Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/5624 E. 2023/2502 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ayıp ihbarı↗ iade faturası↗ istinaf sebebi↗ i̇i̇k 258↗ ticari avans faizi↗ ticari itibar↗ ayıp↗ nispi vekalet ücreti↗ irsaliye↗ ticari satım↗ depo kararı↗ şikayet↗ tazminat davası↗ ispat yükü↗ mahsup↗ kâr kaybı↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ ihbar↗ maddi ve manevi tazminat↗ fatura↗ ıslah↗ ihtarname↗ kusur↗ dava sebebi↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ temerrüt↗ temsil↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ e-defter↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2016/871 E., 2019/258 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 18.04.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı.... (Kartal Grup yeni unvanı) vekili Avukat Selen Yıldırım dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; yurt dışında faaliyet gösteren dava dışı firmanın müvekkili şirketten ağzı tutkal ile kapanabilen muhtelif ebatlarda naylon poşet sipariş ettiğini, müvekkili firmanın siparişe konu naylon poşetleri imal ettiğini ve siparişe uygun partiler halinde yurt dışına gönderdiğini, ürünlerin ithalatçı firmaya ulaşması ve piyasaya girmesinden sonra ithalatçı firmanın, naylon poşetlerin ağızlarının gerektiği gibi yapışmadığını belirterek ürünleri iade ettiğini, yapılan muayene neticesinde iadeye konu ürünlerin ağız kısmında kullanmak üzere satın aldıkları tutkalda sorun olduğunu fark ettiklerini, tutkalı muadil tutkallar ile poşetlere uygulayıp karşılaştırdıklarında satın aldıkları tutkalın yapıştırıcı özelliğinde sorun olduğunu, düşük sıcaklık seviyelerinde tutkalın gerektiği gibi yapışmadığını ve naylon poşetin taşınması veya herhangi bir şekilde hareket ettirildiği esnada açıldığının ortaya çıktığını, tutkalın -21 dereceye kadar yapışma sağlayacağı belirtilmiş olmasına karşın, düşük sıcaklık seviyelerinde üründen beklenen faydanın sağlanamadığını, davalılardan ...'nın üretici, Adöksan Kimya ...Ltd. Şti.'nin Türkiye distribütörü, Yapsan Yapıştırıcı Ltd. Şti.'nin bayii olduğunu, müvekkili firmanın tutkalı satın aldığı bayiiye sorunu haber verdiğini, davalı firmanın müvekkilinin elinde kalan tutkalı 10.03.2016 tarihli fatura ve irsaliyesi ile birlikte iade aldığını, 01.04.2016 tarihli ihtarname ile müvekkili firmanın uğradığı zararın karşılanmasının istenildiğini ancak sonuç alınamadığını ileri sürerek müvekkilinin ayıplı tutkala ödeme yapması nedeniyle zarara uğradığını, yine ayıplı tutkal nedeniyle müvekkili firmaya ait ürünün tamamının da kullanılamaz hale geldiğini ve hurda değerinden başka bir anlamı kalmadığını, ayrıca ürünlerin iade edilmesi sebebiyle müvekkilinin itibarının zedelendiğini, müvekkili firmanın iade edilen ürünleri nedeniyle uğradığı 38.072,12 euro zarar ve kâr kaybının, ürünlerin hurda bedelinin tespit ve iade faturası tarihindeki euro kuru üzerinden mahsup edildikten sonra ortaya çıkacak zararın euro bedelinin şimdilik 1.000,00 euro tutarının temerrüt tarihinden itibaren yabancı mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte, dava konusu ürünlere ilişkin şimdilik 10.000,00 TL nakliye, depo, gümrük giderlerinin ticari avans faizi ile birlikte, müvekkili firmanın uğradığı ticari itibar kaybı nedeniyle 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2. 11.01.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile iade edilen ürünler nedeniyle talep edilen tazminat miktarını 32.692,79 euroya, nakliye ve depo gümrük giderleri için istenilen tazminat miktarını ise 10.393,78 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Colquimica Industria Nacional De Colas SA vekili cevap dilekçesinde; malda ayıp olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı Adöksan vekili cevap dilekçesinde; malda ayıp olmadığını, dava konusu tutkalın kullanım koşullarına uygun kullanıldığında yapıştırıcı özelliğine haiz bir tutkal olduğunu, davacı haricinde hiçbir alıcının şikayette bulunmadığını, davacı tarafından ürünün yapışkanlığı ile ilgili sorun olduğu bildirildiğinde ürünün derhal test amacı ile müvekkili tarafından yurt dışındaki satıcı firmaya gönderildiğini, yapılan test sonucunda ise tutkal ile ilgili herhangi bir sorun olmadığının, sorunun kargo poşetlerinde olduğunun ifade edildiğini, dolayısıyla ürünün kullanımından kaynaklanan sorunun yarattığı bir zarar için müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, süresinde ihbarda bulunulmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
3. Davalı Yapsan Yapıştırıcı Kimya Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. yargılamaya katılmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalılardan Yapsan Yapıştırıcı Ltd. Şti.'den 2015 yılı 10,11 ve 12 nci ayları ile 2016 yılı 1 nci ayında altı ayrı tarihte yapıştırıcı ürün aldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23 üncü maddesi gereğince 8 gün içerisinde ürünleri kontrol ettirerek ayıplı olması halinde bildirimde bulunması gerekirken 01.04.2016 tarihli noter ihtarnamesi ile ayıp ihbarında bulunduğu, davacının süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı Adöksan Kimya San. Dış Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu yapıştırıcı müvekkilin ürettiği poşetlere uygulandığından, üründeki ayıbın ancak uygulama neticesinde ve ayrıca da düşük sıcaklıklarda anlaşılmakta olduğunu, nitekim ihraç edilen poşetlerin piyasaya girmesinden sonra naylon poşetlerin ağızlarının gerektiği gibi yapışmadığının ortaya çıktığını, 8 günlük sürede ürünün muayene edilmesinin mümkün olmadığını, ürünün ayıplı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı Adöksan Kimya San. Dış Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını ileri sürerek kararın vekalet ücreti yönünden kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça dava konusu edilen tutkalın ayıplı olduğu ispatlanamadığından ayıbın tespitinden sonra tartışılması gereken ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, mahkemece verilen kararın sonucu itibarı ile doğru olduğu, mahkemece davanın reddine karar verilmekle kendisini vekil ile temsil ettiren davalılar lehine artırılan dava değeri üzerinden nispi vekalet ücretine ve maddi ve manevi tazminat davası yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, ancak bu husus istinaf sebebi yapılmadığından manevi tazminat talebi yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmediği, davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulen kabulüne, davalı Adöksan Kimya Sanayi Dış Ticaret Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; naylon poşetlerin yurt dışındaki firma tarafından müvekkili firmaya iade edildiğinin gümrük kayıtları ile sabit olduğu, incelenen poşetlerin gümrükten iade alınan naylon poşetler olduğunu, çok ciddi surette yer kaplamakta olup bu denli fazla miktarda özürlü poşetin başka yerden temin ya da sıfırdan imal edildiğinin düşünülemeyeceğini, davalı Yapsan ...Ltd. Şti. firmasının yetkililerinin üründen beklenen sonucun elde edilemediğini bizzat kendilerinin gördüklerini ve ürün iadesini kabul ettiklerini, dolayısıyla müvekkilinin elinde bulunmayan tutkalı inceleme aşamasında dosyaya sunmasının hukuken de fiilen de mümkün olmadığını, tutkalı sunması gereken kişilerin tutkalı ellerinde bulunduran davalılar olduğu, davalıların dava konusu tutkalı incelenmek üzere davalılardan Colquimica firmasına gönderdiklerini açıkça beyan ettiklerini, ispat yükünün yer değiştirdiğini, ayıplı ürünü teslim alan davalı firmaların yetkililerinin de müvekkili tarafından tanık olarak bildirilmiş olmalarına rağmen duruşmalara gelmekten ve dava konusu tutkala ilişkin tanıklık etmekten imtina ettiklerini, mali bilirkişi raporundan da açıkça anlaşıldığı üzere tutkalın poşetlere uygulandığı dönemde müvekkili firmanın defter, kayıt ve stoklarında dava konusu tutkal haricinde herhangi başka bir yapıştırıcının bulunmadığını, dolayısıyla poşetlere uygulanan tutkalın davaya konu tutkal olduğunu, davalıların dava konusu tutkalın daha performanslı olduğu konusunda müvekkilini yanılttıklarını, dava konusu ürünü kendi laboratuvarında test ettiğini belirtilen davalı Colquimica firmasının test sonuçlarına göre tutkalda hata olmadığını ve fakat tutkalın düşük sıcaklıkta kullanılmaması gerektiği yönünde Adöksan firmasının bilgilendirilmiş olduğunu, olayda kendilerinin kusuru bulunmadığını ifade ettiklerini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ticari satımda ayıptan kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
İtirazın iptali | İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/2655 E. 2023/2268 K.
Ortak:ayıp · irsaliye · ihtarname · teslim
İncelediğiniz kararda… ti.'nin bayii olduğunu, müvekkili firmanın tutkalı satın aldığı bayiiye sorunu haber verdiğini, davalı firmanın müvekkilinin elinde kalan tutkalı 10.03.2016 tarihli «fatura» ve «irsaliyesi» ile birlikte iade aldığını, 01.04.2016 tarihli «ihtarname» ile müvekkili firmanın uğradığı zararın karşılanmasının istenildiğini ancak sonuç alınamadığını ileri sürerek müvekkilinin ayıplı tutkala ödeme yapması nedeniyle zarara uğradığını, yine ayıplı tutkal nedeniyle müvekkili firmaya ait ürünün tamamının da kullanılamaz hale geldiğini ve hurda değerinden başka bir anlamı kalmadığını, ayrıca ürünlerin iade edilmesi sebebiyle müvekkilinin itibarının zedelendiğini, müvekkili firmanın iade edilen ürünleri nedeniyle uğradığı 38.072,12 euro zarar ve kâr «kaybının», ürünlerin hurda bedelinin tespit ve «iade faturası» tarihindeki euro kuru üzerinden «mahsup» edildikten sonra ortaya çıkacak zararın euro bedelinin şimdilik 1.000,00 euro tutarının «temerrüt» tarihinden itibaren yabancı mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte, dava konusu ürünlere ilişkin şimdilik 10.000,00 TL nakliye, «depo», gümrük giderlerinin «ticari avans faizi» ile birlikte, müvekkili firmanın uğradığı «ticari itibar» kaybı nedeniyle 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Şti.'den 2015 yılı 10,11 ve 12 nci ayları ile 2016 yılı 1 nci ayında altı ayrı tarihte yapıştırıcı ürün aldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23 üncü maddesi gereğince 8 gün içerisinde ürünleri kontrol ettirerek ayıplı olması halinde bildirimde bulunması gerekirken 01.04.2016 tarihli noter «ihtarnamesi» ile «ayıp» ihbarında bulunduğu, davacının süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
Davalı Colquimica Industria Nacional De Colas SA vekili cevap dilekçesinde; malda «ayıp» olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/7892 E. 2022/4561 K.
Ortak:ayıp · ihbar · fatura · teslim · e-defter
İncelediğiniz karardaDavalı Adöksan vekili cevap dilekçesinde; malda «ayıp» olmadığını, dava konusu tutkalın kullanım koşullarına uygun kullanıldığında yapıştırıcı özelliğine haiz bir tutkal olduğunu, davacı haricinde hiçbir alıcının «şikayette» bulunmadığını, davacı tarafından ürünün yapışkanlığı ile ilgili sorun olduğu bildirildiğinde ürünün derhal test amacı ile müvekkili tarafından yurt dışındaki satıcı firmaya gönderildiğini, yapılan test sonucunda ise tutkal ile ilgili herhangi bir sorun olmadığının, sorunun kargo poşetlerinde olduğunun ifade edildiğini, dolayısıyla ürünün kullanımından kaynaklanan sorunun yarattığı bir zarar için müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, süresinde «ihbarda» bulunulmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… ıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça dava konusu edilen tutkalın ayıplı olduğu ispatlanamadığından ayıbın tespitinden sonra tartışılması gereken «ayıp ihbarının» süresinde yapılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, mahkemece verilen kararın sonucu itibarı ile doğru olduğu, mahkemece davanın reddine karar verilmekle kendisini vekil ile «temsil» ettiren davalılar lehine artırılan dava değeri üzerinden «nispi vekalet ücretine» ve maddi ve manevi «tazminat davası» yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, ancak bu husus «istinaf sebebi» yapılmadığından manevi tazminat talebi yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmediği, davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulen kabulüne, davalı Adöksa …
… ellerinde bulunduran davalılar olduğu, davalıların dava konusu tutkalı incelenmek üzere davalılardan Colquimica firmasına gönderdiklerini açıkça beyan ettiklerini, «ispat yükünün» yer değiştirdiğini, ayıplı ürünü «teslim» alan davalı firmaların yetkililerinin de müvekkili tarafından tanık olarak bildirilmiş olmalarına rağmen duruşmalara gelmekten ve dava konusu tutkala ilişkin tanıklık etmekten imtina ettiklerini, mali bilirkişi raporundan da açıkça anlaşıldığı üzere tutkalın poşetlere uygulandığı dönemde müvekkili firmanın «defter», kayıt ve stoklarında dava konusu tutkal haricinde herhangi başka bir yapıştırıcının bulunmadığını, dolayısıyla poşetlere uygulanan tutkalın davaya konu tutkal olduğunu, davalıların dava konusu tutkalın daha performanslı olduğu konusunda müvekkilini yanılttıklarını, dava konusu ürünü kendi laboratuvarında test ettiğini belirtilen davalı Colquimica firmasının test sonuçlarına göre tutkalda hata olmadığını ve fakat tutkalın düşük sıcaklıkta kullanılmaması gerektiği yönünde Adöksan firmasının bilgilendirilmiş olduğunu, olayda kendilerinin «kusuru» bulunmadığını ifade ettiklerini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporuna göre, icra takibine konu edilen 2 adet çekin «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve davalı tarafça ödenmediği, her ne kadar davalı taraf malların ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de, davacının gönderdiği malları kabul ettiği, ancak TTK 23/c maddesi gereğince süresinde «ayıp» ihbarında bulunmadığı, ayıp iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalının ayıp iddiasını TTK 18/3 maddesine göre «yazılı delil» ile ispat etmesi gerektiği, ancak «ihbara» dair yazılı delil sunmadığı ve malları ayıbı ile kabul ettiği, bu nedenle davacının icra takibine konu alacağa ilişkin mal «teslimini» ispat ettiği, bedelin ödenmediği, davacının icra takibinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… na göre ve özellikle Davalı,Takibe konu olan diğer 25.11.2013 keşide tarihli 35.400.- TL'lik çekin malın ayıplı olması nedeniyle ödenmediğini savunmuş ise de ürünün «son» kabul merci olan Tülomsaş tarafından ayıbın kendisine bildirildiğinde bunun davacıya «ihbar» edildiği usulüne uygun delille ispatlanamadığından,ayıba dayalı savunması ile ödenmeyen 35.400.- TL’lik çeke dayalı davalının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2- Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında kesilen faturalar ve bu «fatura» bedeli tutarı kadar «çek» verildiği, verilen ve takibe konu çeklerden 06.11.2013 keşide tarihli 56.400 TL'lik çekin iki kez aynı bedelli farklı tarihli çek ile değiştirildiği ve bu durumun davacının kabulünde olduğu ve «yenilenen» çekin bankadan gelen cevabi yazı ile ödendiği sabittir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yazılı delil · ticari defter kayıtları · yenileme · ticari defter · çek · i̇i̇k 72/son
Benzer bu karardaMahkemece, uyulan bozma ilamı, bilirkişi raporuna göre, icra takibine konu edilen 2 adet çekin «ticari defterlerinde kayıtlı» olduğu ve davalı tarafça ödenmediği, her ne kadar davalı taraf malların ayıplı olduğunu iddia etmiş ise de, davacının gönderdiği malları kabul ettiği, ancak TTK 23/c maddesi gereğince süresinde «ayıp» ihbarında bulunmadığı, ayıp iddiasının tanıkla ispatının mümkün olmadığı, davalının ayıp iddiasını TTK 18/3 maddesine göre «yazılı delil» ile ispat etmesi gerektiği, ancak «ihbara» dair yazılı delil sunmadığı ve malları ayıbı ile kabul ettiği, bu nedenle davacının icra takibine konu alacağa ilişkin mal «teslimini» ispat ettiği, bedelin ödenmediği, davacının icra takibinin haklı ve yerinde olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
… na göre ve özellikle Davalı,Takibe konu olan diğer 25.11.2013 keşide tarihli 35.400.- TL'lik çekin malın ayıplı olması nedeniyle ödenmediğini savunmuş ise de ürünün «son» kabul merci olan Tülomsaş tarafından ayıbın kendisine bildirildiğinde bunun davacıya «ihbar» edildiği usulüne uygun delille ispatlanamadığından,ayıba dayalı savunması ile ödenmeyen 35.400.- TL’lik çeke dayalı davalının temyiz itirazlarının reddi gerekmiştir 2- Taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında kesilen faturalar ve bu «fatura» bedeli tutarı kadar «çek» verildiği, verilen ve takibe konu çeklerden 06.11.2013 keşide tarihli 56.400 TL'lik çekin iki kez aynı bedelli farklı tarihli çek ile değiştirildiği ve bu durumun davacının kabulünde olduğu ve «yenilenen» çekin bankadan gelen cevabi yazı ile ödendiği sabittir.
Bu durumda takip ve dava konusu olan 06.11.2013 keşide tarihli 56.400.- TL'lik çekin «yenilenme» amacıyla verilen 341121 «çek» nolu 56.400.- TL'lik çek ile 17.02.2014 tarihinde ödendiğinden davalının bu çek yönünden borçlu olmadığı anlaşılmakla davanın bu çek yönünden reddine karar verilmesi gerekirken davanın tam kabulüne dair karar doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/5378 E. 2024/2673 K.
Ortak:ayıp ihbarı · ayıp · ihbar · fatura · ıslah · kusur · dava sebebi · teslim · Alacak
İncelediğiniz kararda… ıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça dava konusu edilen tutkalın ayıplı olduğu ispatlanamadığından ayıbın tespitinden sonra tartışılması gereken «ayıp ihbarının» süresinde yapılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, mahkemece verilen kararın sonucu itibarı ile doğru olduğu, mahkemece davanın reddine karar verilmekle kendisini vekil ile «temsil» ettiren davalılar lehine artırılan dava değeri üzerinden «nispi vekalet ücretine» ve maddi ve manevi «tazminat davası» yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, ancak bu husus «istinaf sebebi» yapılmadığından manevi tazminat talebi yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmediği, davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulen kabulüne, davalı Adöksa …
Davalı Adöksan vekili cevap dilekçesinde; malda «ayıp» olmadığını, dava konusu tutkalın kullanım koşullarına uygun kullanıldığında yapıştırıcı özelliğine haiz bir tutkal olduğunu, davacı haricinde hiçbir alıcının «şikayette» bulunmadığını, davacı tarafından ürünün yapışkanlığı ile ilgili sorun olduğu bildirildiğinde ürünün derhal test amacı ile müvekkili tarafından yurt dışındaki satıcı firmaya gönderildiğini, yapılan test sonucunda ise tutkal ile ilgili herhangi bir sorun olmadığının, sorunun kargo poşetlerinde olduğunun ifade edildiğini, dolayısıyla ürünün kullanımından kaynaklanan sorunun yarattığı bir zarar için müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, süresinde «ihbarda» bulunulmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… ellerinde bulunduran davalılar olduğu, davalıların dava konusu tutkalı incelenmek üzere davalılardan Colquimica firmasına gönderdiklerini açıkça beyan ettiklerini, «ispat yükünün» yer değiştirdiğini, ayıplı ürünü «teslim» alan davalı firmaların yetkililerinin de müvekkili tarafından tanık olarak bildirilmiş olmalarına rağmen duruşmalara gelmekten ve dava konusu tutkala ilişkin tanıklık etmekten imtina ettiklerini, mali bilirkişi raporundan da açıkça anlaşıldığı üzere tutkalın poşetlere uygulandığı dönemde müvekkili firmanın «defter», kayıt ve stoklarında dava konusu tutkal haricinde herhangi başka bir yapıştırıcının bulunmadığını, dolayısıyla poşetlere uygulanan tutkalın davaya konu tutkal olduğunu, davalıların dava konusu tutkalın daha performanslı olduğu konusunda müvekkilini yanılttıklarını, dava konusu ürünü kendi laboratuvarında test ettiğini belirtilen davalı Colquimica firmasının test sonuçlarına göre tutkalda hata olmadığını ve fakat tutkalın düşük sıcaklıkta kullanılmaması gerektiği yönünde Adöksan firmasının bilgilendirilmiş olduğunu, olayda kendilerinin «kusuru» bulunmadığını ifade ettiklerini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
Benzer bu kararda… ler kullanmak, elektrik ve hava basıncını uygun kullanmamak, kalitesiz tutkal ile tutkal kazanında gerekli temizliği yapmak suretiyle makinenin arızalanmasına kendi «kusuru» ile sebebiyet verdiğini, davacının aktif dava «ehliyetine» sahip olmadığını, «ayıp ihbarını» süresinde yapmadığını, makinelerde «gizli ayıp» olmadığını, Kayseri 5.
… ilirkişi raporuna göre davacının, makinenin kurulduğu ilk günden başlayarak bir çok kez yetkili servise başvurduğu taraflar arasında çekişmesiz olduğundan davalının «ayıp ihbarına» ilişkin itirazına itibar edilmediği, davaya konu makinenin gizli ayıplı olduğunun tespit edildiği ve davacının süresi içinde ayıp ihbarında bulunduğu, davalı ...
… ilirkişi raporuna göre davacının, makinenin kurulduğu ilk günden başlayarak bir çok kez yetkili servise başvurduğu taraflar arasında çekişmesiz olduğundan davalının «ayıp ihbarına» ilişkin itirazına itibar edilmediği, davaya konu makinenin gizli ayıplı olduğunun tespit edildiği ve davacının süresi içinde ayıp ihbarında bulunduğu, davalı ...
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:proforma fatura · temyiz kanun yolu · seçimlik haklar · gizli ayıp · finansal kiralama · yokluk · kanun yolu · pasif husumet yokluğu
Benzer bu kararda… ansman desteği ile ... marka ve modelli kenar yapıştırma makinası satın aldığını, davalıların davacının söz konusu makineyi satın alması için kredi kullanmış olduğu «finansal kiralama» şirketi adına «proforma fatura» düzenlediklerini, satın alınan makinenin davacıya «teslim» edildiği günden itibaren sürekli arıza verdiğini, makine baskısında, otomotik tutkal boşaltmada, tutkal yağlama bölümünde, cumba baskı topunda ve sair sürekli arız …
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; 2023 yılı temyiz kanun yoluna başvuru sınırı 238.730,00 TL olup, «temyiz kanun yolu» kapalı olarak «kesin» hüküm kurulması gerekirken kanun yolu açık olarak hüküm kurulmuş olmasının hatalı olduğunu, Bölge Adliye Mahkemesi kararının davalılar vekili Av. ...'e tebliğ edildiğini, yapılan «tebligatın» usulüne uygun olup, davalı ...
Hukuk Dairesi'nin ilamı ile bozulan kısmın davaya konu makine alınırken leasing şirketine ödenen faiz bedeli bakımından olup, davalıların bu hususta bir temyiz «sebebi» bulunmadığını, Yargıtay incelenmesinden geçerek onanmış ve kesinleşmiş alacak yönünden yeniden hüküm kurulmasının ve onanmış, kesinleşmiş kısım yönünden «temyiz kanun yolunun» açık tutulmasının hukuka aykırı olduğunu, kararın bozulan ve bozma ilamı ile reddine karar verilen kısmının 13.574,24 TL leasing firmasına ödenen kısma ilişkin olduğunu, Mahkemece hatalı bir şekilde onanan kısım yönünden de hüküm kurulmuş olması sebebiyle toplam dava değeri 134.674,24 TL kabul edilerek kanun yolu açık olarak hüküm kurulduğunu, bozma ilamında bozulan kısmın değeri 13.574,24 TL olduğu için Mahkemece hükmün «kesin» olarak verilmesi gerektiği halde, hatalı değerlendirme ile kanun yolu açık olarak hüküm kurulduğunu, müvekkili tarafından dava konusu makine alınırken leasing şirk …
… ler kullanmak, elektrik ve hava basıncını uygun kullanmamak, kalitesiz tutkal ile tutkal kazanında gerekli temizliği yapmak suretiyle makinenin arızalanmasına kendi «kusuru» ile sebebiyet verdiğini, davacının aktif dava «ehliyetine» sahip olmadığını, «ayıp ihbarını» süresinde yapmadığını, makinelerde «gizli ayıp» olmadığını, Kayseri 5.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/5624 E. , 2023/2502 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1284 Esas, 2021/658 Karar
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2016/871 E., 2019/258 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı Yargıtayca duruşma istemli olarak davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildi. Duruşma için belirlenen 18.04.2023 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan davacı vekili Avukat ... ile davalı.... (Kartal Grup yeni unvanı) vekili Avukat Selen Yıldırım dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenildikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; yurt dışında faaliyet gösteren dava dışı firmanın müvekkili şirketten ağzı tutkal ile kapanabilen muhtelif ebatlarda naylon poşet sipariş ettiğini, müvekkili firmanın siparişe konu naylon poşetleri imal ettiğini ve siparişe uygun partiler halinde yurt dışına gönderdiğini, ürünlerin ithalatçı firmaya ulaşması ve piyasaya girmesinden sonra ithalatçı firmanın, naylon poşetlerin ağızlarının gerektiği gibi yapışmadığını belirterek ürünleri iade ettiğini, yapılan muayene neticesinde iadeye konu ürünlerin ağız kısmında kullanmak üzere satın aldıkları tutkalda sorun olduğunu fark ettiklerini, tutkalı muadil tutkallar ile poşetlere uygulayıp karşılaştırdıklarında satın aldıkları tutkalın yapıştırıcı özelliğinde sorun olduğunu, düşük sıcaklık seviyelerinde tutkalın gerektiği gibi yapışmadığını ve naylon poşetin taşınması veya herhangi bir şekilde hareket ettirildiği esnada açıldığının ortaya çıktığını, tutkalın -21 dereceye kadar yapışma sağlayacağı belirtilmiş olmasına karşın, düşük sıcaklık seviyelerinde üründen beklenen faydanın sağlanamadığını, davalılardan ...'nın üretici, Adöksan Kimya ...Ltd.
Şti.'nin Türkiye distribütörü, Yapsan Yapıştırıcı Ltd. Şti.'nin bayii olduğunu, müvekkili firmanın tutkalı satın aldığı bayiiye sorunu haber verdiğini, davalı firmanın müvekkilinin elinde kalan tutkalı 10.03.2016 tarihli fatura ve irsaliyesi ile birlikte iade aldığını, 01.04.2016 tarihli ihtarname ile müvekkili firmanın uğradığı zararın karşılanmasının istenildiğini ancak sonuç alınamadığını ileri sürerek müvekkilinin ayıplı tutkala ödeme yapması nedeniyle zarara uğradığını, yine ayıplı tutkal nedeniyle müvekkili firmaya ait ürünün tamamının da kullanılamaz hale geldiğini ve hurda değerinden başka bir anlamı kalmadığını, ayrıca ürünlerin iade edilmesi sebebiyle müvekkilinin itibarının zedelendiğini, müvekkili firmanın iade edilen ürünleri nedeniyle uğradığı 38.072,12 euro zarar ve kâr kaybının, ürünlerin hurda bedelinin tespit ve iade faturası tarihindeki euro kuru üzerinden mahsup edildikten sonra ortaya çıkacak zararın euro bedelinin şimdilik 1.000,00 euro tutarının temerrüt tarihinden itibaren yabancı mevduata uygulanan en yüksek faizi ile birlikte, dava konusu ürünlere ilişkin şimdilik 10.000,00 TL nakliye, depo, gümrük giderlerinin ticari avans faizi ile birlikte, müvekkili firmanın uğradığı ticari itibar kaybı nedeniyle 50.000,00 TL manevi tazminatın davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
2.
11. 01.2019 tarihli ıslah dilekçesi ile iade edilen ürünler nedeniyle talep edilen tazminat miktarını 32.692,79 euroya, nakliye ve depo gümrük giderleri için istenilen tazminat miktarını ise 10.393,78 TL'ye yükseltmiştir.
II. CEVAP
1. Davalı Colquimica Industria Nacional De Colas SA vekili cevap dilekçesinde; malda ayıp olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
2. Davalı Adöksan vekili cevap dilekçesinde; malda ayıp olmadığını, dava konusu tutkalın kullanım koşullarına uygun kullanıldığında yapıştırıcı özelliğine haiz bir tutkal olduğunu, davacı haricinde hiçbir alıcının şikayette bulunmadığını, davacı tarafından ürünün yapışkanlığı ile ilgili sorun olduğu bildirildiğinde ürünün derhal test amacı ile müvekkili tarafından yurt dışındaki satıcı firmaya gönderildiğini, yapılan test sonucunda ise tutkal ile ilgili herhangi bir sorun olmadığının, sorunun kargo poşetlerinde olduğunun ifade edildiğini, dolayısıyla ürünün kullanımından kaynaklanan sorunun yarattığı bir zarar için müvekkilinin sorumlu tutulamayacağını, süresinde ihbarda bulunulmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
3. Davalı Yapsan Yapıştırıcı Kimya Sanayi ve Tic. Ltd. Şti. yargılamaya katılmamıştır.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalılardan Yapsan Yapıştırıcı Ltd. Şti.'den 2015 yılı 10,11 ve 12 nci ayları ile 2016 yılı 1 nci ayında altı ayrı tarihte yapıştırıcı ürün aldığı, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 23 üncü maddesi gereğince 8 gün içerisinde ürünleri kontrol ettirerek ayıplı olması halinde bildirimde bulunması gerekirken 01.04.2016 tarihli noter ihtarnamesi ile ayıp ihbarında bulunduğu, davacının süresi içerisinde ayıp ihbarında bulunmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ile davalı Adöksan Kimya San. Dış Tic. Ltd. Şti. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu yapıştırıcı müvekkilin ürettiği poşetlere uygulandığından, üründeki ayıbın ancak uygulama neticesinde ve ayrıca da düşük sıcaklıklarda anlaşılmakta olduğunu, nitekim ihraç edilen poşetlerin piyasaya girmesinden sonra naylon poşetlerin ağızlarının gerektiği gibi yapışmadığının ortaya çıktığını, 8 günlük sürede ürünün muayene edilmesinin mümkün olmadığını, ürünün ayıplı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
2. Davalı Adöksan Kimya San. Dış Tic. Ltd. Şti. vekili istinaf dilekçesinde özetle; vekalet ücretinin hatalı hesaplandığını ileri sürerek kararın vekalet ücreti yönünden kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafça dava konusu edilen tutkalın ayıplı olduğu ispatlanamadığından ayıbın tespitinden sonra tartışılması gereken ayıp ihbarının süresinde yapılmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, mahkemece verilen kararın sonucu itibarı ile doğru olduğu, mahkemece davanın reddine karar verilmekle kendisini vekil ile temsil ettiren davalılar lehine artırılan dava değeri üzerinden nispi vekalet ücretine ve maddi ve manevi tazminat davası yönünden ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiği, ancak bu husus istinaf sebebi yapılmadığından manevi tazminat talebi yönünden davalı lehine vekalet ücretine hükmedilmediği, davacı vekilinin istinaf başvurusunun usulen kabulüne, davalı Adöksan Kimya Sanayi Dış Ticaret Ltd.
Şti. vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; naylon poşetlerin yurt dışındaki firma tarafından müvekkili firmaya iade edildiğinin gümrük kayıtları ile sabit olduğu, incelenen poşetlerin gümrükten iade alınan naylon poşetler olduğunu, çok ciddi surette yer kaplamakta olup bu denli fazla miktarda özürlü poşetin başka yerden temin ya da sıfırdan imal edildiğinin düşünülemeyeceğini, davalı Yapsan ...Ltd. Şti. firmasının yetkililerinin üründen beklenen sonucun elde edilemediğini bizzat kendilerinin gördüklerini ve ürün iadesini kabul ettiklerini, dolayısıyla müvekkilinin elinde bulunmayan tutkalı inceleme aşamasında dosyaya sunmasının hukuken de fiilen de mümkün olmadığını, tutkalı sunması gereken kişilerin tutkalı ellerinde bulunduran davalılar olduğu, davalıların dava konusu tutkalı incelenmek üzere davalılardan Colquimica firmasına gönderdiklerini açıkça beyan ettiklerini, ispat yükünün yer değiştirdiğini, ayıplı ürünü teslim alan davalı firmaların yetkililerinin de müvekkili tarafından tanık olarak bildirilmiş olmalarına rağmen duruşmalara gelmekten ve dava konusu tutkala ilişkin tanıklık etmekten imtina ettiklerini, mali bilirkişi raporundan da açıkça anlaşıldığı üzere tutkalın poşetlere uygulandığı dönemde müvekkili firmanın defter, kayıt ve stoklarında dava konusu tutkal haricinde herhangi başka bir yapıştırıcının bulunmadığını, dolayısıyla poşetlere uygulanan tutkalın davaya konu tutkal olduğunu, davalıların dava konusu tutkalın daha performanslı olduğu konusunda müvekkilini yanılttıklarını, dava konusu ürünü kendi laboratuvarında test ettiğini belirtilen davalı Colquimica firmasının test sonuçlarına göre tutkalda hata olmadığını ve fakat tutkalın düşük sıcaklıkta kullanılmaması gerektiği yönünde Adöksan firmasının bilgilendirilmiş olduğunu, olayda kendilerinin kusuru bulunmadığını ifade ettiklerini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, ticari satımda ayıptan kaynaklanan zararın tazmini istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Takdir olunan 8.400,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalı Adöksan Kimya Sanayi Dış Tic. Ltd. Şti.'ne verilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
27.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/932767000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz