Markanın hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/1115 E. 2023/4356 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ticari işletme↗ marka hakkına tecavüz↗ uyuşmazlık konusu↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ maddi ve manevi tazminat↗ fatura↗ ihtarname↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İskenderun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/1293 E., 2019/433 K.
Taraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2000 yılından bu yana yiyecek ve içecek hizmetlerini "Katık Döner" adı altında yürüttüğünü, markayı kullanan ilk kişi olduğunu, davalının müvekkilin eski ortağı olduğunu, ortaklıktan ayrılan davalının, önce kardeşi ... adına marka başvurusu yaptığını akabinde markayı kendi üzerine aldığını, davalının kardeşi ...'ın hiçbir zaman dava konusu marka ile ilgili faaliyette bulunmadığını, Katık Döner’in kurucusunun müvekkili olduğunu, marka sisteminin tam anlamıyla henüz bilinmediği bir dönemde uyuşmazlık konusu markayı kardeşi üzerine tescil ettirmek için 2011/118784 numaralı “ÇOBAN Katık Döner SİNCE 1988 AĞIZ TADINIZ” ibareli başvuruyu yaptığını, müvekkilinin aynı markayı "ÇOBAN” ibaresi olmadan kullandığını, bu sebeple davalının sahip olduğu bir markanın haklarından bahsetmenin mümkün olmadığını, müvekkilinin "Katık Döner" ibaresini davalıdan çok önce hem marka hem de ticari unvan olarak kullandığını belirterek, davalının 2011/118784 numaralı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkilinin eski ortak olduklarını, ortaklığa konu iş kolunun atari oyun salonu işletmeciliği olduğunu, ortaklığın sona ermesinden sonra müvekkilinin "Çoban Katık Döner" markası ile cafe döner restoran işletmeciliğine devam ettiğini, bu sektörde markasını tescil ettirmek için girişimlerde bulunduğunu, müvekkilinin kardeşi ...'ın markayı kendi adına tescil ettirdikten sonra müvekkiline devrettiğini, “Katık Döner” markasının kullanıma dayalı gerçek ve şeklen hak sahipliğinin müvekkiline ait olduğunu, davacının “Katık Döner” adının kullandığından müşterilerden gelen şikâyet ve sorular üzerine haberdar olduklarını, Adana 7. Noterliğinin 05.02.2014 tarihli ihtarnamesi ile davacının haksız kullanımının sonlanması için uyarıda bulunduğunu, marka hakkına tecavüzün önlenmesi, kaldırılması, maddi ve manevi tazminat talepli dava açtığını, müvekkilinin TPMK nezdinde tescilli 2011/118784 başvuru numaralı markasının "çoban katık döner" olduğunu, müvekkilinin markasındaki iştigal alanı olan “Döner” ve “since 1988 ağız tadınız” şeklindeki sloganın davalının sahip olduğu markasını diğer tüm markalardan ayırt edici nitelikte olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna dayanılarak davacının 2001 tarihinden bu yana "katık döner’ adı altında restoran - cafe işletmeciliği yaptığının vergi dairesi kayıtları ve vergi kanunları gereği düzenlenmiş bulunan evrak ile sabit olduğu, davacının "katık döner” ibaresini/işaretini birden çok ilde ve şubede kullandığı, davalı adına tescilli "çoban katık döner" markası ile davacının kullandığı işaretin aynı mal ve hizmetler ile ilgili olduğu, dava konusu markanın, davalı tarafından davacının ticari işletme olarak kullandığı "katık döner" ibaresinin başına "çoban" ibaresi eklenerek üretilmiş olduğu, davacının, "Katık Döner” işaretini davalıdan daha önceki bir tarihten bu yana kullanmakta olduğu gözönüne alındığında, öncelikli hak sahibi olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının kullanmakta olduğu 2011/118784 tescil numaralı "ÇOBAN KATIK DÖNER" markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin uzun yıllardan bu yana birçok ilde cafe restaurant ve döner satışı sektöründe faaliyet gösteren alanında en saygın firmalardan biri olduğunu, müvekkilinin "Katık Döner" markasını uzun yıllar kullanarak meşhur ve maruf hale getirdiğini, TPMK nezdinde 30.12.2011 tarihinde 2011/118784 başvuru numarası ile marka olarak tescil ettirdiğini, davacının 2000 yılından bu yana "Katık Döner" markasını kullandığı şeklindeki beyanının gerçek dışı olduğunu, hükme esas teşkil eden bilirkişi raporunun da eksik ve hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların ortak oldukları dönemde 2000'li yıllarda "Katık Döner" markasını birlikte kullandıkları, marka üzerindeki öncelik hakkının, o markayı yaratan, kullanan ve piyasada bilinir hale getiren kişiye ait olduğu, davacının, davalının kullanımından önce kullandığını iddia ettiği "Katık Döner" markasının kendisi tarafından oluşturulduğuna, yerelden daha geniş coğrafyada, ciddi ve sürekli olarak kullandığına, bu kullanımla markaya ayırt edici nitelik kazandırdığına dair dosyada delil bulunmadığı, tarafların ortak oldukları döneme ilişkin bir kısım fatura ve vergi dairesi tutanaklarında "Katık Döner" ibaresinin yer almasının, markanın davacı tarafından oluşturularak, tanınır hale getirildiğini ispatlayamayacağı, davacıya ait markanın esas unsurunun "Katık", davalıya ait markanın esas unsurunun ise "Çoban Katık" olduğu, katık kelimesinin sıfat olup, yiyecek adını nitelediği, bu ibarenin tanımlayıcı ibare olup, karşılaştırmada geri planda kalması gerektiği, buna göre taraflara ait markalar arasında karışıklık yaratacak şekilde benzerlik bulunmadığı, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 42 nci maddesinde belirtilen hükümsüzlük nedenlerinin gerçekleşmediği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince aldırılan raporun aksine bir rapor olmaksızın veya yeni bir rapor aldırılmaksızın genel ve soyut ifadelerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasının açıkça usul ve yasaya aykırı olduğu, tarafların daha önceden birlikte ticari işletme ortaklığı yaptıklarını, müvekkilinin 2001 tarihinden bu yana "katık döner" adı altında restoran-cafe işletmeciliği yaptığının vergi dairesi kayıtları ve vergi kanunları gereği düzenlenmiş bulunan evrak ile sabit olduğunu, müvekkilinin "katık döner” ibaresini/işaretini birden çok ilde ve şubede kullandığının teyit edilmesine rağmen Bölge Adliye Mahkemesince usul ve yasaya aykırı olarak red kararı verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının kullanmış olduğu markanın tescilinin hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK'nın 42 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/7729 E. 2023/1719 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ortalama tüketici · ayırt edicilik · iltibas
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların marka olarak kullanmak istedikleri işaretler arasında, «ortalama tüketici» nezdinde «iltibasa» sebebiyet verebilecek düzeyde benzerlik bulunduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraf markalarında ortak unsur olarak yer alan "katık döner" ibaresinin «ayırt ediciliği» zayıf bir ibare olduğunu, müvekkili markasının kapsamında yer alan diğer ibareler ve şekil unsuruyla «iltibas» ihtimalini bertaraf edecek şekilde davalının markasından farklılaştırıldığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı TPMK vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraf markalarının bütüncül olarak bıraktıkları izlenim itibarıyla «ortalama tüketici» nezdinde «iltibasa» sebebiyet verecek derecede benzer olduğunu, aksi yöndeki Bölge Adliye Mahkemesi kabulünün isabetli olmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
… ibaresini tanımladığı, tanımlayıcı ibarelerin kimsenin tekeline bırakılamayacağı, dolayısıyla sözü edilen ibarelerin varlığından hareketle taraf markaları arasında «iltibas» tehlikesi bulunduğunun söylenemeyeceği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/6549 E. 2023/1409 K.
Ortak:marka hakkına tecavüz · kaldırma ve yeniden hüküm
İncelediğiniz karardaKararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Noterliğinin 05.02.2014 tarihli «ihtarnamesi» ile davacının haksız kullanımının sonlanması için uyarıda bulunduğunu, «marka hakkına tecavüzün» önlenmesi, kaldırılması, maddi ve manevi tazminat talepli dava açtığını, müvekkilinin TPMK nezdinde tescilli 2011/118784 başvuru numaralı markasının "çoban katık d …
… li olarak kullandığına, bu kullanımla markaya ayırt edici nitelik kazandırdığına dair dosyada delil bulunmadığı, tarafların ortak oldukları döneme ilişkin bir kısım «fatura» ve vergi dairesi tutanaklarında "Katık Döner" ibaresinin yer almasının, markanın davacı tarafından oluşturularak, tanınır hale getirildiğini ispatlayamayacağı, davacıya ait markanın esas unsurunun "Katık", davalıya ait markanın esas unsurunun ise "Çoban Katık" olduğu, katık kelimesinin sıfat olup, yiyecek adını nitelediği, bu ibarenin tanımlayıcı ibare olup, karşılaştırmada geri planda kalması gerektiği, buna göre taraflara ait markalar arasında karışıklık yaratacak şekilde benzerlik bulunmadığı, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 42 nci maddesinde belirtilen hükümsüzlük nedenlerinin gerçekleşmediği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki «marka hakkına tecavüzün» önlenmesi ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
… , davalının, davacının 2011/118784 tescilli markasına kendi markalarının kullanımı aşar şekilde tecavüz ettiğinin tespitine, tecavüzün önlenmesine, 58.250,00 TL'nin «avans faizi» ile birlikte işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının, davacının «marka hakkına tecavüz» etmesi ve benzer kullanımı nedeniyle marka değerinin düşmesinden dolayı oluşan 5.000,00 TL manevi tazminatın kabulüyle dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye çapında yayın yapan ve kararın kesinleşeceği tarih itibarıyla trajı en yüksek 3 gazeteden birinde 1 kez «ilanına», ilan bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karar yalnızca davalı vekilince istinaf edilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:bekletici mesele · şikayet · hakkaniyet · kesinlik sınırı · taşıyan · maddi tazminat · yasal faiz · ilan
Benzer bu kararda… edildiğini, kullanımın müşterileri nazarında işletmesel bağlantıya sebep olacağını, ayrıca İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/64733 soruşturma nolu dosyasıyla «şikayette» bulunduklarından iddianame düzenlendiğini ve ceza davasının açıldığını, davalının eylemlerine halen devam ettiğini ileri sürerek davalı hakkında «marka hakkının tecavüzünün» önlenmesi adına gerekli önlemlerin alınmasına, fazlaya ilişkin haklarının saklı kalması kaydıyla şimdilik 1.000,00 TL maddi ve 5.000,00 TL manevi tazminatın davalıdan «yasal faizi» ile birlikte tahsiline, kararın Türkiye genelinde yayın yapan bir gazetede «ilanını» talep etmiştir.
… z kullanımı sebebiyle davacı tarafça lisans bedeli talep edildiğinden örnek lisans sözleşmeleri ışığında hesaplama yapıldığında davacının 50.000,00 TL + 8.250,00 TL «maddi tazminata» hak kazandığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalının, davacının 2011/118784 tescilli markasına kendi markalarının kullanımı aşar şekilde tecavüz ettiğinin tespitine, tecavüzün önlenmesine, 58.250,00 TL'nin «avans faizi» ile birlikte işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının, davacının «marka hakkına tecavüz» etmesi ve benzer kullanımından dolayı marka değerinin düşmesinden doyalı oluşan 5.000,00 TL manevi tazminatın kabulüyle dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye çapında yayın yapan ve kararın kesinleşeceği tarih itibariyle trajı en yüksek 3 gazeteden birinde 1 kez «ilanına», ilan bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı kullanımının davacının «marka hakkına tecavüz» oluşturduğunu, davacı tarafça emsal olarak sunulan sözleşmelerin 10 yıllık olduğu ve davacı markasının isim hakkının 10 yıl süreyle kullandırılması karşılığında 50.000,00 TL isim hakkı bedeli ile aylık 2.500,00 TL royalty bedeli kararlaştırıldığı dikkate alınmadan 58.250,00 TL'ye hükmedilmesinin yerinde olmadığı, davalı vekili istinaf dilekçesinde, müvekkilinin markasının 30.000,00 TL lisans bedeli ile devredildiğine yönelik beyanının ise yargılama sırasında delillendirmediği gibi her markanın lisans değerinin farklı olduğu, davacı markasının yurt dışına da lisans verdiği ve diğer lisans sözleşmeleri, aylık royalty bedeli, mahkemenin dikkate aldığı ihlal süresi de dikkate alınarak, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 50 nci maddesi gereğince 10.000,00 TL isim hakkı bedeli ile dava tarihine kadar tahakkuk edecek 8.250,00 TL royalty bedeli olmak üzere toplam 18.250,00 TL lisans bedelinin somut olayda «hakkaniyete» uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun kısmen kabulüne kısmen reddine, mahkeme kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne kısmen reddine, tarafların kazanılmış haklarının korunarak hükmün diğer kısımlarının aynen tekrarına, 18.250,00 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
… , davalının, davacının 2011/118784 tescilli markasına kendi markalarının kullanımı aşar şekilde tecavüz ettiğinin tespitine, tecavüzün önlenmesine, 58.250,00 TL'nin «avans faizi» ile birlikte işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, davalının, davacının «marka hakkına tecavüz» etmesi ve benzer kullanımı nedeniyle marka değerinin düşmesinden dolayı oluşan 5.000,00 TL manevi tazminatın kabulüyle dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan alınıp davacıya verilmesine, karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye çapında yayın yapan ve kararın kesinleşeceği tarih itibarıyla trajı en yüksek 3 gazeteden birinde 1 kez «ilanına», ilan bedelinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş, karar yalnızca davalı vekilince istinaf edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3726 E. 2020/2044 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:iltibas
Benzer bu kararda… dia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, başvuru konusu ibare ile davacının itirazına mesnet marka arasında 556 sayılı KHK'nın 8/1-b maddesi anlamında benzerlik ve «iltibas» tehlikesinin bulunmadığı, markalar arasında benzerlik bulunmadığından, benzerliğe dayalı sonuç doğurması mümkün olan aynı KHK'nın 8/3, 8/4 ve 35. maddeleri kapsamı …
Bölge adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, başvuru markasınının esas unsurunun “katık”, mesnet davacı markasının esas unsurunun ise “çoban katık” olduğu, tararf marka ve tescil kapsamlarının «iltibas» yaratacak düzeyde benzer olduğu gerekçesiyle istinaf isteminin kabulüne ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne, YİDK kararı iptaline ve markanın hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/3370 E. 2023/7802 K.
Ortak:marka hakkına tecavüz
İncelediğiniz karardaNoterliğinin 05.02.2014 tarihli «ihtarnamesi» ile davacının haksız kullanımının sonlanması için uyarıda bulunduğunu, «marka hakkına tecavüzün» önlenmesi, kaldırılması, maddi ve manevi tazminat talepli dava açtığını, müvekkilinin TPMK nezdinde tescilli 2011/118784 başvuru numaralı markasının "çoban katık d …
Benzer bu kararda… ürünün tanıtımına ait materyalde davalı firmanın adresi diğer 4 işletme ile birlikte "katık" markası adı altında faaliyet gösteren markalar olarak belirtildiğinden, «husumet itirazının» yerinde olmadığı, davalının markayı tescilli olduğu hali ile kullanmayarak davacının markasına yakınlaşmak suretiyle kullandığı, bu durumun tüketiciler nezdinde karışıklığa neden olduğu hususu incelenen değişik iş dosyasındaki tanıtım vasıtaları, markanın kullanıldığı dış mekan görüntüsü ve materyallere ilişkin görseller ve değişik iş dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporu ile anlaşıldığı, bu kullanımın şekil markası dikkate alındığında aynı işletmeye ait benzer nitelikte «iltibas» yaratan markasal bir kullanım olduğu, davalı tarafın kullanımında davacı şekil markasından «ayırt edicilik» sağlayacak ve benzerlikten kaçınacak ögelere yer verilmediği, aksine bu iltibası düşündürecek renklerin bir arada kullanımı, "katık" ibaresinin ürün tanıtımlarında «yerleştirilme yeri» ve kullanımını nedeniyle davacının «marka hakkına tecavüz» olduğu, davacının «maddi tazminat» istemini lisans seçeneğine göre talep ettiği, bilirkişilerin davalının cirosundan hareketle dosyaya «ibraz» edilen yurt içi satış cirosu üzerinden sektör uygulamalarına göre 4.062,50 TL lisans bedeli ile 10.000,00 TL giriş bedeli ödenmesinin uygun bulunduğunu bildirdikleri, bu bedelin somut olay yönünden «hakkaniyete» uygun lisans bedeli olarak belirlendiği, dosya kapsamına göre 5.000,00 TL manevi tazminatın uygun olduğu gerekçesiyle davacının marka hakkına tecavüzün tespitine, …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «marka hakkına tecavüzünün» tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Değerlendirme Dava, «marka hakkına tecavüzünün» tespiti, önlenmesi, maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ticari dürüstlük · seçimlik haklar · yerleşim yeri · husumet itirazı · bekletici mesele · tasdik kararı · münhasırlık · hakkaniyet
Benzer bu kararda… ürünün tanıtımına ait materyalde davalı firmanın adresi diğer 4 işletme ile birlikte "katık" markası adı altında faaliyet gösteren markalar olarak belirtildiğinden, «husumet itirazının» yerinde olmadığı, davalının markayı tescilli olduğu hali ile kullanmayarak davacının markasına yakınlaşmak suretiyle kullandığı, bu durumun tüketiciler nezdinde karışıklığa neden olduğu hususu incelenen değişik iş dosyasındaki tanıtım vasıtaları, markanın kullanıldığı dış mekan görüntüsü ve materyallere ilişkin görseller ve değişik iş dosyası kapsamında alınan bilirkişi raporu ile anlaşıldığı, bu kullanımın şekil markası dikkate alındığında aynı işletmeye ait benzer nitelikte «iltibas» yaratan markasal bir kullanım olduğu, davalı tarafın kullanımında davacı şekil markasından «ayırt edicilik» sağlayacak ve benzerlikten kaçınacak ögelere yer verilmediği, aksine bu iltibası düşündürecek renklerin bir arada kullanımı, "katık" ibaresinin ürün tanıtımlarında «yerleştirilme yeri» ve kullanımını nedeniyle davacının «marka hakkına tecavüz» olduğu, davacının «maddi tazminat» istemini lisans seçeneğine göre talep ettiği, bilirkişilerin davalının cirosundan hareketle dosyaya «ibraz» edilen yurt içi satış cirosu üzerinden sektör uygulamalarına göre 4.062,50 TL lisans bedeli ile 10.000,00 TL giriş bedeli ödenmesinin uygun bulunduğunu bildirdikleri, bu bedelin somut olay yönünden «hakkaniyete» uygun lisans bedeli olarak belirlendiği, dosya kapsamına göre 5.000,00 TL manevi tazminatın uygun olduğu gerekçesiyle davacının marka hakkına tecavüzün tespitine, …
İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin «maddi tazminat» hesaplanmasında 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 151 ... maddesinin ikinci fıkrası uyarınca davacının seçimine bağlı kalması gerektiğini, davacının «seçimlik haklarını» kullanarak anılan madde kapsamında "Sınai mülkiyet hakkına tecavüz edenin bu hakkı bir lisans sözleşmesi ile hukuka uygun şekilde kullanmış olması hâlinde ödemesi gereken lisans bedeli" üzerinden hesaplama yöntemi tercih edildiğini, dosyada alınan ... ve ek raporda, taraflarınca sunulan emsal lisans sözleşmelerine göre 34.333,26 TL lisans bedeli + 10.000,00 TL giriş bedeli maddi tazminat hesabı yapıldığını, yapılan hesaplama üzerinden davanın kabulü gerekirken İlk Derece Mahkemesince emsal lisans sözleşmeleri sunulmamış gibi genel hükümlere göre re'sen değerlendirme yapılmasının yerinde olmadığını, tazminatın «hakkaniyete» aykırı olacak şekilde düşük belirlendiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulünü istemiştir.
Çerman ile yapılan 14.11.2013 tarihli marka lisans sözleşmesinin de iki yıl süreli olduğu, «münhasır» olmayan lisans sözleşmesi olduğu ve lisans alana lisans hakkını üçüncü kişilere devir yetkisi verildiğinin de düzenlenmediği, bu durumda davalı tarafça lisans sözleşmesine dayalı olarak markanın kullanıldığının ve kullanımın hukuka uygun olduğunun davacı tarafa karşı ileri sürülmesi mümkün olmadığı, kaldı ki davalı tarafça, sözleşme kapsamında kullanıldığı ileri sürülen "KATIK" ibareli şekil markasının tescil edildiği şekilde kullanılmadığı, davalının iki ayrı markanın birinin sözcük unsurunu, diğerinin şekil unsurunu alarak ... bir marka gibi kullanması ve kullanımın davacının aynı sınıfta tescilli ve koruma altına olan davacının 2011/118784 sayılı marka ve logosuna benzetilmesi «ticari dürüstlük» kuralları ile bağdaşmayacağı, markaya tecavüzün tespiti ile önlenmesine karar verilmesi yerinde olduğu, davacı vekili sunulan sözleşmelere göre lisans bedeli hesaplanmasını talep etmişse de davacı tarafça emsal olarak sunulan sözleşmelerin 10 yıllık olduğu ve davacı markasının isim hakkının 10 yıl süreyle kullandırılması karşılığında 50.000,00 TL isim hakkı bedeli ile aylık 2.500,00 TL "royalty" bedeli kararlaştırıldığı, somut olayda ihlal süresinin 1 yıl 1 ay 20 ... olduğu bilirkişi ... ve ek raporunda tespiti yapılan davalı cirosu dikkate alındığında, belirtilen ihlal süresi için hükmedilen 14.062,50 TL lisans bedeline dayalı «maddi tazminatın» dosya kapsamına uygun olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Şti. ile imzalanan 28.09.2014-28.09.2019 tarihleri arasında geçerli olduğu beyan edilen sözleşmenin, noter «tasdikli» olmadığı, tescil edilmediğinin anlaşıldığı, ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/1115 E. , 2023/4356 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/2056 Esas, 2021/1194 Karar
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İskenderun 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2016/1293 E., 2019/433 K.
Taraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 2000 yılından bu yana yiyecek ve içecek hizmetlerini "Katık Döner" adı altında yürüttüğünü, markayı kullanan ilk kişi olduğunu, davalının müvekkilin eski ortağı olduğunu, ortaklıktan ayrılan davalının, önce kardeşi ... adına marka başvurusu yaptığını akabinde markayı kendi üzerine aldığını, davalının kardeşi ...'ın hiçbir zaman dava konusu marka ile ilgili faaliyette bulunmadığını, Katık Döner’in kurucusunun müvekkili olduğunu, marka sisteminin tam anlamıyla henüz bilinmediği bir dönemde uyuşmazlık konusu markayı kardeşi üzerine tescil ettirmek için 2011/118784 numaralı “ÇOBAN Katık Döner SİNCE 1988 AĞIZ TADINIZ” ibareli başvuruyu yaptığını, müvekkilinin aynı markayı "ÇOBAN” ibaresi olmadan kullandığını, bu sebeple davalının sahip olduğu bir markanın haklarından bahsetmenin mümkün olmadığını, müvekkilinin "Katık Döner" ibaresini davalıdan çok önce hem marka hem de ticari unvan olarak kullandığını belirterek, davalının 2011/118784 numaralı markasının hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ile müvekkilinin eski ortak olduklarını, ortaklığa konu iş kolunun atari oyun salonu işletmeciliği olduğunu, ortaklığın sona ermesinden sonra müvekkilinin "Çoban Katık Döner" markası ile cafe döner restoran işletmeciliğine devam ettiğini, bu sektörde markasını tescil ettirmek için girişimlerde bulunduğunu, müvekkilinin kardeşi ...'ın markayı kendi adına tescil ettirdikten sonra müvekkiline devrettiğini, “Katık Döner” markasının kullanıma dayalı gerçek ve şeklen hak sahipliğinin müvekkiline ait olduğunu, davacının “Katık Döner” adının kullandığından müşterilerden gelen şikâyet ve sorular üzerine haberdar olduklarını, Adana 7. Noterliğinin 05.02.2014 tarihli ihtarnamesi ile davacının haksız kullanımının sonlanması için uyarıda bulunduğunu, marka hakkına tecavüzün önlenmesi, kaldırılması, maddi ve manevi tazminat talepli dava açtığını, müvekkilinin TPMK nezdinde tescilli 2011/118784 başvuru numaralı markasının "çoban katık döner" olduğunu, müvekkilinin markasındaki iştigal alanı olan “Döner” ve “since 1988 ağız tadınız” şeklindeki sloganın davalının sahip olduğu markasını diğer tüm markalardan ayırt edici nitelikte olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna dayanılarak davacının 2001 tarihinden bu yana "katık döner’ adı altında restoran - cafe işletmeciliği yaptığının vergi dairesi kayıtları ve vergi kanunları gereği düzenlenmiş bulunan evrak ile sabit olduğu, davacının "katık döner” ibaresini/işaretini birden çok ilde ve şubede kullandığı, davalı adına tescilli "çoban katık döner" markası ile davacının kullandığı işaretin aynı mal ve hizmetler ile ilgili olduğu, dava konusu markanın, davalı tarafından davacının ticari işletme olarak kullandığı "katık döner" ibaresinin başına "çoban" ibaresi eklenerek üretilmiş olduğu, davacının, "Katık Döner” işaretini davalıdan daha önceki bir tarihten bu yana kullanmakta olduğu gözönüne alındığında, öncelikli hak sahibi olduğunun anlaşıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalının kullanmakta olduğu 2011/118784 tescil numaralı "ÇOBAN KATIK DÖNER" markasının hükümsüzlüğüne karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müvekkilinin uzun yıllardan bu yana birçok ilde cafe restaurant ve döner satışı sektöründe faaliyet gösteren alanında en saygın firmalardan biri olduğunu, müvekkilinin "Katık Döner" markasını uzun yıllar kullanarak meşhur ve maruf hale getirdiğini, TPMK nezdinde 30.12.2011 tarihinde 2011/118784 başvuru numarası ile marka olarak tescil ettirdiğini, davacının 2000 yılından bu yana "Katık Döner" markasını kullandığı şeklindeki beyanının gerçek dışı olduğunu, hükme esas teşkil eden bilirkişi raporunun da eksik ve hatalı olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tarafların ortak oldukları dönemde 2000'li yıllarda "Katık Döner" markasını birlikte kullandıkları, marka üzerindeki öncelik hakkının, o markayı yaratan, kullanan ve piyasada bilinir hale getiren kişiye ait olduğu, davacının, davalının kullanımından önce kullandığını iddia ettiği "Katık Döner" markasının kendisi tarafından oluşturulduğuna, yerelden daha geniş coğrafyada, ciddi ve sürekli olarak kullandığına, bu kullanımla markaya ayırt edici nitelik kazandırdığına dair dosyada delil bulunmadığı, tarafların ortak oldukları döneme ilişkin bir kısım fatura ve vergi dairesi tutanaklarında "Katık Döner" ibaresinin yer almasının, markanın davacı tarafından oluşturularak, tanınır hale getirildiğini ispatlayamayacağı, davacıya ait markanın esas unsurunun "Katık", davalıya ait markanın esas unsurunun ise "Çoban Katık" olduğu, katık kelimesinin sıfat olup, yiyecek adını nitelediği, bu ibarenin tanımlayıcı ibare olup, karşılaştırmada geri planda kalması gerektiği, buna göre taraflara ait markalar arasında karışıklık yaratacak şekilde benzerlik bulunmadığı, 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin (556 sayılı KHK) 42 nci maddesinde belirtilen hükümsüzlük nedenlerinin gerçekleşmediği gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesince aldırılan raporun aksine bir rapor olmaksızın veya yeni bir rapor aldırılmaksızın genel ve soyut ifadelerle yerel mahkeme kararının kaldırılmasının açıkça usul ve yasaya aykırı olduğu, tarafların daha önceden birlikte ticari işletme ortaklığı yaptıklarını, müvekkilinin 2001 tarihinden bu yana "katık döner" adı altında restoran-cafe işletmeciliği yaptığının vergi dairesi kayıtları ve vergi kanunları gereği düzenlenmiş bulunan evrak ile sabit olduğunu, müvekkilinin "katık döner” ibaresini/işaretini birden çok ilde ve şubede kullandığının teyit edilmesine rağmen Bölge Adliye Mahkemesince usul ve yasaya aykırı olarak red kararı verildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davalının kullanmış olduğu markanın tescilinin hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK'nın 42 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.07.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/934705800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz