Haksız rekabetin tespiti | Meni | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/6655 E. 2023/1747 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Görevli mahkeme
- görev/görevsizlik
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
değer kaybı↗ kabul beyanı↗ dürüstlük kuralına aykırılık↗ erişimin engellenmesi↗ kötüleme↗ yoksun kalınan kâr↗ kısıtlılık↗ şikayet↗ ticari faiz↗ hakkaniyet↗ dürüstlük kuralı↗ olumsuz oy↗ kâr kaybı↗ bilirkişi incelemesi↗ maddi ve manevi tazminat↗ görevsizlik kararı↗ esastan ret↗ ıslah↗ maddi tazminat↗ ilan↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/356 E., 2019/196 K.
Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, meni ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin Reeder markasıyla 2009 yılından günümüze kadar e-kitap okuyucu, tablet, bilgisayar vb. taşınabilir elektronik bilgi işleme ve iletişim cihazları sektöründe hem yurt içi hem de yurtdışı müşterilerine hizmet verdiğini, davalı şirketin kurmuş olduğu "www.sikayetvar.com" adlı internet sitesi üzerinden müvekkilinin davalı şirket nedeniyle kazanç ve itibar kaybına uğradığını, şikayetlerin büyük kısmının gerçeği yansıtmadığını, yıllık ücret ödeyen şirketlerin şikayetlerinin ya yayınlanmadığını ya da firmaya teşekkür mahiyetinde geri dönüşler yapıldığını, bu şekilde potansiyel tüketiciler üzerinde etkide bulunulduğunu, davalının eylemlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun haksız rekabete ilişkin hükümleri kapsamında haksız rekabete sebebiyet verdiğini ileri sürerek davalıya ait "www.sikayetvar.com" adlı internet sitesinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile müvekkilinin müşteri kaybı oranı hesabı ile uğranılan zararının tespitini, haksız rekabetin men’ini, hüküm özetinin ilanını, şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın ticari faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş, 05.03.2019 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini 250.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; mezkûr internet sitesinin 2001 yılında kurulduğunu, site kapsamındaki içeriklerin tamamen üye kullanıcılar tarafından oluşturulduğunu, müvekkili tarafından bu içeriklere hiçbir surette müdahale edilmediğini, ancak bünyesinde oluşturduğu redaktör kadrosu ile hukuka ve ahlaka mugayir içeriklerin çıkarıldığını, hiçbir firmanın cevap hakkının kısıtlanmadığını, üye firmalara verilen öncelik hakkı ile şikayetin yayınlanmadan çözülmesi imkanının tanındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1.Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.04.2017 tarihli ve 2016/707 E., 2017/240 K sayılı kararıyla görevli mahkemenin Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, kararın istinaf edilmeden kesinleşmesi üzerine dosya Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir.
2.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin sahibi olduğu internet sitesinde yer alan şikayetler yoluyla davacı şirketin ve ürünlerinin kötülendiği , davalı şirketin bu şikayetler yoluyla müşteri kitlesi üzerinde etki ettiği ve davacı şirket gibi şirketleri de kendi sitesine üye olmaya zorlayarak bundan ticari kazanç elde ettiği, bu durumun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'un (6102 sayılı Kanun) 54 üncü maddesi anlamında dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği ve haksız rekabet oluşturduğu, davalı şirketin kendi platformunda yayınladığı tespit ve kabullerine göre okuyanların %45'inin ürünü satın almaktan vazgeçtiğinin beyan edildiği, bu nedenle %45 sipariş kaybının olduğu, davacı şirketin piyasa reel ekonomik değer kaybının da oluştuğu, ancak dosya kapsamından davacının, davalının haksız rekabet eyleminden dolayı kayıplarının net olarak belirlenemediği, davalının sunduğu belgelere göre davalının sitesindeki Reeder ile ilgili şikayetlerin tarih olarak en eskisinin 02 Mart 2013 tarihli olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca zarar miktarının tam olarak ispat edilememesi durumunda hâkimin hakkaniyete uygun bir miktar tayin edebileceği, dava tarihine kadar ki dönem için davacı lehine maddi tazminatın 10.000,00 TL, manevi tazminat talebinin 5.000,00 TL olarak kabul edilmesinin hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne haksız rekabetin men'ine, tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın işleyecek ticari faizle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, haksız rekabete sebebiyet veren içeriğin ilgili internet sitesinden çıkarılmasına ya da erişiminin engellenmesine, kararın kesinleşmesinden sonra ilanına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin gerçekleştirdiği haksız rekabet eylemi nedeniyle müvekkili şirketin uğramış olduğu fiili maddi kaybın ve yoksun kalınan kazancın 10.000,00 TL'nin çok üstünde bulunduğunu, davalı şirketin kurduğu platform aracılığıyla uzun süreden beri haksız rekabet ilkelerine aykırı eylemlerine devam ettiğini, haksız rekabetin devam ettiği süreç içerisinde müvekkili şirketin ticari kayıtlarında iptal edilen siparişlerin bulunduğunu, davalı şirket tarafından kurulan platformda yayınlanan ve gerçeği yansıtmayan iddiaların okunma sayılarının çok yüksek olduğunu, müvekkili şirkete ağır hakaret ve suçlamaların yapıldığını, cevap için bir buton veya girişin bulunmadığını, davalı şirketin kendi platformundan yayınladığı tespit ve kabullerine göre, okuyanların %45’inin ürünü satın almaktan vazgeçtiğinin kabul ve beyan edildiğini, hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin firmaları üyeliğe zorladığı iddiasına ilişkin dosyaya tek bir somut delilin sunulamadığını, davacı firmayı üyeliğe zorlamak adına ne yaptığının somut olarak ortaya konulamadığını, cevap verme veya şikayetçiye ait iletişim bilgilerine erişimin sağlanması hakkının üye olsun ya da olmasın hiç bir firma için kısıtlanmadığını, yazılan her şikayetin firmaya derhal bildirildiğini ve cevap mahiyetinde gönderilen metinlerin herhangi bir harf ya da kelime sınırlamasına tabi tutulmaksızın şikayetin altında yayınlandığını, müvekkil şirket hakkında benzer olaylar ile ilgili olarak açılmış ve lehine sonuçlanmış pek çok emsal kararın bulunduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı internet sitesine üye olmayan işletmeler hakkındaki şikayetlerin doğrudan yayımlanması suretiyle müşteriler nezdinde hemen o anda olumsuz kanaatin oluşmasına neden olunduğu halde üye iş yerleri için şikayete cevap verme zamanı konusunda bir eşitsizliğin yaratıldığı, böylelikle üye olmayan iş yerleri aleyhine daha başlangıçta sonradan tersine çevirebilmenin çok zor olacağı olumsuz bir kanaat oluştuğu halde üye iş yerlerinin lehine başlangıçta yayımlansaydı şikayet olarak kamuya açıklanacak bir olayın yayımlanmadan önce tersine çevrilip teşekkür mesajı şeklinde yayımlanması imkanının sağlandığı, bu iş modelinin veya çalışma şeklinin ise iş yerlerini dolaylı bir şekilde üyeliğe zorlayan ve üye iş yerlerinin lehine, üye olmayanların ise aleyhine sonradan telafisi imkansız ve haksız bir menfaat sağlayan ve rakipler arasındaki ilişkileri etkileyen, aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı bir uygulama olduğunun açık bulunduğu, ayrıca bu durumun davalının üye sayısını artırıp haksız gelir sağlamasına yol açtığı, davalının bu uygulamasının 6102 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi uyarınca rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar anlamında haksız rekabet teşkil edeceği gerekçesiyle davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin firmaları üyeliğe zorladığı iddiasına ilişkin iddianın gerçeği yansıtmadığını ve bu hususun kanıtlanamadığını, Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan denetimler sonucunda hazırlanan raporlarda üye olsun ya da olmasın tüm firmalara ücretsiz cevap hakkıının verildiğinin ve şikayetçinin iletişim bilgilerinin ilgili firmayla paylaşıldığının açıkça tespit edildiğini, yazılan her şikayetin firmaya derhal bildirildiğini ve cevap mahiyetinde gönderilen metinlerin herhangi bir harf ya da kelime sınırlamasına tabi tutulmaksızın şikayetin altında yayınlandığını, müvekkil şirket hakkında benzer olaylar ile ilgili olarak açılmış ve lehine sonuçlanmış pek çok emsal kararın bulunduğunu, bir siteye üye olunuz denilmesinin ücret ödeyiniz demekle aynı anlama gelmediğini, bilirkişinin bu beyanı yanlış anlayıp tanımladığını, dolaylı yoldan üyeliğe zorlama şeklinde bir uygulamanın hukuk düzeninde yeri olamayacağını, cevap hakkının firmalara herhangi bir sınırlandırmaya tabi olmadan kullandırıldığını, müvekkilinin sahte şikayet yazımına müsade etmediğini belirterek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının haksız rekabet eylemlerinin tespiti, men'i ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un (6102 sayılı Kanun) 54 üncü maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci maddesinin 2 nci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/1748 E. 2025/560 K.
Ortak:kısıtlılık · şikayet · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… terilerine hizmet verdiğini, davalı şirketin kurmuş olduğu "www.sikayetvar.com" adlı internet sitesi üzerinden müvekkilinin davalı şirket nedeniyle kazanç ve itibar «kaybına» uğradığını, «şikayetlerin» büyük kısmının gerçeği yansıtmadığını, yıllık ücret ödeyen şirketlerin şikayetlerinin ya yayınlanmadığını ya da firmaya teşekkür mahiyetinde geri dönüşler yapıldığını, bu şekilde potansiyel tüketiciler üzerinde etkide bulunulduğunu, davalının eylemlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun «haksız rekabete» ilişkin hükümleri kapsamında haksız rekabete sebebiyet verdiğini ileri sürerek davalıya ait "www.sikayetvar.com" adlı internet sitesinde yapılacak «bilirkişi incelemesi» ile müvekkilinin müşteri kaybı oranı hesabı ile uğranılan zararının tespitini, haksız rekabetin men’ini, hüküm özetinin «ilanını», şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın «ticari faizi» ile davalıdan tahsilini talep etmiş, 05.03.2019 tarihli «ıslah» dilekçesiyle «maddi tazminat» talebini 250.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
… surette müdahale edilmediğini, ancak bünyesinde oluşturduğu redaktör kadrosu ile hukuka ve ahlaka mugayir içeriklerin çıkarıldığını, hiçbir firmanın cevap hakkının «kısıtlanmadığını», üye firmalara verilen öncelik hakkı ile «şikayetin» yayınlanmadan çözülmesi imkanının tanındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin sahibi olduğu internet sitesinde yer alan «şikayetler» yoluyla davacı şirketin ve ürünlerinin «kötülendiği» , davalı şirketin bu şikayetler yoluyla müşteri kitlesi üzerinde etki ettiği ve davacı şirket gibi şirketleri de kendi sitesine üye olmaya zorlayarak bundan ticari kazanç elde ettiği, bu durumun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'un (6102 sayılı Kanun) 54 üncü maddesi anlamında «dürüstlük kuralına aykırılık» teşkil ettiği ve «haksız rekabet» oluşturduğu, davalı şirketin kendi platformunda yayınladığı tespit ve kabullerine göre okuyanların %45'inin ürünü satın almaktan vazgeçtiğinin beyan edildiği, bu nedenle %45 sipariş «kaybının» olduğu, davacı şirketin piyasa reel ekonomik «değer kaybının» da oluştuğu, ancak dosya kapsamından davacının, davalının haksız rekabet eyleminden dolayı kayıplarının net olarak belirlenemediği, davalının sunduğu belgelere göre davalının sitesindeki Reeder ile ilgili şikayetlerin tarih olarak en eskisinin 02 Mart 2013 tarihli olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca zarar miktarının tam olarak ispat edilememesi durumunda hâkimin «hakkaniyete» uygun bir miktar tayin edebileceği, dava tarihine kadar ki dönem için davacı lehine «maddi tazminatın» 10.000,00 TL, manevi tazminat talebinin 5.000,00 TL olarak kabul edilmesinin hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne haksız rekabetin men'ine, tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın işleyecek ticari faizle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, haksız rekabete sebebiyet veren içeriğin ilgili internet sitesinden çıkarılmasına ya da «erişiminin engellenmesine», kararın kesinleşmesinden sonra «ilanına» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDavacı, davalının; markası hakkındaki haksız ve karalayıcı tüketici yorumlarını yayınladığı, davalının bu yorumların doğruluğunu araştırmadığını, «şikayetlere» cevap verilmek istenildiğinde davacıdan üyelik ücreti istenildiği, davacının cevap hakkını «kısıtlayan» üyelik sisteminin «haksız rekabet» teşkil ettiğini ileri sürmüş, davalı ise yer sağlayıcısı olması nedeniyle işbu davada kendisine «husumet» yöneltilemeyeceğini, hakkında şikayet yayınlanan kurumların cevap haklarını kullanabildikleri, bunun için ücret talep edilmediğini savunmuş, İlk Derece Mahkemesinc …
… ndırma Merkezinin sahibi olduğunu, davalı şirkete ait internet sitesinde hiçbir delil ve dayanak gösterilmeden müvekkilinin itibarını zedeleyici gerçeği yansıtmayan «şikayetlerin» davalı tarafça doğru olup olmadığı araştırılmaksızın «haksız rekabet» hükümlerine aykırı şekilde yayınladığını, müvekkiline ait amblem-isim ve markanın davalının internet sitesinde kullanılmasına izninin bulunmadığını, müvekkilince cevap ve «savunma hakkı» kullanılmak istendiğinde davalının ücretli üyelik talep ettiğini, müvekkilinin «ticari itibarını zedeleme» amacı güden asılsız, yanıltıcı yorumların yayınlamasının ve yorumlara para karşılığında cevap hakkı tanınmasının davalıya haksız ticari gelir sağladığını, davalıya «ihtarname» çekildiğini ancak sonuçsuz kaldığını ileri sürerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 54. ve devamı maddeleri ile 5651 sayılı Kanun hükümleri ge …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı kullanımının markasal bir kullanım olmadığı, «haksız rekabetin» şartlarının bulunmadığı, davalı yanın ihtilaf konusu içerikler bakımından içerik sağlayıcı değil yer sağlayıcı olduğu ve içerikten doğrudan sorumlu olmadığı, yer sağlayıcı olan davalının sorumluluğuna gidilebilmesi için gerekli olan "uyar-kaldır" yönteminin kullanıldığı yönünde de delil sunulmadığı, davalı yana ait alan adında yer alan «şikayet» metinlerinin davacı yana ait markalara tecavüz teşkil eder kullanım olarak değerlendirilemeyeceği, tüketici tarafından düşünce özgürlüğü kapsamında yazılan yazılar …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari dürüstlük · ticari itibarın zedelenmesi · ticari itibar · savunma hakkı · marka hakkına tecavüz · ihtar · ihtarname · husumet
Benzer bu kararda… ndırma Merkezinin sahibi olduğunu, davalı şirkete ait internet sitesinde hiçbir delil ve dayanak gösterilmeden müvekkilinin itibarını zedeleyici gerçeği yansıtmayan «şikayetlerin» davalı tarafça doğru olup olmadığı araştırılmaksızın «haksız rekabet» hükümlerine aykırı şekilde yayınladığını, müvekkiline ait amblem-isim ve markanın davalının internet sitesinde kullanılmasına izninin bulunmadığını, müvekkilince cevap ve «savunma hakkı» kullanılmak istendiğinde davalının ücretli üyelik talep ettiğini, müvekkilinin «ticari itibarını zedeleme» amacı güden asılsız, yanıltıcı yorumların yayınlamasının ve yorumlara para karşılığında cevap hakkı tanınmasının davalıya haksız ticari gelir sağladığını, davalıya «ihtarname» çekildiğini ancak sonuçsuz kaldığını ileri sürerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 54. ve devamı maddeleri ile 5651 sayılı Kanun hükümleri ge …
… a bildirimde bulunduğunu, buna rağmen davalının sisteme müdahalede bulunmayarak haksız içerikleri yayınlamaya devam ettiğini ileri sürmüş ise de davalıya gönderilen «ihtarnamede» "...internet sitenizde yayınladığınız aslı olmayan, yanlış, yanıltıcı içeriklerin kaldırılmasını ve içeriklerin yayınlanmamasının” kaldırılmasının «ihtar» edildiği, ancak ihtarın somutlaştırılmadığı, hangi içeriklerin ne suretle «marka hakkına tecavüze» ve «haksız rekabete» neden olduğunun belirtilmediği, bu nedenle davalı açısından geçerli ihtar koşulunun sağlanmadığı, kaldı ki gerçekte var olmayan «şikayetlerin» yayınlandığına ilişkin dosyaya yansıyan bir delilin bulunmadığı, şikayetlerin gerçek olmadığının ispatlanamadığı, davalı kullanımının bu anlamda markasal bir kulla …
Dava ve Hukuki Nitelendirme Dava, «haksız rekabet» ve «marka hakkına tecavüzün» tespiti ile önlenmesi istemine ilişkindir.
Değerlendirme ve Gerekçe 1.Dava, «haksız rekabetin» ve «marka hakkına tecavüzün» önlenmesi, yayınların internet sitesinden kaldırılmasına ilişkindir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7451 E. 2024/3328 K.
Ortak:erişimin engellenmesi · kötüleme · kısıtlılık · şikayet · hakkaniyet · dürüstlük kuralı · olumsuz oy · ilan
İncelediğiniz kararda2.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin sahibi olduğu internet sitesinde yer alan «şikayetler» yoluyla davacı şirketin ve ürünlerinin «kötülendiği» , davalı şirketin bu şikayetler yoluyla müşteri kitlesi üzerinde etki ettiği ve davacı şirket gibi şirketleri de kendi sitesine üye olmaya zorlayarak bundan ticari kazanç elde ettiği, bu durumun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'un (6102 sayılı Kanun) 54 üncü maddesi anlamında «dürüstlük kuralına aykırılık» teşkil ettiği ve «haksız rekabet» oluşturduğu, davalı şirketin kendi platformunda yayınladığı tespit ve kabullerine göre okuyanların %45'inin ürünü satın almaktan vazgeçtiğinin beyan edildiği, bu nedenle %45 sipariş «kaybının» olduğu, davacı şirketin piyasa reel ekonomik «değer kaybının» da oluştuğu, ancak dosya kapsamından davacının, davalının haksız rekabet eyleminden dolayı kayıplarının net olarak belirlenemediği, davalının sunduğu belgelere göre davalının sitesindeki Reeder ile ilgili şikayetlerin tarih olarak en eskisinin 02 Mart 2013 tarihli olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca zarar miktarının tam olarak ispat edilememesi durumunda hâkimin «hakkaniyete» uygun bir miktar tayin edebileceği, dava tarihine kadar ki dönem için davacı lehine «maddi tazminatın» 10.000,00 TL, manevi tazminat talebinin 5.000,00 TL olarak kabul edilmesinin hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne haksız rekabetin men'ine, tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın işleyecek ticari faizle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, haksız rekabete sebebiyet veren içeriğin ilgili internet sitesinden çıkarılmasına ya da «erişiminin engellenmesine», kararın kesinleşmesinden sonra «ilanına» karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı internet sitesine üye olmayan işletmeler hakkındaki «şikayetlerin» doğrudan yayımlanması suretiyle müşteriler nezdinde hemen o anda «olumsuz» kanaatin oluşmasına neden olunduğu halde üye iş yerleri için şikayete cevap verme zamanı konusunda bir eşitsizliğin yaratıldığı, böylelikle üye olmayan iş yerleri aleyhine daha başlangıçta sonradan tersine çevirebilmenin çok zor olacağı olumsuz bir kanaat oluştuğu halde üye iş yerlerinin lehine başlangıçta yayımlansaydı şikayet olarak kamuya açıklanacak bir olayın yayımlanmadan önce tersine çevrilip teşekkür mesajı şeklinde yayımlanması imkanının sağlandığı, bu iş modelinin veya çalışma şeklinin ise iş yerlerini dolaylı bir şekilde üyeliğe zorlayan ve üye iş yerlerinin lehine, üye olmayanların ise aleyhine sonradan telafisi imkansız ve haksız bir menfaat sağlayan ve rakipler arasındaki ilişkileri etkileyen, aldatıcı veya «dürüstlük kuralına» aykırı bir uygulama olduğunun açık bulunduğu, ayrıca bu durumun davalının üye sayısını artırıp haksız gelir sağlamasına yol açtığı, davalının bu uygulamasının 6102 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi uyarınca rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar anlamında «haksız rekabet» teşkil edeceği gerekçesiyle davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… terilerine hizmet verdiğini, davalı şirketin kurmuş olduğu "www.sikayetvar.com" adlı internet sitesi üzerinden müvekkilinin davalı şirket nedeniyle kazanç ve itibar «kaybına» uğradığını, «şikayetlerin» büyük kısmının gerçeği yansıtmadığını, yıllık ücret ödeyen şirketlerin şikayetlerinin ya yayınlanmadığını ya da firmaya teşekkür mahiyetinde geri dönüşler yapıldığını, bu şekilde potansiyel tüketiciler üzerinde etkide bulunulduğunu, davalının eylemlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun «haksız rekabete» ilişkin hükümleri kapsamında haksız rekabete sebebiyet verdiğini ileri sürerek davalıya ait "www.sikayetvar.com" adlı internet sitesinde yapılacak «bilirkişi incelemesi» ile müvekkilinin müşteri kaybı oranı hesabı ile uğranılan zararının tespitini, haksız rekabetin men’ini, hüküm özetinin «ilanını», şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın «ticari faizi» ile davalıdan tahsilini talep etmiş, 05.03.2019 tarihli «ıslah» dilekçesiyle «maddi tazminat» talebini 250.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
Benzer bu karardaNoterliği'nin 01 Temmuz 2015 tarihli ve 05062 yevmiye numaralı «ihtarnamesini» göndermesine rağmen içeriğin kaldırılmadığı, 5651 sayılı Kanun uyarınca yer sağlayıcılara da sorumluluk yüklendiği, davacının usulüne uygun «ihtarına» rağmen davacıya ait markanın içerikten çıkartılmadığı, davalıya ait internet sitesinde yer alan ifadelerde davacının markasının açıkça belirtilerek, ürünleriyle ilgili «olumsuz» «şikayetlerin» yapıldığı, sitedeki ibarelerin, «ticari teamül» dışında kalan incitici ve «kötüleyici» nitelikte olduğu anlaşılmakla, «marka hakkına tecavüzün» ve «haksız rekabetin» gerçekleştiği sonucuna varılarak, davacının markasının tanınmış marka olması, tecavüzün niteliği ve devam ettiği süre, yapılan yayının içeriği de dikkate tahsiliyle 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği anlaşılmakla, davanın kısmen kabulü ile davalının, davacıya ait ... markasını https://www.sikayetvar.com/... alan adında izinsiz ve haksız olarak kullanmak suretiyle marka hakkına tecavüz ettiğinin ve site içeriğinde davacının ürün ve hizmetlerini kötüleyen yazılara yer vermek suretiyle haksız rekabette bulunduğunun tespitine, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin men'ine, davalıya ait https://www.sikayetvar.com/... sitesinin alan adından ve içeriğinden davacıya ait ... markasının ve davalının mal ve hizmetlerini küçük düşürücü ve «ticari itibarını zedeleyici» yazıların çıkartılmasına ve kaldırılmasına, davacının, manevi zararına karşılık 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin 10.000,00 TL'lik manevi tazminat talebinin reddine, «hükmün kesinleşmesinden» sonra «masrafı» davalıdan alınmak suretiyle hüküm özetinin Türkiye çapında yayın yapan bir gazetede «ilanına», davacının fazlaya ilişkin 10.000,00 TL'lik manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
… tvar.com” internet sitesindeki kullanımlarının KHK kapsamında “markasal” nitelikte kullanımlardan olmadığı, “www.sikayetvar.com” internet sitesinde davacıya yönelik «şikayet» ve eleştirilere karşı davacının etkili bir savunma yapabilmek için ücret karşılığı kurumsal üyeliğe zorlanması ve kurumsal üye olan firmalara üye olmayan firmalardan avantajlı imkanlar sunulmasının 6102 sayılı TTK’nın 54. ve 55. maddeleri kapsamında «haksız rekabete» neden olacağı, mahkemenin yaptığı değerlendirmenin marka hakkına yönelik olarak verilen kararda usul ve yasaya aykırı olduğu, markasal kullanım sebebiyle açılan davanın yerinde olmadığı, haksız rekabet «sebebine» dayalı olarak davacı vekilinin istemlerinin kabulünün gerektiği, her ne kadar davalı vekilince, müvekkilinin firmaları üyeliğe zorlamadığı ve ücretsiz cevap hakkının tanındığı bildirilmişse de, mahkemece aldırılan bilirkişi raporunun tespitlerinin bulunduğu, üye olmayan işletmeler hakkındaki şikayetlerin doğrudan yayımlanması suretiyle, müşteriler nezdinde hemen o anda «olumsuz» kanaatin oluşmasına neden olunduğu halde, üye iş yerleri için şikayete cevap verme zamanı konusunda bir eşitsizliğin yaratıldığı, böylelikle üye olmayan iş yerleri aleyhine daha başlangıçta, sonradan tersine çevirebilmenin çok zor olacağı olumsuz bir kanaat oluştuğu, sonradan telafisi imkansız ve haksız bir menfaat sağlayan ve rakipler arasındaki ilişkileri etkileyen, aldatıcı veya «dürüstlük kuralına» aykırı bir uygulama olduğunun açık bulunduğu, bu durumun da TTK'nın 54 üncü maddesi uyarınca "Rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişki …
… e sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı ile davalıya ait internet sitesinde tüketicilerin aldıkları ürünlerle ilgili «şikayetlerine» yer verildiği, davacıya ait "..." markasının da bu şekilde internet sitesinde aynen kullanıldığı, yapılan yayınlarda davacının ürünlerinin «kötülendiği», davacının davalıya bu içeriklerin internet sitesinden kaldırılması için Beşiktaş 20.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ifade özgürlüğü · ticari teamül · ticari itibarın zedelenmesi · hükmün kesinleşmesi · ticari itibar · teamül · delil tespiti · kesin süre
Benzer bu karardaNoterliği'nin 01 Temmuz 2015 tarihli ve 05062 yevmiye numaralı «ihtarnamesini» göndermesine rağmen içeriğin kaldırılmadığı, 5651 sayılı Kanun uyarınca yer sağlayıcılara da sorumluluk yüklendiği, davacının usulüne uygun «ihtarına» rağmen davacıya ait markanın içerikten çıkartılmadığı, davalıya ait internet sitesinde yer alan ifadelerde davacının markasının açıkça belirtilerek, ürünleriyle ilgili «olumsuz» «şikayetlerin» yapıldığı, sitedeki ibarelerin, «ticari teamül» dışında kalan incitici ve «kötüleyici» nitelikte olduğu anlaşılmakla, «marka hakkına tecavüzün» ve «haksız rekabetin» gerçekleştiği sonucuna varılarak, davacının markasının tanınmış marka olması, tecavüzün niteliği ve devam ettiği süre, yapılan yayının içeriği de dikkate tahsiliyle 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği anlaşılmakla, davanın kısmen kabulü ile davalının, davacıya ait ... markasını https://www.sikayetvar.com/... alan adında izinsiz ve haksız olarak kullanmak suretiyle marka hakkına tecavüz ettiğinin ve site içeriğinde davacının ürün ve hizmetlerini kötüleyen yazılara yer vermek suretiyle haksız rekabette bulunduğunun tespitine, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin men'ine, davalıya ait https://www.sikayetvar.com/... sitesinin alan adından ve içeriğinden davacıya ait ... markasının ve davalının mal ve hizmetlerini küçük düşürücü ve «ticari itibarını zedeleyici» yazıların çıkartılmasına ve kaldırılmasına, davacının, manevi zararına karşılık 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin 10.000,00 TL'lik manevi tazminat talebinin reddine, «hükmün kesinleşmesinden» sonra «masrafı» davalıdan alınmak suretiyle hüküm özetinin Türkiye çapında yayın yapan bir gazetede «ilanına», davacının fazlaya ilişkin 10.000,00 TL'lik manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
… bilirkişi raporunda müvekkilinin dava konusu markayı kullanımının 556 sayılı KHK ve 6967 sayılı Kanun kapsamında markasal kullanım kapsamında olmadığı ve bu sebeple «marka hakkına tecavüz» unsurlarının oluşmadığının, müvekkiline ait internet sitesindeki içeriklerin; markayı «kötüleme», aldatıcı ve gerçek dışı beyan sunma, «ticari itibarı zedeleme» amacı taşımadığından ve beyanların doğruluğunun tespiti için yayınlanmadan önce «şikayet» yazan tüketicilerin cep telefonuna gönderilen SMS ile doğrulama sistemi bulunduğundan «haksız rekabet» hallerinin mevcut olmadığının, 5651 sayılı yasa kapsamında müvekkilin yer sağlayıcı olduğu, içeriği kontrol etme yükümlülüğünün bulunmadığı ve ilgili Kanun'un 9 uncu maddesinde belirtilen yer sağlayıcıya bildirimde bulunma şartının yerine getirildiğine dair somut bir delil bulunmadığı sebebiyle müvekkilin sorumlu tutulamayacağının, davalı tarafın somut olarak uyarıldığına dair bir «delilin tespit» edilememiş olması sebebiyle; 9 uncu maddede belirtilen bildirim şartının yerine getirilmemiş olduğu ve davalının sorumluluk şartlarının oluşmadığının ve müvekkilin …
… 018/5088 K. sayılı ve 10.09.2018 tarihli emsal nitelikteki kararı ile davanın reddi yönündeki İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verildiğini, davacının «ihtarnamesinde» belirttiği «şikayetlerin», müvekkili tarafından yayından kaldırılmasının, tüketicilerin «ifade özgürlüklerinin» «kısıtlanmasına» sebebiyet vereceğini, Yargıtay kararlarından da davacının müvekkili şirkete ihtarname göndermesinin «haksız rekabetin» varlığına vücut vermediğini, ayrıca davacının müvekkili şirkete göndermiş olduğu ihtarnamenin dava dosyasına süresinde sunulmadığını, bu delilin hükme esas alınmaması gerekirken Mahkemece yine Kanun aykırı davranılarak ihtarnamenin hükme esas alındığını, İlk Derece Mahkemesinin 08.06.2017 tarihli duruşmasında delillerini sunmak üzere taraflara 2 haftalık «kesin süre» verildiğini, davacı tarafından bu süre içinde UYAP üzerinden dosyaya sunulan, 22.06.2017 tarihli delil dilekçesi ve ekleri incelendiğinde; bahsi geçen ihtarnamenin dosyaya sunulmamış olduğunu, kendilerine verilen süre içerisinde ihtarnameyi dosyaya sunmayan davacı tarafın, HMK madde 140/5. uyarınca ihtarname delilinden vazgeçmiş sayılacağını, 19.12.2017 tarihli duruşmada verilen sürenin yasaya aykırı olduğunu, Şikayetvar platformunun, ne haklarında yazılan şikayete itiraz eden firmalardan, ne şikayetin kaldırılması talebinde bulunan firmalardan ne de şikayetin altında cevap metnini yayınlatmak isteyen firmalardan para talebinde bulunmadığını, verilen tüm bu hizmetlerin üye olsun ya da olmasın, tüm firmalar için ücretsiz ve sınırsız olduğunu, şikayetvar platformunun üye firmalardan aldığı ücretin, kendileri için aylık, dönemlik ve yıllık şikayet endekslerine ve haklarında yapılan şikayetlerin raporlamasına yönelik verilen hizmetin karşılığı olduğunu, örnek olarak sunulan delillerin, üye olmayan, dolayısıyla da hiç bir ücret ödemedikleri halde cevap haklarını kullanmak isteyen firmaların müvekkili firmaya kolaylıkla başvurarak bu haklarını kullanabildiklerinin somut kanıtları olduğunu, aynı sektörde faaliyet gösteren ve belki de rakip firma olarak nitelendirilebilecek daha pek çok firma hakkında da şikayet bulunduğunu ve üye olmayan firmaların cevap hakkının yanında şikayetin kaldırılması talebinin de bulunduğunu bu sebeplerle yapılacak «istinaf incelemesi» neticesinde kararın kaldırılarak, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
-
Haksız rekabetten doğan tazminat | Haksız rekabet | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3052 E. 2023/6717 K.
Ortak:şikayet · hakkaniyet · ilan · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda2.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin sahibi olduğu internet sitesinde yer alan «şikayetler» yoluyla davacı şirketin ve ürünlerinin «kötülendiği» , davalı şirketin bu şikayetler yoluyla müşteri kitlesi üzerinde etki ettiği ve davacı şirket gibi şirketleri de kendi sitesine üye olmaya zorlayarak bundan ticari kazanç elde ettiği, bu durumun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'un (6102 sayılı Kanun) 54 üncü maddesi anlamında «dürüstlük kuralına aykırılık» teşkil ettiği ve «haksız rekabet» oluşturduğu, davalı şirketin kendi platformunda yayınladığı tespit ve kabullerine göre okuyanların %45'inin ürünü satın almaktan vazgeçtiğinin beyan edildiği, bu nedenle %45 sipariş «kaybının» olduğu, davacı şirketin piyasa reel ekonomik «değer kaybının» da oluştuğu, ancak dosya kapsamından davacının, davalının haksız rekabet eyleminden dolayı kayıplarının net olarak belirlenemediği, davalının sunduğu belgelere göre davalının sitesindeki Reeder ile ilgili şikayetlerin tarih olarak en eskisinin 02 Mart 2013 tarihli olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca zarar miktarının tam olarak ispat edilememesi durumunda hâkimin «hakkaniyete» uygun bir miktar tayin edebileceği, dava tarihine kadar ki dönem için davacı lehine «maddi tazminatın» 10.000,00 TL, manevi tazminat talebinin 5.000,00 TL olarak kabul edilmesinin hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne haksız rekabetin men'ine, tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın işleyecek ticari faizle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, haksız rekabete sebebiyet veren içeriğin ilgili internet sitesinden çıkarılmasına ya da «erişiminin engellenmesine», kararın kesinleşmesinden sonra «ilanına» karar verilmiştir.
… terilerine hizmet verdiğini, davalı şirketin kurmuş olduğu "www.sikayetvar.com" adlı internet sitesi üzerinden müvekkilinin davalı şirket nedeniyle kazanç ve itibar «kaybına» uğradığını, «şikayetlerin» büyük kısmının gerçeği yansıtmadığını, yıllık ücret ödeyen şirketlerin şikayetlerinin ya yayınlanmadığını ya da firmaya teşekkür mahiyetinde geri dönüşler yapıldığını, bu şekilde potansiyel tüketiciler üzerinde etkide bulunulduğunu, davalının eylemlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun «haksız rekabete» ilişkin hükümleri kapsamında haksız rekabete sebebiyet verdiğini ileri sürerek davalıya ait "www.sikayetvar.com" adlı internet sitesinde yapılacak «bilirkişi incelemesi» ile müvekkilinin müşteri kaybı oranı hesabı ile uğranılan zararının tespitini, haksız rekabetin men’ini, hüküm özetinin «ilanını», şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın «ticari faizi» ile davalıdan tahsilini talep etmiş, 05.03.2019 tarihli «ıslah» dilekçesiyle «maddi tazminat» talebini 250.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı internet sitesine üye olmayan işletmeler hakkındaki «şikayetlerin» doğrudan yayımlanması suretiyle müşteriler nezdinde hemen o anda «olumsuz» kanaatin oluşmasına neden olunduğu halde üye iş yerleri için şikayete cevap verme zamanı konusunda bir eşitsizliğin yaratıldığı, böylelikle üye olmayan iş yerleri aleyhine daha başlangıçta sonradan tersine çevirebilmenin çok zor olacağı olumsuz bir kanaat oluştuğu halde üye iş yerlerinin lehine başlangıçta yayımlansaydı şikayet olarak kamuya açıklanacak bir olayın yayımlanmadan önce tersine çevrilip teşekkür mesajı şeklinde yayımlanması imkanının sağlandığı, bu iş modelinin veya çalışma şeklinin ise iş yerlerini dolaylı bir şekilde üyeliğe zorlayan ve üye iş yerlerinin lehine, üye olmayanların ise aleyhine sonradan telafisi imkansız ve haksız bir menfaat sağlayan ve rakipler arasındaki ilişkileri etkileyen, aldatıcı veya «dürüstlük kuralına» aykırı bir uygulama olduğunun açık bulunduğu, ayrıca bu durumun davalının üye sayısını artırıp haksız gelir sağlamasına yol açtığı, davalının bu uygulamasının 6102 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi uyarınca rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar anlamında «haksız rekabet» teşkil edeceği gerekçesiyle davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… hkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar ilk derece mahkemesince, davalı şirketin "www.....com" adlı internet sitesinde, tüketicilerin «şikayetlerine» cevap vermek amacı ile davacıdan üyelik ücreti talep etmesinin «haksız rekabet» teşkil ettiğinin tespitine karar verilmiş ise de bu iddia kanıtlanamadığı gibi dosyada mevcut bilirkişi raporunda da firmaların cevap haklarını kullanabilmek için üye olmak zorunda olmadıkları dolayısıyla ücret ödemek zorunda bulunmadıkları yönünde bir tespite de yer verilmediği, mahkemenin dosya kapsamı ile uyuşmayan yazılı gerekçesinin yerinde olmadığı, ancak davacı tarafça, davalının, kendisine üye olan kişi ve kurumlara ayrıcalık yaptığı, üye olanların, henüz haklarındaki şikayetler yayınlanmadan şikayetlere erişim hakkına sahip oldukları, üye olmayan şirketlerin ise böyle bir imkanlarının bulunmadığı belirtilerek, bu uygulamanın da haksız rekabet oluşturduğunun ileri sürüldüğü, davalının da cevap dilekçesinde üye firmalara verilen öncelik hakkı ile şikayetin yayınlanmadan çözülmesi imkanı tanındığını beyan ettiği, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından da davalı sitesine üye olan kurumsal müşterilerin kendileri ile ilgili şikayetlerden hemen haberdar oldukları, üye olmayan firmaların ise daha dezavantajlı bir muamele ile karşılaştıkları, bunun şikayet künye bilgilerinin öğrenilmesinden ve cevabi yazıların yayımlanmasından kaynaklandığı, davalının üye olan ile olmayan firmalar hakkında adil bir tutum göstermediği, üye olan şirketlere, haklarındaki şikayetleri yönetme hakkı tanındığı, bu durumda davalının şikayetin yayınlanması aşaması ve sonrasında kurumsal üyelerine farklı davrandığı, kurumsal olmayan üyeler yönünden bir haksızlığa yol açtığı, kurumsal üyeler yönünden açık bir avantaj sağladığı, davalının bu eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin kabulü gerektiği, mahkemece isabetli şekilde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 58 inci maddesindeki koşulların oluştuğu kabul edilmişse de hükmedilen 1.500,00 TL manevi tazminat miktarının somut olayın özellikleri dikkate alındığında yeterli görülmediğinden davacı tarafça talep edilen 5.000,00 TL manevi tazminat miktarının «hakkaniyete» uygun bulunduğu, davacı taraf hükmün «ilanını» da talep ettiğinden mahkemece 6102 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesi gereğince ilan talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken gerekçesiz olarak reddine karar verilmesinin de isabetli bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile davalı şirketin eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, 5.000,00 TL manevi tazminatın 07.07.2017 dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine ve hükmün ilanına karar verilmiştir.
… töründe faaliyet gösterdiğini, "bitcoin" isimli sanal paranın alışverişini yapan müşterilerine de aracılık ettiğini, davalının "www.....com" adlı sitesinde tüketici «şikayetlerini» yayınladığını, siteye üye olan tüketicilerin firmalara yönelik şikayetlerini yazdığı, bu yönde bir uyuşmazlık olmadığını ancak yanıt hakkının kullanılmasında davalının istenilen hassasiyeti göstermeyerek güven esasına göre iş ve ticari eylemlerini sürdüren müvekkilinin cevap hakkının kullanılabilmesi için üyeliği ve ücret ödenmesini zorunlu kıldığını, cevap haklarının kullandırılmadığını, bu durumun aldatıcı durum yaratıp dürüstlük ve ticari uygulamalara aykırılık oluşturduğunu, müvekkili tarafından tüketicilerin haksız şikayetlerinin karşılanıp yanıtlanamadığını ve bu durumun muhtemel müşterilerinin kendileriyle ticari ilişki kurmaktan kaçınmasına sebep olduğunu ileri sürerek davalının davranış ve ticari uygulamalarının «haksız rekabet» teşkil ettiğinin tespitine, 5.000,00 TL manevi tazminatın «haksız fiil» tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline ve hükmün «ilanına» karar verilmesini talep etmiştir.
… DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin "www.....com" adlı internet sitesinde, tüketicilerin «şikayetlerine» cevap hakkını kullanmak isteyen davacıdan (satıcılardan) zorlayıcı nitelikte üyelik ücreti talep etmesinin ve koşulsuz dahi olsa davacı cevabını geciktirmesinin «haksız rekabet» teşkil ettiği, davacının bu nedenle manevi zarara uğradığı, sair fer'i nitelikteki taleplerin kabul biçimine göre yerinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın kısmen k …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kişilik haklarının ihlali · ticari itibarın zedelenmesi · ticari itibar · kişilik hakları · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · kaldırma ve yeniden hüküm
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin yer/hizmet sağlayıcısı olup davanın «pasif husumet yokluğundan» reddi gerektiğini, platformda redaktör kadrosu ile hukuka ve ahlaka mugayir içerikler çıkarılarak yayınlandığını, ... sitesinin üretici, müşteri ve «son» kullanıcı arasında etkin ve tarafsız bir ortam ve yer sağlayıcı ve çözüm platformu olduğunu, sitenin şirketlere hizmet veren bir platform olmadığını, hiçbir zaman fonksiyonu gereği de firmaların «ticari itibarını zedelemek» veya «kişilik haklarını ihlal» etmek kastı ile hareket etmediğini, her türlü hukuki talebin bizzat «şikayetçilere» yöneltilmesi gerektiğini, davacının cevap verme hakkı bulunduğunu, bu hakkın engellenmediğini, cevap verme konusunda kurumsal olan/olmayan üye ayrımı yapılmadığını …
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… hkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar ilk derece mahkemesince, davalı şirketin "www.....com" adlı internet sitesinde, tüketicilerin «şikayetlerine» cevap vermek amacı ile davacıdan üyelik ücreti talep etmesinin «haksız rekabet» teşkil ettiğinin tespitine karar verilmiş ise de bu iddia kanıtlanamadığı gibi dosyada mevcut bilirkişi raporunda da firmaların cevap haklarını kullanabilmek için üye olmak zorunda olmadıkları dolayısıyla ücret ödemek zorunda bulunmadıkları yönünde bir tespite de yer verilmediği, mahkemenin dosya kapsamı ile uyuşmayan yazılı gerekçesinin yerinde olmadığı, ancak davacı tarafça, davalının, kendisine üye olan kişi ve kurumlara ayrıcalık yaptığı, üye olanların, henüz haklarındaki şikayetler yayınlanmadan şikayetlere erişim hakkına sahip oldukları, üye olmayan şirketlerin ise böyle bir imkanlarının bulunmadığı belirtilerek, bu uygulamanın da haksız rekabet oluşturduğunun ileri sürüldüğü, davalının da cevap dilekçesinde üye firmalara verilen öncelik hakkı ile şikayetin yayınlanmadan çözülmesi imkanı tanındığını beyan ettiği, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından da davalı sitesine üye olan kurumsal müşterilerin kendileri ile ilgili şikayetlerden hemen haberdar oldukları, üye olmayan firmaların ise daha dezavantajlı bir muamele ile karşılaştıkları, bunun şikayet künye bilgilerinin öğrenilmesinden ve cevabi yazıların yayımlanmasından kaynaklandığı, davalının üye olan ile olmayan firmalar hakkında adil bir tutum göstermediği, üye olan şirketlere, haklarındaki şikayetleri yönetme hakkı tanındığı, bu durumda davalının şikayetin yayınlanması aşaması ve sonrasında kurumsal üyelerine farklı davrandığı, kurumsal olmayan üyeler yönünden bir haksızlığa yol açtığı, kurumsal üyeler yönünden açık bir avantaj sağladığı, davalının bu eylemlerinin haksız rekabet teşkil ettiğinin kabulü gerektiği, mahkemece isabetli şekilde 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 58 inci maddesindeki koşulların oluştuğu kabul edilmişse de hükmedilen 1.500,00 TL manevi tazminat miktarının somut olayın özellikleri dikkate alındığında yeterli görülmediğinden davacı tarafça talep edilen 5.000,00 TL manevi tazminat miktarının «hakkaniyete» uygun bulunduğu, davacı taraf hükmün «ilanını» da talep ettiğinden mahkemece 6102 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesi gereğince ilan talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken gerekçesiz olarak reddine karar verilmesinin de isabetli bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kabulü ile davalı şirketin eylemlerinin haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, 5.000,00 TL manevi tazminatın 07.07.2017 dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine ve hükmün ilanına karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Haksız rekabet tespiti ve men'i
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/1143 E. 2024/5415 K.
Ortak:kısıtlılık · şikayet · olumsuz oy · ilan · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… terilerine hizmet verdiğini, davalı şirketin kurmuş olduğu "www.sikayetvar.com" adlı internet sitesi üzerinden müvekkilinin davalı şirket nedeniyle kazanç ve itibar «kaybına» uğradığını, «şikayetlerin» büyük kısmının gerçeği yansıtmadığını, yıllık ücret ödeyen şirketlerin şikayetlerinin ya yayınlanmadığını ya da firmaya teşekkür mahiyetinde geri dönüşler yapıldığını, bu şekilde potansiyel tüketiciler üzerinde etkide bulunulduğunu, davalının eylemlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun «haksız rekabete» ilişkin hükümleri kapsamında haksız rekabete sebebiyet verdiğini ileri sürerek davalıya ait "www.sikayetvar.com" adlı internet sitesinde yapılacak «bilirkişi incelemesi» ile müvekkilinin müşteri kaybı oranı hesabı ile uğranılan zararının tespitini, haksız rekabetin men’ini, hüküm özetinin «ilanını», şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın «ticari faizi» ile davalıdan tahsilini talep etmiş, 05.03.2019 tarihli «ıslah» dilekçesiyle «maddi tazminat» talebini 250.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
2.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin sahibi olduğu internet sitesinde yer alan «şikayetler» yoluyla davacı şirketin ve ürünlerinin «kötülendiği» , davalı şirketin bu şikayetler yoluyla müşteri kitlesi üzerinde etki ettiği ve davacı şirket gibi şirketleri de kendi sitesine üye olmaya zorlayarak bundan ticari kazanç elde ettiği, bu durumun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'un (6102 sayılı Kanun) 54 üncü maddesi anlamında «dürüstlük kuralına aykırılık» teşkil ettiği ve «haksız rekabet» oluşturduğu, davalı şirketin kendi platformunda yayınladığı tespit ve kabullerine göre okuyanların %45'inin ürünü satın almaktan vazgeçtiğinin beyan edildiği, bu nedenle %45 sipariş «kaybının» olduğu, davacı şirketin piyasa reel ekonomik «değer kaybının» da oluştuğu, ancak dosya kapsamından davacının, davalının haksız rekabet eyleminden dolayı kayıplarının net olarak belirlenemediği, davalının sunduğu belgelere göre davalının sitesindeki Reeder ile ilgili şikayetlerin tarih olarak en eskisinin 02 Mart 2013 tarihli olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca zarar miktarının tam olarak ispat edilememesi durumunda hâkimin «hakkaniyete» uygun bir miktar tayin edebileceği, dava tarihine kadar ki dönem için davacı lehine «maddi tazminatın» 10.000,00 TL, manevi tazminat talebinin 5.000,00 TL olarak kabul edilmesinin hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne haksız rekabetin men'ine, tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın işleyecek ticari faizle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, haksız rekabete sebebiyet veren içeriğin ilgili internet sitesinden çıkarılmasına ya da «erişiminin engellenmesine», kararın kesinleşmesinden sonra «ilanına» karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı internet sitesine üye olmayan işletmeler hakkındaki «şikayetlerin» doğrudan yayımlanması suretiyle müşteriler nezdinde hemen o anda «olumsuz» kanaatin oluşmasına neden olunduğu halde üye iş yerleri için şikayete cevap verme zamanı konusunda bir eşitsizliğin yaratıldığı, böylelikle üye olmayan iş yerleri aleyhine daha başlangıçta sonradan tersine çevirebilmenin çok zor olacağı olumsuz bir kanaat oluştuğu halde üye iş yerlerinin lehine başlangıçta yayımlansaydı şikayet olarak kamuya açıklanacak bir olayın yayımlanmadan önce tersine çevrilip teşekkür mesajı şeklinde yayımlanması imkanının sağlandığı, bu iş modelinin veya çalışma şeklinin ise iş yerlerini dolaylı bir şekilde üyeliğe zorlayan ve üye iş yerlerinin lehine, üye olmayanların ise aleyhine sonradan telafisi imkansız ve haksız bir menfaat sağlayan ve rakipler arasındaki ilişkileri etkileyen, aldatıcı veya «dürüstlük kuralına» aykırı bir uygulama olduğunun açık bulunduğu, ayrıca bu durumun davalının üye sayısını artırıp haksız gelir sağlamasına yol açtığı, davalının bu uygulamasının 6102 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi uyarınca rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar anlamında «haksız rekabet» teşkil edeceği gerekçesiyle davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… olduğunu, davalı Şirketin ise "www.sikavetvar.com" adlı internet sitesinin yer sağlayıcısı olarak faaliyet gösterdiğini, bu sitede tüketicilerin firmalar hakkındaki «şikayetlerinin» yayınlandığı, ancak bunu yaparken sadece şikayette bulunanların gerçekte var olan kişiler olup olmadığına ilişkin bir SMS doğrulaması yaptığını ve tüketicilerin tüm şikayetlerine rastgele sitede yer verdiğini, müvekkili hakkında haksız, göndericisi belli olmayan, karalayıcı yorumların da bu sitede yayınlanmak suretiyle müvekkilinin açıkça zarara uğratıldığını, müvekkili hakkında «olumsuz» yorum yapanların kimlik bilgilerinin müvekkiline verilmediğini, müvekkilinden mal/hizmet aldıkları dahi belli olmayan birçok tüketicinin şikayetinin sitede yayınlandığını, müvekkili hakkındaki şikayetlere cevap verilmek istendiğinde ise müvekkilinden üyelik ücreti talep edildiğini, yine şikayette bulunan tüketicilere ulaşabilmek, mağduriyetleri varsa bunları giderebilmek ve savunma haklarını kullanabilmek amacıyla müvekkili hakkında şikayette bulunan kişilerin ad, soyad ve iletişim bilgilerinin taraflarına verilmesini talep ettiklerinde de üyelik ücreti istenildiğini, müvekkilinin cevap hakkını «kısıtlayan» üyelik sisteminin açıkça «haksız rekabet» teşkil ettiğini, davalıya «ihtarname» gönderilerek haksız rekabet teşkil eden tüm hukuka aykırı fiillere «son» verilmesinin, müvekkili hakkında şikayette bulunan kişilerin isim ve iletişim bilgilerinin müvekkiline bildirilmesinin istenilmesine karşın davalının hukuka aykırı fiillerine son vermediğini ileri sürerek haksız rekabetin tespitine ve menine, müvekkili hakkında yapılan şikayetlerin yayınlanmasının engellenmesine, olmadığı takdirde davalı yanın yer sağlayıcısı olduğu www.şikavetvar.com adlı internet sitesinin kapatılmasına, bu talebin de kabul edilmemesi halinde aynı sitede ücretsiz olarak müvekkilinin savunma ve beyanlarının yayınlanması hakkının tanınmasına, müvekkili hakkında şikayette bulunan tüketicilerin iletişim bilgilerinin ücretsiz olarak müvekkiline verilmesine, giderilen şikayetler hakkında da giderildiğine ilişkin olarak sitede ücretsiz bilgilendirme yapılmasına, haksız rekabet sonucu ortaya çıkan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, hükmün «ilanına» karar verilmesini talep etmiştir.
… n sağladığı, böylece ihtiyaç sahiplerinin yanıltılmadıkları, davalı tarafın https://www.sikayetvar.com" isimli sitesinde yer alan üyelik sayfası incelendiğinde; hem «şikayetçi» hem de marka sahiplerine üye olma imkânı verildiği, marka sahiplerine ayrıca davalı site sahibi firma ile sözleşme imzalayarak kurumsal üye olunarak şikayetlere doğrudan cevap verme imkânı tanındığı, davalı tarafın da ifade ettiği üzere şikayetlere cevap vermek için kullanıcı adı veya şifreye ihtiyaç bulunmadığı, gönderilen e-maillerle de sitede cevap haklarının kullanılabildiği, ayrıca her tüketici gibi davacı şirket yetkililerinin de sisteme giriş yaparak şikayetin altına şikayeti giderici çözümlere yer vererek cevaplandırabilecekleri, davacının bu yola gitmemesinin kendi seçimi olduğu, davacının cevap hakkının «kısıtlanmış» ya da yasaklanmış olmadığı, bu durumda «haksız rekabetten» söz edilemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalının dava konusu eylemlerinin ve müvekkilinin cevap hakkını «kısıtlayan» üyelik sisteminin açıkça «haksız rekabet» teşkil ettiğini, davalı sitesine üye olan firmalar ile üye olmayan firmalar arasında tüketiciler gözünde farklı bir görünüm oluşturularak haksız rekabet ortamının oluşturulduğunu, aynı nitelikte emsal karar bulunduğunu, tüm «ihtarlarına» ve iyi niyetli girişimlerine rağmen davalının haksız rekabet teşkil eden hukuka aykırı fiillerine «son» vermediğini ve müvekkili hakkında «şikayet» yazan kişilerin kimlik ve iletişim bilgilerini müvekkiline bildirmediğini, mahkemece yüzeysel ve hatalı bir gerekçeyle davanın reddedildiğini, davalının şikayetler …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ifade özgürlüğü · pasif husumet yokluğu · pasif husumet · husumet yokluğu · kaldırma ve yeniden hüküm · ihtar · hukuki yarar · ihtarname
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin yer/hizmet sağlayıcı olduğunu, bu nedenle söz konusu içeriklerden sorumlu olunmadığını, davanın «pasif husumet yokluğundan» reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin, «şikayet» sahiplerinin bilgilerini talep halinde ilgili firmalarla paylaştığını, bu hususun davacıya gönderilen cevabi «ihtar» ve maillerden de anlaşılacağını, www.sikavetvar.com platformunda içeriklerin tamamen üye kullanıcılar tarafından oluşturulduğunu, hiçbir şekilde müvekkilince bu içeriklere müdahale edilmediğini, siteye üye olmak için SMS onayı gerektiğini, dolayısıyla kullanıcıların gerçek kişiler olduklarını, müvekkiline ait internet sitesinde, hakkında şikayet yayınlanan kurumların cevap haklarını kullanabildiklerini, cevap haklarının «kısıtlanmadığını», bunun için ücret de talep edilmediğini, ücretli üyelerin yayından önce şikayetin çözümlenmesi gibi bir önceliğe sahip olduğunu, ücretsiz cevap hakkının kullandırı …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile her ne kadar davacı tarafça, hakkında yazılan «şikayetlere» cevap verebilmek için davalı sitesine ücretli olarak üye olunması gerektiği ileri sürülmüş ise de siteye üye olunmadan da hakkında şikayet olan şirketlerin, şikayetlere cevap verebildikleri, yine şikayetçilere ilişkin bilgilerin davacıya verilmediği iddiası da dosya kapsamı ile sübut bulmadığı, davacının cevaba cevap dilekçesi ile üye ve üye olmayan şirketler arasında ayrımcılık yapıldığını ileri sürüldüğü, bu durumun davalı vekilinin cevap dilekçesi ve bilirkişi raporlarında da doğrulandığı, bu durumda davalının kendi sitesine üye olanlar yararına «haksız rekabet» ortamı oluşturduğu ve diğer şirketleri üye olmaya zorladığı, davacının «ilan» talebinde «hukuki yararı» bulunduğu, davalının yer sağlayıcısı olduğu savunmasına yaptığı yorum içeriklerinin değil üye olmayan şirketlere yaptığı farklı uygulamanın haksız rekabet eylemi olması nedeniyle itibar edilmediği, davacının yapılan şikayetlerin yayınlanmasının engellenmesi, olmadığı takdirde davalı yanın yer sağlayıcısı olduğu www.şikavetvar.com adlı internet sitesinin kapatılması, bu talebin de kabul edilmemesi halinde aynı sitede ücretsiz olarak müvekkilinin savunma ve beyanlarının yayınlanması hakkının tanınması, müvekkili hakkında şikayette bulunan tüketicilerin iletişim bilgilerinin ücretsiz olarak müvekkiline verilmesi, giderilen şikayetler hakkında da giderildiğine ilişkin olarak sitede ücretsiz bilgilendirme yapılması yönünde hüküm kurulması talep edilmiş ise de davacının zaten ücretsiz olarak şikayetlere cevap verme hakkına sahip olduğu, öte yandan şikayet içeriklerinin yayınlanmasının değil, davalının üye şirketlerle üye olmayan şirketler arasında farklı uygulamaya gitmesinin haksız rekabet olarak kabul edilmesi, şikayet, eleştiri ve «ifade özgürlüğü» hakkının Anayasal bir hak olduğu, kişilik hakkına saldırı olmaksızın bu hakkın kullanılmasının engellenemeyeceği, davalı tarafça internet sitesinde tüketicilerce bildirilen muhtelif şikayetlerin yayınlanmasının haksız rekabet olarak nitelendirilmesinin mümkün bulunmadığı, anayasal bir hakkın kullanılması sınırını aşmayan şikayetlerin siteden kaldırılmasına karar verilemeyeceği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının "şikayetvar.com" adlı internet sitesine üye olan şirketlere öncelik hakkı vermesinin haksız rek …
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… olduğunu, davalı Şirketin ise "www.sikavetvar.com" adlı internet sitesinin yer sağlayıcısı olarak faaliyet gösterdiğini, bu sitede tüketicilerin firmalar hakkındaki «şikayetlerinin» yayınlandığı, ancak bunu yaparken sadece şikayette bulunanların gerçekte var olan kişiler olup olmadığına ilişkin bir SMS doğrulaması yaptığını ve tüketicilerin tüm şikayetlerine rastgele sitede yer verdiğini, müvekkili hakkında haksız, göndericisi belli olmayan, karalayıcı yorumların da bu sitede yayınlanmak suretiyle müvekkilinin açıkça zarara uğratıldığını, müvekkili hakkında «olumsuz» yorum yapanların kimlik bilgilerinin müvekkiline verilmediğini, müvekkilinden mal/hizmet aldıkları dahi belli olmayan birçok tüketicinin şikayetinin sitede yayınlandığını, müvekkili hakkındaki şikayetlere cevap verilmek istendiğinde ise müvekkilinden üyelik ücreti talep edildiğini, yine şikayette bulunan tüketicilere ulaşabilmek, mağduriyetleri varsa bunları giderebilmek ve savunma haklarını kullanabilmek amacıyla müvekkili hakkında şikayette bulunan kişilerin ad, soyad ve iletişim bilgilerinin taraflarına verilmesini talep ettiklerinde de üyelik ücreti istenildiğini, müvekkilinin cevap hakkını «kısıtlayan» üyelik sisteminin açıkça «haksız rekabet» teşkil ettiğini, davalıya «ihtarname» gönderilerek haksız rekabet teşkil eden tüm hukuka aykırı fiillere «son» verilmesinin, müvekkili hakkında şikayette bulunan kişilerin isim ve iletişim bilgilerinin müvekkiline bildirilmesinin istenilmesine karşın davalının hukuka aykırı fiillerine son vermediğini ileri sürerek haksız rekabetin tespitine ve menine, müvekkili hakkında yapılan şikayetlerin yayınlanmasının engellenmesine, olmadığı takdirde davalı yanın yer sağlayıcısı olduğu www.şikavetvar.com adlı internet sitesinin kapatılmasına, bu talebin de kabul edilmemesi halinde aynı sitede ücretsiz olarak müvekkilinin savunma ve beyanlarının yayınlanması hakkının tanınmasına, müvekkili hakkında şikayette bulunan tüketicilerin iletişim bilgilerinin ücretsiz olarak müvekkiline verilmesine, giderilen şikayetler hakkında da giderildiğine ilişkin olarak sitede ücretsiz bilgilendirme yapılmasına, haksız rekabet sonucu ortaya çıkan maddi durumun ortadan kaldırılmasına, hükmün «ilanına» karar verilmesini talep etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/6655 E. , 2023/1747 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1566 Esas, 2021/995 Karar
DAVA TARİHİ 01.09.2016
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 2. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2017/356 E., 2019/196 K.
Taraflar arasındaki haksız rekabetin tespiti, meni ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin Reeder markasıyla 2009 yılından günümüze kadar e-kitap okuyucu, tablet, bilgisayar vb. taşınabilir elektronik bilgi işleme ve iletişim cihazları sektöründe hem yurt içi hem de yurtdışı müşterilerine hizmet verdiğini, davalı şirketin kurmuş olduğu "www.sikayetvar.com" adlı internet sitesi üzerinden müvekkilinin davalı şirket nedeniyle kazanç ve itibar kaybına uğradığını, şikayetlerin büyük kısmının gerçeği yansıtmadığını, yıllık ücret ödeyen şirketlerin şikayetlerinin ya yayınlanmadığını ya da firmaya teşekkür mahiyetinde geri dönüşler yapıldığını, bu şekilde potansiyel tüketiciler üzerinde etkide bulunulduğunu, davalının eylemlerinin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun haksız rekabete ilişkin hükümleri kapsamında haksız rekabete sebebiyet verdiğini ileri sürerek davalıya ait "www.sikayetvar.com" adlı internet sitesinde yapılacak bilirkişi incelemesi ile müvekkilinin müşteri kaybı oranı hesabı ile uğranılan zararının tespitini, haksız rekabetin men’ini, hüküm özetinin ilanını, şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 15.000,00 TL manevi tazminatın ticari faizi ile davalıdan tahsilini talep etmiş, 05.03.2019 tarihli ıslah dilekçesiyle maddi tazminat talebini 250.000,00 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; mezkûr internet sitesinin 2001 yılında kurulduğunu, site kapsamındaki içeriklerin tamamen üye kullanıcılar tarafından oluşturulduğunu, müvekkili tarafından bu içeriklere hiçbir surette müdahale edilmediğini, ancak bünyesinde oluşturduğu redaktör kadrosu ile hukuka ve ahlaka mugayir içeriklerin çıkarıldığını, hiçbir firmanın cevap hakkının kısıtlanmadığını, üye firmalara verilen öncelik hakkı ile şikayetin yayınlanmadan çözülmesi imkanının tanındığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
1.Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 06.04.2017 tarihli ve 2016/707 E., 2017/240 K sayılı kararıyla görevli mahkemenin Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi olduğu gerekçesiyle görevsizlik kararı verilmiş, kararın istinaf edilmeden kesinleşmesi üzerine dosya Ankara 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesine gönderilmiştir.
2.İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı şirketin sahibi olduğu internet sitesinde yer alan şikayetler yoluyla davacı şirketin ve ürünlerinin kötülendiği , davalı şirketin bu şikayetler yoluyla müşteri kitlesi üzerinde etki ettiği ve davacı şirket gibi şirketleri de kendi sitesine üye olmaya zorlayarak bundan ticari kazanç elde ettiği, bu durumun 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'un (6102 sayılı Kanun) 54 üncü maddesi anlamında dürüstlük kuralına aykırılık teşkil ettiği ve haksız rekabet oluşturduğu, davalı şirketin kendi platformunda yayınladığı tespit ve kabullerine göre okuyanların %45'inin ürünü satın almaktan vazgeçtiğinin beyan edildiği, bu nedenle %45 sipariş kaybının olduğu, davacı şirketin piyasa reel ekonomik değer kaybının da oluştuğu, ancak dosya kapsamından davacının, davalının haksız rekabet eyleminden dolayı kayıplarının net olarak belirlenemediği, davalının sunduğu belgelere göre davalının sitesindeki Reeder ile ilgili şikayetlerin tarih olarak en eskisinin 02 Mart 2013 tarihli olduğu, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca zarar miktarının tam olarak ispat edilememesi durumunda hâkimin hakkaniyete uygun bir miktar tayin edebileceği, dava tarihine kadar ki dönem için davacı lehine maddi tazminatın 10.000,00 TL, manevi tazminat talebinin 5.000,00 TL olarak kabul edilmesinin hakkaniyete uygun olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne haksız rekabetin men'ine, tazminat talebinin kısmen kabulü ile 10.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın işleyecek ticari faizle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, haksız rekabete sebebiyet veren içeriğin ilgili internet sitesinden çıkarılmasına ya da erişiminin engellenmesine, kararın kesinleşmesinden sonra ilanına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı şirketin gerçekleştirdiği haksız rekabet eylemi nedeniyle müvekkili şirketin uğramış olduğu fiili maddi kaybın ve yoksun kalınan kazancın 10.000,00 TL'nin çok üstünde bulunduğunu, davalı şirketin kurduğu platform aracılığıyla uzun süreden beri haksız rekabet ilkelerine aykırı eylemlerine devam ettiğini, haksız rekabetin devam ettiği süreç içerisinde müvekkili şirketin ticari kayıtlarında iptal edilen siparişlerin bulunduğunu, davalı şirket tarafından kurulan platformda yayınlanan ve gerçeği yansıtmayan iddiaların okunma sayılarının çok yüksek olduğunu, müvekkili şirkete ağır hakaret ve suçlamaların yapıldığını, cevap için bir buton veya girişin bulunmadığını, davalı şirketin kendi platformundan yayınladığı tespit ve kabullerine göre, okuyanların %45’inin ürünü satın almaktan vazgeçtiğinin kabul ve beyan edildiğini, hükmedilen manevi tazminatın yetersiz olduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
2.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin firmaları üyeliğe zorladığı iddiasına ilişkin dosyaya tek bir somut delilin sunulamadığını, davacı firmayı üyeliğe zorlamak adına ne yaptığının somut olarak ortaya konulamadığını, cevap verme veya şikayetçiye ait iletişim bilgilerine erişimin sağlanması hakkının üye olsun ya da olmasın hiç bir firma için kısıtlanmadığını, yazılan her şikayetin firmaya derhal bildirildiğini ve cevap mahiyetinde gönderilen metinlerin herhangi bir harf ya da kelime sınırlamasına tabi tutulmaksızın şikayetin altında yayınlandığını, müvekkil şirket hakkında benzer olaylar ile ilgili olarak açılmış ve lehine sonuçlanmış pek çok emsal kararın bulunduğunu ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı internet sitesine üye olmayan işletmeler hakkındaki şikayetlerin doğrudan yayımlanması suretiyle müşteriler nezdinde hemen o anda olumsuz kanaatin oluşmasına neden olunduğu halde üye iş yerleri için şikayete cevap verme zamanı konusunda bir eşitsizliğin yaratıldığı, böylelikle üye olmayan iş yerleri aleyhine daha başlangıçta sonradan tersine çevirebilmenin çok zor olacağı olumsuz bir kanaat oluştuğu halde üye iş yerlerinin lehine başlangıçta yayımlansaydı şikayet olarak kamuya açıklanacak bir olayın yayımlanmadan önce tersine çevrilip teşekkür mesajı şeklinde yayımlanması imkanının sağlandığı, bu iş modelinin veya çalışma şeklinin ise iş yerlerini dolaylı bir şekilde üyeliğe zorlayan ve üye iş yerlerinin lehine, üye olmayanların ise aleyhine sonradan telafisi imkansız ve haksız bir menfaat sağlayan ve rakipler arasındaki ilişkileri etkileyen, aldatıcı veya dürüstlük kuralına aykırı bir uygulama olduğunun açık bulunduğu, ayrıca bu durumun davalının üye sayısını artırıp haksız gelir sağlamasına yol açtığı, davalının bu uygulamasının 6102 sayılı Kanun'un 54 üncü maddesi uyarınca rakipler arasında veya tedarik edenlerle müşteriler arasındaki ilişkileri etkileyen aldatıcı veya dürüstlük kuralına diğer şekillerdeki aykırı davranışlar ile ticari uygulamalar anlamında haksız rekabet teşkil edeceği gerekçesiyle davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkilinin firmaları üyeliğe zorladığı iddiasına ilişkin iddianın gerçeği yansıtmadığını ve bu hususun kanıtlanamadığını, Ticaret Bakanlığı tarafından yapılan denetimler sonucunda hazırlanan raporlarda üye olsun ya da olmasın tüm firmalara ücretsiz cevap hakkıının verildiğinin ve şikayetçinin iletişim bilgilerinin ilgili firmayla paylaşıldığının açıkça tespit edildiğini, yazılan her şikayetin firmaya derhal bildirildiğini ve cevap mahiyetinde gönderilen metinlerin herhangi bir harf ya da kelime sınırlamasına tabi tutulmaksızın şikayetin altında yayınlandığını, müvekkil şirket hakkında benzer olaylar ile ilgili olarak açılmış ve lehine sonuçlanmış pek çok emsal kararın bulunduğunu, bir siteye üye olunuz denilmesinin ücret ödeyiniz demekle aynı anlama gelmediğini, bilirkişinin bu beyanı yanlış anlayıp tanımladığını, dolaylı yoldan üyeliğe zorlama şeklinde bir uygulamanın hukuk düzeninde yeri olamayacağını, cevap hakkının firmalara herhangi bir sınırlandırmaya tabi olmadan kullandırıldığını, müvekkilinin sahte şikayet yazımına müsade etmediğini belirterek mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının haksız rekabet eylemlerinin tespiti, men'i ile maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2.6102 sayılı Kanun'un (6102 sayılı Kanun) 54 üncü maddesi, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci maddesinin 2 nci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve yasaya uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/936269100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz