Tasarımın hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/3626 E. 2023/3321 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
silahların eşitliği ilkesi↗ eşitlik ilkesi↗ rüçhan hakkı↗ hukuki dinlenilme hakkı↗ adil yargılanma hakkı↗ sözlü yargılama↗ savunma hakkının kısıtlanması↗ tahkikat↗ savunma hakkı↗ tanıma↗ direnme kararı↗ kısıtlılık↗ bilirkişi incelemesi↗ ayırt edicilik↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 17.02.2015 tarih, 2013/220 E. ve 2015/33 K. sayılı kararıyla; dava konusu desenlerin sayısız seçenek sunularak eski yüzyıllarda dahi kumaş, kağıt, porselen gibi pek çok materyal üzerinde ve yüzeylerinde kullanıldığı, desenlerin anonim tanım içine girdiği, dolayısıyla tasarımların yenilik ve ayırt edicilik özelliklerine sahip olmadıkları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 23.05.2016 tarih, 2015/10838 E. ve 2016/5565 K. sayılı ilamı ile taraf vekillerinin hazır olduğu 17.02.2015 tarihli celsede duruşmaya son verildiği belirtilerek hüküm verildiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 184 üncü ve 186 ncı maddeleri ile belirlenen düzenlemelere uyulmadan hüküm kurulmasının, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğu, adil yargılanma hakkı ile hukuki dinlenilme hakkına aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün taraflar yararına bozulmasına karar verilmiştir.
C. Mahkemece Verilen Direnme Kararı
Mahkemece 22.11.2016 tarih, 2016/176 E. ve 2013/237 K. sayılı kararı ile bozma ilamına konu kararından önce yapılan yargılama sırasında, dosyadaki tarafların dava ile ilgili bilgilendirildiği, dilekçeler teatisinin tamamlandığı, ön incelemenin yapıldığı, tahkikat ve sözlü yargılama aşamasına geçildiği, bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun taraflara tebliğ edildikten, itiraz ve beyanlar da alındıktan sonra dosyadaki uyuşmazlıkla ilgili davacının davasını kabul yönündeki, davalının ise davayı red yönündeki son beyanları da alınarak yargılamanın sonlandırılıp hüküm kurulduğu, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması ve dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlali söz konusu olmadığı, hukuki dinlenme hakkının da ihlal edilmediği, özellikle tek hâkimle çalışan mahkemelerde tahkikat aşamasından itibaren tarafların sürekli beyanlarına başvurulmuş olması ve son beyanlarının da alınıyor olması halinde 6100 sayılı Kanun'un 186 ncı maddesinde belirtilen surette sözlü yargılama için yeniden gün tayin edilmesine gerek olmadığı, dosya taraflarının da, yargılamaya son verildiği belirtilmesine rağmen, sözlü yargılama için gün talep etmemiş olmaları hususu birlikte değerlendirildiğinde, bozma ilamında belirtilen hususların yerinde olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
D. Dairemizin İnceleme Kararı
6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede, Daire kararının yerinde olduğu belirtilerek temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
E. Hukuk Genel Kurulunun Direnme Kararı Üzerine Verdiği Karar
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraf vekillerinin hazır olduğu 17.02.2015 tarihli duruşmada taraflara 6100 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesi gereğince tahkikatın bittiğinin bildirilmediği ve sözlü yargılama için 186 ncı maddede belirtildiği şekilde yeni bir duruşma günü belirlenmediği gibi taraflar hazır olmasına rağmen taraflara sözlü yargılama için yeni duruşma günü verilmesini isteyip istemedikleri dahi sorulmaksızın ve buna ilişkin beyanları duruşma tutanağına geçirilmeksizin sözlü yargılamaya geçilmiş olduğundan, 6100 sayılı Kanun'un 184 ve 186 ncı maddelerinde belirtilen sırasıyla tahkikatın sona ermesi ve sözlü yargılamaya ilişkin usul kurallarına uyulmaksızın verilen hükmün, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkına dolayısıyla 6100 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkının unsuru olan silahların eşitliği ilkesi ile usul kurallarının ruhuna ve özüne uygun düşmediği, Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
F. Mahkemece Dairemiz Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mülga 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (mülga 554 sayılı KHK) 5 inci ve 10 uncu maddeleri arasında belirtildiği üzere ilgili tasarımın özgün, yeni olması ve daha önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış olması gerektiği gibi, birbiri ile kıyaslanan tasarımların farklılıklarından çok ortak özellikleri değerlendirilerek tasarımcının tasarımı geliştirme hususunda mevcut seçenek özgürlüğü de nazara alınarak değerlendirmesinin yapılması gerektiği, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda davalının 2008/04321 sayılı tescil belgesindeki 3, 6 ve 18 sayılı tasarımları ile 2010/03030 sayılı tescil belgesindeki 10 ve 18 sayılı tasarımların başvuru tarihi itibariyle yenilik ve ayırt edici nitelik özelliklerine sahip olmadıkları yolunda görüş belirtildiği, dava konusu olan desenlerin sayısız seçenek sunularak eski yüzyıllarda dahi kumaş, kağıt, porselen gibi pek çok materyal üzerinde ve yüzeylerinde kullanıldığı, bu desenlerin anonim tanım içine girdiği, dolayısıyla tasarımların yenilik ve ayırt edicilik özelliklerine sahip olmadıkları gerekçesiyle davalı adına tescilli 2008/04321 sayılı tasarım tescil belgesinin 3, 6 ve 18 sayılı tasarımları ile 2010/03030 sayılı tasarım tescil belgesinin 10 ve 18. tasarımlarının kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 1978 yılından beri piyasada geniş bir ürün portföyü ile hizmet verdiğini, satış potansiyelinin yüksek olduğunu ve bunu dava konusu tasarımları kullanarak, tescil ettirerek elde ettiğini, tasaımların AR-GE çalışmaları neticesinde ortaya çıkarılarak tescil ettirildiğini, bu tasarımlar üzerinde müvekkilinin rüçhan hakkının bulunduğunu, mülga 554 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinde yer alan düzenleme ve müvekkili tasarımlarından 20008/14321-18 no.lu tasarımın koruma başlama tarihinin 31.07.2008 olduğu tasarım üzerindeki rüçhan hakkının 31.07.2007 tarihine uzadığı, davacının sunmuş olduğu derginin ise Aralık-Ocak 2008 tarihlerini kapsadığı hususları birlikte dikkate alındığında müvekkili tasarımının yeni ve ayırt edici olduğunu, dava konusu diğer tasarımlar açısından da müvekkilinin rüçhan hakkının olduğunu, davacının sunduğu delillerde dahi tasarımların tanıtım ve reklamının müvekkili tarafından yapıldığını, tasarımlardaki farklılıkların küçük ayrıntılar olarak nitelendirilemeyecek derecede farklılar olduğunu, tasarımın bütün olarak düşünülmesi gerektiğini, yeniliğin sadece var olmayanın yaratılması değil, bilinene bazı unsurlar eklenerek bilinenden farklı hale getirilmesi olduğunu, müvekkili tasarımlarında yenilik şartının yerine getirildiğini, tasarımın ayırt ediciliğinin, herhangi bir tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı izlenim ile diğer bir tasarımın böyle bir kullanıcıda yarattığı genel izlenim arasındaki belirgin farklılık olarak anlaşılması gerektiğini, müvekkili tasarımlarının bu şartı da sağlandığını, kısıtlı çalışma alanları açısından müvekkilinin çalışma sahasını genişlettiğini ve bu zamana kadar piyasada bulunmayacak şekilde tabak desen tasarımları oluşturduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, endüstriyel tasarımın kısmen hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Mülga 554 sayılı KHK'nın 5 inci ve devamı maddeleri, 43 üncü maddesi.
2. 6100 sayılı Kanun'un 27, 184 ve 186 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Endüstriyel Tasarım Tescilinin Hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/10838 E. 2016/5565 K.
Ortak:hukuki dinlenilme hakkı · adil yargılanma hakkı · sözlü yargılama · savunma hakkının kısıtlanması · tahkikat · savunma hakkı · tanıma · kısıtlılık
İncelediğiniz kararda… u kararından önce yapılan yargılama sırasında, dosyadaki tarafların dava ile ilgili bilgilendirildiği, dilekçeler teatisinin tamamlandığı, ön incelemenin yapıldığı, «tahkikat» ve «sözlü yargılama» aşamasına geçildiği, «bilirkişi incelemesi» sonucu düzenlenen raporun taraflara tebliğ edildikten, itiraz ve beyanlar da alındıktan sonra dosyadaki uyuşmazlıkla ilgili davacının davasını kabul yönündeki, davalının ise davayı red yönündeki «son» beyanları da alınarak yargılamanın sonlandırılıp hüküm kurulduğu, iddia ve «savunma hakkının kısıtlanması» ve dolayısıyla «adil yargılanma hakkının» ihlali söz konusu olmadığı, «hukuki dinlenme hakkının» da ihlal edilmediği, özellikle tek hâkimle çalışan mahkemelerde tahkikat aşamasından itibaren tarafların sürekli beyanlarına başvurulmuş olması ve son beyanlarının da alınıyor olması halinde 6100 sayılı Kanun'un 186 ncı maddesinde belirtilen surette sözlü yargılama için yeniden gün tayin edilmesine gerek olmadığı, dosya taraflarının da, yargılamaya son verildiği belirtilmesine rağmen, sözlü yargılama için gün talep etmemiş olmaları hususu birlikte değerlendirildiğinde, bozma ilamında belirtilen hususların yerinde olmadığı gerekçesiyle «direnme» kararı verilmiştir.
Bozma Kararı Dairemizin 23.05.2016 tarih, 2015/10838 E. ve 2016/5565 K. sayılı ilamı ile taraf vekillerinin hazır olduğu 17.02.2015 tarihli celsede duruşmaya «son» verildiği belirtilerek hüküm verildiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 184 üncü ve 186 ncı maddeleri ile belirlenen düzenlemelere uyulmadan hüküm kurulmasının, iddia ve «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğu, «adil yargılanma hakkı» ile «hukuki dinlenilme hakkına» aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün taraflar yararına bozulmasına karar verilmiştir.
… karıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraf vekillerinin hazır olduğu 17.02.2015 tarihli duruşmada taraflara 6100 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesi gereğince «tahkikatın» bittiğinin bildirilmediği ve «sözlü yargılama» için 186 ncı maddede belirtildiği şekilde yeni bir duruşma günü belirlenmediği gibi taraflar hazır olmasına rağmen taraflara sözlü yargılama için yeni duruşma günü verilmesini isteyip istemedikleri dahi sorulmaksızın ve buna ilişkin beyanları duruşma tutanağına geçirilmeksizin sözlü yargılamaya geçilmiş olduğundan, 6100 sayılı Kanun'un 184 ve 186 ncı maddelerinde belirtilen sırasıyla tahkikatın sona ermesi ve sözlü yargılamaya ilişkin usul kurallarına uyulmaksızın verilen hükmün, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 6 ncı maddesinde düzenlenen «adil yargılanma hakkına» dolayısıyla 6100 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenen «hukuki dinlenilme hakkının» unsuru olan «silahların eşitliği ilkesi» ile usul kurallarının ruhuna ve özüne uygun düşmediği, Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle «direnme» kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer bu karardaYukarıdaki açıklanan yasal düzenlemelere uyulmadan hüküm kurulması, iddia ve «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan, «adil yargılanma hakkı» ile «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Burada açıklığa kavuşturulması gereken husus, «tahkikatın» bittiğinin tefhim edildiği celseden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için yeni bir gün tayininin zorunlu olup olmadığı hususudur.
Bu madde, "Mahkeme, «tahkikatın» bitiminden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet eder.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yokluk
Benzer bu karardaTaraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde «yokluklarında» hüküm verileceği hususu bildirilir.
-
Bono nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti | Menfi tespit
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/14181 E. 2015/10401 K.
Ortak:hukuki dinlenilme hakkı · adil yargılanma hakkı · sözlü yargılama · savunma hakkının kısıtlanması · tahkikat · savunma hakkı · kısıtlılık · bilirkişi incelemesi
İncelediğiniz kararda… u kararından önce yapılan yargılama sırasında, dosyadaki tarafların dava ile ilgili bilgilendirildiği, dilekçeler teatisinin tamamlandığı, ön incelemenin yapıldığı, «tahkikat» ve «sözlü yargılama» aşamasına geçildiği, «bilirkişi incelemesi» sonucu düzenlenen raporun taraflara tebliğ edildikten, itiraz ve beyanlar da alındıktan sonra dosyadaki uyuşmazlıkla ilgili davacının davasını kabul yönündeki, davalının ise davayı red yönündeki «son» beyanları da alınarak yargılamanın sonlandırılıp hüküm kurulduğu, iddia ve «savunma hakkının kısıtlanması» ve dolayısıyla «adil yargılanma hakkının» ihlali söz konusu olmadığı, «hukuki dinlenme hakkının» da ihlal edilmediği, özellikle tek hâkimle çalışan mahkemelerde tahkikat aşamasından itibaren tarafların sürekli beyanlarına başvurulmuş olması ve son beyanlarının da alınıyor olması halinde 6100 sayılı Kanun'un 186 ncı maddesinde belirtilen surette sözlü yargılama için yeniden gün tayin edilmesine gerek olmadığı, dosya taraflarının da, yargılamaya son verildiği belirtilmesine rağmen, sözlü yargılama için gün talep etmemiş olmaları hususu birlikte değerlendirildiğinde, bozma ilamında belirtilen hususların yerinde olmadığı gerekçesiyle «direnme» kararı verilmiştir.
Bozma Kararı Dairemizin 23.05.2016 tarih, 2015/10838 E. ve 2016/5565 K. sayılı ilamı ile taraf vekillerinin hazır olduğu 17.02.2015 tarihli celsede duruşmaya «son» verildiği belirtilerek hüküm verildiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 184 üncü ve 186 ncı maddeleri ile belirlenen düzenlemelere uyulmadan hüküm kurulmasının, iddia ve «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğu, «adil yargılanma hakkı» ile «hukuki dinlenilme hakkına» aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün taraflar yararına bozulmasına karar verilmiştir.
… karıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraf vekillerinin hazır olduğu 17.02.2015 tarihli duruşmada taraflara 6100 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesi gereğince «tahkikatın» bittiğinin bildirilmediği ve «sözlü yargılama» için 186 ncı maddede belirtildiği şekilde yeni bir duruşma günü belirlenmediği gibi taraflar hazır olmasına rağmen taraflara sözlü yargılama için yeni duruşma günü verilmesini isteyip istemedikleri dahi sorulmaksızın ve buna ilişkin beyanları duruşma tutanağına geçirilmeksizin sözlü yargılamaya geçilmiş olduğundan, 6100 sayılı Kanun'un 184 ve 186 ncı maddelerinde belirtilen sırasıyla tahkikatın sona ermesi ve sözlü yargılamaya ilişkin usul kurallarına uyulmaksızın verilen hükmün, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 6 ncı maddesinde düzenlenen «adil yargılanma hakkına» dolayısıyla 6100 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenen «hukuki dinlenilme hakkının» unsuru olan «silahların eşitliği ilkesi» ile usul kurallarının ruhuna ve özüne uygun düşmediği, Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle «direnme» kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer bu kararda6100 sayılı HMK'nun 186. maddesi hükmüne aykırı olarak «tahkikatın» bitiminden sonra «sözlü yargılama» için gün tayin edilip taraflara davetiye çıkartılmadan hüküm kurulması «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan «adil yargılanma hakkı» ve «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Somut uyuşmazlıkta 19.03.2014 tarihli celsede davacı «bono» üzerinde «bilirkişi incelemesi» yapılmasını talep etmiş, mahkemece bu konuda ayrıca bir karar verilmeden ve «tahkikatın» bittiği açıklanarak «sözlü yargılama» için ayrı bir gün tayin edilmeden davanın reddine karar verilmiştir.
Dava ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nun 186. maddesinde mahkemenin, «tahkikatın» bitiminden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olunacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet edeceği ve taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde «yokluklarında» hüküm verileceği hususunun bildirileceği düzenlenmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:hak arama özgürlüğü · tanık delili · yokluk · borçlu olunmadığının tespiti · bono
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalının takibe konu ettiği «bono» altındaki imzanın davacının eli ürünü olduğunun tespit edildiği, davacı tarafça kendisi tarafından boş olarak şirkete bırakılan belgenin davalı tarafından doldurulduğu ileri sürülmüş ve bu hususun ispatı için «tanık deliline» dayanılmış ise de bu iddianın ancak yazılı delille kanıtlanabileceği, davacının bu nitelikte bir delile dayanmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «bono» nedeniyle «borçlu olunmadığının tespiti» istemine ilişkin olup mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.
Dava ve karar tarihinde yürürlükte bulunan 6100 sayılı HMK'nun 186. maddesinde mahkemenin, «tahkikatın» bitiminden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için tayin olunacak gün ve saatte mahkemede hazır bulunmalarını sağlamak amacıyla iki tarafı davet edeceği ve taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde «yokluklarında» hüküm verileceği hususunun bildirileceği düzenlenmiştir.
Adil yargılanma hakkı, «hak arama özgürlüğünün» uygulamaya yönelik uzantısı niteliğindedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/11201 E. 2012/2856 K.
Ortak:direnme kararı
İncelediğiniz kararda… u kararından önce yapılan yargılama sırasında, dosyadaki tarafların dava ile ilgili bilgilendirildiği, dilekçeler teatisinin tamamlandığı, ön incelemenin yapıldığı, «tahkikat» ve «sözlü yargılama» aşamasına geçildiği, «bilirkişi incelemesi» sonucu düzenlenen raporun taraflara tebliğ edildikten, itiraz ve beyanlar da alındıktan sonra dosyadaki uyuşmazlıkla ilgili davacının davasını kabul yönündeki, davalının ise davayı red yönündeki «son» beyanları da alınarak yargılamanın sonlandırılıp hüküm kurulduğu, iddia ve «savunma hakkının kısıtlanması» ve dolayısıyla «adil yargılanma hakkının» ihlali söz konusu olmadığı, «hukuki dinlenme hakkının» da ihlal edilmediği, özellikle tek hâkimle çalışan mahkemelerde tahkikat aşamasından itibaren tarafların sürekli beyanlarına başvurulmuş olması ve son beyanlarının da alınıyor olması halinde 6100 sayılı Kanun'un 186 ncı maddesinde belirtilen surette sözlü yargılama için yeniden gün tayin edilmesine gerek olmadığı, dosya taraflarının da, yargılamaya son verildiği belirtilmesine rağmen, sözlü yargılama için gün talep etmemiş olmaları hususu birlikte değerlendirildiğinde, bozma ilamında belirtilen hususların yerinde olmadığı gerekçesiyle «direnme» kararı verilmiştir.
… karıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraf vekillerinin hazır olduğu 17.02.2015 tarihli duruşmada taraflara 6100 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesi gereğince «tahkikatın» bittiğinin bildirilmediği ve «sözlü yargılama» için 186 ncı maddede belirtildiği şekilde yeni bir duruşma günü belirlenmediği gibi taraflar hazır olmasına rağmen taraflara sözlü yargılama için yeni duruşma günü verilmesini isteyip istemedikleri dahi sorulmaksızın ve buna ilişkin beyanları duruşma tutanağına geçirilmeksizin sözlü yargılamaya geçilmiş olduğundan, 6100 sayılı Kanun'un 184 ve 186 ncı maddelerinde belirtilen sırasıyla tahkikatın sona ermesi ve sözlü yargılamaya ilişkin usul kurallarına uyulmaksızın verilen hükmün, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 6 ncı maddesinde düzenlenen «adil yargılanma hakkına» dolayısıyla 6100 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenen «hukuki dinlenilme hakkının» unsuru olan «silahların eşitliği ilkesi» ile usul kurallarının ruhuna ve özüne uygun düşmediği, Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle «direnme» kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDava, tescilli markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkin olup, davanın reddine dair mahkemece verilen karar Dairemizce bozulmuş, bozmaya kısmen direnilmiş olup, davacı vekilinin temyiz istemi «direnme» hükmüne ilişkindir.
2797 sayılı Yargıtay Kanunu'nun 15. maddesi uyarınca «direnme» kararlarının temyiz incelemesi Dairemizin görevi dışında olup, Yargıtay Yüksek Hukuk Genel Kurulu'na aittir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
4 benzer karar daha
-
Haksız Rekabetin Tespiti ve Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13766 E. 2018/4625 K.
Ortak:hukuki dinlenilme hakkı · adil yargılanma hakkı · sözlü yargılama · savunma hakkının kısıtlanması · tahkikat · savunma hakkı · kısıtlılık · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda… u kararından önce yapılan yargılama sırasında, dosyadaki tarafların dava ile ilgili bilgilendirildiği, dilekçeler teatisinin tamamlandığı, ön incelemenin yapıldığı, «tahkikat» ve «sözlü yargılama» aşamasına geçildiği, «bilirkişi incelemesi» sonucu düzenlenen raporun taraflara tebliğ edildikten, itiraz ve beyanlar da alındıktan sonra dosyadaki uyuşmazlıkla ilgili davacının davasını kabul yönündeki, davalının ise davayı red yönündeki «son» beyanları da alınarak yargılamanın sonlandırılıp hüküm kurulduğu, iddia ve «savunma hakkının kısıtlanması» ve dolayısıyla «adil yargılanma hakkının» ihlali söz konusu olmadığı, «hukuki dinlenme hakkının» da ihlal edilmediği, özellikle tek hâkimle çalışan mahkemelerde tahkikat aşamasından itibaren tarafların sürekli beyanlarına başvurulmuş olması ve son beyanlarının da alınıyor olması halinde 6100 sayılı Kanun'un 186 ncı maddesinde belirtilen surette sözlü yargılama için yeniden gün tayin edilmesine gerek olmadığı, dosya taraflarının da, yargılamaya son verildiği belirtilmesine rağmen, sözlü yargılama için gün talep etmemiş olmaları hususu birlikte değerlendirildiğinde, bozma ilamında belirtilen hususların yerinde olmadığı gerekçesiyle «direnme» kararı verilmiştir.
Bozma Kararı Dairemizin 23.05.2016 tarih, 2015/10838 E. ve 2016/5565 K. sayılı ilamı ile taraf vekillerinin hazır olduğu 17.02.2015 tarihli celsede duruşmaya «son» verildiği belirtilerek hüküm verildiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 184 üncü ve 186 ncı maddeleri ile belirlenen düzenlemelere uyulmadan hüküm kurulmasının, iddia ve «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğu, «adil yargılanma hakkı» ile «hukuki dinlenilme hakkına» aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün taraflar yararına bozulmasına karar verilmiştir.
… karıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraf vekillerinin hazır olduğu 17.02.2015 tarihli duruşmada taraflara 6100 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesi gereğince «tahkikatın» bittiğinin bildirilmediği ve «sözlü yargılama» için 186 ncı maddede belirtildiği şekilde yeni bir duruşma günü belirlenmediği gibi taraflar hazır olmasına rağmen taraflara sözlü yargılama için yeni duruşma günü verilmesini isteyip istemedikleri dahi sorulmaksızın ve buna ilişkin beyanları duruşma tutanağına geçirilmeksizin sözlü yargılamaya geçilmiş olduğundan, 6100 sayılı Kanun'un 184 ve 186 ncı maddelerinde belirtilen sırasıyla tahkikatın sona ermesi ve sözlü yargılamaya ilişkin usul kurallarına uyulmaksızın verilen hükmün, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 6 ncı maddesinde düzenlenen «adil yargılanma hakkına» dolayısıyla 6100 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenen «hukuki dinlenilme hakkının» unsuru olan «silahların eşitliği ilkesi» ile usul kurallarının ruhuna ve özüne uygun düşmediği, Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle «direnme» kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer bu karardaYukarıdaki açıklanan yasal düzenlemelere uyulmadan hüküm kurulması, iddia ve «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğundan, «adil yargılanma hakkı» ile «hukuki dinlenilme hakkına» aykırıdır.
Somut uyuşmazlıkta, mahkemece, hükmün tefhim edildiği 24.05.2016 tarihli celsede, «tahkikatın» bittiği ve «sözlü yargılamaya» geçildiği bildirilmeden, taraflara «son» sözleri sorulmadan karar verilmiştir. ./..
Burada açıklığa kavuşturulması gereken husus, «tahkikatın» bittiğinin tefhim edildiği celseden sonra, «sözlü yargılama» ve hüküm için yeni bir gün tayininin zorunlu olup olmadığı hususudur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yokluk · münhasırlık · marka hakkına tecavüz · ihtar · yasal faiz · haksız rekabet
Benzer bu kararda… aporu ve tüm dosya kapsamına göre; davaya dayanak markanın tescilli sahibi dava dışı ...olup, dava açılmadan önce davacının bu markanın lisansını noterde düzenlenen «münhasır» sözleşme ile aldığı, sonrasında davalıya markayı kullanmaması hususunda noter aracılığı ile «ihtar» göndermesine rağmen, davalının gerek işyerinin tabelasında, gerekse birçok materyalinde ... ibaresini markasal olarak kullandığı, marka üzerinde davalı yanın öncey …
İbareli markayı davalının tabelasında ve materyallerinde kullanmak sureti ile tecavüzde ve «haksız rekabette» bulunduğunun tespiti ile men ve ref'ine, davalının ... ibaresi ile kullandığı materyal var ise toplatılarak imhasına, ... adlı sitede ... ibaresini içeren yayın var ise kaldırılmasına, takdiren 10.000,00 TL manevi tazminatın dava tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte davalıdan alınarak davacı verilmesine, fazla talebin reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «marka hakkına tecavüz» ve «haksız rekabetin» tespiti meni refi ve manevi tazminat istemine ilişkin olup mahkemece, yazılı gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Taraflara çıkartılacak olan davetiyede, belirlenen gün ve saatte mahkemede hazır bulunmadıkları takdirde «yokluklarında» hüküm verileceği hususu bildirilir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/3476 E. 2020/4854 K.
Ortak:hukuki dinlenilme hakkı · sözlü yargılama · tahkikat
İncelediğiniz kararda… u kararından önce yapılan yargılama sırasında, dosyadaki tarafların dava ile ilgili bilgilendirildiği, dilekçeler teatisinin tamamlandığı, ön incelemenin yapıldığı, «tahkikat» ve «sözlü yargılama» aşamasına geçildiği, «bilirkişi incelemesi» sonucu düzenlenen raporun taraflara tebliğ edildikten, itiraz ve beyanlar da alındıktan sonra dosyadaki uyuşmazlıkla ilgili davacının davasını kabul yönündeki, davalının ise davayı red yönündeki «son» beyanları da alınarak yargılamanın sonlandırılıp hüküm kurulduğu, iddia ve «savunma hakkının kısıtlanması» ve dolayısıyla «adil yargılanma hakkının» ihlali söz konusu olmadığı, «hukuki dinlenme hakkının» da ihlal edilmediği, özellikle tek hâkimle çalışan mahkemelerde tahkikat aşamasından itibaren tarafların sürekli beyanlarına başvurulmuş olması ve son beyanlarının da alınıyor olması halinde 6100 sayılı Kanun'un 186 ncı maddesinde belirtilen surette sözlü yargılama için yeniden gün tayin edilmesine gerek olmadığı, dosya taraflarının da, yargılamaya son verildiği belirtilmesine rağmen, sözlü yargılama için gün talep etmemiş olmaları hususu birlikte değerlendirildiğinde, bozma ilamında belirtilen hususların yerinde olmadığı gerekçesiyle «direnme» kararı verilmiştir.
… karıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraf vekillerinin hazır olduğu 17.02.2015 tarihli duruşmada taraflara 6100 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesi gereğince «tahkikatın» bittiğinin bildirilmediği ve «sözlü yargılama» için 186 ncı maddede belirtildiği şekilde yeni bir duruşma günü belirlenmediği gibi taraflar hazır olmasına rağmen taraflara sözlü yargılama için yeni duruşma günü verilmesini isteyip istemedikleri dahi sorulmaksızın ve buna ilişkin beyanları duruşma tutanağına geçirilmeksizin sözlü yargılamaya geçilmiş olduğundan, 6100 sayılı Kanun'un 184 ve 186 ncı maddelerinde belirtilen sırasıyla tahkikatın sona ermesi ve sözlü yargılamaya ilişkin usul kurallarına uyulmaksızın verilen hükmün, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 6 ncı maddesinde düzenlenen «adil yargılanma hakkına» dolayısıyla 6100 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenen «hukuki dinlenilme hakkının» unsuru olan «silahların eşitliği ilkesi» ile usul kurallarının ruhuna ve özüne uygun düşmediği, Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle «direnme» kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Bozma Kararı Dairemizin 23.05.2016 tarih, 2015/10838 E. ve 2016/5565 K. sayılı ilamı ile taraf vekillerinin hazır olduğu 17.02.2015 tarihli celsede duruşmaya «son» verildiği belirtilerek hüküm verildiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 184 üncü ve 186 ncı maddeleri ile belirlenen düzenlemelere uyulmadan hüküm kurulmasının, iddia ve «savunma hakkının kısıtlanması» niteliğinde olduğu, «adil yargılanma hakkı» ile «hukuki dinlenilme hakkına» aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün taraflar yararına bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer bu karardaHukuk Dairesi’nin 05/06/2018 tarih, 2016/18250 Esas, 2018/3205 Karar sayılı ilamı ile “Somut olayda mahkemece HMK'nın 184/2. maddesi uyarınca «tahkikatın» bittiği taraflara tefhim edilmediği gibi 186/1. maddesi uyarınca «sözlü yargılama» ve hüküm için ayrı bir gün tayin edilip taraflar davet edilmemiştir.
Bu hususlar aynı Kanunun 27. maddesinde düzenlenen «hukuki dinlenilme hakkını» ihlal edecek nitelikte olduğundan hükmün bu nedenlerle bozulması gerekmiştir.” gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, tarafların HMK'nın 186/1. maddesi uyarınca «sözlü yargılama» ve hüküm için ayrı bir gün tayin edilip davet edildiği, davacı tarafın sunduğu «genel kredi sözleşmesi» içeriğinin üretici kartı kapsamadığı, «kefaletnamenin» genel kredi sözleşmesine istinaden düzenlendiği kabul edilse bile genel kredi sözleşmesinin üretici kartı kapsamaması nedeniyle davalıların davaya konu üretici kart nedeni ile «kefil» olarak sorumluluklarının bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kefalet · genel kredi sözleşmesi · kefil · kredi sözleşmesi
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda, tarafların HMK'nın 186/1. maddesi uyarınca «sözlü yargılama» ve hüküm için ayrı bir gün tayin edilip davet edildiği, davacı tarafın sunduğu «genel kredi sözleşmesi» içeriğinin üretici kartı kapsamadığı, «kefaletnamenin» genel kredi sözleşmesine istinaden düzenlendiği kabul edilse bile genel kredi sözleşmesinin üretici kartı kapsamaması nedeniyle davalıların davaya konu üretici kart nedeni ile «kefil» olarak sorumluluklarının bulunmadığı sonuç ve kanaatine varıldığı gerekçeleri ile davanın reddine karar verilmiş, hüküm davacı vekili tarafından temyiz edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/9848 E. 2010/11227 K.
Ortak:direnme kararı
İncelediğiniz kararda… u kararından önce yapılan yargılama sırasında, dosyadaki tarafların dava ile ilgili bilgilendirildiği, dilekçeler teatisinin tamamlandığı, ön incelemenin yapıldığı, «tahkikat» ve «sözlü yargılama» aşamasına geçildiği, «bilirkişi incelemesi» sonucu düzenlenen raporun taraflara tebliğ edildikten, itiraz ve beyanlar da alındıktan sonra dosyadaki uyuşmazlıkla ilgili davacının davasını kabul yönündeki, davalının ise davayı red yönündeki «son» beyanları da alınarak yargılamanın sonlandırılıp hüküm kurulduğu, iddia ve «savunma hakkının kısıtlanması» ve dolayısıyla «adil yargılanma hakkının» ihlali söz konusu olmadığı, «hukuki dinlenme hakkının» da ihlal edilmediği, özellikle tek hâkimle çalışan mahkemelerde tahkikat aşamasından itibaren tarafların sürekli beyanlarına başvurulmuş olması ve son beyanlarının da alınıyor olması halinde 6100 sayılı Kanun'un 186 ncı maddesinde belirtilen surette sözlü yargılama için yeniden gün tayin edilmesine gerek olmadığı, dosya taraflarının da, yargılamaya son verildiği belirtilmesine rağmen, sözlü yargılama için gün talep etmemiş olmaları hususu birlikte değerlendirildiğinde, bozma ilamında belirtilen hususların yerinde olmadığı gerekçesiyle «direnme» kararı verilmiştir.
… karıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraf vekillerinin hazır olduğu 17.02.2015 tarihli duruşmada taraflara 6100 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesi gereğince «tahkikatın» bittiğinin bildirilmediği ve «sözlü yargılama» için 186 ncı maddede belirtildiği şekilde yeni bir duruşma günü belirlenmediği gibi taraflar hazır olmasına rağmen taraflara sözlü yargılama için yeni duruşma günü verilmesini isteyip istemedikleri dahi sorulmaksızın ve buna ilişkin beyanları duruşma tutanağına geçirilmeksizin sözlü yargılamaya geçilmiş olduğundan, 6100 sayılı Kanun'un 184 ve 186 ncı maddelerinde belirtilen sırasıyla tahkikatın sona ermesi ve sözlü yargılamaya ilişkin usul kurallarına uyulmaksızın verilen hükmün, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 6 ncı maddesinde düzenlenen «adil yargılanma hakkına» dolayısıyla 6100 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenen «hukuki dinlenilme hakkının» unsuru olan «silahların eşitliği ilkesi» ile usul kurallarının ruhuna ve özüne uygun düşmediği, Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle «direnme» kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce, davanın 3 aylık «hak düşürücü sürede» açılmamasından dolayı reddi gerektiğinden bahisle bozulmuş, mahalli mahkemece önceki kararda direnilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca «direnme» kararının onanmasına diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için Dairemize gönderilmesine karar verilmiş, Dairemizin 29.04.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı o …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hak düşürücü süre
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce, davanın 3 aylık «hak düşürücü sürede» açılmamasından dolayı reddi gerektiğinden bahisle bozulmuş, mahalli mahkemece önceki kararda direnilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca «direnme» kararının onanmasına diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için Dairemize gönderilmesine karar verilmiş, Dairemizin 29.04.2010 tarihli kararı ile mahkeme kararı o …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2010/5044 E. 2010/4709 K.
Ortak:direnme kararı
İncelediğiniz kararda… u kararından önce yapılan yargılama sırasında, dosyadaki tarafların dava ile ilgili bilgilendirildiği, dilekçeler teatisinin tamamlandığı, ön incelemenin yapıldığı, «tahkikat» ve «sözlü yargılama» aşamasına geçildiği, «bilirkişi incelemesi» sonucu düzenlenen raporun taraflara tebliğ edildikten, itiraz ve beyanlar da alındıktan sonra dosyadaki uyuşmazlıkla ilgili davacının davasını kabul yönündeki, davalının ise davayı red yönündeki «son» beyanları da alınarak yargılamanın sonlandırılıp hüküm kurulduğu, iddia ve «savunma hakkının kısıtlanması» ve dolayısıyla «adil yargılanma hakkının» ihlali söz konusu olmadığı, «hukuki dinlenme hakkının» da ihlal edilmediği, özellikle tek hâkimle çalışan mahkemelerde tahkikat aşamasından itibaren tarafların sürekli beyanlarına başvurulmuş olması ve son beyanlarının da alınıyor olması halinde 6100 sayılı Kanun'un 186 ncı maddesinde belirtilen surette sözlü yargılama için yeniden gün tayin edilmesine gerek olmadığı, dosya taraflarının da, yargılamaya son verildiği belirtilmesine rağmen, sözlü yargılama için gün talep etmemiş olmaları hususu birlikte değerlendirildiğinde, bozma ilamında belirtilen hususların yerinde olmadığı gerekçesiyle «direnme» kararı verilmiştir.
… karıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraf vekillerinin hazır olduğu 17.02.2015 tarihli duruşmada taraflara 6100 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesi gereğince «tahkikatın» bittiğinin bildirilmediği ve «sözlü yargılama» için 186 ncı maddede belirtildiği şekilde yeni bir duruşma günü belirlenmediği gibi taraflar hazır olmasına rağmen taraflara sözlü yargılama için yeni duruşma günü verilmesini isteyip istemedikleri dahi sorulmaksızın ve buna ilişkin beyanları duruşma tutanağına geçirilmeksizin sözlü yargılamaya geçilmiş olduğundan, 6100 sayılı Kanun'un 184 ve 186 ncı maddelerinde belirtilen sırasıyla tahkikatın sona ermesi ve sözlü yargılamaya ilişkin usul kurallarına uyulmaksızın verilen hükmün, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 6 ncı maddesinde düzenlenen «adil yargılanma hakkına» dolayısıyla 6100 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenen «hukuki dinlenilme hakkının» unsuru olan «silahların eşitliği ilkesi» ile usul kurallarının ruhuna ve özüne uygun düşmediği, Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle «direnme» kararının bozulmasına karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce, davanın 3 aylık «hak düşürücü sürede» açılmamasından dolayı reddi gerektiğinden bahisle bozulmuş, mahalli mahkemece önceki kararda direnilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca «direnme» kararının onanmasına diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hak düşürücü süre
Benzer bu karardaMahkemece, davanın kabulüne dair verilen karar davalı vekilinin temyiz istemi üzerine Dairemizce, davanın 3 aylık «hak düşürücü sürede» açılmamasından dolayı reddi gerektiğinden bahisle bozulmuş, mahalli mahkemece önceki kararda direnilmesi üzerine Yargıtay Hukuk Genel Kurulunca «direnme» kararının onanmasına diğer temyiz itirazlarının incelenmesi için Dairemize gönderilmesine karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/3626 E. , 2023/3321 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul 1.Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2019/378 Esas, 2021/230 Karar
HÜKÜM
Kabul
Taraflar arasındaki tasarımın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekilince temyiz edilmesi üzerine, Dairemizce yapılan inceleme sonunda bozulmuş, Mahkeme tarafından Dairemiz ilamına karşı direnilmiştir.
Direnme kararının davalı vekili tarafından temyizi üzerine Dairemizce bozma kararı yerinde bulunarak direnme kararı incelenmek üzere dosya Hukuk Genel Kuruluna gönderilmiştir.
Hukuk Genel Kurulunun 18.04.2019 tarih, 2017/11-2074 E. ve 2019/477 K. sayılı ilâmı ile direnme kararının bozulmasına karar verilmiş, Mahkemece Dairemiz bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalının yıllardır değişik sektörlerde kullanılan, kamuya mal olmuş, yenilik ve ayırdedicilik özelliği taşımayan tasarımları incelemesiz sistemden yararlanarak 2008/043321 ve 2010/03030 sayı ile adına tescil ettirdiğini ileri sürerek 2008/04321 sayılı çoklu endüstriyel tasarım tescil belgesinin 3, 6 ve 18 sıra sayılı, 2010/03030 sayılı çoklu endüstriyel tasarım tescil belgesinin de 10 ve 18 sıra sayılı tasarımların hükümsüzlüğüne ve terkinine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin rüçhan hakkının bulunduğunu, tasarımların tamamen özgün olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A.Mahkemece Verilen ilk Karar
Mahkemece 17.02.2015 tarih, 2013/220 E. ve 2015/33 K. sayılı kararıyla; dava konusu desenlerin sayısız seçenek sunularak eski yüzyıllarda dahi kumaş, kağıt, porselen gibi pek çok materyal üzerinde ve yüzeylerinde kullanıldığı, desenlerin anonim tanım içine girdiği, dolayısıyla tasarımların yenilik ve ayırt edicilik özelliklerine sahip olmadıkları gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiş, davalı vekilince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 23.05.2016 tarih, 2015/10838 E. ve 2016/5565 K. sayılı ilamı ile taraf vekillerinin hazır olduğu 17.02.2015 tarihli celsede duruşmaya son verildiği belirtilerek hüküm verildiği, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 184 üncü ve 186 ncı maddeleri ile belirlenen düzenlemelere uyulmadan hüküm kurulmasının, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması niteliğinde olduğu, adil yargılanma hakkı ile hukuki dinlenilme hakkına aykırı olduğu gerekçesiyle hükmün taraflar yararına bozulmasına karar verilmiştir.
C. Mahkemece Verilen Direnme Kararı
Mahkemece 22.11.2016 tarih, 2016/176 E. ve 2013/237 K. sayılı kararı ile bozma ilamına konu kararından önce yapılan yargılama sırasında, dosyadaki tarafların dava ile ilgili bilgilendirildiği, dilekçeler teatisinin tamamlandığı, ön incelemenin yapıldığı, tahkikat ve sözlü yargılama aşamasına geçildiği, bilirkişi incelemesi sonucu düzenlenen raporun taraflara tebliğ edildikten, itiraz ve beyanlar da alındıktan sonra dosyadaki uyuşmazlıkla ilgili davacının davasını kabul yönündeki, davalının ise davayı red yönündeki son beyanları da alınarak yargılamanın sonlandırılıp hüküm kurulduğu, iddia ve savunma hakkının kısıtlanması ve dolayısıyla adil yargılanma hakkının ihlali söz konusu olmadığı, hukuki dinlenme hakkının da ihlal edilmediği, özellikle tek hâkimle çalışan mahkemelerde tahkikat aşamasından itibaren tarafların sürekli beyanlarına başvurulmuş olması ve son beyanlarının da alınıyor olması halinde 6100 sayılı Kanun'un 186 ncı maddesinde belirtilen surette sözlü yargılama için yeniden gün tayin edilmesine gerek olmadığı, dosya taraflarının da, yargılamaya son verildiği belirtilmesine rağmen, sözlü yargılama için gün talep etmemiş olmaları hususu birlikte değerlendirildiğinde, bozma ilamında belirtilen hususların yerinde olmadığı gerekçesiyle direnme kararı verilmiştir.
D. Dairemizin İnceleme Kararı
6100 sayılı Kanun'un 373 üncü maddesinin beşinci fıkrası gereğince Dairemizce yapılan incelemede, Daire kararının yerinde olduğu belirtilerek temyiz incelemesi yapılmak üzere dosyanın Hukuk Genel Kuruluna gönderilmesine karar verilmiştir.
E. Hukuk Genel Kurulunun Direnme Kararı Üzerine Verdiği Karar
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraf vekillerinin hazır olduğu 17.02.2015 tarihli duruşmada taraflara 6100 sayılı Kanun'un 184 üncü maddesi gereğince tahkikatın bittiğinin bildirilmediği ve sözlü yargılama için 186 ncı maddede belirtildiği şekilde yeni bir duruşma günü belirlenmediği gibi taraflar hazır olmasına rağmen taraflara sözlü yargılama için yeni duruşma günü verilmesini isteyip istemedikleri dahi sorulmaksızın ve buna ilişkin beyanları duruşma tutanağına geçirilmeksizin sözlü yargılamaya geçilmiş olduğundan, 6100 sayılı Kanun'un 184 ve 186 ncı maddelerinde belirtilen sırasıyla tahkikatın sona ermesi ve sözlü yargılamaya ilişkin usul kurallarına uyulmaksızın verilen hükmün, Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesinin (AİHS) 6 ncı maddesinde düzenlenen adil yargılanma hakkına dolayısıyla 6100 sayılı Kanun'un 27 nci maddesinin ikinci fıkrasının (b) bendinde düzenlenen hukuki dinlenilme hakkının unsuru olan silahların eşitliği ilkesi ile usul kurallarının ruhuna ve özüne uygun düşmediği, Özel Daire bozma kararına uyulmak gerekirken, önceki kararda direnilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğu gerekçesiyle direnme kararının bozulmasına karar verilmiştir.
F. Mahkemece Dairemiz Bozma İlamına Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mülga 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (mülga 554 sayılı KHK) 5 inci ve 10 uncu maddeleri arasında belirtildiği üzere ilgili tasarımın özgün, yeni olması ve daha önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış olması gerektiği gibi, birbiri ile kıyaslanan tasarımların farklılıklarından çok ortak özellikleri değerlendirilerek tasarımcının tasarımı geliştirme hususunda mevcut seçenek özgürlüğü de nazara alınarak değerlendirmesinin yapılması gerektiği, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporunda davalının 2008/04321 sayılı tescil belgesindeki 3, 6 ve 18 sayılı tasarımları ile 2010/03030 sayılı tescil belgesindeki 10 ve 18 sayılı tasarımların başvuru tarihi itibariyle yenilik ve ayırt edici nitelik özelliklerine sahip olmadıkları yolunda görüş belirtildiği, dava konusu olan desenlerin sayısız seçenek sunularak eski yüzyıllarda dahi kumaş, kağıt, porselen gibi pek çok materyal üzerinde ve yüzeylerinde kullanıldığı, bu desenlerin anonim tanım içine girdiği, dolayısıyla tasarımların yenilik ve ayırt edicilik özelliklerine sahip olmadıkları gerekçesiyle davalı adına tescilli 2008/04321 sayılı tasarım tescil belgesinin 3, 6 ve 18 sayılı tasarımları ile 2010/03030 sayılı tasarım tescil belgesinin 10 ve 18.
tasarımlarının kısmen hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin 1978 yılından beri piyasada geniş bir ürün portföyü ile hizmet verdiğini, satış potansiyelinin yüksek olduğunu ve bunu dava konusu tasarımları kullanarak, tescil ettirerek elde ettiğini, tasaımların AR-GE çalışmaları neticesinde ortaya çıkarılarak tescil ettirildiğini, bu tasarımlar üzerinde müvekkilinin rüçhan hakkının bulunduğunu, mülga 554 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinde yer alan düzenleme ve müvekkili tasarımlarından 20008/14321-18 no.lu tasarımın koruma başlama tarihinin 31.07.2008 olduğu tasarım üzerindeki rüçhan hakkının 31.07.2007 tarihine uzadığı, davacının sunmuş olduğu derginin ise Aralık-Ocak 2008 tarihlerini kapsadığı hususları birlikte dikkate alındığında müvekkili tasarımının yeni ve ayırt edici olduğunu, dava konusu diğer tasarımlar açısından da müvekkilinin rüçhan hakkının olduğunu, davacının sunduğu delillerde dahi tasarımların tanıtım ve reklamının müvekkili tarafından yapıldığını, tasarımlardaki farklılıkların küçük ayrıntılar olarak nitelendirilemeyecek derecede farklılar olduğunu, tasarımın bütün olarak düşünülmesi gerektiğini, yeniliğin sadece var olmayanın yaratılması değil, bilinene bazı unsurlar eklenerek bilinenden farklı hale getirilmesi olduğunu, müvekkili tasarımlarında yenilik şartının yerine getirildiğini, tasarımın ayırt ediciliğinin, herhangi bir tasarımın bilgilenmiş kullanıcı üzerinde yarattığı izlenim ile diğer bir tasarımın böyle bir kullanıcıda yarattığı genel izlenim arasındaki belirgin farklılık olarak anlaşılması gerektiğini, müvekkili tasarımlarının bu şartı da sağlandığını, kısıtlı çalışma alanları açısından müvekkilinin çalışma sahasını genişlettiğini ve bu zamana kadar piyasada bulunmayacak şekilde tabak desen tasarımları oluşturduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, endüstriyel tasarımın kısmen hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. Mülga 554 sayılı KHK'nın 5 inci ve devamı maddeleri, 43 üncü maddesi.
2. 6100 sayılı Kanun'un 27, 184 ve 186 ncı maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, davalı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Davalı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davalıya yükletilmesineDosyanın Mahkemesine gönderilmesine,
29.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/933253100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz