6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Aval veren, bononun teminat senedi olduğunu ileri süremez

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6404 E. 2023/1566 K. · · İlk derece: İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi

OnandıKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Gerekçe özeti

Bir senette aval veren ve senedin şekline ilişkin bir noksanlık ileri sürmeyen kişi, kambiyo taahhüdüyle asıl borçludan bağımsız ayrı bir borç altına girdiğinden, o bononun teminat senedi olarak verildiğini ileri süremez. Borcun yapılandırıldığı protokolde 'tecdit anlamına gelmemek üzere' kaydı bulunuyor ve borçlunun taraf olmadığı sonraki kredi sözleşmesinde de yenileme hükmü yoksa, önceki kredi borcunun yeni kredi ile kapatılmış olması borcun yenilendiği (tecdit) sonucunu doğurmaz. Sözleşmenin imza tarihinde yürürlükte olan mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu döneminde kurulan kefalet, sonradan gelen genel işlem koşulları denetimine tabi tutulamaz.

Ele alınan sorunlar

Aval verenin bononun teminat senedi olduğu iddiasını ileri sürmesi ve borcun yenilenmesi (tecdit) → ret

İddia: Davacı, genel kredi sözleşmesinden borcu bulunmadığını, kredi borcunun kat edilerek sonlandırıldığını ve imzalamadığı yapılandırma/yeni kredi sözleşmesiyle önceki borcun kapatıldığını, bononun genel kredi sözleşmesinin 22. maddesi uyarınca teminat senedi olduğunu ve senedin bedelsiz kaldığını ileri sürmüştür.

Gerekçe: Davacı senette aval veren olduğundan ve senedin şekline ilişkin bir noksanlık da ileri sürmediğinden, kambiyo taahhüdüyle asıl borçludan bağımsız ayrı bir borç altına giren davacı, bononun teminat için verildiği iddiasını ileri süremez; davacının kefaleti, sözleşmenin imza tarihinde yürürlükteki mülga 818 sayılı Borçlar Kanunu'nda düzenlenmeyen genel işlem koşulları denetimine tabi tutulamaz; 22.10.2014 tarihli protokolde 'hiçbir şekilde alacağın tecdidi anlamına gelmemek üzere' denilerek borcun yenilenmediği hüküm altına alınmış, davacının taraf olmadığı sonraki kredi sözleşmesinde de yenileme hükmü bulunmayıp önceki kredi borcu yeni kredi ile yalnızca kapatılmıştır; bu nedenle istirdat talebi yerinde değildir. (Yargıtay'ca onanan BAM gerekçesi)

Emsal değeri

Senette aval veren ve şekle ilişkin noksanlık ileri sürmeyen kişinin bononun teminat senedi olduğunu ileri süremeyeceği ve protokoldeki açık 'tecdit değildir' kaydının borcun yenilenmediğini gösterdiği yönünden emsaldir.

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
istirdat bono aval (avalist sorumluluğu) teminat senedi kambiyo taahhüdü tecdit (borcun yenilenmesi) genel işlem koşulları genel kredi sözleşmesi

Atıf yapılan mevzuat: 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu — 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu 702

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İtirazın iptali

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3389 E. 2020/4889 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • Menfi tespit

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6069 E. 2021/3215 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/6404 E.  ,  2023/1566 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi

SAYISI 2019/649 Esas, 2021/994 Karar

DAVA TARİHİ 12.04.2017

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2017/348 E., 2018/1273 K.

Taraflar arasındaki istirdat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.

Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı temlik alan davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı banka ile müvekili ve diğer borçlu-kefiller arasında 27.03.2012 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, genel kredi sözleşmesini imzalayan borçluların kredi ilişkisine teminat olarak kredi sözleşmesiyle aynı düzenleme tarihli vadesi boş 4.000.000,00 Amerikan doları (USD) tutarlı, davacının hem borçlu hem de avalist olarak imzaladığı senedin davalı bankaya verildiğini, genel kredi sözleşmesini imzalayan şirketlerden birine kullandırılan kredinin ödenmemesi üzerine 22.10.2014 tarihli protokol ile borcun yapılandırıldığını, bu yapılandırmada davacı müvekkilinin imzasının bulunmadığını, 13.02.2017 tarihli ihtarname ile dayanak sözleşme belirtilmeden 289.370,18 TL üzerinden hesabın kat edildiğinin müvekkiline bildirildiğini, davalı bankanın İstanbul 26.

İcra Müdürlüğünün 2017/6771 E. sayılı dosyası ile söz konusu teminat senedini takibe koyduğunu, müvekkili tarafından 17.03.2017 tarihinde icra dosyasına 324.228,46 TL ödeme yapıldığını, bononun teminat senedi niteliğinde olduğunu, ayrıca kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, 22.10.2014 tarihli yapılandırma protokolü ile borç yenilendiğinden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını belirterek icra dosyasına ödenen 324.228,46 TL'nin avans faizi ile birlikte istirdatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının takibe konu bonodaki imzalarına bir itirazı bulunmadığını, davacının bonoda aynı zamanda avalist olarak imzasının bulunduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 702 nci maddesi gereğince avalistin taahhüt altına girdiği asıl borçlu kişi gibi sorumlu olduğunu, takip konusu bononun kambiyo senedi niteliğini taşıdığını, ayrıca davacı tarafın bononun boş olarak verildiği iddialarının doğru olmadığını, bir bononun teminat senedi sayılabilmesi için senedin üzerinde teminat senedi olduğunun yazılı olmasının ya da hangi ilişkinin teminatı olduğunun açıkça belirtilmesinin gerektiğini, bononun teminat senedi olmadığını belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibinin dayanağının davaya konu 23.01.2017 vadeli 27.03.2012 düzenleme tarihli 4.000.000,00 USD bedelli bono olduğu, bonoyu davacı temlik eden şirketin avalist olarak imzaladığı, istirdat talebine konu borcun davacı şirketin asıl borçlu olarak imza koyduğu 27.03.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinden doğduğu, takibin dayanağı olan bononunda bu genel kredi sözleşmesi nedeniyle düzenlendiği, davacının bono borcundan genel kredi sözleşmesi limiti dahilinde sorumlu olduğu, genel kredi borçlusu olan davacı ve diğer borçluların 22.10.2014 tarihli yapılandırma protokolünün koşullarını yerine getirmemesi üzerine 13.02.2017 tarihli ihtarname ile genel kredi hesabının kat edildiği, muaccel hale gelen alacağın tahsili için bononun icra takibine konu edildiği, yapılan ödemenin genel kredi sözleşmesinin tahsilatı kapsamında olduğu ve yapılan ödemelerin genel kredisi borçlarından tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla mahsup edildiği, kredi sözleşmesinde ya da bonoda teminat senedi olduğuna dair yazılı bir kayıt olmadığı, davacının bononun teminat için alındığını gösterir yazılı bir belge ibraz edemediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;

27. 03.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinden dolayı müvekkilinin borcunun bulunmadığını, zira kredi borcunun 25.09.2014 tarihinde kat edilerek sonlandırıldığını, diğer borçlularca imzalanan yapılandırma sözleşmesini ise müvekkilinin imzalamadığını, bu suretle 27.03.2012 tarihli genel kredi sözleşmesiyle kurulan ilişkinin sona erdiğini, daha sonra dava dışı borçlu ve kefillerle 23.10.2014 tarihli yeni bir kredi sözleşmesi imzalandığını, bu kredi sözleşmesi ile önceki sözleşme borcunun kapatıldığını, 27.03.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinin genel işlem koşulları ve kefalet sözleşmesi hükümlerine aykırı olmakla geçersiz olduğunu, 27.03.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinin 22 nci maddesi uyarınca dava konusu bononun teminat senedi olduğunu, bononun geçerli olduğu kabul edilse dahi müvekkilinin bankaya borcu bulunmadığından senedin bedelsiz kaldığını ileri sürerek davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı senette aval veren olduğundan, şekle ilişkin bir noksanlık da ileri sürülmediğinden davacının teminat iddiasını ileri sürmesinin olanaksız bulunduğunu, davacının kefaletinin sözleşmenin imza tarihinde yürürlükte bulunan mülga 818 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nda düzenlenmeyen genel işlem koşulları denetimine tabi tutulmasının mümkün olmadığı, zaten davaya konu edilen ödemenin takip dayanağı bono için yapılmış olduğu, davacı dışındaki borçlu ve kefillerle davalı banka arasında düzenlenen 22.10.2014 tarihli protokolde 27.03.2012 tarihli genel kredi sözleşmesine dayalı borcun yenilendiğine dair bir hüküm bulunmadığı, aksine protokolde "hiçbir şekilde alacağın tecdidi anlamına gelmemek üzere" hususu belirtilerek borcun yenilenmediğinin hüküm altına alındığını, davacının taraf olmadığı 23.10.2014 tarihli kredi sözleşmesinde de eski borcun yenilendiğine dair bir hüküm bulunmadığı, ilk kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun yeni tahsis edilen kredi ile kapatıldığı, dolayısıyla kambiyo taahhüdünde bulunarak aval veren sıfatıyla bono imzalayan ve bu suretle ayrı bir borç altına giren davacının bononun teminat için verildiği iddiasını ileri sürmesinin mümkün görülmediği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde temlik alan davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Temlik alan davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davalı banka tarafından bonoya dayalı olarak başlatılan icra takibinde davacı tarafından ödenen meblağın istirdatı istemine ilişkindir.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72 inci maddesi.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temlik alan davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 15.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/936324800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

İncelenen istinaf kararı — İst. BAM 12. HD

Bu Yargıtay 11. HD kararı, aşağıdaki İstinaf Dairesi kararının temyiz incelemesidir. Temyiz sonucu: Onandı

İstanbul BAM 12. Hukuk Dairesi · 2019/649 E. 2021/994 K.

Aval veren bononun teminat senedi olduğunu ispat edemez

Gerekçe özeti

Kambiyo senedi soyutluk (mücerretlik) prensibi gereği, bir bonoyla aval veren kimse, TTK 702/2 uyarınca şekle ilişkin noksanlıklar dışında itirazda bulunamaz ve borcun bulunmadığını ya da senedin teminat amacıyla verildiğini iddia ediyorsa bunu ispat etmekle yükümlüdür. Sonradan yürürlüğe giren TBK'nın genel işlem koşulları hükümleri, bu Kanun'un yürürlüğünden önce imzalanan sözleşmelere uygulanamaz. Borcun yenilenmesi (tecdit), yeni bir alacak ile eski alacağın birlikte varlığını ve tarafların açık yenileme iradesini gerektirir; mevcut bir borç için yeni bir senet düzenlenmesi ya da yeni kredi sözleşmesi imzalanması tek başına yenileme sayılmaz, bu husus iddia edence ispatlanmalıdır.

Emsal değeri

Aval veren kimsenin, kambiyo senedinin teminat senedi olduğu iddiasını ancak şekle ilişkin noksanlıklarla sınırlı olarak ileri sürebileceği ve bu iddiayı ispat yükünün kendisine ait olduğu; ayrıca borcun yenilenmesi (tecdit) iddiasının açık bir yenileme iradesi olmaksızın yeni kredi sözleşmesi düzenlenmesiyle kabul edilemeyeceği yönündeki tespitler bakımından emsal niteliğindedir.

Kavramlar: bono aval kambiyo senedinde soyutluk (mücerretlik) prensibi TTK 702/2 genel işlem koşulları borcun yenilenmesi (tecdit) istirdat genel kredi sözleşmesi kefalet

İstinaf (12. HD) kararının tam metni

T.C.
İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
12. HUKUK DAİRESİ

DOSYA NO 2019/649

KARAR NO 2021/994

TÜRK MİLLETİ ADINA

İSTİNAF KARARI

İNCELENEN KARARIN

MAHKEMESİ İSTANBUL 15. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TARİHİ 06/12/2018

NUMARASI 2017/348 Esas- 2018/1273 Karar

DAVA

İstirdat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)

İSTİNAF KARAR TARİHİ 24/06/2021

Davanın reddine dair kararın davacı/temlik alan vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;

DAVA

Temlik eden davacı vekili; davalı banka ile müvekili ve diğer borçlu-kefiller arasında 27.03.2012 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığını, adı geçen şirketlerin ve şahısların kredi ilişkisine teminat olarak kredi sözleşmesiyle aynı düzenleme tarihli vadesi boş 4.000.000-usd tutarlı, davacının avalist olarak imzaladığı bir senedin düzenlendiği,hesabın 25.09.2014 tarihinde kat edildiğini, sonrasında 22.10.2014 tarihli protokol ile borcun yapılandırıldığını, 13.02.2017 tarihli ihtarname ile dayanak sözleşme belirtilmeden, 289.370,18 TL üzerinden hesabın kat edildiğinin müvekkiline bildirildiğini, davalı bankanın İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası ile söz konusu teminat senedini takibe koyduğunu, müvekkili tarafından 17.03.2017 tarihinde icra dosyasına 324.228,46-TL ödeme yapıldığını, bononun teminat senedi niteliğinde olduğunu, ayrıca kefalet sözleşmesinin geçersiz olduğunu, 22.10.2014 tarihli yapılandırma protokolü ile borç yenilendiğinden müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını belirterek, İstanbul ...

İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyada ödenen 324.228,46 TL'nin avans faizi ile birlikte istirdatına karar verilmesini talep etmiştir.

CEVAP

Davalı vekili; davacının takibe konu bonodaki imzalarına bir itirazı olmamakla, borçları olmadığı yönündeki itirazlarını ispat etmesi gerektiğini, bononun diğer borçluları tarafından itiraz edilmediği, diğer borçlularda hakkında takibin kesinleştiğini, davacının aynı zamanda avalist olduğunu ve TTK 702. maddesi gereğince taahhüt altına girdiği asıl borçlu kişi gibi sorumlu olduğunu, takip konusu bono incelendiğinde TTK 776. maddesinde açıklanan tüm unsurlara havi bir bono olduğunu ve kambiyo senedi niteliği taşıdığını, ayrıca davacı tarafın bononun boş olarak verildiği iddialarının doğru olmadığını,bir bononun teminat senedi sayılabilmesi için senedin üzerindeki teminat senedi olduğunun yazılı olmasının dahi, hangi ilişkinin teminatı olduğu açıkça belirtilmediği sürece bononun kambiyo senedi vasfına ve özel takibe engel olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

Mahkemece; davalı bankanın İstanbul ... İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyasında başlattığı icra takibinin dayanağının davaya konu 23/01/2017 vadeli 27/03/2012 düzenleme tarihli 4.000.000-USD bedeli bono olduğu,davacı temlik eden şirketin avalist olarak bonoyu imzaladığı, istirdat talebine konu borcun davacı şirketin asıl borçlu olarak imza koyduğu 27.03.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinden doğduğu, takibin dayanağı olan bononunda bu genel kredi sözleşmesi nedeniyle düzenlendiği, davacının bono borcundan genel kredi sözleşmesi limiti dahilinde sorumlu olduğu, genel kredi borçlusu olan davacı ve diğer borçluların 22.10.2014 tarihli yapılandırma protokolünün koşullarını yerine getirmemesi üzerine 13.02.2017 tarihli ihtarname ile genel kredi hesabının kat edildiği, muaccel hale gelen alacağın tahsili için bono icraya konularak tahsilata geçildiği,yapılan ödemelerin genel kredisi borçlarından tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla mahsup edildiği, bağıtlanan sözleşmede ya da bononun arkasında yazılı bir kayıt olmadığı, davacının bononun teminat için alındığını gösterir yazılı bir belge ibraz edemediği bu nedenle iddianın ispatlanamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

İSTİNAF NEDENLERİ

Davacı vekili;

27. 03.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinden dolayı müvekkilinin borcunun bulunmadığını, zira kredi borcunun 25.09.2014 tarihinde kat edilerek sonlandırıldığını, diğer borçlularca imzalanan yapılandırma sözleşmesini ise müvekkilinin imzalamadığını, bu suretle 27.03.2012 tarihli genel kredi sözleşmesiyle kurulan ilişkinin sona erdiğini, daha sonra dava dışı borçlu ve kefillerle 23.10.2014 tarihli yeni bir kredi sözleşmesi imzalandığını, bu kredi sözleşmesi ile önceki sözleşme borcunun kapatıldığını, 27.03.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinin genel işlem koşulları ve kefalet sözleşmesi hükümlerine aykırı olmakla geçersiz olduğunu, 27.03.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinin 22. maddesi uyarınca dava konusu bononun teminat senedi olduğunu, bononun geçerli olduğu kabul edilse dahi müvekkilinin bankaya borcu bulunmadığından senedin bedelsiz kaldığını belirterek, kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.

GEREKÇE

Dava, kambiyo senedi niteliğinde bulunan bonoya dayalı olarak başlatılan takipte ödenen tutarın istirdatı istemine ilişkindir. Somut olayda; davalı banka ile temlik eden davacı ile diğer borçlu ve kefiller arasında 27.03.2012 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, yine aynı tarihte davacının da borçlu ve avalist olduğu 4.000.000-USD tutarlı bononun düzenlendiği, ... şirketine kredi kullandırıldığı, kredinin ödenmemesi üzerine kredi hesabının 25.09.2014 tarihinde davalı banka tarafından kat edildiği, 22.10.2014 tarihinde borçlu ... ile davacı dışındaki kefillerle banka arasında 22.10.2014 tarihli protokol imzalandığı,protokolde davacının yer almadığı, yine davalı banka ile borçlular ...

ve ... arasında 23.10.2014 tarihinde 2.000.000-TL tutarlı kredi sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmede de davacının borçlu veya kefil olarak yer almadığı, bu sözleşme ve yapılandırma protokolü kapsamında borçlu ...'a 28.10.2014 tarihinde fon teverruk işlemi ile kredi kullandırıldığı, kullandırılan bu kredi ile davacının da borçlu ve kefil olduğu 27.03.2012 tarihli genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan borcun kapatıldığı, ancak tahsis edilen bu kredi borcunun da ödenmemesi üzerine 13.02.2017 tarihinde hesabın kat edildiği,davalı banka tarafından bononun İst. ... İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyasında icra takibine konu edildiği, davacı tarafından kesinleşen takip nedeniyle icra dosyasına 324.228,46-TL ödeme yapıldığı anlaşılmaktadır.

Kambiyo senedi niteliğinde olan bono, düzenlenmesine esas teşkil eden temel ilişkiden bağımsız, karşı edimin ödenmesi şartına bağlanamayan, kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi taahüdünü içeren mücerret (soyut) bir borç ilişkisini ifade etmektedir. Kambiyo senetlerinde soyutluk prensibinin en önemli işlevi ispat açısından kendisini gösterir. Buna göre, bir kambiyo senediyle borç altına giren kimse, borçlu olmadığını iddia ediyor ise bu hususu ispat etmekle yükümlüdür. Ancak 6102 sayılı TTK'nın 702/2 maddesi uyarınca, aval veren kişinin teminat altına aldığı borç şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da, aval verenin taahhüdü geçerli olup, şekle ait noksanlıklar dışında itirazda bulunulması mümkün değildir.

Somut olayda da davacı aval veren niteliğinde olup, şekle ilişkin bir noksanlık da ileri sürülmediğine göre, davacının teminat iddiasının ileri sürmesi olanaksızdır. Davacı vekili, kefalet sözleşmesinin TBK'nın 20 vd maddeleri gereği genel işlem koşulları kapsamında denetlenmesi gerektiğini ileri sürmüştür.Kefalet sözleşmesi ise 6098 sayılı TBK'nın yürürlük tarihinden önce imzalanmıştır. Bu nedenle söz konusu sözleşmenin, 818 sayılı BK'da bulunmayan ve sonradan yürürlüğe giren 6098 sayılı TBK'da düzenlenen genel işlem koşulları denetimine tabi tutulması mümkün olmadığı gibi ,davaya konu edilen ödeme takip dayanağı bono için yapılmış olup,genel kredi sözleşmesindeki kefaleti karşılığı yapılmadığından kefalet hükümlerinin geçersizliğini ileri sürmenin sonuca etkisi bulunmadığından,davacı vekilinin kefalet sözleşmesinin geçersizliği yönündeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.

Borcun yenilenmesi, yeni bir borcun ihdası suretiyle eski bir borcun ıskatıdır. Alacaklının kendisine yapılması lazım gelen bir eda yerine borçluya karşı yeni bir alacak elde etmesi, borçlunun da edayı yerine getirmeksizin alacaklıya karşı yeni bir borç taahhüt etmek suretiyle borcundan kurtulmasıdır.Yenilemede borçlunun kendisi borçlu olarak kalır, ancak borcu eski borç ilişkisine değil yenisine dayanır. Yeni alacağın eskisi yerine geçmesi ise önemli iki sonuç doğurur. Birisi, eski alacağı geçersiz kılan sebepleri ve bu alacağa karşı ileri sürülebilen defilerin yeni alacağı etkilememesi, diğeri de eski alacağa ilişkin teminatların eski alacakla birlikte sona ermesidir. Yenilemenin varlığını kabul için;

yeni bir alacak olmalı ve yenilemenin sona erdirmesi gereken eski bir alacak da mevcut olmalıdır. Kısacası yenileme ile yenilenen borç ilişkisi değil, bu ilişkiden doğmuş borç veya borçlardır. Borcun yenilenmesi alacaklı ile borçlu arasında yapılacak bir sözleşme ile gerçekleşir. Bu sözleşme tarafların eski bir borç yerine yenisini geçirme iradelerinden oluşur. 6098 sayılı TBK'nın 133. maddesinde de açıkça ifade edildiği üzere, mevcut bir borç için salt poliçe taahhüdünde bulunmak veya yeni bir senet düzenlemek tek başına yenileme anlamına gelmez. Yenilemenin varlığını kabul için bu konuda yenileme sözleşmesi yapılmış olmalıdır. Bu sözleşmenin varlığını ispat yükü ise bunu iddia edene aittir.

Eldeki davada ise davacı dışındaki borçlu ve kefillerle davalı banka arasında düzenlenen 22.10.2014 tarihli protokolde 27.03.2012 tarihli genel kredi sözleşmesine dayalı borcun yenilendiğine dair bir hüküm bulunmamakta, aksine protokolde "hiçbir şekilde alacağın tecdidi anlamına gelmemek üzere" denilerek borcun yenilenmediği hüküm altına alınmıştır. Davacının taraf olmadığı 23.10.2014 tarihli kredi sözleşmesinde de eski borcun yenilendiğine dair bir hüküm bulunmamaktadır. İlk kredi sözleşmesinden kaynaklanan borç, yeni tahsis edilen kredi ile kapatılmıştır. Davalı banka tarafından ilk krediye istinaden alınan teminatlar ve bu kapsamda dava konusu bono da iade edilmemiştir. Dolayısıyla kambiyo taahhüdünde bulunarak aval veren sıfatıyla bono imzalayan ve bu suretle ayrı bir borç altına giren davacının, bononun teminat için verildiği iddiasını ileri sürmesi mümkün değildir.

Bu nedenle davacı vekilinin hükme yönelik ileri sürdüğü istinaf sebebleri yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

HÜKÜM

Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davacı/temlik alan vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, Davacıdan alınması gereken 59,30- TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 44,40- TL harcın mahsubu ile bakiye 14,90-TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, İstinaf yoluna başvuran tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına, Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 24/06/2021

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.