Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/8411 E. 2023/2280 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
ariyet sözleşmesi↗ tek taraflı fesih↗ akaryakıt bayilik sözleşmesi↗ ariyet↗ teslim tutanağı↗ intifa hakkı↗ mahrum kalınan kâr↗ kar kaybı↗ münfesihlik↗ sözleşmenin ihlali↗ makul süre↗ akdi faiz↗ keşif↗ kâr mahrumiyeti↗ bayilik sözleşmesi↗ sözleşmeye aykırılık↗ şirket zararı↗ basiretli tacir↗ cy/cy şerhi↗ fesih↗ sebepsiz zenginleşme↗ kâr kaybı↗ kâr dağıtımı↗ protokol↗ ihtar↗ hukuki yarar↗ yetki↗ taahhütname↗ terkin↗ ihtarname↗ tacir↗ cy/cy kaydı↗ yükleten (shipper)↗ temerrüt↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2017/49 E., 2019/446 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında akaryakıt bayilik sözleşmesi akdedildiğini ve müvekkili şirket lehine taşınmaz üzerine intifa hakkı tesis edildiğini, ancak davalı şirketin iş yeri açma ruhsatı alamadığını ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK)'na bayilik sözleşmesi başvurusunda bulunulmadığını, taşınmazın atıl durumda kaldığını, davalı tarafın bu suretle sözleşmeyi ihlal ettiğini, yapılan yatırımlar gereği müvekkilinin zarara uğradığını, müvekkili şirketin yapmış olduğu yatırım bedellerinin ve nakdi ödemelerin tazmini gerektiğini ileri sürerek kurumsal kimlik ekipmanı ile ariyet, demirbaş ve tesisatlardan oluşan ayni yatırım bedellerinin şimdilik 10.000,00 TL'sinin ve istasyonun işletilmemesinden kaynaklı olarak müvekkili şirketin mahrum kaldığı kar kaybının tazminine ilişkin alacağın şimdilik 10.000,00 TL'sinin ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren işleyecek bayilik sözleşmesinde yer alan aylık %3 akdi faizi ile birlikte tahsilini, ayrıca akdi yatırım olarak davalıya ödenen toplam 300.000,00 TL intifa bedelinin 150.000,00 TL'sinin fiili ödeme tarihi olan 10.11.2010 tarihinden itibaren, 150.000,00 TL'sinin de fiili ödeme günü olan 20.01.2011 tarihinden itibaren işleyecek bayilik sözleşmesinde yer alan aylık %3 akdi faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin iş yeri açmak için İzmir Büyükşehir Belediyesine başvurduğunu, uygun imar planı bulunmadığından arazinin akaryakıt ve Sıvılaştırılmış Petrol Gazı (LPG) satış istasyonu olarak belirlenemediğini, ruhsat başvurusunun iptaline karar verildiğini, açılan davanın ise Belediye lehine sonuçlandığını, müvekkilinin iş yer açma ruhsatı alma konusunda her türlü yasal hakkını kullandığını, sözleşmenin yürürlüğe girmesi ve bayilik lisansının yayınlanabilmesi için usulüne uygun bir şekilde iş yer açma ruhsatının alınması gerektiğini, Belediyenin müvekkiline ruhsat vermediğinden müvekkilinin kusurundan söz edilemeyeceğini, kâr mahrumiyeti talep edilemeyeceğini, zira akaryakıt bayilik sözleşmesinin henüz yürürlüğe girmediğini, müvekkili şirkete ait akaryakıt istasyonuna kurumsal kimlik malzeme ve ekipmanları kurulduğu iddiasının ihtilafsız olduğunu, ancak davacı şirketin söz konusu malzeme ve ekipmanları yatırım gibi göstermesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun (EPDK) bu hususta kurul kararı olduğunu, ayrıca davacının müvekkiline 500.000,00 TL intifa bedeli ödemesi gerekirken eksik ödediğini, davacı lehine tapuda intifa şerhinin devam ettiğini, bu durumda davacının intifa bedelini isteyemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından intifa bedelinin kullanılmayan kısmının istenebilmesi için taşınmaz kaydına konulan intifa hakkının terkininin aranacağı, ancak taşınmaz üzerindeki intifa hakkı dava tarihi itibariyle devam ettiği, bu nedenle davacının ödediği bakiye intifa bedelini isteyemeyeceği, yine sözleşmenin bağıtlandığı 19.10.2010 tarihinden sözleşmenin süresinin dolduğu 19.10.2015 tarihine kadar davacının davalı şirkete işyeri açma ruhsatı alması konusunda ihtarda bulunmadığı, ayrıca davalının yükümlülüğünü yerine getirmemesi üzerine makul süre olarak kabul edilebilecek dönemin sonunda davacının sözleşmenin 25 inci maddesi gereğince gidebileceği yollara başvurmadığı, tek taraflı fesih hakkını kullanmadığı, mahrum kaldığı zararı isteyebilmek için davacının, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 117 ve 123 üncü maddeleri gereğince yasal koşulları yerine getirmediği, davalıyı temerrüde düşürmediği, dolayısıyla davacının mahrum kaldığı karı davalıdan isteyebilmesi için sözleşme ve yasa koşullarının oluşmadığı, yine önprotokolün 3 maddesi gereğince davacının 3 adet pompa jeneratör kompresör, hava+su saati, yıkama tonozu, tank ve pompa otomasyonu ile market raflarını ariyet sözleşmesi ile davalı bayiye verdiği, bayilik sözleşmesi ile birlikte eki olan ariyet sözleşmesinin de sona erdiği, ariyet sözleşmesinin sona ermesinden sonra davacının teçhizat ve ekipmanların kendisine iadesi için davalıyı temerrüde düşürmediği, teçhizat ve ekipmanların zarar görmediği, halen kullanım amacına uygun olarak bakımlı şekilde muhafaza edildiği, davacının ariyet olarak verilen teçhizat ve ekipmanların bedelini isteyebilmesi için sözleşme ve 6098 sayılı Kanun'un 379 uncu ve devamı maddeleri koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde belirttiği hususlara ilave olarak, müvekkili şirketin hakları dar yorumlanarak, dosyadaki mevcut deliller ve iddiaların yeterince incelenmeden karar tesis edildiğini, müvekkili şirket tarafından yapılan 300.000,00 TL’lik ödemenin, akaryakıt ve LPG istasyonunun kurulması ve faaliyete geçirilmesi için davalıya finansal destek sağlamak amacıyla yapılan bir nakdi yatırım bedeli olduğunu, banka dekontlarında bu ödemelerin açıklamasının “iş avansı” olarak geçtiğini, ancak davalının yükümlülüğünde olan işyeri açma ve çalışma ruhsatının alınmaması sebebiyle müvekkilinin zarara uğradığını, 19.09.2010 tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesinin müvekkili şirket tarafından özel olarak bir fesih ihtarnamesi ile feshedilmediğini, davalı şirketin işyeri açma ve çalışma ruhsatı almaması ve EPDK’ya bayilik lisansı başvurusu yapmaması nedeniyle sözleşmenin uygulanamaz ve süre sonunda kendiliğinden“münfesih” hale geldiğini, dava konusu olayın 2010 yılında akaryakıt sektörüne Rekabet Kurumunun intifa süreleri yönünden uyguladığı ilke kararları doğrultusunda, Türkiye genelinde açılan genel intifa davalarının (sebepsiz zenginleşme davaları) kapsamı olarak değerlendirmemesi gerektiğini, davaya konu istasyona uygulanan kurumsal kimlik ve tüm ariyet ve demirbaşların ilk defa o istasyona uygulandığını ve yeni bir vaziyette monte edildiğini, dava konusu edilen tüm taleplerin davalıya ihtarname ile bildirildiğini, bu nedenle davalının temerrüde düşürülmediğini söylemenin uygun olmadığını, keşif sonucu alınan raporda hava-su saatinin mevcut bulunmadığının tespit edildiğini, bu durumun dahi ariyetler konusundaki mahkeme karar gerekçesini haklı kılmadığını, bilirkişice belirlenen hava-su saati bedelinin oldukça düşük olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalının akaryakıt satın almaması ve satın almayacak olmasına rağmen sözleşmeyi süre sonuna kadar ayakta tuttuğu, sözleşme yükümlülüklerine uyması konusunda davalıya ihtar göndermediği, bu durumda kar kaybı alacağı talep etmesine olanak bulunmadığı, ayrıca dava tarihi itibarıyla davacının intifa hakkını halen kullandığı, bu nedenle kullanamadığı süreye ilişkin olarak fazla ödenen intifa bedelini talep edemeyeceği, ayrıca protokolde yazılı ve davalıya teslim tutanağı ile teslim edilen ekipmanlardan hava-su saati ünitesi dışındakilerin davalıya ait taşınmazda bulunduğu, davalının ariyetleri teslime hazır olduğunu bildirdiği, ancak davacı ihtarnameye rağmen ariyetleri teslim almadığından bedellerini talep etmesine olanak bulunmadığı, davalının ihtarnamesinin gönderildiği tarihte hava-su saati ünitesinin davaya konu akaryakıt istasyonunda bulunmadığının iddia ve ispat edilemediği, dolayısıyla ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ve fiili durum dikkate alınmadan ve hiçbir zaman uygulama alanı bulmayan sözleşme hükümlerine bağlı kalınarak değerlendirme yapılmasının hatalı olduğunu, gerek bayilik sözleşmesi gerekse intifa hakkına dayalı olarak müvekkilinin haklarının dar yorumlandığını, akaryakıt istasyonunun 5 yıl boyunca atıl vaziyette kaldığını ve sözleşme hükümlerinin hiçbir zaman uygulanmadığını, davalının ruhsat alamamasında müvekkilinin bir sorumluluğu bulunmadığını, müvekkilince davalıya ödenen nakdi yatırımların iadesini talep etmesi için intifanın terkin edilmesinin dava şartı olmadığını ve hiçbir hukuki değeri bulunmadığını, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Selçuk Belediyesi arasındaki yetki sorunu nedeniyle taşınmazın imar durumunun tarla olarak kaldığı ve bu haliyle zaten artık akaryakıt istasyonu olarak faaliyet gösteremeyeceği , dolayısıyla intifa hakkından beklenen hukuki yararın ortadan kalktığı, mahkemece kar kaybına yönelik talebin reddinin hukuki dayanağı bulunmadığını, müvekkili şirketin ürün satışının yerine getirileceğine olan güven nedeniyle davalı yararına ayni ve nakdi yatırımlarda bulunduğunu, mahrum kalınan kara ilişkin civardaki emsal istasyonlardaki yıllık satış miktarı üzerinden dağıtım şirketine kalan kar üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, bu anlamda herhangi bir satış taahhüdünün aranmayacağını, bayilik sözleşmesinin 25 inci maddesinde de sözleşmeye aykırılık halinde müvekkili şirketin zarar ve ziyan talep edebileceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin basiretli bir tacir olarak ve sözleşmeye güven ilkesi gereğince ciddi yatırım yaptığı akaryakıt istasyonunun işletme ruhsatı alabilmesi için sözleşmeyi sürekli ayakta tuttuğunu, istasyona yapılan yatırımlar nazara alındığında müvekkilinin ciddi maddi zarara uğradığını, bu nedenle davanın tümden kabulü gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan akaryakıt bayilik sözleşmesi ve ön protokol gereğince davalıya verilen intifa bedelinin ve ariyetlerin bedellerinin tazmini ile kâr kaybı alacağı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Kanun'un 117, 123 ve 379 uncu maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Bayilik Sözleşmesinden Kaynaklanan Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/7446 E. 2023/6486 K.
Ortak:ariyet · intifa hakkı · keşif · bayilik sözleşmesi · fesih · sebepsiz zenginleşme · kâr dağıtımı · protokol
İncelediğiniz kararda… eçtiğini, ancak davalının yükümlülüğünde olan işyeri açma ve çalışma ruhsatının alınmaması sebebiyle müvekkilinin zarara uğradığını, 19.09.2010 tarihli 5 yıl süreli «bayilik sözleşmesinin» müvekkili şirket tarafından özel olarak bir «fesih» «ihtarnamesi» ile feshedilmediğini, davalı şirketin işyeri açma ve çalışma ruhsatı almaması ve EPDK’ya bayilik lisansı başvurusu yapmaması nedeniyle sözleşmenin uygulanamaz ve süre sonunda kendiliğinden“«münfesih»” hale geldiğini, dava konusu olayın 2010 yılında akaryakıt sektörüne Rekabet Kurumunun intifa süreleri yönünden uyguladığı ilke kararları doğrultusunda, Türkiye genelinde açılan genel intifa davalarının («sebepsiz zenginleşme» davaları) kapsamı olarak değerlendirmemesi gerektiğini, davaya konu istasyona uygulanan kurumsal kimlik ve tüm «ariyet» ve demirbaşların ilk defa o istasyona uygulandığını ve yeni bir vaziyette monte edildiğini, dava konusu edilen tüm taleplerin davalıya ihtarname ile bildirildiğini, bu nedenle davalının «temerrüde» düşürülmediğini söylemenin uygun olmadığını, «keşif» sonucu alınan raporda hava-su saatinin mevcut bulunmadığının tespit edildiğini, bu durumun dahi ariyetler konusundaki mahkeme karar gerekçesini haklı kılmadığını, …
… KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından intifa bedelinin kullanılmayan kısmının istenebilmesi için taşınmaz «kaydına» konulan «intifa hakkının» terkininin aranacağı, ancak taşınmaz üzerindeki intifa hakkı dava tarihi itibariyle devam ettiği, bu nedenle davacının ödediği bakiye intifa bedelini isteyemeyeceği, yine sözleşmenin bağıtlandığı 19.10.2010 tarihinden sözleşmenin süresinin dolduğu 19.10.2015 tarihine kadar davacının davalı şirkete işyeri açma ruhsatı alması konusunda «ihtarda» bulunmadığı, ayrıca davalının yükümlülüğünü yerine getirmemesi üzerine «makul süre» olarak kabul edilebilecek dönemin sonunda davacının sözleşmenin 25 inci maddesi gereğince gidebileceği yollara başvurmadığı, «tek taraflı fesih» hakkını kullanmadığı, «mahrum» kaldığı zararı isteyebilmek için davacının, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 117 ve 123 üncü maddeleri gereğince yasal koşulları yerine getirmediği, davalıyı «temerrüde» düşürmediği, dolayısıyla davacının mahrum kaldığı karı davalıdan isteyebilmesi için sözleşme ve yasa koşullarının oluşmadığı, yine önprotokolün 3 maddesi gereğince davacının 3 adet pompa jeneratör kompresör, hava+su saati, yıkama tonozu, tank ve pompa otomasyonu ile market raflarını «ariyet sözleşmesi» ile davalı bayiye verdiği, «bayilik sözleşmesi» ile birlikte eki olan ariyet sözleşmesinin de sona erdiği, ariyet sözleşmesinin sona ermesinden sonra davacının teçhizat ve ekipmanların kendisine iadesi için dava …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında «akaryakıt bayilik sözleşmesi» akdedildiğini ve müvekkili şirket lehine taşınmaz üzerine «intifa hakkı» tesis edildiğini, ancak davalı şirketin iş yeri açma ruhsatı alamadığını ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK)'na bayilik sözleşmesi başvurusunda bulunulmadığını, taşınmazın atıl durumda kaldığını, davalı tarafın bu suretle «sözleşmeyi ihlal» ettiğini, yapılan yatırımlar gereği müvekkilinin zarara uğradığını, müvekkili şirketin yapmış olduğu yatırım bedellerinin ve nakdi ödemelerin tazmini gerektiğini ileri sürerek kurumsal kimlik ekipmanı ile «ariyet», demirbaş ve tesisatlardan oluşan ayni yatırım bedellerinin şimdilik 10.000,00 TL'sinin ve istasyonun işletilmemesinden kaynaklı olarak müvekkili şirketin «mahrum» kaldığı «kar kaybının» tazminine ilişkin alacağın şimdilik 10.000,00 TL'sinin «ihtarnamenin» tebliğ tarihinden itibaren işleyecek bayilik sözleşmesinde yer alan aylık %3 «akdi faizi» ile birlikte tahsilini, ayrıca akdi yatırım olarak davalıya ödenen toplam 300.000,00 TL intifa bedelinin 150.000,00 TL'sinin fiili ödeme tarihi olan 10.11.2010 tar …
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «bayilik sözleşmesinin» süresinden önce sona ermesi nedeniyle bakiye süreye isabet eden kurumsal kimlik yatırım bedeli, demirbaş yatırım bedeli ve bayilik «hizmet bedeli»/şerefiye bedellerinin tahsili istemine ilişkindir.
İlgili Hukuk 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) «sebepsiz zenginleşmeye» ilişkin 77 inci ve devamı maddeleri, 5015 sayılı Petrol Piyasası Kanunu, 4054 sayılı Rekabetin Korunması Hakkındaki Kanun.
Değerlendirme Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davacı «dağıtıcının» dava konusu olan bayilik «hizmet bedelini» davalı bayiden talep edemeyecek olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:hizmet bedeli
Benzer bu karardaUyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «bayilik sözleşmesinin» süresinden önce sona ermesi nedeniyle bakiye süreye isabet eden kurumsal kimlik yatırım bedeli, demirbaş yatırım bedeli ve bayilik «hizmet bedeli»/şerefiye bedellerinin tahsili istemine ilişkindir.
Değerlendirme Dosyadaki yazılara, mahkemece uyulan bozma kararı gereğince hüküm verilmiş olmasına, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve davacı «dağıtıcının» dava konusu olan bayilik «hizmet bedelini» davalı bayiden talep edemeyecek olmasına göre, davacı vekilinin bütün temyiz itirazları yerinde görülmemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/8579 E. 2023/2667 K.
Ortak:ariyet sözleşmesi · akaryakıt bayilik sözleşmesi · ariyet · bayilik sözleşmesi · fesih · kâr dağıtımı · ihtarname · teslim · dava şartı
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında «akaryakıt bayilik sözleşmesi» akdedildiğini ve müvekkili şirket lehine taşınmaz üzerine «intifa hakkı» tesis edildiğini, ancak davalı şirketin iş yeri açma ruhsatı alamadığını ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK)'na bayilik sözleşmesi başvurusunda bulunulmadığını, taşınmazın atıl durumda kaldığını, davalı tarafın bu suretle «sözleşmeyi ihlal» ettiğini, yapılan yatırımlar gereği müvekkilinin zarara uğradığını, müvekkili şirketin yapmış olduğu yatırım bedellerinin ve nakdi ödemelerin tazmini gerektiğini ileri sürerek kurumsal kimlik ekipmanı ile «ariyet», demirbaş ve tesisatlardan oluşan ayni yatırım bedellerinin şimdilik 10.000,00 TL'sinin ve istasyonun işletilmemesinden kaynaklı olarak müvekkili şirketin «mahrum» kaldığı «kar kaybının» tazminine ilişkin alacağın şimdilik 10.000,00 TL'sinin «ihtarnamenin» tebliğ tarihinden itibaren işleyecek bayilik sözleşmesinde yer alan aylık %3 «akdi faizi» ile birlikte tahsilini, ayrıca akdi yatırım olarak davalıya ödenen toplam 300.000,00 TL intifa bedelinin 150.000,00 TL'sinin fiili ödeme tarihi olan 10.11.2010 tar …
… KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından intifa bedelinin kullanılmayan kısmının istenebilmesi için taşınmaz «kaydına» konulan «intifa hakkının» terkininin aranacağı, ancak taşınmaz üzerindeki intifa hakkı dava tarihi itibariyle devam ettiği, bu nedenle davacının ödediği bakiye intifa bedelini isteyemeyeceği, yine sözleşmenin bağıtlandığı 19.10.2010 tarihinden sözleşmenin süresinin dolduğu 19.10.2015 tarihine kadar davacının davalı şirkete işyeri açma ruhsatı alması konusunda «ihtarda» bulunmadığı, ayrıca davalının yükümlülüğünü yerine getirmemesi üzerine «makul süre» olarak kabul edilebilecek dönemin sonunda davacının sözleşmenin 25 inci maddesi gereğince gidebileceği yollara başvurmadığı, «tek taraflı fesih» hakkını kullanmadığı, «mahrum» kaldığı zararı isteyebilmek için davacının, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 117 ve 123 üncü maddeleri gereğince yasal koşulları yerine getirmediği, davalıyı «temerrüde» düşürmediği, dolayısıyla davacının mahrum kaldığı karı davalıdan isteyebilmesi için sözleşme ve yasa koşullarının oluşmadığı, yine önprotokolün 3 maddesi gereğince davacının 3 adet pompa jeneratör kompresör, hava+su saati, yıkama tonozu, tank ve pompa otomasyonu ile market raflarını «ariyet sözleşmesi» ile davalı bayiye verdiği, «bayilik sözleşmesi» ile birlikte eki olan ariyet sözleşmesinin de sona erdiği, ariyet sözleşmesinin sona ermesinden sonra davacının teçhizat ve ekipmanların kendisine iadesi için dava …
… eçtiğini, ancak davalının yükümlülüğünde olan işyeri açma ve çalışma ruhsatının alınmaması sebebiyle müvekkilinin zarara uğradığını, 19.09.2010 tarihli 5 yıl süreli «bayilik sözleşmesinin» müvekkili şirket tarafından özel olarak bir «fesih» «ihtarnamesi» ile feshedilmediğini, davalı şirketin işyeri açma ve çalışma ruhsatı almaması ve EPDK’ya bayilik lisansı başvurusu yapmaması nedeniyle sözleşmenin uygulanamaz ve süre sonunda kendiliğinden“«münfesih»” hale geldiğini, dava konusu olayın 2010 yılında akaryakıt sektörüne Rekabet Kurumunun intifa süreleri yönünden uyguladığı ilke kararları doğrultusunda, Türkiye genelinde açılan genel intifa davalarının («sebepsiz zenginleşme» davaları) kapsamı olarak değerlendirmemesi gerektiğini, davaya konu istasyona uygulanan kurumsal kimlik ve tüm «ariyet» ve demirbaşların ilk defa o istasyona uygulandığını ve yeni bir vaziyette monte edildiğini, dava konusu edilen tüm taleplerin davalıya ihtarname ile bildirildiğini, bu nedenle davalının «temerrüde» düşürülmediğini söylemenin uygun olmadığını, «keşif» sonucu alınan raporda hava-su saatinin mevcut bulunmadığının tespit edildiğini, bu durumun dahi ariyetler konusundaki mahkeme karar gerekçesini haklı kılmadığını, …
Benzer bu kararda… ERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ile davalı Akse Pet arasında 20.01.2015 tarihli ve 5 yıl süreli «akaryakıt bayilik sözleşmesi» imzalandığı, bu sözleşme ekinde bulunan tarihsiz ve taraflarca imzalanmış Ariyet sözleşmesi ve eki verilen malzeme listesine göre davaya konu malzeme ve ekipmanların davacı tarafından davalı Akseye «ariyeten» verildiği, «ihtarnameye» göre davacının davalı ile yaptıkları akaryakıt bayilik sözleşmesini tek taraflı olarak feshettiği ve ariyeten verilen malzeme ve ekipmanların «teslimini» istediği, akaryakıt bayilik sözleşmesi ekinde bulunan «ariyet sözleşmesinin» 20 nci maddesi gereğince «fesih» «ihbarının» tebliği üzerine tebliğden itibaren 15 gün içinde ariyet alanın ariyeten aldığı malzeme ve ekipmanları ariyet verene iade edeceğinin düzenlendiği, feshi ihbar üzeri …
Şti. tarafından işletmeye alındığını ve kurumsal kimlik giydirme sözleşmesi «ariyeten» yeni bayiye «teslim» edildiğini, davalı yana teslim edilen kurumsal kimlik giydirmesinin 2008 yılından bu yana kurulu bulunduğunu, 06.04.2015 tarihinde revize edildiğini, revize bedelinin 23.170,54 TL'sini ödediğini, müvekkili şirketin revize ve ilk «fatura» bedeli üzerinden toplam 82.170,54 TL ödediğini, taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesinin» 01.06.2016 tarihli «ihtarnamesi» ile feshedildiğini, ariyeten teslim edilen kurumsal kimlik giydirmesinin iadesi talep edildiğini ancak tesim edilmediğini, bu aşamada istasyonun diğer davalıya dev …
Şti'nin 20.01.2015 tarihli 5 yıl süreli Akaryakıt Bayilik Sözleşmesi ile akaryakıt istasyonunda müvekkili şirketin lisanslı bayisi olarak faaliyette bulunduğunu, bayiye kurumsal kimlik giydirme işleminin yapılarak «ariyet sözleşmesi» kapsamında kullanmak üzere «teslim» edildiğini, daha sonra işletmenin Kızıldağ Petrol Ltd.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:geç teslim · rayiç değer · husumet itirazı · sözleşmenin feshi · müteselsil sorumluluk · ticari faiz · cezai şart · reeskont faizi
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesince yapılan tespite göre dava konusu ve «ariyeten» «teslim» edilenlerin sözleşmenin sona ermiş olmasına rağmen, tespit tarihinde diğer davalı Yusuf Petrol Şirketi tarafından kurumsal kimlik giydirmesini, totemi, fiyat panosunu, pompa kapaklarını ve üst yapıyı teslim etmeyerek hatta bunlar üzerinde boyama, tadilat, firma isim değişikliği ve logo değişiklikleri yaparak kullanmakta olduğu, dava konusu malzemelerin davacı taraf «defterlerinde» kayıtlı olduğu, bu malzeme ve ekipmanların «rayiç değerlerinin» tespit edildiği, davalı Akse Petrol'ün sözleşmesinin feshedilmesine rağmen süresi içerisinde ariyet verilen malları teslim etmemesi, diğer davalı Yusufpet Petrol'ün de haksız olarak mallar üzerinde boyama, tadilat, firma isim değişikliği ve logo değişiklikleri yaparak kullanmakta olduğu, teslim hususunda davalı Akse ile müştereken ve «müteselsilen sorumlu» olduğu gerekçeleriyle Ariyet sözleşmesi ile davalı ...'ne verilen malların davacı şirkete ait olduğunun tespiti ile aynen teslimi mümkün ise aynen teslimine, mümkün olmadığı takdirde 82.170,54 TL ariyet bedelinin davalılardan dava tarihinden itibaren işleyecek «ticari faizi» ile birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, davacı ile davalı Akse Petrol arasında imza altına alınan «ariyet sözleşmesinin» 20 ve 21 inci maddeleri gereğince ariyetlerin «geç teslimi» nedeni ile davalı Akse Petrol firmasının davacıya ceza-i şart ödemesi gerektiği, ödemesi gereken ceza-i şart tutarının 25.050,00 USD olduğu ancak taleple bağlı kalınarak 5.000,00 USD «cezai şarta» hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle 5.000,00 USD cezai şart alacağının dava tarihinden itibaren işleyecek merkez bankasının yabancı paralara uyguladığı en yüksek f …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «bayilik sözleşmesinin feshine» dayanan tespit, aynen iade ve «maddi tazminat», «cezai şart» alacağı istemine ilişkindir.
Taraflar arasındaki «bayilik sözleşmesinin feshine» dayanan tazminat davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/91 D.İş sayılı dosyası ile tespit yapıldığını ancak istasyonda boyama ve «yenileme» işlemleri yapıldığından tespit ve tedbir taleplerinin reddedildiğini ileri sürerek mülkiyeti müvekkili şirkete ait olan dava konusu istasyonda halen boyatılarak kullanılmakta olan kurumsal kimlik giydirme ekipmanlarının mülkiyetinin şirkete ait olduğunun tespiti ile aynen «teslimini» mümkün değil ise bedeli olan 82.170,54 TL'nin Aksaray 1.Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2016/91 D.İş sayılı dosyasında yapılan tespit tarihinden itibaren işleyecek «reeskont faizi» ile davdalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davalı Akse Ltd.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/3062 E. 2024/5578 K.
Ortak:ariyet · intifa hakkı · keşif · bayilik sözleşmesi · sebepsiz zenginleşme · taahhütname · terkin · ihtarname
İncelediğiniz kararda… eçtiğini, ancak davalının yükümlülüğünde olan işyeri açma ve çalışma ruhsatının alınmaması sebebiyle müvekkilinin zarara uğradığını, 19.09.2010 tarihli 5 yıl süreli «bayilik sözleşmesinin» müvekkili şirket tarafından özel olarak bir «fesih» «ihtarnamesi» ile feshedilmediğini, davalı şirketin işyeri açma ve çalışma ruhsatı almaması ve EPDK’ya bayilik lisansı başvurusu yapmaması nedeniyle sözleşmenin uygulanamaz ve süre sonunda kendiliğinden“«münfesih»” hale geldiğini, dava konusu olayın 2010 yılında akaryakıt sektörüne Rekabet Kurumunun intifa süreleri yönünden uyguladığı ilke kararları doğrultusunda, Türkiye genelinde açılan genel intifa davalarının («sebepsiz zenginleşme» davaları) kapsamı olarak değerlendirmemesi gerektiğini, davaya konu istasyona uygulanan kurumsal kimlik ve tüm «ariyet» ve demirbaşların ilk defa o istasyona uygulandığını ve yeni bir vaziyette monte edildiğini, dava konusu edilen tüm taleplerin davalıya ihtarname ile bildirildiğini, bu nedenle davalının «temerrüde» düşürülmediğini söylemenin uygun olmadığını, «keşif» sonucu alınan raporda hava-su saatinin mevcut bulunmadığının tespit edildiğini, bu durumun dahi ariyetler konusundaki mahkeme karar gerekçesini haklı kılmadığını, …
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında «akaryakıt bayilik sözleşmesi» akdedildiğini ve müvekkili şirket lehine taşınmaz üzerine «intifa hakkı» tesis edildiğini, ancak davalı şirketin iş yeri açma ruhsatı alamadığını ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK)'na bayilik sözleşmesi başvurusunda bulunulmadığını, taşınmazın atıl durumda kaldığını, davalı tarafın bu suretle «sözleşmeyi ihlal» ettiğini, yapılan yatırımlar gereği müvekkilinin zarara uğradığını, müvekkili şirketin yapmış olduğu yatırım bedellerinin ve nakdi ödemelerin tazmini gerektiğini ileri sürerek kurumsal kimlik ekipmanı ile «ariyet», demirbaş ve tesisatlardan oluşan ayni yatırım bedellerinin şimdilik 10.000,00 TL'sinin ve istasyonun işletilmemesinden kaynaklı olarak müvekkili şirketin «mahrum» kaldığı «kar kaybının» tazminine ilişkin alacağın şimdilik 10.000,00 TL'sinin «ihtarnamenin» tebliğ tarihinden itibaren işleyecek bayilik sözleşmesinde yer alan aylık %3 «akdi faizi» ile birlikte tahsilini, ayrıca akdi yatırım olarak davalıya ödenen toplam 300.000,00 TL intifa bedelinin 150.000,00 TL'sinin fiili ödeme tarihi olan 10.11.2010 tar …
… cari ve fiili durum dikkate alınmadan ve hiçbir zaman uygulama alanı bulmayan sözleşme hükümlerine bağlı kalınarak değerlendirme yapılmasının hatalı olduğunu, gerek «bayilik sözleşmesi» gerekse «intifa hakkına» dayalı olarak müvekkilinin haklarının dar yorumlandığını, akaryakıt istasyonunun 5 yıl boyunca atıl vaziyette kaldığını ve sözleşme hükümlerinin hiçbir zaman uygulanmadığını, davalının ruhsat alamamasında müvekkilinin bir sorumluluğu bulunmadığını, müvekkilince davalıya ödenen nakdi yatırımların iadesini talep etmesi için intifanın «terkin» edilmesinin dava şartı olmadığını ve hiçbir hukuki değeri bulunmadığını, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Selçuk Belediyesi arasındaki «yetki» sorunu nedeniyle taşınmazın imar durumunun tarla olarak kaldığı ve bu haliyle zaten artık akaryakıt istasyonu olarak faaliyet gösteremeyeceği , dolayısıyla intifa hakkından beklenen «hukuki yararın» ortadan kalktığı, mahkemece «kar kaybına» yönelik talebin reddinin hukuki dayanağı bulunmadığını, müvekkili şirketin ürün satışının yerine getirileceğine olan güven nedeniyle davalı yararına ayni ve nakdi yatırımlarda bulunduğunu, «mahrum kalınan» kara ilişkin civardaki emsal istasyonlardaki yıllık satış miktarı üzerinden «dağıtım» şirketine kalan kar üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, bu anlamda herhangi bir satış «taahhüdünün» aranmayacağını, bayilik sözleşmesinin 25 inci maddesinde de «sözleşmeye aykırılık» halinde müvekkili «şirketin zarar» ve ziyan talep edebileceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin basiretli bir «tacir» olarak ve sözleşmeye güven ilkesi gereğince ciddi yatırım yaptığı akaryakıt istasyonunun işletme ruhsatı alabilmesi için sözleşmeyi sürekli ayakta tuttuğunu, istas …
Benzer bu karardaŞti.) ile «bayilik sözleşmesi» imzaladığını, anılan şirketin davaya konu taşınmaz üzerinde akaryakıt ve sıvılaştırılmış petrol gazı LPG satışı yaptığını, müvekkilinin başvurusu üzerine Rekabet Kurulu'nun 06.02.2013 tarihli kararıyla “ön sözleşme ve intifa hakkından oluşan dikey ilişkinin 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği'nin 5 inci maddesindeki istisnadan yararlanmadığına, dikey ilişkinin 15.05.2012 tarihine kadar anılan Tebliğ ile tanınan «grup muafiyetinden» yararlandığına, ancak bu tarihten itibaren grup muafiyeti dışında kaldığına, söz konusu dikey ilişkiye 15.05.2007 tarihinden itibaren 10 yıla kadar muafiyet tanınmasına” karar verildiğini, bu karara göre ön sözleşmenin ve «intifa hakkının» 15.05.2017 tarihinde sona erdiğini, davalının da intifa hakkının «feragatle» 07.08.2017 tarihinde «bedelsiz» olarak «terkin» ettiğini, davaya konu ipoteğe ilişkin resmi senette ipoteğin kuruluş «sebebinin» davalıdan alınmış ve alınacak petrol ürünlerinin bedelleri, krediler, «ariyet» teçhizat ve mevcut veya akdedilecek sözleşmelerdeki hükümler, şartı cezailer ve bu alacakların faizleri «dahil» her ne sebep ve suretle olursa olsun borçlu bulunduğu ve ileride borçlanacağı meblağların azami 500.000,00 TL kısmının «teminatını» teşkil etmek olduğunun belirtildiğini, yani bir üst sınır ve teminat ipoteği niteliği taşıdığını, davalının ipoteğin konulmasına dayanak teşkil eden sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bayilik sözleşmesinin hiç bir zaman kurulmadığını, müvekkiline her hangi bir ürün satışı yapılmadığından ön sözleşmenin fiilen sona erdiğini, ipoteğin teminat altına aldığı muhtemel alacakların da doğmadığını, bu kapsamda «ihtarname» keşide edilmesine rağmen davalının taşınmaz üzerindeki «ipoteği kaldırmadığını» ileri sürerek, davaya konu taşınmaza ilişkin taraflar arasındaki ön sözleşmenin sona erdiğinin ve müvekkilinin ipoteğe konu borcunun olmadığının tespitini, taşınma …
Şti. ile akdedilen 01.01.2011 tarihli «kira sözleşmesini» 29.06.2017 tarihinde sonlandırılmak zorunda kaldığını, «ipotek» resmi senedine bakıldığında borç ilişkisinden kaynaklanan her türlü alacağı kapsayacak şekilde ipotek tesis edildiğinin görüleceğini, müvekkilinin davacıya ait istasyonda bulunan yatırımların 15 yıl sürecek anlaşma inancıyla yaptığı yatırımlar olduğunu, davacının bu yatırımlarla ilgili olarak müvekkiline borcunun bulunduğunu, hem davacıya gönderdikleri «ihtarnamelerde», hem de Rekabet Kurulu'nun kararında belirtildiği üzere yatırımın kalan süresine tekabül eden bedelinin «sebepsiz zenginleşme» hükümleri gereğince müvekkiline ödenmesi gerektiğini, bu hakların ödenmemesine rağmen yine bu hakların «teminatını» teşkil eden «ipoteğin kaldırılmasının» talep edilemeyeceğini, «intifa hakkının» sona erdirilmesi neticesinde akaryakıt istasyonunun boş olarak davacıya «teslimi» ile taraflar arasındaki ticari ilişkinin sona erdiğini, 15 yıllık yatırımın kalan 5 yıla tekabül eden ve taşınmazdaki kurumsal kimlik uygulaması bedelleri halen ta …
Şti.'nin «taahhütlerinin» düzenlendiği 3. maddede, «bayilik sözleşmesinin» imzalanmasından itibaren bayinin davalı şirketten yılda asgari bir miktar benzin grubu, motorin ve gazyağı almayı, istasyonun kurulu bulunduğu taşınmaz üzerinde 15 yıl süreyle «intifa hakkı» ve maliki bulunduğu veya üçüncü şahıslara ait taşınmazlar üzerinde muhtemel borçların «teminatını» teşkil etmek üzere 500.000,00 TL tutarında «ipotek» tesis edilmesini, tüm kazı ile hafriyat işlerinin bayi tarafından üstlenileceğinin taahhüt ettiği, davalının taahhütlerini düzenleyen 4. maddede ise intifa ipotek …
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:grup muafiyeti · cari hesap ilişkisi · ipoteğin kaldırılması · ipoteğin fekki · ticari defter incelemesi · delil tespiti · muafiyet · cari hesap
Benzer bu karardaŞti.) ile «bayilik sözleşmesi» imzaladığını, anılan şirketin davaya konu taşınmaz üzerinde akaryakıt ve sıvılaştırılmış petrol gazı LPG satışı yaptığını, müvekkilinin başvurusu üzerine Rekabet Kurulu'nun 06.02.2013 tarihli kararıyla “ön sözleşme ve intifa hakkından oluşan dikey ilişkinin 2002/2 sayılı Dikey Anlaşmalara İlişkin Grup Muafiyeti Tebliği'nin 5 inci maddesindeki istisnadan yararlanmadığına, dikey ilişkinin 15.05.2012 tarihine kadar anılan Tebliğ ile tanınan «grup muafiyetinden» yararlandığına, ancak bu tarihten itibaren grup muafiyeti dışında kaldığına, söz konusu dikey ilişkiye 15.05.2007 tarihinden itibaren 10 yıla kadar muafiyet tanınmasına” karar verildiğini, bu karara göre ön sözleşmenin ve «intifa hakkının» 15.05.2017 tarihinde sona erdiğini, davalının da intifa hakkının «feragatle» 07.08.2017 tarihinde «bedelsiz» olarak «terkin» ettiğini, davaya konu ipoteğe ilişkin resmi senette ipoteğin kuruluş «sebebinin» davalıdan alınmış ve alınacak petrol ürünlerinin bedelleri, krediler, «ariyet» teçhizat ve mevcut veya akdedilecek sözleşmelerdeki hükümler, şartı cezailer ve bu alacakların faizleri «dahil» her ne sebep ve suretle olursa olsun borçlu bulunduğu ve ileride borçlanacağı meblağların azami 500.000,00 TL kısmının «teminatını» teşkil etmek olduğunun belirtildiğini, yani bir üst sınır ve teminat ipoteği niteliği taşıdığını, davalının ipoteğin konulmasına dayanak teşkil eden sözleşmeden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bayilik sözleşmesinin hiç bir zaman kurulmadığını, müvekkiline her hangi bir ürün satışı yapılmadığından ön sözleşmenin fiilen sona erdiğini, ipoteğin teminat altına aldığı muhtemel alacakların da doğmadığını, bu kapsamda «ihtarname» keşide edilmesine rağmen davalının taşınmaz üzerindeki «ipoteği kaldırmadığını» ileri sürerek, davaya konu taşınmaza ilişkin taraflar arasındaki ön sözleşmenin sona erdiğinin ve müvekkilinin ipoteğe konu borcunun olmadığının tespitini, taşınma …
Şti. arasında «bayilik sözleşmesinin» hiç bir zaman kurulmaması dolayısıyla bu şirketler arasında «cari hesap ilişkisine» konu olabilecek davalı lehine bir alacak kaleminin doğmasını gerektirecek bir olguyu da davalının ileri sürmediği, tüm dosya kapsamından da anlaşılamadığı, ön sözleşmeye göre ...
Şti.'nin ön sözleşme kapsamındaki yükümlülüklerini yerine getirerek davalıya «teslim» edildiğini, davalı lehine 15 yıl süre ile «intifa hakkı» ve bayiinin ileride doğacak muhtemel borçlarının «teminatı» olmak üzere 500.000,00 TL bedelli «ipotek» tesis edildiğini, müvekkilinin 27.03.2009 tarihinde yapı kullanma izin belgesi aldığını, buna rağmen davalının ön sözleşmede belirtilen yükümlülüklerini yerine getirmediğini, bu nedenle müvekkilinin akaryakıt istasyonunu açamadığını, işletme ruhsatı ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu (EPDK) bayilik lisansı için işlem yapamadığını, taşınmazın mevcut durumuyla ilgili olarak 2009 ve 2010 yıllarında iki defa gerçekleştirilen «delil tespitinde» bahsettikleri hususların bilirkişi raporlarında görüldüğünü, aradan geçen 10 yılı aşkın süreye rağmen «bayilik sözleşmesinin» kurulamadığını, davalının intifa hakkına dayanarak dava dışı ...
… en bedelini ödeyerek anlaşmayı sona erdirebilmesi konusunda tarafların anlaşmaları koşuluyla, söz konusu dikey ilişkiye 15.07.2007 tarihinden itibaren on yıla kadar «muafiyet» tanınmasına” karar verildiğini, bu karar gereğince müvekkilinin «intifa hakkını» 5 yıl erken «terkin» etmek zorunda kaldığını, bu sebeple müvekkilinin taşınmazda kiracısı ve bayii olan dava dışı ...
1 benzer karar daha
-
Bayilik sözleşmesinden kaynaklanan alacak | Sözleşme hükümleri uyarınca
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5017 E. 2023/846 K.
Ortak:akaryakıt bayilik sözleşmesi · ariyet · bayilik sözleşmesi · teslim
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında «akaryakıt bayilik sözleşmesi» akdedildiğini ve müvekkili şirket lehine taşınmaz üzerine «intifa hakkı» tesis edildiğini, ancak davalı şirketin iş yeri açma ruhsatı alamadığını ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK)'na bayilik sözleşmesi başvurusunda bulunulmadığını, taşınmazın atıl durumda kaldığını, davalı tarafın bu suretle «sözleşmeyi ihlal» ettiğini, yapılan yatırımlar gereği müvekkilinin zarara uğradığını, müvekkili şirketin yapmış olduğu yatırım bedellerinin ve nakdi ödemelerin tazmini gerektiğini ileri sürerek kurumsal kimlik ekipmanı ile «ariyet», demirbaş ve tesisatlardan oluşan ayni yatırım bedellerinin şimdilik 10.000,00 TL'sinin ve istasyonun işletilmemesinden kaynaklı olarak müvekkili şirketin «mahrum» kaldığı «kar kaybının» tazminine ilişkin alacağın şimdilik 10.000,00 TL'sinin «ihtarnamenin» tebliğ tarihinden itibaren işleyecek bayilik sözleşmesinde yer alan aylık %3 «akdi faizi» ile birlikte tahsilini, ayrıca akdi yatırım olarak davalıya ödenen toplam 300.000,00 TL intifa bedelinin 150.000,00 TL'sinin fiili ödeme tarihi olan 10.11.2010 tar …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan «akaryakıt bayilik sözleşmesi» ve ön «protokol» gereğince davalıya verilen intifa bedelinin ve «ariyetlerin» bedellerinin tazmini ile kâr «kaybı» alacağı istemine ilişkindir.
… usulüne uygun bir şekilde iş yer açma ruhsatının alınması gerektiğini, Belediyenin müvekkiline ruhsat vermediğinden müvekkilinin kusurundan söz edilemeyeceğini, kâr «mahrumiyeti» talep edilemeyeceğini, zira «akaryakıt bayilik sözleşmesinin» henüz yürürlüğe girmediğini, müvekkili şirkete ait akaryakıt istasyonuna kurumsal kimlik malzeme ve ekipmanları kurulduğu iddiasının ihtilafsız olduğunu, ancak davacı şirketin söz konusu malzeme ve ekipmanları yatırım gibi göstermesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun (EPDK) bu hususta kurul kararı olduğunu, ayrıca davacının müvekkiline 500.000,00 TL intifa bedeli ödemesi gerekirken eksik ödediğini, davacı lehine tapuda intifa «şerhinin» devam ettiğini, bu durumda davacının intifa bedelini isteyemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
Benzer bu karardaHukuk Dairesinin 22.06.2017 tarih, 2016/10668 E. ve 2017/5451 K. sayılı kararıyla mahkemece açıklanan hususlar gözetilerek «ariyet» olarak davalıya «teslim» edilen mal miktarı belirlenip iade yükümlülüğü olan davacı alacağına ilişkin deliller toplanıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken sözleşmede hüküm bulunmayan yatırım bedellerinin de tahsiline karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle mahkeme kararı bozulmuştur.
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «bayilik sözleşmesinin» sürenin sona ermesi nedeniyle sözleşme kapsamında karşı tarafa verilen «ariyetlerin» bedelinin tahsili istemine ilişkindir.
Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararı ile davacı tarafından davalıya «ariyet» olarak verildiği tespit edilen akaryakıt makine ve ekipmanların değerinin 40.000,00 TL, makine ve ekipmanların değerinin 18.530,00 TL olduğu, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri uyarınca davalının ariyet olarak verilen malların iadesi ile yükümlü olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalıya ariyet olarak verilen malların piyasa emsal «rayiç bedeli» toplam 58.530,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:sabit yatırım · rayiç bedel
Benzer bu karardaMahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda belirtilen tarih ve sayılı kararı ile davacı tarafından davalıya «ariyet» olarak verildiği tespit edilen akaryakıt makine ve ekipmanların değerinin 40.000,00 TL, makine ve ekipmanların değerinin 18.530,00 TL olduğu, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri uyarınca davalının ariyet olarak verilen malların iadesi ile yükümlü olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalıya ariyet olarak verilen malların piyasa emsal «rayiç bedeli» toplam 58.530,00 TL'nin davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
… 107.995,80 TL, akaryakıt makine ve ekipmanlarının değerinin 40.000,00 TL, geri alındığına dair belge olmayan makine ve ekipmanların değerinin 18.530,00 TL olduğunu, «ariyet» konusu mallar ve «sabit yatırımların» neler olduğunun açıklandığını, bu kapsamda gerekli belgelerin de sunulduğunu, beş adet dalgıç pompa, hava ve su saati, kasa, stand, kasa koltuk, duvar rafı, kanopi …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/8411 E. , 2023/2280 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1928 Esas, 2021/1263 Karar
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2017/49 E., 2019/446 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında akaryakıt bayilik sözleşmesi akdedildiğini ve müvekkili şirket lehine taşınmaz üzerine intifa hakkı tesis edildiğini, ancak davalı şirketin iş yeri açma ruhsatı alamadığını ve Enerji Piyasası Düzenleme Kurulu (EPDK)'na bayilik sözleşmesi başvurusunda bulunulmadığını, taşınmazın atıl durumda kaldığını, davalı tarafın bu suretle sözleşmeyi ihlal ettiğini, yapılan yatırımlar gereği müvekkilinin zarara uğradığını, müvekkili şirketin yapmış olduğu yatırım bedellerinin ve nakdi ödemelerin tazmini gerektiğini ileri sürerek kurumsal kimlik ekipmanı ile ariyet, demirbaş ve tesisatlardan oluşan ayni yatırım bedellerinin şimdilik 10.000,00 TL'sinin ve istasyonun işletilmemesinden kaynaklı olarak müvekkili şirketin mahrum kaldığı kar kaybının tazminine ilişkin alacağın şimdilik 10.000,00 TL'sinin ihtarnamenin tebliğ tarihinden itibaren işleyecek bayilik sözleşmesinde yer alan aylık %3 akdi faizi ile birlikte tahsilini, ayrıca akdi yatırım olarak davalıya ödenen toplam 300.000,00 TL intifa bedelinin 150.000,00 TL'sinin fiili ödeme tarihi olan 10.11.2010 tarihinden itibaren, 150.000,00 TL'sinin de fiili ödeme günü olan 20.01.2011 tarihinden itibaren işleyecek bayilik sözleşmesinde yer alan aylık %3 akdi faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili şirketin iş yeri açmak için İzmir Büyükşehir Belediyesine başvurduğunu, uygun imar planı bulunmadığından arazinin akaryakıt ve Sıvılaştırılmış Petrol Gazı (LPG) satış istasyonu olarak belirlenemediğini, ruhsat başvurusunun iptaline karar verildiğini, açılan davanın ise Belediye lehine sonuçlandığını, müvekkilinin iş yer açma ruhsatı alma konusunda her türlü yasal hakkını kullandığını, sözleşmenin yürürlüğe girmesi ve bayilik lisansının yayınlanabilmesi için usulüne uygun bir şekilde iş yer açma ruhsatının alınması gerektiğini, Belediyenin müvekkiline ruhsat vermediğinden müvekkilinin kusurundan söz edilemeyeceğini, kâr mahrumiyeti talep edilemeyeceğini, zira akaryakıt bayilik sözleşmesinin henüz yürürlüğe girmediğini, müvekkili şirkete ait akaryakıt istasyonuna kurumsal kimlik malzeme ve ekipmanları kurulduğu iddiasının ihtilafsız olduğunu, ancak davacı şirketin söz konusu malzeme ve ekipmanları yatırım gibi göstermesinin hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, Enerji Piyasası Düzenleme Kurumu'nun (EPDK) bu hususta kurul kararı olduğunu, ayrıca davacının müvekkiline 500.000,00 TL intifa bedeli ödemesi gerekirken eksik ödediğini, davacı lehine tapuda intifa şerhinin devam ettiğini, bu durumda davacının intifa bedelini isteyemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı tarafından intifa bedelinin kullanılmayan kısmının istenebilmesi için taşınmaz kaydına konulan intifa hakkının terkininin aranacağı, ancak taşınmaz üzerindeki intifa hakkı dava tarihi itibariyle devam ettiği, bu nedenle davacının ödediği bakiye intifa bedelini isteyemeyeceği, yine sözleşmenin bağıtlandığı 19.10.2010 tarihinden sözleşmenin süresinin dolduğu 19.10.2015 tarihine kadar davacının davalı şirkete işyeri açma ruhsatı alması konusunda ihtarda bulunmadığı, ayrıca davalının yükümlülüğünü yerine getirmemesi üzerine makul süre olarak kabul edilebilecek dönemin sonunda davacının sözleşmenin 25 inci maddesi gereğince gidebileceği yollara başvurmadığı, tek taraflı fesih hakkını kullanmadığı, mahrum kaldığı zararı isteyebilmek için davacının, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 117 ve 123 üncü maddeleri gereğince yasal koşulları yerine getirmediği, davalıyı temerrüde düşürmediği, dolayısıyla davacının mahrum kaldığı karı davalıdan isteyebilmesi için sözleşme ve yasa koşullarının oluşmadığı, yine önprotokolün 3 maddesi gereğince davacının 3 adet pompa jeneratör kompresör, hava+su saati, yıkama tonozu, tank ve pompa otomasyonu ile market raflarını ariyet sözleşmesi ile davalı bayiye verdiği, bayilik sözleşmesi ile birlikte eki olan ariyet sözleşmesinin de sona erdiği, ariyet sözleşmesinin sona ermesinden sonra davacının teçhizat ve ekipmanların kendisine iadesi için davalıyı temerrüde düşürmediği, teçhizat ve ekipmanların zarar görmediği, halen kullanım amacına uygun olarak bakımlı şekilde muhafaza edildiği, davacının ariyet olarak verilen teçhizat ve ekipmanların bedelini isteyebilmesi için sözleşme ve 6098 sayılı Kanun'un 379 uncu ve devamı maddeleri koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava dilekçesinde belirttiği hususlara ilave olarak, müvekkili şirketin hakları dar yorumlanarak, dosyadaki mevcut deliller ve iddiaların yeterince incelenmeden karar tesis edildiğini, müvekkili şirket tarafından yapılan 300.000,00 TL’lik ödemenin, akaryakıt ve LPG istasyonunun kurulması ve faaliyete geçirilmesi için davalıya finansal destek sağlamak amacıyla yapılan bir nakdi yatırım bedeli olduğunu, banka dekontlarında bu ödemelerin açıklamasının “iş avansı” olarak geçtiğini, ancak davalının yükümlülüğünde olan işyeri açma ve çalışma ruhsatının alınmaması sebebiyle müvekkilinin zarara uğradığını, 19.09.2010 tarihli 5 yıl süreli bayilik sözleşmesinin müvekkili şirket tarafından özel olarak bir fesih ihtarnamesi ile feshedilmediğini, davalı şirketin işyeri açma ve çalışma ruhsatı almaması ve EPDK’ya bayilik lisansı başvurusu yapmaması nedeniyle sözleşmenin uygulanamaz ve süre sonunda kendiliğinden“münfesih” hale geldiğini, dava konusu olayın 2010 yılında akaryakıt sektörüne Rekabet Kurumunun intifa süreleri yönünden uyguladığı ilke kararları doğrultusunda, Türkiye genelinde açılan genel intifa davalarının (sebepsiz zenginleşme davaları) kapsamı olarak değerlendirmemesi gerektiğini, davaya konu istasyona uygulanan kurumsal kimlik ve tüm ariyet ve demirbaşların ilk defa o istasyona uygulandığını ve yeni bir vaziyette monte edildiğini, dava konusu edilen tüm taleplerin davalıya ihtarname ile bildirildiğini, bu nedenle davalının temerrüde düşürülmediğini söylemenin uygun olmadığını, keşif sonucu alınan raporda hava-su saatinin mevcut bulunmadığının tespit edildiğini, bu durumun dahi ariyetler konusundaki mahkeme karar gerekçesini haklı kılmadığını, bilirkişice belirlenen hava-su saati bedelinin oldukça düşük olduğunu belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalının akaryakıt satın almaması ve satın almayacak olmasına rağmen sözleşmeyi süre sonuna kadar ayakta tuttuğu, sözleşme yükümlülüklerine uyması konusunda davalıya ihtar göndermediği, bu durumda kar kaybı alacağı talep etmesine olanak bulunmadığı, ayrıca dava tarihi itibarıyla davacının intifa hakkını halen kullandığı, bu nedenle kullanamadığı süreye ilişkin olarak fazla ödenen intifa bedelini talep edemeyeceği, ayrıca protokolde yazılı ve davalıya teslim tutanağı ile teslim edilen ekipmanlardan hava-su saati ünitesi dışındakilerin davalıya ait taşınmazda bulunduğu, davalının ariyetleri teslime hazır olduğunu bildirdiği, ancak davacı ihtarnameye rağmen ariyetleri teslim almadığından bedellerini talep etmesine olanak bulunmadığı, davalının ihtarnamesinin gönderildiği tarihte hava-su saati ünitesinin davaya konu akaryakıt istasyonunda bulunmadığının iddia ve ispat edilemediği, dolayısıyla ilk derece mahkemesi kararında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki ticari ve fiili durum dikkate alınmadan ve hiçbir zaman uygulama alanı bulmayan sözleşme hükümlerine bağlı kalınarak değerlendirme yapılmasının hatalı olduğunu, gerek bayilik sözleşmesi gerekse intifa hakkına dayalı olarak müvekkilinin haklarının dar yorumlandığını, akaryakıt istasyonunun 5 yıl boyunca atıl vaziyette kaldığını ve sözleşme hükümlerinin hiçbir zaman uygulanmadığını, davalının ruhsat alamamasında müvekkilinin bir sorumluluğu bulunmadığını, müvekkilince davalıya ödenen nakdi yatırımların iadesini talep etmesi için intifanın terkin edilmesinin dava şartı olmadığını ve hiçbir hukuki değeri bulunmadığını, İzmir Büyükşehir Belediyesi ve Selçuk Belediyesi arasındaki yetki sorunu nedeniyle taşınmazın imar durumunun tarla olarak kaldığı ve bu haliyle zaten artık akaryakıt istasyonu olarak faaliyet gösteremeyeceği , dolayısıyla intifa hakkından beklenen hukuki yararın ortadan kalktığı, mahkemece kar kaybına yönelik talebin reddinin hukuki dayanağı bulunmadığını, müvekkili şirketin ürün satışının yerine getirileceğine olan güven nedeniyle davalı yararına ayni ve nakdi yatırımlarda bulunduğunu, mahrum kalınan kara ilişkin civardaki emsal istasyonlardaki yıllık satış miktarı üzerinden dağıtım şirketine kalan kar üzerinden hesaplama yapılması gerektiğini, bu anlamda herhangi bir satış taahhüdünün aranmayacağını, bayilik sözleşmesinin 25 inci maddesinde de sözleşmeye aykırılık halinde müvekkili şirketin zarar ve ziyan talep edebileceğinin kararlaştırıldığını, müvekkilinin basiretli bir tacir olarak ve sözleşmeye güven ilkesi gereğince ciddi yatırım yaptığı akaryakıt istasyonunun işletme ruhsatı alabilmesi için sözleşmeyi sürekli ayakta tuttuğunu, istasyona yapılan yatırımlar nazara alındığında müvekkilinin ciddi maddi zarara uğradığını, bu nedenle davanın tümden kabulü gerektiğini belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, taraflar arasında imzalanan akaryakıt bayilik sözleşmesi ve ön protokol gereğince davalıya verilen intifa bedelinin ve ariyetlerin bedellerinin tazmini ile kâr kaybı alacağı istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
2. 6098 sayılı Kanun'un 117, 123 ve 379 uncu maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderlerinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
12.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/932763800 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz