Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1960 E. 2023/2213 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Hak düşürücü süre
- {'var': True, 'sure': '5 yıllık', 'kanun': None}
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tasfiye memuru ataması↗ ticaret sicilinden re'sen terkin↗ kıdem tazminatı↗ yetki belgesi↗ re'sen terkin↗ ek tasfiye işlemleri↗ ihya davası↗ özel dava şartı↗ hukuki menfaat↗ rücuen alacak↗ yasal hasım↗ şirketin ihyası↗ tasfiye memuru atanması↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ yargılama giderleri↗ derdestlik↗ ihya↗ infaz↗ tasfiye memuru↗ hak düşürücü süre↗ alacak davası↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ usulden reddi↗ limited şirket↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ ticaret sicili↗ yetki↗ ek tasfiye↗ terkin↗ harç↗ ilk derece kararının kaldırılması↗ yasal faiz↗ ilan↗ dava sebebi↗ cy/cy kaydı↗ vekalet ücreti↗ temsil↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗ i̇i̇k 72/son↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile öngörülen 5 yıllık ihya davası açma süresi, hak düşürücü süre nitelikte olup, mahkemece re'sen dikkate alınması gerektiği, ihya davasının, ihyası istenen şirketin ticaret sicilinden re'sen silinme tarihi olan 23.01.2014 ve ilan tarihi olan 28.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra 05.04.2022 tarihinde açıldığı, böylece davanın hak düşürücü süre içinde açılmış olmasına ilişkin özel dava şartının noksanlığı bulunduğu gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin dava tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin dolduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verildiğini, şirketin sona erme nedeni ortadan kalkmadığı için ihya kararının ek tasfiye işlemleriyle sınırlı olarak tamamlamak üzere 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memurunun atanması gerektiğini, ek tasfiye işlemlerini yapacak olan tasfiye memurlarını da belirlemesi gerektiğini, mahkeme aksi kanaatteyse şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyesine karar verilmesini ve aynı yasanın ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memuru atanmasını, aleyhlerine vekalet ücreti, yargılama giderlerine hükmedilmemesini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ihyası istenen şirket aleyhine Elazığı 6.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/58 E. sayılı dosyasında rücuen alacak davası açtığı dosyanın derdest olduğu, bu nedenle davacı tarafın, şirketin ihyasını talep etmekte hukuki menfaatinin bulunduğu, davalı ... Sicil Müdürlüğünce ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi sebebi ile silinme hususu kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu, ihyası istenen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra 05.04.2022 tarihinde açıldığı ancak davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca dava açma süresi dolmuş ise de davalı ... Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında bu maddeyi işlettiğinden öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığı, davalı ... Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, terkin işleminin usulsüz olduğu, ihyasına karar verilen şirketin asliye hukuk mahkemesi dosyasıyla sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığı gibi tasfiye memuru atanmasına da gerek olmadığı, ayrıca davalının usulsüz terkin işlemi ile bu davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine de hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıtlı Aral Sosyal Hiz. Tic. ve San. Ltd. Şti.'nin ihyasına, karar kesinleştiğinde kararın bir örneğinin tescil ve ilanına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; davanın 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, limited şirket ortaklarının silinme tarihinden önceki amme alacaklarına ilişkin sorumluluklarının devam ettiğini, mevzuat hükümlerine uygun olarak terkin işlemi yapıldığını, Bölge Adliye Mahkemesince ek tasfiye kararı verilmesi ile tasfiye memuru ataması gerektiğini, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinden yasal hasım olmaları nedeniyle aleyhlerine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirketin ihyası istemine ilişkin olup, ihya davasının hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı ve hukuki yararın bulunup bulunmadığı ile davalı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilip hükmedilemeyeceği uyuşmazlık konusudur.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 114 üncü maddenin birinci fıkrasının (h) bendi, 115 inci maddesi, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi, 547 nci maddesinin ikinci fıkrası
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı temsilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6271 E. 2023/7189 K.
Ortak:re'sen terkin · ek tasfiye işlemleri · rücuen alacak · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · yargılama giderleri · derdestlik · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz kararda… rece Mahkemesinin dava tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin dolduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verildiğini, şirketin sona erme nedeni ortadan kalkmadığı için «ihya» kararının ek «tasfiye işlemleriyle» sınırlı olarak tamamlamak üzere 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memurunun atanması gerektiğini, ek tasfiye işlemlerini yapacak olan «tasfiye memurlarını» da belirlemesi gerektiğini, mahkeme aksi kanaatteyse şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyesine karar verilmesini ve aynı yasanın ikinci fıkrası uyarınca «tasfiye memuru atanmasını», aleyhlerine «vekalet ücreti», «yargılama giderlerine» hükmedilmemesini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının «ihyası» istenen şirket aleyhine Elazığı 6.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/58 E. sayılı dosyasında «rücuen alacak davası» açtığı dosyanın «derdest» olduğu, bu nedenle davacı tarafın, şirketin ihyasını talep etmekte «hukuki menfaatinin» bulunduğu, davalı ...
Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, terkin işleminin usulsüz olduğu, ihyasına karar verilen şirketin asliye hukuk mahkemesi dosyasıyla sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığı gibi «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı, ayrıca davalının usulsüz terkin işlemi ile bu davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden davalı aleyhine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» de hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile Ankara Ti …
Benzer bu karardaHukuk Dairesinin 28.12.2022 tarihli 2022/1351 E., 2022/1792 K. sayılı kararıyla ihyasına karar verildiği kararın kesinleştiği ve şirketin tekrar «ticaret sicile» kaydedilerek «tüzel kişilik» kazandığını, davacının dava açmakta hukuki yaraının bulunmadığını, şirketin «terkin» tarihinde «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının müdürlükleri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğünün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, dava konusu şirket 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesindeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde terkin edildiğini, davanın hak düşürücü süreden sonra açıldığını, dava dışı şirkete yapılan «ihtarın» hukuka uygun olduğunu, «ihya» kararının ek «tasfiye işlemleriyle» sınırlı olmak üzere 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, davalının «yasal hasım» olduğundan aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmemesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
Şti.'nin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında, şirketin oda «kaydının» silinmesi nedeniyle 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, terkin işleminin hukuka uygun olarak gerçekleştirildiğini, terkin tarihinde şirketin «derdest» davalılarının alacak ve borçlarının Müdürlük tarafından bilinmesi mümkün olmadığından davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, «yasal hasım» olması nedeniyle aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmemesi gerektiğini, davanın «hak düşürücü sürede» açılmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
Temyiz Sebepleri Davalı asıl temyiz dilekçesinde özetle; davacının dava açmakta «hukuki yararı» bulunmadığından davanın dava «şartı yokluğundan» «usulden reddi» gerektiğini, davalı aleyhine «yargılama giderleri» ve «vekalet ücretine» hükmedilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davalının «yasal hasım» olduğunu, dava konusu şirket 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesindeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde «terkin» edildiğini belirterek Mahkeme kararının bozulmasını istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:işçilik alacakları · davanın konusuz kalması · resen terkin · yargılama giderlerinden sorumluluk · yeniden tescil · dava şartı yokluğu · kamu düzeni · tüzel kişilik
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesinin 2022/132 E. sayılı dosyasında açılan tazminat davasının «tasfiye» aşamasında «derdest» olduğu, bu davaya ilişkin alacağın tasfiye edilmesi için 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesine göre sicilden «kaydı» silinen şirketin «yeniden tescilinin» talep edilebileceği, böylelikle dava tarihi itibarıyla davacının dava açmakta haklı olduğu, davalının, şirkete karşı açılmış dava derdest olmasına rağmen tasfiye işlemlerinin hukuka aykırı olarak sonuçlandırılması nedeniyle bu davanın açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle davalı asılın istinaf başvurusunun «kamu düzeni» gözetilerek kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, dava konusuz kaldığından esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Elazığ Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından taşeron firma işçisi dava dışı ... ...'a ödenen «işçilik alacaklarının» ilgili firmalardan mahkemece tespit edilecek sorumlulukları oranında tahsili istemiyle Elazığ 2.
Müdürlüğünün «yargılama giderlerinden sorumlu» olduğu gerekçesiyle davanın kabulüne, şirketin ihyasına karar kesinleştiğinde tescil ve «ilanına» karar verilmiştir.
Hukuk Dairesinin 28.12.2022 tarihli 2022/1351 E., 2022/1792 K. sayılı kararıyla ihyasına karar verildiği kararın kesinleştiği ve şirketin tekrar «ticaret sicile» kaydedilerek «tüzel kişilik» kazandığını, davacının dava açmakta hukuki yaraının bulunmadığını, şirketin «terkin» tarihinde «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının müdürlükleri tarafından bilinmesi mümkün olmadığından Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğünün davanın açılmasına sebebiyet vermediğini, dava konusu şirket 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesindeki prosedüre uygun olarak hukuka uygun bir şekilde terkin edildiğini, davanın hak düşürücü süreden sonra açıldığını, dava dışı şirkete yapılan «ihtarın» hukuka uygun olduğunu, «ihya» kararının ek «tasfiye işlemleriyle» sınırlı olmak üzere 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, davalının «yasal hasım» olduğundan aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilmemesi gerektiğini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/879 E. 2024/1583 K.
Ortak:yetki belgesi · re'sen terkin · rücuen alacak · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · yargılama giderleri · derdestlik · ihya · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının «ihyası» istenen şirket aleyhine Elazığı 6.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/58 E. sayılı dosyasında «rücuen alacak davası» açtığı dosyanın «derdest» olduğu, bu nedenle davacı tarafın, şirketin ihyasını talep etmekte «hukuki menfaatinin» bulunduğu, davalı ...
Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden «ihyası» istenen şirketi ticaret sicilinden re'«sen terkin» ettiği, terkin işleminin usulsüz olduğu, ihyasına karar verilen şirketin asliye hukuk mahkemesi dosyasıyla sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığı gibi «tasfiye memuru atanmasına» da gerek olmadığı, ayrıca davalının usulsüz terkin işlemi ile bu davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden davalı aleyhine «yargılama gideri» ve «vekalet ücretine» de hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile Ankara Ti …
… rece Mahkemesinin dava tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin dolduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verildiğini, şirketin sona erme nedeni ortadan kalkmadığı için «ihya» kararının ek «tasfiye işlemleriyle» sınırlı olarak tamamlamak üzere 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memurunun atanması gerektiğini, ek tasfiye işlemlerini yapacak olan «tasfiye memurlarını» da belirlemesi gerektiğini, mahkeme aksi kanaatteyse şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyesine karar verilmesini ve aynı yasanın ikinci fıkrası uyarınca «tasfiye memuru atanmasını», aleyhlerine «vekalet ücreti», «yargılama giderlerine» hükmedilmemesini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu karardaŞti.'nin ticaret sicilinden silindiğinin tespit edildiğini, dava dışı «şirketin ihyası» için «yetki belgesi» verildiğini, şirketin ihyası için Ankara 2.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/337 E. sayılı dosyasındaki «rücuen alacak davası» yönünden de geçerli olmasına hükmedilmesini talep zorunluluğunun hasıl olduğunu, adı geçen «şirketin ihyası» için başka bir dosyalarına istinaden açılan davada Ankara 9.
Sicil Müdürlüğü cevap dilekçesinde; şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, bildirilen «son» adrese çıkartılan «tebligatın» taşınmış notuyla iade edildiğini, «ihtarın» 07.10.2013 tarih Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «ilan» edildiğini, şirketin terkin tarihinde «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığından işbu davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, ticaret sicilinden silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirketin veya kooperatif ihyasının istenebileceğini, 23.01.2019 tarihinde sürenin dolduğunu, «hak düşürücü süre» sebebiyle davanın reddi gerektiğini, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde 6102 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci maddesi gereğince «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, Ticaret Sicil Müdürlüğünün tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan ... «zorunlu hasım» olduğunu, davanın açılmasında kusurları bulunmaması nedeniyle taraflarına «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine, davanın süre yönünden ve «hukuki yarar» yokluğundan «usulden reddine» karar verilmesini talep etmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:zorunlu hasım · işçilik alacakları · rücuen tazminat · dava şartı yokluğu · tazminat davası · ihtar · tebligat
Benzer bu karardaSicil Müdürlüğü cevap dilekçesinde; şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde re'«sen terkin» edildiğini, bildirilen «son» adrese çıkartılan «tebligatın» taşınmış notuyla iade edildiğini, «ihtarın» 07.10.2013 tarih Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «ilan» edildiğini, şirketin terkin tarihinde «derdest» davalarının, alacak ve borçlarının Müdürlük tarafından bilinmesinin mümkün olmadığından işbu davanın açılmasına sebebiyet verilmediğini, ticaret sicilinden silinme tarihinden itibaren beş yıl içinde mahkemeye başvurarak şirketin veya kooperatif ihyasının istenebileceğini, 23.01.2019 tarihinde sürenin dolduğunu, «hak düşürücü süre» sebebiyle davanın reddi gerektiğini, ek tasfiyeye karar verilmesi halinde 6102 sayılı Kanun'un 7 nci maddesinin ikinci maddesi gereğince «tasfiye memuru atanması» gerektiğini, Ticaret Sicil Müdürlüğünün tescile dair verilen kararlara karşı açılan davalarda yasadan ... «zorunlu hasım» olduğunu, davanın açılmasında kusurları bulunmaması nedeniyle taraflarına «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesine, davanın süre yönünden ve «hukuki yarar» yokluğundan «usulden reddine» karar verilmesini talep etmiştir.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/165 E. sayılı dava dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına, «tasfiye memuru» olarak şirketin ortaklarından ... ...'ın atanmasına karar verildiğini, kararın 07.04.2020 tarihinde kesinleştiğini, ihyasına karar verilen şirket hakkında açılan «rücuen tazminat davası» nedeniyle «hukuki yararın» bulunduğunu, «ihyanın» Elazığ 3.
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; Elazığ Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından taşeron firma işçisi ... ...'e ödenen «işçilik alacakları» ve ferilerinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte ilgili firmalardan mahkemece tespit edilecek sorumlulukları oranında tahsili istemiyle Elazığ 3.
Hukuk Dairesinin 2023/1960 E., 2023/2213 K. sayılı ve 11.04.2023 tarihli ilamı ile onanmasına karar verildiği, Ankara Ticaret Sicili Müdürlüğünce kararın 24.07.2023 tarihinde tescil edilerek Türkiye Ticaret Sicili Gazetesinde «ilan» edildiği, bu durumda «ihyası» istenen şirketin aktif (faal) olması dikkate alındığında ihya isteminde «hukuki yarar» bulunmadığından davanın dava «şartı yokluğundan» davanın reddine karar verilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2024/256 E. 2024/993 K.
Ortak:ihya davası · rücuen alacak · yasal hasım · şirketin ihyası · tasfiye memuru atanması · yargılama giderleri · derdestlik · ihya · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının «ihyası» istenen şirket aleyhine Elazığı 6.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/58 E. sayılı dosyasında «rücuen alacak davası» açtığı dosyanın «derdest» olduğu, bu nedenle davacı tarafın, şirketin ihyasını talep etmekte «hukuki menfaatinin» bulunduğu, davalı ...
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile öngörülen 5 yıllık «ihya davası» açma süresi, «hak düşürücü süre» nitelikte olup, mahkemece re'sen dikkate alınması gerektiği, ihya davasının, ihyası istenen şirketin ticaret sicilinden re'sen silinme tarihi olan 23.01.2014 ve «ilan» tarihi olan 28.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra 05.04.2022 tarihinde açıldığı, böylece davanın hak düşürücü süre içinde açılmış olmasına ilişkin özel dava şartının noksanlığı bulunduğu gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeni ile «usulden reddine» karar verilmiştir.
… rece Mahkemesinin dava tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin dolduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verildiğini, şirketin sona erme nedeni ortadan kalkmadığı için «ihya» kararının ek «tasfiye işlemleriyle» sınırlı olarak tamamlamak üzere 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memurunun atanması gerektiğini, ek tasfiye işlemlerini yapacak olan «tasfiye memurlarını» da belirlemesi gerektiğini, mahkeme aksi kanaatteyse şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyesine karar verilmesini ve aynı yasanın ikinci fıkrası uyarınca «tasfiye memuru atanmasını», aleyhlerine «vekalet ücreti», «yargılama giderlerine» hükmedilmemesini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Benzer bu karardaSosyal Hizmetler Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi aleyhine «rücuen alacak davası» açıldığı, Mahkemece davacı vekiline «şirketin ihyası davası» açmak üzere süre verildiği belirtilerek davalı ... aleyhine ...
İstinaf Sebepleri Davalı Kurum «temsilcisi» istinaf dilekçesinde özetle; davanın «hak düşürücü süre» geçtikten sonra açıldığını, davacının «ihya» istemekte «hukuki yararı» bulunmadığını, müvekkili Kurum'ca yapılan «terkin» işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu, Mahkemece ek «tasfiye» kararı verilip «tasfiye memuru atanması» gerekirken tam ihyaya karar verilmesinin doğru olmadığını, yaptığı işlemde hukuka aykırılık bulunmayan ve iş bu davanın açılmasına sebebiyet vermeyen müvekkili Kurum'un «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmasının doğru olmadığını belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
Taraflar arasındaki «şirket ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:davanın konusuz kalması · yargılama giderlerinden sorumluluk · yeniden tescil · sicilden terkin · kamu düzeni · karar verilmesine yer olmadığına
Benzer bu karardaAsliye Hukuk Mahkemesinin 2022/101 E. sayılı dosyasında açılan tazminat davasının «tasfiye» aşamasında «derdest» olduğu, bu davaya ilişkin alacağın tasfiye edilmesi için sicilden «kaydı» silinen şirketin «yeniden tescilinin» talep edilebileceği, böylelikle dava tarihi itibarıyla davacının dava açmakta haklı olduğu, davalının, şirkete karşı açılmış dava derdest olmasına rağmen tasfiye işlemlerinin hukuka aykırı olarak sonuçlandırılması nedeniyle iş bu davanın açılmasına sebebiyet verdiği, böylelikle «yargılama giderleri» ve vekâlet ücretinden sorumlu olduğu gerekçesiyle başvurunun «kamu düzeni» de gözetilerek kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle dava konusuz kaldığından esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» ve davalı Kurum'un «yargılama giderlerinden sorumlu» tutulmasına karar verilmiştir.
Kararın davalı Kurum «temsilcisi» tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince, başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, esas hakkında yeniden hüküm tesis edilmek suretiyle esas hakkında karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Şti. aleyhine dava açtığını, yargılama sürecinde, anılan şirketin davalı Kurum tarafından resen ticaret «sicilden terkin» edildiğinin tespit edildiğini, davanın görüldüğü Mahkemece, müvekkiline «ihya davası» açılması için «yetki» ve süre verildiğini ileri sürerek ...
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalı Kurumun «ihyası» talep edilen şirketi 5174 sayılı Odalar Borsalar Birliği Kanunu'nun (5174 sayılı Kanun) 10 uncu ve 32 nci maddelerine göre oda «kaydının» silindiğinden bahisle resen ticaret «sicilden terkin» ettiği, ancak anılan halin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesinde sınırlı olarak sayılan hallerden olmadığı, Ankara Bölge …
1 benzer karar daha
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2023/6660 E. 2024/38 K.
Ortak:yasal hasım · şirketin ihyası · ticaret sicili müdürlüğü · derdestlik · ihya · infaz · hak düşürücü süre · alacak davası · dava şartı · hak düşürücü süre · Şirketin ihyası
İncelediğiniz karardaGerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının «ihyası» istenen şirket aleyhine Elazığı 6.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/58 E. sayılı dosyasında «rücuen alacak davası» açtığı dosyanın «derdest» olduğu, bu nedenle davacı tarafın, şirketin ihyasını talep etmekte «hukuki menfaatinin» bulunduğu, davalı ...
Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Uyuşmazlık, «şirketin ihyası» istemine ilişkin olup, ihya davasının «hak düşürücü süre» içerisinde açılıp açılmadığı ve «hukuki yararın» bulunup bulunmadığı ile davalı aleyhine «yargılama giderlerine» hükmedilip hükmedilemeyeceği uyuşmazlık konusudur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile öngörülen 5 yıllık «ihya davası» açma süresi, «hak düşürücü süre» nitelikte olup, mahkemece re'sen dikkate alınması gerektiği, ihya davasının, ihyası istenen şirketin ticaret sicilinden re'sen silinme tarihi olan 23.01.2014 ve «ilan» tarihi olan 28.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra 05.04.2022 tarihinde açıldığı, böylece davanın hak düşürücü süre içinde açılmış olmasına ilişkin özel dava şartının noksanlığı bulunduğu gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeni ile «usulden reddine» karar verilmiştir.
Benzer bu karardaİstinaf Sebepleri Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın yasal «hak düşürücü süre» içerisinde açılmadığını, dava dışı şirketin 6102 sayılı Kanun'un 7 nci maddesindeki prosedüre uygun bir şekilde kapatıldığını, nitekim sonradan açılan davadan kurumun haberdar olmasının mümkün olmadığını, «tasfiye» nedeninin dava dışı şirkete usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğini, «ihya» kararının, «alacak davası» ile sınırlı olarak verilmesi gerektiğini, anılan Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyeye karar verilerek tasfiye memurunun atanması gerekirken bunların gerçekleşmediğini, «ticaret sicili müdürlüğü» aleyhine «yargılama gideri» ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını istemiştir.
Taraflar arasındaki «şirketin ihyası» davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.
CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «ihya» davasının «terkin» tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılmadığını, dava dışı şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde «ticaret sicilinden resen terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 ... maddesinde Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceği ifade edilmiş ve (d) bendinde 18.05.2004 tarihli ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5714 sayılı Kanun) 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek sicil kaydı silinmek üzere müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatiflerin müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin bu kapsamda olduğunu, «yasal hasım» olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:ticaret sicilinden resen terkin · işçilik alacakları · münfesihlik · resen terkin · yeniden tescil · rücuen tazminat · tazminat davası · yönetim kurulu kararı
Benzer bu karardaCEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; «ihya» davasının «terkin» tarihinden itibaren 5 yıllık süre içinde açılmadığını, dava dışı şirketin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde «ticaret sicilinden resen terkin» edildiğini, 28513 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanan “Münfesih Olmasına veya Sayılmasına Rağmen Tasfiye Edilmemiş Anonim ve Limited Şirketler ile Kooperatiflerin Tasfiyelerine ve Ticaret Sicili Kayıtlarının Silinmesine İlişkin Tebliğ’in 5 ... maddesinde Müdürlüklerce sayılı sebeplerle «münfesih» olan şirketlerin belirleneceği ifade edilmiş ve (d) bendinde 18.05.2004 tarihli ve 5714 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu'nun (5714 sayılı Kanun) 10 ve 32 nci maddelerine göre adreslerinin ve durumlarının tespit edilmemesi nedeniyle ilgili odadaki üyelikleri askıya alınan ve oda «yönetim kurulu» kararını takip eden yılbaşından itibaren iki yıl sonunda oda «kaydı» silinerek sicil kaydı silinmek üzere müdürlüklere bildirilen şirketler ve kooperatiflerin müdürlüklerce kapsama alınacağının düzenlendiğini, dava dışı şirketin bu kapsamda olduğunu, «yasal hasım» olduklarını savunarak davanın reddini istemiştir.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/100 E. sayılı dosyası ile «rücuen tazminat davası» açıldığını, bu davada ...
DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili tarafından dava dışı işçiye mahkeme kararı uyarınca ödenen «işçilik alacakları» ve ferilerinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek «yasal faizi» ile birlikte ilgili firmalardan mahkemece tespit edilecek sorumlulukları oranında tahsili istemiyle Elazığ 5.
Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/100 E. sayılı dosyasında açılan tazminat davasının «tasfiye» aşamasında «derdest» olduğu, bu davaya ilişkin alacağın tasfiye edilmesi için 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesine göre sicilden «kaydı» silinen şirketin «yeniden tescilinin» talep edilebileceği, böylelikle dava tarihi itibarıyla davacının dava açmakta haklı olduğu, davalının, şirkete karşı açılmış davanın derdest olmasına rağmen tasfiye işlemlerini hukuka aykırı olarak sonuçlandırılması nedeniyle işbu davanın açılmasına sebebiyet verdiği gerekçesiyle davalı Kurum vekilinin istinaf başvurunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün «kaldırılmasına, yeniden» esas hakkında hüküm kurulmasına ve konusuz kalması nedeni ile karar «verilmesine yer olmadığına» karar verilmiştir.
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/1960 E. , 2023/2213 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21.Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/1351 Esas, 2022/1792 Karar
HÜKÜM
Esas Hakkında Yeniden Hüküm Kurulması
İLK DERECE
MAHKEMESİ Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2022/242 E., 2022/614 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı temsilcisi tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili kurumun Elazığ Gençlik ve Spor İl Müdürlüğü tarafından taşeron firma işçisi Kıyasettin Korkmaz'a mahkeme kararı uyarınca ödenen kıdem tazminatı ve ferilerinin ödeme tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte ilgili firmalardan mahkemece tespit edilecek sorumlulukları oranında tahsili istemiyle Elazığ 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/58 E. sayılı dosyasına kayden rücuen alacak davası açtığını, Elazığ 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/58 E. sayılı dava dosyasında, Aral Sosyal Hiz. Tic. ve San. Ltd. Şti.
28. 01.2014 tarihli Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde yayınlanan ilan ile 23.01.2014 tarihinde ticaret sicilinden silindiğinin tespit edildiğini ve taraflarına eldeki davayı açmak için yetki belgesi verildiğini, davaya devam edebilmek için ve hükmün infazı sürecinde sonuç alınabilmesini teminen şirketin ihyasını talep etmek zorunda kaldıklarını, dava dışı Aral Sosyal Hizmetler Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'nin ticaret sicilindeki kaydının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) geçici 7 nci maddesi gereğince re'sen silindiğini, ayrıca şirketin ihyası için Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/344 E. sayılı dosyasına kayden Türkiye Radyo Televizyon Kurumu Genel Müdürlüğü tarafından Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü aleyhine açılan ihya davasında “Aral Sosyal Hizmetler Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi”nin Ankara 3.
Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/165 E. sayılı dava dosyası ile sınırlı olmak üzere ihyasına, tasfiye memuru olarak şirketin ortaklarından Ayhan Atalay'ın atanmasına karar verildiğini ve bu kararın 07.04.2020 tarihinde kesinleştiğini, bu ihyanın kendilerinin açtığı Elazığ 6. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/58 E. sayılı dosyasındaki rücuen alacak davası yönünden de geçerli olmasına hükmedilmesini talep ettiklerini, nitekim bu konuda örnek mahkeme ilamı sunduklarını ileri sürerek davaya konu şirketin ihyasına karar verilmesini (daha önce verilmiş olan ihya kararının bu dava yönünden geçerli kılınmasına) talep etmiştir.
II. CEVAP
Davalı ... Sicil Müdürlüğü cevap dilekçesinde; Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü'ne kayıtlı Aral Sosyal Hizmetler Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi'nin 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında 23.01.2014 tarihinde sicilden re'sen silindiğini, terkin işleminin usul ve yasaya uygun olduğunu, eldeki davanın 5 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmadığından reddi gerektiğini, davanın kabulü halinde şirketin davalarının, alacak ve boçlarının müdürlük tarafından bilinmesi mümkün olmadığından bu davaya açılmasına sebebiyet vermediklerini, ayrıca ek tasfiye işlemlerinin yapılması için son tasfiye memuru veya yeni bir kişinin tasfiye memuru olarak atanıp keyfiyetin tescil ve ilanına karar verilmesini istemiştir
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile öngörülen 5 yıllık ihya davası açma süresi, hak düşürücü süre nitelikte olup, mahkemece re'sen dikkate alınması gerektiği, ihya davasının, ihyası istenen şirketin ticaret sicilinden re'sen silinme tarihi olan 23.01.2014 ve ilan tarihi olan 28.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre geçirildikten sonra 05.04.2022 tarihinde açıldığı, böylece davanın hak düşürücü süre içinde açılmış olmasına ilişkin özel dava şartının noksanlığı bulunduğu gerekçesiyle davanın hak düşürücü süre nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin dava tarihi itibariyle 5 yıllık sürenin dolduğu gerekçesi ile davanın reddine karar verildiğini, şirketin sona erme nedeni ortadan kalkmadığı için ihya kararının ek tasfiye işlemleriyle sınırlı olarak tamamlamak üzere 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesinin ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memurunun atanması gerektiğini, ek tasfiye işlemlerini yapacak olan tasfiye memurlarını da belirlemesi gerektiğini, mahkeme aksi kanaatteyse şirketin 6102 sayılı Kanun'un 547 nci maddesi uyarınca ek tasfiyesine karar verilmesini ve aynı yasanın ikinci fıkrası uyarınca tasfiye memuru atanmasını, aleyhlerine vekalet ücreti, yargılama giderlerine hükmedilmemesini belirterek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının ihyası istenen şirket aleyhine Elazığı 6.Asliye Hukuk Mahkemesinin 2022/58 E. sayılı dosyasında rücuen alacak davası açtığı dosyanın derdest olduğu, bu nedenle davacı tarafın, şirketin ihyasını talep etmekte hukuki menfaatinin bulunduğu, davalı ... Sicil Müdürlüğünce ihyası istenen şirketin oda kaydından re'sen terkin edilmesi sebebi ile silinme hususu kanunda tadadi olarak sayılan hallerden olmadığından yapılan terkin işleminin usul ve yasaya aykırı olduğu, ihyası istenen şirketin sicilden re'sen terkin edildiği 23.01.2014 tarihinden itibaren 5 yıllık hak düşürücü süre dolduktan sonra 05.04.2022 tarihinde açıldığı ancak davanın açıldığı tarihte anılan madde uyarınca dava açma süresi dolmuş ise de davalı ...
Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi kapsamında kalmayan bir şirket hakkında bu maddeyi işlettiğinden öngörülen 5 yıllık hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanmasının mümkün olmadığı, davalı ... Sicil Müdürlüğünün 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesinde öngörülen usul ve şartlar gerçekleşmeden ihyası istenen şirketi ticaret sicilinden re'sen terkin ettiği, terkin işleminin usulsüz olduğu, ihyasına karar verilen şirketin asliye hukuk mahkemesi dosyasıyla sınırlı olmamak üzere ihyasına karar verilmesi ve tasfiyeye tabi tutulmasına gerek bulunmadığı gibi tasfiye memuru atanmasına da gerek olmadığı, ayrıca davalının usulsüz terkin işlemi ile bu davanın açılmasına sebebiyet verdiğinden davalı aleyhine yargılama gideri ve vekalet ücretine de hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulü ile Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğüne kayıtlı Aral Sosyal Hiz.
Tic. ve San. Ltd. Şti.'nin ihyasına, karar kesinleştiğinde kararın bir örneğinin tescil ve ilanına karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı temsilcisi temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davalı temsilcisi temyiz dilekçesinde özetle; davanın 5 yıllık hak düşürücü süre geçtikten sonra açıldığını, davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığını, limited şirket ortaklarının silinme tarihinden önceki amme alacaklarına ilişkin sorumluluklarının devam ettiğini, mevzuat hükümlerine uygun olarak terkin işlemi yapıldığını, Bölge Adliye Mahkemesince ek tasfiye kararı verilmesi ile tasfiye memuru ataması gerektiğini, vekalet ücreti ile yargılama giderlerinden yasal hasım olmaları nedeniyle aleyhlerine hükmedilmemesinin hukuka aykırı olduğunu belirterek kararın bozulmasını istemiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, şirketin ihyası istemine ilişkin olup, ihya davasının hak düşürücü süre içerisinde açılıp açılmadığı ve hukuki yararın bulunup bulunmadığı ile davalı aleyhine yargılama giderlerine hükmedilip hükmedilemeyeceği uyuşmazlık konusudur.
2. İlgili Hukuk
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri, 114 üncü maddenin birinci fıkrasının (h) bendi, 115 inci maddesi, 6102 sayılı Kanun'un geçici 7 nci maddesi, 547 nci maddesinin ikinci fıkrası
3. Değerlendirme
1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı temsilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
11.04.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/932676000 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz