Yöneticinin azli
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/7 E. 2023/3776 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ara karara istinaf↗ kambiyo senetlerine özgü takip↗ yönetim kayyumu↗ temsil yetkisinin kaldırılması↗ limited şirket müdürü↗ yaklaşık ispat↗ ortaklıktan çıkarma↗ organsızlık↗ kayyum atanması↗ infisah↗ tedbirin kaldırılması↗ kayyım tayini↗ limited şirket ortağı↗ azil↗ temsil yetkisi↗ hükmün kesinleşmesi↗ kayyım atanması↗ husumet itirazı↗ kâr payı dağıtımı↗ esas sözleşme↗ pay devri↗ kayyım↗ sermaye artırımı↗ şirket müdürü↗ ortaklar kurulu kararı↗ şikayet↗ şirket zararı↗ ara karar↗ hisse devri↗ ihtiyati tedbir↗ fesih↗ tüzel kişilik↗ kâr dağıtımı↗ usulden reddi↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ kâr payı↗ esastan ret↗ ek tasfiye↗ iflas↗ kötüniyet↗ yetkisizlik kararı↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ zamanaşımı↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/702 E., 2019/288 K.
Taraflar arasındaki yöneticilerin azli davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı ...'in %50 ortaklı olarak 09.06.2003 tarihinde... Otomotiv Mabilya Besicilik Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ni kurduklarını, imzalanan ana sözleşmede aynı zamanda şirket ortağı olan ...'in şirket müdürü sıfatıyla şirketi tek başına temsile yetkili olduğunu, davalının şirket yönetimi konusunda gerekli liyakatı gösteremediğini, davalının yönetim konusunda özensiz ve davacıya yönelik engelleyici tavırlar sergilediğini, şirket yönetimi ile alakalı usulsüzlükler de yaptığının tespit edildiğini, şirket ana sözleşmesinin pay devrine ilişkin 16 ncı maddesi gereğince ortakların paylarını devretmelerinin ortakların 3/4'ünün onay vermesine bağlı olmasına rağmen davalının bu hükme uymadan 05.04.2010 tarihli devir sözleşmesi ile hisselerinin yarısını kardeşi ...e devrettiğini, bu devirden davacının haberi olmadığı gibi karar altındaki imzanın da davacıya ait olmadığını, davalının şirketi borçlandırmak için sermaye artırımına gittiğinin tespit edildiğini ancak davacının bu durumdan da haberdar olmadığını, işleme katılımının sağlanmadığı gibi buna ilişkin kararın altındaki imzanın da davacıya ait olmadığını ileri sürerek davalının şirket yönetimi ile ilgili yetkilerinin ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına, aksi durumda dava süresinde şirkete ait mal varlığı üzerinde tasarrufta bulunmaması için şirketin taşınır ve taşınmaz malları üzerine tedbir konulmasına, davalının şirket yönetimindeki yetkilerinin kaldırılmasına ve müdürlük görevinden alınmasına, şirket yönetimi yetkisinin davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü tüm isnatların soyut ve asılsız iddialardan öteye geçemediğini, davanın usule aykırı olup zamanaşımına uğradığını, şirketi kötü yönettiği ve kendisini yönetime dahil etmediği hususlarının asılsız olduğunu, davacının Kayseri'de ikamet ettiğini, zaman zaman Mersin'e geldiğini, ayrıca telefon ve diğer haberleşme araçlarıyla davacı ile iletişim halinde olduğunu, davacının şirkete ait kredileri kendisinin kullandığını ve ödemelerini geciktirdiğini, bu nedenle kendisinin de kredi kullanamaz hale geldiğini, davacının kendisinin ve muhasebecisinin şirket muhasebecisine verdiği talimatla sermaye arttırımına gittiğini, davacının şirketle ilgili yapılan tüm işlemlerden haberi olduğunu ve evraklardaki imzalarında kendisine ait olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kâr payı dağıtılmamasının tek başına şirketten azil için yeterli bir neden olmadığı, şirketin herhangi bir ticari faaliyetinin bulunmadığını, şirketin borca batık olmadığı ve şirketin iflas durumunda olmadığının tespit edildiği, ancak şirket ana sözleşmesinin doğumunda ortaklarca ortaya konulan temel amaç ve temel iradeden uzaklaşıldığı ve ortaya konulan iradenin ve hedeflenen amacın gerçekleştirilmesinin rapor tarihi ile mümkün olmadığının tespit edildiği, şirket ortaklarının sözleşmedeki iradelerinin bir limited şirket kurarak ticari faaliyette bulunmak ve kâr elde etmek olduğu, dolayısıyla şirket kuruluşunda ve şirket ana sözleşmesinde ortaya konulan iradeden ve ortak amaçtan uzaklaşıldığı, mevcut durum itibarıyla da şirketin faaliyetine devam edemediği, mevcut ortaklık yapısı ile de faaliyetine devam etmesinin mümkün olamayacağı, fesih, tasfiye, ortaklıktan çıkarma ve sair 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un (6102 sayılı Kanun) hükümlerinin mahkemenin takdirinde olduğu, Mersin 3. İcra Müdürlüğünün 2017/10638 sayılı dosyasında şirket müdürü olan davalının şirket aleyhine 200.000,00.TL bedelli çeke dayalı takip yaptığı, çekteki alacaklının kendisi olduğu, borçlu olarak şirket adına imzaladığı, Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/20 D.iş sayılı dosyasındaki raporu ile... Otomotiv Mob. Bes. Turz. İnş. San. ve Tic. Ltd. şirketinin 12 yılın toplamına göre defter tutma şekillerine uymadığı ve ihlal ettiği, gerçek satış tutarlarının defter ve kayıtlarda gösterilmediğinin tesbit edildiği, davalı şirket müdürünün yönetim haklarının ve temsil yetkisinin kaldırılması için 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince haklı neden olarak değerlendirilmesi gerektiği, Mahkemece azil kararıyla birlikte hükmün kesinleşmesi halinde davalının müdürlük görevi sona erse dahi, şirketin müdürünü seçecek olan 6102 sayılı Kanun'un 616 ncı maddesinin (b) bendi gereğince ortaklar kurulu olduğundan Mahkemece şirkete ortaklar kurulu yerine geçecek müdür atanmasının mümkün olmadığı, şirket müdürü olan davalının azlinin kesinleşmesi halinde şirketin yönetim ve temsili yönünden kayyum tayini gerektiği ve şirkete yeni müdür seçilene kadar kayyım tayini gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile... Otomotiv Mobilya Besicilik Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince müdürü olan davalı ...'in yönetim haklarının ve temsil yetkisinin kaldırılmasına, davacının müdürlük yetkisinin kendisine verilmesine ilişkin talebin reddine, 11.05.2018 günlü celse 3 nolu ara kararı ile denetim ve onay kayyumu olarak ...'ın atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararının karar kesinleşinceye kadar devamına, karar kesinleştikten sonra şirketin organsız kalmaması için şirket tarafından yeni bir şirket müdürü veya müdürler kurulu seçilene kadar... Otomotiv Mobilya Besicilik Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne müdür yetkilerine sahip olmak üzere denetim ve onay kayyumu olarak atanan ...'ın tedbiren yönetici kayyum olarak atanmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; husumetin şirkete yöneltilmesi gerektiğini, genel kurulca kâr payının dağılması yönünde karar verilmedikçe, kâr payının dağıtılmasının mümkün olmadığını, limited şirket ortağı için tahakkuk eden kâr payının limited şirket tüzel kişiliğinden talep edilmesi gerektiğini, davanın, ... Otomotiv Mobilya Besicilik Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine açılması gerekirken yönetici ortak olan müvekkilinin şahsı aleyhine açıldığını, müvekkilinin, davalı şirket yönetimiyle ilgili yaptığı her işleme ilişkin bilgiyi davacıya verdiğini ve kar payını da zamanında ödediğini, davacının ...adına yapılan pay devrinden ve sermaye artırımından da haberinin olduğunu, müvekkilinin şirkete ilişkin usulsüz hiçbir işlem yapmadığını, davacının huzurdaki davayı açmakta kötüniyetli olduğunu, davacının, ... Otomotiv Mobilya Besicilik Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına 2.300.000,00 TL kredi çektiğini, şirket adına çekmiş olduğu bu krediyi şirket giderleri için değil şahsi harcamalarında kullandığını ve ödemesini yapmayarak şirketi zarara uğrattığını, davacının, şirketin yöneticinin azli istemiyle dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını, şirketin ticari faaliyeti durduğundan ortada yönetilecek bir ticari şirket de mevcut olmadığını, işbu dava açıldığı tarihten itibaren işletme konusunun elde edilmesi veya edilmesinin imkansız duruma geldiğini, davacının, müvekkili davalının yönetim ve temsil hakkının kaldırılması veya sınırlandırılmasında hiçbir hukuki yararının olmadığını, yönetici azlinin şirketin mevcut durumunu iyileştirebilecek bir çözüm olmadığını, şirket açısından infisah nedenlerinin gerçekleştiğini, şirketin mevcut haliyle başka bir müdür tarafından yönetilmesinde hukuki yararın olmadığını, şirkete kayyum atandığından beri şirketin borçlarının arttığını, davacının, müvekkilinin azlini gerektirecek haklı sebeplerin varlığını kanıtlayamadığını, davacının azil talebine ilişkin olarak Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/20 D. İş. raporuna dayanmışsa da; bu rapor tek taraflı olarak müvekkili gıyabında düzenlenmiş ve soyut temellere dayandırıldığını, tek taraflı raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, Mahkemece dosyada verilen tedbir kararının konusu ile uyuşmazlık konusunun aynı olmadığını, Mahkemece yapılan yargılamada ...'ın denetim ve onay kayyumu olarak atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararının devamına karar verilmiş ise de; kayyumluğun devamına ilişkin bu tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, kayyum atandıktan sonra şirketin mevcut durumunun daha da kötüye gittiğini, ortada yönetilecek bir şirket dahi kalmadığını ileri sürerek davanın reddini ve konulan tüm tedbirlerin kaldırılmasını istemiştir.
2.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kayyım ...'ın azli için mahkemeye yaptıkları başvurunun 19.01.2021 tarihli ara kararla reddedildiğini, kayyımın dosyaya atandıktan sonra bir kez rapor verdiğini, bunun bile kayyımın görevini yerine getirmediğini gösterdiğini, sundukları belgelerin yaklaşık ispat için yeterli olduğunu ileri sürerek mahkemenin 19.01.2021 tarihli ara kararının kaldırılarak kayyımın görevden alınmasını, müvekkilinin yetkilendirilmesini, yahut yeni bir kayyım atanmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile limited şirketin ortaklarına ait idare ve temsil yetkilerinin kaldırılması istemli olarak açılan işbu davada husumetin idare ve temsil yetkisinin kaldırılması istenen ortağa yöneltilmesinin gerekli ve yeterli olduğundan davalı vekilinin husumet itirazının yerinde olmadığı, davalının... Otomotiv Mobilya Besicilik Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin kuruluşundan bu yana münferiden şirket müdürü olduğu, Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/20 D.İş sayılı dosyasından düzenlenen bilirkişi raporundan, ... Otomotiv Mob. Bes. Turz. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin 12 yılın toplamına göre defter tutma şekillerine uymadığı ve ihlal ettiği, gerçek satış tutarlarının defter ve kayıtlarda gösterilmediğinin tesbit edildiği, Mahkemece dava dışı şirketten ve davalı şirket müdüründen talep edildiği halde şirkete ait defterler sunulmadığından incelenemediği, şirketin 1.000.000,00 TL yedek parça stoğundan sadece 395,00 TL'lik kısım kaldığı, şirketin ticari faaliyetinin bulunmadığı, davalı müdürün Mersin 3. İcra Müdürlüğünün 2017/10638 sayılı dosyasında şirket aleyhine 200.000,00 TL bedelli çeke dayalı takip yaptığı, çekteki alacaklının kendisi olup, borçlu olarak şirket adına imzaladığı, yine Mersin Emniyet Müdürlüğünün 31.11.2018 tarihli yazı cevabı ve ekindeki belgelerden... Otomotiv Mob. Bes. Turz. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye ait 33 ES 333 plakalı ve 33 HZ 938 plakalı araçların davalıya satışı yapıldığı, davalı müdürün bu şekilde kendisi lehine işlemler yaptığı, tüm bu hususların davalı şirket müdürünün yönetim haklarının ve temsil yetkisinin kaldırılması için 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince haklı nedenler olduğu anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesince davalının yönetim haklarının ve temsil yetkisinin kaldırılmasına karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin yerinde olmadığı, davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin 19.01.2021 tarihli ara karara yönelik istinaf başvurusu ve kayyım ...'ın görevinden alınmasına yönelik talepleri yönünden, dosya kapsamına göre kayyımın görevden alınmasını gerektirir somut delillerin bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince talebinin reddine karar verilmesinin doğru olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; şirket müdürü olan davalının şirket aleyhine kambiyo senetlerine özgü takip yaptığı ve alacaklısının da davalı olduğunu, bu husus hakkında kayyımın gerekli incelemeleri yapmadığını, davalı hakkında ilgili yerlerden şikayetçi olmamasının kayyımın azlini gerektirdiğini, Mahkemece belirlenen sürelerde raporlarını sunmadığını, kanunen zorunlu görevlerini yapmamasının kayyımın azlini gerektirdiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın şirket aleyhine açılması gerekirken yönetici ortak olan müvekkilin şahsı aleyhine açılmış olduğundan davanın usulden reddi gerektiğini, şirket müdürü olan davalının üzerine düşen sorumlulukları yerine getirdiğini, şirket yönetimi konusunda özenli davranarak gerekli liyakati gösterdiğini, şirkete ilişkin usulsüz hiçbir işlem yapmadığını, davacının soyut iddialar ile kendisine bilgi verilmediğini, kâr payı dağıtılmadığı ve dava dışı ortağa esas sözleşmeye aykırı hisse devri yapıldığını iddia ederek davayı açtığını, ancak bu hususların ayrı dava konusu olduğunu, davacının iddialarına yönelik bir davada açmadığından kötü niyetli işbu davayı açtığını, davanın açılmasında hukuki yararı bulunmadığını, azlini gerektirecek haklı sebeplerin ispatlanamadığından kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yöneticinin azli, kayyım tayini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4408 E. 2020/1355 K.
Ortak:e-defter
İncelediğiniz karardaLtd. şirketinin 12 yılın toplamına göre «defter» tutma şekillerine uymadığı ve ihlal ettiği, gerçek satış tutarlarının defter ve kayıtlarda gösterilmediğinin tesbit edildiği, davalı şirket müdürünün yönetim haklarının ve «temsil yetkisinin kaldırılması» için 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince haklı neden olarak değerlendirilmesi gerektiği, Mahkemece «azil» kararıyla birlikte «hükmün kesinleşmesi» halinde davalının müdürlük görevi sona erse dahi, şirketin müdürünü seçecek olan 6102 sayılı Kanun'un 616 ncı maddesinin (b) bendi gereğince «ortaklar kurulu» olduğundan Mahkemece şirkete ortaklar kurulu yerine geçecek müdür atanmasının mümkün olmadığı, «şirket müdürü» olan davalının azlinin kesinleşmesi halinde şirketin yönetim ve temsili yönünden kayyum tayini gerektiği ve şirkete yeni müdür seçilene kadar «kayyım tayini» gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile...
Şti.'nin 12 yılın toplamına göre «defter» tutma şekillerine uymadığı ve ihlal ettiği, gerçek satış tutarlarının defter ve kayıtlarda gösterilmediğinin tesbit edildiği, Mahkemece dava dışı şirketten ve davalı şirket müdüründen talep edildiği halde şirkete ait defterler sunulmadığından incelenemediği, şirketin 1.000.000,00 TL yedek parça stoğundan sadece 395,00 TL'lik kısım kaldığı, şirketin ticari faaliyetinin bulunmadığı, davalı müdürün Mersin 3.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...’in şirkete ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı, TTK’nın 82. maddesine uygun şekilde defterlerin «zayi» olduğu konusunda talepte bulunmadığı ayrıca davalı «şirket müdürünün azli» için haklı nedenlerin oluştuğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı ...’in «şirket müdürlüğü» görevinden azline dair verilen kararın davalılar vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürünün azli · şirket müdürlüğü · zayi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...’in şirkete ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı, TTK’nın 82. maddesine uygun şekilde defterlerin «zayi» olduğu konusunda talepte bulunmadığı ayrıca davalı «şirket müdürünün azli» için haklı nedenlerin oluştuğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı ...’in «şirket müdürlüğü» görevinden azline dair verilen kararın davalılar vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/6874 E. 2016/676 K.
Ortak:kayyum atanması · şirket zararı · limited şirket · husumet · dava şartı
İncelediğiniz karardaİstinaf Sebepleri 1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «husumetin» şirkete yöneltilmesi gerektiğini, genel kurulca kâr «payının» dağılması yönünde karar verilmedikçe, kâr «payının dağıtılmasının» mümkün olmadığını, «limited şirket ortağı» için tahakkuk eden kâr payının limited şirket «tüzel kişiliğinden» talep edilmesi gerektiğini, davanın, ...
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «limited şirketin» ortaklarına ait idare ve «temsil yetkilerinin» kaldırılması istemli olarak açılan işbu davada «husumetin» idare ve «temsil yetkisinin kaldırılması» istenen ortağa yöneltilmesinin gerekli ve yeterli olduğundan davalı vekilinin «husumet itirazının» yerinde olmadığı, davalının...
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kâr «payı dağıtılmamasının» tek başına şirketten «azil» için yeterli bir neden olmadığı, şirketin herhangi bir ticari faaliyetinin bulunmadığını, şirketin borca batık olmadığı ve şirketin «iflas» durumunda olmadığının tespit edildiği, ancak şirket ana sözleşmesinin doğumunda ortaklarca ortaya konulan temel amaç ve temel iradeden uzaklaşıldığı ve ortaya konulan iradenin ve hedeflenen amacın gerçekleştirilmesinin rapor tarihi ile mümkün olmadığının tespit edildiği, şirket ortaklarının sözleşmedeki iradelerinin bir «limited şirket» kurarak ticari faaliyette bulunmak ve kâr elde etmek olduğu, dolayısıyla şirket kuruluşunda ve şirket ana sözleşmesinde ortaya konulan iradeden ve ortak amaçtan uzaklaşıldığı, mevcut durum itibarıyla da şirketin faaliyetine devam edemediği, mevcut ortaklık yapısı ile de faaliyetine devam etmesinin mümkün olamayacağı, «fesih», «tasfiye», «ortaklıktan çıkarma» ve sair 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un (6102 sayılı Kanun) hükümlerinin mahkemenin takdirinde olduğu, Mersin 3.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirket müdürünün «özen yükümlülüğünü» ve kanunla kendisine verilen görevi ihlal ettiği, şirketin açıkça zararına işlem yaparak görevini kötüye kullandığı, «şirketin zarara» uğratıldığı ve bu zararın davacılara değil şirkete ödenmesi gerektiği, bu haliyle davalının müdürlükten azlini ve şirkete «kayyum atanmasını» gerektirecek şartların oluştuğu gerekçesiyle davalının müdürlükten azline, şirkete kayyum atanmasına, diğer taleplerin ise «aktif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
2- Dava, «limited şirket müdürünün azli» ve şirkete «kayyum atanması» istemine ilişkin olup, mahkemece, açıklanan nedenlerle şirket müdürünün azline ve şirkete kayyum atanmasına karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:infaz kabiliyeti · limited şirket müdürünün azli · şirket müdürünün azli · aktif husumet yokluğu · özen yükümlülüğü · aktif husumet · infaz · husumet yokluğu
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamına göre; davalı şirket müdürünün «özen yükümlülüğünü» ve kanunla kendisine verilen görevi ihlal ettiği, şirketin açıkça zararına işlem yaparak görevini kötüye kullandığı, «şirketin zarara» uğratıldığı ve bu zararın davacılara değil şirkete ödenmesi gerektiği, bu haliyle davalının müdürlükten azlini ve şirkete «kayyum atanmasını» gerektirecek şartların oluştuğu gerekçesiyle davalının müdürlükten azline, şirkete kayyum atanmasına, diğer taleplerin ise «aktif husumet yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
2- Dava, «limited şirket müdürünün azli» ve şirkete «kayyum atanması» istemine ilişkin olup, mahkemece, açıklanan nedenlerle şirket müdürünün azline ve şirkete kayyum atanmasına karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, kayyum olarak atanan kişinin ismen belirlenerek «infaz kabiliyeti» bulunan bir karar verilmesi gerekirken, infazı kabil olmayacak şekilde soyut ifadelerle kayyum atamasına karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davalı yararına bozulması gerekmiştir.
-
Müdürün azli | Kayyım atanması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6416 E. 2022/386 K.
Ortak:limited şirket müdürü · organsızlık · kayyım tayini · azil · kayyım atanması · kayyım · şirket müdürü · usulden reddi · dava şartı
İncelediğiniz karardaLtd. şirketinin 12 yılın toplamına göre «defter» tutma şekillerine uymadığı ve ihlal ettiği, gerçek satış tutarlarının defter ve kayıtlarda gösterilmediğinin tesbit edildiği, davalı şirket müdürünün yönetim haklarının ve «temsil yetkisinin kaldırılması» için 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince haklı neden olarak değerlendirilmesi gerektiği, Mahkemece «azil» kararıyla birlikte «hükmün kesinleşmesi» halinde davalının müdürlük görevi sona erse dahi, şirketin müdürünü seçecek olan 6102 sayılı Kanun'un 616 ncı maddesinin (b) bendi gereğince «ortaklar kurulu» olduğundan Mahkemece şirkete ortaklar kurulu yerine geçecek müdür atanmasının mümkün olmadığı, «şirket müdürü» olan davalının azlinin kesinleşmesi halinde şirketin yönetim ve temsili yönünden kayyum tayini gerektiği ve şirkete yeni müdür seçilene kadar «kayyım tayini» gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile...
… urizm İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince müdürü olan davalı ...'in yönetim haklarının ve «temsil yetkisinin kaldırılmasına», davacının müdürlük yetkisinin kendisine verilmesine ilişkin talebin reddine, 11.05.2018 günlü celse 3 nolu «ara» kararı ile denetim ve onay kayyumu olarak ...'ın atanmasına ilişkin «ihtiyati tedbir» kararının karar kesinleşinceye kadar devamına, karar kesinleştikten sonra şirketin «organsız» kalmaması için şirket tarafından yeni bir «şirket müdürü» veya müdürler kurulu seçilene kadar...
2.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; «kayyım» ...'ın azli için mahkemeye yaptıkları başvurunun 19.01.2021 tarihli «ara» kararla reddedildiğini, kayyımın dosyaya atandıktan sonra bir kez rapor verdiğini, bunun bile kayyımın görevini yerine getirmediğini gösterdiğini, sundukları belgelerin «yaklaşık ispat» için yeterli olduğunu ileri sürerek mahkemenin 19.01.2021 tarihli ara kararının kaldırılarak kayyımın görevden alınmasını, müvekkilinin yetkilendirilmesini, yahut yeni bir «kayyım atanmasını» istemiştir.
Benzer bu karardaBölge adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı TTK'da sermaye şirketlerine «kayyım tayini» için sayılan «organsız kalma», yöneticinin özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihmal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi gibi sebeplerin davalı şirket yönünden gerçekleşmediği, davalı şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesine beyanların düzenli olarak verildiği, mali tablolarının düzenlendiği, yatırım faaliyetlerine devam edildiği ve şirketin idare edilemez durumda olmadığı, davalı ...'ın müdür sıfatının bulunmadığı, davacının kendisi yönünden müdürlükten «azil» talebinde «hukuki yararının» bulunmadığı, bu nedenle dava şartının sağlanamadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının kendisi yönünden müdürlükten azil talebi ile ilgi davanın "dava açmakta hukuki yararının bulunmaması" nedeniyle dava «şartı yokluğu» nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114/h maddesi delaletiyle 115/2 maddesi gereğince «usulden reddine», davacının davalı ... aleyhine açtığı müdürlükten azil davasının pasif «sıfat yokluğu» nedeniyle usulden reddine, davacının davalı ... aleyhine açtığı müdürlükten azil davası ile davacının davalılar aleyhine açtığı şirkete kayyım tayin edilmesi davas …
İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davacının kendisinin müdürlüğüne yönelik «azil» talebinin «hukuki yarar» dava şartı olduğundan dava «şartı yokluğu» nedeniyle HMK 114/h maddesi yollaması ile 115/2 maddesi uyarınca «usulden reddine», davacının davalı ... aleyhine açtığı «müdür azli» davasının bu davalının müdürlük yetkisi bulunmadığından davalı aktif «sıfat yokluğu» nedeniyle usulden reddine, davacının davalı ... aleyhine açtığı müdür azli davası ile davalılar aleyhine açtığı şirkete «kayyım tayin» edilmesi davasının talebe ilişkin haklı nedenin ispatlanamaması nedeniyle esastan reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «limited şirket müdürlerinin azli» ve şirkete «kayyım atanması» talebine ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:organsız kalma · istinafa cevap dilekçesi · bağlılık yükümü · müdürün azli · sıfat yokluğu · sözleşmeden doğan dava · dava şartı yokluğu
Benzer bu karardaBölge adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı TTK'da sermaye şirketlerine «kayyım tayini» için sayılan «organsız kalma», yöneticinin özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihmal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi gibi sebeplerin davalı şirket yönünden gerçekleşmediği, davalı şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesine beyanların düzenli olarak verildiği, mali tablolarının düzenlendiği, yatırım faaliyetlerine devam edildiği ve şirketin idare edilemez durumda olmadığı, davalı ...'ın müdür sıfatının bulunmadığı, davacının kendisi yönünden müdürlükten «azil» talebinde «hukuki yararının» bulunmadığı, bu nedenle dava şartının sağlanamadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının kendisi yönünden müdürlükten azil talebi ile ilgi davanın "dava açmakta hukuki yararının bulunmaması" nedeniyle dava «şartı yokluğu» nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114/h maddesi delaletiyle 115/2 maddesi gereğince «usulden reddine», davacının davalı ... aleyhine açtığı müdürlükten azil davasının pasif «sıfat yokluğu» nedeniyle usulden reddine, davacının davalı ... aleyhine açtığı müdürlükten azil davası ile davacının davalılar aleyhine açtığı şirkete kayyım tayin edilmesi davas …
İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davacının kendisinin müdürlüğüne yönelik «azil» talebinin «hukuki yarar» dava şartı olduğundan dava «şartı yokluğu» nedeniyle HMK 114/h maddesi yollaması ile 115/2 maddesi uyarınca «usulden reddine», davacının davalı ... aleyhine açtığı «müdür azli» davasının bu davalının müdürlük yetkisi bulunmadığından davalı aktif «sıfat yokluğu» nedeniyle usulden reddine, davacının davalı ... aleyhine açtığı müdür azli davası ile davalılar aleyhine açtığı şirkete «kayyım tayin» edilmesi davasının talebe ilişkin haklı nedenin ispatlanamaması nedeniyle esastan reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «limited şirket müdürlerinin azli» ve şirkete «kayyım atanması» talebine ilişkindir.
Dosya kapsamında bulunan davalı ... ve ... vekillerinin «istinafa cevap dilekçelerinde» ve bölge adliye mahkemesince alınan bilirkişi raporunda yapılan tespite göre, davalı şirkete, genel kurul toplantısı yapılması için gerekli işlemleri yürütmek amacı ile kayyum atandığı, atanan kayyumun bahsekonu genel kurulu sağladığı ve şirkete yeni bir müdür tayin edildiği anlaşılmaktadır.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3736 E. 2020/1929 K.
Ortak:temsil yetkisinin kaldırılması · tedbirin kaldırılması · kayyım atanması · kayyım · ortaklar kurulu kararı · limited şirket · yetkisizlik kararı · temsil
İncelediğiniz karardaLtd. şirketinin 12 yılın toplamına göre «defter» tutma şekillerine uymadığı ve ihlal ettiği, gerçek satış tutarlarının defter ve kayıtlarda gösterilmediğinin tesbit edildiği, davalı şirket müdürünün yönetim haklarının ve «temsil yetkisinin kaldırılması» için 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince haklı neden olarak değerlendirilmesi gerektiği, Mahkemece «azil» kararıyla birlikte «hükmün kesinleşmesi» halinde davalının müdürlük görevi sona erse dahi, şirketin müdürünü seçecek olan 6102 sayılı Kanun'un 616 ncı maddesinin (b) bendi gereğince «ortaklar kurulu» olduğundan Mahkemece şirkete ortaklar kurulu yerine geçecek müdür atanmasının mümkün olmadığı, «şirket müdürü» olan davalının azlinin kesinleşmesi halinde şirketin yönetim ve temsili yönünden kayyum tayini gerektiği ve şirkete yeni müdür seçilene kadar «kayyım tayini» gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile...
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile «limited şirketin» ortaklarına ait idare ve «temsil yetkilerinin» kaldırılması istemli olarak açılan işbu davada «husumetin» idare ve «temsil yetkisinin kaldırılması» istenen ortağa yöneltilmesinin gerekli ve yeterli olduğundan davalı vekilinin «husumet itirazının» yerinde olmadığı, davalının...
… kalı araçların davalıya satışı yapıldığı, davalı müdürün bu şekilde kendisi lehine işlemler yaptığı, tüm bu hususların davalı şirket müdürünün yönetim haklarının ve «temsil yetkisinin kaldırılması» için 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince haklı nedenler olduğu anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesince davalının yönetim haklarının ve temsil yetkisinin kaldırılmasına karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin yerinde olmadığı, davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin 19.01.2021 tarihli «ara» karara yönelik istinaf başvurusu ve «kayyım» ...'ın görevinden alınmasına yönelik talepleri yönünden, dosya kapsamına göre kayyımın görevden alınmasını gerektirir somut delillerin bulunmadığının anlaşıldığı g …
Benzer bu kararda… yesini kaybetmeye başladığı, davacının açmış olduğu davalar ve bu davalarda alınan kararların buna neden olduğu savunulmuş ise de şirkete ait araç ve taşınmazı, bir «ortaklar kurulu» kararı olmaksızın rayiç bedelden çok düşük fiyatla sattığı, «ticari defterlerdeki» alacak «kaydının» kapatılmasının ticari kayıtlardan anlaşılamamasının özen ve «bağlılık yükümü» ile bağdaşmadığı, davalı «müdürün azli» için haklı sebeplerin gerçekleştiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının müdürlük görevinden azline, yönetim hak ve «temsil yetkisinin kaldırılmasına», davalının müdürü olduğu şirketteki temsil ve yönetim yetkisinin «tedbiren kaldırılmasına» ve mali müşavir ...’nın şirkete «yönetim kayyımı» olarak atanmasına karar verilmiştir.
2-Dava, «limited şirket» müdürünün haklı sebeple azli ve şirkete tedbiren «kayyım atanması» istemlerine ilişkindir.
Davacı vekili dava dilekçesinde TTK’nın 630/2. maddesi uyarınca davalının «şirket müdürlüğünden» azline, işbu davadaki talepleri karara bağlanana kadar davalının müdürlük görevinden tedbiren el çektirilmesine ve bu süreçte şirkete «kayyım atanmasına» karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:bağlılık yükümü · müdürün azli · yönetim kayyımı · şirket müdürlüğü · ticari defter · cy/cy kaydı
Benzer bu kararda… yesini kaybetmeye başladığı, davacının açmış olduğu davalar ve bu davalarda alınan kararların buna neden olduğu savunulmuş ise de şirkete ait araç ve taşınmazı, bir «ortaklar kurulu» kararı olmaksızın rayiç bedelden çok düşük fiyatla sattığı, «ticari defterlerdeki» alacak «kaydının» kapatılmasının ticari kayıtlardan anlaşılamamasının özen ve «bağlılık yükümü» ile bağdaşmadığı, davalı «müdürün azli» için haklı sebeplerin gerçekleştiği gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalının müdürlük görevinden azline, yönetim hak ve «temsil yetkisinin kaldırılmasına», davalının müdürü olduğu şirketteki temsil ve yönetim yetkisinin «tedbiren kaldırılmasına» ve mali müşavir ...’nın şirkete «yönetim kayyımı» olarak atanmasına karar verilmiştir.
Davacı vekili dava dilekçesinde TTK’nın 630/2. maddesi uyarınca davalının «şirket müdürlüğünden» azline, işbu davadaki talepleri karara bağlanana kadar davalının müdürlük görevinden tedbiren el çektirilmesine ve bu süreçte şirkete «kayyım atanmasına» karar verilmesini talep etmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/7 E. , 2023/3776 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1906 Esas, 2021/866 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Mersin 1. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2016/702 E., 2019/288 K.
Taraflar arasındaki yöneticilerin azli davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı ...'in %50 ortaklı olarak 09.06.2003 tarihinde... Otomotiv Mabilya Besicilik Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ni kurduklarını, imzalanan ana sözleşmede aynı zamanda şirket ortağı olan ...'in şirket müdürü sıfatıyla şirketi tek başına temsile yetkili olduğunu, davalının şirket yönetimi konusunda gerekli liyakatı gösteremediğini, davalının yönetim konusunda özensiz ve davacıya yönelik engelleyici tavırlar sergilediğini, şirket yönetimi ile alakalı usulsüzlükler de yaptığının tespit edildiğini, şirket ana sözleşmesinin pay devrine ilişkin 16 ncı maddesi gereğince ortakların paylarını devretmelerinin ortakların 3/4'ünün onay vermesine bağlı olmasına rağmen davalının bu hükme uymadan 05.04.2010 tarihli devir sözleşmesi ile hisselerinin yarısını kardeşi ...e devrettiğini, bu devirden davacının haberi olmadığı gibi karar altındaki imzanın da davacıya ait olmadığını, davalının şirketi borçlandırmak için sermaye artırımına gittiğinin tespit edildiğini ancak davacının bu durumdan da haberdar olmadığını, işleme katılımının sağlanmadığı gibi buna ilişkin kararın altındaki imzanın da davacıya ait olmadığını ileri sürerek davalının şirket yönetimi ile ilgili yetkilerinin ihtiyati tedbir yolu ile durdurulmasına, aksi durumda dava süresinde şirkete ait mal varlığı üzerinde tasarrufta bulunmaması için şirketin taşınır ve taşınmaz malları üzerine tedbir konulmasına, davalının şirket yönetimindeki yetkilerinin kaldırılmasına ve müdürlük görevinden alınmasına, şirket yönetimi yetkisinin davacıya verilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının dava dilekçesinde ileri sürdüğü tüm isnatların soyut ve asılsız iddialardan öteye geçemediğini, davanın usule aykırı olup zamanaşımına uğradığını, şirketi kötü yönettiği ve kendisini yönetime dahil etmediği hususlarının asılsız olduğunu, davacının Kayseri'de ikamet ettiğini, zaman zaman Mersin'e geldiğini, ayrıca telefon ve diğer haberleşme araçlarıyla davacı ile iletişim halinde olduğunu, davacının şirkete ait kredileri kendisinin kullandığını ve ödemelerini geciktirdiğini, bu nedenle kendisinin de kredi kullanamaz hale geldiğini, davacının kendisinin ve muhasebecisinin şirket muhasebecisine verdiği talimatla sermaye arttırımına gittiğini, davacının şirketle ilgili yapılan tüm işlemlerden haberi olduğunu ve evraklardaki imzalarında kendisine ait olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kâr payı dağıtılmamasının tek başına şirketten azil için yeterli bir neden olmadığı, şirketin herhangi bir ticari faaliyetinin bulunmadığını, şirketin borca batık olmadığı ve şirketin iflas durumunda olmadığının tespit edildiği, ancak şirket ana sözleşmesinin doğumunda ortaklarca ortaya konulan temel amaç ve temel iradeden uzaklaşıldığı ve ortaya konulan iradenin ve hedeflenen amacın gerçekleştirilmesinin rapor tarihi ile mümkün olmadığının tespit edildiği, şirket ortaklarının sözleşmedeki iradelerinin bir limited şirket kurarak ticari faaliyette bulunmak ve kâr elde etmek olduğu, dolayısıyla şirket kuruluşunda ve şirket ana sözleşmesinde ortaya konulan iradeden ve ortak amaçtan uzaklaşıldığı, mevcut durum itibarıyla da şirketin faaliyetine devam edemediği, mevcut ortaklık yapısı ile de faaliyetine devam etmesinin mümkün olamayacağı, fesih, tasfiye, ortaklıktan çıkarma ve sair 6102 sayılı Türk Ticaret Kanun'un (6102 sayılı Kanun) hükümlerinin mahkemenin takdirinde olduğu, Mersin 3.
İcra Müdürlüğünün 2017/10638 sayılı dosyasında şirket müdürü olan davalının şirket aleyhine 200.000,00.TL bedelli çeke dayalı takip yaptığı, çekteki alacaklının kendisi olduğu, borçlu olarak şirket adına imzaladığı, Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/20 D.iş sayılı dosyasındaki raporu ile... Otomotiv Mob. Bes. Turz. İnş. San. ve Tic. Ltd. şirketinin 12 yılın toplamına göre defter tutma şekillerine uymadığı ve ihlal ettiği, gerçek satış tutarlarının defter ve kayıtlarda gösterilmediğinin tesbit edildiği, davalı şirket müdürünün yönetim haklarının ve temsil yetkisinin kaldırılması için 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince haklı neden olarak değerlendirilmesi gerektiği, Mahkemece azil kararıyla birlikte hükmün kesinleşmesi halinde davalının müdürlük görevi sona erse dahi, şirketin müdürünü seçecek olan 6102 sayılı Kanun'un 616 ncı maddesinin (b) bendi gereğince ortaklar kurulu olduğundan Mahkemece şirkete ortaklar kurulu yerine geçecek müdür atanmasının mümkün olmadığı, şirket müdürü olan davalının azlinin kesinleşmesi halinde şirketin yönetim ve temsili yönünden kayyum tayini gerektiği ve şirkete yeni müdür seçilene kadar kayyım tayini gerektiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile...
Otomotiv Mobilya Besicilik Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince müdürü olan davalı ...'in yönetim haklarının ve temsil yetkisinin kaldırılmasına, davacının müdürlük yetkisinin kendisine verilmesine ilişkin talebin reddine, 11.05.2018 günlü celse 3 nolu ara kararı ile denetim ve onay kayyumu olarak ...'ın atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararının karar kesinleşinceye kadar devamına, karar kesinleştikten sonra şirketin organsız kalmaması için şirket tarafından yeni bir şirket müdürü veya müdürler kurulu seçilene kadar... Otomotiv Mobilya Besicilik Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'ne müdür yetkilerine sahip olmak üzere denetim ve onay kayyumu olarak atanan ...'ın tedbiren yönetici kayyum olarak atanmasına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; husumetin şirkete yöneltilmesi gerektiğini, genel kurulca kâr payının dağılması yönünde karar verilmedikçe, kâr payının dağıtılmasının mümkün olmadığını, limited şirket ortağı için tahakkuk eden kâr payının limited şirket tüzel kişiliğinden talep edilmesi gerektiğini, davanın, ... Otomotiv Mobilya Besicilik Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi aleyhine açılması gerekirken yönetici ortak olan müvekkilinin şahsı aleyhine açıldığını, müvekkilinin, davalı şirket yönetimiyle ilgili yaptığı her işleme ilişkin bilgiyi davacıya verdiğini ve kar payını da zamanında ödediğini, davacının ...adına yapılan pay devrinden ve sermaye artırımından da haberinin olduğunu, müvekkilinin şirkete ilişkin usulsüz hiçbir işlem yapmadığını, davacının huzurdaki davayı açmakta kötüniyetli olduğunu, davacının, ...
Otomotiv Mobilya Besicilik Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi adına 2.300.000,00 TL kredi çektiğini, şirket adına çekmiş olduğu bu krediyi şirket giderleri için değil şahsi harcamalarında kullandığını ve ödemesini yapmayarak şirketi zarara uğrattığını, davacının, şirketin yöneticinin azli istemiyle dava açmakta hukuki yararı bulunmadığını, şirketin ticari faaliyeti durduğundan ortada yönetilecek bir ticari şirket de mevcut olmadığını, işbu dava açıldığı tarihten itibaren işletme konusunun elde edilmesi veya edilmesinin imkansız duruma geldiğini, davacının, müvekkili davalının yönetim ve temsil hakkının kaldırılması veya sınırlandırılmasında hiçbir hukuki yararının olmadığını, yönetici azlinin şirketin mevcut durumunu iyileştirebilecek bir çözüm olmadığını, şirket açısından infisah nedenlerinin gerçekleştiğini, şirketin mevcut haliyle başka bir müdür tarafından yönetilmesinde hukuki yararın olmadığını, şirkete kayyum atandığından beri şirketin borçlarının arttığını, davacının, müvekkilinin azlini gerektirecek haklı sebeplerin varlığını kanıtlayamadığını, davacının azil talebine ilişkin olarak Mersin 2.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/20 D. İş. raporuna dayanmışsa da; bu rapor tek taraflı olarak müvekkili gıyabında düzenlenmiş ve soyut temellere dayandırıldığını, tek taraflı raporun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, Mahkemece dosyada verilen tedbir kararının konusu ile uyuşmazlık konusunun aynı olmadığını, Mahkemece yapılan yargılamada ...'ın denetim ve onay kayyumu olarak atanmasına ilişkin ihtiyati tedbir kararının devamına karar verilmiş ise de; kayyumluğun devamına ilişkin bu tedbir kararının kaldırılması gerektiğini, kayyum atandıktan sonra şirketin mevcut durumunun daha da kötüye gittiğini, ortada yönetilecek bir şirket dahi kalmadığını ileri sürerek davanın reddini ve konulan tüm tedbirlerin kaldırılmasını istemiştir.
2.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; kayyım ...'ın azli için mahkemeye yaptıkları başvurunun 19.01.2021 tarihli ara kararla reddedildiğini, kayyımın dosyaya atandıktan sonra bir kez rapor verdiğini, bunun bile kayyımın görevini yerine getirmediğini gösterdiğini, sundukları belgelerin yaklaşık ispat için yeterli olduğunu ileri sürerek mahkemenin 19.01.2021 tarihli ara kararının kaldırılarak kayyımın görevden alınmasını, müvekkilinin yetkilendirilmesini, yahut yeni bir kayyım atanmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile limited şirketin ortaklarına ait idare ve temsil yetkilerinin kaldırılması istemli olarak açılan işbu davada husumetin idare ve temsil yetkisinin kaldırılması istenen ortağa yöneltilmesinin gerekli ve yeterli olduğundan davalı vekilinin husumet itirazının yerinde olmadığı, davalının... Otomotiv Mobilya Besicilik Turizm İnşaat Sanayi ve Ticaret Limited Şirketi'nin kuruluşundan bu yana münferiden şirket müdürü olduğu, Mersin 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/20 D.İş sayılı dosyasından düzenlenen bilirkişi raporundan, ... Otomotiv Mob. Bes. Turz. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin 12 yılın toplamına göre defter tutma şekillerine uymadığı ve ihlal ettiği, gerçek satış tutarlarının defter ve kayıtlarda gösterilmediğinin tesbit edildiği, Mahkemece dava dışı şirketten ve davalı şirket müdüründen talep edildiği halde şirkete ait defterler sunulmadığından incelenemediği, şirketin 1.000.000,00 TL yedek parça stoğundan sadece 395,00 TL'lik kısım kaldığı, şirketin ticari faaliyetinin bulunmadığı, davalı müdürün Mersin 3.
İcra Müdürlüğünün 2017/10638 sayılı dosyasında şirket aleyhine 200.000,00 TL bedelli çeke dayalı takip yaptığı, çekteki alacaklının kendisi olup, borçlu olarak şirket adına imzaladığı, yine Mersin Emniyet Müdürlüğünün 31.11.2018 tarihli yazı cevabı ve ekindeki belgelerden... Otomotiv Mob. Bes. Turz. İnş. San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye ait 33 ES 333 plakalı ve 33 HZ 938 plakalı araçların davalıya satışı yapıldığı, davalı müdürün bu şekilde kendisi lehine işlemler yaptığı, tüm bu hususların davalı şirket müdürünün yönetim haklarının ve temsil yetkisinin kaldırılması için 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince haklı nedenler olduğu anlaşıldığından İlk Derece Mahkemesince davalının yönetim haklarının ve temsil yetkisinin kaldırılmasına karar verilmesinin usul ve yasaya uygun olduğu gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf isteminin yerinde olmadığı, davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin 19.01.2021 tarihli ara karara yönelik istinaf başvurusu ve kayyım ...'ın görevinden alınmasına yönelik talepleri yönünden, dosya kapsamına göre kayyımın görevden alınmasını gerektirir somut delillerin bulunmadığının anlaşıldığı gerekçesiyle İlk Derece Mahkemesince talebinin reddine karar verilmesinin doğru olduğu gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; şirket müdürü olan davalının şirket aleyhine kambiyo senetlerine özgü takip yaptığı ve alacaklısının da davalı olduğunu, bu husus hakkında kayyımın gerekli incelemeleri yapmadığını, davalı hakkında ilgili yerlerden şikayetçi olmamasının kayyımın azlini gerektirdiğini, Mahkemece belirlenen sürelerde raporlarını sunmadığını, kanunen zorunlu görevlerini yapmamasının kayyımın azlini gerektirdiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davanın şirket aleyhine açılması gerekirken yönetici ortak olan müvekkilin şahsı aleyhine açılmış olduğundan davanın usulden reddi gerektiğini, şirket müdürü olan davalının üzerine düşen sorumlulukları yerine getirdiğini, şirket yönetimi konusunda özenli davranarak gerekli liyakati gösterdiğini, şirkete ilişkin usulsüz hiçbir işlem yapmadığını, davacının soyut iddialar ile kendisine bilgi verilmediğini, kâr payı dağıtılmadığı ve dava dışı ortağa esas sözleşmeye aykırı hisse devri yapıldığını iddia ederek davayı açtığını, ancak bu hususların ayrı dava konusu olduğunu, davacının iddialarına yönelik bir davada açmadığından kötü niyetli işbu davayı açtığını, davanın açılmasında hukuki yararı bulunmadığını, azlini gerektirecek haklı sebeplerin ispatlanamadığından kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, yöneticinin azli, kayyım tayini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6102 sayılı Kanun'un 630 uncu maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden taraflara ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
14.06.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/933311500 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz