Tazminat
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2016/3464 E. 2017/2513 K. ·
BozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Zamanaşımı
- 10 yıllık
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
pasif dava ehliyeti (husumet)↗ izafeten dava↗ tavzih↗ donatan↗ illiyet bağı↗ acentelik↗ hizmet sözleşmesi↗ pasif husumet↗ taraf ehliyeti↗ kusur↗ zamanaşımı↗ husumet↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, Çevre Kanunu 2. maddesine göre çevre kirliliğine neden olan bir faaliyet yürüten kişinin kirleten olduğu, dolayısıyla kirleten sıfatının donatanlara ait bulunduğu, kaptanların donatanlara hizmet sözleşmesi ile bağlı gemi adamları olduğundan pasif dava ehliyetlerinin olmadığı, çevre kirliliğinden doğan zararların kusura dayanmadığı, davalıların eylemi ile zarar arasında illiyet bağı bulunduğu, toplam zarar miktarının 2.696.360 USD olduğu, 818 sayılı BK'nın 83. maddesi uyarınca tazminatın memleket parası ile hesaplanması gerektiği, birleşen davada 818 sayılı BK'nın 60. maddesine göre 1 ve 10 yıllık zamanaşımına tabi bulunduğu, olayın 07.11.1999 tarihinde gerçekleştiği, birleşen davanın 28.05.2002 tarihinde açıldığı gerekçesiyle, asıl davanın 1 ve 2 nolu davalılar yönünden kısmen kabulüne, 1.320.895,53 TL'nin olay tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline, 3 ve 4 nolu davalılar yönünden pasif husumetten davanın reddine, birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, gerekçeli karar başlığının düzeltilmesi için tavzih talebinde bulunmuş, mahkemece 26.09.2014 tarihli ek kararla talep reddedilmiştir.
Davacı vekili, asıl ve ek kararı, davalı ...'ye izafeten acentesi ... ise asıl kararı temyiz etmiştir. Dairemizce davacı ve davalı ... ... vekilinin temyiz itirazının kabulü ile asıl davaya yönelik hükmün ve tavzih talebinin reddine dair 26.09.2014 tarihli ek kararın bozulmasına, asıl davaya ilişkin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına karar verilmiştir.
Davalı ...'ye izafeten acentesi ... vekili, ek kararın bozulmasına dair Dairemiz ilamına karşı karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı ... ...'ye ... acentesi ... vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Tazminat 🔁 aynen tekrar
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2014/17985 E. 2015/12485 K.
Ortak:izafeten dava · tavzih · donatan · illiyet bağı · acentelik · hizmet sözleşmesi · pasif husumet · taraf ehliyeti · dava şartı · zamanaşımı 10 yıllık · Tazminat
İncelediğiniz kararda… ru ve dosya kapsamına göre, Çevre Kanunu 2. maddesine göre çevre kirliliğine neden olan bir faaliyet yürüten kişinin kirleten olduğu, dolayısıyla kirleten sıfatının «donatanlara» ait bulunduğu, kaptanların donatanlara «hizmet sözleşmesi» ile bağlı gemi adamları olduğundan pasif dava «ehliyetlerinin» olmadığı, çevre kirliliğinden doğan zararların «kusura» dayanmadığı, davalıların eylemi ile zarar arasında «illiyet bağı» bulunduğu, toplam zarar miktarının 2.696.360 USD olduğu, 818 sayılı BK'nın 83. maddesi uyarınca tazminatın memleket parası ile hesaplanması gerektiği, birleşen davada 818 sayılı BK'nın 60. maddesine göre 1 ve 10 yıllık «zamanaşımına» tabi bulunduğu, olayın 07.11.1999 tarihinde gerçekleştiği, birleşen davanın 28.05.2002 tarihinde açıldığı gerekçesiyle, asıl davanın 1 ve 2 nolu davalılar yönünden kısmen kabulüne, 1.320.895,53 TL'nin olay tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline, 3 ve 4 nolu davalılar yönünden «pasif husumetten» davanın reddine, birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, asıl ve ek kararı, davalı ...'ye «izafeten» «acentesi» ... ise asıl kararı temyiz etmiştir.
Davalı ...'ye «izafeten» «acentesi» ... vekili, ek kararın bozulmasına dair Dairemiz ilamına karşı karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Benzer bu kararda… ru ve dosya kapsamına göre, Çevre Kanunu 2. maddesine göre çevre kirliliğine neden olan bir faaliyet yürüten kişinin kirleten olduğu, dolayısıyla kirleten sıfatının «donatanlara» ait bulunduğu, kaptanların donatanlara «hizmet sözleşmesi» ile bağlı gemi adamları olduğundan pasif dava «ehliyetlerinin» olmadığı, çevre kirliliğinden doğan zararların «kusura» dayanmadığı, davalıların eylemi ile zarar arasında «illiyet bağı» bulunduğu, toplam zarar miktarının 2.696.360 USD olduğu, 818 sayılı BK'nın 83. maddesi uyarınca tazminatın memleket parası ile hesaplanması gerektiği, birleşen davada 818 sayılı BK'nın 60. maddesine göre 1 ve 10 yıllık «zamanaşımına» tabi bulunduğu, olayın 07.11.1999 tarihinde gerçekleştiği, birleşen davanın 28.05.2002 tarihinde açıldığı gerekçesiyle, asıl davanın 1 ve 2 nolu davalılar yönünden kısmen kabulüne, 1.320.895,53 TL'nin olay tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline, 3 ve 4 nolu davalılar yönünden «pasif husumetten» davanın reddine, birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Gemisi Donatanı ... «izafeten» «acentesi» .... gösterilmiş, hüküm kısmında ise davanın 1 ve 2 nolu davalılar yönünden kısmen kabulüne karar verilmiş, davacı tarafın karar başlığının düzeltilmesine yönelik «tavzih» dilekçesi de hata bulunmadığı gerekçesiyle reddedilmiştir.
Gemisi Donatanı ...'ye «izafeten» «acentesi» .... ise asıl kararı temyiz etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zamanaşımının kesilmesi · infazda tereddüt · ceza zamanaşımı · haksız eylem · maddi hata · infaz · temsil
Benzer bu karardaSomut olayda ise, davacı tarafın «maddi hata» dilekçesi nazara alınmadığı gibi, hüküm bu haliyle «infazda tereddüte» neden olacak niteliktedir.
Bu itibarla, mahkemece davacının «maddi hata» dilekçesi nazara alınarak, gerekçeli kararın «infazda tereddüte» neden olmayacak şekilde düzenlenerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, asıl davaya yönelik hükmün ve «tavzih» talebinin reddine dair 26.09.2014 tarihli ek kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Bu itibarla, mahkemece davacının «haksız eylem» devam ettiği sürece «zamanaşımının kesilmeyeceğine» yönelik itirazı ve olayda «ceza zamanaşımı» süresinin uygulanıp uygulanmayacağı değerlendirilerek, neticesine göre bir karar vermek gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır.
Oysa, davacı taraf geminin halen deniz altında bulunduğunu, çevreye korozyona dayalı olarak halen zarar verdiğini, «haksız eylem» devam ettiği sürece «zamanaşımının kesilmeyeceğini» ileri sürdüğü gibi, davalıların eylemi 765 sayılı TCK'nın 383. maddesi uyarınca suç teşkil etmekte olup, zamanaşımı süresi de 102/4. maddeye göre 5 yıldır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12959 E. 2018/7928 K.
Ortak:donatan · husumet · dava şartı · Tazminat
İncelediğiniz kararda… ru ve dosya kapsamına göre, Çevre Kanunu 2. maddesine göre çevre kirliliğine neden olan bir faaliyet yürüten kişinin kirleten olduğu, dolayısıyla kirleten sıfatının «donatanlara» ait bulunduğu, kaptanların donatanlara «hizmet sözleşmesi» ile bağlı gemi adamları olduğundan pasif dava «ehliyetlerinin» olmadığı, çevre kirliliğinden doğan zararların «kusura» dayanmadığı, davalıların eylemi ile zarar arasında «illiyet bağı» bulunduğu, toplam zarar miktarının 2.696.360 USD olduğu, 818 sayılı BK'nın 83. maddesi uyarınca tazminatın memleket parası ile hesaplanması gerektiği, birleşen davada 818 sayılı BK'nın 60. maddesine göre 1 ve 10 yıllık «zamanaşımına» tabi bulunduğu, olayın 07.11.1999 tarihinde gerçekleştiği, birleşen davanın 28.05.2002 tarihinde açıldığı gerekçesiyle, asıl davanın 1 ve 2 nolu davalılar yönünden kısmen kabulüne, 1.320.895,53 TL'nin olay tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline, 3 ve 4 nolu davalılar yönünden «pasif husumetten» davanın reddine, birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, davacıların davalı ... “...” gemisi «donatanı» ...
Şti. aleyhine açtığı davanın kısmen kabulü ile 462.279.00 TL'nin olay tarihi 06.10.2002 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte işbu davalıdan tahsiline, davalı gemi kaptanı ... aleyhine açtığı davanın, davalının Çevre Kanunu gereğince kirleten olmadığı, bu nedenle dava konusu zarardan işbu davalının sorumlu olmadığı gerekçesiyle, «husumet» yönünden reddine dair verilen kararın davacı vekili ve katılma yoluyla davalı şirket vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:avans faizi
Benzer bu karardaŞti. aleyhine açtığı davanın kısmen kabulü ile 462.279.00 TL'nin olay tarihi 06.10.2002 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte işbu davalıdan tahsiline, davalı gemi kaptanı ... aleyhine açtığı davanın, davalının Çevre Kanunu gereğince kirleten olmadığı, bu nedenle dava konusu zarardan işbu davalının sorumlu olmadığı gerekçesiyle, «husumet» yönünden reddine dair verilen kararın davacı vekili ve katılma yoluyla davalı şirket vekilince temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/7089 E. 2016/6225 K.
Ortak:donatan · taraf ehliyeti · kusur · husumet · dava şartı · Tazminat
İncelediğiniz kararda… ru ve dosya kapsamına göre, Çevre Kanunu 2. maddesine göre çevre kirliliğine neden olan bir faaliyet yürüten kişinin kirleten olduğu, dolayısıyla kirleten sıfatının «donatanlara» ait bulunduğu, kaptanların donatanlara «hizmet sözleşmesi» ile bağlı gemi adamları olduğundan pasif dava «ehliyetlerinin» olmadığı, çevre kirliliğinden doğan zararların «kusura» dayanmadığı, davalıların eylemi ile zarar arasında «illiyet bağı» bulunduğu, toplam zarar miktarının 2.696.360 USD olduğu, 818 sayılı BK'nın 83. maddesi uyarınca tazminatın memleket parası ile hesaplanması gerektiği, birleşen davada 818 sayılı BK'nın 60. maddesine göre 1 ve 10 yıllık «zamanaşımına» tabi bulunduğu, olayın 07.11.1999 tarihinde gerçekleştiği, birleşen davanın 28.05.2002 tarihinde açıldığı gerekçesiyle, asıl davanın 1 ve 2 nolu davalılar yönünden kısmen kabulüne, 1.320.895,53 TL'nin olay tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline, 3 ve 4 nolu davalılar yönünden «pasif husumetten» davanın reddine, birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaDavacı, söz konusu zararın tahsili için gemi «donatanı» ile gemi kaptanı hakkında işbu davayı açmış ise de mahkemece davalı gemi kaptanı hakkında, gemide iş sözleşmesi ile çalışan bir «gemi adamı» olduğu ve Çevre Kanunu anlamında bir faaliyeti olmadığından kirleten olmadığı, bu nedenle davada taraf sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle pasif dava «ehliyeti» yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
Gerek hükme esas alınan bilirkişi raporunda gerekse 01.10.2013 tarihli bilirkişi ek raporunda isabetli olarak, Çevre Kanunu'nun 2. maddesi gereğince davalı gemi kaptanının da kirleten sıfatına sahip olduğu ve aynı Kanun'un 28. maddesi hükmü gereğince çevre zararından sorumlu olduğu, hatta sorumluluk için «kusur» şartının gerçekleşmesinin gerekmediği, davalı kaptanın pasif dava «ehliyetinin» bulunduğu belirtilmiştir.
Bayraklı “...” gemisi «donatanı» ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:gemi adamı · avans faizi
Benzer bu karardaŞti. aleyhine açtığı davanın kısmen kabulü ile 462.279.00 TL'nin olay tarihi 06.10.2002 tarihinden itibaren işleyecek «avans faizi» ile birlikte işbu davalıdan tahsiline, davalı gemi kaptanı ... aleyhine açtığı davanın, davalının Çevre Kanunu gereğince kirleten olmadığı, bu nedenle dava konusu zarardan işbu davalının sorumlu olmadığı gerekçesiyle, «husumet» yönünden reddine karar verilmiştir.
Davacı, söz konusu zararın tahsili için gemi «donatanı» ile gemi kaptanı hakkında işbu davayı açmış ise de mahkemece davalı gemi kaptanı hakkında, gemide iş sözleşmesi ile çalışan bir «gemi adamı» olduğu ve Çevre Kanunu anlamında bir faaliyeti olmadığından kirleten olmadığı, bu nedenle davada taraf sıfatı bulunmadığı gerekçesiyle pasif dava «ehliyeti» yokluğundan davanın reddine karar verilmiştir.
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/3044 E. 2019/306 K.
Ortak:kusur · Tazminat
İncelediğiniz kararda… ru ve dosya kapsamına göre, Çevre Kanunu 2. maddesine göre çevre kirliliğine neden olan bir faaliyet yürüten kişinin kirleten olduğu, dolayısıyla kirleten sıfatının «donatanlara» ait bulunduğu, kaptanların donatanlara «hizmet sözleşmesi» ile bağlı gemi adamları olduğundan pasif dava «ehliyetlerinin» olmadığı, çevre kirliliğinden doğan zararların «kusura» dayanmadığı, davalıların eylemi ile zarar arasında «illiyet bağı» bulunduğu, toplam zarar miktarının 2.696.360 USD olduğu, 818 sayılı BK'nın 83. maddesi uyarınca tazminatın memleket parası ile hesaplanması gerektiği, birleşen davada 818 sayılı BK'nın 60. maddesine göre 1 ve 10 yıllık «zamanaşımına» tabi bulunduğu, olayın 07.11.1999 tarihinde gerçekleştiği, birleşen davanın 28.05.2002 tarihinde açıldığı gerekçesiyle, asıl davanın 1 ve 2 nolu davalılar yönünden kısmen kabulüne, 1.320.895,53 TL'nin olay tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline, 3 ve 4 nolu davalılar yönünden «pasif husumetten» davanın reddine, birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/9 d.iş sayılı dosyasında alınan raporun davacı bakımından kesinleştiği, Çevre Kanunu'ndaki hukuki sorumluluğa ilişkin hükümlerin «kusura» dayanmayan ve «kurtuluş kanıtı» getirilemeyen objektif sorumluluk olduğu, kazanın davalı şirketin işletmesinde iken meydana geldiği, Danıştay denetiminden geçerek kesinleşen ...
Sonuç: İncelediğiniz kararda Bozma ↔ benzerinde Kısmen bozma🔶 iki emsal
Farklı:çıplak gemi kira sözleşmesi · kurtuluş kanıtı · gemi kira sözleşmesi · deniz ticareti · sıfat yokluğu · zilyetlik · delil tespiti · davanın konusu
Benzer bu kararda2 İdare Mahkemesinin 2008/1002 esas 2009/256 karar sayılı emsal kararı ve Çevre Kanunun 28.maddesi hükmü uyarınca geminin «zilyetliğini» «çıplak gemi kirası sözleşmesi» uyarınca devralan davalı şirketin, kaptan vasıtasıyla kendi adına ve hesabına «deniz ticaretinde» kullanan kişi olarak kirleten sıfatıyla yol açtığı zarardan sorumlu olduğu, diğer davalıların oluşan zarardan sorumlu olmadığı, olay sebebiyle çevre kirliliğinin doğduğu sabit olmakla beraber kirlilik kavramının «kesin» ve açık olmaması sebebiyle tazmini gereken zararın kapsamının tayinin güç olduğu, hükme esas alınan ikinci bilirkişi raporu uyarınca geminin battığı yerin ...
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; «davanın konusu» ve uygulanacak kanun hükümlerine göre aktif taraf sıfatının T.C.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/9 d.iş sayılı dosyasında alınan raporun davacı bakımından kesinleştiği, Çevre Kanunu'ndaki hukuki sorumluluğa ilişkin hükümlerin «kusura» dayanmayan ve «kurtuluş kanıtı» getirilemeyen objektif sorumluluk olduğu, kazanın davalı şirketin işletmesinde iken meydana geldiği, Danıştay denetiminden geçerek kesinleşen ...
… n Başkanlığı ve idarenin bu hususta Limanlar Kanununun 7. maddesine göre yerine getirmesi gereken prosedürü yerine getirmediği, potansiyel ciddi bir çevre kirliliği «rizikosunun» bulunmadığı ve zararın doğmadığı, denize karışmış olan yağ ve yakıtın denizden çıkarılmasının mümkün olmadığı, ekolojik «hasar» olarak etkilenen su ürünlerinin değeri kapsamında takdir olunan tazminatın özü itibariyle yağ ve yakıtın denize boşalması sonucu doğan zarar kalemi kapsamında olduğu, davacının yağ ve yakıtın çıkartılması yönünde bir talep hakkının olmadığı, Çevre Kanununun 2.maddesi kapsamında kirleten olan ve aynı kanunun 28.maddesi gereğince verdiği zarardan sorumlu olan davalı şirketin, davacı tarafın itiraz etmediği, bu itibarla haklarında kesinleşen «delil tespiti» raporu ve ikinci bilirkişi kurulu raporuna göre denize yağ ve yakıtın boşalması suretiyle etkilenecek olan su ürünü miktarına göre tayin olunan 414.375,00 TL zarardan sorumlu olduğu, «haksız eylemin» ticari iş niteliği taşıdığı gerekçesiyle davalı...
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2019/1444 E. 2021/2040 K.
Ortak:kusur
İncelediğiniz kararda… ru ve dosya kapsamına göre, Çevre Kanunu 2. maddesine göre çevre kirliliğine neden olan bir faaliyet yürüten kişinin kirleten olduğu, dolayısıyla kirleten sıfatının «donatanlara» ait bulunduğu, kaptanların donatanlara «hizmet sözleşmesi» ile bağlı gemi adamları olduğundan pasif dava «ehliyetlerinin» olmadığı, çevre kirliliğinden doğan zararların «kusura» dayanmadığı, davalıların eylemi ile zarar arasında «illiyet bağı» bulunduğu, toplam zarar miktarının 2.696.360 USD olduğu, 818 sayılı BK'nın 83. maddesi uyarınca tazminatın memleket parası ile hesaplanması gerektiği, birleşen davada 818 sayılı BK'nın 60. maddesine göre 1 ve 10 yıllık «zamanaşımına» tabi bulunduğu, olayın 07.11.1999 tarihinde gerçekleştiği, birleşen davanın 28.05.2002 tarihinde açıldığı gerekçesiyle, asıl davanın 1 ve 2 nolu davalılar yönünden kısmen kabulüne, 1.320.895,53 TL'nin olay tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline, 3 ve 4 nolu davalılar yönünden «pasif husumetten» davanın reddine, birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/9 D.iş sayılı dosyasında alınan raporun davacı bakımından kesinleştiği, Çevre Kanunu'ndaki hukuki sorumluluğa ilişkin hükümlerin «kusura» dayanmayan ve «kurtuluş kanıtı» getirilemeyen objektif sorumluluk olduğu, kazanın davalı şirketin işletmesinde iken meydana geldiği, Danıştay denetiminden geçerek kesinleşen Mersin 2.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:çıplak gemi kira sözleşmesi · kurtuluş kanıtı · gemi kira sözleşmesi · deniz ticareti · sıfat yokluğu · zilyetlik · delil tespiti · davanın konusu
Benzer bu karardaİdare Mahkemesi'nin 2008/1002 esas 2009/256 karar sayılı emsal kararı ve Çevre Kanun'un 28. maddesi hükmü uyarınca geminin «zilyetliğini» «çıplak gemi kirası sözleşmesi» uyarınca devralan davalı şirketin, kaptan vasıtasıyla kendi adına ve hesabına «deniz ticaretinde» kullanan kişi olarak kirleten sıfatıyla yol açtığı zarardan sorumlu olduğu, diğer davalıların oluşan zarardan sorumlu olmadığı, olay sebebiyle çevre kirliliğinin doğduğu sabit olmakla beraber kirlilik kavramının «kesin» ve açık olmaması sebebiyle tazmini gereken zararın kapsamının tayinin güç olduğu, hükme esas alınan ikinci bilirkişi raporu uyarınca geminin battığı yerin Zeytinburnu Demir Mahalli sınırlarının dışında olduğu ve bu mevkide deniz derinliğinin 60 metre olduğu, batığın en üst noktasından deniz yüzeyine olan mesafenin 55 metre olduğu ve bu mesafe üzerinden geçecek gemiler için tehlike yaratmayacağı, batığın çıkarılmasının ekonomik olarak bir anlam taşımadığı, davacı tarafından bu konuda yapılan bir gider olmadığı, Liman Başkanlığı ve idarenin bu hususta Limanlar Kanununun 7. maddesine göre yerine getirmesi gereken prosedürü yerine getirmediği, potansiyel ciddi bir çevre kirliliği «rizikosunun» bulunmadığı ve zararın doğmadığı, denize karışmış olan yağ ve yakıtın denizden çıkarılmasının mümkün olmadığı, ekolojik «hasar» olarak etkilenen su ürünlerinin değeri kapsamında takdir olunan tazminatın özü itibariyle yağ ve yakıtın denize boşalması sonucu doğan zarar kalemi kapsamında olduğu, davacının yağ ve yakıtın çıkartılması yönünde bir talep hakkının olmadığı, Çevre Kanunu'nun 2. maddesi kapsamında kirleten olan ve aynı kanunun 28. maddesi gereğince verdiği zarardan sorumlu olan davalı şirketin, davacı tarafın itiraz etmediği, bu itibarla haklarında kesinleşen «delil tespiti» raporu ve ikinci bilirkişi kurulu raporuna göre denize yağ ve yakıtın boşalması suretiyle etkilenecek olan su ürünü miktarına göre tayin olunan 414.375,00 TL zarardan sorumlu olduğu, «haksız eylemin» ticari iş niteliği taşıdığı gerekçesiyle davalı Alize Denizcilik San. ve Tic.
Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; «davanın konusu» ve uygulanacak kanun hükümlerine göre aktif taraf sıfatının T.C.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/9 D.iş sayılı dosyasında alınan raporun davacı bakımından kesinleştiği, Çevre Kanunu'ndaki hukuki sorumluluğa ilişkin hükümlerin «kusura» dayanmayan ve «kurtuluş kanıtı» getirilemeyen objektif sorumluluk olduğu, kazanın davalı şirketin işletmesinde iken meydana geldiği, Danıştay denetiminden geçerek kesinleşen Mersin 2.
Şti. yönünden açılan davanın kısmen kabulü ile 414.375,00 TL tazminatın 12.03.2005 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faiziyle tahsiline, diğer davalılar yönünden açılan davanın taraf «sıfatı yokluğundan» reddine dair verilen kararın davacı vekili ve davalı şirket vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce onanmıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12965 E. 2017/4048 K.
Ortak:donatan · pasif husumet · kusur · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… ru ve dosya kapsamına göre, Çevre Kanunu 2. maddesine göre çevre kirliliğine neden olan bir faaliyet yürüten kişinin kirleten olduğu, dolayısıyla kirleten sıfatının «donatanlara» ait bulunduğu, kaptanların donatanlara «hizmet sözleşmesi» ile bağlı gemi adamları olduğundan pasif dava «ehliyetlerinin» olmadığı, çevre kirliliğinden doğan zararların «kusura» dayanmadığı, davalıların eylemi ile zarar arasında «illiyet bağı» bulunduğu, toplam zarar miktarının 2.696.360 USD olduğu, 818 sayılı BK'nın 83. maddesi uyarınca tazminatın memleket parası ile hesaplanması gerektiği, birleşen davada 818 sayılı BK'nın 60. maddesine göre 1 ve 10 yıllık «zamanaşımına» tabi bulunduğu, olayın 07.11.1999 tarihinde gerçekleştiği, birleşen davanın 28.05.2002 tarihinde açıldığı gerekçesiyle, asıl davanın 1 ve 2 nolu davalılar yönünden kısmen kabulüne, 1.320.895,53 TL'nin olay tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline, 3 ve 4 nolu davalılar yönünden «pasif husumetten» davanın reddine, birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, denizde oluşan çevre zararını talep «yetkisinin» Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı’na ait olduğundan Maliye Bakanlığı’nın açtığı davanın «aktif husumet» yönünden, Çevre Kanunu’nun 28 m. gereğince kaptanlar oluşan zarardan sorumlu olmadığından davalı gemi kaptanı aleyhine açılan davanın ise, «pasif husumetten» reddi gerektiği zira, işbu maddeye göre gemi malik ve «donatanlarının» «çatma» sonucu oluşan çevre kirliliğine ilişkin zarardan sorumlu olduğu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı’nın çatmaya karışan davalı do …
… 872 sayılı Çevre Kanunu’nun 28/1 madde ve fıkrasında “ Çevreyi kirletenler ve çevreye zarar verenler sebep oldukları kirlenme ve bozulmadan doğan zararlardan dolayı «kusur» şartı aranmaksızın sorumludurlar.”, aynı Yasa’nın 3/g bendinde de “Kirlenme ve bozulmanın önlenmesi, sınırlandırılması, giderilmesi ve çevrenin iyileştirilmesi içi …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:kurtuluş kanıtı · çatma · kusursuz sorumluluk · haksız fiil sorumluluğu · gerçek zarar · aktif husumet · hakkaniyet · olumsuz oy
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma, toplanılan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, denizde oluşan çevre zararını talep «yetkisinin» Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ile Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı’na ait olduğundan Maliye Bakanlığı’nın açtığı davanın «aktif husumet» yönünden, Çevre Kanunu’nun 28 m. gereğince kaptanlar oluşan zarardan sorumlu olmadığından davalı gemi kaptanı aleyhine açılan davanın ise, «pasif husumetten» reddi gerektiği zira, işbu maddeye göre gemi malik ve «donatanlarının» «çatma» sonucu oluşan çevre kirliliğine ilişkin zarardan sorumlu olduğu, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı ve Başbakanlık Denizcilik Müsteşarlığı’nın çatmaya karışan davalı do …
Çevre Kanunu’nun 28. maddesinde düzenlenen bu sorumluluk «haksız fiil sorumluluğu» olmakla birlikte bir «kusursuz sorumluluktur».
Bu maddede öngörülen «kusursuz sorumluluğun» objektif özen gösterme yükümlülüğünün ihlaline dayanan bir kusursuz sorumluluk esasına mı, yoksa «hakkaniyet» düşüncesinden doğan fedakarlığın denkleştirilmesi esasına mı ya da tehlike esasına dayanan bir sorumluluk türü mü olduğu konusunda doktrinde bir görüş birliği bulunmamaktadır.
… k tekne nedeniyle ekolojik potansiyel tehlikeden bahsedilerek 3.000 USD’den 79.000 USD’ye kadar çevre kirliliği zararının oluştuğunu belirleyen bilirkişilerin henüz «gerçekleşmeyen zarara» ilişkin olarak, ileride gerçekleşebileceğinden bahisle zarar tespit etmelerinin tazminat ilkeleri ile bağdaşmayacağı, dava konusu batık nedeniyle zararın oluşması …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2016/3464 E. , 2017/2513 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada ... (Kapatılan) 51. Asliye Ticaret Mahkemesi'nce verilen 18/03/2014 gün ve 2005/76 - 2014/124 sayılı kararı BOZMA Daire'nin 24/11/2015 gün ve 2014/17985 - 2015/12485 sayılı kararı aleyhinde davalı ... ... ...'ye izafeten acentesi ...vekili tarafından karar düzeltilmesi isteğinde bulunulmuş ve karar düzeltme dilekçesinin süresi içinde verildiği de anlaşılmış olmakla, dosya için düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra gereği konuşulup düşünüldü:
Davacı vekili asıl ve birleşen davada, ... Boğazında seyir halinde iken, ... gemilerinin kazaya karıştığını, kaza sonrası ... gemisinin battığını, içindeki yakıt, yağ ve demir yükünün çevreye zarar verdiğini, zarardan davalıların sorumlu olduğunu ileri sürerek, 3.600.000 USD'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsilini talep ve dava etmiştir.
Davalılar vekilleri, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma, bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, Çevre Kanunu 2. maddesine göre çevre kirliliğine neden olan bir faaliyet yürüten kişinin kirleten olduğu, dolayısıyla kirleten sıfatının donatanlara ait bulunduğu, kaptanların donatanlara hizmet sözleşmesi ile bağlı gemi adamları olduğundan pasif dava ehliyetlerinin olmadığı, çevre kirliliğinden doğan zararların kusura dayanmadığı, davalıların eylemi ile zarar arasında illiyet bağı bulunduğu, toplam zarar miktarının 2.696.360 USD olduğu, 818 sayılı BK'nın 83. maddesi uyarınca tazminatın memleket parası ile hesaplanması gerektiği, birleşen davada 818 sayılı BK'nın 60. maddesine göre 1 ve 10 yıllık zamanaşımına tabi bulunduğu, olayın 07.11.1999 tarihinde gerçekleştiği, birleşen davanın 28.05.2002 tarihinde açıldığı gerekçesiyle, asıl davanın 1 ve 2 nolu davalılar yönünden kısmen kabulüne, 1.320.895,53 TL'nin olay tarihinden itibaren avans faiziyle tahsiline, 3 ve 4 nolu davalılar yönünden pasif husumetten davanın reddine, birleşen davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.
Davacı vekili, gerekçeli karar başlığının düzeltilmesi için tavzih talebinde bulunmuş, mahkemece 26.09.2014 tarihli ek kararla talep reddedilmiştir.
Davacı vekili, asıl ve ek kararı, davalı ...'ye izafeten acentesi ... ise asıl kararı temyiz etmiştir. Dairemizce davacı ve davalı ... ... vekilinin temyiz itirazının kabulü ile asıl davaya yönelik hükmün ve tavzih talebinin reddine dair 26.09.2014 tarihli ek kararın bozulmasına, asıl davaya ilişkin sair temyiz itirazlarının incelenmesine gerek olmadığına karar verilmiştir.
Davalı ...'ye izafeten acentesi ... vekili, ek kararın bozulmasına dair Dairemiz ilamına karşı karar düzeltme isteminde bulunmuştur.
Yargıtay ilamında benimsenen gerektirici sebeplere göre, davalı ... ...'ye ... acentesi ... vekilinin HUMK 440. maddesinde sayılan hallerden hiçbirini ihtiva etmeyen karar düzeltme isteğinin reddi gerekir.
SONUÇ
Yukarıda açıklanan nedenlerden dolayı, davalı ... Donatanı Navigation Maritime Bulgare Plc'ye izafeten acentesi ... vekilinin karar düzeltme isteğinin HUMK 442. maddesi gereğince REDDİNE, aşağıda yazılı bakiye 4,60 TL karar düzeltme harcının ve 3506 sayılı Yasa ile değiştirilen HUMK 442/3. maddesi hükmü uyarınca takdiren 275,00 TL para cezasının karar düzeltilmesini isteyen davalı ...den alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 27/04/2017 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/333891300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz