Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/8796 E. 2023/3270 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
hukuki menfaat↗ yapılmamış sayılma↗ kâr mahrumiyeti↗ hile↗ münhasırlık↗ hakkaniyet↗ eş rızası↗ üçüncü kişi↗ muvafakat↗ uyuşmazlık konusu↗ kâr kaybı↗ esastan ret↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2016/62 E., 2017/326 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin kullandığı ismi "..."ın tescilli marka olduğunu, tescil edildiğini, davacının davalılardan Pizza Restaurantları A.Ş.'nin reklam kampanyasında yer aldığını, yapılan sözleşme kapsamında iki adet uzun, 5 adet kısa TV reklam filmi çekildiğini, sözleşmede belirlenen tarihlerde çekimleri bitirilen reklam filmlerinin aralıklarla ve sıra ile TV ekranlarında yer almaya başladığını, 11.03.2016 tarihinde yayınlanan son reklam filminde müvekkilinin bilgi ve onayı dışında, "Dominos" markasına ek olarak Coca Cola markasının kullanıldığı ve bu şekilde müvekkilinin reklam filmindeki ses ve görüntü kayıtlarının hukuka aykırı şekilde kullanılarak, Dominos markası için çektiği reklam filmi ile Coca Cola markası için de reklam yapıldığını, müvekkilinin reklam anlaşmasının sadece Dominos markasına ait ürünler için olduğunu, müvekkilinin bir dönem Pepsi markasının reklam yüzü olduğunu, müvekkilinin Pepsi markası ile tekrar bir reklam kampanyası için anlaşma öncesindeyken dava konusu reklamın yayınlanmaya başlamasının müvekkilinin yeni anlaşma yapması olanağını da zora soktuğu ve sözleşme hürriyetine zarar verdiğini, bu şekilde davalıların müvekkilinin ismini, ses ve görüntülerini hukuka aykırı şekilde kullanarak haksız kazanç sağladıklarını ve sağlamaya da devam ettiklerini, müvekkili ile davalılardan Pizza Restaurantları A.Ş. arasındaki sözleşmenin sadece Dominos markasını kapsadığını ileri sürerek 10.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; davalının sözleşme gereklerini eksiksiz olarak yerine getirildiğini, davacının yayında olan bir reklam filminden rahatsız olduğu duyumu alınması üzerine söz konusu reklamın yayından kaldırıldığını, davalının Coca Cola'nın reklamını yapma gayesi bulunmadığını, söz konusu reklamda Coca Cola'nın promosyon olduğunun belirtilmesinin tüketicilerin bilgilendirmesine yönelik bir uygulama olarak yorumlanacağını, davacının iddia ettiği gibi bir zararın oluşmadığını, davacının Pepsi markalı kola firması ile müzakere halinde olduğu konusunda herhangi bir delil sunmadığını, iddia eden tarafın iddiasını ispatla yükümlü olduğunu, davacının yeni reklam kampanyalarından mahrum kaldığı şeklindeki iddialarının asılsız olduğunu, davaya konu reklam filminde Coca Cola içeceğinin ücret karşılığında satılmadığının açıkça görüldüğünü, bu reklam sayesinde satılan pizzaların dışında Coca Cola içeceğinden gelir elde edilmediğini, reklamın tüketiciyi bilgilendirmekten başka bir şekilde yorumlanamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı Coca Cola Meşrubat Paz. ve Dan. Hiz. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davalının mevcut dava ile herhangi bir ilgisi bulunmadığını, reklam ile ilgili olarak müvekkilinin gerek davacıdan gerekse diğer davalıdan talebi olmadığını, reklamın yayınlanmasına ilişkin bir muvafakati bulunmadığını, davaya konu reklamın, diğer davalının tek taraflı iradesiyle yapılıp yayınlanmış olduğunu, bu sebeple davalının davacı ile herhangi hukuki veya ticari bir ilişkisinin bulunmadığını, davacının "Pepsi Cola" markasının reklam yüzü olması sebebiyle kendisi ile çalışmanın davalının tercih edeceği veya muvafakat göstereceği bir durum olmadığını, söz konusu reklamın yayınlanmasının öncesinde, davacının müvekkili şirket ile reklam kampanyası için anlaşma görüşmelerinin olduğu iddiasının asılsız olduğunu, dava konusu reklamın konusunun pizza satışına ilişkin olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 29232 sayılı Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nde (Yönetmelik) reklam filmlerinde yer alan promosyonlar ana vaadin istisnası olarak tanımlandığı, Yönetmeliğin görseller ile yazılı ve sesli ifadelerin sunuluşu başlıklı 18 inci maddesinin beşinci fıkrasında "Yazılı mecralarda dipnot, görsel mecralarda alt yazı ve durağan yazı olarak kullanılan metinler; ana vaadi açmak, netleştirmek veya ana vaadin gerçekleşmesi için gerekli koşulları veya istisnaları iletmek için kullanılabilir. Ancak, yazılı ve görsel mecralarda yayınlanan reklamlarda; alt yazı, durağan yazı ve dipnotların asgari düzeyde tutulması esastır." 6 ncı fıkrasında ise "Reklamlardaki alt yazı, durağan yazı veya dipnotta yer alan koşulların veya istisnaların, ana vaadin sağladığı avantajları tamamıyla ya da büyük ölçüde ortadan kaldıracak nitelikte olmaması ve ana vaatle uyumsuzluk içermemesi zorunludur." denildiğini, dava konusu reklam filmindeki Coca Cola eklenmesi Yönetmelikte belirtildiği gibi ana vaatle uyumlu, ana vaadin avantajlarını ortadan kaldırmayan bir ek olduğu, ana vaadin gerçekleşmesi için gerekli koşulları veya istisnaları iletmek için kullanıldığı, promosyon duyurusu ana vaat olmaksızın bir şey ifade etmediği, bu nedenle farklı bir markanın reklamı olarak değerlendirilemeyeceği, promosyon, reklamdaki ana vaadin istisnası olduğundan aynı film içinde iki ürünün reklamı yapılmış sayılmayacağı gibi reklamda Coca Cola'nın yan unsur olarak kullanıldığı bu çerçevede reklamda davacıya Coca Cola ürününü tanıtması amacının değil ürün menüsü içeriğini açıklama anlamında olması ayrıca sözleşmede açıkça reklamda Pepsi ile rakip içeceğin kullanılmayacağına dair bir hüküm olmaması da dikkate alındığında davacının taleplerinin haklı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının, davalı ...Ş. ile 30.11.2015 tarihli sözleşmeyi imzaladığını, 11.03.2016 tarihinde yayınlanan son reklam filminde müvekkilinin bilgi ve onayı dışında, Dominos Pizza şirketine ait Dominos markasına ek olarak diğer davalı Coca Cola Meşrubat Paz. ve Dan Hiz. A.Ş.'ye ait Coca Cola markasının belirgin, güçlü ve kalın bir erkek sesi ile seslendirme ve büyük puntolu kırmızı renkli son derece belirgin yazıyla da yerleştirmek sureti ile Coca Cola markasının da kullanıldığını ve bu şekilde müvekkilinin reklam filmindeki ses ve görüntü kayıtlarının hukuka aykırı şekilde kullanılarak, Dominos markası için çektiği reklam filmi ile Coca Cola markası için de gizli reklam yapıldığını, Coca Cola'nın sözleşmede herhangi başka bir markanın tanıtımlarına yer verilebileceği, çekimi yapılacak reklamlarda ne doğrudan ve ne de tali bir şekilde yer alabileceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin münhasıran Dominos Pizza'nın reklamının yapılmasına ilişkin olduğunu, ancak söz konusu reklam ile mezkur sözleşmenin, davalılar tarafından ihlal edildiğini, sözleşmenin, münhasıran Dominos markasının reklamına ilişkin olduğu halde, müvekkilinin bilgisi ve onayı dışında açık ve net bir şekilde gizli reklam yapılarak sonuç olarak Coca Colanında reklamının yapılmış olmasıyla müvekkilinin uğramış olduğu hak kaybının tazmininin talep edildiğini, İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde davacının, Dominos Pizza ile yapmış olduğu sözleşmeye PepsiCo dışında hiçbir reklamın yüzü olmayacağına dair bir hüküm bulunmadığının belirtildiğini, tarafların sorumluluklarının sözleşmedeki açık olarak yapılması gereken yükümlülüklerle sınırlı olduğunu, müvekkilinin açık rızası olmaksızın görselinin ve sesinin sözleşme dışında başka bir ürünle o ürününün de tanıtımına yol açacak şekilde iç içe geçmiş Dominos markası dışında bir ürünün tanıtılmasında kullanılamayacağını, hakkaniyete aykırı olacağını, davalıların müvekkilinin haberi olmaksızın, müvekkilinin reklam değeri üzerinden ekonomik menfaat elde ettiklerini, Coca Cola markasının Dominos markasından daha çok bilinir olduğu ve dolayısıyla marka değerinin Dominos markasının çok üstünde olduğu dikkate alındığında Coca Cola'nın tali unsur olarak değerlendirilemeyeceğini, Coca Cola'nın da söz konusu reklamda ana vaat olduğunu, davalı Dominos Pizza'nın amacının menünün içeriğini açıklamak olmadığını, diğer bütün reklam veren firmaların varsa menülerinin veya setlerinin içeriğini açıklarken, şayet icracı bir sanatçı kullanıyor iseler mutlaka menülerinin içeriğini sadece ürün olarak “1 adet içecek" dediklerini, dava konusu reklamda Coca Cola markasına yer verilmiş olması nedeniyle PepsiCo ile müvekkili arasında reklam kampanyasına ilişkin anlaşma sağlanamamış olduğunu, müvekkilinin PepsiCo ile olan iş ilişkileri ile PepsiCo ve davalı Coca Cola arasındaki rekabetin büyüklüğü düşünüldüğünde uyuşmazlık konusu reklam neticesinde, dışarıdan müvekkilinin de Coca Cola markasının reklamını yaptığı şeklinde bir izlenim oluştuğunu, İlk Derece Mahkemesinin Yönetmeliğin uygulanması gereken “İtibardan haksız yararlanma” üst başlığı ile düzenlenen 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki düzenlemeleri tatbik etmemesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalılar Coca Cola ile Dominos Pizza arasında müvekkilin bilgisi dahilinde olmayan bir sözleşmenin var olduğunu, davalıların müvekkiline karşı hile ve desise ile davranmış olduklarını, davalı tarafın, davanın açılmasından sonra uyuşmazlık konusu reklamın yayınını durdurmasının da davalı yanın hukuka aykırı davranışlarının son derece bilincinde olduğunun göstergesi olduğunu, delillerin yanlış değerlendirildiğini, raporların bilimsel nitelik taşımadığını, dosyada bulunan tanık ifadeleri ve taraf vekillerinin tanık anlatımlarına ilişkin beyanları çerçevesinde değerlendirme yapılmadan hazırlandığını belirterek kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinin hukuka uygun olduğu, davacının istinaf taleplerinin gerekçede açıklandığı, davalı taraf kullanımının bilgilendirme kapsamını aşmadığının sabit olduğu, davacının hukuki menfaatlerine zarar verecek nitelikte bulunmadığı, reklam içerisinde kullanılan markanın davacının tanınmışlığından yararlanacak şekilde başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştıran ya da üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçiren nitelikte olmadığı, reklam kullanımının pizza-kola promosyon ürün paketinin tüketiciyi bilgilendirme kapsamında kaldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı ile davalılardan Pizza Restaurantları A.Ş. arasında imzalanan 30.11.2015 tarihli reklam sözleşmesi çerçevesinde yapılan reklam filmlerinde davacının iddia ettiği şekliyle sözleşmeye aykırı ya da davacının haklarını ihlal edici bir durumun mevcut olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/3646 E. 2013/7450 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:ariyet sözleşmesi · ayıplı teslim · ariyet · teslim
Benzer bu karardaMahkemece, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına dayanılarak, sigortalıya ait işyerindeki soğutucunun ....01.2007 tarihli «ariyet sözleşmesi» ile davalı Coca Cola A.Ş. tarafından sigortalıya «teslim» edildiği, BK'nın 299. ve 305. maddeleri uyarınca ariyet verenin ayrıca ve açık biçimde üstlenmedikçe ariyet konusu malın ayıbından sorumlu olmadığı, yangından sonra sigortalının soğutucuyu muhafaza etmemesi nedeniyle yargılama sırasında cihaz üzerinde inceleme yapılamadığından, davacının üretim hatası ve «ayıplı teslim» iddialarının ispatlanamadığı, buna karşın yangının cihazın bakım ve muhafazasındaki kusurdan kaynaklandığı, bu durumda cihazın üreticisi ve ariyet vereni olan dava …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3545 E. 2021/2299 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 167 · kusursuz sorumluluk · aktif husumet yokluğu · teamül · icazet · alacağın temliki · aktif husumet · sebepsiz zenginleşme
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/462 E- 2008/599 K. sayılı dava dosyasında açılan «alacak davası» sonucunda Özeksen A.Ş. dışında kalan diğer davacıların davasının haklı bulunarak banka aleyhine alacağa hükmedildiği, bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, kararda ‘’...dava dışı ...’in, ...Şirketler Grubunun herhangi bir çalışanı olmayıp ortaklardan sonra gelen en yetkili kişisi konumunda bulunduğu, bu konuda Özeksim A.Ş. de «dahil» olmak üzere diğer şirketlerin «yönetim kurulu» kararlarıyla şirketi «temsil» etme ve münferiden imza atmaya yetkili kişi konumunda bulunduğu, diğer şirketler adına olduğu gibi davacı Özeksim A.Ş. adına da bu «yetkisini» davalı bankanın dahil olduğu diğer tüm bankalara karşı da kullandığı, bu işlemler için verdiği talimatların yerine getirildiği, onaylanması gerekenlerinin de şirket ortakları tarafından onaylandığı, Yargıtay’ın daha önceki bozma kararlarında belirlendiği üzere ...’in yaptığı işlemlerin davacılarla banka arasında bir «teamül» oluşturmadığını iddia etmenin mümkün olmadığı, davalı banka ile davacı grup şirketleri arasındaki pc bağlantısında ...’in ekstreleri değiştirebilmesi söz konusu olmadığından bu konuda davacı şirketin, ...’in yapmış olduğu işlemlerden sorumlu olması gerektiği ve ihmalinin bulunduğu, davacıların bu olay ortaya çıktıktan sonra fail ...'e karşı olan alacağını tahsil için takipte de bulunmadıkları, davalının cevap dilekçesinde belirttiği üzere ...’in davacıların yetkili temsilcisi olduğu ve dış temsil yetkisinin bulunduğu, yapılan işlemlerden bankanın sorumlu olmadığı, «kusurun» bulunmadığı..." gerekçelerine dayanıldığı, kesinleşen karar ile davacı bankanın «kusursuz sorumluluğunun» kabul edildiği, bunun yanısıra yapılan işlemlerden sorumlu olmadığının ve kusurunun bulunmadığının belirlendiği, davalılardan Coca Cola Satış Dağıtım A.Ş.'nin 350.639,75 TL tutarında, davalı Coca Cola İçecek A.Ş.’nin ise 19.908,65 TL tutarında «sebepsiz zenginleştiği», davacının sorumlu olmadığı ve kusurunun bulunmadığı işlemler nedeniyle zarar görenlere ödemek durumunda kaldığı bu miktarları davalılardan talep etmekte haklı old …
A.Ş. ‘nin «alacağını temlik» ettiği davacılar ...,..., ..., ..., ..., ...’in açtığı davanın ise, ...’in yapılan işlemlerine «icazet» verildiği ve taraflar arasında böyle bir «teamül» bulunduğu gerekçesiyle reddine karar verilmiş ve karar Dairemizin 18.02.2010 tarih, 2009/3269 E-2010/1885 K. sayılı ilamı ile onanmış, 2010/6763 E-2010/7058 K. sayılı ilamı ile de karar düzeltme istemlerinin reddi ile 18.06.2010 tarihinde kesinleşmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açılan davada yapılan yargılama sonucunda verilen 10.10.2008 tarih, 2007/462 E-2008/599 K. sayılı kararla, davacı Özeksim A.Ş.’nin alacağını diğer davacılara «temlik» etmiş olması nedeniyle davasının «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, diğer davacılar ..., ... ..., ..., ... ve ... yönünden kesinleşen şahsi alacaklarının kısmen kabulüne, Özeksim Dış Tic.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şahsi hesaplarından para aktarılmak suretiyle zarara uğrayan ... (Özeksim A.Ş.'den «alacağı temlik» alan), ... ..., ..., ... ve ... tarafından davacı banka aleyhine İzmir 3.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/8497 E. 2012/15678 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ariyet sözleşmesi · ayıplı teslim · ariyet · teslim tutanağı · müterafik kusur · kusur · teslim
Benzer bu karardaMahkemece, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına dayanılarak, sigortalıya ait işyerindeki soğutucunun 25.01.2007 tarihli «ariyet sözleşmesi» ile davalı Coca Cola A.Ş. tarafından sigortalıya «teslim» edildiği, BK 299 ve 305 maddeleri uyarınca ariyet verenin ayrıca ve açık biçimde üstlenmedikçe ariyet konusu malın ayıbından sorumlu olmadığı, yangından sonra sigortalının soğutucuyu muhafaza etmemesi nedeniyle yargılama sırasında cihaz üzerinde inceleme yapılamadığından, davacının üretim hatası ve «ayıplı teslim» iddialarının ispatlanamadığı, buna karşın yangının cihazın bakım ve muhafazasındaki kusurdan kaynaklandığı, bu durumda cihazın üreticisi ve ariyet vereni olan dava …
Mahkemece hükme asas alınan bilirkişi raporunda da yangının soğutucunun bakım hatasından çıktığı tespit edildiğine göre, bu durumda asıl sorumlunun gerekli bakımı yapmayan soğutucunun maliki davalı Coca Cola Satış ve Dağıtım A.Ş. olduğunun, sigortalının uyarı yapmamasının ise kendisi yönünden «müterafik kusur» oluşturduğunun kabulü gerekir.
Bu itibarla, mahkemece uyuşmazlığın bu çerçevede değerlendirilmesi gerekirken, sözleşme hükümleri değerlendirilmeden ve soğutucunun «teslim tutanağı» tarihinde de yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
2-Davacının davalı Coca Cola Satış ve Dağıtım A.Ş. hakkındaki temyiz itirazlarına gelince; davacının sigortalısı ile davalı Coca Cola Satış ve Dağıtım A.Ş. arasındaki sözleşmede, sigortalıya «ariyet» olarak verilen soğutucunun bakımının davalı tarafından yapılacağı, sigortalının ise buna yardımcı olacağı kararlaştırılmıştır.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11011 E. 2013/10074 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:taşıma senedi · sevk irsaliyesi · rayiç değer · irsaliye · taşıma sözleşmesi · taşıyıcı · fatura · hasar
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı «taşıyıcıya» «teslim» edilen malların taşıma esnasında tek taraflı trafik kazasında zarar görmesi nedeniyle meydana gelen bu zarardan TTK'nın 781/1.maddesi uyarınca davalının sorumlu olduğu, zararın TTK'nın 781/2.maddesinde belirtilen hususlardan kaynaklandığı hususunun davalı taşıyıcı tarafından ileri sürülüp kanıtlanamadığı, zararın 27.150,04 TL olduğu, 07.06.2011 tarihli faturada belirtilen ve «hasar» gören malların belirtilen değerlerinin piyasa rayiçlerine uygun olduğu, bu «fatura» bedelinin de davacı firma tarafından dava dışı Coca Cola İçecek A.Ş.'ye 16.06.2011 tarihinde ödendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, öncelikle davacının dava konusu meblağı ödediğini gösterir belgelerin «ibrazı» sağlandıktan sonra, taşıma senedinde bir değer belirtilmemiş olması gözetilerek, taşınan emtianın varma yerindeki «rayiç değeri» üzerinden “bayi indirimli fiyatlar” da nazara alınarak tazminat hesabının yaptırılması gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayanılarak karar verilmesi doğru görülmediği gibi, bilirkişi raporuna ve hükme esas alınan 07.06.2011 tarihli faturada “nakliye hasarlı CCİ palet adedi 24 yazılı olduğu halde 05.04.2011 tarihli «sevk irsaliyesinde» 22 adet yazılı olduğu ve bu farklılığın neden kaynaklandığı araştırılıp aydınlatılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-Dava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava dışı Coca Cola A.Ş.’nin kazadan sonra davacıya tanzim ettiği 07.06.2011 tarihli «fatura» esas alınarak faturadaki fiyatların piyasa rayicine uygun olduğu belirtilmiştir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4401 E. 2024/6851 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:iptal davası · kötü niyet · ortalama tüketici · kötüniyet · ayırt edicilik · haksız rekabet · karar verilmesine yer olmadığına · iltibas
Benzer bu kararda… ola", 2013/23450 sayılı "Coca-Cola light", 1411331 sayılı "Coca-Cola", 143879 sayılı "Always Coca-Cola" ve 71737 sayılı "Coca-Cola" markaları arasında görsel olarak «iltibas» tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik bulunduğu, davacı markasının dar ve sınırlı bir çevrede değil, herkesçe tanınıp bilindiğinin mütalaa edilebileceği, "Coca-Cola" markasının uzun yıllardan bu yana kullanıldığı, «ayırt ediciliğinin» güçlü olduğu, kendine özgü yazım stili ile de yaygın olarak kullanıldığı ve bilindiği, bu yazım stilinde "Coca" kelimesinin başındaki "C" harfinin sağ alt kuyruğunun uzatılarak görsel anlamda ayırt edicilik oluşturulduğu, "Halam" markası ile stilize "Coca-Cola" markası karşılaştırıldığında; her iki markanın benzer yazım stili ile oluşturulduğu, bu hale göre davacıya ait stilize yazılmış "Coca-Cola" ibareli tanınmış markalarını bilen, bu yazım stilini davacı markaları ile özdeşleştiren makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı «ortalama tüketici» kesiminin, davaya konu "Halam" markasını "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" üzerinde gördüğünde, tanınmış meşrubat markası olan "Coca-Cola" nın marka sahibinin ya bizzat kendisi ya da lisans verdiği davalı şahsın "Halam" markası ile ticari faaliyette bulunduğu yönünde yanılsamaya düşeceği, davaya konu hizmetin özellikle görsel algı ile seçilip yararlanılabilen, tercih yapmak için detaylı araştırma gerektirmeyen, diğer mal ve hizmetlere göre ucuz ve sıradan bir hizmet türü olduğu dikkate alındığında, markaların yazım stilindeki benzerliklerinden kaynaklı görsel izlenimin iltibas tehlikesini tek başına oluşturacağının söylenebileceği, davacı markasının tanınmışlık derecesinin yüksek olmasının iltibas tehlikesini arttıran başkaca bir unsur olduğu, "Cola-Cola" markasının zihninde yer eden olumlu imajı ile hareket eden ortalama tüketicinin "Halam" ibareli stilize markayı gördüğünde zihnindeki bu olumlu imajı "Halam" markasına atfetme ve böylece bu markalı hizmetlerden yararlanma yönünde davranışta bulunabileceği, bu durumun davacı markalarının tanınmışlığından davalının haksız yere yararlanması neticesini doğuracağı anlaşıldığından gerek SMK'nın 6/1, gerekse 6/4 ve 6/5 maddesi hükmü koşullarının somut olayda oluştuğu, davaya konu marka ile itiraza mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şahsın «kötüniyetle» hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile, 2019-M-6906 sayılı YİDK kararının «iptaline, dava» konusu marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük talebi hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş, hüküm davalı Kurum vekilince istinaf edilmiştir.
… eri ve mantı” ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet şekil ihtiva eden markaları arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, davacının 2013/26004 sayılı şekil markasının başvuruda aynen yer aldığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, davalının başvuru markasını gördüğünde taraf markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı oluşabileceği, davacı markalarının tanınmışlık düzeyinin somut uyuşmazlık yönünden iltibas tehlikesini artırdığı, taraf markaları arasına SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas koşulunun oluştuğu, uyuşmazlığa konu mal ve hizmetler konusunda uzman bilirkişiler tarafından hazırlanmış denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor esas alınarak yerel mahkeme kararında tanınmışlığa dair yapılan değerlendirmelerde bir isabetsizlik bulunmadığı, «kötü niyetin» ispatlanamadığı gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı Kurum vekilince temyiz edilmiştir.
… unun müvekkili şirket adına tescilli ve tanınmış markalar ile tertip tarzı olarak ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, başvurunun tescili halinde halk nezdinde «iltibasa» neden olacağını, markayı gören tüketicinin müvekkiline ait tanınmış markalar ile bağ kuracağını, markanın aynı tür mal/hizmetler için tescil edilmek istendiğini, müvekkili şirket adına tescilli 2013/26004 sayılı "şekil" markasının stilinin davalı başvurusunda kullanıldığını ve bu anlamda iltibasın doğduğunu, dava konusu marka başvurusu dikkat çeken unsurunun kelime unsuru değil müvekkilinin ikonik kırmızı rengi ve yıllardır değiştirmeden kullandığı stilize kuyruklu C harfi olduğunu, bu durumun markalar arasında ayırt edilemeyecek bir benzerlik yarattığını, söz konusu renk ve biçim seçiminin, müvekkilinin yıllardır dünya çapında satışta olan, tüketici nezdinde eriştiği bilinirlik göz önüne alındığında tesadüf olmadığını, başvuru kapsamındaki 43. sınıf “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.” nin müvekkilinin yıllardır faaliyet gösterdiği sektörle bağlantılı olduğunu, davalı tarafa ait marka başvurusunun «haksız rekabet» de oluşturduğunu ileri sürerek YİDK'nın 2019-M-6906 sayılı kararının iptali ile 2017/86656 başvuru numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmişti …
Bu itibarla taraf markalarının görsel, işitsel ve anlamsal olarak farklı olduğu, genel görünüm ve bıraktıkları bütünsel izlenimin farklı olduğu, «ortalama tüketici» kitlesinin genel bakış açısı nazara alındığında, davalının başvurusunun davacının markalarını akla getirmeyeceği, aynı veya aralarında bağlantı bulunan işletmeden kaynaklandığını düşündürmeyeceği ve farklı markalar olduğunun ayırt edilebileceği dikkate alınarak karıştırılma ihtimalinin bulunmadığının kabulü ile yerinde bulunan YİDK kararının «iptali davası» bakımından davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden hükmün temyiz eden TÜRKPATENT lehine bozulması gerekmiştir.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü | YİDK kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/612 E. 2020/4441 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:anonim şirket · ortalama tüketici · dahili dava · iltibas
Benzer bu kararda… Cİ” ibaresinin “Coca Cola İçecek” ibaresinin kısaltmasından oluştuğu, markalar arasındaki kavramsal, görsel ve işitsel olarak farklılık bulunduğu, markalar arasında «iltibas» olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan davanın reddine karar verilmişse de; taraf markaları arasında anlamsal farklılık bulunmasına rağmen, markalar arasında görsel ve işitsel anlamda benzerlik bulunduğundan, hitap ettikleri «ortalama tüketici» yada hedef tüketiciler tarafından karıştırılma ihtimali de «dahil» olmak üzere iltibasa neden olabilecek derecede benzerlik bulunduğu göz önüne alınarak, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru ol …
… oft cake", "cici spesial", "cici start", "cici sufle", "cici super star", "cici time", "cici turta", "cici yaprak", "cici çikolat", "cici çikolata sanayi ve ticaret «anonim şirketi»", "cici şokobis", "cicikek", "cicikrem", "cicisan" ibarelerinden meydana geldiği ve koruma kapsamlarında 05, 29, 30, 31, 32, 35.sınıflardaki mal ve hizmetlerin yer …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/8796 E. , 2023/3270 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesi
SAYISI 2020/566 Esas, 2021/1251 Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2016/62 E., 2017/326 K.
Taraflar arasındaki tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin kullandığı ismi "..."ın tescilli marka olduğunu, tescil edildiğini, davacının davalılardan Pizza Restaurantları A.Ş.'nin reklam kampanyasında yer aldığını, yapılan sözleşme kapsamında iki adet uzun, 5 adet kısa TV reklam filmi çekildiğini, sözleşmede belirlenen tarihlerde çekimleri bitirilen reklam filmlerinin aralıklarla ve sıra ile TV ekranlarında yer almaya başladığını, 11.03.2016 tarihinde yayınlanan son reklam filminde müvekkilinin bilgi ve onayı dışında, "Dominos" markasına ek olarak Coca Cola markasının kullanıldığı ve bu şekilde müvekkilinin reklam filmindeki ses ve görüntü kayıtlarının hukuka aykırı şekilde kullanılarak, Dominos markası için çektiği reklam filmi ile Coca Cola markası için de reklam yapıldığını, müvekkilinin reklam anlaşmasının sadece Dominos markasına ait ürünler için olduğunu, müvekkilinin bir dönem Pepsi markasının reklam yüzü olduğunu, müvekkilinin Pepsi markası ile tekrar bir reklam kampanyası için anlaşma öncesindeyken dava konusu reklamın yayınlanmaya başlamasının müvekkilinin yeni anlaşma yapması olanağını da zora soktuğu ve sözleşme hürriyetine zarar verdiğini, bu şekilde davalıların müvekkilinin ismini, ses ve görüntülerini hukuka aykırı şekilde kullanarak haksız kazanç sağladıklarını ve sağlamaya da devam ettiklerini, müvekkili ile davalılardan Pizza Restaurantları A.Ş.
arasındaki sözleşmenin sadece Dominos markasını kapsadığını ileri sürerek 10.000,00 TL maddi, 100.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ...Ş. vekili cevap dilekçesinde; davalının sözleşme gereklerini eksiksiz olarak yerine getirildiğini, davacının yayında olan bir reklam filminden rahatsız olduğu duyumu alınması üzerine söz konusu reklamın yayından kaldırıldığını, davalının Coca Cola'nın reklamını yapma gayesi bulunmadığını, söz konusu reklamda Coca Cola'nın promosyon olduğunun belirtilmesinin tüketicilerin bilgilendirmesine yönelik bir uygulama olarak yorumlanacağını, davacının iddia ettiği gibi bir zararın oluşmadığını, davacının Pepsi markalı kola firması ile müzakere halinde olduğu konusunda herhangi bir delil sunmadığını, iddia eden tarafın iddiasını ispatla yükümlü olduğunu, davacının yeni reklam kampanyalarından mahrum kaldığı şeklindeki iddialarının asılsız olduğunu, davaya konu reklam filminde Coca Cola içeceğinin ücret karşılığında satılmadığının açıkça görüldüğünü, bu reklam sayesinde satılan pizzaların dışında Coca Cola içeceğinden gelir elde edilmediğini, reklamın tüketiciyi bilgilendirmekten başka bir şekilde yorumlanamayacağını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı Coca Cola Meşrubat Paz. ve Dan. Hiz. A.Ş. vekili cevap dilekçesinde; davalının mevcut dava ile herhangi bir ilgisi bulunmadığını, reklam ile ilgili olarak müvekkilinin gerek davacıdan gerekse diğer davalıdan talebi olmadığını, reklamın yayınlanmasına ilişkin bir muvafakati bulunmadığını, davaya konu reklamın, diğer davalının tek taraflı iradesiyle yapılıp yayınlanmış olduğunu, bu sebeple davalının davacı ile herhangi hukuki veya ticari bir ilişkisinin bulunmadığını, davacının "Pepsi Cola" markasının reklam yüzü olması sebebiyle kendisi ile çalışmanın davalının tercih edeceği veya muvafakat göstereceği bir durum olmadığını, söz konusu reklamın yayınlanmasının öncesinde, davacının müvekkili şirket ile reklam kampanyası için anlaşma görüşmelerinin olduğu iddiasının asılsız olduğunu, dava konusu reklamın konusunun pizza satışına ilişkin olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 29232 sayılı Ticari Reklam ve Haksız Ticari Uygulamalar Yönetmeliği'nde (Yönetmelik) reklam filmlerinde yer alan promosyonlar ana vaadin istisnası olarak tanımlandığı, Yönetmeliğin görseller ile yazılı ve sesli ifadelerin sunuluşu başlıklı 18 inci maddesinin beşinci fıkrasında "Yazılı mecralarda dipnot, görsel mecralarda alt yazı ve durağan yazı olarak kullanılan metinler; ana vaadi açmak, netleştirmek veya ana vaadin gerçekleşmesi için gerekli koşulları veya istisnaları iletmek için kullanılabilir. Ancak, yazılı ve görsel mecralarda yayınlanan reklamlarda; alt yazı, durağan yazı ve dipnotların asgari düzeyde tutulması esastır." 6 ncı fıkrasında ise "Reklamlardaki alt yazı, durağan yazı veya dipnotta yer alan koşulların veya istisnaların, ana vaadin sağladığı avantajları tamamıyla ya da büyük ölçüde ortadan kaldıracak nitelikte olmaması ve ana vaatle uyumsuzluk içermemesi zorunludur." denildiğini, dava konusu reklam filmindeki Coca Cola eklenmesi Yönetmelikte belirtildiği gibi ana vaatle uyumlu, ana vaadin avantajlarını ortadan kaldırmayan bir ek olduğu, ana vaadin gerçekleşmesi için gerekli koşulları veya istisnaları iletmek için kullanıldığı, promosyon duyurusu ana vaat olmaksızın bir şey ifade etmediği, bu nedenle farklı bir markanın reklamı olarak değerlendirilemeyeceği, promosyon, reklamdaki ana vaadin istisnası olduğundan aynı film içinde iki ürünün reklamı yapılmış sayılmayacağı gibi reklamda Coca Cola'nın yan unsur olarak kullanıldığı bu çerçevede reklamda davacıya Coca Cola ürününü tanıtması amacının değil ürün menüsü içeriğini açıklama anlamında olması ayrıca sözleşmede açıkça reklamda Pepsi ile rakip içeceğin kullanılmayacağına dair bir hüküm olmaması da dikkate alındığında davacının taleplerinin haklı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının, davalı ...Ş. ile 30.11.2015 tarihli sözleşmeyi imzaladığını, 11.03.2016 tarihinde yayınlanan son reklam filminde müvekkilinin bilgi ve onayı dışında, Dominos Pizza şirketine ait Dominos markasına ek olarak diğer davalı Coca Cola Meşrubat Paz. ve Dan Hiz. A.Ş.'ye ait Coca Cola markasının belirgin, güçlü ve kalın bir erkek sesi ile seslendirme ve büyük puntolu kırmızı renkli son derece belirgin yazıyla da yerleştirmek sureti ile Coca Cola markasının da kullanıldığını ve bu şekilde müvekkilinin reklam filmindeki ses ve görüntü kayıtlarının hukuka aykırı şekilde kullanılarak, Dominos markası için çektiği reklam filmi ile Coca Cola markası için de gizli reklam yapıldığını, Coca Cola'nın sözleşmede herhangi başka bir markanın tanıtımlarına yer verilebileceği, çekimi yapılacak reklamlarda ne doğrudan ve ne de tali bir şekilde yer alabileceğinin kararlaştırıldığını, sözleşmenin münhasıran Dominos Pizza'nın reklamının yapılmasına ilişkin olduğunu, ancak söz konusu reklam ile mezkur sözleşmenin, davalılar tarafından ihlal edildiğini, sözleşmenin, münhasıran Dominos markasının reklamına ilişkin olduğu halde, müvekkilinin bilgisi ve onayı dışında açık ve net bir şekilde gizli reklam yapılarak sonuç olarak Coca Colanında reklamının yapılmış olmasıyla müvekkilinin uğramış olduğu hak kaybının tazmininin talep edildiğini, İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinde davacının, Dominos Pizza ile yapmış olduğu sözleşmeye PepsiCo dışında hiçbir reklamın yüzü olmayacağına dair bir hüküm bulunmadığının belirtildiğini, tarafların sorumluluklarının sözleşmedeki açık olarak yapılması gereken yükümlülüklerle sınırlı olduğunu, müvekkilinin açık rızası olmaksızın görselinin ve sesinin sözleşme dışında başka bir ürünle o ürününün de tanıtımına yol açacak şekilde iç içe geçmiş Dominos markası dışında bir ürünün tanıtılmasında kullanılamayacağını, hakkaniyete aykırı olacağını, davalıların müvekkilinin haberi olmaksızın, müvekkilinin reklam değeri üzerinden ekonomik menfaat elde ettiklerini, Coca Cola markasının Dominos markasından daha çok bilinir olduğu ve dolayısıyla marka değerinin Dominos markasının çok üstünde olduğu dikkate alındığında Coca Cola'nın tali unsur olarak değerlendirilemeyeceğini, Coca Cola'nın da söz konusu reklamda ana vaat olduğunu, davalı Dominos Pizza'nın amacının menünün içeriğini açıklamak olmadığını, diğer bütün reklam veren firmaların varsa menülerinin veya setlerinin içeriğini açıklarken, şayet icracı bir sanatçı kullanıyor iseler mutlaka menülerinin içeriğini sadece ürün olarak “1 adet içecek" dediklerini, dava konusu reklamda Coca Cola markasına yer verilmiş olması nedeniyle PepsiCo ile müvekkili arasında reklam kampanyasına ilişkin anlaşma sağlanamamış olduğunu, müvekkilinin PepsiCo ile olan iş ilişkileri ile PepsiCo ve davalı Coca Cola arasındaki rekabetin büyüklüğü düşünüldüğünde uyuşmazlık konusu reklam neticesinde, dışarıdan müvekkilinin de Coca Cola markasının reklamını yaptığı şeklinde bir izlenim oluştuğunu, İlk Derece Mahkemesinin Yönetmeliğin uygulanması gereken “İtibardan haksız yararlanma” üst başlığı ile düzenlenen 11 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendindeki düzenlemeleri tatbik etmemesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, davalılar Coca Cola ile Dominos Pizza arasında müvekkilin bilgisi dahilinde olmayan bir sözleşmenin var olduğunu, davalıların müvekkiline karşı hile ve desise ile davranmış olduklarını, davalı tarafın, davanın açılmasından sonra uyuşmazlık konusu reklamın yayınını durdurmasının da davalı yanın hukuka aykırı davranışlarının son derece bilincinde olduğunun göstergesi olduğunu, delillerin yanlış değerlendirildiğini, raporların bilimsel nitelik taşımadığını, dosyada bulunan tanık ifadeleri ve taraf vekillerinin tanık anlatımlarına ilişkin beyanları çerçevesinde değerlendirme yapılmadan hazırlandığını belirterek kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesinin gerekçesinin hukuka uygun olduğu, davacının istinaf taleplerinin gerekçede açıklandığı, davalı taraf kullanımının bilgilendirme kapsamını aşmadığının sabit olduğu, davacının hukuki menfaatlerine zarar verecek nitelikte bulunmadığı, reklam içerisinde kullanılan markanın davacının tanınmışlığından yararlanacak şekilde başkaları, malları, iş ürünleri veya fiyatlarıyla karşılaştıran ya da üçüncü kişiyi benzer yollardan öne geçiren nitelikte olmadığı, reklam kullanımının pizza-kola promosyon ürün paketinin tüketiciyi bilgilendirme kapsamında kaldığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istenmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, davacı ile davalılardan Pizza Restaurantları A.Ş. arasında imzalanan 30.11.2015 tarihli reklam sözleşmesi çerçevesinde yapılan reklam filmlerinde davacının iddia ettiği şekliyle sözleşmeye aykırı ya da davacının haklarını ihlal edici bir durumun mevcut olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeple;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
24.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/933203300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz