Şirketin feshi
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/9074 E. 2023/2414 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
bağlılık yükümü↗ özen ve bağlılık yükümü↗ şirketin feshi ve tasfiyesi↗ şirket müdürünün azli↗ haklı nedenle fesih↗ güven ilişkisi↗ azil↗ ba beyannamesi↗ rekabet yasağı↗ şirketin feshi↗ hakkın kötüye kullanılması↗ olağanüstü genel kurul↗ şirket müdürü↗ sözleşmeden doğan dava↗ oy yasağı↗ fesih↗ tebligat↗ esastan ret↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ kusur↗ yükleten (shipper)↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ husumet↗ e-defter↗ görevli mahkeme↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Karacabey 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI :2013/317 E., 2017/495 K.
BİRLEŞEN DAVA : Karacabey 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2014/83 E.
Taraflar arasında asıl davada şirket müdürünün azli ile birleşen davadaki şirketin feshi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; tarafların Ayman Hayvancılık Ltd. Şti'nin ortakları olduklarını ancak davacı ortakların şirketin kuruluşundan bu yana herhangi bir işlemden haberdar edilmediklerini ayrıca şirket yöneticisinin davacı ortakların haberi olmaksızın bir kısım şirket taşınmazlarını sattığını, şirket adına kayıtlı hayvanlarla alakalı yapılan işlemlerden de haberdar edilmediklerini, haklı sebeplerin varlığı halinde şirket yöneticisinin azlinin mahkemeden istenebileceğini ileri sürerek davalının yöneticilikten azli ile ortaklık zararına yaptığı işlerin tespiti edilerek sorumluluğuna gidilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; iddiaların doğru olmadığını, davacıların şirkette %75 pay oranına sahip olup istedikleri zaman genel kurulu toplantıya çağıracaklarını, bu yönde talepleri olmadığını, hayvanların eksik olmasının söz konusu olmadığını, taşınmazların bilgileri dahilinde satılarak paylarının hesaplarına yatırıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiş; birleşen dava yönünden ise; davacı diğer ortağın yurt dışında yaşıyor olmaları nedeniyle toplantıların dahi yapılamadığını, azil davası nedeniyle husumet oluştuğunu, 2-3 yıldır bir araya gelemediklerini, haklı nedenle fesih için koşulların oluştuğunu ileri sürerek şirketin feshini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kendi kusurundan kaynaklanan nedenlere dayanarak fesih talep edemeyeceğini, feshin koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava bakımından; şirket müdürünün kanunun kendisine yüklediği sorumlulukları yerine getirmediği, şirket müdürünün özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiği dolayısıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 630 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereği şirket müdürünün azli koşullarının oluştuğu, birleşen dava bakımından; davacı şirket müdürü ve ortağının kusuruna dayalı olarak şirket olağan genel kurulu toplantılarının yapılmadığı, şirketin haklı nedenle fesih koşullarının oluştuğu, ancak fesih koşullarının oluşmasında davacı şirket ortağı ve şirket müdürünün kusurlu olduğu, Yargıtay'ın emsal kararlarında da belirtildiği üzere şirketin feshini gerektirecek sebeplerin oluşmasında kendi kusuru bulunan şirket ortağının şirketin feshini ve tasfiyesini isteyemeyeceği, dolayısıyla şirket müdürünün kendi kusurundan lehine sonuç çıkaramayacağı, aksinin kabul edilmesinin hakkın kötüye kullanımı sayılacağı, bunun da hukuk düzeni tarafından korunamayacağı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile şirket müdürünün azline, birleşen davada, şirketin feshini gerektirecek sebeplerin oluşmasında kendi kusuru bulunan şirket ortağının şirketin feshini ve tasfiyesini isteyemeyeceğinden birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı-birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; toplantı yapılamamasının nedeninin yurt dışında olan davacılara tebligat yapılamaması olduğunu ve aksaklıkların davacılardan kaynaklandığını, birleşen davada ise, davalıların esas davadaki tutumları nedeniyle şirketin amacının gerçekleşmesi mümkün olmadığından fesih koşullarının oluştuğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada davalı şirket yöneticisinin genel kurul çağrılarını yapmadığı, kanunun kendisine yüklediği idari görevleri yerine getirmediği, şirket defterlerini tutmadığı, beyannameleri vermediği, şirketin bir kısım araçlarının kayıtlarının takip edilemediği, yine taşınmaz satışlarına ilişkin yapılan işlemlerin banka kayıtlarından takip edilemediği, rekabet yasağına aykırı olarak kendi adına hayvancılık yaptığı, eylemlerinde ağır kusurlu olduğu, birleşen dava yönünden ise; azil davası ve davacının eylemleri nedeniyle ortaklar arasında güven ilişkisinin zedelendiği, ancak bunun davacının kusurundan kaynaklandığı, davacının kendi kusurlu eylemleri nedeniyle şirketin feshini talep edemeyeceği gerekçesiyle davalı- birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davanın davalı şirket müdürünün yöneticilikten azlinin istemi, birleşen davanın ise şirketin feshi istemine ilişkin olup, asıl dava bakımından şirket müdürünün yöneticilikten azlinin istenmesinde haklı nedenlerin varolup olmadığı hususu, birleşen dava bakımından ise dava konusu şirketin feshinin ve tasfiyesinin gerekip gerekmediği hususları uyuşmazlık konusudur.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun(6102 sayılı Kanun) 630'uncu maddesinini ikinci ve üçüncü fıkraları ile 636'ncı maddesinin ikinci fıkrası
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı-birleşen davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5809 E. 2018/67 K.
Ortak:şirket müdürünün azli · azil · görevli mahkeme
İncelediğiniz kararda… emesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada davalı şirket yöneticisinin genel kurul çağrılarını yapmadığı, kanunun kendisine yüklediği idari «görevleri» yerine getirmediği, şirket «defterlerini» tutmadığı, «beyannameleri» vermediği, şirketin bir kısım araçlarının kayıtlarının takip edilemediği, yine taşınmaz satışlarına ilişkin yapılan işlemlerin banka kayıtlarından takip edilemediği, «rekabet yasağına» aykırı olarak kendi adına hayvancılık yaptığı, eylemlerinde ağır kusurlu olduğu, birleşen dava yönünden ise; «azil» davası ve davacının eylemleri nedeniyle ortaklar arasında «güven ilişkisinin» zedelendiği, ancak bunun davacının kusurundan kaynaklandığı, davacının kendi kusurlu eylemleri nedeniyle «şirketin feshini» talep edemeyeceği gerekçesiyle davalı- birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Taraflar arasında asıl davada «şirket müdürünün azli» ile birleşen davadaki «şirketin feshi» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
… vanın reddine karar verilmesini istemiş; birleşen dava yönünden ise; davacı diğer ortağın yurt dışında yaşıyor olmaları nedeniyle toplantıların dahi yapılamadığını, «azil» davası nedeniyle «husumet» oluştuğunu, 2-3 yıldır bir araya gelemediklerini, «haklı nedenle fesih» için koşulların oluştuğunu ileri sürerek «şirketin feshini» talep etmiştir.
Benzer bu kararda… ve tüm dosya kapsamına göre; mahkememizin 2015/171 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde davacılar ...ve ...'in davalarının reddine karar verildiği, «asli müdahale talebi» ile ...'ün davasının «tefrik» edilerek mahkememizin yeni esasına kaydedildiği, davalı şirket yöneticisinin «görevlendirmesi» ve görevden azlinin ...'nin 616. maddesi uyarınca genel kurula ait olduğu, «azınlık pay sahibi» olan davacının keyfiyeti önce genel kurula ve buradan alınacak karara göre dava yolu ile mahkemeye getirmesi gerektiği, oysa davacının doğrudan dava açtığı, davacının belirtiği sebeplerin «şirket müdürünün azli» için yeterli bir neden sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, «azınlık pay sahibi» davacının önce genel kurula başvurup genel kuruldan karar alındıktan sonra dava yoluyla mahkemeden talepte bulunabileceği, ayrıca davacının bildirdiği sebeplerin «şirket müdürünün azli» için yeterli neden sayılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece anılan kanun maddesi gereğince davacı tarafından ileri sürülen sebeplerin tek tek tartışılıp «azil» için «haklı sebep» sayılıp sayılmayacağı gerekçelendirilmeden yazılı gerekçe ile ileri sürülen sebeplerin azil için yeterli sebep sayılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:azınlık pay sahibi · temsil yetkisinin kaldırılması · müdahale talebi · asli müdahale · haklı sebep · tefrik · limited şirket · yetkisizlik kararı
Benzer bu kararda… ve tüm dosya kapsamına göre; mahkememizin 2015/171 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde davacılar ...ve ...'in davalarının reddine karar verildiği, «asli müdahale talebi» ile ...'ün davasının «tefrik» edilerek mahkememizin yeni esasına kaydedildiği, davalı şirket yöneticisinin «görevlendirmesi» ve görevden azlinin ...'nin 616. maddesi uyarınca genel kurula ait olduğu, «azınlık pay sahibi» olan davacının keyfiyeti önce genel kurula ve buradan alınacak karara göre dava yolu ile mahkemeye getirmesi gerektiği, oysa davacının doğrudan dava açtığı, davacının belirtiği sebeplerin «şirket müdürünün azli» için yeterli bir neden sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, Türk Ticaret Kanunu’nun 630/2. maddesi uyarınca, her ortak, haklı sebeplerin varlığı durumunda yöneticilerin yönetim hakkının ve «temsil yetkisinin kaldırılmasını» veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.
Dava, «limited şirket» müdürünün azline ilişkindir.
Mahkemece, «azınlık pay sahibi» davacının önce genel kurula başvurup genel kuruldan karar alındıktan sonra dava yoluyla mahkemeden talepte bulunabileceği, ayrıca davacının bildirdiği sebeplerin «şirket müdürünün azli» için yeterli neden sayılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6365 E. 2018/236 K.
Ortak:bağlılık yükümü · şirket müdürünün azli · şirket müdürü · sözleşmeden doğan dava · husumet · e-defter · dava şartı
İncelediğiniz kararda… tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava bakımından; şirket müdürünün kanunun kendisine yüklediği sorumlulukları yerine getirmediği, şirket müdürünün özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiği dolayısıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 630 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereği «şirket müdürünün azli» koşullarının oluştuğu, birleşen dava bakımından; davacı «şirket müdürü» ve ortağının kusuruna dayalı olarak şirket «olağan genel kurulu» toplantılarının yapılmadığı, şirketin «haklı nedenle fesih» koşullarının oluştuğu, ancak fesih koşullarının oluşmasında davacı şirket ortağı ve şirket müdürünün kusurlu olduğu, Yargıtay'ın emsal kararlarında da belirtildiği üzere «şirketin feshini» gerektirecek sebeplerin oluşmasında kendi «kusuru» bulunan şirket ortağının şirketin feshini ve tasfiyesini isteyemeyeceği, dolayısıyla şirket müdürünün kendi kusurundan lehine sonuç çıkaramayacağı, aksinin kabul edilmesinin «hakkın kötüye kullanımı» sayılacağı, bunun da hukuk düzeni tarafından korunamayacağı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile şirket müdürünün azline, birleşen davada, şirketin feshini gerekti …
Taraflar arasında asıl davada «şirket müdürünün azli» ile birleşen davadaki «şirketin feshi» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
… vanın reddine karar verilmesini istemiş; birleşen dava yönünden ise; davacı diğer ortağın yurt dışında yaşıyor olmaları nedeniyle toplantıların dahi yapılamadığını, «azil» davası nedeniyle «husumet» oluştuğunu, 2-3 yıldır bir araya gelemediklerini, «haklı nedenle fesih» için koşulların oluştuğunu ileri sürerek «şirketin feshini» talep etmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...’in şirkete ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı, ...’ın 82. maddesine uygun şekilde defterlerin «zayi» olduğu konusunda talepte bulunmadığı ayrıca davalı «şirket müdürünün azli» için haklı nedenlerin oluştuğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı ...’in «şirket müdürlüğü» görevinden azline karar verilmiştir.
Anılan maddenin sonraki fıkrasında ise; yöneticinin, özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin «haklı sebep» olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların «ispat yükünün» davacılar üzerinde olduğu gözetilerek, belirtilen iddialar üzerinde durulmak, şirket kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılmak ve sonuçta davalının görevini yerine getirmesinde haklı sebeplerin gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmek gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde davalının «şirket müdürü» olmadığı ve sorumlu bulunmadığı döneme ilişkin «defterleri» sunmadığı gerekçesiyle hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürünün azli · temsil yetkisi · haklı sebep · şirket müdürlüğü · zayi · ispat yükü · uyuşmazlık konusu · husumet yokluğu
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...’in şirkete ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı, ...’ın 82. maddesine uygun şekilde defterlerin «zayi» olduğu konusunda talepte bulunmadığı ayrıca davalı «şirket müdürünün azli» için haklı nedenlerin oluştuğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı ...’in «şirket müdürlüğü» görevinden azline karar verilmiştir.
Oysa mahkemece, yazılı şekilde, anılan hususlar gözetilmeden ve davacılar tarafından ileri sürülen hangi fiillerin «haklı sebep» olduğu belirtilmeden sadece davalı ...’in müdür olmadığı döneme ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı gerekçesiyle davalının «şirket müdürlüğünden» azline karar verilmiştir.
1- Dava, haklı nedenlerle «limited şirket müdürünün azli» istemine ilişkindir.
Bu durum karşısında, davalı şirket hakkındaki davanın «husumet yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davalı şirket aleyhine hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13526 E. 2018/4741 K.
Ortak:bağlılık yükümü · şirket müdürünün azli · şirket müdürü · sözleşmeden doğan dava · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava bakımından; şirket müdürünün kanunun kendisine yüklediği sorumlulukları yerine getirmediği, şirket müdürünün özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiği dolayısıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 630 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereği «şirket müdürünün azli» koşullarının oluştuğu, birleşen dava bakımından; davacı «şirket müdürü» ve ortağının kusuruna dayalı olarak şirket «olağan genel kurulu» toplantılarının yapılmadığı, şirketin «haklı nedenle fesih» koşullarının oluştuğu, ancak fesih koşullarının oluşmasında davacı şirket ortağı ve şirket müdürünün kusurlu olduğu, Yargıtay'ın emsal kararlarında da belirtildiği üzere «şirketin feshini» gerektirecek sebeplerin oluşmasında kendi «kusuru» bulunan şirket ortağının şirketin feshini ve tasfiyesini isteyemeyeceği, dolayısıyla şirket müdürünün kendi kusurundan lehine sonuç çıkaramayacağı, aksinin kabul edilmesinin «hakkın kötüye kullanımı» sayılacağı, bunun da hukuk düzeni tarafından korunamayacağı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile şirket müdürünün azline, birleşen davada, şirketin feshini gerekti …
Taraflar arasında asıl davada «şirket müdürünün azli» ile birleşen davadaki «şirketin feshi» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
… vanın reddine karar verilmesini istemiş; birleşen dava yönünden ise; davacı diğer ortağın yurt dışında yaşıyor olmaları nedeniyle toplantıların dahi yapılamadığını, «azil» davası nedeniyle «husumet» oluştuğunu, 2-3 yıldır bir araya gelemediklerini, «haklı nedenle fesih» için koşulların oluştuğunu ileri sürerek «şirketin feshini» talep etmiştir.
Benzer bu karardaOysa, «şirket müdürünün azli» davalarında «husumetin», azli istenen müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca «limited şirketin» dava edilmesi zorunlu değildir.
Anılan maddenin sonraki fıkrasında ise; yöneticinin, özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin «haklı sebep» olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir.
1- Dava, haklı nedenlerle «limited şirket müdürünün azli» istemine ilişkin olup, mahkemece, davalı şirket yönünden işin esasına girilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürünün azli · temsil yetkisi · haklı sebep · denetime elverişlilik · ispat yükü · uyuşmazlık konusu · husumet yokluğu · usulden reddi
Benzer bu karardaBu durumda, davalı şirket hakkındaki davanın, «husumet yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek karar verilmesi doğru olmamış ise de, sonucu itibariyle doğru olan hükmün HUMK 436. maddesi uyarınca gerekçesi değiştirilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların «ispat yükünün» davacı üzerinde olduğu gözetilerek, davacının dayandığı deliller toplanmak ve davacı tarafından ileri sürülen iddialar üzerinde durulmak, şirket kayıtları üzerinde «denetime elverişli» «bilirkişi incelemesi» yaptırılmak ve sonuçta haklı sebeplerin gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmek gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
1- Dava, haklı nedenlerle «limited şirket müdürünün azli» istemine ilişkin olup, mahkemece, davalı şirket yönünden işin esasına girilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
2- Ayrıca, tarafların davalı şirketin ortakları oldukları, davalı ...’in bu «şirketin müdürü» olduğu ve halen görevine devam ettiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/5893 E. 2016/2550 K.
Ortak:bağlılık yükümü · şirket müdürünün azli · azil · şirket müdürü · sözleşmeden doğan dava · husumet · dava şartı
İncelediğiniz kararda… tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava bakımından; şirket müdürünün kanunun kendisine yüklediği sorumlulukları yerine getirmediği, şirket müdürünün özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiği dolayısıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 630 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereği «şirket müdürünün azli» koşullarının oluştuğu, birleşen dava bakımından; davacı «şirket müdürü» ve ortağının kusuruna dayalı olarak şirket «olağan genel kurulu» toplantılarının yapılmadığı, şirketin «haklı nedenle fesih» koşullarının oluştuğu, ancak fesih koşullarının oluşmasında davacı şirket ortağı ve şirket müdürünün kusurlu olduğu, Yargıtay'ın emsal kararlarında da belirtildiği üzere «şirketin feshini» gerektirecek sebeplerin oluşmasında kendi «kusuru» bulunan şirket ortağının şirketin feshini ve tasfiyesini isteyemeyeceği, dolayısıyla şirket müdürünün kendi kusurundan lehine sonuç çıkaramayacağı, aksinin kabul edilmesinin «hakkın kötüye kullanımı» sayılacağı, bunun da hukuk düzeni tarafından korunamayacağı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile şirket müdürünün azline, birleşen davada, şirketin feshini gerekti …
… vanın reddine karar verilmesini istemiş; birleşen dava yönünden ise; davacı diğer ortağın yurt dışında yaşıyor olmaları nedeniyle toplantıların dahi yapılamadığını, «azil» davası nedeniyle «husumet» oluştuğunu, 2-3 yıldır bir araya gelemediklerini, «haklı nedenle fesih» için koşulların oluştuğunu ileri sürerek «şirketin feshini» talep etmiştir.
Taraflar arasında asıl davada «şirket müdürünün azli» ile birleşen davadaki «şirketin feshi» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda1- Dava, «limited şirket müdürünün azli» davası olup, bu tür davalarda «husumetin» azli istenen müdüre yönetilmesi gerekli ve yeterli olduğundan davalı şirkete yönelik birleşen davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilmesi doğru değil ise de, birleşen davanın reddine ilişkin karar sonucu itibariyle doğru bulunduğundan HUMK 438/«son» maddesi uyarınca kararın değişik gerekçe ile onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Maddenin sonraki fıkrasında ise yöneticinin, özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin «haklı sebep» olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket müdürünün, birleşen davalı şirketi iyi yönettiği, şirketin kar elde ettiği, ihtilafın davacının eşi... ile şirketin diğer ortağı ve davalının eşi olan... arasındaki anlaşmazlıktan kaynaklandığı, müdürlükten «azil» için haklı nedenlerin bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:limited şirket müdürünün azli · temsil yetkisi · haklı sebep · temlik · limited şirket · haciz · temsil · i̇i̇k 72/son
Benzer bu kararda1- Dava, «limited şirket müdürünün azli» davası olup, bu tür davalarda «husumetin» azli istenen müdüre yönetilmesi gerekli ve yeterli olduğundan davalı şirkete yönelik birleşen davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilmesi doğru değil ise de, birleşen davanın reddine ilişkin karar sonucu itibariyle doğru bulunduğundan HUMK 438/«son» maddesi uyarınca kararın değişik gerekçe ile onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca her ortak, haklı nedenlerin varlığı halinde «limited şirket» yöneticilerinin yönetim hakkının ve «temsil yetkilerinin» kaldırılmasını mahkemeden talep edebilirler.
Davacının, dava dışı bankaya olan borcu, davalı müdür tarafından «temlik» alınmış, daha sonra da bu borcun tahsili için başlatılan icra takibinde davacının söz konusu şirket hissesine «haciz» konulması talep edilmiş ve bu talep kabul edilerek davacının şirket hissesi haczedilmiştir.
Maddenin sonraki fıkrasında ise yöneticinin, özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin «haklı sebep» olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/4408 E. 2020/1355 K.
Ortak:şirket müdürünün azli · e-defter
İncelediğiniz karardaTaraflar arasında asıl davada «şirket müdürünün azli» ile birleşen davadaki «şirketin feshi» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
… tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava bakımından; şirket müdürünün kanunun kendisine yüklediği sorumlulukları yerine getirmediği, şirket müdürünün özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiği dolayısıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 630 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereği «şirket müdürünün azli» koşullarının oluştuğu, birleşen dava bakımından; davacı «şirket müdürü» ve ortağının kusuruna dayalı olarak şirket «olağan genel kurulu» toplantılarının yapılmadığı, şirketin «haklı nedenle fesih» koşullarının oluştuğu, ancak fesih koşullarının oluşmasında davacı şirket ortağı ve şirket müdürünün kusurlu olduğu, Yargıtay'ın emsal kararlarında da belirtildiği üzere «şirketin feshini» gerektirecek sebeplerin oluşmasında kendi «kusuru» bulunan şirket ortağının şirketin feshini ve tasfiyesini isteyemeyeceği, dolayısıyla şirket müdürünün kendi kusurundan lehine sonuç çıkaramayacağı, aksinin kabul edilmesinin «hakkın kötüye kullanımı» sayılacağı, bunun da hukuk düzeni tarafından korunamayacağı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile şirket müdürünün azline, birleşen davada, şirketin feshini gerekti …
… emesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada davalı şirket yöneticisinin genel kurul çağrılarını yapmadığı, kanunun kendisine yüklediği idari «görevleri» yerine getirmediği, şirket «defterlerini» tutmadığı, «beyannameleri» vermediği, şirketin bir kısım araçlarının kayıtlarının takip edilemediği, yine taşınmaz satışlarına ilişkin yapılan işlemlerin banka kayıtlarından takip edilemediği, «rekabet yasağına» aykırı olarak kendi adına hayvancılık yaptığı, eylemlerinde ağır kusurlu olduğu, birleşen dava yönünden ise; «azil» davası ve davacının eylemleri nedeniyle ortaklar arasında «güven ilişkisinin» zedelendiği, ancak bunun davacının kusurundan kaynaklandığı, davacının kendi kusurlu eylemleri nedeniyle «şirketin feshini» talep edemeyeceği gerekçesiyle davalı- birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...’in şirkete ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı, TTK’nın 82. maddesine uygun şekilde defterlerin «zayi» olduğu konusunda talepte bulunmadığı ayrıca davalı «şirket müdürünün azli» için haklı nedenlerin oluştuğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı ...’in «şirket müdürlüğü» görevinden azline dair verilen kararın davalılar vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürlüğü · zayi
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...’in şirkete ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı, TTK’nın 82. maddesine uygun şekilde defterlerin «zayi» olduğu konusunda talepte bulunmadığı ayrıca davalı «şirket müdürünün azli» için haklı nedenlerin oluştuğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile davalı ...’in «şirket müdürlüğü» görevinden azline dair verilen kararın davalılar vekili tarafından temyizi üzerine karar Dairemizce bozulmuştur.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/9074 E. , 2023/2414 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/781 Esas, 2021/919
Karar
HÜKÜM
Esastan ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Karacabey 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
(Asliye Ticaret Mahkemesi Sıfatıyla)
SAYISI 2013/317 E., 2017/495 K.
BİRLEŞEN DAVA
Karacabey 2. Asliye Hukuk Mahkemesi 2014/83 E.
Taraflar arasında asıl davada şirket müdürünün azli ile birleşen davadaki şirketin feshi davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince asıl davanın kabulüne birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı-birleşen davada davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacılar vekili dava dilekçesinde; tarafların Ayman Hayvancılık Ltd. Şti'nin ortakları olduklarını ancak davacı ortakların şirketin kuruluşundan bu yana herhangi bir işlemden haberdar edilmediklerini ayrıca şirket yöneticisinin davacı ortakların haberi olmaksızın bir kısım şirket taşınmazlarını sattığını, şirket adına kayıtlı hayvanlarla alakalı yapılan işlemlerden de haberdar edilmediklerini, haklı sebeplerin varlığı halinde şirket yöneticisinin azlinin mahkemeden istenebileceğini ileri sürerek davalının yöneticilikten azli ile ortaklık zararına yaptığı işlerin tespiti edilerek sorumluluğuna gidilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; iddiaların doğru olmadığını, davacıların şirkette %75 pay oranına sahip olup istedikleri zaman genel kurulu toplantıya çağıracaklarını, bu yönde talepleri olmadığını, hayvanların eksik olmasının söz konusu olmadığını, taşınmazların bilgileri dahilinde satılarak paylarının hesaplarına yatırıldığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiş; birleşen dava yönünden ise; davacı diğer ortağın yurt dışında yaşıyor olmaları nedeniyle toplantıların dahi yapılamadığını, azil davası nedeniyle husumet oluştuğunu, 2-3 yıldır bir araya gelemediklerini, haklı nedenle fesih için koşulların oluştuğunu ileri sürerek şirketin feshini talep etmiştir.
Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının kendi kusurundan kaynaklanan nedenlere dayanarak fesih talep edemeyeceğini, feshin koşullarının oluşmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl dava bakımından; şirket müdürünün kanunun kendisine yüklediği sorumlulukları yerine getirmediği, şirket müdürünün özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiği dolayısıyla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 630 uncu maddesinin ikinci fıkrası gereği şirket müdürünün azli koşullarının oluştuğu, birleşen dava bakımından; davacı şirket müdürü ve ortağının kusuruna dayalı olarak şirket olağan genel kurulu toplantılarının yapılmadığı, şirketin haklı nedenle fesih koşullarının oluştuğu, ancak fesih koşullarının oluşmasında davacı şirket ortağı ve şirket müdürünün kusurlu olduğu, Yargıtay'ın emsal kararlarında da belirtildiği üzere şirketin feshini gerektirecek sebeplerin oluşmasında kendi kusuru bulunan şirket ortağının şirketin feshini ve tasfiyesini isteyemeyeceği, dolayısıyla şirket müdürünün kendi kusurundan lehine sonuç çıkaramayacağı, aksinin kabul edilmesinin hakkın kötüye kullanımı sayılacağı, bunun da hukuk düzeni tarafından korunamayacağı gerekçesiyle asıl davanın kabulü ile şirket müdürünün azline, birleşen davada, şirketin feshini gerektirecek sebeplerin oluşmasında kendi kusuru bulunan şirket ortağının şirketin feshini ve tasfiyesini isteyemeyeceğinden birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-birleşen davada davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davalı-birleşen davada davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; toplantı yapılamamasının nedeninin yurt dışında olan davacılara tebligat yapılamaması olduğunu ve aksaklıkların davacılardan kaynaklandığını, birleşen davada ise, davalıların esas davadaki tutumları nedeniyle şirketin amacının gerçekleşmesi mümkün olmadığından fesih koşullarının oluştuğunu belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile asıl davada davalı şirket yöneticisinin genel kurul çağrılarını yapmadığı, kanunun kendisine yüklediği idari görevleri yerine getirmediği, şirket defterlerini tutmadığı, beyannameleri vermediği, şirketin bir kısım araçlarının kayıtlarının takip edilemediği, yine taşınmaz satışlarına ilişkin yapılan işlemlerin banka kayıtlarından takip edilemediği, rekabet yasağına aykırı olarak kendi adına hayvancılık yaptığı, eylemlerinde ağır kusurlu olduğu, birleşen dava yönünden ise; azil davası ve davacının eylemleri nedeniyle ortaklar arasında güven ilişkisinin zedelendiği, ancak bunun davacının kusurundan kaynaklandığı, davacının kendi kusurlu eylemleri nedeniyle şirketin feshini talep edemeyeceği gerekçesiyle davalı- birleşen davada davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı-birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürdüğü sebepleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması istemi ile temyiz yoluna başvurmuştur.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, asıl davanın davalı şirket müdürünün yöneticilikten azlinin istemi, birleşen davanın ise şirketin feshi istemine ilişkin olup, asıl dava bakımından şirket müdürünün yöneticilikten azlinin istenmesinde haklı nedenlerin varolup olmadığı hususu, birleşen dava bakımından ise dava konusu şirketin feshinin ve tasfiyesinin gerekip gerekmediği hususları uyuşmazlık konusudur.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun(6102 sayılı Kanun) 630'uncu maddesinini ikinci ve üçüncü fıkraları ile 636'ncı maddesinin ikinci fıkrası
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı-birleşen davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
25.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/932745700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz