Pay devri | Hisse tescili | Tescil
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/5889 E. 2023/2727 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
iç kaynaklardan sermaye artırımı↗ rüçhan hakkı↗ istihkak↗ ortaklık sıfatı↗ dürüstlük kuralına aykırılık↗ zilyetlik↗ pay defteri kaydı↗ sözleşmenin iptali↗ müktesep hak↗ malvarlığına ilişkin dava↗ hakkın kötüye kullanılması↗ sermaye artırımı↗ depo kararı↗ bedelsizlik↗ iyiniyet↗ hisse devri↗ pay defteri↗ hisse devir sözleşmesi↗ üçüncü kişi↗ dürüstlük kuralı↗ sebepsiz zenginleşme↗ hak düşürücü süre↗ anonim şirket↗ protokol↗ kâr payı↗ ticaret sicili↗ geçersizlik↗ taahhütname↗ terkin↗ taşıyan↗ ilan↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ vekalet ücreti↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ zamanaşımı↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 18.04.2017 tarih, 2016/350 E., 2017/101 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne, davalı ... adına kayıtlı davalı Ege Enerji ve Entegre Tarım Ürünleri, Üretim Gıda Sanayi A.Ş.'ye ait 18.000 adet A grubu nama yazılı hissenin davacı adına tescili ile davalı şirket pay defterine işlenmesine, karar kesinleştiğinde davalı ... adına depo edilen bedelin ödenmesi için ilgili bankaya talep halinde yazı yazılmasına karar verilmiş, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 21.12.2017 tarih, 2017/2404 E., 2017/7533 K. sayılı kararıyla Aydın 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/301 E. sayılı dosyasının getirtilmesi, taraflarının ve dava konusunun tespit edilmesi, eldeki davaya konu hisselere ait sermaye arttırım kararının geçersizliğinin tespitine ilişkin olup olmadığının belirlenmesi, iddia edildiği gibi dava konusu hisselere ilişkin sermaye arttırım kararının geçersizliğinin tespiti talepli bir dava ise neticesinin beklenerek varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek karar bozulmuş, davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Aydın 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/301 E., 2018/136 K. sayılı kararının 20.04.2022 tarihinde kesinleştiği, Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/270 E., 2014/822 K. sayılı dosyasında işbu dosya davalısı ... tarafından işbu dosya davacısı ... aleyhine açılan sözlemenin ifasına ilişkin davada, taraflar arasında imzalanan 14.06.2002 tarihli taahhüt işlemi niteliğindeki protokolü takiben imzalanan tasarruf işlemi niteliğindeki 07.10.2002 tarihli hisse devir sözleşmesinin bilahare mahkemece iptal edilmesi kapsamında başlangıçtaki taahhüt işleminin de geçerli olduğu gerekçesiyle tasarruf işlemine konu 2.000 adet hissenin iadesine yönelik talebin mahkemece reddine ilişkin kararın Yargıtay tarafından bozulduğu, yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı temyiz ve karar düzeltme yoluna başvurulduğu, karar düzeltme isteminin reddedildiği, yapılan yargılama sonrası Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/71 E. sayılı dosyası ile asıl dosya olan 2017/71 E., 2018/373 K. sayılı dosya kesinleştiğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği, çoğunluk görüşü içeren 17.01.2014 tarihli raporda özetle dava konusu olayda 18.000 adet hissenin devir sözleşmesinin konusu olan ilk dava konusu 2.000 adet hissenin doğal bir uzantısı yada tabi bir semeresi niteliğinde olmadığı belirtildiğinden 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/71 E., 2018/373 K. sayılı dosyasının işbu dosyada hükme esas alınmadığı, 2009/28 E., 2010/100 K. sayılı dosyada sözleşmenin iptali, devir edilen hisselerin kendisine ait olduğunun tesbiti yönünden dava açıldığı, devir sözleşmesinin Hazine ve Dış Ticaret Genel Müdürlüğünden izin alınmaksızın yapıldığından mahkemece davanın kabul edilerek sözleşmenin geçersizliğinin tesbit edildiği, % 50 oranındaki hisselerin davacı adına şirket pay defterine kaydının yapılmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2015/1142 E., 2015/7284 K. sayılı bozma ilamında "... Rüçhan hakkının kök paya bağlı, kök payın genişlemesi niteliğinde bir hak olması karşısında, kök paya kim sahipse rüçhan hakkı da onun tarafından kullanılır. Dairemizin 21.01.2003 tarih ve 7578/515 sayılı kararında da benimsendiği üzere, rüçhan hakkından doğan hisselerin kök payın malikine iadesi için de kök payın malikinin rüçhan hakkından doğan hisseler için diğer tarafın ödediği sermaye tutarını ödemesi gerekmektedir. Bu durumda, az önce de açıklandığı üzere mahkemece artan sermaye oranında payına düşen miktarın davacıya depo ettirilmesi koşuluyla pay defterinde malik görünen fakat esasen mahkemenin kesinleşen 31.03.2010 tarih 2009/28 E. 2010/100 K. sayılı kararı ile kök paylara malik olmadığı tespit edilen davalı ...'ın kök paya bağlı olan rüçhan hakkını kullanarak edindiği dava konusu paylara sahip olmasının mümkün olmadığı nazara alınmadan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir” yönündeki kararı uyarınca davanın kabulüne karar verildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı ... adına kayıtlı davalı Ege Enerji Entegre Tarım Ürünleri Üretim Gıda San. A.Ş.’ye ait 18.000 adet A grubu nama yazılı hissenin davacı adına tescili ile davalı şirket pay defterine işlenmesine, karar kesinleştiğinde davalı ... adına depo edilen bedelin ödenmesi için ilgili bankaya talep halinde müzekkere yazılmasına karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Ege Enerji ve Entegre Tarım Ürünüleri Üretim Gıda San. ve Tic. A.Ş. vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı Ege Enerji ve Entegre Tarım Ürünleri Üretim Gıda San. ve Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemenin yabancı uyruklu davacının mevzuat gereği sermaye artırımı karşılığı oluşan yeni payları edinip edinemeyeceğini incelemediğini, mahkeme kararının çelişki arzettiğini, kök payın davalı ...’a ait olduğunun mahkeme kararı ile kesinleştiğini, bu durumda dava konusu 18.000 adet payın da ona ait olduğunu, davacının müvekkili şirkette tek bir payının ve ortaklık sıfatının bulunmadığını, şirketten ayrılmak yönünde bir iradeye sahip davacının hissesini devrettikten sonra 10 yıl sonra bu davayı açarak hiçbir risk üstlenmeden ve herhangi bir bedel ödemeden şirketin yarısını adeta bedelsiz ele geçirmeyi amaçladığını, kararın dürüstlük kuralına aykırılık taşıdığını, şirketin büyüdüğünü gören davacının dava açma hakkını kötüye kullandığını, sermaye artırımı bakımından engelleyici bir tavır takınmama yönünde bir iradeye sahip davacının diğer davalı üzerinde güven oluşturduğunu, zamanaşımı süresi ile hak düşürücü sürenin geçtiğini, diğer davalının hisse devrinden önce de şirket ortağı olduğunu, üçüncü kişi olarak da rüçhan hakkı kullanmaksızın söz konusu hisselere sahip olabileceğini, hisse devir sözleşmesinin geçersizliğinin risk üstlenilip dış kaynaklı sermaye artırımı ile elde edilen 18.000 adet hissenin iadesini gerektirmeyeceğini, devir işleminin hukuki sebebe bağlı (illi) olduğu durumlarda iade borcunun kapsamının istihkaka ilişkin hükümlere, hukuki sebebe bağlı olmadığı durumlarda ise sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre belirleneceğini, iyiniyetli haksız zilyetin iade konusu malı kullanması veya ondan yararlanması durumunda bunları iade ile yükümlü tutulamayacağını, kök hak olduğu iddia edilen 2.000 hisse üzerinde mülkiyet hakkına sahip olduğu inancıyla hareket eden ve varlığına inandığı bu hakkın sağladığı yetkileri kullanan diğer davalı ...'ın, bu şekilde elde ettiği yararları, bedelini nakden ödeyerek iktisap ettiği 18.000 hisseyi iade yükümlülüğü bulunmadığını, sebepsiz zenginleşmede zenginleşenin kişisel tutum, konum ve davranışları sonucu malvarlığında somut olarak ortaya çıkan öznel artış olan subjektif zenginleşmenin iadesinin istenemeyeceğini, hisse devir sözleşmesinin geçersizliğinin ileriye etkili olduğunu, diğer davalının üstlendiği risk ve harcadığı çabanın hiçe sayılıp davacıya haksız menfaat sağlanmış olacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın Yargıtay’ın ilk bozma kararına aykırılık taşıdığını, zira uyulan bozma ilamına göre 2.000 adet hisse kiminse 18.000 adet hissenin de o kişiye ait olması gerektiğini, 2.000 adet hisse Mahkeme kararı ile 14.06.2002 tarihli protokole istinaden müvekkile devredildiğine göre 18.000 adet hissenin de müvekkilinin olduğunu, Mahkemenin bir yandan 18.000 adet hissenin 2.000 adet hissenin uzantısı olmadığı gerekçesiyle 2.000 adet hisseye ilişkin mahkeme kararını hükme esas aldığını belirtip diğer yandan rüçhan hakkının kök payın genişlemesi niteliğinde bir hak olduğunu, dolayısıyla 18.000 adet hissenin 2.000 adet hissenin uzantısı olduğunu gerekçe göstererek davayı kabul etmesinin çelişki oluşturduğunu, davacının şirkette rüçhan hakkını kullanabileceği hissesi kalmadığını, iradesi şirketten ayrılmak olan davacının hiçbir risk üstlenmeden ve herhangi bir bedel ödemeden şirketin yarısını adeta bedelsiz ele geçirmeyi amaçladığını, müvekkilinin çabalarıyla şirketin büyüdüğünü gören davacının dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacak şekilde huzurdaki davayı açtığını, 14.06.2002 tarihli protokol gözetildiğinde davacının şirketin sermaye artırımına gideceğini bildiğini ve sermaye artırımına müdahil olmayacağını taahhüt ettiğini, müvekkilinin de bu güven doğrultusunda ciddi boyutla risk üstlenip verdiği emekle şirketi kârlı hale getirdiğini, 10 yıl sonra bu davayı açan davacının kötü niyetle hareket ettiğini, zamanaşımı süresinin dolduğunu, hak düşürücü sürenin geçtiğini, hisse devir sözleşmesinin geçersizliğinin dış kaynaklı sermaye artırımı ile elde edilen 18.000 adet hissenin iadesini gerektirmeyeceğini, iyi niyetli haksız zilyedin malı kullanması ve ondan yararlanması durumunda bunları iade ile yükümlü tutulamayacağını, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu madde 993'den sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre de subjektif zenginleşmenin iadesinin istenemeyeceğini, hisse devir sözleşmesinin geçersizliğinin ileriye etkili olduğunun ve akit tarihinden geçersizliğin tespiti tarihine kadar bu pay nedeniyle elde edilen hakların geçerli kazanıldığının kabul edilmesi gerektiğini, şirketler hukukunda geçersizlik müeyyidesinin geçmişe etkili sonuç doğurmasının ticari hayatın gereklerine ters düşeceğini, 29.11.2002 sermaye artırımı kararı tarihinde yabancı ortağı bulunan şirketin sermaye artırımı yapması ve yabancı ortağın hisse edinmesinin Hazine Müsteşarlığının iznine tabi olduğunu, 08.11.2002 tarihinde davacının izin belgesinin iptal edildiğini, buna göre davacının ihdas edilen hisseleri edinemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 saylı Kanun) 2 nci maddesi, denkleştirici adalet, hak ve nesafet ilkeleri uyarınca iade edilen hisselerin cari değerinin ödenmesi gerektiğini, aksi halin hukuka ve adalet duygularına aykırılık taşıyacağını, müvekkilinin de mahkeme kararı uyarınca 2.000 hisse karşılığı 500.000,00 euro ödediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, pay defterindeki kaydın terkini ile hisselerin davacı adına pay defterine yazılması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 394 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1. Dava, geçersiz anonim şirket hisse devrine dayalı rüçhan hakkı kullanılarak yapılan sermaye artışı sonucu oluşan hisselerin geçersizliğinin tespiti ve hisselerin pay defterine davacı adına tescili istemine ilişkindir. Davacı tarafından açılan dava sonucu Aydın 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/28 E., 2010/100 K. sayılı kararı ile davanın kabulü ile davacı ... ile davalı ... arasında yapılan 07.10.2002 tarihli sözleşmenin geçersiz olduğunun tespitine, davacı ...'un davalı Ege Enerji ve Entegre Tarım Ürünleri Üretim Gıda San. ve Tic. A.Ş.'de 07.10.2002 devir tarihi itibarıyla bulunan % 50 hissesinin şirket pay defterine kaydının yapılmasına ve bunun Ticaret Sicil Memurluğunca davacı adına tesciline ve ilanına karar verilmiş, karar temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek kesinleşmiştir.
2.Bundan sonra bu kez davalı ... tarafından 14.06.2002 tarihli protokole dayanılarak açılan dava önce reddedilmiş, Dairemizin bozma ilamına uyulmak suretiyle Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/71 E., 2018/873 K. sayılı kararı ile asıl davada davanın kabulüne, davalı ... adına kayıtlı bulunan ve Ege Enerji ve Entegre Tarım Ürünleri Gıda San. A.Ş.'ye ait 2.000 adet A grubu nama yazılı hissenin davacı ... adına tescili ile şirket pay defterine işlenmesine karar verilmiş, Dairemizin 04.02.2020 tarih, 2018/3654 E., 2020/915 K. sayılı kararı ile asıl dava yönünden kararın onanmasına, Dairemizin 22.12.2021 tarih, 2020/5793 E., 2021/7350 K. sayılı kararı ile de asıl davaya yönelik tüm karar düzeltme istemlerinin reddine karar verilmiş, böylece mahkeme kararı asıl dava yönünden kesinleşmiştir. Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/71 E. sayılı dosyada ...'ın dayandığı 14.06.2002 tarihli protokolde devir taahhüdüne konu hisseler de davacının protokol tarihinde davalı şirketteki tüm hisseleri olup Mahkemece bu hisselerin ... adına tescili ile şirket pay defterine işlenmesine karar verildiğinden rüçhan hakkı sağlayan kök pay niteliğindeki hisselerin işbu davanın davalılarından ...'a ait olduğu kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit hale gelmiştir.
3.Bu durumda gerçekleşen yeni hukuki sonuç çerçevesinde rüçhan hakkı sağlayan kök hisselerin davalı ...'a ait olduğu, davacının sermaye artırımında rüçhan hakkı sağlayan bir kök hisseye sahip bulunmadığı, Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/71 E., 2018/873 K. sayılı kararı ile asıl davada verilen hükmün Dairemizin 22.12.2021 tarih, 2020/5793 E., 2021/7350 K. sayılı karar düzeltme isteminin reddine karar verilmekle sonradan kesinleştiği gözetildiğinde Dairemizin 29.05.2015 tarih, 2015/1142 E., 2015/7284 K. sayılı bozma ilamının davacı yararına bir usuli müktesep hak sağlamayacağı nazara alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Pay defteri kaydının düzeltilmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/1180 E. 2019/6679 K.
Ortak:depo kararı · pay defteri · e-defter
İncelediğiniz kararda… kayıtlı davalı Ege Enerji ve Entegre Tarım Ürünleri, Üretim Gıda Sanayi A.Ş.'ye ait 18.000 adet A grubu nama yazılı hissenin davacı adına tescili ile davalı şirket «pay defterine» işlenmesine, karar kesinleştiğinde davalı ... adına «depo» edilen bedelin ödenmesi için ilgili bankaya talep halinde yazı yazılmasına karar verilmiş, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
Bu durumda, az önce de açıklandığı üzere mahkemece artan sermaye oranında payına düşen miktarın davacıya «depo» ettirilmesi koşuluyla «pay defterinde» malik görünen fakat esasen mahkemenin kesinleşen 31.03.2010 tarih 2009/28 E.
A.Ş.’ye ait 18.000 adet A grubu nama yazılı hissenin davacı adına tescili ile davalı şirket «pay defterine» işlenmesine, karar kesinleştiğinde davalı ... adına «depo» edilen bedelin ödenmesi için ilgili bankaya talep halinde müzekkere yazılmasına karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı ve tüm dosya kapsamına göre; davanın kabulüne, davalı adına kayıtlı davalı Ege Enerji ve Entegre Tarım Ürünleri Üretim Gıda Sanayi A.Ş'ye ait 18.000 adet A grubu nama yazılı hissenin davacı adına tescili ile davalı şirket «pay defterine» işlenmesine, karar kesinleştiğinde davalı adına «depo» edilen bedelin davalıya ödenmesine dair verilen kararın davalılar vekillerince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Pay defteri kaydının düzeltilmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/2404 E. 2017/7533 K.
Ortak:rüçhan hakkı · depo kararı · hisse devri · pay defteri · anonim şirket · geçersizlik · e-defter
İncelediğiniz karardaDava, «geçersiz» «anonim şirket» «hisse devrine» dayalı «rüçhan hakkı» kullanılarak yapılan sermaye artışı sonucu oluşan hisselerin geçersizliğinin tespiti ve hisselerin «pay defterine» davacı adına tescili istemine ilişkindir.
… kayıtlı davalı Ege Enerji ve Entegre Tarım Ürünleri, Üretim Gıda Sanayi A.Ş.'ye ait 18.000 adet A grubu nama yazılı hissenin davacı adına tescili ile davalı şirket «pay defterine» işlenmesine, karar kesinleştiğinde davalı ... adına «depo» edilen bedelin ödenmesi için ilgili bankaya talep halinde yazı yazılmasına karar verilmiş, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/71 E., 2018/373 K. sayılı dosyasının işbu dosyada hükme esas alınmadığı, 2009/28 E., 2010/100 K. sayılı dosyada «sözleşmenin iptali», devir edilen hisselerin kendisine ait olduğunun tesbiti yönünden dava açıldığı, devir sözleşmesinin Hazine ve Dış Ticaret Genel Müdürlüğünden izin alınmaksızın yapıldığından mahkemece davanın kabul edilerek sözleşmenin «geçersizliğinin» tesbit edildiği, % 50 oranındaki hisselerin davacı adına şirket «pay defterine kaydının» yapılmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği, Yargıtay 11.
Benzer bu kararda1- Dava, «geçersiz» «anonim şirket» «hisse devrine» dayalı «rüçhan hakkı» kullanılarak yapılan sermaye artışı sonucu oluşan hisselerin geçersizliğinin tespiti ve hisselerin «pay defterine» davacı adına tescili istemine ilişkin olup, davalılar vekillerince dava konusu olan 18.000 adet hisseye ilişkin sermaye arttırım kararının geçersizliğinin tespiti talebiyle dava açıldığı belirtilerek,...
Enerji ve Entegre Tarım Ürünleri Üretim Gıda Sanayi A.Ş'ye ait 18.000 adet A grubu nama yazılı hissenin davacı adına tescili ile davalı şirket «pay defterine» işlenmesine, karar kesinleştiğinde davalı adına «depo» edilen bedelin davalıya ödenmesine karar verilmiştir.
Dava konusu olan davalı şirketin 18.000 hissesine ilişkin sermaye arttırım kararının «geçersizliğinin» «tespiti davası» neticesinde verilecek olan karar eldeki 18.000 hissenin iadesi talepli davanın sonucunu etkileyecektir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:bekletici mesele · tespit davası
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/301 Esas sayılı dosyasıyla görülen bu davanın «bekletici mesele» yapılması talep edilmiştir.
Dava konusu olan davalı şirketin 18.000 hissesine ilişkin sermaye arttırım kararının «geçersizliğinin» «tespiti davası» neticesinde verilecek olan karar eldeki 18.000 hissenin iadesi talepli davanın sonucunu etkileyecektir.
Bu suretle, davalılar vekillerince «bekletici mesele» yapılması istenen...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2012/3121 E. 2012/19700 K.
Ortak:pay defteri kaydı · pay defteri · ilan · cy/cy kaydı · e-defter · dava şartı
İncelediğiniz karardaA.Ş.'de 07.10.2002 devir tarihi itibarıyla bulunan % 50 hissesinin şirket «pay defterine kaydının» yapılmasına ve bunun Ticaret Sicil Memurluğunca davacı adına tesciline ve «ilanına» karar verilmiş, karar temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek kesinleşmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/71 E., 2018/373 K. sayılı dosyasının işbu dosyada hükme esas alınmadığı, 2009/28 E., 2010/100 K. sayılı dosyada «sözleşmenin iptali», devir edilen hisselerin kendisine ait olduğunun tesbiti yönünden dava açıldığı, devir sözleşmesinin Hazine ve Dış Ticaret Genel Müdürlüğünden izin alınmaksızın yapıldığından mahkemece davanın kabul edilerek sözleşmenin «geçersizliğinin» tesbit edildiği, % 50 oranındaki hisselerin davacı adına şirket «pay defterine kaydının» yapılmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği, Yargıtay 11.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dava, «pay defterindeki kaydın» «terkini» ile hisselerin davacı adına pay defterine yazılması istemine ilişkindir.
Benzer bu kararda… erji ve Entegre Tarım Ürünleri A.Ş'deki % 50 hissesinin devrine ilişkin akdin feshedildiğinden bahisle davalı şirkette % 50 pay sahibi olduğuna ve hissesinin şirket «pay defterine kaydının» yapılarak tescil ve «ilanına» karar verilmesini talep ettiği, mahkemece davanın kabulü ile 07.10.2002 devir tarihi itibariyle bulunan % 50 hissesinin şirket pay defterine kaydına karar verildiğ …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:yönetim kurulu kararının iptali · husumet yokluğu · yönetim kurulu kararı · husumet
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve dosya kapsamına göre, dava tarihi itibariyle davacının davalı şirket ortağı ve pay sahibi olmadığı, bu nedenle dava açma hakkı ve davacı sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle, «husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, davalı Ege Enerji Şirketi'nin ortağı olduğu iddiasıyla taraflar arasındaki sözleşmelerin ve buna dayanak «yönetim kurulu kararlarının iptali» istemine ilişkin olup, mahkemece dava tarihi itibariyle davacının davalı şirket ortağı ve pay sahibi olmadığı, bu nedenle dava açma hakkı bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu itibarla, mahkemece bu kararın kesinleşmesi beklenerek, davacının ortak olduğunun anlaşılması halinde davaya devam edilmesi, ortak olmadığının tespiti halinde ise şimdiki gibi davanın reddi gerekirken, davacının davalı şirket ortağı olmadığından bahisle «husumet yokluğu» nedeniyle davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın bu nedenle davacı yararına bozulmasına karar vermek gerekmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2011/2122 E. 2012/8459 K.
Ortak:hisse devri · geçersizlik
İncelediğiniz karardaDava, «geçersiz» «anonim şirket» «hisse devrine» dayalı «rüçhan hakkı» kullanılarak yapılan sermaye artışı sonucu oluşan hisselerin geçersizliğinin tespiti ve hisselerin «pay defterine» davacı adına tescili istemine ilişkindir.
… ahkemesi'nin 2017/301 E. sayılı dosyasının getirtilmesi, taraflarının ve dava konusunun tespit edilmesi, eldeki davaya konu hisselere ait sermaye arttırım kararının «geçersizliğinin» tespitine ilişkin olup olmadığının belirlenmesi, iddia edildiği gibi dava konusu hisselere ilişkin sermaye arttırım kararının geçersizliğinin tespiti talepli bir d …
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/71 E., 2018/373 K. sayılı dosyasının işbu dosyada hükme esas alınmadığı, 2009/28 E., 2010/100 K. sayılı dosyada «sözleşmenin iptali», devir edilen hisselerin kendisine ait olduğunun tesbiti yönünden dava açıldığı, devir sözleşmesinin Hazine ve Dış Ticaret Genel Müdürlüğünden izin alınmaksızın yapıldığından mahkemece davanın kabul edilerek sözleşmenin «geçersizliğinin» tesbit edildiği, % 50 oranındaki hisselerin davacı adına şirket «pay defterine kaydının» yapılmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği, Yargıtay 11.
Benzer bu karardaDava, «hisse devri sözleşmesinin» «geçersizliğinin» tespiti talebine ilişkin olup, karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK'nun 17. maddesinin 2. cümlesi ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK'nun 14/2. maddesi uyarınca şirketlerin kendi işlerine müteallik olmak üzere ortağı aleyhine veya ortağın bu sıfatla diğerine veya şirkete karşı açacağı davalarda «şirketin merkezinin» bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hisse devri sözleşmesi · şirket merkezi mahkemesi · yetki itirazı · yetki · yetkisizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… a tarihinde şirket ortağı olmadığı, yetkili mahkemenin HUMK'nun 17. maddesine göre belirlenemeyeceği, Ankara'da ikamet eden davalılar vekillerinin süresinde yapılan «yetki itirazında» haklı oldukları gerekçesiyle, mahkemenin «yetkisizliğine», karar kesinleştiğinde ve talep halinde dosyanın yetkili ve «görevli» Ankara Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemesi'ne gönderilmesine karar verilmiştir.
Dava, «hisse devri sözleşmesinin» «geçersizliğinin» tespiti talebine ilişkin olup, karar tarihinde yürürlükte bulunan HUMK'nun 17. maddesinin 2. cümlesi ve 01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren HMK'nun 14/2. maddesi uyarınca şirketlerin kendi işlerine müteallik olmak üzere ortağı aleyhine veya ortağın bu sıfatla diğerine veya şirkete karşı açacağı davalarda «şirketin merkezinin» bulunduğu yer mahkemesi yetkilidir.
Mahkemece, «yetki itirazının» reddi ile uyuşmazlığın esasla ilgili hüküm kurulması gerekirken dava dilekçesinin yetki yönünden reddine karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir.
Kesin olan bu «yetki» kuralına göre davanın Aydın'da görülmesi gerekir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/3654 E. 2020/915 K.
Ortak:depo kararı · hisse devri · pay defteri · hisse devir sözleşmesi · geçersizlik · taahhütname · dava sebebi · zamanaşımı · zamanaşımı var
İncelediğiniz karardaA.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemenin yabancı uyruklu davacının mevzuat gereği «sermaye artırımı» karşılığı oluşan yeni payları edinip edinemeyeceğini incelemediğini, mahkeme kararının çelişki arzettiğini, kök payın davalı ...’a ait olduğunun mahkeme kararı ile kesinleştiğini, bu durumda dava konusu 18.000 adet payın da ona ait olduğunu, davacının müvekkili şirkette tek bir «payının» ve «ortaklık sıfatının» bulunmadığını, şirketten ayrılmak yönünde bir iradeye sahip davacının hissesini devrettikten sonra 10 yıl sonra bu davayı açarak hiçbir risk üstlenmeden ve herhangi bir bedel ödemeden şirketin yarısını adeta «bedelsiz» ele geçirmeyi amaçladığını, kararın «dürüstlük kuralına aykırılık» taşıdığını, şirketin büyüdüğünü gören davacının dava açma «hakkını kötüye kullandığını», sermaye artırımı bakımından engelleyici bir tavır takınmama yönünde bir iradeye sahip davacının diğer davalı üzerinde güven oluşturduğunu, «zamanaşımı» süresi ile «hak düşürücü sürenin» geçtiğini, diğer davalının hisse devrinden önce de şirket ortağı olduğunu, «üçüncü kişi» olarak da «rüçhan hakkı» kullanmaksızın söz konusu hisselere sahip olabileceğini, «hisse devir sözleşmesinin» «geçersizliğinin» risk üstlenilip dış «kaynaklı sermaye artırımı» ile elde edilen 18.000 adet hissenin iadesini gerektirmeyeceğini, devir işleminin hukuki «sebebe» bağlı (illi) olduğu durumlarda iade borcunun kapsamının «istihkaka» ilişkin hükümlere, hukuki sebebe bağlı olmadığı durumlarda ise «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine göre belirleneceğini, «iyiniyetli» haksız «zilyetin» iade konusu malı kullanması veya ondan yararlanması durumunda bunları iade ile yükümlü tutulamayacağını, kök hak olduğu iddia edilen 2.000 hisse üzerinde mülkiyet hakkına sahip olduğu inancıyla hareket eden ve varlığına inandığı bu hakkın sağladığı yetkileri kullanan diğer davalı ...'ın, bu şekilde elde ettiği yararları, bedelini nakden ödeyerek iktisap ettiği 18.000 hisseyi iade yükümlülüğü bulunmadığını, sebepsiz zenginleşmede zenginleşenin kişisel tutum, konum ve davranışları sonucu «malvarlığında» somut olarak ortaya çıkan öznel artış olan subjektif zenginleşmenin iadesinin istenemeyeceğini, hisse devir sözleşmesinin geçersizliğinin ileriye etkili olduğunu, …
… a uyulan bozma ilamına göre 2.000 adet hisse kiminse 18.000 adet hissenin de o kişiye ait olması gerektiğini, 2.000 adet hisse Mahkeme kararı ile 14.06.2002 tarihli «protokole» istinaden müvekkile devredildiğine göre 18.000 adet hissenin de müvekkilinin olduğunu, Mahkemenin bir yandan 18.000 adet hissenin 2.000 adet hissenin uzantısı olmadığı gerekçesiyle 2.000 adet hisseye ilişkin mahkeme kararını hükme esas aldığını belirtip diğer yandan «rüçhan hakkının» kök payın genişlemesi niteliğinde bir hak olduğunu, dolayısıyla 18.000 adet hissenin 2.000 adet hissenin uzantısı olduğunu gerekçe göstererek davayı kabul etmesinin çelişki oluşturduğunu, davacının şirkette rüçhan hakkını kullanabileceği hissesi kalmadığını, iradesi şirketten ayrılmak olan davacının hiçbir risk üstlenmeden ve herhangi bir bedel ödemeden şirketin yarısını adeta «bedelsiz» ele geçirmeyi amaçladığını, müvekkilinin çabalarıyla şirketin büyüdüğünü gören davacının «dürüstlük kuralı» ile bağdaşmayacak şekilde huzurdaki davayı açtığını, 14.06.2002 tarihli protokol gözetildiğinde davacının şirketin «sermaye artırımına» gideceğini bildiğini ve sermaye artırımına müdahil olmayacağını «taahhüt» ettiğini, müvekkilinin de bu güven doğrultusunda ciddi boyutla risk üstlenip verdiği emekle şirketi kârlı hale getirdiğini, 10 yıl sonra bu davayı açan davacının kötü niyetle hareket ettiğini, «zamanaşımı» süresinin dolduğunu, «hak düşürücü sürenin» geçtiğini, «hisse devir sözleşmesinin» «geçersizliğinin» dış «kaynaklı sermaye artırımı» ile elde edilen 18.000 adet hissenin iadesini gerektirmeyeceğini, iyi niyetli haksız zilyedin malı kullanması ve ondan yararlanması durumunda bunları iade ile yükümlü tutulamayacağını, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu madde 993'den «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine göre de subjektif zenginleşmenin iadesinin istenemeyeceğini, hisse devir sözleşmesinin geçersizliğinin ileriye etkili olduğunun ve akit tarihinden geçersizliğin tespiti tarihine kadar bu pay nedeniyle elde edilen hakların geçerli kazanıldığının kabul edilmesi gerektiğini, şirketler hukukunda geçersizlik müeyyidesinin geçmişe etkili sonuç doğurmasının ticari hayatın gereklerine ters düşeceğini, 29.11.2002 sermaye artırımı kararı tarihinde yabancı ortağı bulunan şirketin sermaye artırımı yapması ve yabancı ortağın hisse edinmesinin Hazine Müsteşarlığının iznine tabi olduğunu, 08.11.2002 tarihinde davacının izin belgesinin iptal edildiğini, buna göre davacının ihdas edilen hisseleri edinemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 saylı Kanun) 2 nci maddesi, denkleştirici adalet, hak ve nesafet ilkeleri uyarınca iade edilen hisselerin cari değerinin ödenmesi gerektiğini, aksi halin hukuka ve adalet duygularına aykırılık «taşıyacağını», müvekkilinin de mahkeme kararı uyarınca 2.000 hisse karşılığı 500.000,00 euro ödediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Dava, «geçersiz» «anonim şirket» «hisse devrine» dayalı «rüçhan hakkı» kullanılarak yapılan sermaye artışı sonucu oluşan hisselerin geçersizliğinin tespiti ve hisselerin «pay defterine» davacı adına tescili istemine ilişkindir.
Benzer bu karardaEnerji A.Ş'de sahip olduğu payları, davacı pay sahibine devretmeyi «taahhüt» ettiği, davacı alıcının da 500.000.- Euro karşılığı bu payları devralmayı kabul ettiği, borçlandırıcı işlemin tasarruf işleminin hukuki «sebebini» oluşturduğu, 07.10.2002 tarihli devir sözleşmesinin mahkemece «geçersiz» kabul edilmesinin 14.06.2002 tarihli taahhüt sözleşmesinin geçersizliği sonucunu doğurmayacağı, davalının 14.06.2002 tarihli sözleşme ile yüklendiği payları devretme borcunu «ifa» ile yükümlü olduğu, davacının 2.000 adet payın mülkiyetinin mahkeme kararı ile kendisine intikal ettirilmesini talep edebileceği, 100.000.- Euro'nun daha önceden ödendiği, bakiye pay bedeli olan 400.000.- Euro'nun «depo» ettirilmesine karar verildiği, «hisse devir sözleşmesinin» geçersizliğine dair ilamın kesinleşme tarihi gözetildiğinde birleşen davanın «zamanaşımına» uğradığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, davalı adına kayıtlı bulunan ...
A.Ş.'ye ait 2.000 adet A grubu nama yazılı hissenin davacı adına tescili ile şirket «pay defterine» işlenmesine, karar kesinleştiğinde «depo» ettirilen 400.000.- Euro'nun işleyecek mevduat faiziyle birlikte ve talep halinde ödenmesi için ilgili bankaya müzekkere yazılmasına, birleşen davanın zaman aşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
2-) Birleşen davada davacı vekilinin, birleşen davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; birleşen davada davacı, «hisse devri» karşılığında davalıya ödenen hisse bedelleri ile denkleştirme tazminatının tahsilini istemiş, asıl davanın kabul edilmesi halinde birleşen davanın konusuz kalacağını ifade etmiş, mahkemece birleşen davanın «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:temlik sözleşmesi · alacağın temliki · muacceliyet · satım sözleşmesi · ifa · temlik
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, taraflar arasında aktedilmiş olan 14.06.2002 tarihli sözleşmenin «taahhüt» niteliğinde hisse «satım sözleşmesi» olduğu, 07.10.2002 tarihli sözleşmenin ise «alacağın temliki sözleşmesi» niteliğinde borçlandırıcı işlem mahiyeti taşıdığı, 14.06.2002 tarihli sözleşme ile davalı pay sahibinin ...
Enerji A.Ş'de sahip olduğu payları, davacı pay sahibine devretmeyi «taahhüt» ettiği, davacı alıcının da 500.000.- Euro karşılığı bu payları devralmayı kabul ettiği, borçlandırıcı işlemin tasarruf işleminin hukuki «sebebini» oluşturduğu, 07.10.2002 tarihli devir sözleşmesinin mahkemece «geçersiz» kabul edilmesinin 14.06.2002 tarihli taahhüt sözleşmesinin geçersizliği sonucunu doğurmayacağı, davalının 14.06.2002 tarihli sözleşme ile yüklendiği payları devretme borcunu «ifa» ile yükümlü olduğu, davacının 2.000 adet payın mülkiyetinin mahkeme kararı ile kendisine intikal ettirilmesini talep edebileceği, 100.000.- Euro'nun daha önceden ödendiği, bakiye pay bedeli olan 400.000.- Euro'nun «depo» ettirilmesine karar verildiği, «hisse devir sözleşmesinin» geçersizliğine dair ilamın kesinleşme tarihi gözetildiğinde birleşen davanın «zamanaşımına» uğradığı gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, davalı adına kayıtlı bulunan ...
Hisse devir «taahhüdünün» imzalandığı tarihte yürürlükte bulunan 818 sayılı Borçlar Kanununun 128. (6098 sayılı TBK'nın 149.) maddesi uyarınca «zamanaşımı», alacağın «muaccel» olduğu zamandan başlar.
Mahkemece, asıl davada 14.06.2002 tarihli hisse devir «taahhüdünün» geçerli olduğu kabul edilip asıl davada davalı üzerinde bulunan hisselerin davacı adına tesciline karar verildiğine ve bu taahhüde bağlı paylar da devredilmediğine göre hisse devir bedelinin «muacceliyetinden», dolayısıyla birleşen davanın «zamanaşımına» uğradığından söz edilemeyeceğinden yanılgılı değerlendirmeye dayalı yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın birleşen dava davacısı yararına bozulmasını …
-
Pay defteri kaydının düzeltilmesi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/1142 E. 2015/7284 K.
Ortak:rüçhan hakkı · sermaye artırımı · depo kararı · hisse devri · pay defteri · hisse devir sözleşmesi · üçüncü kişi · anonim şirket
İncelediğiniz karardaA.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemenin yabancı uyruklu davacının mevzuat gereği «sermaye artırımı» karşılığı oluşan yeni payları edinip edinemeyeceğini incelemediğini, mahkeme kararının çelişki arzettiğini, kök payın davalı ...’a ait olduğunun mahkeme kararı ile kesinleştiğini, bu durumda dava konusu 18.000 adet payın da ona ait olduğunu, davacının müvekkili şirkette tek bir «payının» ve «ortaklık sıfatının» bulunmadığını, şirketten ayrılmak yönünde bir iradeye sahip davacının hissesini devrettikten sonra 10 yıl sonra bu davayı açarak hiçbir risk üstlenmeden ve herhangi bir bedel ödemeden şirketin yarısını adeta «bedelsiz» ele geçirmeyi amaçladığını, kararın «dürüstlük kuralına aykırılık» taşıdığını, şirketin büyüdüğünü gören davacının dava açma «hakkını kötüye kullandığını», sermaye artırımı bakımından engelleyici bir tavır takınmama yönünde bir iradeye sahip davacının diğer davalı üzerinde güven oluşturduğunu, «zamanaşımı» süresi ile «hak düşürücü sürenin» geçtiğini, diğer davalının hisse devrinden önce de şirket ortağı olduğunu, «üçüncü kişi» olarak da «rüçhan hakkı» kullanmaksızın söz konusu hisselere sahip olabileceğini, «hisse devir sözleşmesinin» «geçersizliğinin» risk üstlenilip dış «kaynaklı sermaye artırımı» ile elde edilen 18.000 adet hissenin iadesini gerektirmeyeceğini, devir işleminin hukuki «sebebe» bağlı (illi) olduğu durumlarda iade borcunun kapsamının «istihkaka» ilişkin hükümlere, hukuki sebebe bağlı olmadığı durumlarda ise «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine göre belirleneceğini, «iyiniyetli» haksız «zilyetin» iade konusu malı kullanması veya ondan yararlanması durumunda bunları iade ile yükümlü tutulamayacağını, kök hak olduğu iddia edilen 2.000 hisse üzerinde mülkiyet hakkına sahip olduğu inancıyla hareket eden ve varlığına inandığı bu hakkın sağladığı yetkileri kullanan diğer davalı ...'ın, bu şekilde elde ettiği yararları, bedelini nakden ödeyerek iktisap ettiği 18.000 hisseyi iade yükümlülüğü bulunmadığını, sebepsiz zenginleşmede zenginleşenin kişisel tutum, konum ve davranışları sonucu «malvarlığında» somut olarak ortaya çıkan öznel artış olan subjektif zenginleşmenin iadesinin istenemeyeceğini, hisse devir sözleşmesinin geçersizliğinin ileriye etkili olduğunu, …
Dava, «geçersiz» «anonim şirket» «hisse devrine» dayalı «rüçhan hakkı» kullanılarak yapılan sermaye artışı sonucu oluşan hisselerin geçersizliğinin tespiti ve hisselerin «pay defterine» davacı adına tescili istemine ilişkindir.
… a uyulan bozma ilamına göre 2.000 adet hisse kiminse 18.000 adet hissenin de o kişiye ait olması gerektiğini, 2.000 adet hisse Mahkeme kararı ile 14.06.2002 tarihli «protokole» istinaden müvekkile devredildiğine göre 18.000 adet hissenin de müvekkilinin olduğunu, Mahkemenin bir yandan 18.000 adet hissenin 2.000 adet hissenin uzantısı olmadığı gerekçesiyle 2.000 adet hisseye ilişkin mahkeme kararını hükme esas aldığını belirtip diğer yandan «rüçhan hakkının» kök payın genişlemesi niteliğinde bir hak olduğunu, dolayısıyla 18.000 adet hissenin 2.000 adet hissenin uzantısı olduğunu gerekçe göstererek davayı kabul etmesinin çelişki oluşturduğunu, davacının şirkette rüçhan hakkını kullanabileceği hissesi kalmadığını, iradesi şirketten ayrılmak olan davacının hiçbir risk üstlenmeden ve herhangi bir bedel ödemeden şirketin yarısını adeta «bedelsiz» ele geçirmeyi amaçladığını, müvekkilinin çabalarıyla şirketin büyüdüğünü gören davacının «dürüstlük kuralı» ile bağdaşmayacak şekilde huzurdaki davayı açtığını, 14.06.2002 tarihli protokol gözetildiğinde davacının şirketin «sermaye artırımına» gideceğini bildiğini ve sermaye artırımına müdahil olmayacağını «taahhüt» ettiğini, müvekkilinin de bu güven doğrultusunda ciddi boyutla risk üstlenip verdiği emekle şirketi kârlı hale getirdiğini, 10 yıl sonra bu davayı açan davacının kötü niyetle hareket ettiğini, «zamanaşımı» süresinin dolduğunu, «hak düşürücü sürenin» geçtiğini, «hisse devir sözleşmesinin» «geçersizliğinin» dış «kaynaklı sermaye artırımı» ile elde edilen 18.000 adet hissenin iadesini gerektirmeyeceğini, iyi niyetli haksız zilyedin malı kullanması ve ondan yararlanması durumunda bunları iade ile yükümlü tutulamayacağını, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu madde 993'den «sebepsiz zenginleşme» hükümlerine göre de subjektif zenginleşmenin iadesinin istenemeyeceğini, hisse devir sözleşmesinin geçersizliğinin ileriye etkili olduğunun ve akit tarihinden geçersizliğin tespiti tarihine kadar bu pay nedeniyle elde edilen hakların geçerli kazanıldığının kabul edilmesi gerektiğini, şirketler hukukunda geçersizlik müeyyidesinin geçmişe etkili sonuç doğurmasının ticari hayatın gereklerine ters düşeceğini, 29.11.2002 sermaye artırımı kararı tarihinde yabancı ortağı bulunan şirketin sermaye artırımı yapması ve yabancı ortağın hisse edinmesinin Hazine Müsteşarlığının iznine tabi olduğunu, 08.11.2002 tarihinde davacının izin belgesinin iptal edildiğini, buna göre davacının ihdas edilen hisseleri edinemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 saylı Kanun) 2 nci maddesi, denkleştirici adalet, hak ve nesafet ilkeleri uyarınca iade edilen hisselerin cari değerinin ödenmesi gerektiğini, aksi halin hukuka ve adalet duygularına aykırılık «taşıyacağını», müvekkilinin de mahkeme kararı uyarınca 2.000 hisse karşılığı 500.000,00 euro ödediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaGenel Müdürlüğü'nden izin alınması unsurunun eksikliği nedeniyle «hisse devrinin» «geçersizliğine» karar verilmesi kapsamında, davalı ...'ın iyi niyetli olarak devir aldığı ve sonrasında risk alarak «sermaye artırımına» giderek «rüçhan hakkını» kullanıp sahibi olduğu 18.000 adet hisseninde devrinin geçersizliğini kabul etmenin hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun olmayacağı, rüçhan hakkının kök paya bağlı bir hak olduğu hususunun tartışmalı olduğu, davalının «üçüncü kişi» olarak da rüçhan hakkı kullanılmaksızın söz konusu hisselere malik olabileceği, zira söz konusu hisselerin devrine ilişkin «genel kurul kararının iptali» ve «butlanı» söz konusu olmadığı sürece bu hisselerin davalıya intikalinin geçerli bulunduğu, davalının TMK'nın 933. maddesinde belirtilen iyi niyetli zilyed kapsamında hisse d …
Dava, «geçersiz» «anonim şirket» «hisse devrine» dayalı «rüçhan hakkı» kullanılarak yapılan sermaye artışı sonucu oluşan hisselerin geçersizliğinin tespiti ve hisselerin «pay defterine» davacı adına tescili istemine ilişkindir.
Davacı, mahkemenin kesinleşen 31.03.2010 tarih 2009/28 esas 2010/100 sayılı kararı ile «geçersizliği» tespit edilen hisselere dayalı olarak «rüçhan hakkını» kullanan davalı ... adına oluşan hisselerin gerçek maliki olduğunu ileri sürmüş, mahkemece davalı ...'ın iyi niyetli olarak devraldığı ve sonrasında risk alarak «sermaye artırımına» giderek rüçhan hakkını kullanıp sahibi olduğu hisselerin geçersizliğini kabul etmenin hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun olmayacağı, davalının «üçüncü kişi» olarak da rüçhan hakkı kullanılmaksızın söz konusu hisselere malik olabileceği, geçersizliğin geriye değil ileriye doğru uygulanması gerektiği gerekçesiyle, davanı …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:butlan · genel kurul kararının iptali · kusur
Benzer bu karardaGenel Müdürlüğü'nden izin alınması unsurunun eksikliği nedeniyle «hisse devrinin» «geçersizliğine» karar verilmesi kapsamında, davalı ...'ın iyi niyetli olarak devir aldığı ve sonrasında risk alarak «sermaye artırımına» giderek «rüçhan hakkını» kullanıp sahibi olduğu 18.000 adet hisseninde devrinin geçersizliğini kabul etmenin hak, adalet ve nesafet kurallarına uygun olmayacağı, rüçhan hakkının kök paya bağlı bir hak olduğu hususunun tartışmalı olduğu, davalının «üçüncü kişi» olarak da rüçhan hakkı kullanılmaksızın söz konusu hisselere malik olabileceği, zira söz konusu hisselerin devrine ilişkin «genel kurul kararının iptali» ve «butlanı» söz konusu olmadığı sürece bu hisselerin davalıya intikalinin geçerli bulunduğu, davalının TMK'nın 933. maddesinde belirtilen iyi niyetli zilyed kapsamında hisse d …
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, kesinleşen mahkeme ilamı ile davacı ve davalı ... ... arasındaki 07/10/2002 tarihli «hisse devir sözleşmesinin» «geçersizliğine» karar verilmiş ise de, söz konusu davanın taraflar arasındaki sözleşmenin düzenlenmesinden yaklaşık 7 yıl sonra açıldığı ve hisse devrinden yaklaşık 10 yıl sonra kesinleşmiş olduğu, tarafların «kusur» ve ihmalinden kaynaklanmayan ve devletçe denetlenmesi gereken «hisse devrinin» tescili öncesinde ...
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/5889 E. , 2023/2727 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Asliye Hukuk Mahkemesi (Asliye Ticaret Mahkemesi sıfatıyla)
SAYISI 2022/146 Esas, 2022/209 Karar
HÜKÜM
Kabul
Taraflar arasındaki tescil davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonucunda Mahkemece davanın kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, Yargıtayca duruşma istemli olarak davalılar vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 25.04.2023 günü hazır bulunan davacı vekili Av. ... ile davalı Ege Enerji ve Entegre Tarım Ürünleri Üretim Gıda Sanayi ve Tic. A.Ş. vekili Av. ... ve Av. ... ve davalı ... vekili Av. ... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip, gereği düşünüldü.
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı anonim şirkette davalı ... adına kayıtlı olan ancak Aydın 1. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2009/28 E., 2010/100 K. sayılı dosyası kapsamında yapılan yargılama neticesinde müvekkiline aidiyeti tespit edilerek müvekkili adına şirket pay defterine kaydına karar verilen hisseler kapsamında, müvekkiline ait rüçhan hakkı kullanılmak suretiyle artırılan sermaye dolayısıyla oluşan 18.000 adet A grubu nama yazılı hissenin davalı adına pay defterine yolsuz olarak kayıtlı bulunduğunu ileri sürerek pay defterindeki kaydın terkini ile hisselerin müvekkili adına pay defterine yazılmasını talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalılar vekili cevap dilekçesinde; davacı pay sahibi olmadığından rüçhan hakkı bulunmadığını, dava konusu hisselerin dış kaynaklı sermaye artırımı yoluyla oluşturulduğunu, müvekkilince nakden ödendiğini, davacının kötü niyetli olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen Karar
Mahkemece 18.04.2017 tarih, 2016/350 E., 2017/101 K. sayılı kararı ile davanın kabulüne, davalı ... adına kayıtlı davalı Ege Enerji ve Entegre Tarım Ürünleri, Üretim Gıda Sanayi A.Ş.'ye ait 18.000 adet A grubu nama yazılı hissenin davacı adına tescili ile davalı şirket pay defterine işlenmesine, karar kesinleştiğinde davalı ... adına depo edilen bedelin ödenmesi için ilgili bankaya talep halinde yazı yazılmasına karar verilmiş, davalılar vekillerince temyiz edilmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 21.12.2017 tarih, 2017/2404 E., 2017/7533 K. sayılı kararıyla Aydın 4. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2017/301 E. sayılı dosyasının getirtilmesi, taraflarının ve dava konusunun tespit edilmesi, eldeki davaya konu hisselere ait sermaye arttırım kararının geçersizliğinin tespitine ilişkin olup olmadığının belirlenmesi, iddia edildiği gibi dava konusu hisselere ilişkin sermaye arttırım kararının geçersizliğinin tespiti talepli bir dava ise neticesinin beklenerek varılacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmesi gerektiğine işaret edilerek karar bozulmuş, davalılar vekillerinin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek görülmemiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Aydın 4. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/301 E., 2018/136 K. sayılı kararının 20.04.2022 tarihinde kesinleştiği, Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/270 E., 2014/822 K. sayılı dosyasında işbu dosya davalısı ... tarafından işbu dosya davacısı ... aleyhine açılan sözlemenin ifasına ilişkin davada, taraflar arasında imzalanan 14.06.2002 tarihli taahhüt işlemi niteliğindeki protokolü takiben imzalanan tasarruf işlemi niteliğindeki 07.10.2002 tarihli hisse devir sözleşmesinin bilahare mahkemece iptal edilmesi kapsamında başlangıçtaki taahhüt işleminin de geçerli olduğu gerekçesiyle tasarruf işlemine konu 2.000 adet hissenin iadesine yönelik talebin mahkemece reddine ilişkin kararın Yargıtay tarafından bozulduğu, yeniden yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı temyiz ve karar düzeltme yoluna başvurulduğu, karar düzeltme isteminin reddedildiği, yapılan yargılama sonrası Aydın 2.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/71 E. sayılı dosyası ile asıl dosya olan 2017/71 E., 2018/373 K. sayılı dosya kesinleştiğinden bu hususta karar verilmesine yer olmadığına dair karar verildiği, çoğunluk görüşü içeren 17.01.2014 tarihli raporda özetle dava konusu olayda 18.000 adet hissenin devir sözleşmesinin konusu olan ilk dava konusu 2.000 adet hissenin doğal bir uzantısı yada tabi bir semeresi niteliğinde olmadığı belirtildiğinden 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/71 E., 2018/373 K. sayılı dosyasının işbu dosyada hükme esas alınmadığı, 2009/28 E., 2010/100 K. sayılı dosyada sözleşmenin iptali, devir edilen hisselerin kendisine ait olduğunun tesbiti yönünden dava açıldığı, devir sözleşmesinin Hazine ve Dış Ticaret Genel Müdürlüğünden izin alınmaksızın yapıldığından mahkemece davanın kabul edilerek sözleşmenin geçersizliğinin tesbit edildiği, % 50 oranındaki hisselerin davacı adına şirket pay defterine kaydının yapılmasına karar verildiği, kararın kesinleştiği, Yargıtay 11.
Hukuk Dairesinin 2015/1142 E., 2015/7284 K. sayılı bozma ilamında "... Rüçhan hakkının kök paya bağlı, kök payın genişlemesi niteliğinde bir hak olması karşısında, kök paya kim sahipse rüçhan hakkı da onun tarafından kullanılır. Dairemizin 21.01.2003 tarih ve 7578/515 sayılı kararında da benimsendiği üzere, rüçhan hakkından doğan hisselerin kök payın malikine iadesi için de kök payın malikinin rüçhan hakkından doğan hisseler için diğer tarafın ödediği sermaye tutarını ödemesi gerekmektedir. Bu durumda, az önce de açıklandığı üzere mahkemece artan sermaye oranında payına düşen miktarın davacıya depo ettirilmesi koşuluyla pay defterinde malik görünen fakat esasen mahkemenin kesinleşen 31.03.2010 tarih 2009/28 E.
2010/100 K. sayılı kararı ile kök paylara malik olmadığı tespit edilen davalı ...'ın kök paya bağlı olan rüçhan hakkını kullanarak edindiği dava konusu paylara sahip olmasının mümkün olmadığı nazara alınmadan davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir” yönündeki kararı uyarınca davanın kabulüne karar verildiği gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı ... adına kayıtlı davalı Ege Enerji Entegre Tarım Ürünleri Üretim Gıda San. A.Ş.’ye ait 18.000 adet A grubu nama yazılı hissenin davacı adına tescili ile davalı şirket pay defterine işlenmesine, karar kesinleştiğinde davalı ... adına depo edilen bedelin ödenmesi için ilgili bankaya talep halinde müzekkere yazılmasına karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Ege Enerji ve Entegre Tarım Ürünüleri Üretim Gıda San. ve Tic. A.Ş. vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1. Davalı Ege Enerji ve Entegre Tarım Ürünleri Üretim Gıda San. ve Tic. A.Ş. vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemenin yabancı uyruklu davacının mevzuat gereği sermaye artırımı karşılığı oluşan yeni payları edinip edinemeyeceğini incelemediğini, mahkeme kararının çelişki arzettiğini, kök payın davalı ...’a ait olduğunun mahkeme kararı ile kesinleştiğini, bu durumda dava konusu 18.000 adet payın da ona ait olduğunu, davacının müvekkili şirkette tek bir payının ve ortaklık sıfatının bulunmadığını, şirketten ayrılmak yönünde bir iradeye sahip davacının hissesini devrettikten sonra 10 yıl sonra bu davayı açarak hiçbir risk üstlenmeden ve herhangi bir bedel ödemeden şirketin yarısını adeta bedelsiz ele geçirmeyi amaçladığını, kararın dürüstlük kuralına aykırılık taşıdığını, şirketin büyüdüğünü gören davacının dava açma hakkını kötüye kullandığını, sermaye artırımı bakımından engelleyici bir tavır takınmama yönünde bir iradeye sahip davacının diğer davalı üzerinde güven oluşturduğunu, zamanaşımı süresi ile hak düşürücü sürenin geçtiğini, diğer davalının hisse devrinden önce de şirket ortağı olduğunu, üçüncü kişi olarak da rüçhan hakkı kullanmaksızın söz konusu hisselere sahip olabileceğini, hisse devir sözleşmesinin geçersizliğinin risk üstlenilip dış kaynaklı sermaye artırımı ile elde edilen 18.000 adet hissenin iadesini gerektirmeyeceğini, devir işleminin hukuki sebebe bağlı (illi) olduğu durumlarda iade borcunun kapsamının istihkaka ilişkin hükümlere, hukuki sebebe bağlı olmadığı durumlarda ise sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre belirleneceğini, iyiniyetli haksız zilyetin iade konusu malı kullanması veya ondan yararlanması durumunda bunları iade ile yükümlü tutulamayacağını, kök hak olduğu iddia edilen 2.000 hisse üzerinde mülkiyet hakkına sahip olduğu inancıyla hareket eden ve varlığına inandığı bu hakkın sağladığı yetkileri kullanan diğer davalı ...'ın, bu şekilde elde ettiği yararları, bedelini nakden ödeyerek iktisap ettiği 18.000 hisseyi iade yükümlülüğü bulunmadığını, sebepsiz zenginleşmede zenginleşenin kişisel tutum, konum ve davranışları sonucu malvarlığında somut olarak ortaya çıkan öznel artış olan subjektif zenginleşmenin iadesinin istenemeyeceğini, hisse devir sözleşmesinin geçersizliğinin ileriye etkili olduğunu, diğer davalının üstlendiği risk ve harcadığı çabanın hiçe sayılıp davacıya haksız menfaat sağlanmış olacağını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; kararın Yargıtay’ın ilk bozma kararına aykırılık taşıdığını, zira uyulan bozma ilamına göre 2.000 adet hisse kiminse 18.000 adet hissenin de o kişiye ait olması gerektiğini, 2.000 adet hisse Mahkeme kararı ile 14.06.2002 tarihli protokole istinaden müvekkile devredildiğine göre 18.000 adet hissenin de müvekkilinin olduğunu, Mahkemenin bir yandan 18.000 adet hissenin 2.000 adet hissenin uzantısı olmadığı gerekçesiyle 2.000 adet hisseye ilişkin mahkeme kararını hükme esas aldığını belirtip diğer yandan rüçhan hakkının kök payın genişlemesi niteliğinde bir hak olduğunu, dolayısıyla 18.000 adet hissenin 2.000 adet hissenin uzantısı olduğunu gerekçe göstererek davayı kabul etmesinin çelişki oluşturduğunu, davacının şirkette rüçhan hakkını kullanabileceği hissesi kalmadığını, iradesi şirketten ayrılmak olan davacının hiçbir risk üstlenmeden ve herhangi bir bedel ödemeden şirketin yarısını adeta bedelsiz ele geçirmeyi amaçladığını, müvekkilinin çabalarıyla şirketin büyüdüğünü gören davacının dürüstlük kuralı ile bağdaşmayacak şekilde huzurdaki davayı açtığını, 14.06.2002 tarihli protokol gözetildiğinde davacının şirketin sermaye artırımına gideceğini bildiğini ve sermaye artırımına müdahil olmayacağını taahhüt ettiğini, müvekkilinin de bu güven doğrultusunda ciddi boyutla risk üstlenip verdiği emekle şirketi kârlı hale getirdiğini, 10 yıl sonra bu davayı açan davacının kötü niyetle hareket ettiğini, zamanaşımı süresinin dolduğunu, hak düşürücü sürenin geçtiğini, hisse devir sözleşmesinin geçersizliğinin dış kaynaklı sermaye artırımı ile elde edilen 18.000 adet hissenin iadesini gerektirmeyeceğini, iyi niyetli haksız zilyedin malı kullanması ve ondan yararlanması durumunda bunları iade ile yükümlü tutulamayacağını, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu madde 993'den sebepsiz zenginleşme hükümlerine göre de subjektif zenginleşmenin iadesinin istenemeyeceğini, hisse devir sözleşmesinin geçersizliğinin ileriye etkili olduğunun ve akit tarihinden geçersizliğin tespiti tarihine kadar bu pay nedeniyle elde edilen hakların geçerli kazanıldığının kabul edilmesi gerektiğini, şirketler hukukunda geçersizlik müeyyidesinin geçmişe etkili sonuç doğurmasının ticari hayatın gereklerine ters düşeceğini, 29.11.2002 sermaye artırımı kararı tarihinde yabancı ortağı bulunan şirketin sermaye artırımı yapması ve yabancı ortağın hisse edinmesinin Hazine Müsteşarlığının iznine tabi olduğunu, 08.11.2002 tarihinde davacının izin belgesinin iptal edildiğini, buna göre davacının ihdas edilen hisseleri edinemeyeceğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (4721 saylı Kanun) 2 nci maddesi, denkleştirici adalet, hak ve nesafet ilkeleri uyarınca iade edilen hisselerin cari değerinin ödenmesi gerektiğini, aksi halin hukuka ve adalet duygularına aykırılık taşıyacağını, müvekkilinin de mahkeme kararı uyarınca 2.000 hisse karşılığı 500.000,00 euro ödediğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, pay defterindeki kaydın terkini ile hisselerin davacı adına pay defterine yazılması istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6762 sayılı Kanun) 394 üncü maddesi.
3. Değerlendirme
1. Dava, geçersiz anonim şirket hisse devrine dayalı rüçhan hakkı kullanılarak yapılan sermaye artışı sonucu oluşan hisselerin geçersizliğinin tespiti ve hisselerin pay defterine davacı adına tescili istemine ilişkindir. Davacı tarafından açılan dava sonucu Aydın 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/28 E., 2010/100 K. sayılı kararı ile davanın kabulü ile davacı ... ile davalı ... arasında yapılan 07.10.2002 tarihli sözleşmenin geçersiz olduğunun tespitine, davacı ...'un davalı Ege Enerji ve Entegre Tarım Ürünleri Üretim Gıda San. ve Tic. A.Ş.'de 07.10.2002 devir tarihi itibarıyla bulunan % 50 hissesinin şirket pay defterine kaydının yapılmasına ve bunun Ticaret Sicil Memurluğunca davacı adına tesciline ve ilanına karar verilmiş, karar temyiz ve karar düzeltme aşamalarından geçerek kesinleşmiştir.
2.Bundan sonra bu kez davalı ... tarafından 14.06.2002 tarihli protokole dayanılarak açılan dava önce reddedilmiş, Dairemizin bozma ilamına uyulmak suretiyle Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/71 E., 2018/873 K. sayılı kararı ile asıl davada davanın kabulüne, davalı ... adına kayıtlı bulunan ve Ege Enerji ve Entegre Tarım Ürünleri Gıda San. A.Ş.'ye ait 2.000 adet A grubu nama yazılı hissenin davacı ... adına tescili ile şirket pay defterine işlenmesine karar verilmiş, Dairemizin 04.02.2020 tarih, 2018/3654 E., 2020/915 K. sayılı kararı ile asıl dava yönünden kararın onanmasına, Dairemizin 22.12.2021 tarih, 2020/5793 E., 2021/7350 K. sayılı kararı ile de asıl davaya yönelik tüm karar düzeltme istemlerinin reddine karar verilmiş, böylece mahkeme kararı asıl dava yönünden kesinleşmiştir.
Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/71 E. sayılı dosyada ...'ın dayandığı 14.06.2002 tarihli protokolde devir taahhüdüne konu hisseler de davacının protokol tarihinde davalı şirketteki tüm hisseleri olup Mahkemece bu hisselerin ... adına tescili ile şirket pay defterine işlenmesine karar verildiğinden rüçhan hakkı sağlayan kök pay niteliğindeki hisselerin işbu davanın davalılarından ...'a ait olduğu kesinleşmiş mahkeme kararı ile sabit hale gelmiştir.
3.Bu durumda gerçekleşen yeni hukuki sonuç çerçevesinde rüçhan hakkı sağlayan kök hisselerin davalı ...'a ait olduğu, davacının sermaye artırımında rüçhan hakkı sağlayan bir kök hisseye sahip bulunmadığı, Aydın 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/71 E., 2018/873 K. sayılı kararı ile asıl davada verilen hükmün Dairemizin 22.12.2021 tarih, 2020/5793 E., 2021/7350 K. sayılı karar düzeltme isteminin reddine karar verilmekle sonradan kesinleştiği gözetildiğinde Dairemizin 29.05.2015 tarih, 2015/1142 E., 2015/7284 K. sayılı bozma ilamının davacı yararına bir usuli müktesep hak sağlamayacağı nazara alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalılar yararına bozulması gerekmiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Mahkeme kararının BOZULMASINA,
Bozma sebebine göre davalılar vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına,
Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde davalılara iadesine,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 05.05.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/932863100 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz