Haksız Rekabet
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2024/1748 E. 2025/560 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari dürüstlük↗ ticari itibarın zedelenmesi↗ ticari itibar↗ savunma hakkı↗ kısıtlılık↗ şikayet↗ marka hakkına tecavüz↗ ihtar↗ ihtarname↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2019/76 E., 2020/100 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Hair International Saçlandırma Merkezinin sahibi olduğunu, davalı şirkete ait internet sitesinde hiçbir delil ve dayanak gösterilmeden müvekkilinin itibarını zedeleyici gerçeği yansıtmayan şikayetlerin davalı tarafça doğru olup olmadığı araştırılmaksızın haksız rekabet hükümlerine aykırı şekilde yayınladığını, müvekkiline ait amblem-isim ve markanın davalının internet sitesinde kullanılmasına izninin bulunmadığını, müvekkilince cevap ve savunma hakkı kullanılmak istendiğinde davalının ücretli üyelik talep ettiğini, müvekkilinin ticari itibarını zedeleme amacı güden asılsız, yanıltıcı yorumların yayınlamasının ve yorumlara para karşılığında cevap hakkı tanınmasının davalıya haksız ticari gelir sağladığını, davalıya ihtarname çekildiğini ancak sonuçsuz kaldığını ileri sürerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 54. ve devamı maddeleri ile 5651 sayılı Kanun hükümleri gereğince müvekkili aleyhine yayınlanan internet içeriklerinin yayından kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline ait www.sikayetvar.com internet sitesinin üretici, müşteri ve son kullanıcı arasında etkin, tarafsız bir yer sağlayıcı ve çözüm platformu olduğunu, günde yaklaşık 5.000 şikayetin yazıldığı bir platformda her şikayetin gerçekliğinin araştırılmasının mümkün olmadığını, davacının şikayetlere cevap ve itiraz hakkını üye olarak kazanmadığını, üye olsun ya da olmasın memnuniyete dönüştürülen her şikayetin tüketici tarafından yayından kaldırılabildiğini ve teşekkür metnine çevrilebildiğini, davacı firma hakkında yayından kaldırılmış ve teşekküre dönmüş pek çok şikayetin bulunduğunu, davacının iddialarının asılsız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı kullanımının markasal bir kullanım olmadığı, haksız rekabetin şartlarının bulunmadığı, davalı yanın ihtilaf konusu içerikler bakımından içerik sağlayıcı değil yer sağlayıcı olduğu ve içerikten doğrudan sorumlu olmadığı, yer sağlayıcı olan davalının sorumluluğuna gidilebilmesi için gerekli olan "uyar-kaldır" yönteminin kullanıldığı yönünde de delil sunulmadığı, davalı yana ait alan adında yer alan şikayet metinlerinin davacı yana ait markalara tecavüz teşkil eder kullanım olarak değerlendirilemeyeceği, tüketici tarafından düşünce özgürlüğü kapsamında yazılan yazıların engellenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı taraf her ne kadar davalı yana bildirimde bulunduğunu, buna rağmen davalının sisteme müdahalede bulunmayarak haksız içerikleri yayınlamaya devam ettiğini ileri sürmüş ise de davalıya gönderilen ihtarnamede "...internet sitenizde yayınladığınız aslı olmayan, yanlış, yanıltıcı içeriklerin kaldırılmasını ve içeriklerin yayınlanmamasının” kaldırılmasının ihtar edildiği, ancak ihtarın somutlaştırılmadığı, hangi içeriklerin ne suretle marka hakkına tecavüze ve haksız rekabete neden olduğunun belirtilmediği, bu nedenle davalı açısından geçerli ihtar koşulunun sağlanmadığı, kaldı ki gerçekte var olmayan şikayetlerin yayınlandığına ilişkin dosyaya yansıyan bir delilin bulunmadığı, şikayetlerin gerçek olmadığının ispatlanamadığı, davalı kullanımının bu anlamda markasal bir kullanım olmadığı, haksız rekabet şartlarının gerçekleşmediği, davalı yanın ihtilaf konusu içerikler bakımından içerik sağlayıcı değil yer sağlayıcı olduğu ve içerikten doğrudan sorumlu olmadığı, yer sağlayıcı olan davalının sorumluluğuna gidilebilmesi için gerekli olan "uyar-kaldır" yönteminin kullanıldığı yönünde geçerli bir delil sunulmadığı, sitede yer alan şikayet metinlerinin anayasal şikayet hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, haksız rekabet ve marka hakkına tecavüzün tespiti ile önlenmesi istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Dava, haksız rekabetin ve marka hakkına tecavüzün önlenmesi, yayınların internet sitesinden kaldırılmasına ilişkindir. Davacı, davalının; markası hakkındaki haksız ve karalayıcı tüketici yorumlarını yayınladığı, davalının bu yorumların doğruluğunu araştırmadığını, şikayetlere cevap verilmek istenildiğinde davacıdan üyelik ücreti istenildiği, davacının cevap hakkını kısıtlayan üyelik sisteminin haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürmüş, davalı ise yer sağlayıcısı olması nedeniyle işbu davada kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, hakkında şikayet yayınlanan kurumların cevap haklarını kullanabildikleri, bunun için ücret talep edilmediğini savunmuş, İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, davacının istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
2. Davalının, kendisine ücret ödeyerek üye olan üye firmalara verilen öncelik hakkı ile şikayetin yayınlanmadan çözülmesi imkanını tanıması, buna karşılık üye olmayan şirketlerin ise ancak haklarındaki şikayetler internet sitesinde yayınlandıktan sonra bu imkana sahip olmaları haksız rekabet teşkil etmektedir. Zira, üye şirketlere şikâyetleri yayınlanmadan çözme imkânı sağlanırken, üye olmayan şirketlere bu imkan verilmemekte, bu suretle davalı sitesine ücret ödeyerek üye olan şirketler yararına bir avantaj sağlanmaktadır. Davalının bu şekildeki eylemi, piyasadaki şirketleri davalı sitesine üye olmaya zorladığından, iyi niyetli ve ticari dürüstlüğe uygun bir eylem olarak kabulü mümkün değildir. Tüm bu nedenlerle, davalının kendisine üye olan firmalara verdiği öncelik hakkını, davacı şirkete vermemesinin haksız rekabet teşkil ettiği değerlendirildiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6260 E. 2024/7669 K.
Ortak:ticari dürüstlük · ticari itibarın zedelenmesi · ticari itibar · kısıtlılık · şikayet · marka hakkına tecavüz · haksız rekabet · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… ndırma Merkezinin sahibi olduğunu, davalı şirkete ait internet sitesinde hiçbir delil ve dayanak gösterilmeden müvekkilinin itibarını zedeleyici gerçeği yansıtmayan «şikayetlerin» davalı tarafça doğru olup olmadığı araştırılmaksızın «haksız rekabet» hükümlerine aykırı şekilde yayınladığını, müvekkiline ait amblem-isim ve markanın davalının internet sitesinde kullanılmasına izninin bulunmadığını, müvekkilince cevap ve «savunma hakkı» kullanılmak istendiğinde davalının ücretli üyelik talep ettiğini, müvekkilinin «ticari itibarını zedeleme» amacı güden asılsız, yanıltıcı yorumların yayınlamasının ve yorumlara para karşılığında cevap hakkı tanınmasının davalıya haksız ticari gelir sağladığını, davalıya «ihtarname» çekildiğini ancak sonuçsuz kaldığını ileri sürerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 54. ve devamı maddeleri ile 5651 sayılı Kanun hükümleri ge …
Davacı, davalının; markası hakkındaki haksız ve karalayıcı tüketici yorumlarını yayınladığı, davalının bu yorumların doğruluğunu araştırmadığını, «şikayetlere» cevap verilmek istenildiğinde davacıdan üyelik ücreti istenildiği, davacının cevap hakkını «kısıtlayan» üyelik sisteminin «haksız rekabet» teşkil ettiğini ileri sürmüş, davalı ise yer sağlayıcısı olması nedeniyle işbu davada kendisine «husumet» yöneltilemeyeceğini, hakkında şikayet yayınlanan kurumların cevap haklarını kullanabildikleri, bunun için ücret talep edilmediğini savunmuş, İlk Derece Mahkemesinc …
… a bildirimde bulunduğunu, buna rağmen davalının sisteme müdahalede bulunmayarak haksız içerikleri yayınlamaya devam ettiğini ileri sürmüş ise de davalıya gönderilen «ihtarnamede» "...internet sitenizde yayınladığınız aslı olmayan, yanlış, yanıltıcı içeriklerin kaldırılmasını ve içeriklerin yayınlanmamasının” kaldırılmasının «ihtar» edildiği, ancak ihtarın somutlaştırılmadığı, hangi içeriklerin ne suretle «marka hakkına tecavüze» ve «haksız rekabete» neden olduğunun belirtilmediği, bu nedenle davalı açısından geçerli ihtar koşulunun sağlanmadığı, kaldı ki gerçekte var olmayan «şikayetlerin» yayınlandığına ilişkin dosyaya yansıyan bir delilin bulunmadığı, şikayetlerin gerçek olmadığının ispatlanamadığı, davalı kullanımının bu anlamda markasal bir kulla …
Benzer bu kararda… firmanın "...'' adresinde müvekkili şirketin bilgi ve izni dışında müvekkilinin markasını ve logosunu yayınlayarak müvekkili şirket aleyhinde ve müvekkili şirketin «ticari itibarını zedeleyici» asılsız «şikayetler» yayınladığını, davalının «haksız rekabetinin» engellenmesi ve «marka hakkına tecavüzünün» önlenmesine, yayınlarının internet sitesinden kaldırılmasına ve «erişimin engellenmesine», hükmün «ilanına» karar verilmesini istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalının "...'' adresinde davacının markasını ve logosunu yayınlayarak davacı aleyhinde ve davacının «ticari itibarını zedeleyici» asılsız «şikayetler» yayınladığı, bu suretle davalının «haksız rekabetinin» engellenmesi ve «marka hakkına tecavüzünün» önlenmesi, yayınlarının internet sitesinden kaldırılmasına ve «erişimin engellenmesine», hükmün «ilanına» ilişkindir.
Davacı, davalının; markası hakkındaki haksız ve karalayıcı tüketici yorumlarını yayınladığı, yorum yapan bu kişilerin kimlik bilgilerini davacıya vermediği, «şikayetlere» cevap verilmek istenildiğinde davacıdan üyelik ücreti istenildiği, davacının cevap hakkını «kısıtlayan» üyelik sisteminin «haksız rekabet» teşkil ettiğini ileri sürmüş, davalı ise yer sağlayıcısı olması nedeniyle işbu davada kendisine «husumet» yöneltilemeyeceğini, hakkında şikayet yayınlanan kurumların cevap haklarını kullanabildikleri, bunun için ücret talep edilmediğini savunmuş, İlk Derece Mahkemesinc …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ifade özgürlüğü · kişilik haklarına saldırı · erişimin engellenmesi · sözlü yargılama · i̇i̇k 167 · kişilik hakları · ilan
Benzer bu karardaBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesince, davalının internet sitesinin yer/hizmet sağlayıcı fonksiyonu yürüttüğü, tüketici «şikayetlerinin» bu sitede yayınlandığı, davacıya ait markanın kullanıldığına veya «haksız rekabetin» oluştuğuna dair herhangi bir tespitin yer almadığı, ayrıca bilindiği üzere şikayet ve eleştiri «ifade özgürlüğü» hakkı kapsamında Anayasal haklardan olduğu, bu hak Türk Medeni Kanunu ile korunan «kişilik haklarına saldırı» olmaksızın kullanılabileceği, bu itibarla davalı tarafından yer sağlayıcı olarak www.sikayetvar.com sitesinde tüketiciler tarafından bildirilen muhtelif şikayetler …
… firmanın "...'' adresinde müvekkili şirketin bilgi ve izni dışında müvekkilinin markasını ve logosunu yayınlayarak müvekkili şirket aleyhinde ve müvekkili şirketin «ticari itibarını zedeleyici» asılsız «şikayetler» yayınladığını, davalının «haksız rekabetinin» engellenmesi ve «marka hakkına tecavüzünün» önlenmesine, yayınlarının internet sitesinden kaldırılmasına ve «erişimin engellenmesine», hükmün «ilanına» karar verilmesini istemiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, davalının "...'' adresinde davacının markasını ve logosunu yayınlayarak davacı aleyhinde ve davacının «ticari itibarını zedeleyici» asılsız «şikayetler» yayınladığı, bu suretle davalının «haksız rekabetinin» engellenmesi ve «marka hakkına tecavüzünün» önlenmesi, yayınlarının internet sitesinden kaldırılmasına ve «erişimin engellenmesine», hükmün «ilanına» ilişkindir.
Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/89 E., 2019/«167» K.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/630 E. 2023/3966 K.
Ortak:ticari itibar · savunma hakkı · kısıtlılık · şikayet · ihtarname · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… ndırma Merkezinin sahibi olduğunu, davalı şirkete ait internet sitesinde hiçbir delil ve dayanak gösterilmeden müvekkilinin itibarını zedeleyici gerçeği yansıtmayan «şikayetlerin» davalı tarafça doğru olup olmadığı araştırılmaksızın «haksız rekabet» hükümlerine aykırı şekilde yayınladığını, müvekkiline ait amblem-isim ve markanın davalının internet sitesinde kullanılmasına izninin bulunmadığını, müvekkilince cevap ve «savunma hakkı» kullanılmak istendiğinde davalının ücretli üyelik talep ettiğini, müvekkilinin «ticari itibarını zedeleme» amacı güden asılsız, yanıltıcı yorumların yayınlamasının ve yorumlara para karşılığında cevap hakkı tanınmasının davalıya haksız ticari gelir sağladığını, davalıya «ihtarname» çekildiğini ancak sonuçsuz kaldığını ileri sürerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 54. ve devamı maddeleri ile 5651 sayılı Kanun hükümleri ge …
… a bildirimde bulunduğunu, buna rağmen davalının sisteme müdahalede bulunmayarak haksız içerikleri yayınlamaya devam ettiğini ileri sürmüş ise de davalıya gönderilen «ihtarnamede» "...internet sitenizde yayınladığınız aslı olmayan, yanlış, yanıltıcı içeriklerin kaldırılmasını ve içeriklerin yayınlanmamasının” kaldırılmasının «ihtar» edildiği, ancak ihtarın somutlaştırılmadığı, hangi içeriklerin ne suretle «marka hakkına tecavüze» ve «haksız rekabete» neden olduğunun belirtilmediği, bu nedenle davalı açısından geçerli ihtar koşulunun sağlanmadığı, kaldı ki gerçekte var olmayan «şikayetlerin» yayınlandığına ilişkin dosyaya yansıyan bir delilin bulunmadığı, şikayetlerin gerçek olmadığının ispatlanamadığı, davalı kullanımının bu anlamda markasal bir kulla …
Davacı, davalının; markası hakkındaki haksız ve karalayıcı tüketici yorumlarını yayınladığı, davalının bu yorumların doğruluğunu araştırmadığını, «şikayetlere» cevap verilmek istenildiğinde davacıdan üyelik ücreti istenildiği, davacının cevap hakkını «kısıtlayan» üyelik sisteminin «haksız rekabet» teşkil ettiğini ileri sürmüş, davalı ise yer sağlayıcısı olması nedeniyle işbu davada kendisine «husumet» yöneltilemeyeceğini, hakkında şikayet yayınlanan kurumların cevap haklarını kullanabildikleri, bunun için ücret talep edilmediğini savunmuş, İlk Derece Mahkemesinc …
Benzer bu kararda… u dilekçesindeki beyanlarına ilaveten, müvekkiline herhangi bir itiraz ya da başvurunun bulunmadığı hususunun doğru olmadığını, zira davalıya ait platformda yapılan «şikayetlere» ilişkin iddiaların gerçek olmadığına dair davalı tarafa 13.08.2014 tarihli bir «ihtarname» gönderildiğini, davalının ise 21.08.2014 tarihli iadeli «taahhütlü» mektup ile ihtarnameye cevap verdiğini, dolayısıyla mahkeme gerekçesinin aksine içeriklerin gerçeği yansıtmadığının müvekkili tarafından ispat edilmiş olduğunu, yapılan şikayetlere cevap hakkının ve çözüm yolları ile şikayetin gerçekliği üzerinde serbestçe araştırma yapma özgürlüğünün «kısıtlanması» sonucu marka hakkının ihlali ile «haksız rekabet» ortamı yaratıldığının tespiti açısından bu husus önem teşkil etmesine rağmen ilk derece mahkemesince «eksik inceleme» yapıldığını, kötü niyetli olarak sürekli müvekkil şirket hakkında şikayet olduğu ve cevap verebilmek için de üye olunması gerektiği yönünde gerçek veya gerçek dışı şikayetleri kullanarak şirket üzerinde baskı yaratıldığını ve «savunma hakkı» elinden alındığını, müvekkilinin marka hakkının zedelendiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya ait internet sitesinde bazı tüketicilerin davacı şirketin «ticari itibarını» etkileyecek ölçüdeki yorumlarının tüketicilerin ücretsiz olarak kullandığı davalıya ait platformda yer aldığını, şirketlerin cevap hakkını kullanması ve kendisini savunmasının ise ücretli üyelik şartına bağlandığını, üye olmayı reddeden şirketlerin savunma yapma haklarının bu şekilde ellerinden alındığını ve aynı sektörde faaliyet gösteren rakipleri karşısında itibar «kaybı» yaşayarak zarar gördüklerini, 5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun (5651 sayılı Kanun) gereğince bu tarz platformların yer sağlayıcı olarak kabul edildiğini, firmaların cevap haklarının «kısıtlanmasının» 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesi kapsamında «hakkın kötüye kullanılmasını» oluşturduğunu ve davalının bu faaliyetlerinin «haksız rekabet» oluşturduğunu ileri sürerek davalının «rekabet yasağını» ihlal ettiğini tespiti ile haksız rekabet niteliğindeki davranışlarının önlenmesine, kararın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 59 uncu maddesi gereğince «ilan» edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; platformun yalnız üyelere hizmet vermesinin söz konusu olmayıp bütün «şikayetlere» verilen cevapların üye-kurumsal üye olmayan ayrımı yapılmaksızın yayınlandığını, kurumsal üyelik ile firmaların şikayet endeks verilerinde bulunduğu veri ve benzer bazı imkanlara kavuştuğunu, yalnız kurumsal üyelik şartı karşısında ücret talep edildiğini, müvekkili şirketin yer sağlayıcı olması nedeniyle «haksız rekabete» konu olacak bir eyleminin bulunmadığını, yer sağlayıcının görevinin yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığın …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ifade özgürlüğü · kötüleme · rekabet yasağı · hakkın kötüye kullanılması · oy yasağı · dürüstlük kuralı · olumsuz oy · kâr kaybı
Benzer bu karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya ait internet sitesinde bazı tüketicilerin davacı şirketin «ticari itibarını» etkileyecek ölçüdeki yorumlarının tüketicilerin ücretsiz olarak kullandığı davalıya ait platformda yer aldığını, şirketlerin cevap hakkını kullanması ve kendisini savunmasının ise ücretli üyelik şartına bağlandığını, üye olmayı reddeden şirketlerin savunma yapma haklarının bu şekilde ellerinden alındığını ve aynı sektörde faaliyet gösteren rakipleri karşısında itibar «kaybı» yaşayarak zarar gördüklerini, 5651 Sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun (5651 sayılı Kanun) gereğince bu tarz platformların yer sağlayıcı olarak kabul edildiğini, firmaların cevap haklarının «kısıtlanmasının» 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 2 nci maddesi kapsamında «hakkın kötüye kullanılmasını» oluşturduğunu ve davalının bu faaliyetlerinin «haksız rekabet» oluşturduğunu ileri sürerek davalının «rekabet yasağını» ihlal ettiğini tespiti ile haksız rekabet niteliğindeki davranışlarının önlenmesine, kararın 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 59 uncu maddesi gereğince «ilan» edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
… epleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin çok sayıda ürün sattığı ve milyonlarca tüketiciye ulaştığı düşünüldüğünde bu tarz platformlarda «şikayetlerin» yer almasına rağmen şirketlerin şikayeti yazanın kim olduğunu öğrenip bu şikayetleri yanıtlamak, haksız suçlamalara karşı kendisini savunabilmek için davalı şirketin üyelik şartı ve üyelik engeline takıldığını, davalının platformunun yer sağlayıcı olarak kabul edildiğini, tüketicilerin yorumları sayesinde ticari gelir elde eden bu tür sitelerin web sayfalarında tüketicilerin şirketler hakkında yaptıkları «olumsuz» yorumların yanında rakip firmaların reklamlarının da gösterildiğini, ancak bu yorumların gerçek tüketici tarafından yapılıp yapılmadığının belli olmadığını, davalı şirketin site üyeliği için ücret talep etmesinin «dürüstlük kuralına» aykırı olup «hakkın kötüye kullanılması» niteliğinde olması nedeniyle «haksız rekabet» oluşturduğunu, mahkemece bildirdikleri deliller incelenmeksizin «eksik inceleme» ile düzenlenen bilirkişi raporuna göre karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
… n çıkarmakla yükümlü olduğu, davacı iddiasının davalının internet sitesindeki içeriklerde tüketicilerin almış oldukları ürün ve hizmetler ile ilgili karşılaştıkları «olumsuzlukları» ve sorunları belirttikleri, bu durumun «ifade özgürlüğü» kapsamında olduğu ve 6102 sayılı Kanun'un 55 inci maddesi uyarınca «kötüleme» yoluyla «haksız rekabet» oluşturmayacağı, dava konusu içeriklerin gerçeği yansıtmadığının da davacı tarafça kanıtlanması gerekirken ispata yönelik delil bildirilmediği, dolayısıyla İlk Der …
… İ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının yer sağlayıcı olduğu platformda kullanıcıların karşılaştıkları sorunların, «olumsuzlukların» gerçekte yaşanıp yaşanmadığının davalı tarafından belirlenmesinin mümkün olmadığı, kullanıcıların «şikayetlerinde» kullandıkları ifadelerin eleştiri sınırları içinde olduğu, gereksiz yere incitici olmadıkları, kullanıcıların şikayetlerine konu olayların gerçekten yaşandığının kabulü halinde davalı web sitesinde kullanıcıların aldığı hizmetler ile ilgili olumsuzlukları belirtmelerinin «ifade özgürlüğü» kapsamında değerlendirilmesi gerektiği ve «haksız rekabet» oluşturmayacağı, tüketicilerin şikayetlerine şirketler tarafından cevap verilmesinin ücretli üyelik şartına bağlı olmadığı, ücret ödenmeden cevap verilebildiği ger …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7451 E. 2024/3328 K.
Ortak:ticari itibarın zedelenmesi · ticari itibar · kısıtlılık · şikayet · marka hakkına tecavüz · ihtar · ihtarname · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… ndırma Merkezinin sahibi olduğunu, davalı şirkete ait internet sitesinde hiçbir delil ve dayanak gösterilmeden müvekkilinin itibarını zedeleyici gerçeği yansıtmayan «şikayetlerin» davalı tarafça doğru olup olmadığı araştırılmaksızın «haksız rekabet» hükümlerine aykırı şekilde yayınladığını, müvekkiline ait amblem-isim ve markanın davalının internet sitesinde kullanılmasına izninin bulunmadığını, müvekkilince cevap ve «savunma hakkı» kullanılmak istendiğinde davalının ücretli üyelik talep ettiğini, müvekkilinin «ticari itibarını zedeleme» amacı güden asılsız, yanıltıcı yorumların yayınlamasının ve yorumlara para karşılığında cevap hakkı tanınmasının davalıya haksız ticari gelir sağladığını, davalıya «ihtarname» çekildiğini ancak sonuçsuz kaldığını ileri sürerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 54. ve devamı maddeleri ile 5651 sayılı Kanun hükümleri ge …
… a bildirimde bulunduğunu, buna rağmen davalının sisteme müdahalede bulunmayarak haksız içerikleri yayınlamaya devam ettiğini ileri sürmüş ise de davalıya gönderilen «ihtarnamede» "...internet sitenizde yayınladığınız aslı olmayan, yanlış, yanıltıcı içeriklerin kaldırılmasını ve içeriklerin yayınlanmamasının” kaldırılmasının «ihtar» edildiği, ancak ihtarın somutlaştırılmadığı, hangi içeriklerin ne suretle «marka hakkına tecavüze» ve «haksız rekabete» neden olduğunun belirtilmediği, bu nedenle davalı açısından geçerli ihtar koşulunun sağlanmadığı, kaldı ki gerçekte var olmayan «şikayetlerin» yayınlandığına ilişkin dosyaya yansıyan bir delilin bulunmadığı, şikayetlerin gerçek olmadığının ispatlanamadığı, davalı kullanımının bu anlamda markasal bir kulla …
Davacı, davalının; markası hakkındaki haksız ve karalayıcı tüketici yorumlarını yayınladığı, davalının bu yorumların doğruluğunu araştırmadığını, «şikayetlere» cevap verilmek istenildiğinde davacıdan üyelik ücreti istenildiği, davacının cevap hakkını «kısıtlayan» üyelik sisteminin «haksız rekabet» teşkil ettiğini ileri sürmüş, davalı ise yer sağlayıcısı olması nedeniyle işbu davada kendisine «husumet» yöneltilemeyeceğini, hakkında şikayet yayınlanan kurumların cevap haklarını kullanabildikleri, bunun için ücret talep edilmediğini savunmuş, İlk Derece Mahkemesinc …
Benzer bu karardaNoterliği'nin 01 Temmuz 2015 tarihli ve 05062 yevmiye numaralı «ihtarnamesini» göndermesine rağmen içeriğin kaldırılmadığı, 5651 sayılı Kanun uyarınca yer sağlayıcılara da sorumluluk yüklendiği, davacının usulüne uygun «ihtarına» rağmen davacıya ait markanın içerikten çıkartılmadığı, davalıya ait internet sitesinde yer alan ifadelerde davacının markasının açıkça belirtilerek, ürünleriyle ilgili «olumsuz» «şikayetlerin» yapıldığı, sitedeki ibarelerin, «ticari teamül» dışında kalan incitici ve «kötüleyici» nitelikte olduğu anlaşılmakla, «marka hakkına tecavüzün» ve «haksız rekabetin» gerçekleştiği sonucuna varılarak, davacının markasının tanınmış marka olması, tecavüzün niteliği ve devam ettiği süre, yapılan yayının içeriği de dikkate tahsiliyle 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği anlaşılmakla, davanın kısmen kabulü ile davalının, davacıya ait ... markasını https://www.sikayetvar.com/... alan adında izinsiz ve haksız olarak kullanmak suretiyle marka hakkına tecavüz ettiğinin ve site içeriğinde davacının ürün ve hizmetlerini kötüleyen yazılara yer vermek suretiyle haksız rekabette bulunduğunun tespitine, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin men'ine, davalıya ait https://www.sikayetvar.com/... sitesinin alan adından ve içeriğinden davacıya ait ... markasının ve davalının mal ve hizmetlerini küçük düşürücü ve «ticari itibarını zedeleyici» yazıların çıkartılmasına ve kaldırılmasına, davacının, manevi zararına karşılık 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin 10.000,00 TL'lik manevi tazminat talebinin reddine, «hükmün kesinleşmesinden» sonra «masrafı» davalıdan alınmak suretiyle hüküm özetinin Türkiye çapında yayın yapan bir gazetede «ilanına», davacının fazlaya ilişkin 10.000,00 TL'lik manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
… bilirkişi raporunda müvekkilinin dava konusu markayı kullanımının 556 sayılı KHK ve 6967 sayılı Kanun kapsamında markasal kullanım kapsamında olmadığı ve bu sebeple «marka hakkına tecavüz» unsurlarının oluşmadığının, müvekkiline ait internet sitesindeki içeriklerin; markayı «kötüleme», aldatıcı ve gerçek dışı beyan sunma, «ticari itibarı zedeleme» amacı taşımadığından ve beyanların doğruluğunun tespiti için yayınlanmadan önce «şikayet» yazan tüketicilerin cep telefonuna gönderilen SMS ile doğrulama sistemi bulunduğundan «haksız rekabet» hallerinin mevcut olmadığının, 5651 sayılı yasa kapsamında müvekkilin yer sağlayıcı olduğu, içeriği kontrol etme yükümlülüğünün bulunmadığı ve ilgili Kanun'un 9 uncu maddesinde belirtilen yer sağlayıcıya bildirimde bulunma şartının yerine getirildiğine dair somut bir delil bulunmadığı sebebiyle müvekkilin sorumlu tutulamayacağının, davalı tarafın somut olarak uyarıldığına dair bir «delilin tespit» edilememiş olması sebebiyle; 9 uncu maddede belirtilen bildirim şartının yerine getirilmemiş olduğu ve davalının sorumluluk şartlarının oluşmadığının ve müvekkilin …
… 018/5088 K. sayılı ve 10.09.2018 tarihli emsal nitelikteki kararı ile davanın reddi yönündeki İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verildiğini, davacının «ihtarnamesinde» belirttiği «şikayetlerin», müvekkili tarafından yayından kaldırılmasının, tüketicilerin «ifade özgürlüklerinin» «kısıtlanmasına» sebebiyet vereceğini, Yargıtay kararlarından da davacının müvekkili şirkete ihtarname göndermesinin «haksız rekabetin» varlığına vücut vermediğini, ayrıca davacının müvekkili şirkete göndermiş olduğu ihtarnamenin dava dosyasına süresinde sunulmadığını, bu delilin hükme esas alınmaması gerekirken Mahkemece yine Kanun aykırı davranılarak ihtarnamenin hükme esas alındığını, İlk Derece Mahkemesinin 08.06.2017 tarihli duruşmasında delillerini sunmak üzere taraflara 2 haftalık «kesin süre» verildiğini, davacı tarafından bu süre içinde UYAP üzerinden dosyaya sunulan, 22.06.2017 tarihli delil dilekçesi ve ekleri incelendiğinde; bahsi geçen ihtarnamenin dosyaya sunulmamış olduğunu, kendilerine verilen süre içerisinde ihtarnameyi dosyaya sunmayan davacı tarafın, HMK madde 140/5. uyarınca ihtarname delilinden vazgeçmiş sayılacağını, 19.12.2017 tarihli duruşmada verilen sürenin yasaya aykırı olduğunu, Şikayetvar platformunun, ne haklarında yazılan şikayete itiraz eden firmalardan, ne şikayetin kaldırılması talebinde bulunan firmalardan ne de şikayetin altında cevap metnini yayınlatmak isteyen firmalardan para talebinde bulunmadığını, verilen tüm bu hizmetlerin üye olsun ya da olmasın, tüm firmalar için ücretsiz ve sınırsız olduğunu, şikayetvar platformunun üye firmalardan aldığı ücretin, kendileri için aylık, dönemlik ve yıllık şikayet endekslerine ve haklarında yapılan şikayetlerin raporlamasına yönelik verilen hizmetin karşılığı olduğunu, örnek olarak sunulan delillerin, üye olmayan, dolayısıyla da hiç bir ücret ödemedikleri halde cevap haklarını kullanmak isteyen firmaların müvekkili firmaya kolaylıkla başvurarak bu haklarını kullanabildiklerinin somut kanıtları olduğunu, aynı sektörde faaliyet gösteren ve belki de rakip firma olarak nitelendirilebilecek daha pek çok firma hakkında da şikayet bulunduğunu ve üye olmayan firmaların cevap hakkının yanında şikayetin kaldırılması talebinin de bulunduğunu bu sebeplerle yapılacak «istinaf incelemesi» neticesinde kararın kaldırılarak, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ifade özgürlüğü · ticari teamül · kötüleme · hükmün kesinleşmesi · teamül · delil tespiti · hakkaniyet · kesin süre
Benzer bu karardaNoterliği'nin 01 Temmuz 2015 tarihli ve 05062 yevmiye numaralı «ihtarnamesini» göndermesine rağmen içeriğin kaldırılmadığı, 5651 sayılı Kanun uyarınca yer sağlayıcılara da sorumluluk yüklendiği, davacının usulüne uygun «ihtarına» rağmen davacıya ait markanın içerikten çıkartılmadığı, davalıya ait internet sitesinde yer alan ifadelerde davacının markasının açıkça belirtilerek, ürünleriyle ilgili «olumsuz» «şikayetlerin» yapıldığı, sitedeki ibarelerin, «ticari teamül» dışında kalan incitici ve «kötüleyici» nitelikte olduğu anlaşılmakla, «marka hakkına tecavüzün» ve «haksız rekabetin» gerçekleştiği sonucuna varılarak, davacının markasının tanınmış marka olması, tecavüzün niteliği ve devam ettiği süre, yapılan yayının içeriği de dikkate tahsiliyle 10.000,00 TL manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği anlaşılmakla, davanın kısmen kabulü ile davalının, davacıya ait ... markasını https://www.sikayetvar.com/... alan adında izinsiz ve haksız olarak kullanmak suretiyle marka hakkına tecavüz ettiğinin ve site içeriğinde davacının ürün ve hizmetlerini kötüleyen yazılara yer vermek suretiyle haksız rekabette bulunduğunun tespitine, marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin men'ine, davalıya ait https://www.sikayetvar.com/... sitesinin alan adından ve içeriğinden davacıya ait ... markasının ve davalının mal ve hizmetlerini küçük düşürücü ve «ticari itibarını zedeleyici» yazıların çıkartılmasına ve kaldırılmasına, davacının, manevi zararına karşılık 10.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin 10.000,00 TL'lik manevi tazminat talebinin reddine, «hükmün kesinleşmesinden» sonra «masrafı» davalıdan alınmak suretiyle hüküm özetinin Türkiye çapında yayın yapan bir gazetede «ilanına», davacının fazlaya ilişkin 10.000,00 TL'lik manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.
… bilirkişi raporunda müvekkilinin dava konusu markayı kullanımının 556 sayılı KHK ve 6967 sayılı Kanun kapsamında markasal kullanım kapsamında olmadığı ve bu sebeple «marka hakkına tecavüz» unsurlarının oluşmadığının, müvekkiline ait internet sitesindeki içeriklerin; markayı «kötüleme», aldatıcı ve gerçek dışı beyan sunma, «ticari itibarı zedeleme» amacı taşımadığından ve beyanların doğruluğunun tespiti için yayınlanmadan önce «şikayet» yazan tüketicilerin cep telefonuna gönderilen SMS ile doğrulama sistemi bulunduğundan «haksız rekabet» hallerinin mevcut olmadığının, 5651 sayılı yasa kapsamında müvekkilin yer sağlayıcı olduğu, içeriği kontrol etme yükümlülüğünün bulunmadığı ve ilgili Kanun'un 9 uncu maddesinde belirtilen yer sağlayıcıya bildirimde bulunma şartının yerine getirildiğine dair somut bir delil bulunmadığı sebebiyle müvekkilin sorumlu tutulamayacağının, davalı tarafın somut olarak uyarıldığına dair bir «delilin tespit» edilememiş olması sebebiyle; 9 uncu maddede belirtilen bildirim şartının yerine getirilmemiş olduğu ve davalının sorumluluk şartlarının oluşmadığının ve müvekkilin …
… 018/5088 K. sayılı ve 10.09.2018 tarihli emsal nitelikteki kararı ile davanın reddi yönündeki İlk Derece Mahkemesi kararının onanmasına karar verildiğini, davacının «ihtarnamesinde» belirttiği «şikayetlerin», müvekkili tarafından yayından kaldırılmasının, tüketicilerin «ifade özgürlüklerinin» «kısıtlanmasına» sebebiyet vereceğini, Yargıtay kararlarından da davacının müvekkili şirkete ihtarname göndermesinin «haksız rekabetin» varlığına vücut vermediğini, ayrıca davacının müvekkili şirkete göndermiş olduğu ihtarnamenin dava dosyasına süresinde sunulmadığını, bu delilin hükme esas alınmaması gerekirken Mahkemece yine Kanun aykırı davranılarak ihtarnamenin hükme esas alındığını, İlk Derece Mahkemesinin 08.06.2017 tarihli duruşmasında delillerini sunmak üzere taraflara 2 haftalık «kesin süre» verildiğini, davacı tarafından bu süre içinde UYAP üzerinden dosyaya sunulan, 22.06.2017 tarihli delil dilekçesi ve ekleri incelendiğinde; bahsi geçen ihtarnamenin dosyaya sunulmamış olduğunu, kendilerine verilen süre içerisinde ihtarnameyi dosyaya sunmayan davacı tarafın, HMK madde 140/5. uyarınca ihtarname delilinden vazgeçmiş sayılacağını, 19.12.2017 tarihli duruşmada verilen sürenin yasaya aykırı olduğunu, Şikayetvar platformunun, ne haklarında yazılan şikayete itiraz eden firmalardan, ne şikayetin kaldırılması talebinde bulunan firmalardan ne de şikayetin altında cevap metnini yayınlatmak isteyen firmalardan para talebinde bulunmadığını, verilen tüm bu hizmetlerin üye olsun ya da olmasın, tüm firmalar için ücretsiz ve sınırsız olduğunu, şikayetvar platformunun üye firmalardan aldığı ücretin, kendileri için aylık, dönemlik ve yıllık şikayet endekslerine ve haklarında yapılan şikayetlerin raporlamasına yönelik verilen hizmetin karşılığı olduğunu, örnek olarak sunulan delillerin, üye olmayan, dolayısıyla da hiç bir ücret ödemedikleri halde cevap haklarını kullanmak isteyen firmaların müvekkili firmaya kolaylıkla başvurarak bu haklarını kullanabildiklerinin somut kanıtları olduğunu, aynı sektörde faaliyet gösteren ve belki de rakip firma olarak nitelendirilebilecek daha pek çok firma hakkında da şikayet bulunduğunu ve üye olmayan firmaların cevap hakkının yanında şikayetin kaldırılması talebinin de bulunduğunu bu sebeplerle yapılacak «istinaf incelemesi» neticesinde kararın kaldırılarak, haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
… e sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamı ile davalıya ait internet sitesinde tüketicilerin aldıkları ürünlerle ilgili «şikayetlerine» yer verildiği, davacıya ait "..." markasının da bu şekilde internet sitesinde aynen kullanıldığı, yapılan yayınlarda davacının ürünlerinin «kötülendiği», davacının davalıya bu içeriklerin internet sitesinden kaldırılması için Beşiktaş 20.
2 benzer karar daha
-
Marka tecavüzü | Haksız rekabet
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/2834 E. 2024/5484 K.
Ortak:ticari dürüstlük · şikayet · marka hakkına tecavüz · ihtarname · haksız rekabet
İncelediğiniz kararda… a bildirimde bulunduğunu, buna rağmen davalının sisteme müdahalede bulunmayarak haksız içerikleri yayınlamaya devam ettiğini ileri sürmüş ise de davalıya gönderilen «ihtarnamede» "...internet sitenizde yayınladığınız aslı olmayan, yanlış, yanıltıcı içeriklerin kaldırılmasını ve içeriklerin yayınlanmamasının” kaldırılmasının «ihtar» edildiği, ancak ihtarın somutlaştırılmadığı, hangi içeriklerin ne suretle «marka hakkına tecavüze» ve «haksız rekabete» neden olduğunun belirtilmediği, bu nedenle davalı açısından geçerli ihtar koşulunun sağlanmadığı, kaldı ki gerçekte var olmayan «şikayetlerin» yayınlandığına ilişkin dosyaya yansıyan bir delilin bulunmadığı, şikayetlerin gerçek olmadığının ispatlanamadığı, davalı kullanımının bu anlamda markasal bir kulla …
… ndırma Merkezinin sahibi olduğunu, davalı şirkete ait internet sitesinde hiçbir delil ve dayanak gösterilmeden müvekkilinin itibarını zedeleyici gerçeği yansıtmayan «şikayetlerin» davalı tarafça doğru olup olmadığı araştırılmaksızın «haksız rekabet» hükümlerine aykırı şekilde yayınladığını, müvekkiline ait amblem-isim ve markanın davalının internet sitesinde kullanılmasına izninin bulunmadığını, müvekkilince cevap ve «savunma hakkı» kullanılmak istendiğinde davalının ücretli üyelik talep ettiğini, müvekkilinin «ticari itibarını zedeleme» amacı güden asılsız, yanıltıcı yorumların yayınlamasının ve yorumlara para karşılığında cevap hakkı tanınmasının davalıya haksız ticari gelir sağladığını, davalıya «ihtarname» çekildiğini ancak sonuçsuz kaldığını ileri sürerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 54. ve devamı maddeleri ile 5651 sayılı Kanun hükümleri ge …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı kullanımının markasal bir kullanım olmadığı, «haksız rekabetin» şartlarının bulunmadığı, davalı yanın ihtilaf konusu içerikler bakımından içerik sağlayıcı değil yer sağlayıcı olduğu ve içerikten doğrudan sorumlu olmadığı, yer sağlayıcı olan davalının sorumluluğuna gidilebilmesi için gerekli olan "uyar-kaldır" yönteminin kullanıldığı yönünde de delil sunulmadığı, davalı yana ait alan adında yer alan «şikayet» metinlerinin davacı yana ait markalara tecavüz teşkil eder kullanım olarak değerlendirilemeyeceği, tüketici tarafından düşünce özgürlüğü kapsamında yazılan yazılar …
Benzer bu kararda… ayan firmalara da ücretsiz cevap hakkının tanındığı bildirilmişse de Mahkemece alınan 26.10.2020 tarihli bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, davacı şirket «şikayette» bulunan tüketicilerin bilgisini istediğinde davalının kurumsal üyelik için ücret teklif ettiği, davacının taleplerinin tamamına cevap vermediği, cevap metinlerini herkesin göreceği şekilde yayımlamadığı, davacı tarafından dosya da sunulan deliller arasında yer alan ve davalı tarafça davacıya gönderilen 02.08.2018 tarihli e-postada ise kurumsal üyelere panel hazırlandığının, bu panel üzerinden kişi iletişim bilgilerinin tamamının görüntülenebildiğinin, şikayetlere panel üzerinden cevap verilebildiğinin, şikayetler yayımlanmadan haberdar olunabileceğinin, kullanıcılarla hızlı çözüm sürecine girilebileceğinin, üyelik bedelinin şikayet sayısına göre belirlendiği hususlarının belirtildiği, kurumsal üye olmayan davacının hakkında internet sitesinde yer alan şikayetlerle ilgili tüketicilerin iletişim bilgilerini alabilmek amacıyla her tüketici için ayrı mail göndermesinin gerektiği, davalının «bilirkişi raporuna itiraz» dilekçesinde şimdiye kadar 179 talebe cevap verdiğine ilişkin olarak sunduğu listede ise davacının taleplerinin karşısında "öncelik düşük" ibaresinin yer aldığı, davanın bu şekilde kurumsal üyelere ayrıcalık tanıdığı, davalının, kendisine ücret ödeyerek üye olan firmalara verilen öncelik hakkı ile şikayetin yayınlanmadan çözülmesi imkânını tanıması, buna karşılık üye olmayan şirketlerin ise ancak haklarındaki şikayetler internet sitesinde yayınlandıktan sonra bu imkâna sahip olmalarının «haksız rekabet» teşkil ettiği, üye şirketlere şikâyetleri yayınlanmadan çözme imkânı sağlanırken, üye olmayan şirketlere bu imkânın verilmediği, bu suretle davalı sitesine ücret ödeyerek üye olan şirketler yararına bir avantaj sağlandığı, davalının bu şekildeki eyleminin, piyasadaki şirketleri davalı sitesine üye olmaya zorladığından, iyi niyetli ve «ticari dürüstlüğe» uygun bir ... olarak kabulünün mümkün olmadığı, davalının kendisine üye olan firmalara verdiği öncelik hakkını, davacı şirkete vermemesinin haksız rekabet teşkil ettiği, söz konusu platformun yapısı gereği şikâyet edilen veya hakkında olumlu görüş bildirilen şirketlerin markalarının belirtilmesinin zorunluluk arz ettiğinden 6769 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi kapsamında bir fiilin söz konusu olmadığı, «marka hakkına tecavüz» yönünden davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… var.com" adlı internet sitesinin içerik sağlayıcısı olarak faaliyet gösterdiğini, söz konusu internet sitesinde, müvekkili hakkında 01.06.2020 tarihi itibarıyla 334 «şikayet» yayımlandığını, müvekkili hakkında yazılan şikayetlere cevap vermek, konuya ilişkin açıklama yapmak ve müvekkili şirketin kendisini aklamak adına şikayet edenin kimlik bilgisini öğrenmek istediğinde markanın siteye kurumsal üye olmak ve "www.sikayetvar.com" sitesine üye olabilmek için de yıllık üyelik ücreti ödemek zorunda olduğunun belirtildiğini, davalı şirketin markalardan üyelik ücreti talebinin «haksız rekabet» oluşturduğunu ve hukuka aykırı olduğunu, sitede hakkında yazılı şikayetler karşısında cevap hakkını kullanamayan ve bu sebeple rakipleri karşısında müşterilerine karşı ilgisiz bir konuma düşen müvekkili şirket tarafından davalıya «ihtarname» gönderildiğini, kurumsal üye olan şirketlerin şikayetçi bilgilerini derhal ve hatta şikayet yayınlanmadan görüntüleyebildiklerini, kurumsal üye olan şirketlerin şi …
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle «haksız rekabet» teşkil eden uygulamaya müvekkilinin markasının da «dahil» edildiğini, marka ve logosunun izni olmadan yayımlandığını, bunun ticari kullanım niteliğinde olduğunu, Google'da markalarla ilgili aramalarda davalının o markayla ilgili sayfalarının çıktığını, bunun da davalıyı arama platformunda tıklanan bir site yaptığını, böylece davalının Google'dan para kazandığını, davalının müvekkiline zarar verdiğini ve marka itibarı üzerinden kazanç modeli oluşturduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi anlamında kullanım ile «marka hakkına tecavüz» edildiğini ileri sürerek Mahkemenin kararının kısmen ret yönünden kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ilk itiraz · i̇i̇k 167 · bilirkişi raporuna itiraz · dahili dava
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 3. ... ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/«167» E., 2020/364 K.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle «haksız rekabet» teşkil eden uygulamaya müvekkilinin markasının da «dahil» edildiğini, marka ve logosunun izni olmadan yayımlandığını, bunun ticari kullanım niteliğinde olduğunu, Google'da markalarla ilgili aramalarda davalının o markayla ilgili sayfalarının çıktığını, bunun da davalıyı arama platformunda tıklanan bir site yaptığını, böylece davalının Google'dan para kazandığını, davalının müvekkiline zarar verdiğini ve marka itibarı üzerinden kazanç modeli oluşturduğunu, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 7 nci maddesinin üçüncü fıkrasının (d) bendi anlamında kullanım ile «marka hakkına tecavüz» edildiğini ileri sürerek Mahkemenin kararının kısmen ret yönünden kaldırılarak davanın tümden kabulüne karar verilmesini istemiştir.
… ayan firmalara da ücretsiz cevap hakkının tanındığı bildirilmişse de Mahkemece alınan 26.10.2020 tarihli bilirkişi raporunda da tespit edildiği üzere, davacı şirket «şikayette» bulunan tüketicilerin bilgisini istediğinde davalının kurumsal üyelik için ücret teklif ettiği, davacının taleplerinin tamamına cevap vermediği, cevap metinlerini herkesin göreceği şekilde yayımlamadığı, davacı tarafından dosya da sunulan deliller arasında yer alan ve davalı tarafça davacıya gönderilen 02.08.2018 tarihli e-postada ise kurumsal üyelere panel hazırlandığının, bu panel üzerinden kişi iletişim bilgilerinin tamamının görüntülenebildiğinin, şikayetlere panel üzerinden cevap verilebildiğinin, şikayetler yayımlanmadan haberdar olunabileceğinin, kullanıcılarla hızlı çözüm sürecine girilebileceğinin, üyelik bedelinin şikayet sayısına göre belirlendiği hususlarının belirtildiği, kurumsal üye olmayan davacının hakkında internet sitesinde yer alan şikayetlerle ilgili tüketicilerin iletişim bilgilerini alabilmek amacıyla her tüketici için ayrı mail göndermesinin gerektiği, davalının «bilirkişi raporuna itiraz» dilekçesinde şimdiye kadar 179 talebe cevap verdiğine ilişkin olarak sunduğu listede ise davacının taleplerinin karşısında "öncelik düşük" ibaresinin yer aldığı, davanın bu şekilde kurumsal üyelere ayrıcalık tanıdığı, davalının, kendisine ücret ödeyerek üye olan firmalara verilen öncelik hakkı ile şikayetin yayınlanmadan çözülmesi imkânını tanıması, buna karşılık üye olmayan şirketlerin ise ancak haklarındaki şikayetler internet sitesinde yayınlandıktan sonra bu imkâna sahip olmalarının «haksız rekabet» teşkil ettiği, üye şirketlere şikâyetleri yayınlanmadan çözme imkânı sağlanırken, üye olmayan şirketlere bu imkânın verilmediği, bu suretle davalı sitesine ücret ödeyerek üye olan şirketler yararına bir avantaj sağlandığı, davalının bu şekildeki eyleminin, piyasadaki şirketleri davalı sitesine üye olmaya zorladığından, iyi niyetli ve «ticari dürüstlüğe» uygun bir ... olarak kabulünün mümkün olmadığı, davalının kendisine üye olan firmalara verdiği öncelik hakkını, davacı şirkete vermemesinin haksız rekabet teşkil ettiği, söz konusu platformun yapısı gereği şikâyet edilen veya hakkında olumlu görüş bildirilen şirketlerin markalarının belirtilmesinin zorunluluk arz ettiğinden 6769 sayılı Kanun'un 29 uncu maddesi kapsamında bir fiilin söz konusu olmadığı, «marka hakkına tecavüz» yönünden davanın reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
… lunduğunu, tamamının olumlu şekilde cevaplandığını, "öncelik düşük" ibaresinin kurumsal üyelikle ilgisi bulunmadığını, üye olsun olmasın firmalar tarafından yapılan «ilk itirazın» düşük öncelikli olarak nitelendirildiğini, aynı itirazın tekrarlanması halinde öncelikli olarak gözden geçirildiğini, pek çok davada müvekkili lehine karar verildiğini, Mahkemece bu kararların nazara alınması gerektiğini, Ticaret Bakanlığınca yapılan inceleme sonucunda da söz konusu uygulamaların 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanuna ve İlgili Yönetmeliğe aykırı olmadığına karar verildiğini, müvekkilinin «haksız rekabet» yaratan eylemi bulunmadığını ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/6592 E. 2025/4126 K.
Ortak:ticari dürüstlük · ticari itibarın zedelenmesi · ticari itibar · kısıtlılık · şikayet · marka hakkına tecavüz · haksız rekabet · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… ndırma Merkezinin sahibi olduğunu, davalı şirkete ait internet sitesinde hiçbir delil ve dayanak gösterilmeden müvekkilinin itibarını zedeleyici gerçeği yansıtmayan «şikayetlerin» davalı tarafça doğru olup olmadığı araştırılmaksızın «haksız rekabet» hükümlerine aykırı şekilde yayınladığını, müvekkiline ait amblem-isim ve markanın davalının internet sitesinde kullanılmasına izninin bulunmadığını, müvekkilince cevap ve «savunma hakkı» kullanılmak istendiğinde davalının ücretli üyelik talep ettiğini, müvekkilinin «ticari itibarını zedeleme» amacı güden asılsız, yanıltıcı yorumların yayınlamasının ve yorumlara para karşılığında cevap hakkı tanınmasının davalıya haksız ticari gelir sağladığını, davalıya «ihtarname» çekildiğini ancak sonuçsuz kaldığını ileri sürerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 54. ve devamı maddeleri ile 5651 sayılı Kanun hükümleri ge …
Davacı, davalının; markası hakkındaki haksız ve karalayıcı tüketici yorumlarını yayınladığı, davalının bu yorumların doğruluğunu araştırmadığını, «şikayetlere» cevap verilmek istenildiğinde davacıdan üyelik ücreti istenildiği, davacının cevap hakkını «kısıtlayan» üyelik sisteminin «haksız rekabet» teşkil ettiğini ileri sürmüş, davalı ise yer sağlayıcısı olması nedeniyle işbu davada kendisine «husumet» yöneltilemeyeceğini, hakkında şikayet yayınlanan kurumların cevap haklarını kullanabildikleri, bunun için ücret talep edilmediğini savunmuş, İlk Derece Mahkemesinc …
… a bildirimde bulunduğunu, buna rağmen davalının sisteme müdahalede bulunmayarak haksız içerikleri yayınlamaya devam ettiğini ileri sürmüş ise de davalıya gönderilen «ihtarnamede» "...internet sitenizde yayınladığınız aslı olmayan, yanlış, yanıltıcı içeriklerin kaldırılmasını ve içeriklerin yayınlanmamasının” kaldırılmasının «ihtar» edildiği, ancak ihtarın somutlaştırılmadığı, hangi içeriklerin ne suretle «marka hakkına tecavüze» ve «haksız rekabete» neden olduğunun belirtilmediği, bu nedenle davalı açısından geçerli ihtar koşulunun sağlanmadığı, kaldı ki gerçekte var olmayan «şikayetlerin» yayınlandığına ilişkin dosyaya yansıyan bir delilin bulunmadığı, şikayetlerin gerçek olmadığının ispatlanamadığı, davalı kullanımının bu anlamda markasal bir kulla …
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin "..." isimli internet sitesinin, içerik üreticisi olmayıp yer sağlayıcı konumunda olduğunu, şirketler hakkında «şikayet» yazan değil, tüketiciler tarafından yazılan şikayetleri barındıran bir site olduğunu, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un (5651 sayılı Kanun) 5. maddesinde de açıkça belirtildiği üzere yer sağlayıcının yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü olmadığını, davacı tarafın «marka hakkına tecavüz» iddialarının daha önce de bazı şirketler tarafından dava konusu edildiğini ancak benzer nitelikte açılan diğer tüm davalarda ve Yargıtay kararlarında bu kullanımın "dürüst kullanım ilkesi" (fair use) çerçevesinde gerçekleştiği ve ticari maksatlı kullanım olmadığından izne gerek bulunmadığının hüküm altına alındığını, marka hakkına tecavüzün söz konusu olabilmesi için «üçüncü kişiler» tarafından marka sahibi adına tescilli markanın markasal anlamda kullanılıyor olması gerektiğini, davalı tarafın dava konusu markayı kullanımının 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 sayılı KHK) ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu(SMK) kapsamında markasal kullanım olmayacağını ve bu sebeple marka hakkına tecavüz unsurlarının oluşmadığını, www.....com adlı internet sitesinde tüketiciler tarafından oluşturulan içeriğin; markayı «kötüleme», aldatıcı ve gerçek dışı beyan sunma, «ticari itibarı zedeleme» amacı taşımadığını, sistem gereği rastgele şikâyet oluşturmanın engellenmiş olduğunu, bu haliyle «haksız rekabet» hallerinin de mevcut olmadığını, davacı tarafın kendilerine ait marka hakkında yazılan şikayetlerin yayınlandığı sayfalarda rakip şirketlerin reklamlarının yayınla …
… li markasını izinsiz kullandığını, markası hakkındaki haksız ve karalayıcı tüketici yorumlarını yayınladığını bunu yaparken, yorumların doğruluğunu araştırmadığını, «şikayetlere» cevap verilmek istenildiğinde davacıdan üyelik ücreti istenildiğini, davacının cevap hakkını «kısıtlayan» üyelik sisteminin ve müvekkili hakkında şikayetlerin yazıldığı sayfadaki reklamların «haksız rekabet» teşkil ettiğini ileri sürmüş, davalı ise yer sağlayıcısı olması nedeniyle işbu davada kendisine «husumet» yöneltilemeyeceğini, hakkında şikayet yayınlanan kurumların cevap haklarını kullanabildiklerine, bunun için ücret talep edilmediğini savunmuş, İlk Derece Mahkemesi …
… nu ve bu internet sitesinde www.....com/...-okulları adresiyle bir sayfa açılarak müvekkilinin markasının izinsiz kullanıldığını, ayrıca davalının davacı hakkındaki «şikayetleri» toplamaya yetkiliymiş gibi davacının markası hakkındaki şikayetleri toplamaya başladığını ve davacı hakkında kötü yorumlara yer verdiğini, yine müvekkili hakkındaki şikayetlerin olduğu sayfada farklı eğitim kurumlarının reklamlarına da yer verildiğini, davalı şirketin benzer faaliyetleri nedeniyle açılan pek çok davada aleyhine kararlar verildiğini, davalının bu eylemlerinin marka haklarına tecavüz ve «haksız rekabet» niteliğinde olduğunu ileri sürerek davalının müvekkilinin marka hakkına haksız tecavüzünün ve haksız rekabetinin tespitine, söz konusu tecavüzlerin durdurulmasına …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ifade özgürlüğü · kötüleme · üçüncü kişi · olumsuz oy
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin "..." isimli internet sitesinin, içerik üreticisi olmayıp yer sağlayıcı konumunda olduğunu, şirketler hakkında «şikayet» yazan değil, tüketiciler tarafından yazılan şikayetleri barındıran bir site olduğunu, 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun’un (5651 sayılı Kanun) 5. maddesinde de açıkça belirtildiği üzere yer sağlayıcının yer sağladığı içeriği kontrol etmek veya hukuka aykırı bir faaliyetin söz konusu olup olmadığını araştırmakla yükümlü olmadığını, davacı tarafın «marka hakkına tecavüz» iddialarının daha önce de bazı şirketler tarafından dava konusu edildiğini ancak benzer nitelikte açılan diğer tüm davalarda ve Yargıtay kararlarında bu kullanımın "dürüst kullanım ilkesi" (fair use) çerçevesinde gerçekleştiği ve ticari maksatlı kullanım olmadığından izne gerek bulunmadığının hüküm altına alındığını, marka hakkına tecavüzün söz konusu olabilmesi için «üçüncü kişiler» tarafından marka sahibi adına tescilli markanın markasal anlamda kullanılıyor olması gerektiğini, davalı tarafın dava konusu markayı kullanımının 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 sayılı KHK) ve 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu(SMK) kapsamında markasal kullanım olmayacağını ve bu sebeple marka hakkına tecavüz unsurlarının oluşmadığını, www.....com adlı internet sitesinde tüketiciler tarafından oluşturulan içeriğin; markayı «kötüleme», aldatıcı ve gerçek dışı beyan sunma, «ticari itibarı zedeleme» amacı taşımadığını, sistem gereği rastgele şikâyet oluşturmanın engellenmiş olduğunu, bu haliyle «haksız rekabet» hallerinin de mevcut olmadığını, davacı tarafın kendilerine ait marka hakkında yazılan şikayetlerin yayınlandığı sayfalarda rakip şirketlerin reklamlarının yayınla …
… sas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davalıya ait www.....com adlı internet sitesinin, tüketicilerin almış oldukları mal veya hizmetler ile ilgili olumlu veya «olumsuz» fikirlerini ifade ettikleri bir platform olduğu ve bu platform üzerinde tüketicilerin çeşitli markalı mal veya hizmetler hakkında marka ve şirket de belirtilmek suretiyle beyanlarda bulundukları, tüketicilerin marka veya şirket adı zikretmek suretiyle düşüncelerini açıklamalarının markasal kullanım olarak nitelendirilemeyeceği zira bu durumun Anayasa'nın 26. maddesinde güvence altına alınmış olan "düşünce «ifade özgürlüğü»" hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, davalı yanın ihtilaf konusu içerikler bakımından içerik sağlayıcı değil yer sağlayıcı olduğu ve bu nedenle «şikayetlerin» doğruluğunu araştırma yükümlülüğünün bulunmadığından içerikten doğrudan sorumlu olmadığı, yer sağlayıcı olan davalının itiraz üzerine bazı şikayetleri kaldırdığı, …
EĞİTİM KURUMLARI" markası ile özel okul işlettiği ve bu okullarla ilgili öğrenci velilerinin «şikayetlerini» dile getirmek için gönderdikleri şikayetlerin davalıya ait ve bu amaçla kurulmuş olan www.....com alan adlı internet sitesinde yayınlandıkları, ancak şikayetler yayınlandıktan sonra ücretli üye olmayan gerçek ve tüzel kişilere bildirim yapılarak çözümlemelerin yayınlandığı, üye olup olmamasına bakılmaksızın şikayetle ilgili beyanda bulunması halinde açıklamalarına internet sitesinde yer verildiği veya şikayetin kaldırıldığı, davacının bu konuda bir girişimde bulunduğu halde gereğinin yapılmadığını kanıtlayamadığı, davalının internet sitesinin tüketicilerin almış oldukları mal ve hizmetlerle ilgili olumlu veya «olumsuz» düşüncelerini belirttikleri bir platform olduğu, söz konusu platformun yapısı gereği şikâyet edilen veya hakkında olumlu görüş bildirilen şirketlerin markalarının …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2024/1748 E. , 2025/560 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/2498 Esas, 2024/80 Karar
KARAR Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2019/76 E., 2020/100 K.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
KARAR
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin ... Hair International Saçlandırma Merkezinin sahibi olduğunu, davalı şirkete ait internet sitesinde hiçbir delil ve dayanak gösterilmeden müvekkilinin itibarını zedeleyici gerçeği yansıtmayan şikayetlerin davalı tarafça doğru olup olmadığı araştırılmaksızın haksız rekabet hükümlerine aykırı şekilde yayınladığını, müvekkiline ait amblem-isim ve markanın davalının internet sitesinde kullanılmasına izninin bulunmadığını, müvekkilince cevap ve savunma hakkı kullanılmak istendiğinde davalının ücretli üyelik talep ettiğini, müvekkilinin ticari itibarını zedeleme amacı güden asılsız, yanıltıcı yorumların yayınlamasının ve yorumlara para karşılığında cevap hakkı tanınmasının davalıya haksız ticari gelir sağladığını, davalıya ihtarname çekildiğini ancak sonuçsuz kaldığını ileri sürerek 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı TTK) 54.
ve devamı maddeleri ile 5651 sayılı Kanun hükümleri gereğince müvekkili aleyhine yayınlanan internet içeriklerinin yayından kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkiline ait www.sikayetvar.com internet sitesinin üretici, müşteri ve son kullanıcı arasında etkin, tarafsız bir yer sağlayıcı ve çözüm platformu olduğunu, günde yaklaşık 5.000 şikayetin yazıldığı bir platformda her şikayetin gerçekliğinin araştırılmasının mümkün olmadığını, davacının şikayetlere cevap ve itiraz hakkını üye olarak kazanmadığını, üye olsun ya da olmasın memnuniyete dönüştürülen her şikayetin tüketici tarafından yayından kaldırılabildiğini ve teşekkür metnine çevrilebildiğini, davacı firma hakkında yayından kaldırılmış ve teşekküre dönmüş pek çok şikayetin bulunduğunu, davacının iddialarının asılsız ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı kullanımının markasal bir kullanım olmadığı, haksız rekabetin şartlarının bulunmadığı, davalı yanın ihtilaf konusu içerikler bakımından içerik sağlayıcı değil yer sağlayıcı olduğu ve içerikten doğrudan sorumlu olmadığı, yer sağlayıcı olan davalının sorumluluğuna gidilebilmesi için gerekli olan "uyar-kaldır" yönteminin kullanıldığı yönünde de delil sunulmadığı, davalı yana ait alan adında yer alan şikayet metinlerinin davacı yana ait markalara tecavüz teşkil eder kullanım olarak değerlendirilemeyeceği, tüketici tarafından düşünce özgürlüğü kapsamında yazılan yazıların engellenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince istinaf edilmiştir.
IV. İSTİNAF
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı taraf her ne kadar davalı yana bildirimde bulunduğunu, buna rağmen davalının sisteme müdahalede bulunmayarak haksız içerikleri yayınlamaya devam ettiğini ileri sürmüş ise de davalıya gönderilen ihtarnamede "...internet sitenizde yayınladığınız aslı olmayan, yanlış, yanıltıcı içeriklerin kaldırılmasını ve içeriklerin yayınlanmamasının” kaldırılmasının ihtar edildiği, ancak ihtarın somutlaştırılmadığı, hangi içeriklerin ne suretle marka hakkına tecavüze ve haksız rekabete neden olduğunun belirtilmediği, bu nedenle davalı açısından geçerli ihtar koşulunun sağlanmadığı, kaldı ki gerçekte var olmayan şikayetlerin yayınlandığına ilişkin dosyaya yansıyan bir delilin bulunmadığı, şikayetlerin gerçek olmadığının ispatlanamadığı, davalı kullanımının bu anlamda markasal bir kullanım olmadığı, haksız rekabet şartlarının gerçekleşmediği, davalı yanın ihtilaf konusu içerikler bakımından içerik sağlayıcı değil yer sağlayıcı olduğu ve içerikten doğrudan sorumlu olmadığı, yer sağlayıcı olan davalının sorumluluğuna gidilebilmesi için gerekli olan "uyar-kaldır" yönteminin kullanıldığı yönünde geçerli bir delil sunulmadığı, sitede yer alan şikayet metinlerinin anayasal şikayet hakkı kapsamında değerlendirilmesi gerektiği, mahkemece davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmediği gerekçesiyle davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, hüküm, davacı vekilince temyiz edilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Dava ve Hukuki Nitelendirme
Dava, haksız rekabet ve marka hakkına tecavüzün tespiti ile önlenmesi istemine ilişkindir.
B. Değerlendirme ve Gerekçe
1.Dava, haksız rekabetin ve marka hakkına tecavüzün önlenmesi, yayınların internet sitesinden kaldırılmasına ilişkindir. Davacı, davalının; markası hakkındaki haksız ve karalayıcı tüketici yorumlarını yayınladığı, davalının bu yorumların doğruluğunu araştırmadığını, şikayetlere cevap verilmek istenildiğinde davacıdan üyelik ücreti istenildiği, davacının cevap hakkını kısıtlayan üyelik sisteminin haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürmüş, davalı ise yer sağlayıcısı olması nedeniyle işbu davada kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, hakkında şikayet yayınlanan kurumların cevap haklarını kullanabildikleri, bunun için ücret talep edilmediğini savunmuş, İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiş, davacının istinafı üzerine Bölge Adliye Mahkemesi tarafından istinaf isteminin esastan reddine karar verilmiştir.
2. Davalının, kendisine ücret ödeyerek üye olan üye firmalara verilen öncelik hakkı ile şikayetin yayınlanmadan çözülmesi imkanını tanıması, buna karşılık üye olmayan şirketlerin ise ancak haklarındaki şikayetler internet sitesinde yayınlandıktan sonra bu imkana sahip olmaları haksız rekabet teşkil etmektedir. Zira, üye şirketlere şikâyetleri yayınlanmadan çözme imkânı sağlanırken, üye olmayan şirketlere bu imkan verilmemekte, bu suretle davalı sitesine ücret ödeyerek üye olan şirketler yararına bir avantaj sağlanmaktadır. Davalının bu şekildeki eylemi, piyasadaki şirketleri davalı sitesine üye olmaya zorladığından, iyi niyetli ve ticari dürüstlüğe uygun bir eylem olarak kabulü mümkün değildir.
Tüm bu nedenlerle, davalının kendisine üye olan firmalara verdiği öncelik hakkını, davacı şirkete vermemesinin haksız rekabet teşkil ettiği değerlendirildiğinden kararın bozulması gerekmiştir.
VI. SONUÇ
Yukarda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 373/1 hükmü uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, 05.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/1130382800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz