Marka hükümsüzlüğü | Markanın hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/8314 E. 2023/3005 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
el koyma↗ şikayet↗ derdestlik↗ marka hakkına tecavüz↗ hukuki yarar↗ kötüniyet↗ taşıyan↗ yetkisizlik kararı↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ haksız rekabet↗ fikri ve sınai haklar hukuk mahkemesi↗ yükleten (shipper)↗ dahili dava↗ iltibas↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2020/170 E., 2021/60 K.
Taraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Türkiye’nin tek makas üreticisi olan Meydan Makas San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.’nin pazarlamacı şirketi olduğunu, müvekkilinin horsehead şekil markasının Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) nezdinde 09.06.2003 tarihinden itibaren 10 yıl süreyle 08 ve 35 inci sınıftaki mal ve hizmetler bakımından 2003/14396 numara ile tescilli olduğunu, müvekkilinin sadece “horsehead şekil” markasının değil “Merze” markasının da sahibi olduğunu, davalının 23.07.2012 tarihinde TPMK'ya yaptığı başvuru ile "ATBAŞI" şeklini 2012/65533 numara ile 08 inci sınıfta kullanılmak üzere tescil ettirdiğini, davalı şirketin markası ile müvekkili markasının, özellikle kullanılan metal emtialar üzerine basıldığında (renk olarak görülemeyeceği ve yazının da zorunluluk nedeniyle çok küçük yazılabilmesi ve hatta bazen yazılamaması durumunda) birbirinden ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, davalının kötüniyetli olduğunu, yetkisiz ve izinsiz olarak müvekkilinin markasını taşıyan makasları yurtdışından ithal edip, yurtiçinde piyasaya arz ettiğini, davalının müvekkilinin markasını kullandığı makasların kalitesinin oldukça düşük olduğunu, müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını, davalı şirketin söz konusu markayı tescil ettirip kullanmasının aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek davalı tarafa ait 2012/65533 tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirkete ait 2012/65533 tescil numaralı markanın iltibas yaratmak amacıyla ve kötüniyetle tescil edildiği iddiasının mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin 1982 yılında kurulduğunu, TPMK nezdinde tescilli 115 marka, 8 endüstriyel tasarım ve 7 adet patent/faydalı modelin sahibi olduğunu, müvekkiline ait markanın tescil tarihinden önce kullanıldığını, markanın kullanıldığı terzi makaslarının İtalya’da mukim Gianola Giuseppe ve Gianola Mose isimli firmalar tarafından imal edildiğini, müvekkili şirket tarafından 1998 yılından itibaren Türkiye içinde satıldığını, 1998 yılından 2012 tarihine kadar geçen süre içinde kullanılan marka için davacı tarafından hiçbir itirazda bulunulmamasının, sessiz kalınmasının ve markanın tescil tarihi olan 23.07.2012 tarihinden itibaren 3 yıl sonra huzurdaki hükümsüzlük davasının açılmasının davacının kötüniyetli olduğunu ve huzurdaki davayı açmakta hukuki yararı olmadığını ortaya koyduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna göre davacı markasının tanınmış marka statüsünde olmadığı, hükümsüzlüğü talep edilen davalıya ait 2012/65533 tescil sayılı markanın, davacıya ait 2003/14396 tescil sayılı marka ile hem marka (işaret) düzeyinde hem de işletme (markaların sahipleri) düzeyinde halk tarafından karıştırılma ihtimali de dahil iltibasa sebep olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 19.01.2021 tarihli bilirkişi raporunda hatalı olarak dava tarihinde yürürlükte olan 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 sayılı KHK) yerine 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'na (6769 sayılı Kanun) atıfta bulunulduğunu, müvekkilinin markasının şekil ve kelime markası yani karma marka olduğunu, davaya konu markanın ise şekil markası olduğunu, davalının müvekkilinin tescilli 2003/14396 sayılı şekil + horshead markasını ve bu markanın metal makaslar üzerindeki görünümünün aynen ve ayırt edilemeyecek kadar benzerini tescil ettirdiğini, markaların birbirini çağrıştırdığını, bilirkişi raporundaki tespitlerin yerinde olmadığını, mal ve hizmetlerin ayniyet taşıdığını, karıştırılma ihtimalinin, ilişkilendirme ve ayrıca çağrıştırma ihtimallerini de kapsadığını, metal makasların üstlerine basılmış markaların yazılarının zor ayırt edildiğini, davalı tarafından ürünün üzerine "ATBAŞINI" çağrıştıran şekil unsurunun müvekkilinin konumlandırdığı şekilde konulması sebebiyle tüketiciyi iltibasa düşürme ihtimali olduğunu, davalının markayı kötü niyetli tescil ettirdiğini, davacının markasının iltibas yaratacak derecede benzerini makaslar üzerinde kullandığını, bu ürünleri üretip piyasaya arz ettiğini öğrenmeleri üzerine davalı aleyhine 02.07.2012 tarihinde Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunduklarını, aynı tarihli arama el koyma kararı ile makaslara el konulduğunu, Bakırköy 2. Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinde dava açıldığını ve davanın derdest olduğunu, 18.07.2012 tarihinde İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinde marka hakkına tecavüz nedeniyle dava açtıklarını, davalının 23.07.2012 tarihinde hükümsüzlüğü talep edilen 2012/65533 sayılı marka için tescil başvurusunda bulunduğunu, google arama motoruna "ATBAŞI MAKAS" yazdıklarında müvekkiline ait makasların çıktığını, makasın yapısı gereği logo yada markanın yeterince görülmediğini, markaların benzediğini, müvekkilinin markasının sektörel olarak tanınmış olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile markalar arasında ayniyet derecesinde benzerlik bulunmadığı, davacı adına tescilli 2003/14396 numaralı markanın "at başı şekli+horseheat" ibareli olduğu, 08 ve 35 inci sınıflarda tescilli olduğu, davalı adına 2012/65533 numaralı şekil markasının 08 inci sınıfta tescilli olduğu, marka tescillerinin 08 inci sınıfta ortak olduğu, davalı markasında sözcük unsurunun bulunmadığı, davacı markasındaki HORSEHEAD ibaresinin, at başı şeklindeki şekil unsuruna vurgu yaptığı, davalı markası ile davacı markası arasında iltibas yaratacak şekilde benzerlik bulunmadığı, mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda, 6769 sayılı Kanun hükümlerine dayanılarak inceleme yapılmasının da sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bendi, 42 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/6216 E. 2025/3702 K.
Ortak:el koyma · marka hakkına tecavüz · kötüniyet · haksız rekabet · iltibas
İncelediğiniz kararda… ği ve yazının da zorunluluk nedeniyle çok küçük yazılabilmesi ve hatta bazen yazılamaması durumunda) birbirinden ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, davalının «kötüniyetli» olduğunu, «yetkisiz» ve izinsiz olarak müvekkilinin markasını «taşıyan» makasları yurtdışından ithal edip, yurtiçinde piyasaya arz ettiğini, davalının müvekkilinin markasını kullandığı makasların kalitesinin oldukça düşük olduğunu, müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını, davalı şirketin söz konusu markayı tescil ettirip kullanmasının aynı zamanda «haksız rekabet» teşkil ettiğini ileri sürerek davalı tarafa ait 2012/65533 tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirkete ait 2012/65533 tescil numaralı markanın «iltibas» yaratmak amacıyla ve «kötüniyetle» tescil edildiği iddiasının mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin 1982 yılında kurulduğunu, TPMK nezdinde tescilli 115 marka, 8 endüstriyel tasarım ve 7 adet patent/faydalı modelin sahibi olduğunu, müvekkiline ait markanın tescil tarihinden önce kullanıldığını, markanın kullanıldığı terzi makaslarının İtalya’da mukim Gianola Giuseppe ve Gianola Mose isimli firmalar tarafından imal edildiğini, müvekkili şirket tarafından 1998 yılından itibaren Türkiye içinde satıldığını, 1998 yılından 2012 tarihine kadar geçen süre içinde kullanılan marka için davacı tarafından hiçbir itirazda bulunulmamasının, sessiz kalınmasının ve markanın tescil tarihi olan 23.07.2012 tarihinden itibaren 3 yıl sonra huzurdaki hükümsüzlük davasının açılmasının davacının kötüniyetli olduğunu ve huzurdaki davayı açmakta «hukuki yararı» olmadığını ortaya koyduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
… ın zor ayırt edildiğini, davalı tarafından ürünün üzerine "ATBAŞINI" çağrıştıran şekil unsurunun müvekkilinin konumlandırdığı şekilde konulması sebebiyle tüketiciyi «iltibasa» düşürme ihtimali olduğunu, davalının markayı kötü niyetli tescil ettirdiğini, davacının markasının iltibas yaratacak derecede benzerini makaslar üzerinde kullandığını, bu ürünleri üretip piyasaya arz ettiğini öğrenmeleri üzerine davalı aleyhine 02.07.2012 tarihinde Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'na «şikayette» bulunduklarını, aynı tarihli arama el «koyma» kararı ile makaslara el konulduğunu, Bakırköy 2.
Benzer bu kararda… 2017/135 K sayılı dosyası ile görülen hükümsüzlük davasında, 2012/65533 tescil sayılı "...+Şekil" ibareli marka ile, 2003/14396 tescil sayılı şekil markası arasında «iltibas» bulunmadığına hükmedildiği, verilen kararın Yargıtay aşamasından geçerek kesinleştiği; karşı dava yönünden ... ibaresinin ticaret alanında cins çeşit, vasıf, kalite, değer bildirdiğine dair yeterli delil bulunmadığı, karşı-davalının markasını ... ibaresi ve at kafası figürü ile birlikte kullandığı, at figürünün farklı çizimleri aksettirdiği ve farklı olduğunun tespit edildiği, somut olayda hükümsüzlük koşullarının bulunmadığı, «kötüniyetli» olduğu ispatlanamayan davacı-karşı davalının, tescilli markaya dayalı hukuki işlemler başlatmasının «haksız rekabet» teşkil etmediği gerekçesiyle taraf vekillerinin istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiş, hüküm, asıl davada davacı vekili tarafından temyiz edilmişti …
B.Değerlendirme ve Gerekçe Asıl davada, davalı kullanımlarının davacının «marka hakkına tecavüzünün» tespiti ile buna ilişkin tazminat talep edilmiş olup, mahkemece taraf markaları arasında benzerlik ve tüketici nezdinde «iltibas» oluşturmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiş ise de, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yerinde yapılan inceleme sonucu görsellerine yer verilen adli emanette bulunan fotoğraflardan 6. sıradaki, 25.092014 tarihli bilirkişi raporunda (7) numaralı yatık makas olarak nitelendirilen makas üzerine yer alan logonun, aynı arama el «koyma» kararı kapsamında tespit edilen diğer makaslardaki -sonradan davalı adına tescil edilen- logo kullanımından uzaklaşarak davacı markasına yanaştığı, bu hali ile dav …
A.Ş'nin bu ürünleri diğer davalıdan satın aldıklarına dair «fatura» «ibraz» ettiğini, davalı üretimi makasların kalitesinin düşük olduğunu, bu durumun müvekkili markasının itibarını zedelediğini ve davalı eylemlerinin «haksız rekabet» teşkil ettiğini ileri sürerek müvekkilinin «marka hakkına tecavüzün» ve haksız rekabetin tespitine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kayıdyla 15.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi, 10.000,00 TL itibar tazminatının faizi ile da …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:münhasırlık · fatura · ayırt edicilik · ibraz
Benzer bu karardaA.Ş'nin bu ürünleri diğer davalıdan satın aldıklarına dair «fatura» «ibraz» ettiğini, davalı üretimi makasların kalitesinin düşük olduğunu, bu durumun müvekkili markasının itibarını zedelediğini ve davalı eylemlerinin «haksız rekabet» teşkil ettiğini ileri sürerek müvekkilinin «marka hakkına tecavüzün» ve haksız rekabetin tespitine, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kayıdyla 15.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi, 10.000,00 TL itibar tazminatının faizi ile da …
2.Davacı/karşı davalı vekili cevap dilekçesinde; arama el «koyma» kararının hukuka uygun şekilde gerçekleştirildiğini, ... ibaresinin markaya «ayırt edicilik» katan bir unsur olmadığını, ... ibaresinin makaslar için anonim bir ibare olmadığını, hükümsüzlük davasının 5 yıllık yasal sürede açılmadığını, .... ibaresinin sektörel bir ibare olmadığını savunarak karşı davanın reddini istemiştir.
… n at figürü olduğu, mülga 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname'nin (556 sayılı KHK) 7/c maddesi anlamında tasviri bir işaretin markanın «münhasır» veya esaslı bir unsuru ise marka olarak tescil edilemeyeceği ancak somut olayda bu maddeye dayalı hükümsüzlük koşullarının oluşmadığı, davalının 2003/14396 numaralı markasının «kötüniyetli» tescil ettirildiğinin ileri sürüldüğü, davalı - karşı davacı, davaya konu ürünleri önceden ithal ettiğini belirtmiş ise de, bilirkişi heyeti tarafından sunulan belgeler ve yabancı tescilli markaların incelendiği, ithal edilen ürünlerin davacının tescilli markasının aynı unsurlarını ihtiva etmediği, at figürünün farklı çizimleri aksettirdiği ve farklı olduğu tespit edildiğinden davacı - karşı davalının davaya konu markayı kötüniyetli olarak tescil ettirmediği kanaatine varıldığı; tescilli bir markanın hükümsüz kılınmadığı müddetçe kullanımının «haksız rekabet» teşkil etmediği, davacı - karşı davalının kötüniyetli olduğu kanıtlanamadığından, davacı - karşı davalının tescilli markaya dayalı hukuki işlemler başlatmasının ha …
-
Tazminat | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/9253 E. 2014/17796 K.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:teslim tutanağı · takipsizlik kararı · taşıma sözleşmesi · iş bölümü · muvafakat · taşıyıcı · teslim · görevli mahkeme
Benzer bu karardaMahkemece, davalı tarafça sunulan «takipsizlik» kararına istinaden davacının makasları güvenlik «görevlisine» «teslim» ettiği, bu güvenlik görevlisinin davalı taşıma şirketinin elemanı olup olmadığının tam olarak belirlenemediği, davalının zarardan sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle, davanın redddine karar verilmiş ise de, mahkemenin gerekçesine esas aldığı takipsizlik kararı davalı tarafın delil listesinde bulunmayan davacı tarafca da açıkca «muvafakat» edilmeyen sonradan sunulan bir delil olması nedeniyle itibar edilemeyeceği gibi, esasen makasların havaalanı girişinde güvenlik görevlisince teslim alınması da dav …
Davalı vekilinin cevap dilekçesinde 2 adet kuaför makasının havaalanı yetkilileri ile birlikte güvenlik poşeti yapılıp bagaj etiketi verilerek uçağın kargo «bölümü» olan ambar kısmına alındığını, daha sonra da kayıp bagaj raporu tutulduğunu beyan etmesi ve en önemlisi her iki tarafca da delil olarak davalı şirket antetli silah «teslim tutanağına» dayanılması karşısında, dava konusu makasların davalı «taşıyıcıya» teslim edildiği ve davalının bu eşyayı davacıya teslim etmekle yükümlü olduğu açıktır.
Mahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, davacının makasları güvenlik «görevlisine» «teslim» ettiği, bu güvenlik görevlisinin davalı taşıma şirketinin elemanı olup olmadığının tam olarak belirlenemediği, makasların davalı şirket uhdesine geçip geçmediğinin tam olarak bilinemediği, davalının var ise oluşacak zarardan sorumlu tutulmasının düşünülemeyeceği gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «taşıma sözleşmesinden» kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/15262 E. 2016/4643 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:teslim tutanağı · sorumluluk sınırlaması · takipsizlik kararı · iş bölümü · muvafakat · taşıyıcı · asıl alacak · teslim
Benzer bu karardaDavalı vekilinin cevap dilekçesinde 2 adet kuaför makasının havaalanı yetkilileri ile birlikte güvenlik poşeti yapılıp bagaj etiketi verilerek uçağın kargo «bölümü» olan ambar kısmına alındığını, daha sonra da kayıp bagaj raporu tutulduğunu beyan etmesi ve en önemlisi her iki tarafça da delil olarak davalı şirket antetli silah «teslim tutanağına» dayanılması karşısında, dava konusu makasların davalı «taşıyıcıya» teslim edildiği ve davalının bu eşyayı davacıya teslim etmekle yükümlü olduğu açıktır.
… a ilamı ve tüm dosya kapsamına göre, daha öncesinde davanın reddine dair verilen kararın davacı vekili tarafından temyiz edilerek “Mahkemece, davalı tarafça sunulan «takipsizlik» kararına istinaden davacının makasları güvenlik «görevlisine» «teslim» ettiği, bu güvenlik görevlisinin davalı taşıma şirketinin elemanı olup olmadığının tam olarak belirlenemediği, davalının zarardan sorumlu tutulamayacağı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş ise de, mahkemenin gerekçesine esas aldığı takipsizlik kararı davalı tarafın delil listesinde bulunmayan davacı tarafça da açıkça «muvafakat» edilmeyen sonradan sunulan bir delil olması nedeniyle itibar edilemeyeceği gibi, esasen makasların havaalanı girişinde güvenlik görevlisince teslim alınması da dav …
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, ortaya çıkan zarara «taşıyıcının» veya adamlarının ağır kusurunun neden olduğunun anlaşılması karşısında, «sorumluluk sınırlamalarının» (TSHK m 124/1, vsm.
Bu durumda, mahkemece yazılı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiş...” şeklindeki gerekçeyle bozulduğu, mahkemece bozma ilamına uyulduğu, bozma ilamı ve alınan bilirkişi raporu uyarınca davalının «teslim» edilen makasların bedelini ödemekle yükümlü olduğu gerekçesiyle davalının ...
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8526 E. 2023/2305 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ihtirazi kayıt · ticari defter · delil tespiti
Benzer bu karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ürünleri «teslim» alırken «ihtirazi kayıt» ileri sürdüğüne dair bir delil bulunmadığı, davacının alıcı tarafından iadesi istenilmesi üzerine ürünleri itiraz etmeden teslim aldığı, «iade faturalarını» da «ticari defterlerine» işlendiği, davacının aradan süre geçtikten sonra «delil tespiti» talebinde bulunduğu, basiretli tacirden beklenen inceleme yapılmaksızın ürünlerin ihtirazi kayıtsız kabul edilmesi nedeniyle sonrada ürünlerin kullanılamaz bir şek …
Şti.'nin projesinde kullanılmak üzere satıldığını, müvekkili tarafından «fatura» karşılığı davalıya satılan malzemelerin 7.657 adedinin kusurlu olduğu gerekçesi ile «iade faturası» ile iade edildiğini, müvekkilinin bu ürünlerin eski hali ile iade edildiğini düşünerek kabul ettiğini, iade edilen ürünlerden 3.752 adedinin orijinal paketli olduğunu, ancak malzemelerden 3.905 adet makasın söküp takma işlemi sırasında ciddi «hasar» gördüğünü, ürünlerin kullanılmış olduğunu, bu ürünlerin tekrar satışının mümkün olmadığını, müvekkili tarafından yaptırılan «delil tespitinde» ürünlerde «kusur» olmadığının tespit edildiğini, davalının haksız iade işlemi nedeni ile müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek zararın tazmini için şimdilik 97.226,69 TL'nin işletilecek en yüksek «ticari faizi» ile tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Şti tarafından, ayıplı olması sebebiyle müvekkili firmaya «iade faturası» ile «teslim» edildiğini, bunun üzerine müvekkilinin iade aldığı makasları iade faturası keşide ederek davacıya teslim ettiğini, dava konusu makasların tamamen davacının «rızası» ve isteği üzerine malların ayıplı çıkması sebebiyle iade edildiğini, malların «irsaliye» ile davacıya teslim edildiğini, davacının malları teslim alırken hiçbir «ihtirazı kayıt» ileri sürmediğini, faturalara ve irsaliyelere süresinde itiraz etmediğini, davacının iade faturalarını «defterlerine» işlediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/8314 E. , 2023/3005 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi
SAYISI 2021/1013 Esas, 2021/1696 Karar
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2020/170 E., 2021/60 K.
Taraflar arasındaki markanın hükümsüzlüğü davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, dava, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereğince miktar veya değer söz konusu olmaksızın duruşmalı olarak incelenmesi gereken dava ve işlerin dışında bulunduğundan duruşma isteğinin reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin Türkiye’nin tek makas üreticisi olan Meydan Makas San. İç ve Dış Tic. Ltd. Şti.’nin pazarlamacı şirketi olduğunu, müvekkilinin horsehead şekil markasının Türk Patent ve Marka Kurumu (TPMK) nezdinde 09.06.2003 tarihinden itibaren 10 yıl süreyle 08 ve 35 inci sınıftaki mal ve hizmetler bakımından 2003/14396 numara ile tescilli olduğunu, müvekkilinin sadece “horsehead şekil” markasının değil “Merze” markasının da sahibi olduğunu, davalının 23.07.2012 tarihinde TPMK'ya yaptığı başvuru ile "ATBAŞI" şeklini 2012/65533 numara ile 08 inci sınıfta kullanılmak üzere tescil ettirdiğini, davalı şirketin markası ile müvekkili markasının, özellikle kullanılan metal emtialar üzerine basıldığında (renk olarak görülemeyeceği ve yazının da zorunluluk nedeniyle çok küçük yazılabilmesi ve hatta bazen yazılamaması durumunda) birbirinden ayırt edilemeyecek kadar benzer olduğunu, davalının kötüniyetli olduğunu, yetkisiz ve izinsiz olarak müvekkilinin markasını taşıyan makasları yurtdışından ithal edip, yurtiçinde piyasaya arz ettiğini, davalının müvekkilinin markasını kullandığı makasların kalitesinin oldukça düşük olduğunu, müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını, davalı şirketin söz konusu markayı tescil ettirip kullanmasının aynı zamanda haksız rekabet teşkil ettiğini ileri sürerek davalı tarafa ait 2012/65533 tescil numaralı markanın hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirkete ait 2012/65533 tescil numaralı markanın iltibas yaratmak amacıyla ve kötüniyetle tescil edildiği iddiasının mesnetsiz ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirketin 1982 yılında kurulduğunu, TPMK nezdinde tescilli 115 marka, 8 endüstriyel tasarım ve 7 adet patent/faydalı modelin sahibi olduğunu, müvekkiline ait markanın tescil tarihinden önce kullanıldığını, markanın kullanıldığı terzi makaslarının İtalya’da mukim Gianola Giuseppe ve Gianola Mose isimli firmalar tarafından imal edildiğini, müvekkili şirket tarafından 1998 yılından itibaren Türkiye içinde satıldığını, 1998 yılından 2012 tarihine kadar geçen süre içinde kullanılan marka için davacı tarafından hiçbir itirazda bulunulmamasının, sessiz kalınmasının ve markanın tescil tarihi olan 23.07.2012 tarihinden itibaren 3 yıl sonra huzurdaki hükümsüzlük davasının açılmasının davacının kötüniyetli olduğunu ve huzurdaki davayı açmakta hukuki yararı olmadığını ortaya koyduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile toplanan deliller ve aldırılan bilirkişi raporuna göre davacı markasının tanınmış marka statüsünde olmadığı, hükümsüzlüğü talep edilen davalıya ait 2012/65533 tescil sayılı markanın, davacıya ait 2003/14396 tescil sayılı marka ile hem marka (işaret) düzeyinde hem de işletme (markaların sahipleri) düzeyinde halk tarafından karıştırılma ihtimali de dahil iltibasa sebep olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle;
19. 01.2021 tarihli bilirkişi raporunda hatalı olarak dava tarihinde yürürlükte olan 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname (556 sayılı KHK) yerine 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'na (6769 sayılı Kanun) atıfta bulunulduğunu, müvekkilinin markasının şekil ve kelime markası yani karma marka olduğunu, davaya konu markanın ise şekil markası olduğunu, davalının müvekkilinin tescilli 2003/14396 sayılı şekil + horshead markasını ve bu markanın metal makaslar üzerindeki görünümünün aynen ve ayırt edilemeyecek kadar benzerini tescil ettirdiğini, markaların birbirini çağrıştırdığını, bilirkişi raporundaki tespitlerin yerinde olmadığını, mal ve hizmetlerin ayniyet taşıdığını, karıştırılma ihtimalinin, ilişkilendirme ve ayrıca çağrıştırma ihtimallerini de kapsadığını, metal makasların üstlerine basılmış markaların yazılarının zor ayırt edildiğini, davalı tarafından ürünün üzerine "ATBAŞINI" çağrıştıran şekil unsurunun müvekkilinin konumlandırdığı şekilde konulması sebebiyle tüketiciyi iltibasa düşürme ihtimali olduğunu, davalının markayı kötü niyetli tescil ettirdiğini, davacının markasının iltibas yaratacak derecede benzerini makaslar üzerinde kullandığını, bu ürünleri üretip piyasaya arz ettiğini öğrenmeleri üzerine davalı aleyhine 02.07.2012 tarihinde Büyükçekmece Cumhuriyet Başsavcılığı'na şikayette bulunduklarını, aynı tarihli arama el koyma kararı ile makaslara el konulduğunu, Bakırköy 2.
Fikrî ve Sınaî Haklar Ceza Mahkemesinde dava açıldığını ve davanın derdest olduğunu, 18.07.2012 tarihinde İstanbul 1. Fikrî ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesinde marka hakkına tecavüz nedeniyle dava açtıklarını, davalının 23.07.2012 tarihinde hükümsüzlüğü talep edilen 2012/65533 sayılı marka için tescil başvurusunda bulunduğunu, google arama motoruna "ATBAŞI MAKAS" yazdıklarında müvekkiline ait makasların çıktığını, makasın yapısı gereği logo yada markanın yeterince görülmediğini, markaların benzediğini, müvekkilinin markasının sektörel olarak tanınmış olduğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile markalar arasında ayniyet derecesinde benzerlik bulunmadığı, davacı adına tescilli 2003/14396 numaralı markanın "at başı şekli+horseheat" ibareli olduğu, 08 ve 35 inci sınıflarda tescilli olduğu, davalı adına 2012/65533 numaralı şekil markasının 08 inci sınıfta tescilli olduğu, marka tescillerinin 08 inci sınıfta ortak olduğu, davalı markasında sözcük unsurunun bulunmadığı, davacı markasındaki HORSEHEAD ibaresinin, at başı şeklindeki şekil unsuruna vurgu yaptığı, davalı markası ile davacı markası arasında iltibas yaratacak şekilde benzerlik bulunmadığı, mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda, 6769 sayılı Kanun hükümlerine dayanılarak inceleme yapılmasının da sonuca etkili olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, markanın hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 556 sayılı KHK'nın 8 inci maddesinin birinci fıkrasının (a) ve (b) bendi, 42 nci maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi, 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu’nun 6 ncı maddesinin birinci fıkrası.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/933138800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz