6102TTK Türk Ticaret Kanunu

Menfi tespit

Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2021/7890 E. 2023/1961 K. ·

Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz

★ Emsal

Mahkemenin nitelemesi: Kıymetli evrak (kambiyo)

Usul tespitleri

Hak düşürücü süre
{'var': True, 'sure': None, 'kanun': None}

Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
kambiyo vasfı avalist mal kaçırma aval malvarlığına ilişkin dava tasdik kararı muvazaa kötüniyet tazminatı bedelsizlik cy/cy şerhi mirasçılık ipotek bono kefil esastan ret geçersizlik taahhütname kötüniyet ilk derece kararının kaldırılması menfi tespit yükleten (shipper) zamanaşımı kesin hüküm istinaf yoluna başvurulabilirlik

Atıf yapılan mevzuat: HMK · TTK — TTK 701TTK 778

Gerekçe

Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).

İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI : 2014/2092 E., 2018/616 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıların müteveffa ...'nın mirasçıları olduğunu, murisinin 31.05.2013 tarihinde vefat ettiğini, murisin okur yazar olmadığını, murisin oğlu ...'nın sağlığında annesinden alamadığı malları, annesinin vefatından sonra ... üzerinden almayı planladığını, murisi aldatarak 750.000,00 TL tutarlı bonoya aval verdirdiğini, dava konusu takibin, davacılardan mal kaçırma kastıyla davalı ve dava dışı ... arasındaki muvazaalı ve kötüniyetli anlaşma sonucu başlatıldığını, dava konusu bononun muris ...'nın avalinin geçersiz olduğunu, mütevaffa ...'nın bonoya parmak izini bastığını ileri sürerek, icra takibi nedeniyle davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitini ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının dava dışı ...'nın maliki olduğu taşınmazı çocukları adına satın aldığını, taşınmaz karşılığında 635.000,00 TL'yi dava dışı ...'ya nakit olarak ödediğini, kalanı için konut kredisi borcunu üstlendiğini, satın alınan taşınmazın banka tarafından icraen satıldığını, dava dışı ...'dan bu borç nedeniyle dava konusu bonoyu keşide ettiğini, davalının davacıların murisini tanımadığını, bononun kambiyo vasfı taşımadığı iddiasının süresinde ileri sürülmediğini, menfi tespit davasının yasal sürede açılmadığını, davanın zamanaşımı nedeni ile reddi gerektiğini, bononun bedelsiz olduğuna ilişkin itirazların gerçek dışı olduğunu savunarak davanın reddini ve tazminata karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bonoya verilen avalin mutlaka el yazısı imza ile verilmesi gerekeceği, okuma yazması olmayan kişiler açısından bir an için parmak basmak suretiyle aval verilebileceği kabul edilse bile bu durumda imza atamayanlar ve okuma yazma bilmeyenler için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 206 ncı maddesi uyarınca noter huzurunda düzenleme şeklinde yapılması gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne, davacıların dava konusu bonodan dolayı borçlu olmadıklarının tespitine ve icra takibinin derhal durdurularak karar kesinleştiğinde icranın kısmen ya da tamamen eski hale iadesine karar vermiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının senet borçlusu dava dışı ...'dan çocukları adına bir ev satın aldığını ve bedelin 635.000,00 TL'sini banka havalesi ile nakit ödediğini, konut ... tarafından kredi ile alındığından bakiye 358.878,00 TL banka borcunu da ödemeyi kabul ettiğini, taşınmazı satın aldıktan sonra ilk 3 taksidi ödediğini, evi satın alacağı zaman ev üzerinde sadece konut kredisinden dolayı ipotek olduğunu ve bu kredi borcundan dolayı da sadece 358.878,00 TL kaldığını öğrendiğini ancak ...'nın bankaya olan diğer borçları nedeni ile grup kredi diyerek icradan sattıklarını, bunun üzerine ...'dan bono aldığını, işleme koyduğunu ancak tahsilat yapamadığını, ... ve ...'nın eşi ... ve kızı hakkında icra ceza ve ceza mahkemelerine suç duyurusunda bulunduğunu, borçlu ... yapılan bu suç duyurularının geri çekilmesi karşılığında annesinin borcuna kefil olacağını beyan ederek davaya konu senedi 2 tanık huzurunda düzenleyerek davalıya verdiğini ve borcunu en kısa zamanda ödeyeceğini taahhüt ettiğini, bu senedin verilmesine takiben müvekkilin de borçlu ..., karısı ve kızı hakkında yaptığı suç duyurularını geri çektiğini, müvekkilinin amacının sadece alacağını tahsil etmek olduğunu, kötü niyetli olmadığını, dava konusu senedin vadesinde ödenmediğini, alacaklı müvekkili tarafından icraya konu edildiğini ve borçlu tarafından senet içeriğinin kabul edildiğini, borçlu ...'nın mirasçıları murisleri tarafından kabul edilen borcu ve borcun parmak iziyle tasdikini geçersiz kılmaya çalıştığını, mirasçılarının murisin borcundan dolayı mirasçılık yükümlülüklerinden kaçmak adına kötüniyetle davayı ikame ettiğini, aval veren ...'nın malvarlığına karşı icra takibi başlatıldığını ancak icra işlemleri devam ederken ...'nın vefat ettiğini, davacı tarafından bononun geçersizliğinin ileri sürülmediğini, inkar edilmeyen parmak izinin senedi geçerli kıldığını, uygulamanın ve yargı içtihatlarının da bu yönde olduğu açık olduğunu, davaya konu senedin borçlusunun ... olduğunu ve borçlu sıfatının da kesin olup yargılama konusu olmadığını, borçlu ... davacıların kardeşi ve aval veren muris ...'nın davacılarla birlikte mirasçısı olduğunu, borçlu ... da davacılarla birlikte hareket ederek müvekkilin alacağını ödememek için kötüniyetli bir çaba içinde olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 778 inci maddesinin ikinci fıkrası maddesi uyarınca poliçe hakkındaki avale ilişkin hükümlerin bonolar hakkında da uygulanacağının düzenlendiği, 6102 sayılı Kanun'un 701 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince aval şerhinin aval veren kişi tarafından imzalanmasının gerektiğinin düzenlendiği, bu anlamda aval şerhinin aval veren tarafından mutlaka el ile imzalanmış olmasının aranacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekilince temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davacıların murisinin parmak basmak suretiyle bonoda avalist olup olamayacağı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Kanun'un 778 inci maddesinin ikinci fıkrası, 701 inci maddesinin ikinci fıkrası.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

Benzer Kararlar

Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.

  • İhtiyati haciz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/11813 E. 2013/16525 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İhtiyati haciz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2013/3131 E. 2013/5598 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

  • İhtiyati haciz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/2820 E. 2015/4027 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

1 benzer karar daha
  • İhtiyati haciz

    Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2015/12435 E. 2015/11390 K.

    Ortak:

    Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal

    Farklı:

Karar metni

Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster

11. Hukuk Dairesi         2021/7890 E.  ,  2023/1961 K.

"İçtihat Metni"

MAHKEMESİ Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesi

SAYISI 2018/3028 Esas, 2021/1279 Karar

HÜKÜM

Esastan ret

İLK DERECE MAHKEMESİ Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi

SAYISI 2014/2092 E., 2018/616 K.

Taraflar arasındaki menfi tespit davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.

Kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA

Davacı vekili dava dilekçesinde; davacıların müteveffa ...'nın mirasçıları olduğunu, murisinin 31.05.2013 tarihinde vefat ettiğini, murisin okur yazar olmadığını, murisin oğlu ...'nın sağlığında annesinden alamadığı malları, annesinin vefatından sonra ... üzerinden almayı planladığını, murisi aldatarak 750.000,00 TL tutarlı bonoya aval verdirdiğini, dava konusu takibin, davacılardan mal kaçırma kastıyla davalı ve dava dışı ... arasındaki muvazaalı ve kötüniyetli anlaşma sonucu başlatıldığını, dava konusu bononun muris ...'nın avalinin geçersiz olduğunu, mütevaffa ...'nın bonoya parmak izini bastığını ileri sürerek, icra takibi nedeniyle davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitini ve kötüniyet tazminatına karar verilmesini istemiştir.

II. CEVAP

Davalı vekili cevap dilekçesinde; davalının dava dışı ...'nın maliki olduğu taşınmazı çocukları adına satın aldığını, taşınmaz karşılığında 635.000,00 TL'yi dava dışı ...'ya nakit olarak ödediğini, kalanı için konut kredisi borcunu üstlendiğini, satın alınan taşınmazın banka tarafından icraen satıldığını, dava dışı ...'dan bu borç nedeniyle dava konusu bonoyu keşide ettiğini, davalının davacıların murisini tanımadığını, bononun kambiyo vasfı taşımadığı iddiasının süresinde ileri sürülmediğini, menfi tespit davasının yasal sürede açılmadığını, davanın zamanaşımı nedeni ile reddi gerektiğini, bononun bedelsiz olduğuna ilişkin itirazların gerçek dışı olduğunu savunarak davanın reddini ve tazminata karar verilmesini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bonoya verilen avalin mutlaka el yazısı imza ile verilmesi gerekeceği, okuma yazması olmayan kişiler açısından bir an için parmak basmak suretiyle aval verilebileceği kabul edilse bile bu durumda imza atamayanlar ve okuma yazma bilmeyenler için 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 206 ncı maddesi uyarınca noter huzurunda düzenleme şeklinde yapılması gerektiği gerekçesi ile davanın kabulüne, davacıların dava konusu bonodan dolayı borçlu olmadıklarının tespitine ve icra takibinin derhal durdurularak karar kesinleştiğinde icranın kısmen ya da tamamen eski hale iadesine karar vermiştir.

IV. İSTİNAF

A. İstinaf Yoluna Başvuranlar

İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

B. İstinaf Sebepleri

Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının senet borçlusu dava dışı ...'dan çocukları adına bir ev satın aldığını ve bedelin 635.000,00 TL'sini banka havalesi ile nakit ödediğini, konut ... tarafından kredi ile alındığından bakiye 358.878,00 TL banka borcunu da ödemeyi kabul ettiğini, taşınmazı satın aldıktan sonra ilk 3 taksidi ödediğini, evi satın alacağı zaman ev üzerinde sadece konut kredisinden dolayı ipotek olduğunu ve bu kredi borcundan dolayı da sadece 358.878,00 TL kaldığını öğrendiğini ancak ...'nın bankaya olan diğer borçları nedeni ile grup kredi diyerek icradan sattıklarını, bunun üzerine ...'dan bono aldığını, işleme koyduğunu ancak tahsilat yapamadığını, ... ve ...'nın eşi ...

ve kızı hakkında icra ceza ve ceza mahkemelerine suç duyurusunda bulunduğunu, borçlu ... yapılan bu suç duyurularının geri çekilmesi karşılığında annesinin borcuna kefil olacağını beyan ederek davaya konu senedi 2 tanık huzurunda düzenleyerek davalıya verdiğini ve borcunu en kısa zamanda ödeyeceğini taahhüt ettiğini, bu senedin verilmesine takiben müvekkilin de borçlu ..., karısı ve kızı hakkında yaptığı suç duyurularını geri çektiğini, müvekkilinin amacının sadece alacağını tahsil etmek olduğunu, kötü niyetli olmadığını, dava konusu senedin vadesinde ödenmediğini, alacaklı müvekkili tarafından icraya konu edildiğini ve borçlu tarafından senet içeriğinin kabul edildiğini, borçlu ...'nın mirasçıları murisleri tarafından kabul edilen borcu ve borcun parmak iziyle tasdikini geçersiz kılmaya çalıştığını, mirasçılarının murisin borcundan dolayı mirasçılık yükümlülüklerinden kaçmak adına kötüniyetle davayı ikame ettiğini, aval veren ...'nın malvarlığına karşı icra takibi başlatıldığını ancak icra işlemleri devam ederken ...'nın vefat ettiğini, davacı tarafından bononun geçersizliğinin ileri sürülmediğini, inkar edilmeyen parmak izinin senedi geçerli kıldığını, uygulamanın ve yargı içtihatlarının da bu yönde olduğu açık olduğunu, davaya konu senedin borçlusunun ...

olduğunu ve borçlu sıfatının da kesin olup yargılama konusu olmadığını, borçlu ... davacıların kardeşi ve aval veren muris ...'nın davacılarla birlikte mirasçısı olduğunu, borçlu ... da davacılarla birlikte hareket ederek müvekkilin alacağını ödememek için kötüniyetli bir çaba içinde olduğunu ileri sürerek İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini istemiştir.

C. Gerekçe ve Sonuç

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (6102 sayılı Kanun) 778 inci maddesinin ikinci fıkrası maddesi uyarınca poliçe hakkındaki avale ilişkin hükümlerin bonolar hakkında da uygulanacağının düzenlendiği, 6102 sayılı Kanun'un 701 inci maddesinin ikinci fıkrası gereğince aval şerhinin aval veren kişi tarafından imzalanmasının gerektiğinin düzenlendiği, bu anlamda aval şerhinin aval veren tarafından mutlaka el ile imzalanmış olmasının aranacağı gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ

A. Temyiz Yoluna Başvuranlar

Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.

B. Temyiz Sebepleri

Davalı vekilince temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeler ve re’sen dikkate alınacak nedenlerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması talep edilmiştir.

C. Gerekçe

1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme

Uyuşmazlık, davacıların murisinin parmak basmak suretiyle bonoda avalist olup olamayacağı noktasında toplanmaktadır.

2. İlgili Hukuk

1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.

2. 6102 sayılı Kanun'un 778 inci maddesinin ikinci fıkrası, 701 inci maddesinin ikinci fıkrası.

3. Değerlendirme

1.Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.

2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR

Açıklanan sebeplerle;

Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,

Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine,

Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,

30.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Kaynak: https://6102ttk.com/karar/931193300 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz

Bu sitedeki içerik bilgilendirme amaçlıdır; hukuki görüş veya tavsiye değildir. Resmî metin için mevzuat.gov.tr esastır.