Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2022/2400 E. 2023/2376 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
çatma↗ maktu vekâlet ücreti↗ davanın konusuz kalması↗ izafeten dava↗ donatan↗ bozma sonrası karar↗ pasif husumet ehliyeti↗ aktif husumet ehliyeti↗ gerçek zarar↗ 3095 sayılı kanun↗ davanın konusu↗ aktif husumet↗ mevduat hesabı↗ müteselsil sorumluluk↗ husumet ehliyeti↗ vekâlet ücreti↗ hakkaniyet↗ mirasçılık↗ pasif husumet↗ taraf ehliyeti↗ temerrüt faizi↗ harç↗ dosya masrafı↗ ilan↗ kusur↗ dava sebebi↗ vekalet ücreti↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ temerrüt↗ husumet↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece 07.05.2015 tarih, 2014/300 E. ve 2015/186 K. sayılı kararı ile denizde oluşan çevre zararını talep yetkisi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığına ait olduğundan Maliye Bakanlığının açtığı davanın aktif husumet yönünden; 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun (2782 sayılı Kanun) 28 inci maddesi gereğince kaptanlar oluşan zarardan sorumlu olmadığından davalı gemi kaptanı aleyhine açılan davanın ise pasif husumetten reddi gerektiği zira işbu maddeye göre gemi malik ve donatanlarının çatma sonucu oluşan çevre kirliliğine ilişkin zarardan sorumlu olduğu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığının çatmaya karışan davalı donatan ve gemi malikleri aleyhine açtıkları davanın ise dava konusu çatmaya karışan “...” motorunun İstanbul Boğazı'nda battığı, ancak batığın bulunduğu mevki, derinlik, teknenin yakıt kapasitesi ve bulunduğu yerin potansiyel ciddi çevre kirliliği doğurmadığı, batığın 12 yıl geçmesine rağmen çıkartılmadığı ve çıkartılmasının yasal yükümlülük olmadığı, davacı kurumların aradan uzun süre geçmesine rağmen batığı çıkarmadığı, denizde fiilen gerçekleşen bir çevre kirliliği ve zarar tespit edilemediği, bir yandan batığın çıkartılmasının zorunluluk olmadığı ve çevre kirliliğinin gerçekleşmediği tespit edilirken diğer yandan deniz altında bulunan batık tekne nedeniyle ekolojik potansiyel tehlikeden bahsedilerek 3.000,00 USD’den 79.000,00 USD’ye kadar çevre kirliliği zararının oluştuğunu belirleyen bilirkişilerin henüz gerçekleşmeyen zarara ilişkin olarak ileride gerçekleşebileceğinden bahisle zarar tespit etmelerinin tazminat ilkeleri ile bağdaşmayacağı, dava konusu batık nedeniyle zararın oluşması halinde zararın oluştuğu tarihten itibaren davacıların tazminat talep edebileceği, fiilen oluşmayan bir zararın tazminin talep edilemeyeceği gerekçesiyle koşulları oluşmayan tazminat isteminin reddine karar verilmiş, davacı vekili temyiz etmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 03.07.2017 tarih, 2015/12965 E. ve 2017/4048 K. sayılı kararı ile dosyada alınan bilirkişi raporlarına göre batığın ve içerisinde bulunan yakıtın çevre kirliliğine yol açtığı anlaşıldığından böyle bir çevre kirliliği nedeniyle ödenmesi gereken tazminat hususunda bilirkişi kurulundan ek rapor veya yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde çevre kirliliğinin oluşmadığından bahisle yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Mahkemenin kararı bozulmuştur.
Davalılar ...-3 Gemisi Donatanı ... Shıppıng Co. S.A.'ya izafeten... Denizcilik Turizm Danışmanlık Tanıtım ve Eğitim Tic. Ltd. Şti. ve ..-3 Gemisi Kaptanı Ignatento Aleksandr Yuryevıc vekilinin karar düzeltme talebi Dairemizin 22.05.2019 tarih, 2017/4193 E. ve 2019/4063 K. sayılı kararı ile reddedilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; her ne kadar çevreye ilişkin bir zarar tespit edilememiş olsa da gerek Yargıtay bozma ilamı gerekse yakıt tankının henüz tamamen parçalanmamış, içindeki yakıtın çevreye karışmamış olma durumu gözetilerek teknenin battığı anda depolarında bulunması muhtemel yakıt miktarı üzerinden bir hesaplama yapılması ve mevcut bu yakıtın tamamı (henüz karışmamış olsa dahi) deniz çevresine karışmış kabul edilmek suretiyle hesaplamaya esas alınması gerektiği, yakıttan kaynaklanan bir kirlenmeye müdahalenin söz konusu olmadığı, dolayısıyla temizleme maliyetinin olmadığı, buna göre de bilirkişi raporunda açıklanan 3 maliyet bileşeninden birinci maddenin hesaba katılmasına gerek olmadığı öngörüldüğünde toplam maliyetin 1584 + 2805 USD= 4.389,00 USD olacağı, maliyet bileşenlerinin tümü dikkate alındığında ise toplam maliyetin 5.247,00 USD olacağı şeklinde iki farklı değerlendirmenin öngörülebileceği, ancak yakıt miktarının azlığı, uçuculuk özelliği, kaza bölgesinde temizlik amacıyla müdahale yapılmasına gerek kalmadığı hususları dikkate alındığında birinci maddede açıklanan miktarın daha kabul edilebilir bir yaklaşım olacağının bilirkişilerce açıklandığı gerekçesiyle davacı Maliye Bakanlığı bakımından aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeni ile davanın reddi kararı kesinleştiğinden yeniden karar verilmesini yer olmadığına, davacı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı tarafından davalı Modisk 3 Gemisi kaptanı Ignatento Aleksandr Yuryevich aleyhine açılan davanın pasif husumet ehliyeti yoktuğu nedeni ile davanın reddi kararı kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davalı Modisk 3 Gemisi Donatanı Modisk Shipping CO. SA'ya izafeten Albross Denizcilik Tur. Dan. Tan. ve Eği. Tic. Ltd. Şti. ile ... Motoru Donatanı ... hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 4.389,00 USD'nin olay tarihi olan 16.06.2002 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının USD ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece bozma ilamına uygun karar verilmediğini, batık tekneye ilişkinin gerekçenin bozma ilamına aykırı olduğunu, yakıt tankının ahşap olmadığı ve motorunun mevcut olduğu dikkate alındığında kazaya sebebiyet veren geminin ahşap olduğu iddiasını yersiz olduğunu, 618 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi uyarınca liman idaresinin batığı çıkarmakla görevli olmasına rağmen batığın çıkarılmasına gerek olmadığı gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu, bozma ilamında bilirkişi Doç. Dr. Erdoğan Akuş'un raporunun hükme esas alınması gerektiği belirtilmesine rağmen adıgeçen vefat ettiğinden kendisi tarafından ek rapor hazırlanamayacağından bilirkişilerce o rapor istikametinde rapor hazırlanması gerektiğine dair itirazlarının kabul görmediğini, kararda sadece yakıtın verdiği zararın hesaplandığını, tekne yağlarının verdiği zararın hesaplanmadığını, batığın çıkarılması maliyetinin ise hiç yapılmadığını, batık nedeniyle çevre kirliliğinin devam ettiğini, ilgililer hakkında 2872 sayılıKanun'un 28 inci maddesi uyarınca gerekli işlemlerin başlatılması gerekirken bunun yapılmadığını, yakıtın yıllar sonra da denize sızabileceği dikkate alınarak balık adam marifetiyle yakıt tankının tahliyesi gerekirken kazaya sebebiyet verenler tarafından buna yönelik bir işlem yapılmaması sebebiyle zararın giderek büyüdüğünü, henüz bir deniz kirliliğinin meydana gelmediği için tazminat tutarının kirlilik temizliğini kapsamadığı şeklindeki bilirkişi görüşüne itibar edilemeyeceğini, yine batığın çıkarılmasına gerek olmadığı yönündeki bilirkişi görüşünün bilimsellikten uzak olduğunu, batık çıkarılmadığı takdirde oluşturduğu çevre kirliliğini de içeren bir tazminatın davalılarca ödenmesi gerektiğini, 2872 sayılı Kanun uyarınca tehlike sorumluluğu esasına göre oluşan zarardan kusur şartı aranmaksızın çatmanın meydana geldiği tarihte kirletenlerin sorumlu olması gerektiği dikkate alındığında zararının tümünün ... Motoru ve Modisk 3 Gemisi Donatanlarından müteselsilen talep haklarının olduğunu, bu tespitlere rağmen Modisk Gemisi kaptanı hakkında davanın pasif husumetten reddi kararının doğru olmadığını, davacı Maliye Bakanlığı yönünden verilen kararın hatalı olduğunu, bozmada bu konuya değinilmediğini, Maliye Bakanlığı tarafından üstlenilen bedellerle çevre zararı önlenmeye çalışıldığından hazine zararı yönünden Maliye Bakanlığının husumet ehliyetinin olduğunu, lehlerine hükmedilen vekâlet ücreti kabul edilen miktar üzerinden hesaplanması gerekirken maktu vekâlet ücretine hükmedildiğini, birden fazla davacı olduğunun unutulduğunu, davalılar lehine fazla vekalet ücretine hükmedildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı ... motoru sahibi mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde özetle: 2872 sayılı Kanun'un 28 inci maddesi gereği dava konusu tazminatın zaman aşımına uğradığını, denizcilere ilan fasikülünde dava konusu tekne ile ilgili bir batık tespitine yer verilmediğini, Devlet tarafından temizlenip bedeli istenilen bir talep de olmadığına göre ortada çevreyi kirleten bir tekneden bahsedilemeyeceğini, teknenin boyutu ve bulundurulabileceği azami yakıt miktarı bilirkişilerce hesaplanmışsa da çevreye verilmiş bir zarar tespiti olmadığından davanın reddi gerektiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1003 üncü maddesi dikkate alındığında ortada yararlanılabilir bir enkaz da olmadığına göre müvekkilinin maddede sayılan yükümlülüklerden sorumluluğunun bulunmadığını, tazminatın 146 litre kalmış yakıttan kaynaklanalabileceğinden hareket ediliyorsa bu tespitin de 5312 sayılı Deniz Çevresinden Petrol ve Diğer Zararları Maddelerin Kirlenmesinde Acil Durumlarda Müdahale Ve Zararların Tazmini Esaslarına Dair Kanun hükümlerine göre yapılması gerektiğini ancak bahse konu Kanun'un beşyüz grosstondan küöük gemileri kapsamadığını, gerekçeye göre davanın konusuz kalması gerektiğini, 27.11.2019 tarihli ve 3061 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Deniz Kaza ve Olayların İnceleme Yönetmeliğine göre müvekkili teknesi ile ilgili olarak deniz kazaları hükümlerine göre değerlendirilmemesi, çatma hükümlerinin MODİSK Gemisi hakkında incelenebileceğini, geçimini balıkçılıkla sağlayan küçük balıkçı teknesinin olduğu yerde başka bir deniz aracı tarafından zayı oluşunun aynı derecede değerlendirilmemesi gerektiğini, ahşap teknenin dağılmış yok olmuş olmasının muhtemel olması sebebi ile fiziken çıkarılmadığı dolaysıyla bunun için bir masraf yapılmadığının sabit olduğu, olay sırasında teknede bulunan müvekkilinin kardeşinin tekne ile birlikte kaybolduğu ve ihtimal verilse idi naaşının bulunması için çaba sarf edilebileceği husuları birlikte değerlendirildiğinde olayların tek yönlü ele alınmasının hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
3. Davalı Modisk 3 Gemisi Donatanı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu olayda tespit edilmiş bir kirliliğin bulunmadığının bilirkişilerce belirtildiğini, ancak yakıt kirliliğinden oluşması muhtemel bir tazminat hesabı yapıldığını, teknenin battığı 2002 yılından bu yana oluşmuş bir zararın olmadığını, bozma öncesi alınan bilirkişi raporlarında da teknenin yakıt tankının hasarlı olup olmadığının anlaşılmadığı ve herhangi bir yakıt sızıntısı görülemediğinin tespit edildiğini, teknenin boyutu ve türü dikkate alındığında çatma anında teknede bulunması muhtemel yakıt miktarının en fazla 40 litre olduğunu, batığın ahşap olduğu ve güçlü deniz dibi akıntıları dikkate alındığında deniz dibi yapılarına zarar verme riskinden bahsedilemeyeceğinin bozma sonrası alınan raporlarda da dile getirildiğini, bilirkişi raporlarında çevre kirliliğini oluşturacak muhtemel nedenlerin yakıt ve batıktan oluşacağı yönündeki tespitlerinin kirlilliğin gerçekten meydana gelmiş olduğu ve bu sebeple tazminata hükmedilmesi gerektiği sonucunu doğrumadığını, davacının somut olayda hiçbir zararının doğmadığını, olayın üzerinden geçen 20 yıl içinde davacı idarenin de batığın çıkarılması yönünde adım atmadığını, herhangi bir çevre kirliliği tespit edilmediğini, davacını ileride doğabilecek bir zarara karşılık tazminat istemesinin tazminat hukuku ile bağdaşmadığını, 2872 sayılı Kanun'a göre tazminat sorumluluğundan bahsedilebilmesi için bir kirliliğin meydana gelmiş olması gerektiğini, ancak ortada tespit edilmiş bir kirliliğin olmadığını, dolayısıyla Mahkemece tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin çatmada kusuru bulunmadığından diğer davalı ile birlikte müteselsil sorumluluğuna gidilemeyeceğini, bilirkişilerin teknede kalmış olabilecek yakıt miktarını tahmini olarak tank kapasitesinin yarısına tekabül eden miktar şeklinde 250 litre olarak hesapladıklarını ancak bozma öncesi alınan raporlarda en aleyhe durumda dahi bu miktarın 142,50 litre olabileceğinin belirtildiğini, bilirkişilerce makul olarak nitelendirilen takdiri yakıt miktarının kabul edilebilir olmadığını, ortada herhangi bri kirlilik olmadığı halde tazminata dayalı yapılan hesaplamaların takdiri ve subjektif nitelikte varsayıma dayalı olduklarını, aradan geçen 20 yıldan sonra dalgıç marifetiyle tekneden ne kadar yakıt kaldığı verisine ulaşmak da mümkün olmadığından yapılabilecek tüm hesapların ortada kirlilik olmamasına rağmen varsayıma dayalı olduğunu belirterek kararın tazminat yönünden bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, İstanbul Boğazı'nda meydana gelen kaza neticesinde batan tekneden kaynaklanabilecek çevre kirliliğinin önlenmesi için talep olunan tazminat talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2872 sayılı Kanun'un 8, 28 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraflar vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12965 E. 2017/4048 K.
Ortak:çatma · donatan · gerçek zarar · aktif husumet · hakkaniyet · pasif husumet · kusur · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… enizde oluşan çevre zararını talep yetkisi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığına ait olduğundan Maliye Bakanlığının açtığı davanın «aktif husumet» yönünden; 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun (2782 sayılı Kanun) 28 inci maddesi gereğince kaptanlar oluşan zarardan sorumlu olmadığından davalı gemi kaptanı aleyhine açılan davanın ise «pasif husumetten» reddi gerektiği zira işbu maddeye göre gemi malik ve «donatanlarının» «çatma» sonucu oluşan çevre kirliliğine ilişkin zarardan sorumlu olduğu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığının çatmaya karışan davalı donatan ve gemi malikleri aleyhine açtıkları davanın ise «dava konusu» çatmaya karışan “...” motorunun İstanbul Boğazı'nda battığı, ancak batığın bulunduğu mevki, derinlik, teknenin yakıt kapasitesi ve bulunduğu yerin potansiyel ciddi çevre kirliliği doğurmadığı, batığın 12 yıl geçmesine rağmen çıkartılmadığı ve çıkartılmasının yasal yükümlülük olmadığı, davacı kurumların aradan uzun süre geçmesine rağmen batığı çıkarmadığı, denizde fiilen gerçekleşen bir çevre kirliliği ve zarar tespit edilemediği, bir yandan batığın çıkartılmasının zorunluluk olmadığı ve çevre kirliliğinin gerçekleşmediği tespit edilirken diğer yandan deniz altında bulunan batık tekne nedeniyle ekolojik potansiyel tehlikeden bahsedilerek 3.000,00 USD’den 79.000,00 USD’ye kadar çevre kirliliği zararının oluştuğunu belirleyen bilirkişilerin henüz «gerçekleşmeyen zarara» ilişkin olarak ileride gerçekleşebileceğinden bahisle zarar tespit etmelerinin tazminat ilkeleri ile bağdaşmayacağı, dava konusu batık nedeniyle zararın oluşması h …
… ndığında birinci maddede açıklanan miktarın daha kabul edilebilir bir yaklaşım olacağının bilirkişilerce açıklandığı gerekçesiyle davacı Maliye Bakanlığı bakımından «aktif husumet ehliyeti» yokluğu nedeni ile davanın reddi kararı kesinleştiğinden yeniden karar «verilmesini yer olmadığına», davacı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı tarafından davalı Modisk 3 Gemisi kaptanı Ignatento Aleksandr Yuryevich aleyhine açılan davanın «pasif husumet ehliyeti» yoktuğu nedeni ile davanın reddi kararı kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davalı Modisk 3 Gemisi Donatanı Modisk Shipping CO.
Motoru ve Modisk 3 Gemisi Donatanlarından müteselsilen talep haklarının olduğunu, bu tespitlere rağmen Modisk Gemisi kaptanı hakkında davanın «pasif husumetten» reddi kararının doğru olmadığını, davacı Maliye Bakanlığı yönünden verilen kararın hatalı olduğunu, bozmada bu konuya değinilmediğini, Maliye Bakanlığı tarafından üstlenilen bedellerle çevre zararı önlenmeye çalışıldığından hazine zararı yönünden Maliye Bakanlığının «husumet ehliyetinin» olduğunu, lehlerine hükmedilen vekâlet ücreti kabul edilen miktar üzerinden hesaplanması gerekirken maktu vekâlet ücretine hükmedildiğini, birden fazla davacı olduğunun unutulduğunu, davalılar lehine fazla «vekalet ücretine» hükmedildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, denizde oluşan çevre zararını talep «yetkisinin» Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı’na ait olduğundan Maliye Bakanlığı’nın açtığı davanın «aktif husumet» yönünden, Çevre Kanunu’nun 28 m. gereğince kaptanlar oluşan zarardan sorumlu olmadığından davalı gemi kaptanı aleyhine açılan davanın ise, «pasif husumetten» reddi gerektiği zira, işbu maddeye göre gemi malik ve «donatanlarının» «çatma» sonucu oluşan çevre kirliliğine ilişkin zarardan sorumlu olduğu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı’nın çatmaya karışan davalı do …
… k tekne nedeniyle ekolojik potansiyel tehlikeden bahsedilerek 3.000 USD’den 79.000 USD’ye kadar çevre kirliliği zararının oluştuğunu belirleyen bilirkişilerin henüz «gerçekleşmeyen zarara» ilişkin olarak, ileride gerçekleşebileceğinden bahisle zarar tespit etmelerinin tazminat ilkeleri ile bağdaşmayacağı, dava konusu batık nedeniyle zararın oluşması …
… 872 sayılı Çevre Kanunu’nun 28/1 madde ve fıkrasında “ Çevreyi kirletenler ve çevreye zarar verenler sebep oldukları kirlenme ve bozulmadan doğan zararlardan dolayı «kusur» şartı aranmaksızın sorumludurlar.”, aynı Yasa’nın 3/g bendinde de “Kirlenme ve bozulmanın önlenmesi, sınırlandırılması, giderilmesi ve çevrenin iyileştirilmesi içi …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kurtuluş kanıtı · kusursuz sorumluluk · haksız fiil sorumluluğu · olumsuz oy · haksız fiil · yetkisizlik kararı · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaÇevre Kanunu’nun 28. maddesinde düzenlenen bu sorumluluk «haksız fiil sorumluluğu» olmakla birlikte bir «kusursuz sorumluluktur».
Mahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, denizde oluşan çevre zararını talep «yetkisinin» Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı’na ait olduğundan Maliye Bakanlığı’nın açtığı davanın «aktif husumet» yönünden, Çevre Kanunu’nun 28 m. gereğince kaptanlar oluşan zarardan sorumlu olmadığından davalı gemi kaptanı aleyhine açılan davanın ise, «pasif husumetten» reddi gerektiği zira, işbu maddeye göre gemi malik ve «donatanlarının» «çatma» sonucu oluşan çevre kirliliğine ilişkin zarardan sorumlu olduğu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı’nın çatmaya karışan davalı do …
Bu maddede öngörülen «kusursuz sorumluluğun» objektif özen gösterme yükümlülüğünün ihlaline dayanan bir kusursuz sorumluluk esasına mı, yoksa «hakkaniyet» düşüncesinden doğan fedakarlığın denkleştirilmesi esasına mı ya da tehlike esasına dayanan bir sorumluluk türü mü olduğu konusunda doktrinde bir görüş birliği bulunmamaktadır.
Ancak, baskın görüş gerek «kurtuluş kanıtı» getirme imkanı tanınmamış olması ve gerekse de tazminat sorumluluğuna yer vermiş olması nedeniyle sorumluluğun ağırlaştırılmış sebep sorumluluğu olduğu yönündedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3044 E. 2019/306 K.
Ortak:davanın konusu · kusur
İncelediğiniz karardaDavalı Modisk 3 Gemisi Donatanı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «dava konusu» olayda tespit edilmiş bir kirliliğin bulunmadığının bilirkişilerce belirtildiğini, ancak yakıt kirliliğinden oluşması muhtemel bir tazminat hesabı yapıldığını, teknenin battığı 2002 yılından bu yana oluşmuş bir zararın olmadığını, bozma öncesi alınan bilirkişi raporlarında da teknenin yakıt tankının hasarlı olup olmadığının anlaşılmadığı ve herhangi bir yakıt sızıntısı görülemediğinin tespit edildiğini, teknenin boyutu ve türü dikkate alındığında «çatma» anında teknede bulunması muhtemel yakıt miktarının en fazla 40 litre olduğunu, batığın ahşap olduğu ve güçlü deniz dibi akıntıları dikkate alındığında deniz dibi yapılarına zarar verme riskinden bahsedilemeyeceğinin «bozma sonrası» alınan raporlarda da dile getirildiğini, bilirkişi raporlarında çevre kirliliğini oluşturacak muhtemel nedenlerin yakıt ve batıktan oluşacağı yönündeki tespitlerinin kirlilliğin gerçekten meydana gelmiş olduğu ve bu sebeple tazminata hükmedilmesi gerektiği sonucunu doğrumadığını, davacının somut olayda hiçbir zararının doğmadığını, olayın üzerinden geçen 20 yıl içinde davacı idarenin de batığın çıkarılması yönünde adım atmadığını, herhangi bir çevre kirliliği tespit edilmediğini, davacını ileride doğabilecek bir zarara karşılık tazminat istemesinin tazminat hukuku ile bağdaşmadığını, 2872 sayılı Kanun'a göre tazminat sorumluluğundan bahsedilebilmesi için bir kirliliğin meydana gelmiş olması gerektiğini, ancak ortada tespit edilmiş bir kirliliğin olmadığını, dolayısıyla Mahkemece tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin çatmada «kusuru» bulunmadığından diğer davalı ile birlikte «müteselsil sorumluluğuna» gidilemeyeceğini, bilirkişilerin teknede kalmış olabilecek yakıt miktarını tahmini olarak tank kapasitesinin yarısına tekabül eden miktar şeklinde 250 litre olarak …
… enizde oluşan çevre zararını talep yetkisi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığına ait olduğundan Maliye Bakanlığının açtığı davanın «aktif husumet» yönünden; 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun (2782 sayılı Kanun) 28 inci maddesi gereğince kaptanlar oluşan zarardan sorumlu olmadığından davalı gemi kaptanı aleyhine açılan davanın ise «pasif husumetten» reddi gerektiği zira işbu maddeye göre gemi malik ve «donatanlarının» «çatma» sonucu oluşan çevre kirliliğine ilişkin zarardan sorumlu olduğu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığının çatmaya karışan davalı donatan ve gemi malikleri aleyhine açtıkları davanın ise «dava konusu» çatmaya karışan “...” motorunun İstanbul Boğazı'nda battığı, ancak batığın bulunduğu mevki, derinlik, teknenin yakıt kapasitesi ve bulunduğu yerin potansiyel ciddi çevre kirliliği doğurmadığı, batığın 12 yıl geçmesine rağmen çıkartılmadığı ve çıkartılmasının yasal yükümlülük olmadığı, davacı kurumların aradan uzun süre geçmesine rağmen batığı çıkarmadığı, denizde fiilen gerçekleşen bir çevre kirliliği ve zarar tespit edilemediği, bir yandan batığın çıkartılmasının zorunluluk olmadığı ve çevre kirliliğinin gerçekleşmediği tespit edilirken diğer yandan deniz altında bulunan batık tekne nedeniyle ekolojik potansiyel tehlikeden bahsedilerek 3.000,00 USD’den 79.000,00 USD’ye kadar çevre kirliliği zararının oluştuğunu belirleyen bilirkişilerin henüz «gerçekleşmeyen zarara» ilişkin olarak ileride gerçekleşebileceğinden bahisle zarar tespit etmelerinin tazminat ilkeleri ile bağdaşmayacağı, dava konusu batık nedeniyle zararın oluşması h …
… oluşturduğu çevre kirliliğini de içeren bir tazminatın davalılarca ödenmesi gerektiğini, 2872 sayılı Kanun uyarınca tehlike sorumluluğu esasına göre oluşan zarardan «kusur» şartı aranmaksızın çatmanın meydana geldiği tarihte kirletenlerin sorumlu olması gerektiği dikkate alındığında zararının tümünün ...
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; «davanın konusu» ve uygulanacak kanun hükümlerine göre aktif taraf sıfatının T.C.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/9 d.iş sayılı dosyasında alınan raporun davacı bakımından kesinleştiği, Çevre Kanunu'ndaki hukuki sorumluluğa ilişkin hükümlerin «kusura» dayanmayan ve «kurtuluş kanıtı» getirilemeyen objektif sorumluluk olduğu, kazanın davalı şirketin işletmesinde iken meydana geldiği, Danıştay denetiminden geçerek kesinleşen ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çıplak gemi kira sözleşmesi · kurtuluş kanıtı · gemi kira sözleşmesi · deniz ticareti · sıfat yokluğu · zilyetlik · delil tespiti · haksız eylem
Benzer bu kararda2 İdare Mahkemesinin 2008/1002 esas 2009/256 karar sayılı emsal kararı ve Çevre Kanunun 28.maddesi hükmü uyarınca geminin «zilyetliğini» «çıplak gemi kirası sözleşmesi» uyarınca devralan davalı şirketin, kaptan vasıtasıyla kendi adına ve hesabına «deniz ticaretinde» kullanan kişi olarak kirleten sıfatıyla yol açtığı zarardan sorumlu olduğu, diğer davalıların oluşan zarardan sorumlu olmadığı, olay sebebiyle çevre kirliliğinin doğduğu sabit olmakla beraber kirlilik kavramının «kesin» ve açık olmaması sebebiyle tazmini gereken zararın kapsamının tayinin güç olduğu, hükme esas alınan ikinci bilirkişi raporu uyarınca geminin battığı yerin ...
… n Başkanlığı ve idarenin bu hususta Limanlar Kanununun 7. maddesine göre yerine getirmesi gereken prosedürü yerine getirmediği, potansiyel ciddi bir çevre kirliliği «rizikosunun» bulunmadığı ve zararın doğmadığı, denize karışmış olan yağ ve yakıtın denizden çıkarılmasının mümkün olmadığı, ekolojik «hasar» olarak etkilenen su ürünlerinin değeri kapsamında takdir olunan tazminatın özü itibariyle yağ ve yakıtın denize boşalması sonucu doğan zarar kalemi kapsamında olduğu, davacının yağ ve yakıtın çıkartılması yönünde bir talep hakkının olmadığı, Çevre Kanununun 2.maddesi kapsamında kirleten olan ve aynı kanunun 28.maddesi gereğince verdiği zarardan sorumlu olan davalı şirketin, davacı tarafın itiraz etmediği, bu itibarla haklarında kesinleşen «delil tespiti» raporu ve ikinci bilirkişi kurulu raporuna göre denize yağ ve yakıtın boşalması suretiyle etkilenecek olan su ürünü miktarına göre tayin olunan 414.375,00 TL zarardan sorumlu olduğu, «haksız eylemin» ticari iş niteliği taşıdığı gerekçesiyle davalı...
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/9 d.iş sayılı dosyasında alınan raporun davacı bakımından kesinleştiği, Çevre Kanunu'ndaki hukuki sorumluluğa ilişkin hükümlerin «kusura» dayanmayan ve «kurtuluş kanıtı» getirilemeyen objektif sorumluluk olduğu, kazanın davalı şirketin işletmesinde iken meydana geldiği, Danıştay denetiminden geçerek kesinleşen ...
Şti. yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile 414.375,00 TL tazminatın 12.03.2005 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle tahsiline, diğer davalılar yönünden açılan davanın taraf «sıfatı yokluğundan» reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1444 E. 2021/2040 K.
Ortak:davanın konusu · kusur
İncelediğiniz karardaDavalı Modisk 3 Gemisi Donatanı vekili temyiz dilekçesinde özetle; «dava konusu» olayda tespit edilmiş bir kirliliğin bulunmadığının bilirkişilerce belirtildiğini, ancak yakıt kirliliğinden oluşması muhtemel bir tazminat hesabı yapıldığını, teknenin battığı 2002 yılından bu yana oluşmuş bir zararın olmadığını, bozma öncesi alınan bilirkişi raporlarında da teknenin yakıt tankının hasarlı olup olmadığının anlaşılmadığı ve herhangi bir yakıt sızıntısı görülemediğinin tespit edildiğini, teknenin boyutu ve türü dikkate alındığında «çatma» anında teknede bulunması muhtemel yakıt miktarının en fazla 40 litre olduğunu, batığın ahşap olduğu ve güçlü deniz dibi akıntıları dikkate alındığında deniz dibi yapılarına zarar verme riskinden bahsedilemeyeceğinin «bozma sonrası» alınan raporlarda da dile getirildiğini, bilirkişi raporlarında çevre kirliliğini oluşturacak muhtemel nedenlerin yakıt ve batıktan oluşacağı yönündeki tespitlerinin kirlilliğin gerçekten meydana gelmiş olduğu ve bu sebeple tazminata hükmedilmesi gerektiği sonucunu doğrumadığını, davacının somut olayda hiçbir zararının doğmadığını, olayın üzerinden geçen 20 yıl içinde davacı idarenin de batığın çıkarılması yönünde adım atmadığını, herhangi bir çevre kirliliği tespit edilmediğini, davacını ileride doğabilecek bir zarara karşılık tazminat istemesinin tazminat hukuku ile bağdaşmadığını, 2872 sayılı Kanun'a göre tazminat sorumluluğundan bahsedilebilmesi için bir kirliliğin meydana gelmiş olması gerektiğini, ancak ortada tespit edilmiş bir kirliliğin olmadığını, dolayısıyla Mahkemece tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin çatmada «kusuru» bulunmadığından diğer davalı ile birlikte «müteselsil sorumluluğuna» gidilemeyeceğini, bilirkişilerin teknede kalmış olabilecek yakıt miktarını tahmini olarak tank kapasitesinin yarısına tekabül eden miktar şeklinde 250 litre olarak …
… enizde oluşan çevre zararını talep yetkisi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığına ait olduğundan Maliye Bakanlığının açtığı davanın «aktif husumet» yönünden; 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun (2782 sayılı Kanun) 28 inci maddesi gereğince kaptanlar oluşan zarardan sorumlu olmadığından davalı gemi kaptanı aleyhine açılan davanın ise «pasif husumetten» reddi gerektiği zira işbu maddeye göre gemi malik ve «donatanlarının» «çatma» sonucu oluşan çevre kirliliğine ilişkin zarardan sorumlu olduğu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığının çatmaya karışan davalı donatan ve gemi malikleri aleyhine açtıkları davanın ise «dava konusu» çatmaya karışan “...” motorunun İstanbul Boğazı'nda battığı, ancak batığın bulunduğu mevki, derinlik, teknenin yakıt kapasitesi ve bulunduğu yerin potansiyel ciddi çevre kirliliği doğurmadığı, batığın 12 yıl geçmesine rağmen çıkartılmadığı ve çıkartılmasının yasal yükümlülük olmadığı, davacı kurumların aradan uzun süre geçmesine rağmen batığı çıkarmadığı, denizde fiilen gerçekleşen bir çevre kirliliği ve zarar tespit edilemediği, bir yandan batığın çıkartılmasının zorunluluk olmadığı ve çevre kirliliğinin gerçekleşmediği tespit edilirken diğer yandan deniz altında bulunan batık tekne nedeniyle ekolojik potansiyel tehlikeden bahsedilerek 3.000,00 USD’den 79.000,00 USD’ye kadar çevre kirliliği zararının oluştuğunu belirleyen bilirkişilerin henüz «gerçekleşmeyen zarara» ilişkin olarak ileride gerçekleşebileceğinden bahisle zarar tespit etmelerinin tazminat ilkeleri ile bağdaşmayacağı, dava konusu batık nedeniyle zararın oluşması h …
… oluşturduğu çevre kirliliğini de içeren bir tazminatın davalılarca ödenmesi gerektiğini, 2872 sayılı Kanun uyarınca tehlike sorumluluğu esasına göre oluşan zarardan «kusur» şartı aranmaksızın çatmanın meydana geldiği tarihte kirletenlerin sorumlu olması gerektiği dikkate alındığında zararının tümünün ...
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; «davanın konusu» ve uygulanacak kanun hükümlerine göre aktif taraf sıfatının T.C.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/9 D.iş sayılı dosyasında alınan raporun davacı bakımından kesinleştiği, Çevre Kanunu'ndaki hukuki sorumluluğa ilişkin hükümlerin «kusura» dayanmayan ve «kurtuluş kanıtı» getirilemeyen objektif sorumluluk olduğu, kazanın davalı şirketin işletmesinde iken meydana geldiği, Danıştay denetiminden geçerek kesinleşen Mersin 2.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:çıplak gemi kira sözleşmesi · kurtuluş kanıtı · gemi kira sözleşmesi · deniz ticareti · sıfat yokluğu · zilyetlik · delil tespiti · haksız eylem
Benzer bu karardaİdare Mahkemesi'nin 2008/1002 esas 2009/256 karar sayılı emsal kararı ve Çevre Kanun'un 28. maddesi hükmü uyarınca geminin «zilyetliğini» «çıplak gemi kirası sözleşmesi» uyarınca devralan davalı şirketin, kaptan vasıtasıyla kendi adına ve hesabına «deniz ticaretinde» kullanan kişi olarak kirleten sıfatıyla yol açtığı zarardan sorumlu olduğu, diğer davalıların oluşan zarardan sorumlu olmadığı, olay sebebiyle çevre kirliliğinin doğduğu sabit olmakla beraber kirlilik kavramının «kesin» ve açık olmaması sebebiyle tazmini gereken zararın kapsamının tayinin güç olduğu, hükme esas alınan ikinci bilirkişi raporu uyarınca geminin battığı yerin Zeytinburnu Demir Mahalli sınırlarının dışında olduğu ve bu mevkide deniz derinliğinin 60 metre olduğu, batığın en üst noktasından deniz yüzeyine olan mesafenin 55 metre olduğu ve bu mesafe üzerinden geçecek gemiler için tehlike yaratmayacağı, batığın çıkarılmasının ekonomik olarak bir anlam taşımadığı, davacı tarafından bu konuda yapılan bir gider olmadığı, Liman Başkanlığı ve idarenin bu hususta Limanlar Kanununun 7. maddesine göre yerine getirmesi gereken prosedürü yerine getirmediği, potansiyel ciddi bir çevre kirliliği «rizikosunun» bulunmadığı ve zararın doğmadığı, denize karışmış olan yağ ve yakıtın denizden çıkarılmasının mümkün olmadığı, ekolojik «hasar» olarak etkilenen su ürünlerinin değeri kapsamında takdir olunan tazminatın özü itibariyle yağ ve yakıtın denize boşalması sonucu doğan zarar kalemi kapsamında olduğu, davacının yağ ve yakıtın çıkartılması yönünde bir talep hakkının olmadığı, Çevre Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında kirleten olan ve aynı kanunun 28. maddesi gereğince verdiği zarardan sorumlu olan davalı şirketin, davacı tarafın itiraz etmediği, bu itibarla haklarında kesinleşen «delil tespiti» raporu ve ikinci bilirkişi kurulu raporuna göre denize yağ ve yakıtın boşalması suretiyle etkilenecek olan su ürünü miktarına göre tayin olunan 414.375,00 TL zarardan sorumlu olduğu, «haksız eylemin» ticari iş niteliği taşıdığı gerekçesiyle davalı Alize Denizcilik San. ve Tic.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/9 D.iş sayılı dosyasında alınan raporun davacı bakımından kesinleştiği, Çevre Kanunu'ndaki hukuki sorumluluğa ilişkin hükümlerin «kusura» dayanmayan ve «kurtuluş kanıtı» getirilemeyen objektif sorumluluk olduğu, kazanın davalı şirketin işletmesinde iken meydana geldiği, Danıştay denetiminden geçerek kesinleşen Mersin 2.
Şti. yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile 414.375,00 TL tazminatın 12.03.2005 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle tahsiline, diğer davalılar yönünden açılan davanın taraf «sıfatı yokluğundan» reddine dair verilen kararın davacı vekili ve davalı şirket vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/3464 E. 2017/2513 K.
Ortak:izafeten dava · donatan · pasif husumet · taraf ehliyeti · kusur · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… enizde oluşan çevre zararını talep yetkisi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığına ait olduğundan Maliye Bakanlığının açtığı davanın «aktif husumet» yönünden; 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun (2782 sayılı Kanun) 28 inci maddesi gereğince kaptanlar oluşan zarardan sorumlu olmadığından davalı gemi kaptanı aleyhine açılan davanın ise «pasif husumetten» reddi gerektiği zira işbu maddeye göre gemi malik ve «donatanlarının» «çatma» sonucu oluşan çevre kirliliğine ilişkin zarardan sorumlu olduğu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığının çatmaya karışan davalı donatan ve gemi malikleri aleyhine açtıkları davanın ise «dava konusu» çatmaya karışan “...” motorunun İstanbul Boğazı'nda battığı, ancak batığın bulunduğu mevki, derinlik, teknenin yakıt kapasitesi ve bulunduğu yerin potansiyel ciddi çevre kirliliği doğurmadığı, batığın 12 yıl geçmesine rağmen çıkartılmadığı ve çıkartılmasının yasal yükümlülük olmadığı, davacı kurumların aradan uzun süre geçmesine rağmen batığı çıkarmadığı, denizde fiilen gerçekleşen bir çevre kirliliği ve zarar tespit edilemediği, bir yandan batığın çıkartılmasının zorunluluk olmadığı ve çevre kirliliğinin gerçekleşmediği tespit edilirken diğer yandan deniz altında bulunan batık tekne nedeniyle ekolojik potansiyel tehlikeden bahsedilerek 3.000,00 USD’den 79.000,00 USD’ye kadar çevre kirliliği zararının oluştuğunu belirleyen bilirkişilerin henüz «gerçekleşmeyen zarara» ilişkin olarak ileride gerçekleşebileceğinden bahisle zarar tespit etmelerinin tazminat ilkeleri ile bağdaşmayacağı, dava konusu batık nedeniyle zararın oluşması h …
… ndığında birinci maddede açıklanan miktarın daha kabul edilebilir bir yaklaşım olacağının bilirkişilerce açıklandığı gerekçesiyle davacı Maliye Bakanlığı bakımından «aktif husumet ehliyeti» yokluğu nedeni ile davanın reddi kararı kesinleştiğinden yeniden karar «verilmesini yer olmadığına», davacı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı tarafından davalı Modisk 3 Gemisi kaptanı Ignatento Aleksandr Yuryevich aleyhine açılan davanın «pasif husumet ehliyeti» yoktuğu nedeni ile davanın reddi kararı kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davalı Modisk 3 Gemisi Donatanı Modisk Shipping CO.
Motoru ve Modisk 3 Gemisi Donatanlarından müteselsilen talep haklarının olduğunu, bu tespitlere rağmen Modisk Gemisi kaptanı hakkında davanın «pasif husumetten» reddi kararının doğru olmadığını, davacı Maliye Bakanlığı yönünden verilen kararın hatalı olduğunu, bozmada bu konuya değinilmediğini, Maliye Bakanlığı tarafından üstlenilen bedellerle çevre zararı önlenmeye çalışıldığından hazine zararı yönünden Maliye Bakanlığının «husumet ehliyetinin» olduğunu, lehlerine hükmedilen vekâlet ücreti kabul edilen miktar üzerinden hesaplanması gerekirken maktu vekâlet ücretine hükmedildiğini, birden fazla davacı olduğunun unutulduğunu, davalılar lehine fazla «vekalet ücretine» hükmedildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu kararda… ru ve dosya kapsamına göre, Çevre Kanunu 2. maddesine göre çevre kirliliğine neden olan bir faaliyet yürüten kişinin kirleten olduğu, dolayısıyla kirleten sıfatının «donatanlara» ait bulunduğu, kaptanların donatanlara «hizmet sözleşmesi» ile bağlı gemi adamları olduğundan pasif dava «ehliyetlerinin» olmadığı, çevre kirliliğinden doğan zararların «kusura» dayanmadığı, davalıların eylemi ile zarar arasında «illiyet bağı» bulunduğu, toplam zarar miktarının 2.696.360 USD olduğu, 818 sayılı BK'nın 83. maddesi uyarınca tazminatın memleket parası ile hesaplanması gerektiği, birleşen davada 818 sayılı BK'nın 60. maddesine göre 1 ve 10 yıllık «zamanaşımına» tabi bulunduğu, olayın 07.11.1999 tarihinde gerçekleştiği, birleşen davanın 28.05.2002 tarihinde açıldığı gerekçesiyle, asıl davanın 1 ve 2 nolu davalılar yönünden kısmen kabulüne, 1.320.895,53 TL'nin olay tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline, 3 ve 4 nolu davalılar yönünden «pasif husumetten» davanın reddine, birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, asıl ve ek kararı, davalı ...'ye «izafeten» «acentesi» ... ise asıl kararı temyiz etmiştir.
Davalı ...'ye «izafeten» «acentesi» ... vekili, ek kararın bozulmasına dair Dairemiz ilamına karşı karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:tavzih · illiyet bağı · acentelik · hizmet sözleşmesi · zamanaşımı
Benzer bu kararda… ru ve dosya kapsamına göre, Çevre Kanunu 2. maddesine göre çevre kirliliğine neden olan bir faaliyet yürüten kişinin kirleten olduğu, dolayısıyla kirleten sıfatının «donatanlara» ait bulunduğu, kaptanların donatanlara «hizmet sözleşmesi» ile bağlı gemi adamları olduğundan pasif dava «ehliyetlerinin» olmadığı, çevre kirliliğinden doğan zararların «kusura» dayanmadığı, davalıların eylemi ile zarar arasında «illiyet bağı» bulunduğu, toplam zarar miktarının 2.696.360 USD olduğu, 818 sayılı BK'nın 83. maddesi uyarınca tazminatın memleket parası ile hesaplanması gerektiği, birleşen davada 818 sayılı BK'nın 60. maddesine göre 1 ve 10 yıllık «zamanaşımına» tabi bulunduğu, olayın 07.11.1999 tarihinde gerçekleştiği, birleşen davanın 28.05.2002 tarihinde açıldığı gerekçesiyle, asıl davanın 1 ve 2 nolu davalılar yönünden kısmen kabulüne, 1.320.895,53 TL'nin olay tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline, 3 ve 4 nolu davalılar yönünden «pasif husumetten» davanın reddine, birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, gerekçeli karar başlığının düzeltilmesi için «tavzih» talebinde bulunmuş, mahkemece 26.09.2014 tarihli ek kararla talep reddedilmiştir.
Davacı vekili, asıl ve ek kararı, davalı ...'ye «izafeten» «acentesi» ... ise asıl kararı temyiz etmiştir.
Dairemizce davacı ve davalı ... ... vekilinin temyiz itirazının kabulü ile asıl davaya yönelik hükmün ve «tavzih» talebinin reddine dair 26.09.2014 tarihli ek kararın bozulmasına, asıl davaya ilişkin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2022/2400 E. , 2023/2376 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ticaret Mahkemesi (Denizcilik İhtisas Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2019/188 Esas, 2021/476 Karar
KARAR Kısmen kabul
Taraflar arasındaki alacak davasının bozma ilamına uyularak yapılan yargılaması sonunda Mahkemece davanın davacı Maliye Bakanlığı yönünden aktif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair karar ve davacı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Denizcilik Genel Müdürlüğü tarafından davalı Modisk 3 Gemisi kaptanı hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine dair karar kesinleştiğinden bunlar hakkında yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davacı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı tarafından diğer davalılar aleyhine açılan davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
Mahkeme kararı, taraflar vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde;
06. 06.2002 tarihinde saat 00.10 sularında İstanbul Boğazı Kuruçeşme önlerinde Kamboçya bayraklı “MODISK-3” isimli kuru yük gemisi ile T.C. bayraklı “...” isimli yolcu motorunun çatışması neticesinde meydana gelen deniz kazasında “...” isimli yolcu motorunun battığını ileri sürerek tekne bünyesindeki yakıt ve yağın denize karışması sonucunda oluşabilecek çevre kirliliğini önlemek için batık yolcu motorunun çıkartılma ve uygun yere çekilme maliyetinin karşılanması hususundaki tazminat miktarı olan 79.000,00 USD’nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı “...” motoru donatanı ... vekili cevap dilekçesinde; tazmini talep edilen tutarın çevreye verildiği iddia edilen zarar ve kirliliğin temizlenmesi işlemi için mi yoksa batığın çıkarılması işlemi için mi harcanacağının belli olmadığını, müvekkili ...'ın teknenin kaptanı değil donatanı olduğunu, tazminat davası açılabilmesi için çevre zararının mevcudiyeti ve seyir durumuna engel teşkil edecek durumun varlığının gerektiğini ancak böyle bir durumun bulunmadığını, batan teknenin küçük yolcu motoru olduğu ve günlük seferin sonunda olayın meydana gelmesi sebebiyle küçük kapasiteli motorin yakıt deposunun adeta boş olduğunu, teknenin ahşap ve parçalanmış bir şekilde 30 m. derinlikte bulunması nedeniyle seyir emniyetini menfi yönde etkilemeyeceğini, talep edilen tazminat miktarının fahiş olduğunu, müvekkilinin deniz serveti battığından mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (mülga 6762 sayılı Kanun) 948 inci maddesi ile 1924 Brüksel ve 1976 LLMC Konvansyonları gereği donatan olarak artık sınırlı bir sorumluluğunun dahi kalmadığını, Türkiye'de vuku bulan bir olayla ilgili dolar üzerinden talepte bulunulamayacağını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
2.Diğer davalılar vekili cevap dilekçesinde; geminin idaresinden sorumlu kaptanın husumet yöneltilen müvekkili değil başka bir kişi olduğunu, bu nedenle kendisine husumet yöneltilemeyeceğini, 618 sayılı Limanlar Kanunu’nun (618 sayılı Kanun) 7 ve 11 inci maddeleri uyarınca sorumluluğun batan gemilerin sahip, kaptan ve acentelerinde olduğunu, dava konusu zararın doğmadığını, çatmada müvekkili donatana ait geminin kusursuz olduğunu, kendisine sorumluluk atfedilecek her davalının müşterek ve müteselsilen değil kusuru oranında sorumlu olduğunu, batık olan yolcu motorunun battığı mevkinin derinlik ve koordinatı itibariyle seyir emniyetine engel teşkil etmediğini, ayrıca ahşap olması sebebiyle kaza tarihinden bu yana güçlü boğaz akıntılarının etkisiyle parçalanmış ve sürüklenmiş olabileceğini, teknenin gezi teknesi olması dolayısıyla mevcut mazotun kaza anında yok olmasının kuvvetle muhtemel olduğunu savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. MAHKEME KARARLARI, BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ
A. Mahkemece Verilen İlk Karar
Mahkemece 07.05.2015 tarih, 2014/300 E. ve 2015/186 K. sayılı kararı ile denizde oluşan çevre zararını talep yetkisi Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığına ait olduğundan Maliye Bakanlığının açtığı davanın aktif husumet yönünden; 2872 sayılı Çevre Kanunu’nun (2782 sayılı Kanun) 28 inci maddesi gereğince kaptanlar oluşan zarardan sorumlu olmadığından davalı gemi kaptanı aleyhine açılan davanın ise pasif husumetten reddi gerektiği zira işbu maddeye göre gemi malik ve donatanlarının çatma sonucu oluşan çevre kirliliğine ilişkin zarardan sorumlu olduğu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığının çatmaya karışan davalı donatan ve gemi malikleri aleyhine açtıkları davanın ise dava konusu çatmaya karışan “...” motorunun İstanbul Boğazı'nda battığı, ancak batığın bulunduğu mevki, derinlik, teknenin yakıt kapasitesi ve bulunduğu yerin potansiyel ciddi çevre kirliliği doğurmadığı, batığın 12 yıl geçmesine rağmen çıkartılmadığı ve çıkartılmasının yasal yükümlülük olmadığı, davacı kurumların aradan uzun süre geçmesine rağmen batığı çıkarmadığı, denizde fiilen gerçekleşen bir çevre kirliliği ve zarar tespit edilemediği, bir yandan batığın çıkartılmasının zorunluluk olmadığı ve çevre kirliliğinin gerçekleşmediği tespit edilirken diğer yandan deniz altında bulunan batık tekne nedeniyle ekolojik potansiyel tehlikeden bahsedilerek 3.000,00 USD’den 79.000,00 USD’ye kadar çevre kirliliği zararının oluştuğunu belirleyen bilirkişilerin henüz gerçekleşmeyen zarara ilişkin olarak ileride gerçekleşebileceğinden bahisle zarar tespit etmelerinin tazminat ilkeleri ile bağdaşmayacağı, dava konusu batık nedeniyle zararın oluşması halinde zararın oluştuğu tarihten itibaren davacıların tazminat talep edebileceği, fiilen oluşmayan bir zararın tazminin talep edilemeyeceği gerekçesiyle koşulları oluşmayan tazminat isteminin reddine karar verilmiş, davacı vekili temyiz etmiştir.
B. Bozma Kararı
Dairemizin 03.07.2017 tarih, 2015/12965 E. ve 2017/4048 K. sayılı kararı ile dosyada alınan bilirkişi raporlarına göre batığın ve içerisinde bulunan yakıtın çevre kirliliğine yol açtığı anlaşıldığından böyle bir çevre kirliliği nedeniyle ödenmesi gereken tazminat hususunda bilirkişi kurulundan ek rapor veya yeni bir bilirkişi kurulundan rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde çevre kirliliğinin oluşmadığından bahisle yanılgılı değerlendirmeye dayalı, yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle Mahkemenin kararı bozulmuştur.
Davalılar ...-3 Gemisi Donatanı ... Shıppıng Co. S.A.'ya izafeten... Denizcilik Turizm Danışmanlık Tanıtım ve Eğitim Tic. Ltd. Şti. ve ..-3 Gemisi Kaptanı Ignatento Aleksandr Yuryevıc vekilinin karar düzeltme talebi Dairemizin 22.05.2019 tarih, 2017/4193 E. ve 2019/4063 K. sayılı kararı ile reddedilmiştir.
C. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar
Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararında; her ne kadar çevreye ilişkin bir zarar tespit edilememiş olsa da gerek Yargıtay bozma ilamı gerekse yakıt tankının henüz tamamen parçalanmamış, içindeki yakıtın çevreye karışmamış olma durumu gözetilerek teknenin battığı anda depolarında bulunması muhtemel yakıt miktarı üzerinden bir hesaplama yapılması ve mevcut bu yakıtın tamamı (henüz karışmamış olsa dahi) deniz çevresine karışmış kabul edilmek suretiyle hesaplamaya esas alınması gerektiği, yakıttan kaynaklanan bir kirlenmeye müdahalenin söz konusu olmadığı, dolayısıyla temizleme maliyetinin olmadığı, buna göre de bilirkişi raporunda açıklanan 3 maliyet bileşeninden birinci maddenin hesaba katılmasına gerek olmadığı öngörüldüğünde toplam maliyetin 1584 + 2805 USD= 4.389,00 USD olacağı, maliyet bileşenlerinin tümü dikkate alındığında ise toplam maliyetin 5.247,00 USD olacağı şeklinde iki farklı değerlendirmenin öngörülebileceği, ancak yakıt miktarının azlığı, uçuculuk özelliği, kaza bölgesinde temizlik amacıyla müdahale yapılmasına gerek kalmadığı hususları dikkate alındığında birinci maddede açıklanan miktarın daha kabul edilebilir bir yaklaşım olacağının bilirkişilerce açıklandığı gerekçesiyle davacı Maliye Bakanlığı bakımından aktif husumet ehliyeti yokluğu nedeni ile davanın reddi kararı kesinleştiğinden yeniden karar verilmesini yer olmadığına, davacı Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı tarafından davalı Modisk 3 Gemisi kaptanı Ignatento Aleksandr Yuryevich aleyhine açılan davanın pasif husumet ehliyeti yoktuğu nedeni ile davanın reddi kararı kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına, davalı Modisk 3 Gemisi Donatanı Modisk Shipping CO.
SA'ya izafeten Albross Denizcilik Tur. Dan. Tan. ve Eği. Tic. Ltd. Şti. ile ... Motoru Donatanı ... hakkındaki davanın kısmen kabulü ile 4.389,00 USD'nin olay tarihi olan 16.06.2002 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun'un (3095 sayılı Kanun) 4/a maddesi uyarınca devlet bankalarının USD ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden işleyecek faizi ile birlikte davalılardan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya dair talebin reddine karar verilmiştir.
IV. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraflar vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
1.Davacılar vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece bozma ilamına uygun karar verilmediğini, batık tekneye ilişkinin gerekçenin bozma ilamına aykırı olduğunu, yakıt tankının ahşap olmadığı ve motorunun mevcut olduğu dikkate alındığında kazaya sebebiyet veren geminin ahşap olduğu iddiasını yersiz olduğunu, 618 sayılı Kanun'un 7 nci maddesi uyarınca liman idaresinin batığı çıkarmakla görevli olmasına rağmen batığın çıkarılmasına gerek olmadığı gerekçesinin hukuka aykırı olduğunu, bozma ilamında bilirkişi Doç. Dr. Erdoğan Akuş'un raporunun hükme esas alınması gerektiği belirtilmesine rağmen adıgeçen vefat ettiğinden kendisi tarafından ek rapor hazırlanamayacağından bilirkişilerce o rapor istikametinde rapor hazırlanması gerektiğine dair itirazlarının kabul görmediğini, kararda sadece yakıtın verdiği zararın hesaplandığını, tekne yağlarının verdiği zararın hesaplanmadığını, batığın çıkarılması maliyetinin ise hiç yapılmadığını, batık nedeniyle çevre kirliliğinin devam ettiğini, ilgililer hakkında 2872 sayılıKanun'un 28 inci maddesi uyarınca gerekli işlemlerin başlatılması gerekirken bunun yapılmadığını, yakıtın yıllar sonra da denize sızabileceği dikkate alınarak balık adam marifetiyle yakıt tankının tahliyesi gerekirken kazaya sebebiyet verenler tarafından buna yönelik bir işlem yapılmaması sebebiyle zararın giderek büyüdüğünü, henüz bir deniz kirliliğinin meydana gelmediği için tazminat tutarının kirlilik temizliğini kapsamadığı şeklindeki bilirkişi görüşüne itibar edilemeyeceğini, yine batığın çıkarılmasına gerek olmadığı yönündeki bilirkişi görüşünün bilimsellikten uzak olduğunu, batık çıkarılmadığı takdirde oluşturduğu çevre kirliliğini de içeren bir tazminatın davalılarca ödenmesi gerektiğini, 2872 sayılı Kanun uyarınca tehlike sorumluluğu esasına göre oluşan zarardan kusur şartı aranmaksızın çatmanın meydana geldiği tarihte kirletenlerin sorumlu olması gerektiği dikkate alındığında zararının tümünün ...
Motoru ve Modisk 3 Gemisi Donatanlarından müteselsilen talep haklarının olduğunu, bu tespitlere rağmen Modisk Gemisi kaptanı hakkında davanın pasif husumetten reddi kararının doğru olmadığını, davacı Maliye Bakanlığı yönünden verilen kararın hatalı olduğunu, bozmada bu konuya değinilmediğini, Maliye Bakanlığı tarafından üstlenilen bedellerle çevre zararı önlenmeye çalışıldığından hazine zararı yönünden Maliye Bakanlığının husumet ehliyetinin olduğunu, lehlerine hükmedilen vekâlet ücreti kabul edilen miktar üzerinden hesaplanması gerekirken maktu vekâlet ücretine hükmedildiğini, birden fazla davacı olduğunun unutulduğunu, davalılar lehine fazla vekalet ücretine hükmedildiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
2.Davalı ... motoru sahibi mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde özetle: 2872 sayılı Kanun'un 28 inci maddesi gereği dava konusu tazminatın zaman aşımına uğradığını, denizcilere ilan fasikülünde dava konusu tekne ile ilgili bir batık tespitine yer verilmediğini, Devlet tarafından temizlenip bedeli istenilen bir talep de olmadığına göre ortada çevreyi kirleten bir tekneden bahsedilemeyeceğini, teknenin boyutu ve bulundurulabileceği azami yakıt miktarı bilirkişilerce hesaplanmışsa da çevreye verilmiş bir zarar tespiti olmadığından davanın reddi gerektiğini, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 1003 üncü maddesi dikkate alındığında ortada yararlanılabilir bir enkaz da olmadığına göre müvekkilinin maddede sayılan yükümlülüklerden sorumluluğunun bulunmadığını, tazminatın 146 litre kalmış yakıttan kaynaklanalabileceğinden hareket ediliyorsa bu tespitin de 5312 sayılı Deniz Çevresinden Petrol ve Diğer Zararları Maddelerin Kirlenmesinde Acil Durumlarda Müdahale Ve Zararların Tazmini Esaslarına Dair Kanun hükümlerine göre yapılması gerektiğini ancak bahse konu Kanun'un beşyüz grosstondan küöük gemileri kapsamadığını, gerekçeye göre davanın konusuz kalması gerektiğini, 27.11.2019 tarihli ve 3061 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan Deniz Kaza ve Olayların İnceleme Yönetmeliğine göre müvekkili teknesi ile ilgili olarak deniz kazaları hükümlerine göre değerlendirilmemesi, çatma hükümlerinin MODİSK Gemisi hakkında incelenebileceğini, geçimini balıkçılıkla sağlayan küçük balıkçı teknesinin olduğu yerde başka bir deniz aracı tarafından zayı oluşunun aynı derecede değerlendirilmemesi gerektiğini, ahşap teknenin dağılmış yok olmuş olmasının muhtemel olması sebebi ile fiziken çıkarılmadığı dolaysıyla bunun için bir masraf yapılmadığının sabit olduğu, olay sırasında teknede bulunan müvekkilinin kardeşinin tekne ile birlikte kaybolduğu ve ihtimal verilse idi naaşının bulunması için çaba sarf edilebileceği husuları birlikte değerlendirildiğinde olayların tek yönlü ele alınmasının hakkaniyete aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
3. Davalı Modisk 3 Gemisi Donatanı vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu olayda tespit edilmiş bir kirliliğin bulunmadığının bilirkişilerce belirtildiğini, ancak yakıt kirliliğinden oluşması muhtemel bir tazminat hesabı yapıldığını, teknenin battığı 2002 yılından bu yana oluşmuş bir zararın olmadığını, bozma öncesi alınan bilirkişi raporlarında da teknenin yakıt tankının hasarlı olup olmadığının anlaşılmadığı ve herhangi bir yakıt sızıntısı görülemediğinin tespit edildiğini, teknenin boyutu ve türü dikkate alındığında çatma anında teknede bulunması muhtemel yakıt miktarının en fazla 40 litre olduğunu, batığın ahşap olduğu ve güçlü deniz dibi akıntıları dikkate alındığında deniz dibi yapılarına zarar verme riskinden bahsedilemeyeceğinin bozma sonrası alınan raporlarda da dile getirildiğini, bilirkişi raporlarında çevre kirliliğini oluşturacak muhtemel nedenlerin yakıt ve batıktan oluşacağı yönündeki tespitlerinin kirlilliğin gerçekten meydana gelmiş olduğu ve bu sebeple tazminata hükmedilmesi gerektiği sonucunu doğrumadığını, davacının somut olayda hiçbir zararının doğmadığını, olayın üzerinden geçen 20 yıl içinde davacı idarenin de batığın çıkarılması yönünde adım atmadığını, herhangi bir çevre kirliliği tespit edilmediğini, davacını ileride doğabilecek bir zarara karşılık tazminat istemesinin tazminat hukuku ile bağdaşmadığını, 2872 sayılı Kanun'a göre tazminat sorumluluğundan bahsedilebilmesi için bir kirliliğin meydana gelmiş olması gerektiğini, ancak ortada tespit edilmiş bir kirliliğin olmadığını, dolayısıyla Mahkemece tazminata hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin çatmada kusuru bulunmadığından diğer davalı ile birlikte müteselsil sorumluluğuna gidilemeyeceğini, bilirkişilerin teknede kalmış olabilecek yakıt miktarını tahmini olarak tank kapasitesinin yarısına tekabül eden miktar şeklinde 250 litre olarak hesapladıklarını ancak bozma öncesi alınan raporlarda en aleyhe durumda dahi bu miktarın 142,50 litre olabileceğinin belirtildiğini, bilirkişilerce makul olarak nitelendirilen takdiri yakıt miktarının kabul edilebilir olmadığını, ortada herhangi bri kirlilik olmadığı halde tazminata dayalı yapılan hesaplamaların takdiri ve subjektif nitelikte varsayıma dayalı olduklarını, aradan geçen 20 yıldan sonra dalgıç marifetiyle tekneden ne kadar yakıt kaldığı verisine ulaşmak da mümkün olmadığından yapılabilecek tüm hesapların ortada kirlilik olmamasına rağmen varsayıma dayalı olduğunu belirterek kararın tazminat yönünden bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, İstanbul Boğazı'nda meydana gelen kaza neticesinde batan tekneden kaynaklanabilecek çevre kirliliğinin önlenmesi için talep olunan tazminat talebine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
2872 sayılı Kanun'un 8, 28 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına göre, taraflar vekillerinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
V. KARAR
Açıklanan sebeple;
Taraflar vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA,
Temyiz harcı peşin alındığından davalılardan başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,
Davacılar harçtan muaf olduğundan, harç alınmasına yer olmadığına,
Dosyanın mahkemesine gönderilmesine,
24.04.2023 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/932790700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz