YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü | YİDK kararının iptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2020/612 E. 2020/4441 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
anonim şirket↗ ortalama tüketici↗ dahili dava↗ iltibas↗ hmk 353(1)b-2↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu başvurunun "cci" ibaresinden oluştuğu, çıkartılan başvuru kapsamındaki 05, 29, 30, 32. sınıftaki mal ve hizmetlerin bulunduğu, itiraza dayanak markaların ise "cici", "cici", "cici şekil", "cici asırlık lezzet ustası ! 1927 şekil", "cici altın olay şekil", "cici amigo", "cici armoni", "cici best", "cici bonbon", "cici buttermik", "cici choco pie", "cici coco time", "cici delice", "cici dilim", "cici do-re-mi", "cici doping", "cici dopingo", "cici flash", "cici flash bag", "cici gold star", "cici gusto", "cici gusto croissant", "cici imaj", "cici istanbul", "cici jelly co", "cici jest", "cici jest", "cici jest karamela", "cici jest eclairs", "cici jest espresso", "cici kids", "cici le gourmet", "cici muhabbet", "cici nirvana", "cici passion", "cici pasta şekil", "cici pie", "cici prestij", "cici princess", "cici roll cake", "cici slims", "cici soft cake", "cici spesial", "cici start", "cici sufle", "cici super star", "cici time", "cici turta", "cici yaprak", "cici çikolat", "cici çikolata sanayi ve ticaret anonim şirketi", "cici şokobis", "cicikek", "cicikrem", "cicisan" ibarelerinden meydana geldiği ve koruma kapsamlarında 05, 29, 30, 31, 32, 35.sınıflardaki mal ve hizmetlerin yer aldığı, başvuru kapsamındaki malların ve hizmetlerin, itiraza dayanak markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı bulunduğu, önceki markanın kök unsurunun “cici”, sonraki markanın esaslı unsurunun ise “cci” olduğu, “cci”nin “coca cola içecek” ibaresinin kısaltması olduğu, Coca Cola İçeceğinin Dünyaca meşhur bir marka olması nedeniyle potansiyel müşterilerin bir kısmının coca cola ile alakalı emtialarda “cci” ibaresini gördüğünde “coca cola içecek”in kısaltması olduğu algısına sahip olacağı, CCİ’nin Coca Cola İçecek ibaresinin kısaltması olduğu anlaşılmasa bile potansiyel müşterilerin “cici”nin anlamını hemen, tereddütsüz bir şekilde anlayarak markalar arasındaki kavramsal farklılığı kavrayacakları, markalar arasında işitsel olarak da önemli farklılık bulunduğu, sonuç olarak marka işaretleri arasında görsel olarak düşük derecede benzerlik olmakla birlikte anlamsal ve işitsel olarak benzerlik bulunmadığından KHK 8/1-b maddesi anlamında benzerlik olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, TPE YİDK’nın 2017-M-4301 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
Karar, davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı Kurum vekili temyiz etmiştir.
1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı kurum vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu kararın istinaf edilmesi üzerine ise Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince davacının başvurusuna konu ibarenin "CCİ", davalı şirketin mesnet markalarının ise "CİCİ" esas unsurlu olduğu, “CCİ” ibaresinin “Coca Cola İçecek” ibaresinin kısaltmasından oluştuğu, markalar arasındaki kavramsal, görsel ve işitsel olarak farklılık bulunduğu, markalar arasında iltibas olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan davanın reddine karar verilmişse de; taraf markaları arasında anlamsal farklılık bulunmasına rağmen, markalar arasında görsel ve işitsel anlamda benzerlik bulunduğundan, hitap ettikleri ortalama tüketici yada hedef tüketiciler tarafından karıştırılma ihtimali de dahil olmak üzere iltibasa neden olabilecek derecede benzerlik bulunduğu göz önüne alınarak, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/3545 E. 2021/2299 K.
Ortak:dahili dava
İncelediğiniz kararda… Cİ” ibaresinin “Coca Cola İçecek” ibaresinin kısaltmasından oluştuğu, markalar arasındaki kavramsal, görsel ve işitsel olarak farklılık bulunduğu, markalar arasında «iltibas» olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan davanın reddine karar verilmişse de; taraf markaları arasında anlamsal farklılık bulunmasına rağmen, markalar arasında görsel ve işitsel anlamda benzerlik bulunduğundan, hitap ettikleri «ortalama tüketici» yada hedef tüketiciler tarafından karıştırılma ihtimali de «dahil» olmak üzere iltibasa neden olabilecek derecede benzerlik bulunduğu göz önüne alınarak, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru ol …
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/462 E- 2008/599 K. sayılı dava dosyasında açılan «alacak davası» sonucunda Özeksen A.Ş. dışında kalan diğer davacıların davasının haklı bulunarak banka aleyhine alacağa hükmedildiği, bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, kararda ‘’...dava dışı ...’in, ...Şirketler Grubunun herhangi bir çalışanı olmayıp ortaklardan sonra gelen en yetkili kişisi konumunda bulunduğu, bu konuda Özeksim A.Ş. de «dahil» olmak üzere diğer şirketlerin «yönetim kurulu» kararlarıyla şirketi «temsil» etme ve münferiden imza atmaya yetkili kişi konumunda bulunduğu, diğer şirketler adına olduğu gibi davacı Özeksim A.Ş. adına da bu «yetkisini» davalı bankanın dahil olduğu diğer tüm bankalara karşı da kullandığı, bu işlemler için verdiği talimatların yerine getirildiği, onaylanması gerekenlerinin de şirket ortakları tarafından onaylandığı, Yargıtay’ın daha önceki bozma kararlarında belirlendiği üzere ...’in yaptığı işlemlerin davacılarla banka arasında bir «teamül» oluşturmadığını iddia etmenin mümkün olmadığı, davalı banka ile davacı grup şirketleri arasındaki pc bağlantısında ...’in ekstreleri değiştirebilmesi söz konusu olmadığından bu konuda davacı şirketin, ...’in yapmış olduğu işlemlerden sorumlu olması gerektiği ve ihmalinin bulunduğu, davacıların bu olay ortaya çıktıktan sonra fail ...'e karşı olan alacağını tahsil için takipte de bulunmadıkları, davalının cevap dilekçesinde belirttiği üzere ...’in davacıların yetkili temsilcisi olduğu ve dış temsil yetkisinin bulunduğu, yapılan işlemlerden bankanın sorumlu olmadığı, «kusurun» bulunmadığı..." gerekçelerine dayanıldığı, kesinleşen karar ile davacı bankanın «kusursuz sorumluluğunun» kabul edildiği, bunun yanısıra yapılan işlemlerden sorumlu olmadığının ve kusurunun bulunmadığının belirlendiği, davalılardan Coca Cola Satış Dağıtım A.Ş.'nin 350.639,75 TL tutarında, davalı Coca Cola İçecek A.Ş.’nin ise 19.908,65 TL tutarında «sebepsiz zenginleştiği», davacının sorumlu olmadığı ve kusurunun bulunmadığı işlemler nedeniyle zarar görenlere ödemek durumunda kaldığı bu miktarları davalılardan talep etmekte haklı old …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:i̇i̇k 167 · kusursuz sorumluluk · aktif husumet yokluğu · teamül · icazet · alacağın temliki · aktif husumet · sebepsiz zenginleşme
Benzer bu karardaAsliye Ticaret Mahkemesi'nin 2007/462 E- 2008/599 K. sayılı dava dosyasında açılan «alacak davası» sonucunda Özeksen A.Ş. dışında kalan diğer davacıların davasının haklı bulunarak banka aleyhine alacağa hükmedildiği, bu kararın Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği, kararda ‘’...dava dışı ...’in, ...Şirketler Grubunun herhangi bir çalışanı olmayıp ortaklardan sonra gelen en yetkili kişisi konumunda bulunduğu, bu konuda Özeksim A.Ş. de «dahil» olmak üzere diğer şirketlerin «yönetim kurulu» kararlarıyla şirketi «temsil» etme ve münferiden imza atmaya yetkili kişi konumunda bulunduğu, diğer şirketler adına olduğu gibi davacı Özeksim A.Ş. adına da bu «yetkisini» davalı bankanın dahil olduğu diğer tüm bankalara karşı da kullandığı, bu işlemler için verdiği talimatların yerine getirildiği, onaylanması gerekenlerinin de şirket ortakları tarafından onaylandığı, Yargıtay’ın daha önceki bozma kararlarında belirlendiği üzere ...’in yaptığı işlemlerin davacılarla banka arasında bir «teamül» oluşturmadığını iddia etmenin mümkün olmadığı, davalı banka ile davacı grup şirketleri arasındaki pc bağlantısında ...’in ekstreleri değiştirebilmesi söz konusu olmadığından bu konuda davacı şirketin, ...’in yapmış olduğu işlemlerden sorumlu olması gerektiği ve ihmalinin bulunduğu, davacıların bu olay ortaya çıktıktan sonra fail ...'e karşı olan alacağını tahsil için takipte de bulunmadıkları, davalının cevap dilekçesinde belirttiği üzere ...’in davacıların yetkili temsilcisi olduğu ve dış temsil yetkisinin bulunduğu, yapılan işlemlerden bankanın sorumlu olmadığı, «kusurun» bulunmadığı..." gerekçelerine dayanıldığı, kesinleşen karar ile davacı bankanın «kusursuz sorumluluğunun» kabul edildiği, bunun yanısıra yapılan işlemlerden sorumlu olmadığının ve kusurunun bulunmadığının belirlendiği, davalılardan Coca Cola Satış Dağıtım A.Ş.'nin 350.639,75 TL tutarında, davalı Coca Cola İçecek A.Ş.’nin ise 19.908,65 TL tutarında «sebepsiz zenginleştiği», davacının sorumlu olmadığı ve kusurunun bulunmadığı işlemler nedeniyle zarar görenlere ödemek durumunda kaldığı bu miktarları davalılardan talep etmekte haklı old …
A.Ş. ‘nin «alacağını temlik» ettiği davacılar ...,..., ..., ..., ..., ...’in açtığı davanın ise, ...’in yapılan işlemlerine «icazet» verildiği ve taraflar arasında böyle bir «teamül» bulunduğu gerekçesiyle reddine karar verilmiş ve karar Dairemizin 18.02.2010 tarih, 2009/3269 E-2010/1885 K. sayılı ilamı ile onanmış, 2010/6763 E-2010/7058 K. sayılı ilamı ile de karar düzeltme istemlerinin reddi ile 18.06.2010 tarihinde kesinleşmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesi’nde açılan davada yapılan yargılama sonucunda verilen 10.10.2008 tarih, 2007/462 E-2008/599 K. sayılı kararla, davacı Özeksim A.Ş.’nin alacağını diğer davacılara «temlik» etmiş olması nedeniyle davasının «aktif husumet yokluğu» nedeniyle reddine, diğer davacılar ..., ... ..., ..., ... ve ... yönünden kesinleşen şahsi alacaklarının kısmen kabulüne, Özeksim Dış Tic.
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, şahsi hesaplarından para aktarılmak suretiyle zarara uğrayan ... (Özeksim A.Ş.'den «alacağı temlik» alan), ... ..., ..., ... ve ... tarafından davacı banka aleyhine İzmir 3.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/3646 E. 2013/7450 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ariyet sözleşmesi · ayıplı teslim · ariyet · teslim
Benzer bu karardaMahkemece, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına dayanılarak, sigortalıya ait işyerindeki soğutucunun ....01.2007 tarihli «ariyet sözleşmesi» ile davalı Coca Cola A.Ş. tarafından sigortalıya «teslim» edildiği, BK'nın 299. ve 305. maddeleri uyarınca ariyet verenin ayrıca ve açık biçimde üstlenmedikçe ariyet konusu malın ayıbından sorumlu olmadığı, yangından sonra sigortalının soğutucuyu muhafaza etmemesi nedeniyle yargılama sırasında cihaz üzerinde inceleme yapılamadığından, davacının üretim hatası ve «ayıplı teslim» iddialarının ispatlanamadığı, buna karşın yangının cihazın bakım ve muhafazasındaki kusurdan kaynaklandığı, bu durumda cihazın üreticisi ve ariyet vereni olan dava …
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/11011 E. 2013/10074 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:taşıma senedi · sevk irsaliyesi · rayiç değer · irsaliye · taşıma sözleşmesi · taşıyıcı · fatura · hasar
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davalı «taşıyıcıya» «teslim» edilen malların taşıma esnasında tek taraflı trafik kazasında zarar görmesi nedeniyle meydana gelen bu zarardan TTK'nın 781/1.maddesi uyarınca davalının sorumlu olduğu, zararın TTK'nın 781/2.maddesinde belirtilen hususlardan kaynaklandığı hususunun davalı taşıyıcı tarafından ileri sürülüp kanıtlanamadığı, zararın 27.150,04 TL olduğu, 07.06.2011 tarihli faturada belirtilen ve «hasar» gören malların belirtilen değerlerinin piyasa rayiçlerine uygun olduğu, bu «fatura» bedelinin de davacı firma tarafından dava dışı Coca Cola İçecek A.Ş.'ye 16.06.2011 tarihinde ödendiği gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, öncelikle davacının dava konusu meblağı ödediğini gösterir belgelerin «ibrazı» sağlandıktan sonra, taşıma senedinde bir değer belirtilmemiş olması gözetilerek, taşınan emtianın varma yerindeki «rayiç değeri» üzerinden “bayi indirimli fiyatlar” da nazara alınarak tazminat hesabının yaptırılması gerekirken, yazılı şekilde «eksik incelemeye» dayanılarak karar verilmesi doğru görülmediği gibi, bilirkişi raporuna ve hükme esas alınan 07.06.2011 tarihli faturada “nakliye hasarlı CCİ palet adedi 24 yazılı olduğu halde 05.04.2011 tarihli «sevk irsaliyesinde» 22 adet yazılı olduğu ve bu farklılığın neden kaynaklandığı araştırılıp aydınlatılmadan yazılı şekilde hüküm kurulması da doğru görülmemiş, bozmayı gerektirmiştir.
2-Dava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan alacağın tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece, hükme esas alınan bilirkişi raporunda dava dışı Coca Cola A.Ş.’nin kazadan sonra davacıya tanzim ettiği 07.06.2011 tarihli «fatura» esas alınarak faturadaki fiyatların piyasa rayicine uygun olduğu belirtilmiştir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/8497 E. 2012/15678 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:ariyet sözleşmesi · ayıplı teslim · ariyet · teslim tutanağı · müterafik kusur · kusur · teslim
Benzer bu karardaMahkemece, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına dayanılarak, sigortalıya ait işyerindeki soğutucunun 25.01.2007 tarihli «ariyet sözleşmesi» ile davalı Coca Cola A.Ş. tarafından sigortalıya «teslim» edildiği, BK 299 ve 305 maddeleri uyarınca ariyet verenin ayrıca ve açık biçimde üstlenmedikçe ariyet konusu malın ayıbından sorumlu olmadığı, yangından sonra sigortalının soğutucuyu muhafaza etmemesi nedeniyle yargılama sırasında cihaz üzerinde inceleme yapılamadığından, davacının üretim hatası ve «ayıplı teslim» iddialarının ispatlanamadığı, buna karşın yangının cihazın bakım ve muhafazasındaki kusurdan kaynaklandığı, bu durumda cihazın üreticisi ve ariyet vereni olan dava …
Mahkemece hükme asas alınan bilirkişi raporunda da yangının soğutucunun bakım hatasından çıktığı tespit edildiğine göre, bu durumda asıl sorumlunun gerekli bakımı yapmayan soğutucunun maliki davalı Coca Cola Satış ve Dağıtım A.Ş. olduğunun, sigortalının uyarı yapmamasının ise kendisi yönünden «müterafik kusur» oluşturduğunun kabulü gerekir.
Bu itibarla, mahkemece uyuşmazlığın bu çerçevede değerlendirilmesi gerekirken, sözleşme hükümleri değerlendirilmeden ve soğutucunun «teslim tutanağı» tarihinde de yanılgıya düşülerek yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiş ve bozmayı gerektirmiştir.
2-Davacının davalı Coca Cola Satış ve Dağıtım A.Ş. hakkındaki temyiz itirazlarına gelince; davacının sigortalısı ile davalı Coca Cola Satış ve Dağıtım A.Ş. arasındaki sözleşmede, sigortalıya «ariyet» olarak verilen soğutucunun bakımının davalı tarafından yapılacağı, sigortalının ise buna yardımcı olacağı kararlaştırılmıştır.
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/4401 E. 2024/6851 K.
Ortak:ortalama tüketici · iltibas
İncelediğiniz kararda… Cİ” ibaresinin “Coca Cola İçecek” ibaresinin kısaltmasından oluştuğu, markalar arasındaki kavramsal, görsel ve işitsel olarak farklılık bulunduğu, markalar arasında «iltibas» olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan davanın reddine karar verilmişse de; taraf markaları arasında anlamsal farklılık bulunmasına rağmen, markalar arasında görsel ve işitsel anlamda benzerlik bulunduğundan, hitap ettikleri «ortalama tüketici» yada hedef tüketiciler tarafından karıştırılma ihtimali de «dahil» olmak üzere iltibasa neden olabilecek derecede benzerlik bulunduğu göz önüne alınarak, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru ol …
Benzer bu kararda… ola", 2013/23450 sayılı "Coca-Cola light", 1411331 sayılı "Coca-Cola", 143879 sayılı "Always Coca-Cola" ve 71737 sayılı "Coca-Cola" markaları arasında görsel olarak «iltibas» tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik bulunduğu, davacı markasının dar ve sınırlı bir çevrede değil, herkesçe tanınıp bilindiğinin mütalaa edilebileceği, "Coca-Cola" markasının uzun yıllardan bu yana kullanıldığı, «ayırt ediciliğinin» güçlü olduğu, kendine özgü yazım stili ile de yaygın olarak kullanıldığı ve bilindiği, bu yazım stilinde "Coca" kelimesinin başındaki "C" harfinin sağ alt kuyruğunun uzatılarak görsel anlamda ayırt edicilik oluşturulduğu, "Halam" markası ile stilize "Coca-Cola" markası karşılaştırıldığında; her iki markanın benzer yazım stili ile oluşturulduğu, bu hale göre davacıya ait stilize yazılmış "Coca-Cola" ibareli tanınmış markalarını bilen, bu yazım stilini davacı markaları ile özdeşleştiren makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı «ortalama tüketici» kesiminin, davaya konu "Halam" markasını "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" üzerinde gördüğünde, tanınmış meşrubat markası olan "Coca-Cola" nın marka sahibinin ya bizzat kendisi ya da lisans verdiği davalı şahsın "Halam" markası ile ticari faaliyette bulunduğu yönünde yanılsamaya düşeceği, davaya konu hizmetin özellikle görsel algı ile seçilip yararlanılabilen, tercih yapmak için detaylı araştırma gerektirmeyen, diğer mal ve hizmetlere göre ucuz ve sıradan bir hizmet türü olduğu dikkate alındığında, markaların yazım stilindeki benzerliklerinden kaynaklı görsel izlenimin iltibas tehlikesini tek başına oluşturacağının söylenebileceği, davacı markasının tanınmışlık derecesinin yüksek olmasının iltibas tehlikesini arttıran başkaca bir unsur olduğu, "Cola-Cola" markasının zihninde yer eden olumlu imajı ile hareket eden ortalama tüketicinin "Halam" ibareli stilize markayı gördüğünde zihnindeki bu olumlu imajı "Halam" markasına atfetme ve böylece bu markalı hizmetlerden yararlanma yönünde davranışta bulunabileceği, bu durumun davacı markalarının tanınmışlığından davalının haksız yere yararlanması neticesini doğuracağı anlaşıldığından gerek SMK'nın 6/1, gerekse 6/4 ve 6/5 maddesi hükmü koşullarının somut olayda oluştuğu, davaya konu marka ile itiraza mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şahsın «kötüniyetle» hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile, 2019-M-6906 sayılı YİDK kararının «iptaline, dava» konusu marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük talebi hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş, hüküm davalı Kurum vekilince istinaf edilmiştir.
… eri ve mantı” ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet şekil ihtiva eden markaları arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, davacının 2013/26004 sayılı şekil markasının başvuruda aynen yer aldığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, davalının başvuru markasını gördüğünde taraf markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı oluşabileceği, davacı markalarının tanınmışlık düzeyinin somut uyuşmazlık yönünden iltibas tehlikesini artırdığı, taraf markaları arasına SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas koşulunun oluştuğu, uyuşmazlığa konu mal ve hizmetler konusunda uzman bilirkişiler tarafından hazırlanmış denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor esas alınarak yerel mahkeme kararında tanınmışlığa dair yapılan değerlendirmelerde bir isabetsizlik bulunmadığı, «kötü niyetin» ispatlanamadığı gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı Kurum vekilince temyiz edilmiştir.
… unun müvekkili şirket adına tescilli ve tanınmış markalar ile tertip tarzı olarak ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, başvurunun tescili halinde halk nezdinde «iltibasa» neden olacağını, markayı gören tüketicinin müvekkiline ait tanınmış markalar ile bağ kuracağını, markanın aynı tür mal/hizmetler için tescil edilmek istendiğini, müvekkili şirket adına tescilli 2013/26004 sayılı "şekil" markasının stilinin davalı başvurusunda kullanıldığını ve bu anlamda iltibasın doğduğunu, dava konusu marka başvurusu dikkat çeken unsurunun kelime unsuru değil müvekkilinin ikonik kırmızı rengi ve yıllardır değiştirmeden kullandığı stilize kuyruklu C harfi olduğunu, bu durumun markalar arasında ayırt edilemeyecek bir benzerlik yarattığını, söz konusu renk ve biçim seçiminin, müvekkilinin yıllardır dünya çapında satışta olan, tüketici nezdinde eriştiği bilinirlik göz önüne alındığında tesadüf olmadığını, başvuru kapsamındaki 43. sınıf “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.” nin müvekkilinin yıllardır faaliyet gösterdiği sektörle bağlantılı olduğunu, davalı tarafa ait marka başvurusunun «haksız rekabet» de oluşturduğunu ileri sürerek YİDK'nın 2019-M-6906 sayılı kararının iptali ile 2017/86656 başvuru numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmişti …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:iptal davası · kötü niyet · kötüniyet · ayırt edicilik · haksız rekabet · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu kararda… ola", 2013/23450 sayılı "Coca-Cola light", 1411331 sayılı "Coca-Cola", 143879 sayılı "Always Coca-Cola" ve 71737 sayılı "Coca-Cola" markaları arasında görsel olarak «iltibas» tehlikesi oluşturacak derecede benzerlik bulunduğu, davacı markasının dar ve sınırlı bir çevrede değil, herkesçe tanınıp bilindiğinin mütalaa edilebileceği, "Coca-Cola" markasının uzun yıllardan bu yana kullanıldığı, «ayırt ediciliğinin» güçlü olduğu, kendine özgü yazım stili ile de yaygın olarak kullanıldığı ve bilindiği, bu yazım stilinde "Coca" kelimesinin başındaki "C" harfinin sağ alt kuyruğunun uzatılarak görsel anlamda ayırt edicilik oluşturulduğu, "Halam" markası ile stilize "Coca-Cola" markası karşılaştırıldığında; her iki markanın benzer yazım stili ile oluşturulduğu, bu hale göre davacıya ait stilize yazılmış "Coca-Cola" ibareli tanınmış markalarını bilen, bu yazım stilini davacı markaları ile özdeşleştiren makul derecede bilgili, dikkatli ve ihtiyatlı «ortalama tüketici» kesiminin, davaya konu "Halam" markasını "Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri" üzerinde gördüğünde, tanınmış meşrubat markası olan "Coca-Cola" nın marka sahibinin ya bizzat kendisi ya da lisans verdiği davalı şahsın "Halam" markası ile ticari faaliyette bulunduğu yönünde yanılsamaya düşeceği, davaya konu hizmetin özellikle görsel algı ile seçilip yararlanılabilen, tercih yapmak için detaylı araştırma gerektirmeyen, diğer mal ve hizmetlere göre ucuz ve sıradan bir hizmet türü olduğu dikkate alındığında, markaların yazım stilindeki benzerliklerinden kaynaklı görsel izlenimin iltibas tehlikesini tek başına oluşturacağının söylenebileceği, davacı markasının tanınmışlık derecesinin yüksek olmasının iltibas tehlikesini arttıran başkaca bir unsur olduğu, "Cola-Cola" markasının zihninde yer eden olumlu imajı ile hareket eden ortalama tüketicinin "Halam" ibareli stilize markayı gördüğünde zihnindeki bu olumlu imajı "Halam" markasına atfetme ve böylece bu markalı hizmetlerden yararlanma yönünde davranışta bulunabileceği, bu durumun davacı markalarının tanınmışlığından davalının haksız yere yararlanması neticesini doğuracağı anlaşıldığından gerek SMK'nın 6/1, gerekse 6/4 ve 6/5 maddesi hükmü koşullarının somut olayda oluştuğu, davaya konu marka ile itiraza mesnet markaların iltibas tehlikesi oluşturacak derecede benzer olmalarının haricinde davalı şahsın «kötüniyetle» hareket ettiğini gösterir somut olgu ileri sürülmediği gerekçesiyle davanın kabulü ile, 2019-M-6906 sayılı YİDK kararının «iptaline, dava» konusu marka tescil edilmediğinden hükümsüzlük talebi hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiş, hüküm davalı Kurum vekilince istinaf edilmiştir.
… unun müvekkili şirket adına tescilli ve tanınmış markalar ile tertip tarzı olarak ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, başvurunun tescili halinde halk nezdinde «iltibasa» neden olacağını, markayı gören tüketicinin müvekkiline ait tanınmış markalar ile bağ kuracağını, markanın aynı tür mal/hizmetler için tescil edilmek istendiğini, müvekkili şirket adına tescilli 2013/26004 sayılı "şekil" markasının stilinin davalı başvurusunda kullanıldığını ve bu anlamda iltibasın doğduğunu, dava konusu marka başvurusu dikkat çeken unsurunun kelime unsuru değil müvekkilinin ikonik kırmızı rengi ve yıllardır değiştirmeden kullandığı stilize kuyruklu C harfi olduğunu, bu durumun markalar arasında ayırt edilemeyecek bir benzerlik yarattığını, söz konusu renk ve biçim seçiminin, müvekkilinin yıllardır dünya çapında satışta olan, tüketici nezdinde eriştiği bilinirlik göz önüne alındığında tesadüf olmadığını, başvuru kapsamındaki 43. sınıf “Yiyecek ve içecek sağlanması hizmetleri.” nin müvekkilinin yıllardır faaliyet gösterdiği sektörle bağlantılı olduğunu, davalı tarafa ait marka başvurusunun «haksız rekabet» de oluşturduğunu ileri sürerek YİDK'nın 2019-M-6906 sayılı kararının iptali ile 2017/86656 başvuru numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmişti …
… eri ve mantı” ibareli marka başvurusu ile davacının itirazına mesnet şekil ihtiva eden markaları arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel olarak «ortalama tüketicileri» «iltibasa» düşürecek derecede bir benzerlik bulunduğu, davacının 2013/26004 sayılı şekil markasının başvuruda aynen yer aldığı, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, marka ve başvuru konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, davalının başvuru markasını gördüğünde taraf markaları arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı mallar algısı oluşabileceği, davacı markalarının tanınmışlık düzeyinin somut uyuşmazlık yönünden iltibas tehlikesini artırdığı, taraf markaları arasına SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas koşulunun oluştuğu, uyuşmazlığa konu mal ve hizmetler konusunda uzman bilirkişiler tarafından hazırlanmış denetime ve hüküm kurmaya elverişli rapor esas alınarak yerel mahkeme kararında tanınmışlığa dair yapılan değerlendirmelerde bir isabetsizlik bulunmadığı, «kötü niyetin» ispatlanamadığı gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş, karar davalı Kurum vekilince temyiz edilmiştir.
Bu itibarla taraf markalarının görsel, işitsel ve anlamsal olarak farklı olduğu, genel görünüm ve bıraktıkları bütünsel izlenimin farklı olduğu, «ortalama tüketici» kitlesinin genel bakış açısı nazara alındığında, davalının başvurusunun davacının markalarını akla getirmeyeceği, aynı veya aralarında bağlantı bulunan işletmeden kaynaklandığını düşündürmeyeceği ve farklı markalar olduğunun ayırt edilebileceği dikkate alınarak karıştırılma ihtimalinin bulunmadığının kabulü ile yerinde bulunan YİDK kararının «iptali davası» bakımından davanın reddine karar verilmesi gerektiğinden hükmün temyiz eden TÜRKPATENT lehine bozulması gerekmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2020/612 E. , 2020/4441 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada Ankara 3. Fikri ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 01.03.2018 tarih ve 2017/271 E- 2018/61 K. sayılı kararın davalı TPMK vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, istinaf isteminin esastan reddine dair Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 20. Hukuk Dairesi'nce verilen 15.11.2019 tarih ve 2018/1630 E- 2019/1144 K. sayılı kararın Yargıtay'ca incelenmesi davalı TPMK vekili tarafından istenmiş ve temyiz dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Davacı vekili, müvekkilinin 2016/27582 sayı ile "cci" ibareli marka başvurusunda bulunduğunu, başvurunun Türk Patent Resmi Markalar Bülteni'nde yayınlandığını, davalı şirketin "cici" esas ibareli markalarını gerekçe göstererek yaptığı itirazın kısmen kabul edilerek, başvurularının kısmen reddine karar verildiğini, bu kısmi ret kararına karşı yeniden inceleme taleplerinin bu kez YİDK'nın 2017-M-4301 sayılı YİDK karan ile nihai olarak reddedildiği, oysa iptali istenen YİDK kararının marka hukukuna uygun olmadığını, CCİ’nin "Coca Cola İçeceği"nin kısaltması olduğunu, Coca Cola’nın büyük, itibar sahibi bir şirket olduğunu ve birçok ülkede binlerce çalışanı olduğunu, "www.cci.com.tr" alan adının müvekkili tarafından 2002 yılından beri kullanıldığını, mukayese konusu markaların benzer olmadığını, davalı şirket ile müvekkilinin farklı sektörlerde faaliyet gösterdiğini, TPMK tarafından verilen ret kararının hukuka aykırı olduğunu ileri sürerek TPMK YİDK’nın 2017-M-4301 sayılı kararının iptaline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı şirket vekili, "Cici" markasının müvekkili adına tescilli olduğunu, markaların iltibas yaratacağını, Türkçe’de iki sessiz harf yan yana geldiğinde okunamadığı için algıda seçicilik gereği, sessiz harflerin arasına ilgili sesli harf getirilerek okuma sağlanabildiğini, CCİ CİCİ markalarının çağrışım yarattığını, 05, 29, 30, 32. sınıfların markalar arasında müşterek olduğunu, CCİ’nin hiçbir şekilde ilgili ürünler üzerinde kullanılmadığını savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun bulunduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu başvurunun "cci" ibaresinden oluştuğu, çıkartılan başvuru kapsamındaki 05, 29, 30, 32. sınıftaki mal ve hizmetlerin bulunduğu, itiraza dayanak markaların ise "cici", "cici", "cici şekil", "cici asırlık lezzet ustası ! 1927 şekil", "cici altın olay şekil", "cici amigo", "cici armoni", "cici best", "cici bonbon", "cici buttermik", "cici choco pie", "cici coco time", "cici delice", "cici dilim", "cici do-re-mi", "cici doping", "cici dopingo", "cici flash", "cici flash bag", "cici gold star", "cici gusto", "cici gusto croissant", "cici imaj", "cici istanbul", "cici jelly co", "cici jest", "cici jest", "cici jest karamela", "cici jest eclairs", "cici jest espresso", "cici kids", "cici le gourmet", "cici muhabbet", "cici nirvana", "cici passion", "cici pasta şekil", "cici pie", "cici prestij", "cici princess", "cici roll cake", "cici slims", "cici soft cake", "cici spesial", "cici start", "cici sufle", "cici super star", "cici time", "cici turta", "cici yaprak", "cici çikolat", "cici çikolata sanayi ve ticaret anonim şirketi", "cici şokobis", "cicikek", "cicikrem", "cicisan" ibarelerinden meydana geldiği ve koruma kapsamlarında 05, 29, 30, 31, 32, 35.sınıflardaki mal ve hizmetlerin yer aldığı, başvuru kapsamındaki malların ve hizmetlerin, itiraza dayanak markaların kapsamındaki mal ve hizmetlerle aynı bulunduğu, önceki markanın kök unsurunun “cici”, sonraki markanın esaslı unsurunun ise “cci” olduğu, “cci”nin “coca cola içecek” ibaresinin kısaltması olduğu, Coca Cola İçeceğinin Dünyaca meşhur bir marka olması nedeniyle potansiyel müşterilerin bir kısmının coca cola ile alakalı emtialarda “cci” ibaresini gördüğünde “coca cola içecek”in kısaltması olduğu algısına sahip olacağı, CCİ’nin Coca Cola İçecek ibaresinin kısaltması olduğu anlaşılmasa bile potansiyel müşterilerin “cici”nin anlamını hemen, tereddütsüz bir şekilde anlayarak markalar arasındaki kavramsal farklılığı kavrayacakları, markalar arasında işitsel olarak da önemli farklılık bulunduğu, sonuç olarak marka işaretleri arasında görsel olarak düşük derecede benzerlik olmakla birlikte anlamsal ve işitsel olarak benzerlik bulunmadığından KHK 8/1-b maddesi anlamında benzerlik olmadığı gerekçesi ile davanın kabulüne, TPE YİDK’nın 2017-M-4301 sayılı kararının iptaline karar verilmiştir.
Karar, davalı Kurum vekili tarafından istinaf edilmiştir.
Ankara Bölge Adliye Mahkemesince, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Kararı, davalı Kurum vekili temyiz etmiştir.
1.Yapılan yargılama ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından davalı kurum vekilinin aşağıdaki bent dışında kalan sair temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.
2.Dava, YİDK kararının iptali ve marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir. Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir. Bu kararın istinaf edilmesi üzerine ise Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesince davacının başvurusuna konu ibarenin "CCİ", davalı şirketin mesnet markalarının ise "CİCİ" esas unsurlu olduğu, “CCİ” ibaresinin “Coca Cola İçecek” ibaresinin kısaltmasından oluştuğu, markalar arasındaki kavramsal, görsel ve işitsel olarak farklılık bulunduğu, markalar arasında iltibas olmadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan davanın reddine karar verilmişse de; taraf markaları arasında anlamsal farklılık bulunmasına rağmen, markalar arasında görsel ve işitsel anlamda benzerlik bulunduğundan, hitap ettikleri ortalama tüketici yada hedef tüketiciler tarafından karıştırılma ihtimali de dahil olmak üzere iltibasa neden olabilecek derecede benzerlik bulunduğu göz önüne alınarak, davanın reddine karar verilmesi gerekirken kabulüne karar verilmesi doğru olmamış ve bozmayı gerektirmiştir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerle, (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı Kurum vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle, davalı kurum vekilinin temyiz isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesince verilen karara yönelik istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULARAK KALDIRILMASINA, HMK'nın 373/1. maddesi uyarınca dava dosyasının İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, ödediği peşin temyiz harcının isteği halinde temyiz eden davalı TPMK'ya iadesine, 26.10.2020 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/616030600 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz