Yönetim kurulu üyeleri birbirlerinin ibrasında oy kullanamaz (TTK 436/2)
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/9216 E. 2023/3370 K. · · İlk derece: İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
OnandıKesinlik belirsiz
★ Emsal
Gerekçe özeti
TTK 436/2 uyarınca yönetim kurulu üyeleri kendilerinin ve birbirlerinin ibrasında oy kullanamaz; bu emredici kurala aykırı oyların katılımıyla ve gerekli karar nisabı sağlanmadan alınan ibra kararı geçersizdir ve bu husus re'sen gözetilir. Yeterli nisap olmadan alınan ibra kararı yok hükmündedir; bu nedenle iptal değil yokluğunun tespitine karar verilmesi gerekir. Genel kurula katılımın engellendiği iddiası ispatlanamaz ve ilgili ortağın pay/oy oranı toplantı ve karar nisabını etkilemezse, kararların butlanı sonucu doğmaz.
Ele alınan sorunlar
Yönetim kurulu üyelerinin ibrada oy kullanma yasağı ve ibra kararının geçersizliği (TTK 436/2) → kabul
İddia: Davacı, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanamayacağını, kendi ibralarında oy kullanmadıkları kabul edilse dahi pay oranlarına göre değerlendirme yapılmadan davanın reddedilmesinin usulsüz olduğunu ileri sürmüştür.
Gerekçe: TTK 436/2'ye göre yönetim kurulu üyeleri kendilerinin ve birbirlerinin ibrasında oy kullanamaz; kullanmaları halinde bu oylarla alınan karar geçersizdir ve kural emredici olduğundan re'sen gözetilir; somut olayda üyeler kendi ibralarında oy kullanmamışsa da birbirlerinin ibrasında oy kullanmış, ibra oylamasına katılan üyelerin payı toplam hissenin %70'ine ulaşmış, davacı toplantıya katılmamış ve %10 paylı diğer ortak çekimser kalmış olduğundan ibra kararı gerekli nisap bulunmadığından geçersizdir. (Yargıtay'ca onanan BAM gerekçesi)
Genel kurula katılımın engellendiği iddiası ve butlan → ret
İddia: Davacı, genel kurula katılmasının yönetim kurulu üyelerince zor ve tehditle engellendiğini, bu hususun tek başına kararların butlan yaptırımına tabi tutulmasını gerektirdiğini ileri sürmüştür.
Gerekçe: Davacının zorla genel kuruldan uzaklaştırıldığı iddiası ispatlanamamış, buna ilişkin ceza soruşturması takipsizlikle sonuçlanmış; davacı toplantıya katılmış olsaydı bile pay ve sermaye oranı toplantı ve karar nisabına etkili olmayacağından, bu husus kararların butlanını gerektirmez. (Yargıtay'ca onanan İlk Derece Mahkemesi gerekçesi)
Yetersiz nisapla alınan ibra kararının yaptırımı: yokluk mu iptal mi → tartışılmadı
Gerekçe: Yeterli karar nisabı bulunmadan alınan ibra kararı yok hükmünde olup, BAM'ca kararın yoklukla malul olduğunun (yokluğunun) tespitine karar verilmesi gerekirken iptaline karar verilmesi doğru değilse de, bu husus sonuca etkili olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
Gerekçe kaynağı: özgün
Emsal değeri
Yönetim kurulu üyelerinin birbirlerinin ibrasında oy kullanamayacağı (emredici, re'sen gözetilen kural) ve yetersiz nisapla alınan ibra kararının iptale değil yokluğa tabi olduğu yönünden emsaldir.
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
genel kurul kararının iptali↗ butlan↗ yokluk (yok hükmünde)↗ ibra↗ oy kullanma yasağı↗ karar nisabı↗ TTK 436/2↗
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Üyeler birbirinin ibrasında oy kullanamaz; nisap sağlanmadan alınan ibra iptal edilir
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4833 E. 2024/1206 K.
Ortak:karar nisabı · Genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu genel kurul toplantısının toplantı ve karar «nisaplarına» uygun olduğu, davacının zorla genel kuruldan atıldığı iddiasının ispatlanamadığı, bu husustaki ceza soruşturmasının «takipsizlikle» sonuçlandığı, davacı, genel kurul toplantısına katılmış olsa dahi davacıya ait hisse ve sermeye oranının toplantı ve karar «nisabına» bir etkisinin olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… rih ve sayısı belirtilen kararı ile sair istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 436 ıncı maddesinin ikinci fıkrasına göre, «yönetim kurulu» üyelerinin kendilerinin ve birbirlerinin ibrasında oy kullanamayacağı, kullanmaları halinde bu oylarla alınan kararın «geçersiz» olacağı, belirtilen kural «emredici» nitelikte olduğundan resen gözetilmesi gerektiği, somut olayda, yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarında oy kullanmamış iseler de birbirlerinin ibrasında oy kullandıkları, «ibra» oylamasına katılan yönetim kurulu üyelerinin hissesinin şirketin toplam hissesinin %70'ine tekabül ettiği ve ibra kararının yönetim kurulu üyelerinin olumlu oyu ile alındığı, davacının toplantıya katılmadığı ve hissesi, toplam şirket hissesinin %10'una tekabül eden diğer ortağın çekimser kaldığı gözetildiğinde ibraya dair alınan kararın gerekli karar «nisabı» bulunmadığından geçersiz olduğu gerekçesiyle başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek …
Davaya konu genel kurulda alınan «yönetim kurulu» üyelerinin ibrasına ilişkin 4 numaralı karar, yeterli karar «nisabı» bulunmadığından yok hükmünde olup Bölge Adliye Mahkemesince anılan kararın «yoklukla malul» olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde iptaline karar verilmesi doğru değil ise de bu husus sonuca etkili olmadığından bozma «sebebi» yapılmamıştır.
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; genel kurul kararlarının kanuna, ana sözleşmeye ve afaki «iyiniyet kurallarına» aykırılık hallerinin ileri sürülerek iptalleri isteminde bulunabilmek için 6102 sayılı Kanun'un 446'ncı maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi uyarınca, toplantıya katılan üyenin karara ret oyu kullanarak muhalif kalmasının ve bu keyfiyeti zapta geçirtmesinin gerektiği, oylama öncesi yapılan görüşme sırasında bir öneriye karşı olunduğunun belirtilmesi veya ret oyu kullanılması alınan karara muhalif olunduğu anlamını taşımayacağı, somut olayda, davacı tarafça, genel kurul toplantısında 2016 yılı bilanço ve gelir tablosunun «tasdikine» ilişkin 4 no'lu, 2016 yılı «yönetim kurulu» faaliyet raporunun onaylanmasına dair 5 no'lu ve 2016 yılı kârının «dağıtılmamasına» ilişkin 6 no'lu kararlara karşı muhalif kalınarak «muhalefet şerhinin» tutanağa geçirilmesinin söz konusu olmadığı, bu kararlar yönünden dava şartının gerçekleşmediği, yine anılan kanunun 436 ncı maddesinin ikinci fıkrası gereğince de yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarında oy kullanamayacakları gibi diğerlerinin ibrasında da oy kullanamayacakları, somut olayda ise kendi ibralarında oy kullanmayan yönetim kurulu üyelerinin diğerinin ibrasında oy kullandığı, yönetim kurulu üyelerinin oyları çıkarıldığında ise kalan oyların «ibra» için karar «nisabını» sağlamadığı açık olup, mahkemenin bu kararın iptaline yönelik vermiş olduğu kararında da usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından istinaf başvurusunun …
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/4442 E. 2024/710 K.
Ortak:karar nisabı · butlan · genel kurul kararının iptali · Genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz karardaTaraflar arasındaki «genel kurul kararının iptali» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, davalı şirketin 31.03.2016 tarihinde yapılan 2015 yılı «olağan genel kurul» toplantısına katılmak için belirtilen gün ve saatte şirkette hazır bulunduğunu, toplantıya ilişkin «hazirun cetvelinde» şirket ortağı olarak gösterilen ... isimli şahsın şirket ortağı olmadığından bahisle hazirun cetveline «şerh» düşmek istediğini ancak «yönetim kurulu» başkanı ve üyeleri tarafından şerh düşmesine izin verilmediği gibi zor ve tehditle toplantı salonundan uzaklaştırıldığını, bunun üzerine polisi arayan müvekkilinin polisle birlikte karakola gitmek durumunda kaldığını, toplantının müvekkilinin yokluğunda yapıldığını ve kararlar alındığını, müvekkilinin toplantıya katılma ve oy kullanmak hakkının engellendiğini, yönetim kurulu üyelerinin kendi kendilerini «ibra» ettiklerini ileri sürerek davaya konu genel kurulda alınan kararların iptaline veya «butlanına» karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, davaya konu genel kurula katılmasının «yönetim kurulu» üyelerince zor ve tehditle engellendiğinden bahisle suç duyurusunda bulunduğunu, başlatılan soruşturmanın «takipsizlikle» sonuçlandığını, davacı yan iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının şirketi işlemez hale getirmek için sürekli ihtilaf çıkarıp dava açtığını, kötü niyetli olduğunu, davaya konu genel kurulda alınan kararların iptalini veya «butlanını» gerektirecek bir usulsüzlük bulunmadığını, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaTaraflar arasındaki şirket «genel kurulu kararının iptali» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin 22.04.2015 tarihinden itibaren davalı şirketin %34 hissesine sahip ortağı olduğunu, şirketin 2016 yılı «olağan genel kurul» toplantısının 21.11.2017 tarihinde yapıldığını ve 07.12.2017 tarihli sicil gazetesinde yayınlandığını, anılan genel kurul toplantısı çağrısının müvekkiline tebliğ edilmemiş olması nedeni ile batıl olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 447 nci maddesinin açıkça ihlal edildiğini, toplantıda hazır bulunanlar listesinin tetkikinde itibari değeri 50,00 TL olan 1.000 payın 500'... hisse adedine sahip şirket ortakları ... ... ve ... ... tarafından toplantıya %100 oranında katılımın sağlandığı denilmek suretiyle müvekkilinin, şirketteki mevcut % 34 oranındaki hissesinin yok sayıldığını, müvekkilinin şirketteki hisselerini devretmediğini, halen şirketin % 34 oranındaki hissesine sahip olduğunu, müvekkilinin katılmadığı genel kurul toplantısında alınan hiçbir kararın oybirliğiyle alınmasının mümkün olmadığını ileri sürerek, 21.11.2017 tarihli genel kurul toplantısında alınan 3, 4, 5, 6 ve 7 no.lu kararların iptaline, bu taleplerinin kabul görmemesi durumunda «butlan» olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, şirket «genel kurul kararlarının butlanla» hükümsüz olduğunun tespiti ya da iptali istemine ilişkindir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurul kararının butlanı · çağrı usulsüzlüğü · pay devir sözleşmesi · yoklukla malul karar · hazirun cetveli · yokluk · olağanüstü genel kurul · pay defteri
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davacının «hazirun cetvelini» «yönetim kurulu» başkanı olarak imzalayıp hazirun listesinde adının olmamasının payını zımni olarak devrettiği anlamına gelmeyeceği, devre ilişkin yazılı bir sözleşme, şirketçe alınmış ve «pay defterine» işlenmiş bir karar bulunmadığından davacının davalı şirketin ortağı olduğu, toplantıya «çağrının usulsüz» olmasına rağmen davacının «payı» itibariyle alınan kararların iptalinin mümkün olup olmadığının irdelenmesinin gerektiği, bu doğrultuda yapılan incelemede de önceki yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında ve diğer yönetim kurulu üyelerinin ibrasında ayrıca bilanço ve kar/zarar hesaplarının ibrasında oy kullanmamaları gerektiği halde oy kullandıkları, bu oyların dışında lehlerine başkaca olumlu bir oy da bulunmadığından bu kararların iptalinin gerektiği, şirketteki hisse oranı itibari ile davacının toplantıya katılmış olması halinde dahi alınacak kararlara bir etkisinin olmayacağı da dikkate alınarak, davanın kısmen kabulü ile davalı şirketin 21.11.2017 tarihli «olağan genel kurul» toplantısında alınan 3 ve 5 numaralı kararların iptaline karar verilmiştir.
CEVAP Davalı şirket vekili cevap dilekçesinde; davacının hisselerini müvekkili şirket ortaklarına yazılı sözleşme ile devrettiğini, bu hususun 20.09.2016 tarihli «olağan genel kurul» ile aynı tarihli «hazirun cetvelinde» gösterilen ortaklık ve sermaye yapısı şirket «pay defterine» ve kayıtlarına uygundur ibaresi «taşıyan» hazirun cetvelindeki «yönetim kurulu» başkanı sıfatı ile attığı imzası ile ... olduğunu, davacının 20.09.2016 tarihli olağan genel kurul toplantısından önce gerçekleşen «hisse devir sözleşmelerini» müvekkili şirket ortaklarına «teslim» etmediğini, bu durumun şirket muhasebe işlerine bakan dava dışı Ozan ... ile şirket ortağı ...
İstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının 20.09.2016 tarihli «olağanüstü genel kurul» toplantısından hemen önce hisselerini müvekkili şirketin hali hazırdaki ortaklarına devretmiş olması nedeni ile davayı açma hakkının bulunmadığını, davacının hissesini diğer ortaklara devrederek ayrıldığı yönünde yapılan işlemin tarafların kabulünde olduğunu, yani davacının hissesini davalılara devrettiğinin açıkça anlaşıldığını, söz konusu «hazirun cetvelinin» içeriği ile davacının imzalamasına rağmen haksız yere uhdesinde alıkoyduğu «pay devir sözleşmelerinin» müvekkili şirketin şimdiki ortaklarının elinden olmamasından istifade ile dava açmasının «dürüstlük kuralına» aykırı bulunduğunu, belirtilen hususun dava dışı Ozan ... ve müvekkili şirket ortaklarından ...
2.Davaya konu genel kurulda «yönetim kurulu» üyelerinin, yönetim kurulunun ibrasında oy «yasağı» bulunmasına rağmen oy kullanmaları ve bu oylar haricinde karar «nisabının» sağlanamaması karşısında, yok hükmünde olan kararın «yoklukla malul» olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde iptaline karar verilmesi doğru değil ise de bu husus sonuca etkili olmadığından bozma «sebebi» yapılmamıştır.
-
Yönetim kurulu üyelerinin ibrada oy kullanamaması ve karar nisabının denetimi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/6337 E. 2014/12935 K.
Ortak:ibra · karar nisabı · Genel kurul kararının iptali
İncelediğiniz kararda… rih ve sayısı belirtilen kararı ile sair istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 436 ıncı maddesinin ikinci fıkrasına göre, «yönetim kurulu» üyelerinin kendilerinin ve birbirlerinin ibrasında oy kullanamayacağı, kullanmaları halinde bu oylarla alınan kararın «geçersiz» olacağı, belirtilen kural «emredici» nitelikte olduğundan resen gözetilmesi gerektiği, somut olayda, yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarında oy kullanmamış iseler de birbirlerinin ibrasında oy kullandıkları, «ibra» oylamasına katılan yönetim kurulu üyelerinin hissesinin şirketin toplam hissesinin %70'ine tekabül ettiği ve ibra kararının yönetim kurulu üyelerinin olumlu oyu ile alındığı, davacının toplantıya katılmadığı ve hissesi, toplam şirket hissesinin %10'una tekabül eden diğer ortağın çekimser kaldığı gözetildiğinde ibraya dair alınan kararın gerekli karar «nisabı» bulunmadığından geçersiz olduğu gerekçesiyle başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, davalı şirketin 31.03.2016 tarihinde yapılan 2015 yılı «olağan genel kurul» toplantısına katılmak için belirtilen gün ve saatte şirkette hazır bulunduğunu, toplantıya ilişkin «hazirun cetvelinde» şirket ortağı olarak gösterilen ... isimli şahsın şirket ortağı olmadığından bahisle hazirun cetveline «şerh» düşmek istediğini ancak «yönetim kurulu» başkanı ve üyeleri tarafından şerh düşmesine izin verilmediği gibi zor ve tehditle toplantı salonundan uzaklaştırıldığını, bunun üzerine polisi arayan müvekkilinin polisle birlikte karakola gitmek durumunda kaldığını, toplantının müvekkilinin yokluğunda yapıldığını ve kararlar alındığını, müvekkilinin toplantıya katılma ve oy kullanmak hakkının engellendiğini, yönetim kurulu üyelerinin kendi kendilerini «ibra» ettiklerini ileri sürerek davaya konu genel kurulda alınan kararların iptaline veya «butlanına» karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu genel kurul toplantısının toplantı ve karar «nisaplarına» uygun olduğu, davacının zorla genel kuruldan atıldığı iddiasının ispatlanamadığı, bu husustaki ceza soruşturmasının «takipsizlikle» sonuçlandığı, davacı, genel kurul toplantısına katılmış olsa dahi davacıya ait hisse ve sermeye oranının toplantı ve karar «nisabına» bir etkisinin olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, «ibra» için gerekli karar «nisabı» sağlanamamış olduğu halde bu yön üzerinde durulmadan hüküm kurulması doğru görülmemiş, hükmün açıklanan gerekçe ile davacılar yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
Davacı tarafça iptali istenen 7 nolu genel kurul kararında şirketin «yönetim kurulu» üyeleri ayrı ayrı «ibra» edilmişlerdir.
Ancak, somut olaya uygulanması gerekli mülga 6762 sayılı TTK’nun 374/2. maddesi hükmü karşısında, «yönetim kurulu» üyeleri kendilerinin ve diğer «yönetim kurulu üyelerinin ibralarına» ilişkin kararlarda oy hakkını haiz değillerdir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:mutlak butlan
Benzer bu karardaOylamaya katılmaması gereken ortağın oy kullanmasına rağmen bu oyların bulunmaması halinde dahi karar «nisabı» oluşuyorsa kararın «mutlak butlanla» batıl olduğu kabul edilemez.
Aksi halde, yani lehine izin kararı verilen «yönetim kurulu» üyesinin oylarının çıkarılması halinde karar «nisabı» oluşmuyorsa kararın «mutlak butlanla» batıl olduğu kabul edilmelidir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/9216 E. , 2023/3370 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1223 Esas, 2021/1587 Karar
HÜKÜM
Kısmen kabul
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 14. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2016/696 E., 2018/100 K.
Taraflar arasındaki genel kurul kararının iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kısmen kabulü İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalı şirketin ortağı olduğunu, davalı şirketin 31.03.2016 tarihinde yapılan 2015 yılı olağan genel kurul toplantısına katılmak için belirtilen gün ve saatte şirkette hazır bulunduğunu, toplantıya ilişkin hazirun cetvelinde şirket ortağı olarak gösterilen ... isimli şahsın şirket ortağı olmadığından bahisle hazirun cetveline şerh düşmek istediğini ancak yönetim kurulu başkanı ve üyeleri tarafından şerh düşmesine izin verilmediği gibi zor ve tehditle toplantı salonundan uzaklaştırıldığını, bunun üzerine polisi arayan müvekkilinin polisle birlikte karakola gitmek durumunda kaldığını, toplantının müvekkilinin yokluğunda yapıldığını ve kararlar alındığını, müvekkilinin toplantıya katılma ve oy kullanmak hakkının engellendiğini, yönetim kurulu üyelerinin kendi kendilerini ibra ettiklerini ileri sürerek davaya konu genel kurulda alınan kararların iptaline veya butlanına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının, davaya konu genel kurula katılmasının yönetim kurulu üyelerince zor ve tehditle engellendiğinden bahisle suç duyurusunda bulunduğunu, başlatılan soruşturmanın takipsizlikle sonuçlandığını, davacı yan iddialarının gerçeği yansıtmadığını, davacının şirketi işlemez hale getirmek için sürekli ihtilaf çıkarıp dava açtığını, kötü niyetli olduğunu, davaya konu genel kurulda alınan kararların iptalini veya butlanını gerektirecek bir usulsüzlük bulunmadığını, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmadıklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davaya konu genel kurul toplantısının toplantı ve karar nisaplarına uygun olduğu, davacının zorla genel kuruldan atıldığı iddiasının ispatlanamadığı, bu husustaki ceza soruşturmasının takipsizlikle sonuçlandığı, davacı, genel kurul toplantısına katılmış olsa dahi davacıya ait hisse ve sermeye oranının toplantı ve karar nisabına bir etkisinin olmayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde ileri sürdüğü hususları tekrar ettikten sonra müvekkilinin davaya konu genel kurula katılmasının yönetim kurulu üyeleri tarafından zor ve tehditle engellendiğini, sırf bu hususun dahi genel kurulda alınan kararların butlan yaptırımına tabi kılınmasını gerektirdiğini, İlk Derece Mahkemesince, takipsizlik kararının yanlış değerlendirildiğini, müvekkilinin toplantıya katılması halinde yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmesinin mümkün olmadığını zira yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanamayacağını, ayrıca ibra oylamasında pay oranlarına göre bir değerlendirme yapılmadan davanın reddine karar verilmesinin usulsüz olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sair istinaf itirazlarının yerinde olmadığı ancak 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 436 ıncı maddesinin ikinci fıkrasına göre, yönetim kurulu üyelerinin kendilerinin ve birbirlerinin ibrasında oy kullanamayacağı, kullanmaları halinde bu oylarla alınan kararın geçersiz olacağı, belirtilen kural emredici nitelikte olduğundan resen gözetilmesi gerektiği, somut olayda, yönetim kurulu üyeleri kendi ibralarında oy kullanmamış iseler de birbirlerinin ibrasında oy kullandıkları, ibra oylamasına katılan yönetim kurulu üyelerinin hissesinin şirketin toplam hissesinin %70'ine tekabül ettiği ve ibra kararının yönetim kurulu üyelerinin olumlu oyu ile alındığı, davacının toplantıya katılmadığı ve hissesi, toplam şirket hissesinin %10'una tekabül eden diğer ortağın çekimser kaldığı gözetildiğinde ibraya dair alınan kararın gerekli karar nisabı bulunmadığından geçersiz olduğu gerekçesiyle başvurunun kısmen kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne, davaya konu genel kurul toplantısında alınan (4) numaralı kararın iptaline, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili ve katılma yoluyla davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesi kararının gerekçeden yoksun olduğunu, kararda, savunmalarına neden itibar edilmediğinin açıklanmadığını, davacının kötü niyetli olup şirketi işlemez hale getirmeye çalıştığını, yönetim kurulu üyelerinin kendi ibralarında oy kullanmadığını, aksi yöndeki gerekçenin isabetsiz olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davacı vekili katılma yoluyla sunduğu temyiz dilekçesinde özetle; Bölge Adliye Mahkemesinin, müvekkilinin toplantıya katılmasının engellendiği şeklindeki iddianın ispatlanamadığına ilişkin gerekçesinin isabetli olmadığını, takipsizlik kararının gerekçesinin yanlış değerlendirildiğini, ceza soruşturma dosyası ve iş bu dosya kapmasındaki delillerle, müvekkilinin, davaya konu genel kurula katılma ve oy kullanma hakkının yönetim kurulu üyelerince, zor ve tehditle engellendiğinin ispatlandığını, sırf bu hususun dahi genel kurulda alınan kararların butlan yaptırımına tabi tutulmasını gerektirdiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davaya konu genel kurulda alınan kararların butlan veya iptal yaptırımına tabi tutulmasını gerektirecek şekilde hukuka aykırı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Kanun'un 445 inci, 446 ıncı ve 447 inci maddeleri ile aynı Kanun'un 436 ıncı maddesinin ikinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2. Davaya konu genel kurulda alınan yönetim kurulu üyelerinin ibrasına ilişkin 4 numaralı karar, yeterli karar nisabı bulunmadığından yok hükmünde olup Bölge Adliye Mahkemesince anılan kararın yoklukla malul olduğunun tespitine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde iptaline karar verilmesi doğru değil ise de bu husus sonuca etkili olmadığından bozma sebebi yapılmamıştır.
3.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup taraf vekillerince temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz eden taraflara ayrı ayrı yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
30.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/933263900 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz