Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2013/7958 E. 2013/23520 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
münhasırlık↗ marka hakkına tecavüz↗ maddi ve manevi tazminat↗ terkin↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ iltibas↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, markalar arasında karıştırma ihtimali değerlendirmesinin markaların ayırdedici unsuru dikkate alınarak markanın bıraktığı bütünsel izlenime göre yapılacağı, taraf markalarındaki yegane ortak unsur olan “HAMUR” kelimesinin pide, börek işlerinin genel yaygın tasviri adı olduğu, davacının “HAMURCAFE” ve “HAMURABİ” markalarının başka firmaların tanımlayıcı unsur olarak “HAMUR” ibaresini kullanmasını yasaklayamayacağı, 556 sayılı KHK'nın 7/c,d fıkraları gereğince ticaret alanında herkes tarafından kullanılan adların münhasıran veya esas unsur olarak marka olarak tescil edilemeyeceği, davalının ticaret ünvanında yer alan “Hamur” ibaresinin davacı markaları ile iltibas tehlikesinin de bulunmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı adına tescilli “HAMURCAFE” ve “HAMURABİ” ibareli markalarla iltibas oluşturan “ÖZHAMUR” markasının davalı tarafından kullanıldığı iddiasıyla marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemine, birleşen dava ise davalının ticaret ünvanında yer alan “ÖZHAMUR” ibaresinin terkini talebine ilişkindir.
Taraflar arasında daha önce görülen ve Dairemizin bozma ilamı sonrasında 2009/82 Esas numarasını alan Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 12/11/2009 tarihli ve 2009/281 sayılı TPE YİDK kararının iptali talepli kararda; “ÖZHAMUR+ŞEKİL” ibareli işaret ile redde mesnet alınan 2001/3946 sayılı “HAMUR CAFE” ibareli marka arasında esas unsur, fonetik ve anlamsal manada benzerlik bulunduğu, dava konusu işaretlerin kullanıldığı hizmetin ortalama alıcısının bu hizmetleri sunan işletmeler arasında idarî-ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılmaları ihtimali bulunduğu, başvuru kapsamında bulunan yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri bakımından 556 sayılı KHK’ nin 8/b maddesindeki koşulların redde mesnet markanın sahibi yararına gerçekleştiğinden bahisle Özhamur Gıda Maddeleri San. ve Tic. Ltd. Şti. tarafından Cengiz Dağlayan ve TPE aleyhine “ÖZHAMUR+ŞEKİL” ibareli başvurunun kısmen reddine ilişkin TPE YİDK kararının iptali talebiyle açılan davanın reddine karar verilmiştir. Bahsi geçen karar Dairemizin 03/10/2011 tarihli 2010/2031 Esas 2011/11703 Karar sayılı ilamıyla onanmıştır. Böylece; taraflar arasında daha önce görülen söz konusu dava nazara alınarak; eldeki dosya davacısı adına tescili “HAMUR CAFE” ile davalı tarafından kullanılan “ÖZ HAMUR” işaretleri arasında benzerlik ve iltibas bakımından güçlü bir delil oluşturacağının kabulüyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru olmamış; kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Marka hakkına tecavüz | Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/69 E. 2023/3458 K.
Ortak:marka hakkına tecavüz · iltibas
İncelediğiniz karardaDava, davacı adına tescilli “HAMURCAFE” ve “HAMURABİ” ibareli markalarla «iltibas» oluşturan “ÖZHAMUR” markasının davalı tarafından kullanıldığı iddiasıyla «marka hakkına tecavüzün» ve «haksız rekabetin» tespiti ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemine, birleşen dava ise davalının ticaret ünvanında yer alan “ÖZHAMUR” ibaresinin «terkini» talebine ilişkindir.
… cı unsur olarak “HAMUR” ibaresini kullanmasını yasaklayamayacağı, 556 sayılı KHK'nın 7/c,d fıkraları gereğince ticaret alanında herkes tarafından kullanılan adların «münhasıran» veya esas unsur olarak marka olarak tescil edilemeyeceği, davalının ticaret ünvanında yer alan “Hamur” ibaresinin davacı markaları ile «iltibas» tehlikesinin de bulunmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Böylece; taraflar arasında daha önce görülen söz konusu dava nazara alınarak; eldeki dosya davacısı adına tescili “HAMUR CAFE” ile davalı tarafından kullanılan “ÖZ HAMUR” işaretleri arasında benzerlik ve «iltibas» bakımından güçlü bir delil oluşturacağının kabulüyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru olmamış; kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu kararda… gerekirken başka bir ilden bilirkişi seçilmesinin yasaya aykırı olduğunu, mahkemece rapora itirazları üzerine yeni bir rapor alınmasına karar verilerek kendilerine «kesin süre» verilmiş ise de kesin süre için yasada belirlenen hiç bir usule uyulmadığını, verilen kesin sürenin hukuki sonuç doğuracak nitelik taşımadığını, kesin sürenin başlangıcına dair tefhim veya tebliğ tarihinden şeklinde net olmayan ibare kullanıldığını, müvekkilinin isminin ... olup, soyadını marka olarak tescil ettirdiğini ve kullandığını, davalının adında ya da soyadında "İNCİ" ibaresinin geçmediğini, davalının aynı ibareyi müvekkilinin tescili sonrasında «iltibas» yaratarak kullanmaya başladığını, «tanık beyanlarının» da iddialarını doğruladığını, davanın, «marka hakkına tecavüz» teşkil eden davalı eyleminden kaynaklanan hükümsüzlük ve tazminat kararı verilmesi istemli olduğunu, bu sebeple tek nedene dayalı farklı isteklerin ayrı ayrı davalar gibi değerlendirilerek her biri için ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Börek 100 yıldır yoğrulan hamur" ibareli davacı markası arasında ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin bulunmadığı, markaların farklılaştıkları ve hükümsüzlük davasının reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, aynı nedenlerle davalının fiili kullanımının da davacının 2009/59934 sayılı markasına tecavüz teşkil etmediği, iltibas değerlendirmesinin hakimin hukuki bilgisi ile çözümlenecek hususlardan olması nedeniyle davacı vekilinin bilirkişi raporuna ilişkin istinaf itirazlarının yerinde bulunmadığı, davacının 2009/59934 sayılı markası 30.11.2010 tarihinde tescil edilmiş olup, tarafların aynı yerde karşılıklı olarak faaliyet gösterdikleri, davalı iş yerinin, davacının abisi tarafından davalıya devredildiği hususları gözetildiğinde, davalı kullanımına ilk kez 31.07.2017 tarihli «ihtarname» ile karşı çıkan davacının artık sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» uğradığı, ilk derece mahkemesince de bu husus gözetilerek bu gerekçe ile de davanın reddine karar verilmesi gerekirken bu hususun gözden kaçırılmasının doğru olmadığı, bu nedenle de davanın reddine karar vermek gerektiği, «marka hakkına tecavüzün» tespiti ve önlenmesi, maddi ve manevi tazminat ile ayrıca davalı markasının hükümsüzlüğü talep edilmiş olup, vekille «temsil» olunan davalı yararına reddedilen 4 asli talep yönünden ayrı ayrı «vekalet ücreti takdir» edilmesi gerekirken mahkemece beş ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru görülmediği, bu yönden davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, davacı vekilinin açıklanan istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine, davalı lehine dört ayrı «maktu vekalet ücreti» takdirine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:pos cihazı · tanık beyanı · vekalet ücreti takdiri · maktu vekalet ücreti · hakkaniyet · kesin süre · kâr kaybı · kaldırma ve yeniden hüküm
Benzer bu karardaBörek 100 yıldır yoğrulan hamur" ibareli davacı markası arasında ilişkilendirilme ihtimalini de içerecek şekilde «iltibas» tehlikesinin bulunmadığı, markaların farklılaştıkları ve hükümsüzlük davasının reddedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı, aynı nedenlerle davalının fiili kullanımının da davacının 2009/59934 sayılı markasına tecavüz teşkil etmediği, iltibas değerlendirmesinin hakimin hukuki bilgisi ile çözümlenecek hususlardan olması nedeniyle davacı vekilinin bilirkişi raporuna ilişkin istinaf itirazlarının yerinde bulunmadığı, davacının 2009/59934 sayılı markası 30.11.2010 tarihinde tescil edilmiş olup, tarafların aynı yerde karşılıklı olarak faaliyet gösterdikleri, davalı iş yerinin, davacının abisi tarafından davalıya devredildiği hususları gözetildiğinde, davalı kullanımına ilk kez 31.07.2017 tarihli «ihtarname» ile karşı çıkan davacının artık sessiz kalma yoluyla hak «kaybına» uğradığı, ilk derece mahkemesince de bu husus gözetilerek bu gerekçe ile de davanın reddine karar verilmesi gerekirken bu hususun gözden kaçırılmasının doğru olmadığı, bu nedenle de davanın reddine karar vermek gerektiği, «marka hakkına tecavüzün» tespiti ve önlenmesi, maddi ve manevi tazminat ile ayrıca davalı markasının hükümsüzlüğü talep edilmiş olup, vekille «temsil» olunan davalı yararına reddedilen 4 asli talep yönünden ayrı ayrı «vekalet ücreti takdir» edilmesi gerekirken mahkemece beş ayrı vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru görülmediği, bu yönden davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının reddine, davacı vekilinin açıklanan istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine, davalı lehine dört ayrı «maktu vekalet ücreti» takdirine karar verilmiştir.
… avalının ise "İNCİ BÖREK 1984'ten Beri Yoğrulan Hamur" markasını iş yeri tanıtım evrakında, cam ve tabelalarında, ambalajlarda, paketlerde, işletme yazar kasa fişi, «pos cihaz» fişleri ve ticari belgelerinde haksız olarak kullandığını, davalının bu kullanımının, müvekkili markası ile karıştırılmaya yol açtığını, bu durumun markaya tecavüz oluşturduğunu, gönderilen «ihtara» rağmen davalının kullanımına «son» vermediğini ileri sürerek markaya tecavüzün tespitine ve önlenmesine, şimdilik 10.000,00 TL «maddi tazminatın» dava tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan tahsiline, maddi tazminata 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun (6769 sayılı Kanun) 151 inci maddesinin dördüncü fıkrası uyarınca «hakkaniyete» uygun bir payın daha eklenmesine, 10.000,00 TL itibar «kaybı» tazminatının ve 50.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmi …
… gerekirken başka bir ilden bilirkişi seçilmesinin yasaya aykırı olduğunu, mahkemece rapora itirazları üzerine yeni bir rapor alınmasına karar verilerek kendilerine «kesin süre» verilmiş ise de kesin süre için yasada belirlenen hiç bir usule uyulmadığını, verilen kesin sürenin hukuki sonuç doğuracak nitelik taşımadığını, kesin sürenin başlangıcına dair tefhim veya tebliğ tarihinden şeklinde net olmayan ibare kullanıldığını, müvekkilinin isminin ... olup, soyadını marka olarak tescil ettirdiğini ve kullandığını, davalının adında ya da soyadında "İNCİ" ibaresinin geçmediğini, davalının aynı ibareyi müvekkilinin tescili sonrasında «iltibas» yaratarak kullanmaya başladığını, «tanık beyanlarının» da iddialarını doğruladığını, davanın, «marka hakkına tecavüz» teşkil eden davalı eyleminden kaynaklanan hükümsüzlük ve tazminat kararı verilmesi istemli olduğunu, bu sebeple tek nedene dayalı farklı isteklerin ayrı ayrı davalar gibi değerlendirilerek her biri için ayrı «vekalet ücretine» hükmedilmesinin usule ve yasaya aykırı olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2013/7958 E. , 2013/23520 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ .FİKRÎ VE SINAÎ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi’nce verilen 22/11/2012 tarih ve 2006/253-2012/277 sayılı kararın Yargıtayca incelenmesi asıl davada davacı vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin “HAMURABİ” ve “HAMUR CAFE” ibareli marka tescillerinin bulunduğunu, uzun yıllardan beri börek salonları, kafe, pastane işletmeciliği ile uğraştığını, ürettiği ürünler için kullandığı “Hamur Cafe” ve “Hamurabi” markalarını sektörde en üst düzeylere taşımayı başardığını, anılan ibareleri aynı zamanda işletme adı olarak da kullandığını, davalının aynı alanda faaliyette bulunduğunu, davalının “ÖZ HAMUR” ibaresini marka olarak hizmetlerinde ve ürünlerinde kullanıldığını, ayrıca ticari ünvanında da bu ibarenin yer aldığını ileri sürerek; asıl davada, marka hakkına tecavüz teşkil eden fiillerin tespiti ve durdurulmasını, tecavüzün giderilmesini, toplam 20.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi tazminatın temerrüt faizi ile birlikte tahsilini, birleşen davada ise davalının markaya tecavüz ve haksız rekabet eylemlerinin tespitini menini durudurulmasını, kaldırılmasını, davalının ticaret ünvanındaki “ÖZ HAMUR” ibaresinin ticaret sicilinden terkinini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili, davacının markaları ile müvekkilinin kullandığı ibarenin birbirinden farklı olduğunu, davalının işyerinde börek, poğaça dışında imalatın bulunmadığını, “Hamur” sözcüğünün davacının tekelinde olamayacağını, davanın haksız ve kötü niyetle açıldığını, herhangi bir tecavüz bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, markalar arasında karıştırma ihtimali değerlendirmesinin markaların ayırdedici unsuru dikkate alınarak markanın bıraktığı bütünsel izlenime göre yapılacağı, taraf markalarındaki yegane ortak unsur olan “HAMUR” kelimesinin pide, börek işlerinin genel yaygın tasviri adı olduğu, davacının “HAMURCAFE” ve “HAMURABİ” markalarının başka firmaların tanımlayıcı unsur olarak “HAMUR” ibaresini kullanmasını yasaklayamayacağı, 556 sayılı KHK'nın 7/c,d fıkraları gereğince ticaret alanında herkes tarafından kullanılan adların münhasıran veya esas unsur olarak marka olarak tescil edilemeyeceği, davalının ticaret ünvanında yer alan “Hamur” ibaresinin davacı markaları ile iltibas tehlikesinin de bulunmadığı gerekçesiyle, asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, davacı vekili temyiz etmiştir.
Dava, davacı adına tescilli “HAMURCAFE” ve “HAMURABİ” ibareli markalarla iltibas oluşturan “ÖZHAMUR” markasının davalı tarafından kullanıldığı iddiasıyla marka hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin tespiti ve önlenmesi ile maddi ve manevi tazminat istemine, birleşen dava ise davalının ticaret ünvanında yer alan “ÖZHAMUR” ibaresinin terkini talebine ilişkindir.
Taraflar arasında daha önce görülen ve Dairemizin bozma ilamı sonrasında 2009/82 Esas numarasını alan Ankara Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 12/11/2009 tarihli ve 2009/281 sayılı TPE YİDK kararının iptali talepli kararda; “ÖZHAMUR+ŞEKİL” ibareli işaret ile redde mesnet alınan 2001/3946 sayılı “HAMUR CAFE” ibareli marka arasında esas unsur, fonetik ve anlamsal manada benzerlik bulunduğu, dava konusu işaretlerin kullanıldığı hizmetin ortalama alıcısının bu hizmetleri sunan işletmeler arasında idarî-ekonomik anlamda bir bağlılığın bulunduğu düşüncesine kapılmaları ihtimali bulunduğu, başvuru kapsamında bulunan yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri bakımından 556 sayılı KHK’ nin 8/b maddesindeki koşulların redde mesnet markanın sahibi yararına gerçekleştiğinden bahisle Özhamur Gıda Maddeleri San.
ve Tic. Ltd. Şti. tarafından Cengiz Dağlayan ve TPE aleyhine “ÖZHAMUR+ŞEKİL” ibareli başvurunun kısmen reddine ilişkin TPE YİDK kararının iptali talebiyle açılan davanın reddine karar verilmiştir. Bahsi geçen karar Dairemizin 03/10/2011 tarihli 2010/2031 Esas 2011/11703 Karar sayılı ilamıyla onanmıştır. Böylece; taraflar arasında daha önce görülen söz konusu dava nazara alınarak; eldeki dosya davacısı adına tescili “HAMUR CAFE” ile davalı tarafından kullanılan “ÖZ HAMUR” işaretleri arasında benzerlik ve iltibas bakımından güçlü bir delil oluşturacağının kabulüyle sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile hüküm kurulması doğru olmamış; kararın temyiz eden davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile kararın davacı yararına BOZULMASINA, ödediği temyiz peşin harcın isteği halinde temyiz edene iadesine, 26/12/2013 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/572031100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz