği 02.03.2015 tarihinde müvekkili şirkete bir kısım ödemeler …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu faturanın her iki tarafın «defter» ve kayıtlarında yer almadığı, «fatura» münderecatındaki emtianın «teslimine» dair herhangi bir belge ve «kaydın» bulunmadığı, bu fatura dışında cari hesaptan kaynaklı 21.085,56 TL alacak hususunda bir ihtilaf bulunmadığı, bu alacağın ödendiği ve bu hususun dava konusu olmadığı, dava konusu A-029358 seri numaralı 02.03.2015 tarihli 52.081,02 TL bedelli faturadan dolayı davacının borçlu olmadığı, davalı tarafın herhangi bir alacağı ve riski kalmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, «teminat mektubunun» davacıya iadesine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesi» kapsamında, davalıya kendisine ait ürünlerin muhafazası ve satışı için dolap «teslim» ettiğini, bayilik sözleşmesinin davalının akde aykırı davranışları sebebiyle müvekkilince 25.06.2012 tarihli «ihtarnameyle» feshedildiğini ve aynı ihtarnameyle teslim edilen dolapların iadesinin talep edildiğini, davalı yanca bir kısım dolaplar iade edilmişse de davalının uhdesinde halen 684 dondurma dolabı ve 4 adet Cold Car marka frigofirik kasanın kaldığını ileri sürerek davalının uhdesinde kalan dolapların aynen iadesine, bunun mümkün olmaması hâlinde ise söz konusu dolap bedellerinin ihtarname tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 12.09.2017 tarihli «ıslah» dilekçesiyle 146.400,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin «bayilik sözleşmesi» kapsamında «teslim» aldığı tüm dolapları muhtelif tarihli «irsaliyelerle» davacıya teslim ettiğini, müvekkilinin elinde davacıya ait başkaca bir dolap bulunmadığını, davacının müvekkilince iade edilenden daha fazla dolap teslim edildiğine yönelik iddiasını ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
… ahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarıyla bayilik ilişkisi kapsamında davacıdan dolap «teslim» aldığını kabul etmesi karşısında, teslim vakıasının sabit olduğu, bu nedenle davalının aşamalardaki bazı beyanlarında kendisine herhangi bir dolap teslim edilmediği şeklindeki itirazlarına itibar edilmediği, keza teslim vakıasının sabit olması sebebiyle davacı yanca sunulan «sevk irsaliyelerinde» yer alan imzaların davalı şirket çalışanlarına ait olup olmadığının araştırılmasına da gerek duyulmadığı gerekçesiyle «ıslah» dilekçesi nazara alınmak suretiyle 146.400,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sevk irsaliyesi · irsaliye · bayilik sözleşmesi · ıslah · ihtarname · eksik inceleme · avans faizi
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesi» kapsamında, davalıya kendisine ait ürünlerin muhafazası ve satışı için dolap «teslim» ettiğini, bayilik sözleşmesinin davalının akde aykırı davranışları sebebiyle müvekkilince 25.06.2012 tarihli «ihtarnameyle» feshedildiğini ve aynı ihtarnameyle teslim edilen dolapların iadesinin talep edildiğini, davalı yanca bir kısım dolaplar iade edilmişse de davalının uhdesinde halen 684 dondurma dolabı ve 4 adet Cold Car marka frigofirik kasanın kaldığını ileri sürerek davalının uhdesinde kalan dolapların aynen iadesine, bunun mümkün olmaması hâlinde ise söz konusu dolap bedellerinin ihtarname tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 12.09.2017 tarihli «ıslah» dilekçesiyle 146.400,00 TL’nin davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
… ahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı vekilinin cevap dilekçesi ve aşamalardaki beyanlarıyla bayilik ilişkisi kapsamında davacıdan dolap «teslim» aldığını kabul etmesi karşısında, teslim vakıasının sabit olduğu, bu nedenle davalının aşamalardaki bazı beyanlarında kendisine herhangi bir dolap teslim edilmediği şeklindeki itirazlarına itibar edilmediği, keza teslim vakıasının sabit olması sebebiyle davacı yanca sunulan «sevk irsaliyelerinde» yer alan imzaların davalı şirket çalışanlarına ait olup olmadığının araştırılmasına da gerek duyulmadığı gerekçesiyle «ıslah» dilekçesi nazara alınmak suretiyle 146.400,00 TL’nin dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… kili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince cevap dilekçesindeki beyanlarının yanlış yorumlandığını, davacının iddia ettiği tutarda dolabı müvekkiline «teslim» ettiğini yazılı belgelerle ispat etmesi gerektiğini, davacı yanca bu hususta muhtelif tarihli «sevk irsaliyelerine» delil olarak dayanılmış ise de, bu irsaliyelerden bir kısmında teslim alan imzasının ve isminin yer alamadığını, bir kısmında imza olmakla beraber teslim alan kişinin adının yer almaması sebebiyle teslim alanın kim olduğunun anlaşılmadığını, bir kısmında ise isim ve imza bulunmakla birlikte teslim alan kişinin müvekkili şirket çalışanı olmadığını, bu hususlar araştırılmadan iddia edilen tutarda dolabın teslim edildiği sonucuna nasıl ulaşıldığının anlaşılamadığını, oysa Mahkemece emsal olarak gösterilen Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2002/19-753 E., 2002/661 K. sayılı ilamında dahi irsaliyeler üzerinde inceleme yapılmasının zorunlu olduğunun belirtildiğini, hükme esas alınan bilirkişi raporunda, davacı yanca sunulan irsaliyelerde yer alan tüm dolapların teslim edildiği kabul edilerek hesaplama yapılmasının doğru olmadığını, «eksik incelemeye» dayalı olarak karar verildiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin «bayilik sözleşmesi» kapsamında «teslim» aldığı tüm dolapları muhtelif tarihli «irsaliyelerle» davacıya teslim ettiğini, müvekkilinin elinde davacıya ait başkaca bir dolap bulunmadığını, davacının müvekkilince iade edilenden daha fazla dolap teslim edildiğine yönelik iddiasını ispat etmesi gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/14119 E. 2012/19615 K.
Ortak:teslim
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından düzenlenen 02.03.2015 tarih ve A-029358 seri nolu 52.081,00 TL bedelli faturada belirtilen malların müvekkiline «teslim» edilmediğini, müvekkili ile davalı arasında alacak borç ilişkisi bulunmadığını ileri sürerek, anılan «fatura» nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitini ve ...
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «menfi tespit» davasında, eda hükmü niteliğinde «teminat mektubu» iadesinin de talep edilemeyeceğini, bu talebin «tefrik» edilerek ayrı «harç» alınması gerektiğini, müvekkili davalı şirket ile davacı şirket arasında 19.10.2012 tarihli "Münhasır Dağıtım Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşmenin 5.9 maddesinde, sözleşmeye konu ürünlerin muhafazası için gereken derin dondurucu dolaplarla ilgili hükümlerin yer aldığını, dava konusu faturanın, işbu sözleşmenin 5.9 maddesi gereğince müvekkili tarafından davacıya «teslim» edilmiş olan dolapların iade edilmemesi nedeniyle düzenlendiğini, taraflar arasında sözleşme bulunmasına rağmen davacının faturaya konu ticari ilişkiyi ve malların teslim alındığını açıkça inkar ettiğini, tarafların «ticari defterleri incelendiğinde» ticari ilişkinin varlığının ortaya çıkacağını, ayrıca «fatura» konusu dolapların teslim edildiğine dair tutanakların mevcut olduğunu, öte yandan faturanın düzenlendiği 02.03.2015 tarihinde müvekkili şirkete bir kısım ödemeler …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu faturanın her iki tarafın «defter» ve kayıtlarında yer almadığı, «fatura» münderecatındaki emtianın «teslimine» dair herhangi bir belge ve «kaydın» bulunmadığı, bu fatura dışında cari hesaptan kaynaklı 21.085,56 TL alacak hususunda bir ihtilaf bulunmadığı, bu alacağın ödendiği ve bu hususun dava konusu olmadığı, dava konusu A-029358 seri numaralı 02.03.2015 tarihli 52.081,02 TL bedelli faturadan dolayı davacının borçlu olmadığı, davalı tarafın herhangi bir alacağı ve riski kalmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, «teminat mektubunun» davacıya iadesine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi kurulu raporu ve tüm dosya kapsamına göre, su baskınına neden olan «hasarın» okulun bodrum katı sayaca gelmeden önceki «bölümde» hemen vananın yanında bulunan push-fitin kurşun boru ile birleştiği yerden ayrılması sonucu oluştuğu, ASKİ Tarifeler Yönetmeliği'nin 9. ve 10. maddelerine göre, şube yoluna ait sorumluluğun davalıda olduğu, «keşif» sırasında görülen dolapların hasar sonrası resmi çekilen dolaplar olduğu, bu dolapların alt kısımlarında su basmasından dolayı küçük hasarlar bulunduğu, dava dışı sigortalı okula yeni dolapların «teslim» edildiğini kanıtlar bir teslim belgesinin sunulamadığı, ekspertiz raporundaki resimlerine göre de dolapların parçalanarak atılacak seviyede hasarlarının bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 250,00 TL'nin 21.04.2010 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:rücuen tazmin · keşif · iş bölümü · yenileme · hasar · eksik inceleme · avans faizi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi kurulu raporu ve tüm dosya kapsamına göre, su baskınına neden olan «hasarın» okulun bodrum katı sayaca gelmeden önceki «bölümde» hemen vananın yanında bulunan push-fitin kurşun boru ile birleştiği yerden ayrılması sonucu oluştuğu, ASKİ Tarifeler Yönetmeliği'nin 9. ve 10. maddelerine göre, şube yoluna ait sorumluluğun davalıda olduğu, «keşif» sırasında görülen dolapların hasar sonrası resmi çekilen dolaplar olduğu, bu dolapların alt kısımlarında su basmasından dolayı küçük hasarlar bulunduğu, dava dışı sigortalı okula yeni dolapların «teslim» edildiğini kanıtlar bir teslim belgesinin sunulamadığı, ekspertiz raporundaki resimlerine göre de dolapların parçalanarak atılacak seviyede hasarlarının bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile, 250,00 TL'nin 21.04.2010 tarihinden itibaren «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.
Ekspertiz raporunda belirtilen dolapların «yenilenmesi» gerektiğine dair görüş ile mahkemece alınan bilirkişi raporunda açıklanan dolapların ayaklarının tamiri gerektiğine dair görüş arasında çelişki meydana gelmiş olup, ekpertiz raporu ekindeki fotoğraflar, dolapların cinsi ve niteliği nazara alınarak dolapların yenilenmesi mi gerektiği yoksa dolapların ayaklarının tamiri suretiyle mi «hasarın» giderilmesi gerektiğini belirten, çelişkiyi giderici, üç kişilik uzman bilirkişi heyetinden rapor alınarak, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, «eksik inceleme» ile yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
1- Dava, dava dışı sigortalı okulda bulunan su borusunun patlaması sonucu üç adet kantin dolabının zarar görmesi nedeniyle davacı ... şirketince sigortalıya ödenen bedelin «rücuen tazmini» istemine ilişkindir.
Ekspertiz raporunda, üç adet kantin dolabının bodrum kat zeminine yayılan sudan zarar gördüğü ve dolapların «yenilenmesi» konusunda mutabık kalındığı belirtilmiş ve bu konuda sigortalı tarafından alınan bedel teklifleri de nazara alınmıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/4971 E. , 2023/2228 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/201 Esas, 2021/475 Karar
HÜKÜM
Esastan ret-Kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/123 E., 2019/672 K.
Taraflar arasındaki menfi tespit ve teminat mektubunun iadesi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin vekalet ücreti ve yargılama masraflarına yönelik istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 11.04.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davalı vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından düzenlenen 02.03.2015 tarih ve A-029358 seri nolu 52.081,00 TL bedelli faturada belirtilen malların müvekkiline teslim edilmediğini, müvekkili ile davalı arasında alacak borç ilişkisi bulunmadığını ileri sürerek, anılan fatura nedeniyle müvekkilinin davalıya borçlu olmadığının tespitini ve ... Mersin Şubesince düzenlenen 134 TM 117744 sayılı 10.10.2013 tarihli 150.000,00 TL tutarındaki teminat mektubunun iadesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; menfi tespit davasında, eda hükmü niteliğinde teminat mektubu iadesinin de talep edilemeyeceğini, bu talebin tefrik edilerek ayrı harç alınması gerektiğini, müvekkili davalı şirket ile davacı şirket arasında 19.10.2012 tarihli "Münhasır Dağıtım Sözleşmesi" imzalandığını, sözleşmenin 5.9 maddesinde, sözleşmeye konu ürünlerin muhafazası için gereken derin dondurucu dolaplarla ilgili hükümlerin yer aldığını, dava konusu faturanın, işbu sözleşmenin 5.9 maddesi gereğince müvekkili tarafından davacıya teslim edilmiş olan dolapların iade edilmemesi nedeniyle düzenlendiğini, taraflar arasında sözleşme bulunmasına rağmen davacının faturaya konu ticari ilişkiyi ve malların teslim alındığını açıkça inkar ettiğini, tarafların ticari defterleri incelendiğinde ticari ilişkinin varlığının ortaya çıkacağını, ayrıca fatura konusu dolapların teslim edildiğine dair tutanakların mevcut olduğunu, öte yandan faturanın düzenlendiği 02.03.2015 tarihinde müvekkili şirkete bir kısım ödemeler yapıldığını, müvekkilinin davacıdan 21.085,56 TL tutarında alacaklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu faturanın her iki tarafın defter ve kayıtlarında yer almadığı, fatura münderecatındaki emtianın teslimine dair herhangi bir belge ve kaydın bulunmadığı, bu fatura dışında cari hesaptan kaynaklı 21.085,56 TL alacak hususunda bir ihtilaf bulunmadığı, bu alacağın ödendiği ve bu hususun dava konusu olmadığı, dava konusu A-029358 seri numaralı 02.03.2015 tarihli 52.081,02 TL bedelli faturadan dolayı davacının borçlu olmadığı, davalı tarafın herhangi bir alacağı ve riski kalmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, teminat mektubunun davacıya iadesine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin 09.11.2016 tarihli 1 nolu ara kararı gereğince 52.081,02 TL'lik kısım için eksik harcın ikmali amacıyla süre verildiğini, bu ara karar gereğince harcın taraflarınca ikmal edildiğini, sonuç olarak dava değerinin 150.000,00 TL +52.081,02 TL=202.081,02 TL olup bu değer üzerinden vekalet ücreti hesaplanarak taraflarına 18.074,86 TL vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve hükmün vekalet ücreti yönünden düzeltilerek davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; derin dondurucu dolapların davacı tarafça teslim alındığına karine olarak kabul edilip edilmeyeceğinin tartışılmadığını, oysa sözleşme ile birlikte değerlendirildiğinde dolapların teslim edildiğinin karine olduğunun açık olduğunu, dolapların iade edilmediğinde düzenlenecek faturaya davacının itiraz etmeyeceğini, ürünlerin muhafazası amacıyla derin dondurucu dolapların mülkiyeti müvekkilinde kalmak üzere ariyet olarak müvekkilinden davacının temin ettiğini ve kendi müşterilerinin adreslerine bıraktırdığını, dolapları iade edilmesinden davacının sorumlu olduğunun sözleşme de yer aldığını, dolap bedellerini de içeren alacak riskine karşı alınmış olan teminat mektubunun nakde çevrileceğinin davacıya ihtar edildiğini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını, bilirkişi raporlarının yetersiz olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin tüm davalı vekilinin ise vekalet ücreti ve yargılama masraflarına yönelik istinaf gerekçeleri dışında kalan sair istinaf itirazlarının İlk Derece Mahkemesi kararında tartışılıp değerlendirilen ve usul ve yasaya uygun bulunan gerekçeler nedeniyle reddine karar verilmiştir. Dava konusu teminat mektubunun dava tarihi itibari ile iade edilmemesinde davalının haklı olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf itirazlarında kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına davanın kabulü ile 02.03.2015 tarih ve A-029358 Seri nolu düzenleyeni Kerevitaş Gıda Sanayi ve Ticaret A.Ş, borçlusunun davacı olduğu faturadan dolayı davacının borçlu olmadığının tespitine, davacı tarafından davalıya verilen ...A.Ş Mersin Şubesi tarafından düzenlenen 134 TM KE 11744 nolu 150.000,00 TL bedelli teminat mektubunun davacıya iadesine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, faturaya dayalı menfi tespit ve teminat mektubunun iadesi istemine ilişkindir.
2. Değerlendirme
1.Dava, faturaya dayalı menfi tespit ve teminat mektubunun iadesi talebine ilişkin olup davacı ve davalı şirket arasında 19.10.2012 tarihli münhasır dağıtım sözleşmesinin imzalandığı, bu sözleşme kapsamında sözleşme tarihinden dava tarihine kadar taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, dava tarihi itibariyle uyuşmazlık konusu fatura dışında davalı şirketin davacı şirketten cari hesaptan kaynaklanan 21.085,56 TL tutarında alacağının bulunduğu, davacı şirketin cari hesap borcunu dava tarihi 21.04.2015 tarihinden sonra 22.09.2016 tarihinde davalı şirkete ödeyerek kapattığı uyuşmazlık konusu değildir. Uyuşmazlık 02.03.2015 tarihli A-029358 seri nolu 52.081,02 TL bedelli faturaya konu mısır arabası ve derin dondurucu dolapların sözleşme kapsamında ariyeten davalı tarafından davacıya teslim edilip edilmediği hususudur.
2. Davacı taraf, 19.10.2012 tarihli münhasır dağıtım sözleşmesinin faturaya konu malların teslim alındığını göstermeyeceğini, faturada belirtilen malların taraflarına teslim edilmediğini, dolayısıyla fatura nedeniyle borçlu olmadıklarını iddia etmektedir. Davalı taraf ise, 19.10.2012 tarihli münhasır dağıtım sözleşmesinin 5.9. maddesi gereğince, sözleşmeye konu dondurulmuş gıda ürünlerinin muhafazası için gereken derin dondurucu dolapların davacıya teslim edildiğini, dolapların iade edilmemesi nedeniyle dolap bedellerine ilişkin söz konusu faturanın düzenlendiğini, taraflar arasındaki ticari ilişkinin niteliği ve kapsamına göre derin dondurucu dolapların davacı tarafından teslim alındığının karine olarak kabulünün gerektiğini, zira davacının derin dondurucu dolapları teslim almadan "süper fresh" marka ürünlerin satışını gerçekleştirmesinin mümkün olmadığını savunmaktadır.
3.Yapılan bu açıklamalar ışığında, mahkemece davalı yandan dava edilen faturaya konu malların davacıya teslimine ilişkin bilgi ve belgelerin sunmasının istenmesi, davalı yana ispat hakkı tanınması gerekirken eksik değerlendirme ile sonuca gidilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
4.Kabule göre de, taraflar arasındaki 19.10.2012 tarihli münhasır dağıtım sözleşme hükümlerinin değerlendirilmesinde dava edilen faturaya konu malların iade yükümlülüğü davacı tarafta olup mahkemece bu hususun kararda tartışılmaması da doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalı vekilinin yargılama masrafları ve vekalet ücretine yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine,
Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.04.2023 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi.
(Karşı Oy)
KARŞI OY
Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenlerin kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte olmadığı ve temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca onanması kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluk görüşüne katılmamaktayım.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/947208600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz