Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5883 E. 2023/2292 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
siber saldırı↗ bankacılık işlemi↗ eft↗ ön inceleme aşaması↗ müterafik kusur↗ özen yükümlülüğü↗ internet bankacılığı↗ ispat külfeti↗ kusur oranı↗ şikayet↗ üçüncü kişi↗ mahsup↗ uyuşmazlık konusu↗ kusur↗ dava sebebi↗ avans faizi↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda OTP cihazıyla sisteme girildiği, olay tarihinde davalı bankanın internet sistemine giriş yapılarak davacının hesabından para çekilmiş olduğu, aynı gün davacının birden fazla kez OTP cihazıyla sisteme giriş yaparak işlem yaptığını, davalı bankanın üç aşamalı güvenlik imkanı sağladığı ancak internet bankacılığı yoluyla yapılan işlemlerde gerekli önlemleri almayan bankanın, kural olarak özen yükümlülüğünü ihlal etmekte asıl kusurlu olduğu, müşterinin ise, bu tür bankacılıkta internet şifresini korumak dışında bir sorumluluğu bulunmadığı, bunun ihlalinin ancak müterafık kusur teşkil edeceği, internet bankacılığı işlemi sırasında davacının kullanıcı adı ve şifresi kullanılmış bulunması ve bu bilgilerin davalı bankanın bilgisayar sisteminden öğrenilmediğinin belirlenmiş olması halinde, müşterinin şifrenin kötü niyetli üçüncü kişiler elinde geçmemesi için gerekli önlemleri almamış olduğunun banka tarafından ispatlanma şartına bağlı olacağı, davalı bankanın gerekli ve yeterli önlemleri almadığı olayda kusurlu olduğu, davacının şifreyi korumak yönündeki sorumluluğunu yerine getirmediği ve bu halde müterafik kusurunun bulunduğuna kanaat getirilmiş ancak kusur oranı noktasında bozma öncesi alınan 29.03.2013 tarihli bilirkişi raporunda yer alan orana itibar edilerek müterafik kusur nedeniyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 23.919,50 TL'nin 18.05.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı bankanın internet bankacılığı sistemi üzerinde yerinde inceleme yapılmadan bilirkişi raporlarının düzenlendiğini, 09.05.2022 tarihli bilirkişi raporunun dosya üzerinden ve diğer bilirkişi raporlarındaki bazı tespitler alıntılanarak hazırlandığını, emekli banka şube müdürü olan bilirkişinin, hangi teknik özellikleri ile dosyaya bilirkişi olarak atandığı ve bilirkişi raporu hazırladığının da anlaşılamadığını, davaya konu işleminin, profesyonel düzeyde bir siber saldırı neticesinde gerçekleştiğinin ceza davasının dosyasına yansıyan deliller, ifadelerle sabit olduğunu, davacı şirket yetkililerinin kusuru veya ihmali ile şifre ve parolaların, kötü niyetli üçüncü kişilerin eline geçtiğinin davalı banka tarafından ispatı gerektiğini, ancak davalı bankanın ispat külfetini yerine getirdiğinden bahsedilemeyeceğine göre davacıya varsayıma dayalı olarak kusur atfının dayanağı da bulunmadığını, Mahkemece OTP cihazını kullanmakta gereken özeni göstermeyerek bunların 3 üncü kişilerin ele geçirilmesine sebebiyet verildiği gerekçesiyle davacının müterafık kusurlu olduğu tespiti yapılmasına rağmen davacı şirket yetkilisinin, bunu ne şekilde gerçekleştirdiğinin belirtilmediğini, davacıya atfedilen kusurun, varsayım ve tahmine dayandığını, davalı banka, dava konusu işlemin gerçekleşmesini tamamen engelleyebilecek konumda olmasına rağmen bu hususta etkisiz kaldığını, davalı bankanın 31.08.2015 tarihli yazısında: "Müşterimiz Bankamızın tek seferlik işlem limiti olan 10.000,00 TL'yi geçmemek koşuluyla istediği limiti belirleme olanağına sahip..." olduğu belirtilmesine rağmen dava konusu 47.839,00 TL tutarlı EFT işleminin nasıl yapıldığı izah edilemediğini, bu durumda davalı bankanın limiti aşan EFT nedeniyle sorumluluğunun bulunduğunun da kabulü gerektiğini belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay bozma ilamlarında 29.03.2013 tarihli bilirkişi raporunun yeterli olmadığı açık bir şekilde kabul edildiğini, Mahkemece yeniden 29.03.2013 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak sonuca gidilmesinin doğru olmadığını, hükme esas alman 29.03.2013 tarihli bilirkişi raporunda davalı bankaya kusur atfedilmesinin temel nedeni olarak EFT işleminde davacı tarafa SMS yoluyla işlemin doğruluğunu teyit amaçlı bilgi verilmediği hususunun gösterildiğini, davalı banka müşterilerinin talebi doğrultusunda belirledikleri limit veya işlemler için bilgilendirme mesajı gönderdiğini, dava konusu olayda EFT işlemi için bankacılık internet sistemine yüksek güvenlikli OTP cihazı kullanılarak giriş yapıldığını, internet bankacılığı güvenliğini sağlamlaştırmak için düzenlenmiş olan OTP cihazları kullanıldığında SMS yoluyla işlemin bilgilendirilmesi yoluna gidilmesinin yersiz olduğunu, davalı banka üzerine düşen tüm yükümlülükleri eksiksiz bir şekilde yerine getidiğini, davalı bankanın bahse konu olayda ihmal derecesinde dahi kusurunun bulunmadığı davacı şirkete tahsis edilen OTP cihazının kullanımı ile yine davacı şirketin belirlediği şifre ile davalı bankanın sistemine girildiğini, davaya konu EFT işlemi yapıldığını, OTP cihazları yüksek güvenlikli şifre sağlayıcıları olduğundan banka tarafından müşterilere tahsis edildikten sonra cihazın kaybolma çalınma, şifrenin başkası ile paylaşılması ve benzeri sebeplerle başkası tarafından kullanılma ihtimaline binaen gerekli önlemleri alma yükümlülüğünün müşterilere ait olduğunu, bozmadan sonra alınan bilirkişi raporlarında davalı bankanın OTP şifresinin bertaraf edilmediği, davalı bankanın sistemlerinden kaynaklı bir hatanın bulunmadığı, sorumluluğunun bulunmadığı tespiti yapılmasına karşın davanın reddi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin bozmayı gerektirdiği belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu EFT tarihi itibariyle OTP cihazının ürettiği şifre bertaraf edilip bu cihazın ürettiği şifreye ihtiyaç duyulmadan EFT işleminin yapılıp yapılamayacağı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Dairemizin 22.01.2014 tarihli, 2013/11722 E., 2014/1360 K. sayılı ilk bozma ilamıyla, alınan bilirkişi raporuna göre tarafların eşit oranda kusurlu olduğuna ilişkin değerlendirmenin esas alındığı Mahkeme kararı bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra alınan bilirkişi raporlarında bozma ilamında belirtilen inceleme yapılmamasına karşın Dairemizce yeterli kabul edilmeyen bozma öncesi bilirkişi raporundaki kusur oranlarına itibar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizin 26.02.2018 tarihli ve 2018/493 E., ve 2018/1392 K. sayılı bozma ilamında bilirkişilere davalı bankanın internet bankacılığı sistemi üzerinde yerinde inceleme yetkisi verilerek dava konusu EFT tarihi itibariyle OTP cihazının ürettiği şifrenin bertaraf edilip bu cihazın ürettiği şifreye ihtiyaç duyulmadan EFT yapılıp yapılamayacağının dolayısıyla davacının bir kusurunun bulunup bulunmadığı, varsa oranı tespit edilerek bozma ilamının gereğinin yerine getirilmesine işaret edilmiş, Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra alınan bilirkişi raporlarında davacının OTP cihazı kullanıcısının, OTP cihazı ürettiği şifreyi paylaşıp paylaşmadığının tespitinin, olayın gerçekleştiği tarihteki telefon görüşmesi kayıtları ve bu kişilerin banka hareketleri dikkate alınarak incelenmesi gerektiği belirtilerek eksikliklere değinilmiştir. Buna rağmen Mahkemece uyulan bozma ilamında Dairemizce yeterli kabul edilmeyen bozma öncesi bilirkişi raporu üzerinden dava kısmen kabul edilmiştir. Alınan bilirkişi raporlarına rağmen bozma öncesi alınan bilirkişi raporuna dönülerek tarafların %50 kusur oranına göre karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu durumda uyulan bozma ilamında belirtildiği üzere davalı bankanın internet bankacılığı üzerinde yerinde inceleme yetkisi verilerek ve internet bankacılığı sisteminin bulunduğu yer belirlenerek, 2 bilgisayar mühendisi ve konusunda uzman 1 bankacıdan oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınarak varsa davalı bankanın kusurlu olup olmadığı ve varsa kusur oranı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2. Kabule göre de davalı banka harçtan muaf olmamasına rağmen harca hükmedilmemesi doğru olmamıştır.
3. Bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/493 E. 2018/1392 K.
Ortak:internet bankacılığı · kusur oranı · mahsup · kusur · avans faizi · Alacak
İncelediğiniz kararda… çekilmiş olduğu, aynı gün davacının birden fazla kez OTP cihazıyla sisteme giriş yaparak işlem yaptığını, davalı bankanın üç aşamalı güvenlik imkanı sağladığı ancak «internet bankacılığı» yoluyla yapılan işlemlerde gerekli önlemleri almayan bankanın, kural olarak «özen yükümlülüğünü» ihlal etmekte asıl kusurlu olduğu, müşterinin ise, bu tür bankacılıkta internet şifresini korumak dışında bir sorumluluğu bulunmadığı, bunun ihlalinin ancak «müterafık kusur» teşkil edeceği, internet «bankacılığı işlemi» sırasında davacının kullanıcı adı ve şifresi kullanılmış bulunması ve bu bilgilerin davalı bankanın bilgisayar sisteminden öğrenilmediğinin belirlenmiş olması halinde, müşterinin şifrenin kötü niyetli «üçüncü kişiler» elinde geçmemesi için gerekli önlemleri almamış olduğunun banka tarafından ispatlanma şartına bağlı olacağı, davalı bankanın gerekli ve yeterli önlemleri almadığı olayda kusurlu olduğu, davacının şifreyi korumak yönündeki sorumluluğunu yerine getirmediği ve bu halde müterafik kusurunun bulunduğuna kanaat getirilmiş ancak «kusur oranı» noktasında bozma öncesi alınan 29.03.2013 tarihli bilirkişi raporunda yer alan orana itibar edilerek müterafik kusur nedeniyle davanın kısmen kabulüne karar verild …
Bu durumda uyulan bozma ilamında belirtildiği üzere davalı bankanın «internet bankacılığı» üzerinde yerinde inceleme yetkisi verilerek ve internet bankacılığı sisteminin bulunduğu yer belirlenerek, 2 bilgisayar mühendisi ve konusunda uzman 1 bankacıdan oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınarak varsa davalı bankanın kusurlu olup olmadığı ve varsa «kusur oranı» belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı bankanın «internet bankacılığı» sistemi üzerinde yerinde inceleme yapılmadan bilirkişi raporlarının düzenlendiğini, 09.05.2022 tarihli bilirkişi raporunun dosya üzerinden ve diğer bilirkişi raporlarındaki bazı tespitler alıntılanarak hazırlandığını, emekli banka şube müdürü olan bilirkişinin, hangi teknik özellikleri ile dosyaya bilirkişi olarak atandığı ve bilirkişi raporu hazırladığının da anlaşılamadığını, davaya konu işleminin, profesyonel düzeyde bir «siber saldırı» neticesinde gerçekleştiğinin ceza davasının dosyasına yansıyan deliller, ifadelerle sabit olduğunu, davacı şirket yetkililerinin «kusuru» veya ihmali ile şifre ve parolaların, kötü niyetli üçüncü kişilerin eline geçtiğinin davalı banka tarafından ispatı gerektiğini, ancak davalı bankanın «ispat külfetini» yerine getirdiğinden bahsedilemeyeceğine göre davacıya varsayıma dayalı olarak kusur atfının dayanağı da bulunmadığını, Mahkemece OTP cihazını kullanmakta gereken …
Benzer bu karardaBu durumda mahkemece, bilirkişilere davalı bankanın «internet bankacılığı» sistemi üzerinde yerinde inceleme yetkisi verilerek dava konusu EFT tarihi itibariyle OTP cihazının ürettiği şifre bertaraf edilip bu cihazın ürettiği şifreye ihtiyaç duyulmadan EFT işleminin yapılıp yapılamayacağı, dolayısıyla davacının bir kusurunun bulunup bulunmadığı, varsa oranı tespit edilmek suretiyle bozma ilamının gereğinin yerine getirilmesi, usulsüz işlemle çekilen paraların aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olduğu, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağının aynen devam ettiği, usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebileceği ve bankanın bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabileceği de nazara alınarak ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın taraflar yararına bozulmasını gerektirmiştir.
… cihazıyla giren davacının da bilgisayarındaki güvenlik zaafiyetinden dolayı banka işlemlerine girilerek .... işlemlerinin yapıldığından dolayı kusurunun bulunduğu, «kusur oranı» konusunda ilk bozma öncesi bilirkişi raporundaki orana itibar edilerek tarafların eşit kusurlu kabul edildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 23.919,50 TL'nin 18.05.2012 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir. .../...
Dairemizin 22.01.2014 tarih ve 2013/11722 E.- 2014/1360 K. sayılı ilamında "davaya konu «havale» işleminin, davalı banka tarafından davacıya verilmiş .... cihazının ürettiği şifre bertaraf edilerek, bir başka anlatımla bu cihazın ürettiği şifreye ihtiyaç olmaksızın yapılıp yapılamayacağı, yapılabiliyorsa somut olayda gerçekleştirilen işlemde böyle bir durumun olup olmadığı hususunun, gerektiği takdirde işlemin yapıldığı bilgisayar üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılmak suretiyle tespiti ve ulaşılan sonuca göre tarafların «kusur oranlarının» belirlenmesi" gerektiğine işaret edilerek, taraflar eşit oranda müterafik kusurlu kabul edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün bozulmasına k …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bilirkişi incelemesi · havale · eksik inceleme
Benzer bu karardaDairemizin 22.01.2014 tarih ve 2013/11722 E.- 2014/1360 K. sayılı ilamında "davaya konu «havale» işleminin, davalı banka tarafından davacıya verilmiş .... cihazının ürettiği şifre bertaraf edilerek, bir başka anlatımla bu cihazın ürettiği şifreye ihtiyaç olmaksızın yapılıp yapılamayacağı, yapılabiliyorsa somut olayda gerçekleştirilen işlemde böyle bir durumun olup olmadığı hususunun, gerektiği takdirde işlemin yapıldığı bilgisayar üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılmak suretiyle tespiti ve ulaşılan sonuca göre tarafların «kusur oranlarının» belirlenmesi" gerektiğine işaret edilerek, taraflar eşit oranda müterafik kusurlu kabul edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne dair verilen hükmün bozulmasına k …
Bu durumda mahkemece, bilirkişilere davalı bankanın «internet bankacılığı» sistemi üzerinde yerinde inceleme yetkisi verilerek dava konusu EFT tarihi itibariyle OTP cihazının ürettiği şifre bertaraf edilip bu cihazın ürettiği şifreye ihtiyaç duyulmadan EFT işleminin yapılıp yapılamayacağı, dolayısıyla davacının bir kusurunun bulunup bulunmadığı, varsa oranı tespit edilmek suretiyle bozma ilamının gereğinin yerine getirilmesi, usulsüz işlemle çekilen paraların aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olduğu, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağının aynen devam ettiği, usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebileceği ve bankanın bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabileceği de nazara alınarak ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın taraflar yararına bozulmasını gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/11722 E. 2014/1360 K.
Ortak:kusur oranı · mahsup · kusur
İncelediğiniz kararda… çekilmiş olduğu, aynı gün davacının birden fazla kez OTP cihazıyla sisteme giriş yaparak işlem yaptığını, davalı bankanın üç aşamalı güvenlik imkanı sağladığı ancak «internet bankacılığı» yoluyla yapılan işlemlerde gerekli önlemleri almayan bankanın, kural olarak «özen yükümlülüğünü» ihlal etmekte asıl kusurlu olduğu, müşterinin ise, bu tür bankacılıkta internet şifresini korumak dışında bir sorumluluğu bulunmadığı, bunun ihlalinin ancak «müterafık kusur» teşkil edeceği, internet «bankacılığı işlemi» sırasında davacının kullanıcı adı ve şifresi kullanılmış bulunması ve bu bilgilerin davalı bankanın bilgisayar sisteminden öğrenilmediğinin belirlenmiş olması halinde, müşterinin şifrenin kötü niyetli «üçüncü kişiler» elinde geçmemesi için gerekli önlemleri almamış olduğunun banka tarafından ispatlanma şartına bağlı olacağı, davalı bankanın gerekli ve yeterli önlemleri almadığı olayda kusurlu olduğu, davacının şifreyi korumak yönündeki sorumluluğunu yerine getirmediği ve bu halde müterafik kusurunun bulunduğuna kanaat getirilmiş ancak «kusur oranı» noktasında bozma öncesi alınan 29.03.2013 tarihli bilirkişi raporunda yer alan orana itibar edilerek müterafik kusur nedeniyle davanın kısmen kabulüne karar verild …
… an sonra alınan bilirkişi raporlarında bozma ilamında belirtilen inceleme yapılmamasına karşın Dairemizce yeterli kabul edilmeyen bozma öncesi bilirkişi raporundaki «kusur oranlarına» itibar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Alınan bilirkişi raporlarına rağmen bozma öncesi alınan bilirkişi raporuna dönülerek tarafların %50 «kusur oranına» göre karar verilmesi doğru olmamıştır.
Benzer bu karardaUsulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Bu durumda, davaya konu «havale» işleminin , davalı Banka tarafından davacıya verilmiş OTP cihazının ürettiği şifre bertaraf edilerek, bir başka anlatımla bu cihazın ürettiği şifreye ihtiyaç olmaksızın yapılıp yapılamayacağı, yapılabiliyorsa somut olayda gerçekleştirilen havale işleminde böyle bir durumun olup olmadığı hususunun, gerektiği takdirde işlemin yapıldığı bilgisayar üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılmak suretiyle belirlenmesi ve ulaşılan sonuca göre tarafların «kusur oranlarının» belirlenmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın temyiz eden taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · bankacılık işlemleri · vade · bilirkişi incelemesi · havale · taşıyan · hasar
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Bu durumda, davaya konu «havale» işleminin , davalı Banka tarafından davacıya verilmiş OTP cihazının ürettiği şifre bertaraf edilerek, bir başka anlatımla bu cihazın ürettiği şifreye ihtiyaç olmaksızın yapılıp yapılamayacağı, yapılabiliyorsa somut olayda gerçekleştirilen havale işleminde böyle bir durumun olup olmadığı hususunun, gerektiği takdirde işlemin yapıldığı bilgisayar üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılmak suretiyle belirlenmesi ve ulaşılan sonuca göre tarafların «kusur oranlarının» belirlenmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın temyiz eden taraflar yararına bozulması gerekmiştir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür. (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi).
Aynı Yasa’nın 372/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve «hasarı» mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/521 E. 2014/8674 K.
Ortak:internet bankacılığı · kusur oranı · mahsup · kusur
İncelediğiniz kararda… çekilmiş olduğu, aynı gün davacının birden fazla kez OTP cihazıyla sisteme giriş yaparak işlem yaptığını, davalı bankanın üç aşamalı güvenlik imkanı sağladığı ancak «internet bankacılığı» yoluyla yapılan işlemlerde gerekli önlemleri almayan bankanın, kural olarak «özen yükümlülüğünü» ihlal etmekte asıl kusurlu olduğu, müşterinin ise, bu tür bankacılıkta internet şifresini korumak dışında bir sorumluluğu bulunmadığı, bunun ihlalinin ancak «müterafık kusur» teşkil edeceği, internet «bankacılığı işlemi» sırasında davacının kullanıcı adı ve şifresi kullanılmış bulunması ve bu bilgilerin davalı bankanın bilgisayar sisteminden öğrenilmediğinin belirlenmiş olması halinde, müşterinin şifrenin kötü niyetli «üçüncü kişiler» elinde geçmemesi için gerekli önlemleri almamış olduğunun banka tarafından ispatlanma şartına bağlı olacağı, davalı bankanın gerekli ve yeterli önlemleri almadığı olayda kusurlu olduğu, davacının şifreyi korumak yönündeki sorumluluğunu yerine getirmediği ve bu halde müterafik kusurunun bulunduğuna kanaat getirilmiş ancak «kusur oranı» noktasında bozma öncesi alınan 29.03.2013 tarihli bilirkişi raporunda yer alan orana itibar edilerek müterafik kusur nedeniyle davanın kısmen kabulüne karar verild …
Bu durumda uyulan bozma ilamında belirtildiği üzere davalı bankanın «internet bankacılığı» üzerinde yerinde inceleme yetkisi verilerek ve internet bankacılığı sisteminin bulunduğu yer belirlenerek, 2 bilgisayar mühendisi ve konusunda uzman 1 bankacıdan oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınarak varsa davalı bankanın kusurlu olup olmadığı ve varsa «kusur oranı» belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı bankanın «internet bankacılığı» sistemi üzerinde yerinde inceleme yapılmadan bilirkişi raporlarının düzenlendiğini, 09.05.2022 tarihli bilirkişi raporunun dosya üzerinden ve diğer bilirkişi raporlarındaki bazı tespitler alıntılanarak hazırlandığını, emekli banka şube müdürü olan bilirkişinin, hangi teknik özellikleri ile dosyaya bilirkişi olarak atandığı ve bilirkişi raporu hazırladığının da anlaşılamadığını, davaya konu işleminin, profesyonel düzeyde bir «siber saldırı» neticesinde gerçekleştiğinin ceza davasının dosyasına yansıyan deliller, ifadelerle sabit olduğunu, davacı şirket yetkililerinin «kusuru» veya ihmali ile şifre ve parolaların, kötü niyetli üçüncü kişilerin eline geçtiğinin davalı banka tarafından ispatı gerektiğini, ancak davalı bankanın «ispat külfetini» yerine getirdiğinden bahsedilemeyeceğine göre davacıya varsayıma dayalı olarak kusur atfının dayanağı da bulunmadığını, Mahkemece OTP cihazını kullanmakta gereken …
Benzer bu karardaUsulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebilir ve banka bu «kusur oranı» üzerinden hesap sahibinin alacağından «mahsup» talebinde bulunabilir.
Mahkemece, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, 01/01/2010 tarihinden itibaren BDDK tarafından bankalara «internet bankacılığı» için tek kullanımlık şifre zorunluluğunun getirildiği, olayın meydana geldiği tarihte de tek kullanımlık şifre uygulamasının kullanılmaya devam edildiği, davacının …
… da davacının, davalı Banka nezdinde bulunan hesabından aynı günde dört farklı seferde toplam 16.900,00 TL çekildiği ve her işlem için dört ayrı şifre kullanıldığı, «internet bankacılığında» bilinen «son» teknik önlemin tek kullanımlık şifre olduğu, bu nedenle davalı Banka'nın üzerine düşen yükümlülükleri yerine getirdiği, bir kusurunun bulunmadığı, davacının da şif …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usulsüz tevdi · usulsüz tevdi sözleşmesi · vade · bilirkişi incelemesi · havale · taşıyan · hasar · eksik inceleme
Benzer bu karardaBu tanımlamaya göre, mevduat ödünç ile «usulsüz tevdi sözleşmelerinin» niteliklerini «taşıyan» kendine özgü bir sözleşmedir.
Bu durumda, davaya konu «havale» işleminin, davalı Banka tarafından davacıya verilmiş şifrematik cihazının ürettiği şifre bertaraf edilerek, bir başka anlatımla bu cihazın ürettiği şifreye ihtiyaç olmaksızın yapılıp yapılamayacağı, yapılabiliyorsa somut olayda gerçekleştirilen havale işlemlerinde böyle bir durumun olup olmadığı hususunun, gerektiği takdirde işlemin yapıldığı bilgisayar üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılmak suretiyle belirlenmesi ve ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar vermek gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir «vadede» ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür. (4491 sayılı Yasa ile değişik 4389 sayılı Bankalar Kanunu'nun 10/4 ve 5411 sayılı Bankacılık Kanunu’nun 61. maddesi).
Aynı Yasa’nın 372/1. maddesi uyarınca usulsüz tevdide paranın nef’i ve «hasarı» mutlak şekilde saklayana geçtiği için ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5883 E. , 2023/2292 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2018/259 Esas, 2022/522 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde;
18. 05.2012 tarihinde davacının davalı bankadaki hesabından internet bankacılığı şifre ve kullanıcı bilgileri ele geçirilmek suretiyle dava dışı ... isimli kişinin hesabına 47.839,00 TL EFT yapıldığını, konuyla ilgili savcılığa şikayet dilekçesi verildiğini, soruşturmada, işlemin yapıldığı bilgisayarın Tarsus Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfına ait IP numarasını kullandığının tespit edildiğini, mudinin mevduatını korumak için gerekli önlemleri almayan bankanın sorumlu olduğunu ileri sürerek 47.839,00 TL'nin 18.05.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalı bankanın sistemine herhangi bir saldırının tespit edilemediğini, şifre ve parola bilgileri ile sim kartın korunmamasından davacının sorumlu olduğunu, davalının tüm güvenlik önlemlerini aldığını, davacının internet bankacılığı işlemlerini yetkilisine verilen OTP cihazı ile gerçekleştirdiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Bozma Kararı
Dairemizin 26.02.2018 tarih, 2018/493 E. ve 2018/1392 K. sayılı kararıyla dava konusu EFT tarihi itibariyle OTP cihazının ürettiği şifre bertaraf edilip bu cihazın ürettiği şifreye ihtiyaç duyulmadan EFT işleminin yapılıp yapılamayacağı, dolayısıyla davacının bir kusurunun bulunup bulunmadığı, varsa oranı tespit edilmek suretiyle bozma ilamının gereğinin yerine getirilmesi, usulsüz işlemle çekilen paraların aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olduğu, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağının aynen devam ettiği, usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafik kusurundan söz edilebileceği ve bankanın bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabileceği de nazara alınarak ulaşılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gereğine işaret edilerek bozulmuştur.
B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile somut olayda OTP cihazıyla sisteme girildiği, olay tarihinde davalı bankanın internet sistemine giriş yapılarak davacının hesabından para çekilmiş olduğu, aynı gün davacının birden fazla kez OTP cihazıyla sisteme giriş yaparak işlem yaptığını, davalı bankanın üç aşamalı güvenlik imkanı sağladığı ancak internet bankacılığı yoluyla yapılan işlemlerde gerekli önlemleri almayan bankanın, kural olarak özen yükümlülüğünü ihlal etmekte asıl kusurlu olduğu, müşterinin ise, bu tür bankacılıkta internet şifresini korumak dışında bir sorumluluğu bulunmadığı, bunun ihlalinin ancak müterafık kusur teşkil edeceği, internet bankacılığı işlemi sırasında davacının kullanıcı adı ve şifresi kullanılmış bulunması ve bu bilgilerin davalı bankanın bilgisayar sisteminden öğrenilmediğinin belirlenmiş olması halinde, müşterinin şifrenin kötü niyetli üçüncü kişiler elinde geçmemesi için gerekli önlemleri almamış olduğunun banka tarafından ispatlanma şartına bağlı olacağı, davalı bankanın gerekli ve yeterli önlemleri almadığı olayda kusurlu olduğu, davacının şifreyi korumak yönündeki sorumluluğunu yerine getirmediği ve bu halde müterafik kusurunun bulunduğuna kanaat getirilmiş ancak kusur oranı noktasında bozma öncesi alınan 29.03.2013 tarihli bilirkişi raporunda yer alan orana itibar edilerek müterafik kusur nedeniyle davanın kısmen kabulüne karar verildiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 23.919,50 TL'nin 18.05.2012 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalı bankanın internet bankacılığı sistemi üzerinde yerinde inceleme yapılmadan bilirkişi raporlarının düzenlendiğini, 09.05.2022 tarihli bilirkişi raporunun dosya üzerinden ve diğer bilirkişi raporlarındaki bazı tespitler alıntılanarak hazırlandığını, emekli banka şube müdürü olan bilirkişinin, hangi teknik özellikleri ile dosyaya bilirkişi olarak atandığı ve bilirkişi raporu hazırladığının da anlaşılamadığını, davaya konu işleminin, profesyonel düzeyde bir siber saldırı neticesinde gerçekleştiğinin ceza davasının dosyasına yansıyan deliller, ifadelerle sabit olduğunu, davacı şirket yetkililerinin kusuru veya ihmali ile şifre ve parolaların, kötü niyetli üçüncü kişilerin eline geçtiğinin davalı banka tarafından ispatı gerektiğini, ancak davalı bankanın ispat külfetini yerine getirdiğinden bahsedilemeyeceğine göre davacıya varsayıma dayalı olarak kusur atfının dayanağı da bulunmadığını, Mahkemece OTP cihazını kullanmakta gereken özeni göstermeyerek bunların 3 üncü kişilerin ele geçirilmesine sebebiyet verildiği gerekçesiyle davacının müterafık kusurlu olduğu tespiti yapılmasına rağmen davacı şirket yetkilisinin, bunu ne şekilde gerçekleştirdiğinin belirtilmediğini, davacıya atfedilen kusurun, varsayım ve tahmine dayandığını, davalı banka, dava konusu işlemin gerçekleşmesini tamamen engelleyebilecek konumda olmasına rağmen bu hususta etkisiz kaldığını, davalı bankanın 31.08.2015 tarihli yazısında: "Müşterimiz Bankamızın tek seferlik işlem limiti olan 10.000,00 TL'yi geçmemek koşuluyla istediği limiti belirleme olanağına sahip..." olduğu belirtilmesine rağmen dava konusu 47.839,00 TL tutarlı EFT işleminin nasıl yapıldığı izah edilemediğini, bu durumda davalı bankanın limiti aşan EFT nedeniyle sorumluluğunun bulunduğunun da kabulü gerektiğini belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Yargıtay bozma ilamlarında 29.03.2013 tarihli bilirkişi raporunun yeterli olmadığı açık bir şekilde kabul edildiğini, Mahkemece yeniden 29.03.2013 tarihli bilirkişi raporu hükme esas alınarak sonuca gidilmesinin doğru olmadığını, hükme esas alman 29.03.2013 tarihli bilirkişi raporunda davalı bankaya kusur atfedilmesinin temel nedeni olarak EFT işleminde davacı tarafa SMS yoluyla işlemin doğruluğunu teyit amaçlı bilgi verilmediği hususunun gösterildiğini, davalı banka müşterilerinin talebi doğrultusunda belirledikleri limit veya işlemler için bilgilendirme mesajı gönderdiğini, dava konusu olayda EFT işlemi için bankacılık internet sistemine yüksek güvenlikli OTP cihazı kullanılarak giriş yapıldığını, internet bankacılığı güvenliğini sağlamlaştırmak için düzenlenmiş olan OTP cihazları kullanıldığında SMS yoluyla işlemin bilgilendirilmesi yoluna gidilmesinin yersiz olduğunu, davalı banka üzerine düşen tüm yükümlülükleri eksiksiz bir şekilde yerine getidiğini, davalı bankanın bahse konu olayda ihmal derecesinde dahi kusurunun bulunmadığı davacı şirkete tahsis edilen OTP cihazının kullanımı ile yine davacı şirketin belirlediği şifre ile davalı bankanın sistemine girildiğini, davaya konu EFT işlemi yapıldığını, OTP cihazları yüksek güvenlikli şifre sağlayıcıları olduğundan banka tarafından müşterilere tahsis edildikten sonra cihazın kaybolma çalınma, şifrenin başkası ile paylaşılması ve benzeri sebeplerle başkası tarafından kullanılma ihtimaline binaen gerekli önlemleri alma yükümlülüğünün müşterilere ait olduğunu, bozmadan sonra alınan bilirkişi raporlarında davalı bankanın OTP şifresinin bertaraf edilmediği, davalı bankanın sistemlerinden kaynaklı bir hatanın bulunmadığı, sorumluluğunun bulunmadığı tespiti yapılmasına karşın davanın reddi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesinin bozmayı gerektirdiği belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava konusu EFT tarihi itibariyle OTP cihazının ürettiği şifre bertaraf edilip bu cihazın ürettiği şifreye ihtiyaç duyulmadan EFT işleminin yapılıp yapılamayacağı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 52 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1. Dairemizin 22.01.2014 tarihli, 2013/11722 E., 2014/1360 K. sayılı ilk bozma ilamıyla, alınan bilirkişi raporuna göre tarafların eşit oranda kusurlu olduğuna ilişkin değerlendirmenin esas alındığı Mahkeme kararı bozulmuş, Mahkemece bozma ilamına uyulduktan sonra alınan bilirkişi raporlarında bozma ilamında belirtilen inceleme yapılmamasına karşın Dairemizce yeterli kabul edilmeyen bozma öncesi bilirkişi raporundaki kusur oranlarına itibar edilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizin 26.02.2018 tarihli ve 2018/493 E., ve 2018/1392 K. sayılı bozma ilamında bilirkişilere davalı bankanın internet bankacılığı sistemi üzerinde yerinde inceleme yetkisi verilerek dava konusu EFT tarihi itibariyle OTP cihazının ürettiği şifrenin bertaraf edilip bu cihazın ürettiği şifreye ihtiyaç duyulmadan EFT yapılıp yapılamayacağının dolayısıyla davacının bir kusurunun bulunup bulunmadığı, varsa oranı tespit edilerek bozma ilamının gereğinin yerine getirilmesine işaret edilmiş, Mahkemece bozmaya uyulduktan sonra alınan bilirkişi raporlarında davacının OTP cihazı kullanıcısının, OTP cihazı ürettiği şifreyi paylaşıp paylaşmadığının tespitinin, olayın gerçekleştiği tarihteki telefon görüşmesi kayıtları ve bu kişilerin banka hareketleri dikkate alınarak incelenmesi gerektiği belirtilerek eksikliklere değinilmiştir.
Buna rağmen Mahkemece uyulan bozma ilamında Dairemizce yeterli kabul edilmeyen bozma öncesi bilirkişi raporu üzerinden dava kısmen kabul edilmiştir. Alınan bilirkişi raporlarına rağmen bozma öncesi alınan bilirkişi raporuna dönülerek tarafların %50 kusur oranına göre karar verilmesi doğru olmamıştır. Bu durumda uyulan bozma ilamında belirtildiği üzere davalı bankanın internet bankacılığı üzerinde yerinde inceleme yetkisi verilerek ve internet bankacılığı sisteminin bulunduğu yer belirlenerek, 2 bilgisayar mühendisi ve konusunda uzman 1 bankacıdan oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınarak varsa davalı bankanın kusurlu olup olmadığı ve varsa kusur oranı belirlenerek sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
2. Kabule göre de davalı banka harçtan muaf olmamasına rağmen harca hükmedilmemesi doğru olmamıştır.
3. Bozma sebep ve şekline göre taraf vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine bu aşamada gerek görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istekleri hâlinde taraflara iadesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 13.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/933357200 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz