Alacak
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/8001 E. 2023/2151 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
birim fiyat↗ nispi vekalet ücreti↗ delil tespiti↗ teamül↗ maktu vekalet ücreti↗ ikrar↗ istinaf incelemesi↗ komisyon↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ fatura↗ yükleten (shipper)↗ vekalet ücreti↗ avans faizi↗ ibraz↗ teslim↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Reyhanlı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI : 2017/237 E., 2019/205 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya farklı tarihlerde 210 ton pamuk sattığını, pamukların bedelini aldığını fakat işletme sahibi davalının müvekkiline müstahsil fatura kesmediğinden müvekkilinin devletin çiftçiye ödemiş olduğu pamuk desteklemesini alamadığını ileri sürerek 157.500,00 TL alacağın avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacının yıllardır ticari ilişki içinde olduğunu, davacının müvekkiline mısır, arpa, pamuk, buğday gibi ürünlerin satışını yaptığını, davacının müvekkiline 210 ton pamuk sattığına ilişkin beyanının gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin almış olduğu 40 tonluk pamuğun müstahsilini kestiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile .davacı tarafın dosyaya bir kısım kantar fişleri ve hesap hareketleri sunduğu, malın teslimine yönelik başkaca delil ibraz etmediği, kantar fişlerini malın tesliminin ispatı için yeterli bir delil olarak görmek mümkün olmadığı gibi sunulan kantar fişleri iddia edilen 210 ton pamuk ürününe karşılık gelmediği, davacı komisyoncu olarak çalıştığı ve başkalarına ait pamukları davalının fabrikasına teslim ettiğini beyan etmiş ise de kimden ne kadar pamuk aldığı, hangi çiftçinin ne kadar pamuk üretimi yaptığı hususları sunulan deliller ile tespit edilemediği, yine yöre teamülü gereği müstahsili kesilmeyen ürünün tesliminin yaygın bir uygulama olmadığı, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin çiftçilik ile uğraşan kişi ve kişilerden ekmiş olduğu ürünleri alarak Hatay iline getirdiğini ve burada sattığını, dava dosyasında belirtilen yıl içerisinde müvekkil davalıya Şanlıurfa ilindeki çiftçilerden almış olduğu pamukları getirerek sattığını, davalı söz konusu bu pamuk ürünlerinin bedellerini banka havalesi yolu ile müvekkiline göndermiş ise de satın alınan pamuk ürünleri için her hangi bir şekilde müstahsil kesmediğini, bu nedenle pamuklarını müvekkilime satan kişilerin devlet desteklemesini alamadığını, olup söz konusu bu destekleme bedelini müvekkilinin kendisi nakdi olarak karşılamak zorunda kaldığını, müvekkilinin uğramış olduğu bu maddi zararın tahsili için davayı açtıklarını, dinelenmiş olan tanıkların müvekkiline pamuk ürünlerini satan çiftçilerden sadece bir kısmı olduğunu, tanıkların beyanları incelendiğinde dava dosyasının aydınlanarak iddia ve taleplerinin yerinde olduğunun anlaşılacağını, pamukların teslim esnasında davalının iş yerinden verilen kantar fişlerinin sunulmuş olmasına rağmen bu delilin yeterli görülmediğini, kantar fişlerinin düzenlenmiş olduğu tarihlere bakıldığında o dönemde mısır veya buğday hasadı zamanı olmadığı ayrıca bu ürünlerin fabrika stoklarında bile tükendiği dönemlere denk geldiğini, ayrıca müvekkilinin burada komisyoncu olduğunu, komisyonculuk yapan bir kişinin mısır veya buğday gibi ürünleri çiftçilerden alarak stok yapmasının da mümkün olmayıp bu durum hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava dosyası içerine sunulan banka hesap ekstreleri incelendiğinde davalı tarafından satın alınan ürünün birim fiyatı da bu ürünün pamuk ürünü olduğunu gösterdğini, zira pamuk ürününün birim fiyatı ile davalının aldığını iddia ettiği mısır ve buğday ürününün birim fiyatı da birbirinden farklı olduğunu, davalı dava süresi içerisinde müvekkilinden iddia ettikleri 210 ton pamuğun aksine 40 ton pamuk aldığını beyan ettiğini, fakat yerel mahkeme bu ikrarı göz ardı ederek karar ve hükümde yer vermediğini, yerel mahkemece ikrar edilen 40 ton pamuk açısından kısmen kabul verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; lehlerine maktu vekalet ücreti hükmedildiğini ancak nispi vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalıya davalının kabulünün aksine daha fazla pamuk sattığı ve fatura düzenlenmediğini ispat edemediği anlaşıldığından ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davalı vekilinin istinaf talebi üzerine yapılan istinaf incelemesi neticesinde, davanın nisbi harca tabi olduğu, davanın red edildiği anlaşılmakla davalı vekili yararına nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin çiftçilik ile uğraşan kişi ve kişilerden ekmiş olduğu ürünleri alarak Hatay iline getirdiğini ve burada sattığını, dava dosyasında belirtilen yıl içerisinde müvekkil davalıya Şanlıurfa ilindeki çiftçilerden almış olduğu pamukları getirerek sattığını, davalı söz konusu bu pamuk ürünlerinin bedellerini banka havalesi yolu ile müvekkiline göndermiş ise de satın alınan pamuk ürünleri için her hangi bir şekilde müstahsil kesmediğini, bu nedenle pamuklarını müvekkilime satan kişilerin devlet desteklemesini alamadığını, olup söz konusu bu destekleme bedelini müvekkilinin kendisi nakdi olarak karşılamak zorunda kaldığını, müvekkilinin uğramış olduğu bu maddi zararın tahsili için davayı açtıklarını, dinelenmiş olan tanıkların müvekkiline pamuk ürünlerini satan çiftçilerden sadece bir kısmı olduğunu, tanıkların beyanları incelendiğinde dava dosyasının aydınlanarak iddia ve taleplerinin yerinde olduğunun anlaşılacağını, pamukların teslim esnasında davalının iş yerinden verilen kantar fişlerinin sunulmuş olmasına rağmen bu delilin yeterli görülmediğini, kantar fişlerinin düzenlenmiş olduğu tarihlere bakıldığında o dönemde mısır veya buğday hasadı zamanı olmadığı ayrıca bu ürünlerin fabrika stoklarında bile tükendiği dönemlere denk geldiğini, ayrıca müvekkilinin burada komisyoncu olduğunu, komisyonculuk yapan bir kişinin mısır veya buğday gibi ürünleri çiftçilerden alarak stok yapmasının da mümkün olmayıp bu durum hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava dosyası içerine sunulan banka hesap ekstreleri incelendiğinde davalı tarafından satın alınan ürünün birim fiyatı da bu ürünün pamuk ürünü olduğunu gösterdğini, zira pamuk ürününün birim fiyatı ile davalının aldığını iddia ettiği mısır ve buğday ürününün birim fiyatı da birbirinden farklı olduğunu, davalı dava süresi içerisinde iddia ettikleri 210 ton pamuğun aksine 40 ton pamuk aldığını beyan ettiklerini, fakat yerel mahkeme bu ikrarı göz ardı ederek karar ve hükümde buna yer vermediğini, davalı tarafından yapılan ikrarın istinaf incelemesinde de göz ardı edildiğini, istinaf mahkemesinin ikrar edilen 40 ton pamuk açısından kısmen kabul kararı verilmesi gerektiğini tüm delillerin dava dosyasında mevcut olduğunu ve delillerin iddialarının ispatı ve davanın kabulü için yeterli olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/5892 E. 2023/545 K.
Ortak:ikrar · ibraz · teslim
İncelediğiniz kararda… İ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile .davacı tarafın dosyaya bir kısım kantar fişleri ve hesap hareketleri sunduğu, malın «teslimine» yönelik başkaca delil «ibraz» etmediği, kantar fişlerini malın tesliminin ispatı için yeterli bir delil olarak görmek mümkün olmadığı gibi sunulan kantar fişleri iddia edilen 210 ton pamuk ürününe karşılık gelmediği, davacı «komisyoncu» olarak çalıştığı ve başkalarına ait pamukları davalının fabrikasına teslim ettiğini beyan etmiş ise de kimden ne kadar pamuk aldığı, hangi çiftçinin ne kadar pamuk üretimi yaptığı hususları sunulan deliller ile tespit edilemediği, yine yöre «teamülü» gereği müstahsili kesilmeyen ürünün tesliminin yaygın bir uygulama olmadığı, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… erden sadece bir kısmı olduğunu, tanıkların beyanları incelendiğinde dava dosyasının aydınlanarak iddia ve taleplerinin yerinde olduğunun anlaşılacağını, pamukların «teslim» esnasında davalının iş yerinden verilen kantar fişlerinin sunulmuş olmasına rağmen bu delilin yeterli görülmediğini, kantar fişlerinin düzenlenmiş olduğu tarihlere bakıldığında o dönemde mısır veya buğday hasadı zamanı olmadığı ayrıca bu ürünlerin fabrika stoklarında bile tükendiği dönemlere denk geldiğini, ayrıca müvekkilinin burada «komisyoncu» olduğunu, komisyonculuk yapan bir kişinin mısır veya buğday gibi ürünleri çiftçilerden alarak stok yapmasının da mümkün olmayıp bu durum hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava dosyası içerine sunulan banka hesap ekstreleri incelendiğinde davalı tarafından satın alınan ürünün «birim fiyatı» da bu ürünün pamuk ürünü olduğunu gösterdğini, zira pamuk ürününün birim fiyatı ile davalının aldığını iddia ettiği mısır ve buğday ürününün birim fiyatı da birbirinden farklı olduğunu, davalı dava süresi içerisinde müvekkilinden iddia ettikleri 210 ton pamuğun aksine 40 ton pamuk aldığını beyan ettiğini, fakat yerel mahkeme bu «ikrarı» göz ardı ederek karar ve hükümde yer vermediğini, yerel mahkemece ikrar edilen 40 ton pamuk açısından kısmen kabul verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozu …
… erden sadece bir kısmı olduğunu, tanıkların beyanları incelendiğinde dava dosyasının aydınlanarak iddia ve taleplerinin yerinde olduğunun anlaşılacağını, pamukların «teslim» esnasında davalının iş yerinden verilen kantar fişlerinin sunulmuş olmasına rağmen bu delilin yeterli görülmediğini, kantar fişlerinin düzenlenmiş olduğu tarihlere bakıldığında o dönemde mısır veya buğday hasadı zamanı olmadığı ayrıca bu ürünlerin fabrika stoklarında bile tükendiği dönemlere denk geldiğini, ayrıca müvekkilinin burada «komisyoncu» olduğunu, komisyonculuk yapan bir kişinin mısır veya buğday gibi ürünleri çiftçilerden alarak stok yapmasının da mümkün olmayıp bu durum hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava dosyası içerine sunulan banka hesap ekstreleri incelendiğinde davalı tarafından satın alınan ürünün «birim fiyatı» da bu ürünün pamuk ürünü olduğunu gösterdğini, zira pamuk ürününün birim fiyatı ile davalının aldığını iddia ettiği mısır ve buğday ürününün birim fiyatı da birbirinden farklı olduğunu, davalı dava süresi içerisinde iddia ettikleri 210 ton pamuğun aksine 40 ton pamuk aldığını beyan ettiklerini, fakat yerel mahkeme bu «ikrarı» göz ardı ederek karar ve hükümde buna yer vermediğini, davalı tarafından yapılan ikrarın «istinaf incelemesinde» de göz ardı edildiğini, istinaf mahkemesinin ikrar edilen 40 ton pamuk açısından kısmen kabul kararı verilmesi gerektiğini tüm delillerin dava dosyasında mevcut ol …
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların mahkemenin istediği ve kendi elinde bulunan belgeleri mahkemeye «ibraz» etmek zorunda olduğunu aksi takdirde bu iddiayı kabul etmiş sayılacaklarını, yine mahkemenin karar vermesi halinde tarafların «ticari defterlerini» mahkemeye sunmak zorunda olduklarını, aksi takdirde karşı tarafın iddiasını kabul etmiş sayılacaklarını, yasal düzenlemeye ve dosyaya sunulan vergi dairesi cevabi yazısına rağmen davalının gerçeğe aykırı şekilde hem ticari defterinin olmadığını iddia ettiğini hem de kendi elinde bulunan ticari defterlerini Mahkemenin «ihtarına» rağmen ibraz etmediğini, davalının «yemin» sırasında davacı ile ticari ilişkisinin olduğunu «ikrar» ettiğini, davalının yemin beyanın aldığı «çek» bedellerinin, daha öncesinde «teslim» ettiği pamukların bedelleri olduğu ve davacının iddiası gibi avans mahiyetli olmadığı ikrarını içerdiğini, bu durumda «ispat külfetinin» yer değiştirdiğini, davalının önceki ticari ilişkiden dolayı pamukları teslim ettiğini, bedellerini alamadığını ve davaya konu çekleri önceden teslim edilen pamukların satış bedeli olduğunu, özellikle de bedeli ödenmeyen pamukları davacıya teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini, davalının ikrarının bölünebilir «vasıflı ikrar» olduğunu, davalının davacı ile ticari ilişkisini ikrar ve kabul etmekte olduğunu, davacıya mal teslim ettiğini ve aldığı çek bedellerinin ise çeklerin keşide tarihleri öncesinde davacıya teslim ettiği ve parasını peşin olarak alamadığı pamukların satım bedeli olduğunu iddia ettiğini, bu yemin ikrarı ile davalının çeklerin keşide tarihleri öncesinde özellikle parası ödenmeyen pamukları davacıya teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini, bu ispatın da tarafların «tacir» olması nedeni ile ticari defter ve faturalarla olması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesini i …
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip konusu alacağın dayanağının «çek» olduğu, davacının dava konusu çeki davalıya «ciro» ederek verdiği, çekin bir ödeme vasıtası olduğu, kural olarak mevcut bir borcun tasfiyesine yönelik olarak verildiğinin kabulünün gerektiği, «ispat yükü» üzerinde olan davacının bu karinenin aksini, yani dava konusu çekin satın alınan mal bedeline karşılık avans olarak verildiğini ve malın da «teslim» edilmediğini 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 200 üncü maddesi hükmü uyarınca, yazılı delille kanıtlaması gerektiği, davacının bu iddiasını ispat etmeye yönelik «yazılı delil» «ibraz» edemediği, davacının davalıya «yemin teklifinde» bulunduğu ve davalının dava konusu çekler bakımından davacıya borçlu olmadığına dair yemin ettiğinden ispatlanamayan davanın reddine, davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin şartları oluşmadığından hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:vasıflı ikrar · yemin teklifi · ispat külfeti · yazılı delil · usuli kazanılmış hak · yemin · ciro · mirasçılık
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile takip konusu alacağın dayanağının «çek» olduğu, davacının dava konusu çeki davalıya «ciro» ederek verdiği, çekin bir ödeme vasıtası olduğu, kural olarak mevcut bir borcun tasfiyesine yönelik olarak verildiğinin kabulünün gerektiği, «ispat yükü» üzerinde olan davacının bu karinenin aksini, yani dava konusu çekin satın alınan mal bedeline karşılık avans olarak verildiğini ve malın da «teslim» edilmediğini 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 200 üncü maddesi hükmü uyarınca, yazılı delille kanıtlaması gerektiği, davacının bu iddiasını ispat etmeye yönelik «yazılı delil» «ibraz» edemediği, davacının davalıya «yemin teklifinde» bulunduğu ve davalının dava konusu çekler bakımından davacıya borçlu olmadığına dair yemin ettiğinden ispatlanamayan davanın reddine, davalının «kötü niyet tazminatı» talebinin şartları oluşmadığından hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
İstinaf Sebepleri 1.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; tarafların mahkemenin istediği ve kendi elinde bulunan belgeleri mahkemeye «ibraz» etmek zorunda olduğunu aksi takdirde bu iddiayı kabul etmiş sayılacaklarını, yine mahkemenin karar vermesi halinde tarafların «ticari defterlerini» mahkemeye sunmak zorunda olduklarını, aksi takdirde karşı tarafın iddiasını kabul etmiş sayılacaklarını, yasal düzenlemeye ve dosyaya sunulan vergi dairesi cevabi yazısına rağmen davalının gerçeğe aykırı şekilde hem ticari defterinin olmadığını iddia ettiğini hem de kendi elinde bulunan ticari defterlerini Mahkemenin «ihtarına» rağmen ibraz etmediğini, davalının «yemin» sırasında davacı ile ticari ilişkisinin olduğunu «ikrar» ettiğini, davalının yemin beyanın aldığı «çek» bedellerinin, daha öncesinde «teslim» ettiği pamukların bedelleri olduğu ve davacının iddiası gibi avans mahiyetli olmadığı ikrarını içerdiğini, bu durumda «ispat külfetinin» yer değiştirdiğini, davalının önceki ticari ilişkiden dolayı pamukları teslim ettiğini, bedellerini alamadığını ve davaya konu çekleri önceden teslim edilen pamukların satış bedeli olduğunu, özellikle de bedeli ödenmeyen pamukları davacıya teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini, davalının ikrarının bölünebilir «vasıflı ikrar» olduğunu, davalının davacı ile ticari ilişkisini ikrar ve kabul etmekte olduğunu, davacıya mal teslim ettiğini ve aldığı çek bedellerinin ise çeklerin keşide tarihleri öncesinde davacıya teslim ettiği ve parasını peşin olarak alamadığı pamukların satım bedeli olduğunu iddia ettiğini, bu yemin ikrarı ile davalının çeklerin keşide tarihleri öncesinde özellikle parası ödenmeyen pamukları davacıya teslim ettiğini ispat etmesi gerektiğini, bu ispatın da tarafların «tacir» olması nedeni ile ticari defter ve faturalarla olması gerektiğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılması ve davanın kabulüne karar verilmesini i …
Temyiz Sebepleri 1.Davacı «mirasçıları» vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesindeki sebepleri tekrar ederek kararın bozulmasını istemiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 09.01.2018 tarih, 2015/702 E. ve 2018/18 K. sayılı ilamının davacı vekilince istinaf edildiği ve davacı vekilinin istinaf dilekçesinde «kötü niyet tazminatının» kaldırılması talebinde bulunduğu ve Bölge Adliye Mahkemesince sair istinaf sebepleri incelenmeksizin 6100 sayılı Kanun’un 353 ncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin altıncı alt bendi uyarınca davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne karar verilmiş olmasına göre davalı lehine «usuli kazanılmış hak» doğmamıştır.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/5601 E. 2024/2014 K.
Ortak:kaldırma ve yeniden hüküm · fatura · ibraz · teslim
İncelediğiniz kararda… İ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile .davacı tarafın dosyaya bir kısım kantar fişleri ve hesap hareketleri sunduğu, malın «teslimine» yönelik başkaca delil «ibraz» etmediği, kantar fişlerini malın tesliminin ispatı için yeterli bir delil olarak görmek mümkün olmadığı gibi sunulan kantar fişleri iddia edilen 210 ton pamuk ürününe karşılık gelmediği, davacı «komisyoncu» olarak çalıştığı ve başkalarına ait pamukları davalının fabrikasına teslim ettiğini beyan etmiş ise de kimden ne kadar pamuk aldığı, hangi çiftçinin ne kadar pamuk üretimi yaptığı hususları sunulan deliller ile tespit edilemediği, yine yöre «teamülü» gereği müstahsili kesilmeyen ürünün tesliminin yaygın bir uygulama olmadığı, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalıya davalının kabulünün aksine daha fazla pamuk sattığı ve «fatura» düzenlenmediğini ispat edemediği anlaşıldığından ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davalı vekilinin istinaf talebi üzerine yapılan «istinaf incelemesi» neticesinde, davanın nisbi harca tabi olduğu, davanın red edildiği anlaşılmakla davalı vekili yararına nisbi «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının cevap dilekçesinden takip konusu alacağa esas pamuğu «teslim» aldığının anlaşıldığı, davalının savunmalarına istinaden davacı tarafından davalıya teslim edilen pamuğun yine davacının talimatıyla istenilen kişilere teslim edildiği beyan edilmişse de davacının talimatına ilişkin yazılı belge «ibraz» edilmediği gibi dava konusu miktar dikkate alınarak davalının teslime ilişkin tanık dinletme talebinin reddedildiği, pamukların teslim edildiği kişilerin SGK kayıtları getirtildiği, davacı ile ilgisi olmadığı, davacının davalıya teslim ettiği «257» balya pamuğun takip tarihindeki değerinin belirlenmesi için ziraat mühendisi bilirkişiden rapor alındığı, raporun bilimsel görüşlere havi, usul ve yasaya uygun hüküm kurmaya elverişli olduğunun değerlendirildiği, 257 balya pamuğun çekirdeksiz pamuk olarak ticaret borsası verileri ele alınarak belirlenen değerinin 204.581,52 TL olarak hesaplandığı, takip talebinde «ticari temerrüt faizi» talep edilmişse de tarafların gerçek kişi olduğu, işin ticari iş mahiyetinde olmadığı, takip öncesi ve takip sonrası asıl alacağa «yasal faiz» uygulanması gerektiği kanaatine varıldığı, «usul ekonomisi» gereği mahkemece hesaplaması yapılarak 6.853,50 TL faizin olduğunun belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların Gaziantep 13.
Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; davalının şirketinin olmadığını, pamuk balyalarını davalıların şirketine değil şahsına «teslim» ettiğini, davalıların balyaları şirket adına teslim aldığına dair «fatura» belge sunulmadığını belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
Kararın davacı vekili ve davalılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü «kaldırılarak yeniden» esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:usul ekonomisi · ticari temerrüt faizi · aktif husumet ehliyeti · i̇i̇k 257 · depo kararı · aktif husumet · husumet ehliyeti · pasif husumet yokluğu
Benzer bu karardaŞti. adına hareket ettiğini ya da davacının adı geçen şirketin ortağı olduğunu gösteren herhangi bir delil bulunmadığı, mahkemece davacının «aktif husumet ehliyetinin» olduğunun kabulünde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, dosyada mevcut vergi levhasına göre davacının pamuk ürününü «teslim» ettiği «deponun» Aziz Pamuk Ltd.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalının cevap dilekçesinden takip konusu alacağa esas pamuğu «teslim» aldığının anlaşıldığı, davalının savunmalarına istinaden davacı tarafından davalıya teslim edilen pamuğun yine davacının talimatıyla istenilen kişilere teslim edildiği beyan edilmişse de davacının talimatına ilişkin yazılı belge «ibraz» edilmediği gibi dava konusu miktar dikkate alınarak davalının teslime ilişkin tanık dinletme talebinin reddedildiği, pamukların teslim edildiği kişilerin SGK kayıtları getirtildiği, davacı ile ilgisi olmadığı, davacının davalıya teslim ettiği «257» balya pamuğun takip tarihindeki değerinin belirlenmesi için ziraat mühendisi bilirkişiden rapor alındığı, raporun bilimsel görüşlere havi, usul ve yasaya uygun hüküm kurmaya elverişli olduğunun değerlendirildiği, 257 balya pamuğun çekirdeksiz pamuk olarak ticaret borsası verileri ele alınarak belirlenen değerinin 204.581,52 TL olarak hesaplandığı, takip talebinde «ticari temerrüt faizi» talep edilmişse de tarafların gerçek kişi olduğu, işin ticari iş mahiyetinde olmadığı, takip öncesi ve takip sonrası asıl alacağa «yasal faiz» uygulanması gerektiği kanaatine varıldığı, «usul ekonomisi» gereği mahkemece hesaplaması yapılarak 6.853,50 TL faizin olduğunun belirlendiği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalıların Gaziantep 13.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalılara «257» balya pamuk «teslim» ettiğini, «ihtara» rağmen pamukların iade edilmediğini, alacağın tahsili için Gaziantep 13.
Ltd.'ye bırakıldığını, davalıların şirketleri aracılığı ile pamuk alım satımına aracılık ettiklerini, uygulamada tacirlerin pamukları «depolarına» bıraktığını, bu pamukların ya davalılar tarafından veya pamuk sahipleri tarafından satıldığını, müvekkillerinin satması durumunda pamuk sahiplerinden belli bir ücret alındığını, davacının Cihat Pamuk Ltd.'nin sahibi olduğunu, daha önceden de aralarında ticaret ilişkisi bulunduğunu, takibe konu yapılan alışverişin de bunlardan birisi olduğunu, pamukları davalıların kendi nam ve hesaplarına almadıklarını, davanın «husumet» nedeniyle reddi gerektiğini, toplam 222 balyanın davacının gönderdiği nakliyatçılar tarafından «teslim» alınarak Adıyaman'da bulunan İnternet Teks.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2021/3452 E. 2022/2384 K.
Ortak:teslim
İncelediğiniz kararda… İ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile .davacı tarafın dosyaya bir kısım kantar fişleri ve hesap hareketleri sunduğu, malın «teslimine» yönelik başkaca delil «ibraz» etmediği, kantar fişlerini malın tesliminin ispatı için yeterli bir delil olarak görmek mümkün olmadığı gibi sunulan kantar fişleri iddia edilen 210 ton pamuk ürününe karşılık gelmediği, davacı «komisyoncu» olarak çalıştığı ve başkalarına ait pamukları davalının fabrikasına teslim ettiğini beyan etmiş ise de kimden ne kadar pamuk aldığı, hangi çiftçinin ne kadar pamuk üretimi yaptığı hususları sunulan deliller ile tespit edilemediği, yine yöre «teamülü» gereği müstahsili kesilmeyen ürünün tesliminin yaygın bir uygulama olmadığı, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
… erden sadece bir kısmı olduğunu, tanıkların beyanları incelendiğinde dava dosyasının aydınlanarak iddia ve taleplerinin yerinde olduğunun anlaşılacağını, pamukların «teslim» esnasında davalının iş yerinden verilen kantar fişlerinin sunulmuş olmasına rağmen bu delilin yeterli görülmediğini, kantar fişlerinin düzenlenmiş olduğu tarihlere bakıldığında o dönemde mısır veya buğday hasadı zamanı olmadığı ayrıca bu ürünlerin fabrika stoklarında bile tükendiği dönemlere denk geldiğini, ayrıca müvekkilinin burada «komisyoncu» olduğunu, komisyonculuk yapan bir kişinin mısır veya buğday gibi ürünleri çiftçilerden alarak stok yapmasının da mümkün olmayıp bu durum hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava dosyası içerine sunulan banka hesap ekstreleri incelendiğinde davalı tarafından satın alınan ürünün «birim fiyatı» da bu ürünün pamuk ürünü olduğunu gösterdğini, zira pamuk ürününün birim fiyatı ile davalının aldığını iddia ettiği mısır ve buğday ürününün birim fiyatı da birbirinden farklı olduğunu, davalı dava süresi içerisinde müvekkilinden iddia ettikleri 210 ton pamuğun aksine 40 ton pamuk aldığını beyan ettiğini, fakat yerel mahkeme bu «ikrarı» göz ardı ederek karar ve hükümde yer vermediğini, yerel mahkemece ikrar edilen 40 ton pamuk açısından kısmen kabul verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozu …
… erden sadece bir kısmı olduğunu, tanıkların beyanları incelendiğinde dava dosyasının aydınlanarak iddia ve taleplerinin yerinde olduğunun anlaşılacağını, pamukların «teslim» esnasında davalının iş yerinden verilen kantar fişlerinin sunulmuş olmasına rağmen bu delilin yeterli görülmediğini, kantar fişlerinin düzenlenmiş olduğu tarihlere bakıldığında o dönemde mısır veya buğday hasadı zamanı olmadığı ayrıca bu ürünlerin fabrika stoklarında bile tükendiği dönemlere denk geldiğini, ayrıca müvekkilinin burada «komisyoncu» olduğunu, komisyonculuk yapan bir kişinin mısır veya buğday gibi ürünleri çiftçilerden alarak stok yapmasının da mümkün olmayıp bu durum hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava dosyası içerine sunulan banka hesap ekstreleri incelendiğinde davalı tarafından satın alınan ürünün «birim fiyatı» da bu ürünün pamuk ürünü olduğunu gösterdğini, zira pamuk ürününün birim fiyatı ile davalının aldığını iddia ettiği mısır ve buğday ürününün birim fiyatı da birbirinden farklı olduğunu, davalı dava süresi içerisinde iddia ettikleri 210 ton pamuğun aksine 40 ton pamuk aldığını beyan ettiklerini, fakat yerel mahkeme bu «ikrarı» göz ardı ederek karar ve hükümde buna yer vermediğini, davalı tarafından yapılan ikrarın «istinaf incelemesinde» de göz ardı edildiğini, istinaf mahkemesinin ikrar edilen 40 ton pamuk açısından kısmen kabul kararı verilmesi gerektiğini tüm delillerin dava dosyasında mevcut ol …
Benzer bu kararda… kantar fişlerinde davalının imzasının bulunmadığı ve belgelerin kantarda kimin adı söylenirse onun adına düzenlenebilecek olduğu, davalı tarafın, bir kısım pancarın «teslim» edildiğini kabul etmekle birlikte bunların daha önceki sözleşmelere istinaden dosyaya sunulan iptal edilmiş «bonolar» karşılığında teslim edildiğini beyan etmiş olduğu, davacının bunun aksini ispata elverişli delil sunmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davaların reddine karar veri …
Pancar «teslimine» ilişkin sözleşmelerde 150 ton pancarın şeker fabrikasına ... adına teslim edileceği, 350 ton pancarın ise şeker fabrikasına ...’ın bildireceği kişiler adına teslim edileceği belirtilmiştir. ... adına şeker fabrikasına yapılan teslimatlara ilişkin kantar fişleri bulunmakta olup bu teslimatların sözleşme kapsamında yapıldığının kabulü gerekmekte olup aksini «ispat yükü» davalı taraftadır.
Ayrıca kantar fişlerinden davacı tarafından ... ve ... adına şeker fabrikasına pancar «teslimi» yapıldığı anlaşılmaktadır.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ispat yükü · bono · menfi tespit · teminat
Benzer bu karardaDavacılar vekili bu kez karar düzeltme talebinde bulunmuştur Dava, buğday ve pancar satışı nedeniyle avans olarak alınan para karşılığında «teminat» amacıyla verilen «bonolar» nedeniyle «menfi tespit» istemine ilişkindir.
… kantar fişlerinde davalının imzasının bulunmadığı ve belgelerin kantarda kimin adı söylenirse onun adına düzenlenebilecek olduğu, davalı tarafın, bir kısım pancarın «teslim» edildiğini kabul etmekle birlikte bunların daha önceki sözleşmelere istinaden dosyaya sunulan iptal edilmiş «bonolar» karşılığında teslim edildiğini beyan etmiş olduğu, davacının bunun aksini ispata elverişli delil sunmadığı gerekçesiyle ispatlanamayan davaların reddine karar veri …
Taraflar arasında birden fazla sözleşme ve «bono» ilişkisi bulunmaktadır.
Pancar «teslimine» ilişkin sözleşmelerde 150 ton pancarın şeker fabrikasına ... adına teslim edileceği, 350 ton pancarın ise şeker fabrikasına ...’ın bildireceği kişiler adına teslim edileceği belirtilmiştir. ... adına şeker fabrikasına yapılan teslimatlara ilişkin kantar fişleri bulunmakta olup bu teslimatların sözleşme kapsamında yapıldığının kabulü gerekmekte olup aksini «ispat yükü» davalı taraftadır.
2 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/882 E. 2024/6697 K.
Ortak:ikrar · teslim
İncelediğiniz kararda… erden sadece bir kısmı olduğunu, tanıkların beyanları incelendiğinde dava dosyasının aydınlanarak iddia ve taleplerinin yerinde olduğunun anlaşılacağını, pamukların «teslim» esnasında davalının iş yerinden verilen kantar fişlerinin sunulmuş olmasına rağmen bu delilin yeterli görülmediğini, kantar fişlerinin düzenlenmiş olduğu tarihlere bakıldığında o dönemde mısır veya buğday hasadı zamanı olmadığı ayrıca bu ürünlerin fabrika stoklarında bile tükendiği dönemlere denk geldiğini, ayrıca müvekkilinin burada «komisyoncu» olduğunu, komisyonculuk yapan bir kişinin mısır veya buğday gibi ürünleri çiftçilerden alarak stok yapmasının da mümkün olmayıp bu durum hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava dosyası içerine sunulan banka hesap ekstreleri incelendiğinde davalı tarafından satın alınan ürünün «birim fiyatı» da bu ürünün pamuk ürünü olduğunu gösterdğini, zira pamuk ürününün birim fiyatı ile davalının aldığını iddia ettiği mısır ve buğday ürününün birim fiyatı da birbirinden farklı olduğunu, davalı dava süresi içerisinde müvekkilinden iddia ettikleri 210 ton pamuğun aksine 40 ton pamuk aldığını beyan ettiğini, fakat yerel mahkeme bu «ikrarı» göz ardı ederek karar ve hükümde yer vermediğini, yerel mahkemece ikrar edilen 40 ton pamuk açısından kısmen kabul verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozu …
… erden sadece bir kısmı olduğunu, tanıkların beyanları incelendiğinde dava dosyasının aydınlanarak iddia ve taleplerinin yerinde olduğunun anlaşılacağını, pamukların «teslim» esnasında davalının iş yerinden verilen kantar fişlerinin sunulmuş olmasına rağmen bu delilin yeterli görülmediğini, kantar fişlerinin düzenlenmiş olduğu tarihlere bakıldığında o dönemde mısır veya buğday hasadı zamanı olmadığı ayrıca bu ürünlerin fabrika stoklarında bile tükendiği dönemlere denk geldiğini, ayrıca müvekkilinin burada «komisyoncu» olduğunu, komisyonculuk yapan bir kişinin mısır veya buğday gibi ürünleri çiftçilerden alarak stok yapmasının da mümkün olmayıp bu durum hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava dosyası içerine sunulan banka hesap ekstreleri incelendiğinde davalı tarafından satın alınan ürünün «birim fiyatı» da bu ürünün pamuk ürünü olduğunu gösterdğini, zira pamuk ürününün birim fiyatı ile davalının aldığını iddia ettiği mısır ve buğday ürününün birim fiyatı da birbirinden farklı olduğunu, davalı dava süresi içerisinde iddia ettikleri 210 ton pamuğun aksine 40 ton pamuk aldığını beyan ettiklerini, fakat yerel mahkeme bu «ikrarı» göz ardı ederek karar ve hükümde buna yer vermediğini, davalı tarafından yapılan ikrarın «istinaf incelemesinde» de göz ardı edildiğini, istinaf mahkemesinin ikrar edilen 40 ton pamuk açısından kısmen kabul kararı verilmesi gerektiğini tüm delillerin dava dosyasında mevcut ol …
… İ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile .davacı tarafın dosyaya bir kısım kantar fişleri ve hesap hareketleri sunduğu, malın «teslimine» yönelik başkaca delil «ibraz» etmediği, kantar fişlerini malın tesliminin ispatı için yeterli bir delil olarak görmek mümkün olmadığı gibi sunulan kantar fişleri iddia edilen 210 ton pamuk ürününe karşılık gelmediği, davacı «komisyoncu» olarak çalıştığı ve başkalarına ait pamukları davalının fabrikasına teslim ettiğini beyan etmiş ise de kimden ne kadar pamuk aldığı, hangi çiftçinin ne kadar pamuk üretimi yaptığı hususları sunulan deliller ile tespit edilemediği, yine yöre «teamülü» gereği müstahsili kesilmeyen ürünün tesliminin yaygın bir uygulama olmadığı, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak, bozma ilamından önce verilen kararda «ispat yükünün» davacıda olduğu, dava değerinin miktar itibari ile «senetle ispatı zorunlu» hallere tabi olduğu ve davacı elinde bulunan kantar fişlerinin davalı tarafından kabul ve «ikrar» edilmiş ya da imzası bulunan belge olmadığından ispata yarar delil olarak görülmediği gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verildiği, Yargıtayca verilen onama kararının karar düzeltme sonucu bozularak; şeker fabrikasına yapılan pancar «tesliminin» ... talimatı ile yapılıp yapılmadığı hususlarının araştırılması gerektiğine işaret edildiği, bu hususta taraf vekillerine varsa tanıklarını bildirilmesi için süre verildiği, davacı vekili tarafından dava konusu olayın üzerinden uzun süre geçmiş olması «sebebi» ile tanığı bulunmadığının beyan edildiği, davalının gösterdiği tanığın, "kantar fişlerinin beyana göre düzenlendiği, kimin ismi verilirse o isim adına fiş tanzim edildiği, davaya konu kantar fişlerinin ise ... talimatı ile verilip verilmediğini bilmediğini" beyanı ettiği, «taraflarca getirilme ilkesi» gereği tarafların gösterdiği bütün «delillerin toplandığı», toplanan deliller ile davacının iddiasını ispat edemediği, kantar fişlerinin tek başına ispat aracı olmayacağı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar …
24.03.2022 tarihli bozma ilamında davalı ... adına şeker fabrikasına yapılan «teslimatlara» ilişkin kantar fişlerinin bulunduğu, bu teslimatların sözleşme kapsamında yapıldığının kabulü gerektiği, aksini «ispat yükünün» davalı tarafta olduğu belirtilmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:taraflarca getirilme ilkesi · senetle ispat zorunluluğu · senetle ispat · delillerin toplanmaması · borçlu olunmadığının tespiti · usuli kazanılmış hak · kambiyo senedi · kazanılmış hak
Benzer bu karardaMahkemece bozma ilamına uyularak, bozma ilamından önce verilen kararda «ispat yükünün» davacıda olduğu, dava değerinin miktar itibari ile «senetle ispatı zorunlu» hallere tabi olduğu ve davacı elinde bulunan kantar fişlerinin davalı tarafından kabul ve «ikrar» edilmiş ya da imzası bulunan belge olmadığından ispata yarar delil olarak görülmediği gerekçesi ile asıl ve birleşen davanın reddine karar verildiği, Yargıtayca verilen onama kararının karar düzeltme sonucu bozularak; şeker fabrikasına yapılan pancar «tesliminin» ... talimatı ile yapılıp yapılmadığı hususlarının araştırılması gerektiğine işaret edildiği, bu hususta taraf vekillerine varsa tanıklarını bildirilmesi için süre verildiği, davacı vekili tarafından dava konusu olayın üzerinden uzun süre geçmiş olması «sebebi» ile tanığı bulunmadığının beyan edildiği, davalının gösterdiği tanığın, "kantar fişlerinin beyana göre düzenlendiği, kimin ismi verilirse o isim adına fiş tanzim edildiği, davaya konu kantar fişlerinin ise ... talimatı ile verilip verilmediğini bilmediğini" beyanı ettiği, «taraflarca getirilme ilkesi» gereği tarafların gösterdiği bütün «delillerin toplandığı», toplanan deliller ile davacının iddiasını ispat edemediği, kantar fişlerinin tek başına ispat aracı olmayacağı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın reddine karar …
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Asıl ve birleşen dava «kambiyo senedine» dayanılarak başlatılan takipten dolayı tamamen/kısmen «borçlu olunmadığının tespiti» talebine ilişkindir.
Mahkemece bozmaya uyulduğuna göre davalının adı yazılı olan kantar fişleri açısından davacı lehine «usulü kazanılmış hak» doğduğu, davalının adı yazılı olan kantar fişleri açısından davanın ispatlandığı gözetilmeksizin yazılı gerekçe ile bozmaya aykırı olacak şekilde davanın tümü ile reddine karar verilmesi doğru olmamış, kararın asıl ve birleşen dosyada davacılar vekili yararına bu gerekçe ile bozulması gerekmiştir.
-
İtirazın iptali | İcra inkar tazminatı
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2020/4001 E. 2021/3605 K.
Ortak:fatura
İncelediğiniz karardaDAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya farklı tarihlerde 210 ton pamuk sattığını, pamukların bedelini aldığını fakat işletme sahibi davalının müvekkiline müstahsil «fatura» kesmediğinden müvekkilinin devletin çiftçiye ödemiş olduğu pamuk desteklemesini alamadığını ileri sürerek 157.500,00 TL alacağın «avans faizi» ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalıya davalının kabulünün aksine daha fazla pamuk sattığı ve «fatura» düzenlenmediğini ispat edemediği anlaşıldığından ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davalı vekilinin istinaf talebi üzerine yapılan «istinaf incelemesi» neticesinde, davanın nisbi harca tabi olduğu, davanın red edildiği anlaşılmakla davalı vekili yararına nisbi «vekalet ücretine» hükmedilmesi gerekirken «maktu vekalet ücretine» hükmedilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
Benzer bu karardaŞti. arasında «organik bağ» bulunduğu ve her iki şirketin de «temsilcilerinin» aynı olduğu ve tek bir merkezden yönetildiği, tek bir merkezden yönetilen şirketlerin birbirine ait araçları ve banka hesaplarını kullanmasının ticaret hayatında muhtemel olduğu, buğdayın dava dışı şirketin kamyonu ile taşınmış olması ve bu şirket hesabından davacıya ödeme yapılmasının davalıyı sorumluluktan kurtarmayacağı, çiftçi olan davacının buğday sattığı şirket ile buğdayların yüklendiği kamyonun sahibi olan birbirine çok benzeyen iki şirket arasındaki farkı bilebilecek konumda olmadığı, iki şirket ve tek yönetim anlayışı benimseyen davalı şirketin «sorumluluktan kurtulamayacağı», dava ve icra takibi diğer dava dışı şirkete yöneltilse dahi yine borcun farklı şirkete ait olduğunun ileri sürülebileceği, davacının davalı şirkete buğday satışı yaptığına dair kantar fişlerinin mahkemece «delil başlangıcı» olarak kabul edildiği, aynı zamanda davacıya yapılan ödemenin de gerçekte bir buğday alışverişinin yapıldığını gösterdiği, kaldı ki davalının bu ödemenin neye ilişkin yapıldığına ilişkin bir beyanının bulunmadığı, davalının buğday alışverişini dahi kabul etmediği ancak tek bir yönetim iradesi tarafından iki farklı şirket bünyesinde yürütülen faaliyetler çerçevesinde davalının davacıdan buğday aldığının sabit olduğu, her iki şirketin «ticari defterlerinde» bu işleme ait «kaydın» veya buğday alışverişine dair davalı tarafça davacıya verilen «fatura», makbuz, alında vb. belgelerin bulunmamasının davacının aleyhine değerlendirilemeyeceği, kamyona yüklenen buğdayın davacıya geri iade edildiğine ilişkin bir beyanı …
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:delil başlangıcı · sorumluluktan kurtulma · organik bağ · ticaret sicili müdürlüğü · bilirkişi incelemesi · ticari defter · ticaret sicili · cy/cy kaydı
Benzer bu karardaŞti. arasında «organik bağ» bulunduğu ve her iki şirketin de «temsilcilerinin» aynı olduğu ve tek bir merkezden yönetildiği, tek bir merkezden yönetilen şirketlerin birbirine ait araçları ve banka hesaplarını kullanmasının ticaret hayatında muhtemel olduğu, buğdayın dava dışı şirketin kamyonu ile taşınmış olması ve bu şirket hesabından davacıya ödeme yapılmasının davalıyı sorumluluktan kurtarmayacağı, çiftçi olan davacının buğday sattığı şirket ile buğdayların yüklendiği kamyonun sahibi olan birbirine çok benzeyen iki şirket arasındaki farkı bilebilecek konumda olmadığı, iki şirket ve tek yönetim anlayışı benimseyen davalı şirketin «sorumluluktan kurtulamayacağı», dava ve icra takibi diğer dava dışı şirkete yöneltilse dahi yine borcun farklı şirkete ait olduğunun ileri sürülebileceği, davacının davalı şirkete buğday satışı yaptığına dair kantar fişlerinin mahkemece «delil başlangıcı» olarak kabul edildiği, aynı zamanda davacıya yapılan ödemenin de gerçekte bir buğday alışverişinin yapıldığını gösterdiği, kaldı ki davalının bu ödemenin neye ilişkin yapıldığına ilişkin bir beyanının bulunmadığı, davalının buğday alışverişini dahi kabul etmediği ancak tek bir yönetim iradesi tarafından iki farklı şirket bünyesinde yürütülen faaliyetler çerçevesinde davalının davacıdan buğday aldığının sabit olduğu, her iki şirketin «ticari defterlerinde» bu işleme ait «kaydın» veya buğday alışverişine dair davalı tarafça davacıya verilen «fatura», makbuz, alında vb. belgelerin bulunmamasının davacının aleyhine değerlendirilemeyeceği, kamyona yüklenen buğdayın davacıya geri iade edildiğine ilişkin bir beyanı …
Şti'nin de ortağı oldukları, sonraki bir tarihte ortaklıktan ayrıldıkları, buğday satışının yapıldığı tarih itibariyle aynı «ticaret sicil müdürlüğü» çevresinde bulunan, amaç ve kapsamı birbiriyle tamamen aynı olan, ortakları aynı olan, ...
Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamına göre, «ticaret sicil» gazetesi kayıtlarından davalı ...
Mahkemece yapılan «bilirkişi incelemesinde», davalı «defterlerinde» taraflar arasında alım-satım ilişkisinin olduğuna dair bir tespite rastlanmamıştır.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2021/8001 E. , 2023/2151 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Adana Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi
SAYISI 2019/1811 Esas, 2021/821 Karar
HÜKÜM
Ret
İLK DERECE MAHKEMESİ Reyhanlı 2. Asliye Hukuk Mahkemesi
SAYISI 2017/237 E., 2019/205 K.
Taraflar arasındaki alacak davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.
Kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin davalıya farklı tarihlerde 210 ton pamuk sattığını, pamukların bedelini aldığını fakat işletme sahibi davalının müvekkiline müstahsil fatura kesmediğinden müvekkilinin devletin çiftçiye ödemiş olduğu pamuk desteklemesini alamadığını ileri sürerek 157.500,00 TL alacağın avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkili ile davacının yıllardır ticari ilişki içinde olduğunu, davacının müvekkiline mısır, arpa, pamuk, buğday gibi ürünlerin satışını yaptığını, davacının müvekkiline 210 ton pamuk sattığına ilişkin beyanının gerçek dışı olduğunu, müvekkilinin almış olduğu 40 tonluk pamuğun müstahsilini kestiğini savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile .davacı tarafın dosyaya bir kısım kantar fişleri ve hesap hareketleri sunduğu, malın teslimine yönelik başkaca delil ibraz etmediği, kantar fişlerini malın tesliminin ispatı için yeterli bir delil olarak görmek mümkün olmadığı gibi sunulan kantar fişleri iddia edilen 210 ton pamuk ürününe karşılık gelmediği, davacı komisyoncu olarak çalıştığı ve başkalarına ait pamukları davalının fabrikasına teslim ettiğini beyan etmiş ise de kimden ne kadar pamuk aldığı, hangi çiftçinin ne kadar pamuk üretimi yaptığı hususları sunulan deliller ile tespit edilemediği, yine yöre teamülü gereği müstahsili kesilmeyen ürünün tesliminin yaygın bir uygulama olmadığı, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
1. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin çiftçilik ile uğraşan kişi ve kişilerden ekmiş olduğu ürünleri alarak Hatay iline getirdiğini ve burada sattığını, dava dosyasında belirtilen yıl içerisinde müvekkil davalıya Şanlıurfa ilindeki çiftçilerden almış olduğu pamukları getirerek sattığını, davalı söz konusu bu pamuk ürünlerinin bedellerini banka havalesi yolu ile müvekkiline göndermiş ise de satın alınan pamuk ürünleri için her hangi bir şekilde müstahsil kesmediğini, bu nedenle pamuklarını müvekkilime satan kişilerin devlet desteklemesini alamadığını, olup söz konusu bu destekleme bedelini müvekkilinin kendisi nakdi olarak karşılamak zorunda kaldığını, müvekkilinin uğramış olduğu bu maddi zararın tahsili için davayı açtıklarını, dinelenmiş olan tanıkların müvekkiline pamuk ürünlerini satan çiftçilerden sadece bir kısmı olduğunu, tanıkların beyanları incelendiğinde dava dosyasının aydınlanarak iddia ve taleplerinin yerinde olduğunun anlaşılacağını, pamukların teslim esnasında davalının iş yerinden verilen kantar fişlerinin sunulmuş olmasına rağmen bu delilin yeterli görülmediğini, kantar fişlerinin düzenlenmiş olduğu tarihlere bakıldığında o dönemde mısır veya buğday hasadı zamanı olmadığı ayrıca bu ürünlerin fabrika stoklarında bile tükendiği dönemlere denk geldiğini, ayrıca müvekkilinin burada komisyoncu olduğunu, komisyonculuk yapan bir kişinin mısır veya buğday gibi ürünleri çiftçilerden alarak stok yapmasının da mümkün olmayıp bu durum hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava dosyası içerine sunulan banka hesap ekstreleri incelendiğinde davalı tarafından satın alınan ürünün birim fiyatı da bu ürünün pamuk ürünü olduğunu gösterdğini, zira pamuk ürününün birim fiyatı ile davalının aldığını iddia ettiği mısır ve buğday ürününün birim fiyatı da birbirinden farklı olduğunu, davalı dava süresi içerisinde müvekkilinden iddia ettikleri 210 ton pamuğun aksine 40 ton pamuk aldığını beyan ettiğini, fakat yerel mahkeme bu ikrarı göz ardı ederek karar ve hükümde yer vermediğini, yerel mahkemece ikrar edilen 40 ton pamuk açısından kısmen kabul verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
2. Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; lehlerine maktu vekalet ücreti hükmedildiğini ancak nispi vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının davalıya davalının kabulünün aksine daha fazla pamuk sattığı ve fatura düzenlenmediğini ispat edemediği anlaşıldığından ilk derece mahkemesince verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğu, davalı vekilinin istinaf talebi üzerine yapılan istinaf incelemesi neticesinde, davanın nisbi harca tabi olduğu, davanın red edildiği anlaşılmakla davalı vekili yararına nisbi vekalet ücretine hükmedilmesi gerekirken maktu vekalet ücretine hükmedilmesi doğru olmadığı gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına, yeniden esas hakkında hüküm kurulmasına, davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasında ticari ilişki bulunduğunu, müvekkilinin çiftçilik ile uğraşan kişi ve kişilerden ekmiş olduğu ürünleri alarak Hatay iline getirdiğini ve burada sattığını, dava dosyasında belirtilen yıl içerisinde müvekkil davalıya Şanlıurfa ilindeki çiftçilerden almış olduğu pamukları getirerek sattığını, davalı söz konusu bu pamuk ürünlerinin bedellerini banka havalesi yolu ile müvekkiline göndermiş ise de satın alınan pamuk ürünleri için her hangi bir şekilde müstahsil kesmediğini, bu nedenle pamuklarını müvekkilime satan kişilerin devlet desteklemesini alamadığını, olup söz konusu bu destekleme bedelini müvekkilinin kendisi nakdi olarak karşılamak zorunda kaldığını, müvekkilinin uğramış olduğu bu maddi zararın tahsili için davayı açtıklarını, dinelenmiş olan tanıkların müvekkiline pamuk ürünlerini satan çiftçilerden sadece bir kısmı olduğunu, tanıkların beyanları incelendiğinde dava dosyasının aydınlanarak iddia ve taleplerinin yerinde olduğunun anlaşılacağını, pamukların teslim esnasında davalının iş yerinden verilen kantar fişlerinin sunulmuş olmasına rağmen bu delilin yeterli görülmediğini, kantar fişlerinin düzenlenmiş olduğu tarihlere bakıldığında o dönemde mısır veya buğday hasadı zamanı olmadığı ayrıca bu ürünlerin fabrika stoklarında bile tükendiği dönemlere denk geldiğini, ayrıca müvekkilinin burada komisyoncu olduğunu, komisyonculuk yapan bir kişinin mısır veya buğday gibi ürünleri çiftçilerden alarak stok yapmasının da mümkün olmayıp bu durum hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, dava dosyası içerine sunulan banka hesap ekstreleri incelendiğinde davalı tarafından satın alınan ürünün birim fiyatı da bu ürünün pamuk ürünü olduğunu gösterdğini, zira pamuk ürününün birim fiyatı ile davalının aldığını iddia ettiği mısır ve buğday ürününün birim fiyatı da birbirinden farklı olduğunu, davalı dava süresi içerisinde iddia ettikleri 210 ton pamuğun aksine 40 ton pamuk aldığını beyan ettiklerini, fakat yerel mahkeme bu ikrarı göz ardı ederek karar ve hükümde buna yer vermediğini, davalı tarafından yapılan ikrarın istinaf incelemesinde de göz ardı edildiğini, istinaf mahkemesinin ikrar edilen 40 ton pamuk açısından kısmen kabul kararı verilmesi gerektiğini tüm delillerin dava dosyasında mevcut olduğunu ve delillerin iddialarının ispatı ve davanın kabulü için yeterli olduğunu ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Dava, alacak istemine ilişkindir.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
06.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/932736300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz