Müdürün azli
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2015/5893 E. 2016/2550 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
özen ve bağlılık yükümü↗ bağlılık yükümü↗ limited şirket müdürünün azli↗ ttk 630↗ şirket müdürünün azli↗ azil↗ temsil yetkisi↗ haklı sebep↗ şirket müdürü↗ sözleşmeden doğan dava↗ temlik↗ limited şirket↗ haciz↗ temsil↗ husumet↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket müdürünün, birleşen davalı şirketi iyi yönettiği, şirketin kar elde ettiği, ihtilafın davacının eşi... ile şirketin diğer ortağı ve davalının eşi olan... arasındaki anlaşmazlıktan kaynaklandığı, müdürlükten azil için haklı nedenlerin bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, limited şirket müdürünün azli davası olup, bu tür davalarda husumetin azli istenen müdüre yönetilmesi gerekli ve yeterli olduğundan davalı şirkete yönelik birleşen davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilmesi doğru değil ise de, birleşen davanın reddine ilişkin karar sonucu itibariyle doğru bulunduğundan HUMK 438/son maddesi uyarınca kararın değişik gerekçe ile onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca her ortak, haklı nedenlerin varlığı halinde limited şirket yöneticilerinin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını mahkemeden talep edebilirler. Maddenin sonraki fıkrasında ise yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir. Bu durumda, mahkemece, her somut olayın özelliğine göre açıklanan biçimde azil için haklı nedenlerin oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Dava konusu uyuşmazlıkta, asıl davalının müdürü olduğu şirket iki ortaklı olup, eşit hisseye sahip ortaklardan birisi davacı, diğeri ise asıl davalı müdürün eşidir. Davacının, dava dışı bankaya olan borcu, davalı müdür tarafından temlik alınmış, daha sonra da bu borcun tahsili için başlatılan icra takibinde davacının söz konusu şirket hissesine haciz konulması talep edilmiş ve bu talep kabul edilerek davacının şirket hissesi haczedilmiştir. Esasen davacının iddiası da kendisine ait şirket hisselerinin, şirketin diğer ortağı ile onun eşi olan davalı şirket müdürü tarafından ele geçirilmek istendiği yönündedir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davalı müdürün, özen ve bağlılık yükümünü ağır bir biçimde ihlal ettiği sonucuna varılmalıdır. Bu itibarla mahkemece, asıl davalı şirket müdürünün azli için haklı nedenlerin oluştuğunun kabulü ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/13526 E. 2018/4741 K.
Ortak:bağlılık yükümü · limited şirket müdürünün azli · şirket müdürünün azli · temsil yetkisi · haklı sebep · şirket müdürü · sözleşmeden doğan dava · limited şirket · dava şartı · Müdürün azli
İncelediğiniz kararda1- Dava, «limited şirket müdürünün azli» davası olup, bu tür davalarda «husumetin» azli istenen müdüre yönetilmesi gerekli ve yeterli olduğundan davalı şirkete yönelik birleşen davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilmesi doğru değil ise de, birleşen davanın reddine ilişkin karar sonucu itibariyle doğru bulunduğundan HUMK 438/«son» maddesi uyarınca kararın değişik gerekçe ile onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Maddenin sonraki fıkrasında ise yöneticinin, özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin «haklı sebep» olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir.
2-Asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca her ortak, haklı nedenlerin varlığı halinde «limited şirket» yöneticilerinin yönetim hakkının ve «temsil yetkilerinin» kaldırılmasını mahkemeden talep edebilirler.
Benzer bu kararda1- Dava, haklı nedenlerle «limited şirket müdürünün azli» istemine ilişkin olup, mahkemece, davalı şirket yönünden işin esasına girilerek yazılı şekilde davanın reddine karar verilmiştir.
Anılan maddenin sonraki fıkrasında ise; yöneticinin, özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin «haklı sebep» olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir.
Oysa, «şirket müdürünün azli» davalarında «husumetin», azli istenen müdüre yöneltilmesi gerekli ve yeterli olup, ayrıca «limited şirketin» dava edilmesi zorunlu değildir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:denetime elverişlilik · ispat yükü · uyuşmazlık konusu · husumet yokluğu · usulden reddi · bilirkişi incelemesi · yetkisizlik kararı · eksik inceleme
Benzer bu karardaBu itibarla, mahkemece, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların «ispat yükünün» davacı üzerinde olduğu gözetilerek, davacının dayandığı deliller toplanmak ve davacı tarafından ileri sürülen iddialar üzerinde durulmak, şirket kayıtları üzerinde «denetime elverişli» «bilirkişi incelemesi» yaptırılmak ve sonuçta haklı sebeplerin gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmek gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
Bu durumda, davalı şirket hakkındaki davanın, «husumet yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde işin esasına girilerek karar verilmesi doğru olmamış ise de, sonucu itibariyle doğru olan hükmün HUMK 436. maddesi uyarınca gerekçesi değiştirilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2- Ayrıca, tarafların davalı şirketin ortakları oldukları, davalı ...’in bu «şirketin müdürü» olduğu ve halen görevine devam ettiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Bu durumda, davacının, öncelikle «şirket müdürünün azli» veya «temsil» «yetkisinin» sınırlandırılmasını gerektiren haklı sebeplerin varlığını ispat etmesi gerekmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/6365 E. 2018/236 K.
Ortak:bağlılık yükümü · limited şirket müdürünün azli · şirket müdürünün azli · temsil yetkisi · haklı sebep · şirket müdürü · sözleşmeden doğan dava · limited şirket · dava şartı · Müdürün azli
İncelediğiniz kararda1- Dava, «limited şirket müdürünün azli» davası olup, bu tür davalarda «husumetin» azli istenen müdüre yönetilmesi gerekli ve yeterli olduğundan davalı şirkete yönelik birleşen davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilmesi doğru değil ise de, birleşen davanın reddine ilişkin karar sonucu itibariyle doğru bulunduğundan HUMK 438/«son» maddesi uyarınca kararın değişik gerekçe ile onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Maddenin sonraki fıkrasında ise yöneticinin, özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin «haklı sebep» olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir.
2-Asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca her ortak, haklı nedenlerin varlığı halinde «limited şirket» yöneticilerinin yönetim hakkının ve «temsil yetkilerinin» kaldırılmasını mahkemeden talep edebilirler.
Benzer bu kararda1- Dava, haklı nedenlerle «limited şirket müdürünün azli» istemine ilişkindir.
Anılan maddenin sonraki fıkrasında ise; yöneticinin, özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin «haklı sebep» olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir.
6102 sayılı ...'nın 630/2. maddesi uyarınca her ortak, haklı nedenlerin varlığı halinde «limited şirket» yöneticilerinin yönetim hakkının ve «temsil yetkilerinin» kaldırılmasını mahkemeden talep edebilirler.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:şirket müdürlüğü · zayi · ispat yükü · uyuşmazlık konusu · husumet yokluğu · usulden reddi · bilirkişi incelemesi · yetkisizlik kararı
Benzer bu karardaMahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...’in şirkete ait «defterleri» mahkemeye sunmadığı, ...’ın 82. maddesine uygun şekilde defterlerin «zayi» olduğu konusunda talepte bulunmadığı ayrıca davalı «şirket müdürünün azli» için haklı nedenlerin oluştuğu sonucuna varıldığı gerekçesiyle davanın kabulü ile davalı ...’in «şirket müdürlüğü» görevinden azline karar verilmiştir.
Bu durum karşısında, davalı şirket hakkındaki davanın «husumet yokluğu» nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davalı şirket aleyhine hüküm kurulması doğru olmamış, kararın bozulması gerekmiştir.
Bu itibarla, mahkemece, davacılar tarafından ileri sürülen iddiaların «ispat yükünün» davacılar üzerinde olduğu gözetilerek, belirtilen iddialar üzerinde durulmak, şirket kayıtları üzerinde «bilirkişi incelemesi» yaptırılmak ve sonuçta davalının görevini yerine getirmesinde haklı sebeplerin gerçekleşip gerçekleşmediği tespit edilmek suretiyle sonucuna göre karar verilmek gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde davalının «şirket müdürü» olmadığı ve sorumlu bulunmadığı döneme ilişkin «defterleri» sunmadığı gerekçesiyle hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davalı ... yararına bozulması gerekmiştir.
2- Ayrıca, tarafların davalı şirketin ortakları oldukları, davalı ...’in bu «şirketin müdürü» olduğu ve halen görevine devam ettiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
-
Yönetim Kurulu Kararının İptali
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2017/4262 E. 2019/1320 K.
Ortak:bağlılık yükümü · azil · şirket müdürü · sözleşmeden doğan dava
İncelediğiniz karardaMaddenin sonraki fıkrasında ise yöneticinin, özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin «haklı sebep» olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket müdürünün, birleşen davalı şirketi iyi yönettiği, şirketin kar elde ettiği, ihtilafın davacının eşi... ile şirketin diğer ortağı ve davalının eşi olan... arasındaki anlaşmazlıktan kaynaklandığı, müdürlükten «azil» için haklı nedenlerin bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Bu durumda, mahkemece, her somut olayın özelliğine göre açıklanan biçimde «azil» için haklı nedenlerin oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Benzer bu kararda… davacının şirketin kuruluşunda % 5 pay sahibi olduğu ve bunun gerçekte % 50 pay olduğu hususunda yazılı hiçbir delilin sunulmadığı, davalı şirket müdürünün özen ve «bağlılık yükümü» ile kanunlar ve ana «sözleşmeden doğan» yükümlülüklerine ağır bir şekilde ihlal ettiği veya şirketi iyi yönetmek için gerekli yeteneği kaybettiği hususunun tespit edilemediği, ayrıca ...'nın 616. madde gereğince kâr «payı dağıtılmasının» ortaklar kurulunun «münhasıran» «yetkisinde» olduğu, genel kurulun yetkisinde ve devredilemez olan bir konuda hiç karar alınmamış iken mahkemenin genel kurulun yerine geçerek bu konuda karar almasının mümkün …
Bölge Adliye Mahkemesince, somut uyuşmazlıkta kâr «payı dağıtımı» konusunun «genel kurulun devredilmez yetkileri» arasında bulunduğu, mahkemenin genel kurulun yerine geçerek mahkemenin böyle bir konuda karar vermesinin yerinde olmadığı, davacının şirketin kuruluş belgesi olan ana sözleşmesine göre şirkette %5 oranında ortaklık payına sahip olduğu ve bu «kaydın» aksine dosyaya aynı kuvvette yazılı belge sunmadığı, her ne kadar davacı vekili şirkette %50 paya sahip olduğu yönünde tanık dinletmek istediğini ve tanıklarının haksız olarak ilk derece mahkemesince dinletilmediğini iddia etmiş ise de HMK'nın 203. hükmü gereğince taraflar kardeş olmakla birlikte şirket ana sözleşmesi ile tarafların şirketteki pay durumu senede bağlandığından senede bağlanmış hususlarda tanıkla ispat imkanı bulunmadığı, davalı şirket müdürünün sunulan delillere göre özen ve «bağlılık yükümü» ile kanunlar ve ana «sözleşmeden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiği veya şirketi iyi yönetmek için gerekli yeteneği kaybettiği yönünde dosya kapsamına göre gerekli belge ve bilgi bulun …
… ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde davacının davalılardan şirkete karşı yöneltmiş olduğu ve şirket ortaklık «payının» hissesinin % 50 olduğunun tespiti ve kâr payının tahsiline yönelik talepler bakımından İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu taleplere yönelik dava kesimi bakımından onanmasına karar vermek gerekmiştir. ...-Yukarıda belirtilen talepler dışında, davacı tarafından davalı «şirket müdürü» olan diğer davalı ...’in haklı nedenlere dayalı olarak «şirket müdürlüğünden» azli talep edilmektedir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:genel kurulun devredilemez yetkileri · kâr payı dağıtımı · şirket müdürlüğü · münhasırlık · kâr dağıtımı · bilirkişi incelemesi · kâr payı · ticari defter
Benzer bu kararda… davacının şirketin kuruluşunda % 5 pay sahibi olduğu ve bunun gerçekte % 50 pay olduğu hususunda yazılı hiçbir delilin sunulmadığı, davalı şirket müdürünün özen ve «bağlılık yükümü» ile kanunlar ve ana «sözleşmeden doğan» yükümlülüklerine ağır bir şekilde ihlal ettiği veya şirketi iyi yönetmek için gerekli yeteneği kaybettiği hususunun tespit edilemediği, ayrıca ...'nın 616. madde gereğince kâr «payı dağıtılmasının» ortaklar kurulunun «münhasıran» «yetkisinde» olduğu, genel kurulun yetkisinde ve devredilemez olan bir konuda hiç karar alınmamış iken mahkemenin genel kurulun yerine geçerek bu konuda karar almasının mümkün …
Bölge Adliye Mahkemesince, somut uyuşmazlıkta kâr «payı dağıtımı» konusunun «genel kurulun devredilmez yetkileri» arasında bulunduğu, mahkemenin genel kurulun yerine geçerek mahkemenin böyle bir konuda karar vermesinin yerinde olmadığı, davacının şirketin kuruluş belgesi olan ana sözleşmesine göre şirkette %5 oranında ortaklık payına sahip olduğu ve bu «kaydın» aksine dosyaya aynı kuvvette yazılı belge sunmadığı, her ne kadar davacı vekili şirkette %50 paya sahip olduğu yönünde tanık dinletmek istediğini ve tanıklarının haksız olarak ilk derece mahkemesince dinletilmediğini iddia etmiş ise de HMK'nın 203. hükmü gereğince taraflar kardeş olmakla birlikte şirket ana sözleşmesi ile tarafların şirketteki pay durumu senede bağlandığından senede bağlanmış hususlarda tanıkla ispat imkanı bulunmadığı, davalı şirket müdürünün sunulan delillere göre özen ve «bağlılık yükümü» ile kanunlar ve ana «sözleşmeden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal ettiği veya şirketi iyi yönetmek için gerekli yeteneği kaybettiği yönünde dosya kapsamına göre gerekli belge ve bilgi bulun …
… ve saptanan somut uyuşmazlık bakımından uygulanması gereken hukuk kuralları gözetildiğinde davacının davalılardan şirkete karşı yöneltmiş olduğu ve şirket ortaklık «payının» hissesinin % 50 olduğunun tespiti ve kâr payının tahsiline yönelik talepler bakımından İlk Derece Mahkemesince verilen kararda bir isabetsizlik olmadığının anlaşılmasına göre yapılan istinaf başvurusunun HMK'nın 353/b-1 maddesi uyarınca Bölge Adliye Mahkemesince esastan reddine ilişkin kararın usul ve yasaya uygun olduğu kanısına varıldığından Bölge Adliye Mahkemesi kararının bu taleplere yönelik dava kesimi bakımından onanmasına karar vermek gerekmiştir. ...-Yukarıda belirtilen talepler dışında, davacı tarafından davalı «şirket müdürü» olan diğer davalı ...’in haklı nedenlere dayalı olarak «şirket müdürlüğünden» azli talep edilmektedir.
İlk Derece Mahkemesi tarafından bu konudaki istem doğrultusunda yaptırılan «bilirkişi incelemesi» sonucunda, şirkete ait «ticari defterlerin» usul dairesinde tutulmadığı, aynı zamanda şirket ortağı olan davalı müdürün bizzat ödemesi gereken sermaye payını ödemediğine ilişkin tespitlere ulaşılmış olduğu g …
3 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/12858 E. 2018/4217 K.
Ortak:bağlılık yükümü · limited şirket müdürünün azli · şirket müdürünün azli · temsil yetkisi · haklı sebep · şirket müdürü · sözleşmeden doğan dava · limited şirket
İncelediğiniz kararda1- Dava, «limited şirket müdürünün azli» davası olup, bu tür davalarda «husumetin» azli istenen müdüre yönetilmesi gerekli ve yeterli olduğundan davalı şirkete yönelik birleşen davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilmesi doğru değil ise de, birleşen davanın reddine ilişkin karar sonucu itibariyle doğru bulunduğundan HUMK 438/«son» maddesi uyarınca kararın değişik gerekçe ile onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Maddenin sonraki fıkrasında ise yöneticinin, özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin «haklı sebep» olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir.
2-Asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca her ortak, haklı nedenlerin varlığı halinde «limited şirket» yöneticilerinin yönetim hakkının ve «temsil yetkilerinin» kaldırılmasını mahkemeden talep edebilirler.
Benzer bu karardaDava, haklı nedenlerle «limited şirket müdürünün azli» ve davalı şirkete «kayyım atanması» istemlerine ilişkin olup, dosya kapsamında bulunan taraf beyanları ve iradeleri gözetildiğinde tarafların davalı şirketin ortakları oldukları, davalı ... ...’un bu «şirketin müdürü» olduğu ve halen görevine devam ettiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Anılan maddenin sonraki fıkrasında ise; yöneticinin, özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin «haklı sebep» olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir.
6102 sayılı TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca her ortak, haklı nedenlerin varlığı halinde «limited şirket» yöneticilerinin yönetim hakkının ve «temsil yetkilerinin» kaldırılmasını mahkemeden talep edebilir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:kayyım atanması · kayyım · uyuşmazlık konusu · protokol · kötü niyet · ticari defter · yetkisizlik kararı · eksik inceleme
Benzer bu karardaDava, haklı nedenlerle «limited şirket müdürünün azli» ve davalı şirkete «kayyım atanması» istemlerine ilişkin olup, dosya kapsamında bulunan taraf beyanları ve iradeleri gözetildiğinde tarafların davalı şirketin ortakları oldukları, davalı ... ...’un bu «şirketin müdürü» olduğu ve halen görevine devam ettiği hususları «uyuşmazlık konusu» değildir.
Bu itibarla, mahkemece, davacı tarafından ileri sürülen iddiaların ispatlandığı ve davalı «şirket müdürünün azli» yönünden haklı sebeplerin oluştuğu gözetilerek, davalı şirket müdürünün haklı nedenle azline ve davalı şirkete «kayyım atanmasına» karar verilmesi gerekirken, «eksik incelemeye» dayalı olarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamış, kararın davacı yararına bozulması gerekmiştir.
… a kapsamına göre; davacının % 55 hisse ile davalı şirketin 17.03.2014 tarihinden itibaren ortağı ve 14.08.2012-27.02.2015 tarihleri arasında münferit imzaya yetkili «şirket müdürü» olduğu, 19.03.2014 tarihli «protokole» göre davacının davalı şirketteki ortaklığının sembolik bir ortaklık olduğu, davacının müdürlükten ayrılmasından yaklaşık 3,5 ay sonra işbu davanın açıldığı, davalı müdürün herhangi bir «kötü niyetinin», haksız veya kusurlu eylemi veya ihmalinin bulunmadığı, şirketin amacına uygun ve iyi yönetildiği, zaten davadan kısa süre öncesine kadar da davalı şirketin tek ye …
Bu durumda, davacının, öncelikle «şirket müdürünün azli» veya «temsil» «yetkisinin» sınırlandırılmasını gerektiren haklı sebeplerin varlığını ispat etmesi gerekmektedir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2016/5809 E. 2018/67 K.
Ortak:şirket müdürünün azli · azil · haklı sebep · limited şirket · temsil
İncelediğiniz kararda1- Dava, «limited şirket müdürünün azli» davası olup, bu tür davalarda «husumetin» azli istenen müdüre yönetilmesi gerekli ve yeterli olduğundan davalı şirkete yönelik birleşen davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilmesi doğru değil ise de, birleşen davanın reddine ilişkin karar sonucu itibariyle doğru bulunduğundan HUMK 438/«son» maddesi uyarınca kararın değişik gerekçe ile onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca her ortak, haklı nedenlerin varlığı halinde «limited şirket» yöneticilerinin yönetim hakkının ve «temsil yetkilerinin» kaldırılmasını mahkemeden talep edebilirler.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket müdürünün, birleşen davalı şirketi iyi yönettiği, şirketin kar elde ettiği, ihtilafın davacının eşi... ile şirketin diğer ortağı ve davalının eşi olan... arasındaki anlaşmazlıktan kaynaklandığı, müdürlükten «azil» için haklı nedenlerin bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaBu durumda, mahkemece anılan kanun maddesi gereğince davacı tarafından ileri sürülen sebeplerin tek tek tartışılıp «azil» için «haklı sebep» sayılıp sayılmayacağı gerekçelendirilmeden yazılı gerekçe ile ileri sürülen sebeplerin azil için yeterli sebep sayılmadığından bahisle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, kararın davacı yararına bozulmasını gerektirmiştir.
… ve tüm dosya kapsamına göre; mahkememizin 2015/171 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde davacılar ...ve ...'in davalarının reddine karar verildiği, «asli müdahale talebi» ile ...'ün davasının «tefrik» edilerek mahkememizin yeni esasına kaydedildiği, davalı şirket yöneticisinin «görevlendirmesi» ve görevden azlinin ...'nin 616. maddesi uyarınca genel kurula ait olduğu, «azınlık pay sahibi» olan davacının keyfiyeti önce genel kurula ve buradan alınacak karara göre dava yolu ile mahkemeye getirmesi gerektiği, oysa davacının doğrudan dava açtığı, davacının belirtiği sebeplerin «şirket müdürünün azli» için yeterli bir neden sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Dava, «limited şirket» müdürünün azline ilişkindir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:azınlık pay sahibi · temsil yetkisinin kaldırılması · müdahale talebi · asli müdahale · tefrik · yetkisizlik kararı · görevli mahkeme
Benzer bu kararda… ve tüm dosya kapsamına göre; mahkememizin 2015/171 Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama neticesinde davacılar ...ve ...'in davalarının reddine karar verildiği, «asli müdahale talebi» ile ...'ün davasının «tefrik» edilerek mahkememizin yeni esasına kaydedildiği, davalı şirket yöneticisinin «görevlendirmesi» ve görevden azlinin ...'nin 616. maddesi uyarınca genel kurula ait olduğu, «azınlık pay sahibi» olan davacının keyfiyeti önce genel kurula ve buradan alınacak karara göre dava yolu ile mahkemeye getirmesi gerektiği, oysa davacının doğrudan dava açtığı, davacının belirtiği sebeplerin «şirket müdürünün azli» için yeterli bir neden sayılamayacağı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Ancak, Türk Ticaret Kanunu’nun 630/2. maddesi uyarınca, her ortak, haklı sebeplerin varlığı durumunda yöneticilerin yönetim hakkının ve «temsil yetkisinin kaldırılmasını» veya sınırlandırılmasını mahkemeden isteyebilir.
Mahkemece, «azınlık pay sahibi» davacının önce genel kurula başvurup genel kuruldan karar alındıktan sonra dava yoluyla mahkemeden talepte bulunabileceği, ayrıca davacının bildirdiği sebeplerin «şirket müdürünün azli» için yeterli neden sayılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
-
Müdürün azli | Kayyım atanması
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/6416 E. 2022/386 K.
Ortak:bağlılık yükümü · azil · şirket müdürü · sözleşmeden doğan dava · limited şirket · dava şartı
İncelediğiniz karardaMaddenin sonraki fıkrasında ise yöneticinin, özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin «haklı sebep» olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket müdürünün, birleşen davalı şirketi iyi yönettiği, şirketin kar elde ettiği, ihtilafın davacının eşi... ile şirketin diğer ortağı ve davalının eşi olan... arasındaki anlaşmazlıktan kaynaklandığı, müdürlükten «azil» için haklı nedenlerin bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
1- Dava, «limited şirket müdürünün azli» davası olup, bu tür davalarda «husumetin» azli istenen müdüre yönetilmesi gerekli ve yeterli olduğundan davalı şirkete yönelik birleşen davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilmesi doğru değil ise de, birleşen davanın reddine ilişkin karar sonucu itibariyle doğru bulunduğundan HUMK 438/«son» maddesi uyarınca kararın değişik gerekçe ile onanmasına karar vermek gerekmiştir.
Benzer bu karardaBölge adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı TTK'da sermaye şirketlerine «kayyım tayini» için sayılan «organsız kalma», yöneticinin özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihmal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi gibi sebeplerin davalı şirket yönünden gerçekleşmediği, davalı şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesine beyanların düzenli olarak verildiği, mali tablolarının düzenlendiği, yatırım faaliyetlerine devam edildiği ve şirketin idare edilemez durumda olmadığı, davalı ...'ın müdür sıfatının bulunmadığı, davacının kendisi yönünden müdürlükten «azil» talebinde «hukuki yararının» bulunmadığı, bu nedenle dava şartının sağlanamadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının kendisi yönünden müdürlükten azil talebi ile ilgi davanın "dava açmakta hukuki yararının bulunmaması" nedeniyle dava «şartı yokluğu» nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114/h maddesi delaletiyle 115/2 maddesi gereğince «usulden reddine», davacının davalı ... aleyhine açtığı müdürlükten azil davasının pasif «sıfat yokluğu» nedeniyle usulden reddine, davacının davalı ... aleyhine açtığı müdürlükten azil davası ile davacının davalılar aleyhine açtığı şirkete kayyım tayin edilmesi davas …
1-Dava, «limited şirket müdürlerinin azli» ve şirkete «kayyım atanması» talebine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davacının kendisinin müdürlüğüne yönelik «azil» talebinin «hukuki yarar» dava şartı olduğundan dava «şartı yokluğu» nedeniyle HMK 114/h maddesi yollaması ile 115/2 maddesi uyarınca «usulden reddine», davacının davalı ... aleyhine açtığı «müdür azli» davasının bu davalının müdürlük yetkisi bulunmadığından davalı aktif «sıfat yokluğu» nedeniyle usulden reddine, davacının davalı ... aleyhine açtığı müdür azli davası ile davalılar aleyhine açtığı şirkete «kayyım tayin» edilmesi davasının talebe ilişkin haklı nedenin ispatlanamaması nedeniyle esastan reddine karar verilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:organsız kalma · istinafa cevap dilekçesi · müdürün azli · limited şirket müdürü · organsızlık · kayyım tayini · sıfat yokluğu · kayyım atanması
Benzer bu karardaBölge adliye mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, 6102 sayılı TTK'da sermaye şirketlerine «kayyım tayini» için sayılan «organsız kalma», yöneticinin özen ve «bağlılık yükümü» ile diğer kanunlardan ve şirket «sözleşmesinden doğan» yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihmal etmesi veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesi gibi sebeplerin davalı şirket yönünden gerçekleşmediği, davalı şirketin bağlı bulunduğu vergi dairesine beyanların düzenli olarak verildiği, mali tablolarının düzenlendiği, yatırım faaliyetlerine devam edildiği ve şirketin idare edilemez durumda olmadığı, davalı ...'ın müdür sıfatının bulunmadığı, davacının kendisi yönünden müdürlükten «azil» talebinde «hukuki yararının» bulunmadığı, bu nedenle dava şartının sağlanamadığı gerekçesiyle, davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davacının kendisi yönünden müdürlükten azil talebi ile ilgi davanın "dava açmakta hukuki yararının bulunmaması" nedeniyle dava «şartı yokluğu» nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 114/h maddesi delaletiyle 115/2 maddesi gereğince «usulden reddine», davacının davalı ... aleyhine açtığı müdürlükten azil davasının pasif «sıfat yokluğu» nedeniyle usulden reddine, davacının davalı ... aleyhine açtığı müdürlükten azil davası ile davacının davalılar aleyhine açtığı şirkete kayyım tayin edilmesi davas …
İlk derece mahkemesince tüm dosya kapsamına göre, davacının kendisinin müdürlüğüne yönelik «azil» talebinin «hukuki yarar» dava şartı olduğundan dava «şartı yokluğu» nedeniyle HMK 114/h maddesi yollaması ile 115/2 maddesi uyarınca «usulden reddine», davacının davalı ... aleyhine açtığı «müdür azli» davasının bu davalının müdürlük yetkisi bulunmadığından davalı aktif «sıfat yokluğu» nedeniyle usulden reddine, davacının davalı ... aleyhine açtığı müdür azli davası ile davalılar aleyhine açtığı şirkete «kayyım tayin» edilmesi davasının talebe ilişkin haklı nedenin ispatlanamaması nedeniyle esastan reddine karar verilmiştir.
1-Dava, «limited şirket müdürlerinin azli» ve şirkete «kayyım atanması» talebine ilişkindir.
Dosya kapsamında bulunan davalı ... ve ... vekillerinin «istinafa cevap dilekçelerinde» ve bölge adliye mahkemesince alınan bilirkişi raporunda yapılan tespite göre, davalı şirkete, genel kurul toplantısı yapılması için gerekli işlemleri yürütmek amacı ile kayyum atandığı, atanan kayyumun bahsekonu genel kurulu sağladığı ve şirkete yeni bir müdür tayin edildiği anlaşılmaktadır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2015/5893 E. , 2016/2550 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ TİCARET MAHKEMESİ
Taraflar arasında görülen davada.... Asliye Ticaret Mahkemesi’nce verilen 21/01/2015 tarih ve 2014/744-2015/53 sayılı kararın duruşmalı olarak incelenmesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş olup, duruşma için belirlenen 08.03.2016 günü başkaca gelen olmadığı yoklama ile anlaşılıp hazır bulunan asıl davada davalı ... vekili Av. .... dinlenildikten sonra duruşmalı işlerin yoğunluğu ve süre darlığından ötürü işin incelenerek karara bağlanması ileriye bırakıldı. Tetkik Hakimi ... tarafından düzenlenen rapor dinlenildikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:
Asıl ve birleşen davada davacı vekili, asıl davalının, birleşen davalı şirketin müdürü ve şirketin müvekkili ile birlikte eşit hisseye sahip bulunan diğer ortağının eşi olduğunu, davalı şirket müdürünün müvekkiline karşı etik olmayan ve kendisine duyulan güveni temelden sarsan davranışlarda bulunduğunu, şirkete bağlılık ve özen yükümlülüğünü yerine getirmediğini, şirket ortaklarına eşit davranmadığını, müdürlük görevini kötüye kullanarak şirketin içini boşaltmaya çalıştığını ileri sürerek, asıl davalı şirket müdürünün, müdürlükten azline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Asıl davada davalı vekili, dava dilekçesinde ileri sürülen hususların doğru olmadığını, davacının eşinin, şirketin ortağı ve müvekkilinin eşi olan...'e yönelik hareketleri nedeniyle taraflar arasında anlaşmazlık çıktığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Birleşen davada davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, davalı şirket müdürünün, birleşen davalı şirketi iyi yönettiği, şirketin kar elde ettiği, ihtilafın davacının eşi... ile şirketin diğer ortağı ve davalının eşi olan... arasındaki anlaşmazlıktan kaynaklandığı, müdürlükten azil için haklı nedenlerin bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
Kararı, asıl ve birleşen davada davacı vekili temyiz etmiştir.
1- Dava, limited şirket müdürünün azli davası olup, bu tür davalarda husumetin azli istenen müdüre yönetilmesi gerekli ve yeterli olduğundan davalı şirkete yönelik birleşen davanın husumet yönünden reddine karar verilmesi gerekirken işin esasına girilmesi doğru değil ise de, birleşen davanın reddine ilişkin karar sonucu itibariyle doğru bulunduğundan HUMK 438/son maddesi uyarınca kararın değişik gerekçe ile onanmasına karar vermek gerekmiştir.
2-Asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Somut uyuşmazlığa uygulanması gereken 6102 sayılı TTK'nın 630/2. maddesi uyarınca her ortak, haklı nedenlerin varlığı halinde limited şirket yöneticilerinin yönetim hakkının ve temsil yetkilerinin kaldırılmasını mahkemeden talep edebilirler. Maddenin sonraki fıkrasında ise yöneticinin, özen ve bağlılık yükümü ile diğer kanunlardan ve şirket sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini ağır bir şekilde ihlal etmesinin veya şirketin iyi yönetimi için gerekli yeteneği kaybetmesinin haklı sebep olarak kabul olunacağı düzenlenmiştir. Bu durumda, mahkemece, her somut olayın özelliğine göre açıklanan biçimde azil için haklı nedenlerin oluşup oluşmadığının değerlendirilmesi gerekmektedir.
Dava konusu uyuşmazlıkta, asıl davalının müdürü olduğu şirket iki ortaklı olup, eşit hisseye sahip ortaklardan birisi davacı, diğeri ise asıl davalı müdürün eşidir. Davacının, dava dışı bankaya olan borcu, davalı müdür tarafından temlik alınmış, daha sonra da bu borcun tahsili için başlatılan icra takibinde davacının söz konusu şirket hissesine haciz konulması talep edilmiş ve bu talep kabul edilerek davacının şirket hissesi haczedilmiştir. Esasen davacının iddiası da kendisine ait şirket hisselerinin, şirketin diğer ortağı ile onun eşi olan davalı şirket müdürü tarafından ele geçirilmek istendiği yönündedir. Tüm bu hususlar birlikte değerlendirildiğinde, davalı müdürün, özen ve bağlılık yükümünü ağır bir biçimde ihlal ettiği sonucuna varılmalıdır.
Bu itibarla mahkemece, asıl davalı şirket müdürünün azli için haklı nedenlerin oluştuğunun kabulü ile sonucuna göre karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde yanılgılı değerlendirme ile hüküm tesisi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.
SONUÇ
Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin birleşen davaya yönelik bütün temyiz itirazlarının reddi ile sonucu itibariyle doğru olan birleşen davadaki hükmün gerekçesi yazılı şekilde değiştirilerek ONANMASINA, (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının kabulü ile asıl davada kurulan hükmün davacı yararına BOZULMASINA, aşağıda yazılı bakiye 01,50 TL temyiz ilam harcının temyiz edenden alınmasına, 08/03/2016 tarihinde oybirliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/215493700 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz