Marka hakkına tecavüz | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/69 E. 2023/3458 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pos cihazı↗ tanık beyanı↗ vekalet ücreti takdiri↗ maktu vekalet ücreti↗ hakkaniyet↗ kesin süre↗ marka hakkına tecavüz↗ kâr kaybı↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ ihtar↗ maddi ve manevi tazminat↗ ihtarname↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ maddi tazminat↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ temsil↗ iltibas↗ kesin hüküm↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI : 2018/170 E., 2019/222 K.
Taraflar arasındaki markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "... Börek 100 yıldır yoğrulan hamur" ibareli 2009/59934 sayılı 30. sınıf malları kapsayan markasının bulunduğunu, müvekkilinin "İnci Börek" adıyla haklı bir güvenirliğe ve bilinirliğe kavuştuğunu, davalının ise "İNCİ BÖREK 1984'ten Beri Yoğrulan Hamur" markasını iş yeri tanıtım evrakında, cam ve tabelalarında, ambalajlarda, paketlerde, işletme yazar kasa fişi, pos cihaz fişleri ve ticari belgelerinde haksız olarak kullandığını, davalının bu kullanımının, müvekkili markası ile karıştırılmaya yol açtığını, bu durumun markaya tecavüz oluşturduğunu, gönderilen ihtara rağmen davalının kullanımına son vermediğini ileri sürerek markaya tecavüzün tespitine ve önlenmesine, şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, maddi tazminata 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 151 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca hakkaniyete uygun bir payın daha eklenmesine, 10.000,00 TL itibar kaybı tazminatının ve 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde; iddiasını genişleterek davalı adına tescilli 2012/102677 sayılı markanın hükümsüzlüğünü talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacının abisi kendisinin de eniştesi olan ...'den o zaman İnci Börek ismi ile faaliyet gösteren pasta börek imal ve satış yerini ismi ile birlikte 10.02.1999 tarihinde devir aldığını, devir aldığı tarihten bu yana da işletmeyi eski ismi tahtında İnci Börek olarak aynı mahalle sınırları içerisinde marka tescil belgesi aldığı tarihe kadar kullandığını, müvekkilinin "Kamil İnci" ismi adı altında marka tescil ettirdiğini, iş yerlerinde davacının iddia ettiği gibi 1984'ten beri yoğrulan hamur sloganını kullanmadığını, iş yerinin dışında duvarda 1984 beri değişmeyen lezzet sloganını kullandığını, davacı tarafın ... Börek 100 yıldır yoğrulan hamur markası ile müvekkilinin Kamil İnci markasının birbirinden tamamen farklı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıya ait "kamil inci börek" işaretli kullanımının ve adına tescilli "KAMİL İNCİ" markasının, davacı adına tescilli markadan doğan haklara tecavüz etmediği, markaya tecavüz durumu olmadığından davalı markasının hükümsüzlüğü şartlarının gerçekleşmediği, markaya tecavüz durumu olmadığından davacı yararına tazminat koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin kararına esas aldığı bilirkişi raporunun yerel bir marka olan taraf markalarının Ankara'da bulunan bilirkişiler tarafından dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu karşılaştırılması ile hazırlandığını, Eskişehir ili koşulları marka bilinirliği ve halkının eğilimi dikkate alınmadan düzenlendiğini, müvekkili markasının "İnci Börek" olarak iyi bilindiğini, Eskişehir ilinden bilirkişi seçilmesi gerekirken başka bir ilden bilirkişi seçilmesinin yasaya aykırı olduğunu, mahkemece rapora itirazları üzerine yeni bir rapor alınmasına karar verilerek kendilerine kesin süre verilmiş ise de kesin süre için yasada belirlenen hiç bir usule uyulmadığını, verilen kesin sürenin hukuki sonuç doğuracak nitelik taşımadığını, kesin sürenin başlangıcına dair tefhim veya tebliğ tarihinden şeklinde net olmayan ibare kullanıldığını, müvekkilinin isminin ... olup, soyadını marka olarak tescil ettirdiğini ve kullandığını, davalının adında ya da soyadında "İNCİ" ibaresinin geçmediğini, davalının aynı ibareyi müvekkilinin tescili sonrasında iltibas yaratarak kullanmaya başladığını, tanık beyanlarının da iddialarını doğruladığını, davanın, marka hakkına tecavüz teşkil eden davalı eyleminden kaynaklanan hükümsüzlük ve tazminat kararı verilmesi istemli olduğunu, bu sebeple tek nedene dayalı farklı isteklerin ayrı ayrı davalar gibi değerlendirilerek her biri için ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Kamil İnci" ibareli davalı markası ile "... Börek 100 yıldır yoğrulan hamur" ibareli davacı markası arasında ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, markaların farklılaştıkları ve hükümsüzlük davasının reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, aynı nedenlerle davalının fiili kullanımının da davacının 2009/59934 sayılı markasına tecavüz teşkil etmediği, iltibas değerlendirmesinin hakimin hukuki bilgisi ile çözümlenecek hususlardan olması nedeniyle davacı vekilinin bilirkişi raporuna ilişkin istinaf itirazlarının yerinde bulunmadığı, davacının 2009/59934 sayılı markası 30.11.2010 tarihinde tescil edilmiş olup, tarafların aynı yerde karşılıklı olarak faaliyet gösterdikleri, davalı iş yerinin, davacının abisi tarafından davalıya devredildiği hususları gözetildiğinde, davalı kullanımına ilk kez 31.07.2017 tarihli ihtarname ile karşı çıkan davacının artık sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı, ilk derece mahkemesince de bu husus gözetilerek bu gerekçe ile de davanın reddine karar verilmesi gerekirken bu hususun gözden kaçırılmasının doğru olmadığı, bu nedenle de davanın reddine karar vermek gerektiği, marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi, maddi ve manevi tazminat ile ayrıca davalı markasının hükümsüzlüğü talep edilmiş olup, vekille temsil olunan davalı yararına reddedilen 4 asli talep yönünden ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken mahkemece beş ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru görülmediği, bu yönden davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, davacı vekilinin açıklanan istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine, davalı lehine dört ayrı maktu vekalet ücreti takdirine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sadece davacı tarafın istinaf yoluna başvurduğunu, sessiz kalmaya dair istinafı olmadığını, incelemenin istinaf itirazları ile sınırlı olması gerektiğini, istinaf başvurusunun kabulü nedeniyle lehine vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken takdir edilmediğini belirterek ve istinaf dilekçesindeki hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
1. Uyuşmazlık, markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi, tazminat ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 inci maddesinin ikinci fıkrası.
2. 6769 sayılı Kanun'un 151 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve davalının tescilsiz kullanımının davacı markasının tescil tarihinden önceye dayalı olmasına, öncelik hakkı bulunmasına göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Rücuen tazminat | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17945 E. 2015/12483 K.
Ortak:temsil
İncelediğiniz karardaBörek 100 yıldır yoğrulan hamur" ibareli davacı markası arasında ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin bulunmadığı, markaların farklılaştıkları ve hükümsüzlük davasının reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, aynı nedenlerle davalının fiili kullanımının da davacının 2009/59934 sayılı markasına tecavüz teşkil etmediği, iltibas değerlendirmesinin hakimin hukuki bilgisi ile çözümlenecek hususlardan olması nedeniyle davacı vekilinin bilirkişi raporuna ilişkin istinaf itirazlarının yerinde bulunmadığı, davacının 2009/59934 sayılı markası 30.11.2010 tarihinde tescil edilmiş olup, tarafların aynı yerde karşılıklı olarak faaliyet gösterdikleri, davalı iş yerinin, davacının abisi tarafından davalıya devredildiği hususları gözetildiğinde, davalı kullanımına ilk kez 31.07.2017 tarihli «ihtarname» ile karşı çıkan davacının artık sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» uğradığı, ilk derece mahkemesince de bu husus gözetilerek bu gerekçe ile de davanın reddine karar verilmesi gerekirken bu hususun gözden kaçırılmasının doğru olmadığı, bu nedenle de davanın reddine karar vermek gerektiği, «marka hakkına tecavüzün» tespiti ve önlenmesi, maddi ve manevi tazminat ile ayrıca davalı markasının hükümsüzlüğü talep edilmiş olup, vekille «temsil» olunan davalı yararına reddedilen 4 asli talep yönünden ayrı ayrı «vekalet ücreti takdir» edilmesi gerekirken mahkemece beş ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru görülmediği, bu yönden davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, davacı vekilinin açıklanan istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine, davalı lehine dört ayrı «maktu vekalet ücreti» takdirine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda… şartlarda satılacağı ve Kamil Barlın tarafından payların hangi şartlarda alınacağı hususunu içerdiği, 4/1. maddede davacı şirket hisselerinin % 100'ü, bu hisselerin «temsil» ettiği tüm haklar ile birlikte 5.000.000 EURO bedel karşılığında Kamil Barlın'a devredileceği, 4/3. maddede hisselerin devrinin davacı şirketin tüm bilanço ve gelir gider hesaplarının incelenmesini müteakip yapılacağı, 4/4. maddede hisselerin önce % 51 kısmının, bilahare 31.12.2008 tarihine kadar tamamının devredileceği düzenlenmiş olup, davalı tarafın hisselerinin % 51 kısmını dava dışı Kamil Barlın'a devrettiği, hisselerin kalan kısmının halen davalı üzerinde kaldığı, «hisse devri» öncesi davalının «payının» 1996/2000 pay olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:sponsorluk sözleşmesi · muaccel alacak · erken açılan dava · rücuan tazminat · hisse devri · muacceliyet · hisse devir sözleşmesi · anonim şirket
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, asıl davada takip tarihi itibariyle «muaccel alacak» bulunmadığı, vergi ödemelerinin icra takibinden sonra yapıldığı, asıl davanın erken açıldığı, birleşen davada şirketin 24.615,76 TL vergi cezasını ödediği, «hisse devir sözleşmesinin» 9. maddesine göre davalının vergi borcundan sorumlu bulunduğu, «sponsorluk sözleşmelerinin» işbu dava ile ilgisinin olmadığı gerekçesiyle, asıl davanın erken açılması nedeniyle reddine, birleşen davanın kabulüne, 24.615,76 TL'nin davalıdan tahsiline karar …
1- Dava, «anonim şirket» hisse devrinden kaynaklanan «rücuan tazminat» istemine ilişkin olup, davacı taraf 25.07.2007 tarihinde anonim şirket «hisse devir sözleşmesi» imzalandığını, davalının hisselerini dava dışı Kamil Barlın'a devredeceğini, sözleşmenin 9. maddesine göre davacı şirketin hisselerinin tamamı Kamil Barlın'a devri …
Mahkemece, asıl davanın itirazın iptali şekilde açıldığı, takip tarihi itibariyle ödenmiş vergi cezası bulunmadığı gerekçesiyle, «erken açılan» davanın reddine, birleşen davada ise davacı şirketin ödemiş olduğu 24.615,76 TL vergi cezasının sözleşme hükümleri uyarınca davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… şartlarda satılacağı ve Kamil Barlın tarafından payların hangi şartlarda alınacağı hususunu içerdiği, 4/1. maddede davacı şirket hisselerinin % 100'ü, bu hisselerin «temsil» ettiği tüm haklar ile birlikte 5.000.000 EURO bedel karşılığında Kamil Barlın'a devredileceği, 4/3. maddede hisselerin devrinin davacı şirketin tüm bilanço ve gelir gider hesaplarının incelenmesini müteakip yapılacağı, 4/4. maddede hisselerin önce % 51 kısmının, bilahare 31.12.2008 tarihine kadar tamamının devredileceği düzenlenmiş olup, davalı tarafın hisselerinin % 51 kısmını dava dışı Kamil Barlın'a devrettiği, hisselerin kalan kısmının halen davalı üzerinde kaldığı, «hisse devri» öncesi davalının «payının» 1996/2000 pay olduğu konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/13122 E. 2013/10673 K.
Ortak:vekalet ücreti takdiri · maddi tazminat · vekalet ücreti · temsil
İncelediğiniz karardaBörek 100 yıldır yoğrulan hamur" ibareli davacı markası arasında ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin bulunmadığı, markaların farklılaştıkları ve hükümsüzlük davasının reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, aynı nedenlerle davalının fiili kullanımının da davacının 2009/59934 sayılı markasına tecavüz teşkil etmediği, iltibas değerlendirmesinin hakimin hukuki bilgisi ile çözümlenecek hususlardan olması nedeniyle davacı vekilinin bilirkişi raporuna ilişkin istinaf itirazlarının yerinde bulunmadığı, davacının 2009/59934 sayılı markası 30.11.2010 tarihinde tescil edilmiş olup, tarafların aynı yerde karşılıklı olarak faaliyet gösterdikleri, davalı iş yerinin, davacının abisi tarafından davalıya devredildiği hususları gözetildiğinde, davalı kullanımına ilk kez 31.07.2017 tarihli «ihtarname» ile karşı çıkan davacının artık sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» uğradığı, ilk derece mahkemesince de bu husus gözetilerek bu gerekçe ile de davanın reddine karar verilmesi gerekirken bu hususun gözden kaçırılmasının doğru olmadığı, bu nedenle de davanın reddine karar vermek gerektiği, «marka hakkına tecavüzün» tespiti ve önlenmesi, maddi ve manevi tazminat ile ayrıca davalı markasının hükümsüzlüğü talep edilmiş olup, vekille «temsil» olunan davalı yararına reddedilen 4 asli talep yönünden ayrı ayrı «vekalet ücreti takdir» edilmesi gerekirken mahkemece beş ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru görülmediği, bu yönden davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, davacı vekilinin açıklanan istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine, davalı lehine dört ayrı «maktu vekalet ücreti» takdirine karar verilmiştir.
… avalının ise "İNCİ BÖREK 1984'ten Beri Yoğrulan Hamur" markasını iş yeri tanıtım evrakında, cam ve tabelalarında, ambalajlarda, paketlerde, işletme yazar kasa fişi, «pos cihaz» fişleri ve ticari belgelerinde haksız olarak kullandığını, davalının bu kullanımının, müvekkili markası ile karıştırılmaya yol açtığını, bu durumun markaya tecavüz oluşturduğunu, gönderilen «ihtara» rağmen davalının kullanımına «son» vermediğini ileri sürerek markaya tecavüzün tespitine ve önlenmesine, şimdilik 10.000,00 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, maddi tazminata 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 151 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca «hakkaniyete» uygun bir payın daha eklenmesine, 10.000,00 TL itibar «kaybı» tazminatının ve 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmi …
… gerekirken başka bir ilden bilirkişi seçilmesinin yasaya aykırı olduğunu, mahkemece rapora itirazları üzerine yeni bir rapor alınmasına karar verilerek kendilerine «kesin süre» verilmiş ise de kesin süre için yasada belirlenen hiç bir usule uyulmadığını, verilen kesin sürenin hukuki sonuç doğuracak nitelik taşımadığını, kesin sürenin başlangıcına dair tefhim veya tebliğ tarihinden şeklinde net olmayan ibare kullanıldığını, müvekkilinin isminin ... olup, soyadını marka olarak tescil ettirdiğini ve kullandığını, davalının adında ya da soyadında "İNCİ" ibaresinin geçmediğini, davalının aynı ibareyi müvekkilinin tescili sonrasında «iltibas» yaratarak kullanmaya başladığını, «tanık beyanlarının» da iddialarını doğruladığını, davanın, «marka hakkına tecavüz» teşkil eden davalı eyleminden kaynaklanan hükümsüzlük ve tazminat kararı verilmesi istemli olduğunu, bu sebeple tek nedene dayalı farklı isteklerin ayrı ayrı davalar gibi değerlendirilerek her biri için ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, manevi tazminata ilişkin talebin kısmen kabulüne karar verilmiş olmasına rağmen, reddedilen kısım üzerinden kendisini vekil ile «temsil» ettiren davalı ... lehine «vekalet ücreti takdir» edilmemesi doğru görülmemiş bozmayı gerektirmiştir.
Mahkemece tüm dosya kapsamı nazara alınarak, «maddi tazminata» ilişkin talebin kısmen kabulü ile, 2.210,35 TL'nin «yasal faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazla talebin reddine, faizin davalı ... ve Kamil Koç A.Ş. için olay tarihi 24/09/2009, diğer davalı ... şirketi için 01/05/2010 tarihinden itibaren yürütülmesine, davalı ... şirketinin «poliçe limiti» ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasına, manevi tazmınata ilişkin talebin kısmen kabulü ile, 3.000 TL manevi tazminatın olay tarihi 24/09/2009 tarihinden itibaren i …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:poliçe limiti · yasal faiz
Benzer bu karardaMahkemece tüm dosya kapsamı nazara alınarak, «maddi tazminata» ilişkin talebin kısmen kabulü ile, 2.210,35 TL'nin «yasal faizi» ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya ödenmesine, fazla talebin reddine, faizin davalı ... ve Kamil Koç A.Ş. için olay tarihi 24/09/2009, diğer davalı ... şirketi için 01/05/2010 tarihinden itibaren yürütülmesine, davalı ... şirketinin «poliçe limiti» ile sınırlı olarak sorumlu tutulmasına, manevi tazmınata ilişkin talebin kısmen kabulü ile, 3.000 TL manevi tazminatın olay tarihi 24/09/2009 tarihinden itibaren i …
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/7958 E. 2013/23520 K.
Ortak:marka hakkına tecavüz · iltibas
İncelediğiniz kararda… gerekirken başka bir ilden bilirkişi seçilmesinin yasaya aykırı olduğunu, mahkemece rapora itirazları üzerine yeni bir rapor alınmasına karar verilerek kendilerine «kesin süre» verilmiş ise de kesin süre için yasada belirlenen hiç bir usule uyulmadığını, verilen kesin sürenin hukuki sonuç doğuracak nitelik taşımadığını, kesin sürenin başlangıcına dair tefhim veya tebliğ tarihinden şeklinde net olmayan ibare kullanıldığını, müvekkilinin isminin ... olup, soyadını marka olarak tescil ettirdiğini ve kullandığını, davalının adında ya da soyadında "İNCİ" ibaresinin geçmediğini, davalının aynı ibareyi müvekkilinin tescili sonrasında «iltibas» yaratarak kullanmaya başladığını, «tanık beyanlarının» da iddialarını doğruladığını, davanın, «marka hakkına tecavüz» teşkil eden davalı eyleminden kaynaklanan hükümsüzlük ve tazminat kararı verilmesi istemli olduğunu, bu sebeple tek nedene dayalı farklı isteklerin ayrı ayrı davalar gibi değerlendirilerek her biri için ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Börek 100 yıldır yoğrulan hamur" ibareli davacı markası arasında ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin bulunmadığı, markaların farklılaştıkları ve hükümsüzlük davasının reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, aynı nedenlerle davalının fiili kullanımının da davacının 2009/59934 sayılı markasına tecavüz teşkil etmediği, iltibas değerlendirmesinin hakimin hukuki bilgisi ile çözümlenecek hususlardan olması nedeniyle davacı vekilinin bilirkişi raporuna ilişkin istinaf itirazlarının yerinde bulunmadığı, davacının 2009/59934 sayılı markası 30.11.2010 tarihinde tescil edilmiş olup, tarafların aynı yerde karşılıklı olarak faaliyet gösterdikleri, davalı iş yerinin, davacının abisi tarafından davalıya devredildiği hususları gözetildiğinde, davalı kullanımına ilk kez 31.07.2017 tarihli «ihtarname» ile karşı çıkan davacının artık sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» uğradığı, ilk derece mahkemesince de bu husus gözetilerek bu gerekçe ile de davanın reddine karar verilmesi gerekirken bu hususun gözden kaçırılmasının doğru olmadığı, bu nedenle de davanın reddine karar vermek gerektiği, «marka hakkına tecavüzün» tespiti ve önlenmesi, maddi ve manevi tazminat ile ayrıca davalı markasının hükümsüzlüğü talep edilmiş olup, vekille «temsil» olunan davalı yararına reddedilen 4 asli talep yönünden ayrı ayrı «vekalet ücreti takdir» edilmesi gerekirken mahkemece beş ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru görülmediği, bu yönden davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, davacı vekilinin açıklanan istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine, davalı lehine dört ayrı «maktu vekalet ücreti» takdirine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, davacı adına tescilli “HAMURCAFE” ve “HAMURABİ” ibareli markalarla «iltibas» oluşturan “ÖZHAMUR” markasının davalı tarafından kullanıldığı iddiasıyla «marka hakkına tecavüzün» ve «haksız rekabetin» tespiti ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemine, birleşen dava ise davalının ticaret ünvanında yer alan “ÖZHAMUR” ibaresinin «terkini» talebine ilişkindir.
… cı unsur olarak “HAMUR” ibaresini kullanmasını yasaklayamayacağı, 556 sayılı KHK'nın 7/c,d fıkraları gereğince ticaret alanında herkes tarafından kullanılan adların «münhasıran» veya esas unsur olarak marka olarak tescil edilemeyeceği, davalının ticaret ünvanında yer alan “Hamur” ibaresinin davacı markaları ile «iltibas» tehlikesinin de bulunmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Böylece; taraflar arasında daha önce görülen söz konusu dava nazara alınarak; eldeki dosya davacısı adına tescili “HAMUR CAFE” ile davalı tarafından kullanılan “ÖZ HAMUR” işaretleri arasında benzerlik ve «iltibas» bakımından güçlü bir delil oluşturacağının kabulüyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru olmamış; kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:münhasırlık · terkin · haksız rekabet
Benzer bu karardaDava, davacı adına tescilli “HAMURCAFE” ve “HAMURABİ” ibareli markalarla «iltibas» oluşturan “ÖZHAMUR” markasının davalı tarafından kullanıldığı iddiasıyla «marka hakkına tecavüzün» ve «haksız rekabetin» tespiti ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemine, birleşen dava ise davalının ticaret ünvanında yer alan “ÖZHAMUR” ibaresinin «terkini» talebine ilişkindir.
… cı unsur olarak “HAMUR” ibaresini kullanmasını yasaklayamayacağı, 556 sayılı KHK'nın 7/c,d fıkraları gereğince ticaret alanında herkes tarafından kullanılan adların «münhasıran» veya esas unsur olarak marka olarak tescil edilemeyeceği, davalının ticaret ünvanında yer alan “Hamur” ibaresinin davacı markaları ile «iltibas» tehlikesinin de bulunmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/8759 E. 2012/14019 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/69 E. , 2023/3458 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1794 Esas, 2021/1109 Karar
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI 2018/170 E., 2019/222 K.
Taraflar arasındaki markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi ve tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
1.Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin "... Börek 100 yıldır yoğrulan hamur" ibareli 2009/59934 sayılı 30. sınıf malları kapsayan markasının bulunduğunu, müvekkilinin "İnci Börek" adıyla haklı bir güvenirliğe ve bilinirliğe kavuştuğunu, davalının ise "İNCİ BÖREK 1984'ten Beri Yoğrulan Hamur" markasını iş yeri tanıtım evrakında, cam ve tabelalarında, ambalajlarda, paketlerde, işletme yazar kasa fişi, pos cihaz fişleri ve ticari belgelerinde haksız olarak kullandığını, davalının bu kullanımının, müvekkili markası ile karıştırılmaya yol açtığını, bu durumun markaya tecavüz oluşturduğunu, gönderilen ihtara rağmen davalının kullanımına son vermediğini ileri sürerek markaya tecavüzün tespitine ve önlenmesine, şimdilik 10.000,00 TL maddi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, maddi tazminata 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 151 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca hakkaniyete uygun bir payın daha eklenmesine, 10.000,00 TL itibar kaybı tazminatının ve 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
2. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde; iddiasını genişleterek davalı adına tescilli 2012/102677 sayılı markanın hükümsüzlüğünü talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin davacının abisi kendisinin de eniştesi olan ...'den o zaman İnci Börek ismi ile faaliyet gösteren pasta börek imal ve satış yerini ismi ile birlikte 10.02.1999 tarihinde devir aldığını, devir aldığı tarihten bu yana da işletmeyi eski ismi tahtında İnci Börek olarak aynı mahalle sınırları içerisinde marka tescil belgesi aldığı tarihe kadar kullandığını, müvekkilinin "Kamil İnci" ismi adı altında marka tescil ettirdiğini, iş yerlerinde davacının iddia ettiği gibi 1984'ten beri yoğrulan hamur sloganını kullanmadığını, iş yerinin dışında duvarda 1984 beri değişmeyen lezzet sloganını kullandığını, davacı tarafın ... Börek 100 yıldır yoğrulan hamur markası ile müvekkilinin Kamil İnci markasının birbirinden tamamen farklı olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalıya ait "kamil inci börek" işaretli kullanımının ve adına tescilli "KAMİL İNCİ" markasının, davacı adına tescilli markadan doğan haklara tecavüz etmediği, markaya tecavüz durumu olmadığından davalı markasının hükümsüzlüğü şartlarının gerçekleşmediği, markaya tecavüz durumu olmadığından davacı yararına tazminat koşullarının bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin kararına esas aldığı bilirkişi raporunun yerel bir marka olan taraf markalarının Ankara'da bulunan bilirkişiler tarafından dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu karşılaştırılması ile hazırlandığını, Eskişehir ili koşulları marka bilinirliği ve halkının eğilimi dikkate alınmadan düzenlendiğini, müvekkili markasının "İnci Börek" olarak iyi bilindiğini, Eskişehir ilinden bilirkişi seçilmesi gerekirken başka bir ilden bilirkişi seçilmesinin yasaya aykırı olduğunu, mahkemece rapora itirazları üzerine yeni bir rapor alınmasına karar verilerek kendilerine kesin süre verilmiş ise de kesin süre için yasada belirlenen hiç bir usule uyulmadığını, verilen kesin sürenin hukuki sonuç doğuracak nitelik taşımadığını, kesin sürenin başlangıcına dair tefhim veya tebliğ tarihinden şeklinde net olmayan ibare kullanıldığını, müvekkilinin isminin ...
olup, soyadını marka olarak tescil ettirdiğini ve kullandığını, davalının adında ya da soyadında "İNCİ" ibaresinin geçmediğini, davalının aynı ibareyi müvekkilinin tescili sonrasında iltibas yaratarak kullanmaya başladığını, tanık beyanlarının da iddialarını doğruladığını, davanın, marka hakkına tecavüz teşkil eden davalı eyleminden kaynaklanan hükümsüzlük ve tazminat kararı verilmesi istemli olduğunu, bu sebeple tek nedene dayalı farklı isteklerin ayrı ayrı davalar gibi değerlendirilerek her biri için ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "Kamil İnci" ibareli davalı markası ile "... Börek 100 yıldır yoğrulan hamur" ibareli davacı markası arasında ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde iltibas tehlikesinin bulunmadığı, markaların farklılaştıkları ve hükümsüzlük davasının reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, aynı nedenlerle davalının fiili kullanımının da davacının 2009/59934 sayılı markasına tecavüz teşkil etmediği, iltibas değerlendirmesinin hakimin hukuki bilgisi ile çözümlenecek hususlardan olması nedeniyle davacı vekilinin bilirkişi raporuna ilişkin istinaf itirazlarının yerinde bulunmadığı, davacının 2009/59934 sayılı markası 30.11.2010 tarihinde tescil edilmiş olup, tarafların aynı yerde karşılıklı olarak faaliyet gösterdikleri, davalı iş yerinin, davacının abisi tarafından davalıya devredildiği hususları gözetildiğinde, davalı kullanımına ilk kez 31.07.2017 tarihli ihtarname ile karşı çıkan davacının artık sessiz kalma yoluyla hak kaybına uğradığı, ilk derece mahkemesince de bu husus gözetilerek bu gerekçe ile de davanın reddine karar verilmesi gerekirken bu hususun gözden kaçırılmasının doğru olmadığı, bu nedenle de davanın reddine karar vermek gerektiği, marka hakkına tecavüzün tespiti ve önlenmesi, maddi ve manevi tazminat ile ayrıca davalı markasının hükümsüzlüğü talep edilmiş olup, vekille temsil olunan davalı yararına reddedilen 4 asli talep yönünden ayrı ayrı vekalet ücreti takdir edilmesi gerekirken mahkemece beş ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru görülmediği, bu yönden davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, davacı vekilinin açıklanan istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine, davalı lehine dört ayrı maktu vekalet ücreti takdirine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; sadece davacı tarafın istinaf yoluna başvurduğunu, sessiz kalmaya dair istinafı olmadığını, incelemenin istinaf itirazları ile sınırlı olması gerektiğini, istinaf başvurusunun kabulü nedeniyle lehine vekalet ücretine karar verilmesi gerekirken takdir edilmediğini belirterek ve istinaf dilekçesindeki hususları tekrarlayarak kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
1. Uyuşmazlık, markaya tecavüzün tespiti, önlenmesi, tazminat ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 370 inci maddesinin ikinci fıkrası.
2. 6769 sayılı Kanun'un 151 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve davalının tescilsiz kullanımının davacı markasının tescil tarihinden önceye dayalı olmasına, öncelik hakkı bulunmasına göre usul ve yasaya uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
01.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/933650700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz