İtirazın iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/9123 E. 2023/2692 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayıp iddiası↗ takas-mahsup def'i↗ faturaya itiraz edilmemesi↗ açık ayıp↗ itiraz süresi↗ fatura alacağı↗ faturaya itiraz↗ gizli ayıp↗ ayıp ihbarı↗ re'sen gözetilme↗ takas-mahsup↗ ayıp↗ takas↗ ilamsız icra takibi↗ basiretli tacir↗ icra takibine itiraz↗ mahsup↗ def'i↗ işlemiş faiz↗ ihbar↗ feragat↗ esastan ret↗ fatura↗ iflas↗ taahhütname↗ ihtarname↗ icra inkar tazminatı↗ tacir↗ inkar tazminatı↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2018/746 E., 2019/872 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 02.05.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında ticari alım satım ilişkisinin bulunduğunu, müvekkili tarafından kesilen e-faturaların davalının defterlerine kayıtlı olduğunu, faturalara itiraz edilmediğini, davalı aleyhine başlatılan icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve müvekkili yararına %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının yaptığı teslimatlarda eksik gramajlı teslim yaptığının tespit edildiğini, bu sebeple müvekkilinin alacaklı olduğunu, takas ve mahsup def'ilerinin kabulü ile davanın reddine, müvekkili yararına % 20’den az olmamak üzere tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafça takip dayanağı faturalara 8 günlük yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği ve bu şekilde fatura içeriğinin kabul edildiği, malın tonajında hata var ise tespitinin mümkün ve hata olabileceği ihtimalinin düşünülmemiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı tarafça ileri sürülen ayıbın açık ayıp niteliği taşıdığı, davalının 2 ve 8 günlük süreler içerisinde tartısını kontrol ve muayene ettikten sonra malı teslim alması, belirlediği ayıpları da aynı süreler içerisinde karşı tarafa ihbar etmesi, ayıp ihbarının da noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile ihbar etmesi gerekirken bu usule itibar edilmediği, yine davalı tarafından ayıp ihbarının e-mail yolu ile yapıldığını ileri sürülmüş ise de yazışma içeriğinde eksikliğe ilişkin bildirim bulunmadığı, son faturanın tarihinin 24.03.2018 olduğu, ayıp ihbarının ise 09.07.2018 tarihli ihtarname ile yapıldığı, davalının itirazının haksız olduğu, davacının işlemiş faize yönelik temyiz isteminden feragat ettiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 326.797,97 USD asıl alacağa vaki itirazın iptaline, davacı vekilinin fazlaya ilişkin isteğinin feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın kötü niyetli olduğunu, tartım işleminde hesaplamada yapılan hatanın fark edilmesi üzerine davacı ile iletişime geçildiğini ve davalının hatayı kabul ettiğini, packing listlerin değiştirildiğini, ayıp ve eksik mal teslimi konusundaki itirazların değerlendirilmediğini, ayıp ihbarı ve ticari sözleşmenin mahiyetinin incelenmediğini ileri sürerek arz edilen ve re'sen gözetilecek sebeplerle kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilince 23.01.2018 tarihinden sonra kesilen faturalara dayanarak ilamsız icra takibi yapıldığı, davalının cevap dilekçesinde 23.01-24.03.2018 dönemindeki faturaların doğru olarak kesildiğini beyan ettiği, davalı tarafından kendisine teslimi gerçekleştirilen malzemelerde tonaj eksiği bulunduğundan 2014 yılından 2018 yılına kadar olan dönem için takas mahsup talebinde bulunulduğu, davalı tarafın iddiasının davacı ile olan ticari ilişki kayıtları incelendiğinde yapılan tartım işlemlerindeki hesaplamaların hatalı olduğunun tespit edildiği yönünde olduğu, davalının ayıp iddiası gizli ayıp olsa dahi ticari kayıtların incelenmesinden anlaşıldığının beyan edilmesine göre 2014 yılından devam eden süreçte basiretli bir tacir gibi davranmayıp malı inceleme görevini yerine getirmediği, davalı tarafça Ocak 2018 tarihinde e-mail ile ayıp ihbarında bulunulduğu beyan edilmiş ise de sunulan e-mail çıktılarından ayıba ilişkin bildirimde bulunulduğu hususunun anlaşılamadığı, davalının süresinde bir ayıp ihbarı bulunmadığı, takibe konu faturalara itirazının olmadığı gerekçesi ile davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporu tebliğ edildikten sonra iki haftalık yasal itiraz süresi itiraz süresi dolmadan yargılamanın sona erdirildiğini, davaya konu olayın hukuki nitelendirmesinin hatalı yapıldığını, malda ayıp olduğunun değil 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 225 nci maddesi gereğince satıcının ağır kusurlu olduğunun savunulduğunu, davacının packing list ve faturalarda hileli işlemler yaptığını, bu hususun metalurji mühendisi ve mali müşavir bilirkişilerden oluşan bir heyetten alınacak rapor ile tespit edilebileceğini, bu usulsüzlüğün gündeme getirilmesi sonrası davacının standartlara uygun fatura ve packing list hazırlamasının baştan beri bilerek usulsüzlük yaptığının göstergesi olduğunu ileri sürerek arz edilen ve re'sen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, fatura alacağından kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7892 E. 2022/4561 K.
Ortak:ayıp · ihbar · fatura · teslim · e-defter · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda… ahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafça takip dayanağı faturalara 8 günlük yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği ve bu şekilde «fatura» içeriğinin kabul edildiği, malın tonajında hata var ise tespitinin mümkün ve hata olabileceği ihtimalinin düşünülmemiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı tarafça ileri sürülen ayıbın «açık ayıp» niteliği taşıdığı, davalının 2 ve 8 günlük süreler içerisinde tartısını kontrol ve muayene ettikten sonra malı «teslim» alması, belirlediği ayıpları da aynı süreler içerisinde karşı tarafa «ihbar» etmesi, «ayıp ihbarının» da noter aracılığıyla, «taahhütlü» mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile ihbar etmesi gerekirken bu usule itibar edilmediği, yine davalı tarafından ayıp ihbarının e-mail yolu ile yapıldığını ileri sürülmüş ise de yazışma içeriğinde eksikliğe ilişkin bildirim bulunmadığı, «son» faturanın tarihinin 24.03.2018 olduğu, ayıp ihbarının ise 09.07.2018 tarihli «ihtarname» ile yapıldığı, davalının itirazının haksız olduğu, davacının «işlemiş faize» yönelik temyiz isteminden «feragat» ettiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 326.797,97 USD asıl alacağa vaki itirazın iptaline, davacı vekilinin fazlaya ilişkin isteğinin feragat nedeniyle red …
… işleminde hesaplamada yapılan hatanın fark edilmesi üzerine davacı ile iletişime geçildiğini ve davalının hatayı kabul ettiğini, packing listlerin değiştirildiğini, «ayıp» ve eksik mal «teslimi» konusundaki itirazların değerlendirilmediğini, «ayıp ihbarı» ve ticari sözleşmenin mahiyetinin incelenmediğini ileri sürerek arz edilen ve re'«sen gözetilecek» sebeplerle kararın kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilince 23.01.2018 tarihinden sonra kesilen faturalara dayanarak «ilamsız icra takibi» yapıldığı, davalının cevap dilekçesinde 23.01-24.03.2018 dönemindeki faturaların doğru olarak kesildiğini beyan ettiği, davalı tarafından kendisine «teslimi» gerçekleştirilen malzemelerde tonaj eksiği bulunduğundan 2014 yılından 2018 yılına kadar olan dönem için «takas mahsup» talebinde bulunulduğu, davalı tarafın iddiasının davacı ile olan ticari ilişki kayıtları incelendiğinde yapılan tartım işlemlerindeki hesaplamaların hatalı olduğunun tespit edildiği yönünde olduğu, davalının «ayıp iddiası» «gizli ayıp» olsa dahi ticari kayıtların incelenmesinden anlaşıldığının beyan edilmesine göre 2014 yılından devam eden süreçte basiretli bir «tacir» gibi davranmayıp malı inceleme görevini yerine getirmediği, davalı tarafça Ocak 2018 tarihinde e-mail ile ayıp ihbarında bulunulduğu beyan edilmiş ise de sunulan e-mail çıktılarından ayıba ilişkin bildirimde bulunulduğu hususunun anlaşılamadığı, davalının süresinde bir «ayıp ihbarı» bulunmadığı, takibe konu «faturalara itirazının» olmadığı gerekçesi ile davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporuna göre, icra takibine konu edilen 2 adet çekin «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve davalı tarafça ödenmediği, her ne kadar davalı taraf malların ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de, davacının gönderdiği malları kabul ettiği, ancak TTK 23/c maddesi gereğince süresinde «ayıp» ihbarında bulunmadığı, ayıp iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalının ayıp iddiasını TTK 18/3 maddesine göre «yazılı delil» ile ispat etmesi gerektiği, ancak «ihbara» dair yazılı delil sunmadığı ve malları ayıbı ile kabul ettiği, bu nedenle davacının icra takibine konu alacağa ilişkin mal «teslimini» ispat ettiği, bedelin ödenmediği, davacının icra takibinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… na göre ve özellikle Davalı,Takibe konu olan diğer 25.11.2013 keşide tarihli 35.400.- TL'lik çekin malın ayıplı olması nedeniyle ödenmediğini savunmuş ise de ürünün «son» kabul merci olan Tülomsaş tarafından ayıbın kendisine bildirildiğinde bunun davacıya «ihbar» edildiği usulüne uygun delille ispatlanamadığından,ayıba dayalı savunması ile ödenmeyen 35.400.- TL’lik çeke dayalı davalının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2- Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında kesilen faturalar ve bu «fatura» bedeli tutarı kadar «çek» verildiği, verilen ve takibe konu çeklerden 06.11.2013 keşide tarihli 56.400 TL'lik çekin iki kez aynı bedelli farklı tarihli çek ile değiştirildiği ve bu durumun davacının kabulünde olduğu ve «yenilenen» çekin bankadan gelen cevabi yazı ile ödendiği sabittir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yazılı delil · ticari defter kayıtları · yenileme · ticari defter · çek
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporuna göre, icra takibine konu edilen 2 adet çekin «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve davalı tarafça ödenmediği, her ne kadar davalı taraf malların ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de, davacının gönderdiği malları kabul ettiği, ancak TTK 23/c maddesi gereğince süresinde «ayıp» ihbarında bulunmadığı, ayıp iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalının ayıp iddiasını TTK 18/3 maddesine göre «yazılı delil» ile ispat etmesi gerektiği, ancak «ihbara» dair yazılı delil sunmadığı ve malları ayıbı ile kabul ettiği, bu nedenle davacının icra takibine konu alacağa ilişkin mal «teslimini» ispat ettiği, bedelin ödenmediği, davacının icra takibinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… na göre ve özellikle Davalı,Takibe konu olan diğer 25.11.2013 keşide tarihli 35.400.- TL'lik çekin malın ayıplı olması nedeniyle ödenmediğini savunmuş ise de ürünün «son» kabul merci olan Tülomsaş tarafından ayıbın kendisine bildirildiğinde bunun davacıya «ihbar» edildiği usulüne uygun delille ispatlanamadığından,ayıba dayalı savunması ile ödenmeyen 35.400.- TL’lik çeke dayalı davalının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2- Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında kesilen faturalar ve bu «fatura» bedeli tutarı kadar «çek» verildiği, verilen ve takibe konu çeklerden 06.11.2013 keşide tarihli 56.400 TL'lik çekin iki kez aynı bedelli farklı tarihli çek ile değiştirildiği ve bu durumun davacının kabulünde olduğu ve «yenilenen» çekin bankadan gelen cevabi yazı ile ödendiği sabittir.
Bu durumda takip ve dava konusu olan 06.11.2013 keşide tarihli 56.400.- TL'lik çekin «yenilenme» amacıyla verilen 341121 «çek» nolu 56.400.- TL'lik çek ile 17.02.2014 tarihinde ödendiğinden davalının bu çek yönünden borçlu olmadığı anlaşılmakla davanın bu çek yönünden reddine karar verilmesi gerekirken davanın tam kabulüne dair karar doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/4852 E. 2013/20162 K.
Ortak:ayıp ihbarı · ayıp · ihbar · taahhütname · teslim · İtirazın iptali
İncelediğiniz kararda… ahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafça takip dayanağı faturalara 8 günlük yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği ve bu şekilde «fatura» içeriğinin kabul edildiği, malın tonajında hata var ise tespitinin mümkün ve hata olabileceği ihtimalinin düşünülmemiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı tarafça ileri sürülen ayıbın «açık ayıp» niteliği taşıdığı, davalının 2 ve 8 günlük süreler içerisinde tartısını kontrol ve muayene ettikten sonra malı «teslim» alması, belirlediği ayıpları da aynı süreler içerisinde karşı tarafa «ihbar» etmesi, «ayıp ihbarının» da noter aracılığıyla, «taahhütlü» mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile ihbar etmesi gerekirken bu usule itibar edilmediği, yine davalı tarafından ayıp ihbarının e-mail yolu ile yapıldığını ileri sürülmüş ise de yazışma içeriğinde eksikliğe ilişkin bildirim bulunmadığı, «son» faturanın tarihinin 24.03.2018 olduğu, ayıp ihbarının ise 09.07.2018 tarihli «ihtarname» ile yapıldığı, davalının itirazının haksız olduğu, davacının «işlemiş faize» yönelik temyiz isteminden «feragat» ettiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 326.797,97 USD asıl alacağa vaki itirazın iptaline, davacı vekilinin fazlaya ilişkin isteğinin feragat nedeniyle red …
… işleminde hesaplamada yapılan hatanın fark edilmesi üzerine davacı ile iletişime geçildiğini ve davalının hatayı kabul ettiğini, packing listlerin değiştirildiğini, «ayıp» ve eksik mal «teslimi» konusundaki itirazların değerlendirilmediğini, «ayıp ihbarı» ve ticari sözleşmenin mahiyetinin incelenmediğini ileri sürerek arz edilen ve re'«sen gözetilecek» sebeplerle kararın kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilince 23.01.2018 tarihinden sonra kesilen faturalara dayanarak «ilamsız icra takibi» yapıldığı, davalının cevap dilekçesinde 23.01-24.03.2018 dönemindeki faturaların doğru olarak kesildiğini beyan ettiği, davalı tarafından kendisine «teslimi» gerçekleştirilen malzemelerde tonaj eksiği bulunduğundan 2014 yılından 2018 yılına kadar olan dönem için «takas mahsup» talebinde bulunulduğu, davalı tarafın iddiasının davacı ile olan ticari ilişki kayıtları incelendiğinde yapılan tartım işlemlerindeki hesaplamaların hatalı olduğunun tespit edildiği yönünde olduğu, davalının «ayıp iddiası» «gizli ayıp» olsa dahi ticari kayıtların incelenmesinden anlaşıldığının beyan edilmesine göre 2014 yılından devam eden süreçte basiretli bir «tacir» gibi davranmayıp malı inceleme görevini yerine getirmediği, davalı tarafça Ocak 2018 tarihinde e-mail ile ayıp ihbarında bulunulduğu beyan edilmiş ise de sunulan e-mail çıktılarından ayıba ilişkin bildirimde bulunulduğu hususunun anlaşılamadığı, davalının süresinde bir «ayıp ihbarı» bulunmadığı, takibe konu «faturalara itirazının» olmadığı gerekçesi ile davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 2010 yılı itibariyle davacı tarafın davalı şirketten 2.038,34 TL alacaklı olduğu, eksik mal «teslimi» ile ilgili olarak internet yolu ile davacı firmaya bilgi verildiği, ancak TTK'nın 20. maddesi gereğince davalı tarafça «ayıp ihbarının» noter marifetiyle veya iadeli «taahhütlü» bir mektupla yahut telgrafla yapılması gerekirken bu şekilde yapılmadığı, dosyaya sunulan e-mail çıktılarının da ayıp ihbarı niteliği taşımadığı, bu nedenle eksik mal için tanzim edilen faturanın dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle, «taleple bağlılık kuralı» dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece taşımanın yurt içinde yapıldığı gözetilerek, malın eksik «teslim» edilip edilmediği, 6762 sayılı TTK'nın 788. maddesi gereğince süresinde «ihbar» bulunup bulunmadığı hususları gözetilerek inceleme yapılıp, davalının savunması değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Davalı vekili 14.09.2010 tarihinde yapılan taşımada davacının malı alıcısına eksik «teslim» ettiğini ve bu nedenle kendisinin davacıdan alacaklı olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.14.09.2010 tarihli taşımanın hemen akabinde 15.09.2010, 16.09.2010, 22.09.2010, tarihlerinde taraflar arasında yapılan "e-mail" yazışmalarına göre davalı malın eksik teslim edildiğini davacıya bildirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:taleple bağlılık kuralı · taleple bağlılık · irsaliye · eksik inceleme
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, 2010 yılı itibariyle davacı tarafın davalı şirketten 2.038,34 TL alacaklı olduğu, eksik mal «teslimi» ile ilgili olarak internet yolu ile davacı firmaya bilgi verildiği, ancak TTK'nın 20. maddesi gereğince davalı tarafça «ayıp ihbarının» noter marifetiyle veya iadeli «taahhütlü» bir mektupla yahut telgrafla yapılması gerekirken bu şekilde yapılmadığı, dosyaya sunulan e-mail çıktılarının da ayıp ihbarı niteliği taşımadığı, bu nedenle eksik mal için tanzim edilen faturanın dayanağının bulunmadığı gerekçesiyle, «taleple bağlılık kuralı» dikkate alınarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Davacının cevaben yazdığı "e-mail" yazısından da davalının göndermiş olduğu e-mail'i almış olduğu ve malı «teslim» ettiğine dair «irsaliyeleri» gönderdiğini bildirmektedir.
Bu durumda, mahkemece taşımanın yurt içinde yapıldığı gözetilerek, malın eksik «teslim» edilip edilmediği, 6762 sayılı TTK'nın 788. maddesi gereğince süresinde «ihbar» bulunup bulunmadığı hususları gözetilerek inceleme yapılıp, davalının savunması değerlendirilerek bir karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/4319 E. 2015/11426 K.
Ortak:faturaya itiraz edilmemesi · açık ayıp · faturaya itiraz · ayıp · tacir · i̇i̇k 72/son
İncelediğiniz kararda… ahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafça takip dayanağı faturalara 8 günlük yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği ve bu şekilde «fatura» içeriğinin kabul edildiği, malın tonajında hata var ise tespitinin mümkün ve hata olabileceği ihtimalinin düşünülmemiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı tarafça ileri sürülen ayıbın «açık ayıp» niteliği taşıdığı, davalının 2 ve 8 günlük süreler içerisinde tartısını kontrol ve muayene ettikten sonra malı «teslim» alması, belirlediği ayıpları da aynı süreler içerisinde karşı tarafa «ihbar» etmesi, «ayıp ihbarının» da noter aracılığıyla, «taahhütlü» mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile ihbar etmesi gerekirken bu usule itibar edilmediği, yine davalı tarafından ayıp ihbarının e-mail yolu ile yapıldığını ileri sürülmüş ise de yazışma içeriğinde eksikliğe ilişkin bildirim bulunmadığı, «son» faturanın tarihinin 24.03.2018 olduğu, ayıp ihbarının ise 09.07.2018 tarihli «ihtarname» ile yapıldığı, davalının itirazının haksız olduğu, davacının «işlemiş faize» yönelik temyiz isteminden «feragat» ettiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 326.797,97 USD asıl alacağa vaki itirazın iptaline, davacı vekilinin fazlaya ilişkin isteğinin feragat nedeniyle red …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilince 23.01.2018 tarihinden sonra kesilen faturalara dayanarak «ilamsız icra takibi» yapıldığı, davalının cevap dilekçesinde 23.01-24.03.2018 dönemindeki faturaların doğru olarak kesildiğini beyan ettiği, davalı tarafından kendisine «teslimi» gerçekleştirilen malzemelerde tonaj eksiği bulunduğundan 2014 yılından 2018 yılına kadar olan dönem için «takas mahsup» talebinde bulunulduğu, davalı tarafın iddiasının davacı ile olan ticari ilişki kayıtları incelendiğinde yapılan tartım işlemlerindeki hesaplamaların hatalı olduğunun tespit edildiği yönünde olduğu, davalının «ayıp iddiası» «gizli ayıp» olsa dahi ticari kayıtların incelenmesinden anlaşıldığının beyan edilmesine göre 2014 yılından devam eden süreçte basiretli bir «tacir» gibi davranmayıp malı inceleme görevini yerine getirmediği, davalı tarafça Ocak 2018 tarihinde e-mail ile ayıp ihbarında bulunulduğu beyan edilmiş ise de sunulan e-mail çıktılarından ayıba ilişkin bildirimde bulunulduğu hususunun anlaşılamadığı, davalının süresinde bir «ayıp ihbarı» bulunmadığı, takibe konu «faturalara itirazının» olmadığı gerekçesi ile davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında ticari alım satım ilişkisinin bulunduğunu, müvekkili tarafından kesilen e-faturaların davalının «defterlerine» kayıtlı olduğunu, «faturalara itiraz edilmediğini», davalı aleyhine başlatılan «icra takibine itiraz» edildiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve müvekkili yararına %20'den az olmamak üzere «icra inkar tazminatına» hükmedilmesini talep etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davacının basiretli bir «tacir» gibi davranmadığı, satış aşamasında gerekli özeni göstermediği, «son» kullanma tarihi yazılı olan bir kısım ürünlerin son kullanma tarihlerinin geçtiği, satışa konu mallarda ki ayıpların «açık ayıp» olması nedeniyle 8 günlük yasal süre içerisinde «faturalara itiraz edilmediği» gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «işletme devri» nedeniyle uğranılan zararın tahsiline ilişkin olup, tarafların «tacir» olduklarına ilişkin dosyanın içinde herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:irade fesadı · işletme devri
Benzer bu karardaDava, «işletme devri» nedeniyle uğranılan zararın tahsiline ilişkin olup, tarafların «tacir» olduklarına ilişkin dosyanın içinde herhangi bir bilgi bulunmamaktadır.
Ayrıca mahkemece TTK'nın 23/2 maddesi gereği 8 gün içerisinde itirazda bulunulmadığı ve satışa konu mallarda ki ayıbın açık olduğu gerekçesiyle dava reddedilmişse de taraflar arasındaki sözleşme «işletmenin devri» sözleşmesidir.
Davacı hataya düşürüldüğünü, bedelin fahiş olduğunu iddia etmek suretiyle 818 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 25 ve devamı maddelerinde belirtilen «irade fesadı» hallerine dayanmıştır.
Bu durumda taraflar arasındaki «işletmenin devri» sözleşmesinin davacının iddiaları doğrultusunda incelenerek oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerekirken, yazılı olduğu şekilde yanlış değerlendirme ile karar verilmesi doğru olmayıp, bozmayı gerektirmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/9123 E. , 2023/2692 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/2880 Esas, 2021/1403 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2018/746 E., 2019/872 K.
Taraflar arasındaki itirazın iptali davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 02.05.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında ticari alım satım ilişkisinin bulunduğunu, müvekkili tarafından kesilen e-faturaların davalının defterlerine kayıtlı olduğunu, faturalara itiraz edilmediğini, davalı aleyhine başlatılan icra takibine itiraz edildiğini ileri sürerek itirazın iptalini ve müvekkili yararına %20'den az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının yaptığı teslimatlarda eksik gramajlı teslim yaptığının tespit edildiğini, bu sebeple müvekkilinin alacaklı olduğunu, takas ve mahsup def'ilerinin kabulü ile davanın reddine, müvekkili yararına % 20’den az olmamak üzere tazminatın davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı tarafça takip dayanağı faturalara 8 günlük yasal süresi içerisinde itiraz edilmediği ve bu şekilde fatura içeriğinin kabul edildiği, malın tonajında hata var ise tespitinin mümkün ve hata olabileceği ihtimalinin düşünülmemiş olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, davalı tarafça ileri sürülen ayıbın açık ayıp niteliği taşıdığı, davalının 2 ve 8 günlük süreler içerisinde tartısını kontrol ve muayene ettikten sonra malı teslim alması, belirlediği ayıpları da aynı süreler içerisinde karşı tarafa ihbar etmesi, ayıp ihbarının da noter aracılığıyla, taahhütlü mektupla, telgrafla veya güvenli elektronik imza kullanılarak kayıtlı elektronik posta sistemi ile ihbar etmesi gerekirken bu usule itibar edilmediği, yine davalı tarafından ayıp ihbarının e-mail yolu ile yapıldığını ileri sürülmüş ise de yazışma içeriğinde eksikliğe ilişkin bildirim bulunmadığı, son faturanın tarihinin 24.03.2018 olduğu, ayıp ihbarının ise 09.07.2018 tarihli ihtarname ile yapıldığı, davalının itirazının haksız olduğu, davacının işlemiş faize yönelik temyiz isteminden feragat ettiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 326.797,97 USD asıl alacağa vaki itirazın iptaline, davacı vekilinin fazlaya ilişkin isteğinin feragat nedeniyle reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacı tarafın kötü niyetli olduğunu, tartım işleminde hesaplamada yapılan hatanın fark edilmesi üzerine davacı ile iletişime geçildiğini ve davalının hatayı kabul ettiğini, packing listlerin değiştirildiğini, ayıp ve eksik mal teslimi konusundaki itirazların değerlendirilmediğini, ayıp ihbarı ve ticari sözleşmenin mahiyetinin incelenmediğini ileri sürerek arz edilen ve re'sen gözetilecek sebeplerle kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilince 23.01.2018 tarihinden sonra kesilen faturalara dayanarak ilamsız icra takibi yapıldığı, davalının cevap dilekçesinde 23.01-24.03.2018 dönemindeki faturaların doğru olarak kesildiğini beyan ettiği, davalı tarafından kendisine teslimi gerçekleştirilen malzemelerde tonaj eksiği bulunduğundan 2014 yılından 2018 yılına kadar olan dönem için takas mahsup talebinde bulunulduğu, davalı tarafın iddiasının davacı ile olan ticari ilişki kayıtları incelendiğinde yapılan tartım işlemlerindeki hesaplamaların hatalı olduğunun tespit edildiği yönünde olduğu, davalının ayıp iddiası gizli ayıp olsa dahi ticari kayıtların incelenmesinden anlaşıldığının beyan edilmesine göre 2014 yılından devam eden süreçte basiretli bir tacir gibi davranmayıp malı inceleme görevini yerine getirmediği, davalı tarafça Ocak 2018 tarihinde e-mail ile ayıp ihbarında bulunulduğu beyan edilmiş ise de sunulan e-mail çıktılarından ayıba ilişkin bildirimde bulunulduğu hususunun anlaşılamadığı, davalının süresinde bir ayıp ihbarı bulunmadığı, takibe konu faturalara itirazının olmadığı gerekçesi ile davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı vekili temyiz dilekçesinde özetle; bilirkişi raporu tebliğ edildikten sonra iki haftalık yasal itiraz süresi itiraz süresi dolmadan yargılamanın sona erdirildiğini, davaya konu olayın hukuki nitelendirmesinin hatalı yapıldığını, malda ayıp olduğunun değil 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 225 nci maddesi gereğince satıcının ağır kusurlu olduğunun savunulduğunu, davacının packing list ve faturalarda hileli işlemler yaptığını, bu hususun metalurji mühendisi ve mali müşavir bilirkişilerden oluşan bir heyetten alınacak rapor ile tespit edilebileceğini, bu usulsüzlüğün gündeme getirilmesi sonrası davacının standartlara uygun fatura ve packing list hazırlamasının baştan beri bilerek usulsüzlük yaptığının göstergesi olduğunu ileri sürerek arz edilen ve re'sen nazara alınacak sebeplerle kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, fatura alacağından kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (2004 sayılı Kanun) 67 nci maddesi.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
04.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/933251100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz