Şirketin ihyası
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi · 2023/1381 E. 2023/1615 K. ·
Kısmen onandı, kısmen bozulduKesinlik belirsiz
★ Emsal
Usul tespitleri
- Dava şartı
- dava şartı
Kavramlar: tıkla → metinde renkle işaretle · ↗ kavram sayfası
tasfiye memuru sorumluluğu↗ ilamlı icra takibi↗ ilamlı icra↗ yasal hasım↗ istinaf başvurusunun reddi↗ bozma sonrası karar↗ şirketin tasfiyesi↗ şirketin ihyası↗ ticaret sicili müdürlüğü↗ vekâlet ücreti↗ dava şartı yokluğu↗ ihya↗ tasfiye memuru↗ alacak davası↗ kaldırma ve yeniden hüküm↗ usulden reddi↗ hukuki yarar↗ yargılama gideri↗ ticaret sicili↗ yetki↗ ek tasfiye↗ karar verilmesine yer olmadığına karar verilmesi↗ terkin↗ harç↗ cy/cy kaydı↗ vekalet ücreti↗ karar verilmesine yer olmadığına↗ zamanaşımı↗ istinaf yoluna başvurulabilirlik↗
Gerekçe
Bu karar için yapılandırılmış özet üretilmedi; kararın gerekçe bölümü aşağıda (anonimleştirilmiş resmî metin).
İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI : 2019/121 E., 2022/376 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince konusuz kalan dava hakkında verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunu reddine İlk Derece Mahkemesi hükmünün re'sen kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının dava dışı Altınsaray Döviz ve Altın Ticareti A.Ş. aleyhine alacak davası açtığını, söz konusu dava sonucunda hükmolunan alacağın tahsili için Hendek İcra Müdürlüğünün 2018/111 E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, icra takibi sırasında şirket hakkında 20.11.2007 tarihinde tasfiye kararı verildiği ve 23.12.2009 tarihinde şirket tasfiyesinin sona erdiğini, 17.09.2013 tarihinde tescil edilerek ticaret sicil kaydının terkin edildiğini anlaşıldığını ileri sürerek Altınsaray Döviz ve Altın Ticareti A.Ş.'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; davalının sorumluluğunun bulunmadığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket tasfiye memurunda olduğunu, davalının sadece yasal hasım olduğunu, davalı tarafından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'un (6102 sayılı Kanun) 32 nci maddesi ve Ticaret Sicil Tüzüğü'nün 34 üncü maddesi hükümleri çerçevesinde işlem yapıldığını, tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olmasının tasfiye memurun sorumluluğunu gerektirdiğini, davaya sebebiyet vermeyen davalı aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili beyan dilekçesinde; icra takibine dayanak teşkil eden kararın zamanaşımı nedeniyle bozulduğunu, bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda davanın reddedildiğini, davacının hukuki yararı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibine dayanak teşkil eden ilamın Yargıtay incelemesi sonucu bozulduğu, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda 26.09.2019 tarihli karar ile davanın reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği gerekçesiyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı aleyhine hükmedilen vekâlet ücreti yönünden istinaf ettiklerini, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilirken davalı taraf lehine vekâlet ücretine hükmedildiğini, davalı ... Müdürlüğü lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, Hendek İcra Müdürlüğünün 2018/111 E. sayılı dosyasındaki borçlu şirketin tasfiye olmuş olması sebebiyle işlem yapılamadığından şirketin ihyasının talep edildiğini, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün hukuki olarak etkilendiği bir husus bulunmadığını bu nedenle lehine veya aleyhine vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesinin kararın vekâlet ücretine ilişkin kısım yönünden kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının tasfiye halindeki şirket aleyhine açtığı dava sonunda verilen hükmün icrası için ilamlı icra takibi başlattığı, taraf teşkilinin sağlanması bakımından tasfiye sonucu terkin olan şirketin ihyasını talep ettiği, ancak davacının icra takibine dayanak olan Sakarya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.02.2002 tarih, 2001/414 E. ve 2002/90 K. sayılı kararı Yargıtayca bozularak ortadan kaldırıldığı, Mahkemece bozmaya uyularak verilen kararla davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, somut olayda davanın konusuz kaldığından bahsedilemeyeceği, sicil kaydı terkin edilen şirketin hukuki durumunda her hangi bir değişiklik olmadığı, davacının ihya talep etmekte hukuki yararının devam edip etmediğinin değerlendirilmesi gerekeceği, davacının ihyasını istediği şirketin ihyasına karar verilmesinde hukuki yararı kalmadığı, hukuki yararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca dava şartı niteliğinde olduğu, resen dikkate alınması gerektiği İlk Derece Mahkemesince davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu, ihya davalarında Ticaret Sicil Müdürlüğü yasal hasım konumunda olduğu, lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine, İlk Derece Mahkemesi kararının re'sen kaldırılmasına, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep edilmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava sonucunda davalı ... Müdürlüğü lehine hükmolunan vekalet ücretinin hukuka uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
Benzer Kararlar
Aynı mesele otomatik eşleştirildi; ortak/fark incelediğiniz karara göre. Alıntılar yalnız gerekçe bölümünden. Hukuki görüş değildir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/132 E. 2019/2618 K.
Ortak:zamanaşımı · dava şartı · zamanaşımı var
İncelediğiniz kararda2.Davalı ... vekili beyan dilekçesinde; icra takibine dayanak teşkil eden kararın «zamanaşımı» nedeniyle bozulduğunu, «bozma sonrası» yapılan yargılama sonucunda davanın reddedildiğini, davacının «hukuki yararı» bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
… 14.02.2002 tarih, 2001/414 E. ve 2002/90 K. sayılı kararı Yargıtayca bozularak ortadan kaldırıldığı, Mahkemece bozmaya uyularak verilen kararla davacının davasının «zamanaşımı» nedeniyle reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, somut olayda davanın konusuz kaldığından bahsedilemeyeceği, sicil «kaydı» «terkin» edilen şirketin hukuki durumunda her hangi bir değişiklik olmadığı, davacının «ihya» talep etmekte «hukuki yararının» devam edip etmediğinin değerlendirilmesi gerekeceği, davacının ihyasını istediği şirketin ihyasına karar verilmesinde hukuki yararı kalmadığı, hukuki yararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca dava şartı niteliğinde olduğu, resen dikkate alınması gerektiği İlk Derece Mahkemesince davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle «usulden reddine» karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu, ihya davalarında Ticaret Sicil Müdürlüğü «yasal hasım» konumunda olduğu, lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacının «istinaf başvurusunun reddine», İlk Derece Mahkemesi kararının re'sen kaldırılmasına, davanın dava «şartı yokluğundan» usulden reddine karar verilmiştir.
Benzer bu kararda818 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 135/2. maddesi uyarınca, hükmün verildiği tarihten itibaren on yıl geçmekle ilamın «zamanaşımına» uğrayacağı ve mahkemece ilamın zamanaşımına uğradığı nazara alınarak yeniden hüküm kurulması gerektiği anlaşıldığından kararın bozulması gerekmiştir.
Sonuç: İncelediğiniz kararda Kısmen bozma ↔ benzerinde Bozma🔶 iki emsal
Farklı:yüze karşı verilen karar · ödeme def'i · def'i · temsil · husumet
Benzer bu karardaMahkemece iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davalı ...'ın «ödeme def»’ini yazılı belge ile ispatlayamadığı, bu beyanın «temsilcisi» olduğu davalı şirketi de bağlayacağı gerekçesiyle, davalılar ... ve Altınsaray Döviz ve Kuyumculuk A.Ş. hakkındaki davanın kabulüne, diğer davalılar hakkındaki davanın «husumetten» reddine karar verilmiştir.
Mahkemece, 14/02/2002 tarihinde, taraf vekillerinin yüzlerine karşı, davalılar Mesut Akcan ve Altınsaray Döviz ve Altın Ticareti A.Ş. bakımından davanın kabulü ile diğer davalılar yönünden davanın «husumetten» reddine karar verilmiştir.
Kural olarak; alacak hükümlerinin icrası kararın kesinleşmesine bağlı olmayıp, «yüze karşı verilen» bu kararın kurulmasının üzerinden 10 yıl geçtikten sonra, karar davalılar vekiline 23/10/2017 tarihinde tebliğ edilmiştir.
-
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2018/826 E. 2019/5352 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
-
YİDK kararının iptali | Marka hükümsüzlüğü
Yargıtay 11. Hukuk Dairesi, 2022/299 E. 2023/3804 K.
Sonuç: 🔶 iki emsal
Farklı:takdiri delil · i̇i̇k 308/b · ihtisas mahkemesi · ziya · münhasırlık · kötü niyet · ayırt edicilik · iltibas
Benzer bu kararda… giderilmesi için yeni bir heyetten rapor alınması ya da bilirkişilerin mahkeme huzurunda davet edilerek çelişkinin neden oluştuğunun sorgulanması gerektiğini, salt «ihtisas» mahkemesi sıfatıyla bakılan davada çelişkinin mahkemece giderilmesi ya da bu rapora bağlı kalınmaması noktasındaki takdir hakkını kullanması usule ve somut duruma uygun düşmediğini, dava konusu edilen durumda müvekkilin tescilli markalarının dışında gerçek hak sahipliğine ilişkin iddialarının desteklendiği mahkeme kararları ve emsal kararların mevcut olduğunu, rapor «takdiri delil» de olsa somut durumda bu çelişki giderilmeden hüküm tesisi hatalı olduğu gibi istinaf taleplerimizin de reddedilmesi hukuka aykırı olduğunu, müvekkilinin YENİ RAKI ve ALTINSERİ ibareli tescilli markalarının sahibi olduğunu, bu markalar üzerinde yatırımlar yaparak markalarına her geçen gün yenisini kazandırdığını, müvekkilinin aynı zamanda ALTINSERİ ibaresini havi markalar yönünden tescilli markalarının dışında «münhasıran» ALTINSERİ markası yönünden kullanım yoluyla «ayırt edicilik» kazandırmış olduğunu , davalı firmanın “YENİÇERİ” ibareli markaları mevcutken, bir de üzerine YENİÇERİ 45 ibareleri altında gizleyerek kanunu dolanmaya çalıştığını, müvekkile ait markaların tanınmış olduğunun TPMK kararıyla sabit olduğunu, “Yeniçeri 45 Altın Serisi” başvurusu tescil edildiği halde müvekkilinin tüm markalarının ayırt edici karakterinin zedeleneceğini, haksız bir yarar elde edilmiş olacağını ve müvekkilinin markalarının itibarının zarar göreceğini, yerel mahkeme ve Bölge Adliye Mahkemesi kararında da «iltibas» değerlendirilmesinde hataya düşüldüğünü, dava konusu markanın '' YENİÇERİ 45 ALTIN SERİSİ ''ibaresinden oluştuğunu, bu anlamda hükme esas alınan şekilde davalı mar …
Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tescilli bir marka ile başvuru konusu işaret arasında «iltibasa» sebebiyet verebilecek derecede benzerlik olup olmadığının, her ikisinin ayırt edici ve baskın unsurları gözetilerek münferit unsurlardan «ziyade» bütünü itibariyle bıraktığı izlenimin dikkate alınarak belirleneceği, buna göre "yeniçeri 45 altın serisi" ibareli başvuru ile davacının itirazına mesnet "Yeni Rak …
Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/«308» E., 2019/396 K.
… ın reddedildiğini, dava konusu ''Yeniçeri 45 altınserisi'' markası müvekkilinin markalarıyla aynı sınıfta bulunmakta ve ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu, «iltibas» oluşturduğunu, müvekkili markaların tanınmış olduğunun, kötü niyetli olduğunu ileri sürerek TPMK YİDK’nın 2018-M-4909 sayılı kararının iptaline, markanın tescili h …
Karar metni
Kararın tam (anonimleştirilmiş) metnini göster
11. Hukuk Dairesi 2023/1381 E. , 2023/1615 K.
"İçtihat Metni"
MAHKEMESİ İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi
SAYISI 2022/2244 Esas, 2022/1764 Karar
HÜKÜM
Başvurunun reddi, kararın re'sen kaldırılması
İLK DERECE MAHKEMESİ Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi
SAYISI 2019/121 E., 2022/376 K.
Taraflar arasındaki şirketin ihyası davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince konusuz kalan dava hakkında verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunu reddine İlk Derece Mahkemesi hükmünün re'sen kaldırılarak yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle davanın usulden reddine karar verilmiştir.
Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının dava dışı Altınsaray Döviz ve Altın Ticareti A.Ş. aleyhine alacak davası açtığını, söz konusu dava sonucunda hükmolunan alacağın tahsili için Hendek İcra Müdürlüğünün 2018/111 E. sayılı dosyası üzerinden icra takibi başlatıldığını, icra takibi sırasında şirket hakkında 20.11.2007 tarihinde tasfiye kararı verildiği ve 23.12.2009 tarihinde şirket tasfiyesinin sona erdiğini, 17.09.2013 tarihinde tescil edilerek ticaret sicil kaydının terkin edildiğini anlaşıldığını ileri sürerek Altınsaray Döviz ve Altın Ticareti A.Ş.'nin ihyasına karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP
1.Davalı ... Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde; davalının sorumluluğunun bulunmadığını, tasfiye sürecinde yetki ve sorumluluğun şirket tasfiye memurunda olduğunu, davalının sadece yasal hasım olduğunu, davalı tarafından 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'un (6102 sayılı Kanun) 32 nci maddesi ve Ticaret Sicil Tüzüğü'nün 34 üncü maddesi hükümleri çerçevesinde işlem yapıldığını, tasfiye prosedürünün eksik bırakılmış olmasının tasfiye memurun sorumluluğunu gerektirdiğini, davaya sebebiyet vermeyen davalı aleyhine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini savunarak davanın reddini istemiştir.
2.Davalı ... vekili beyan dilekçesinde; icra takibine dayanak teşkil eden kararın zamanaşımı nedeniyle bozulduğunu, bozma sonrası yapılan yargılama sonucunda davanın reddedildiğini, davacının hukuki yararı bulunmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile icra takibine dayanak teşkil eden ilamın Yargıtay incelemesi sonucu bozulduğu, bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda 26.09.2019 tarihli karar ile davanın reddine karar verildiği ve kararın kesinleştiği gerekçesiyle konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF
A. İstinaf Yoluna Başvuranlar
İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
B. İstinaf Sebepleri
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı aleyhine hükmedilen vekâlet ücreti yönünden istinaf ettiklerini, konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilirken davalı taraf lehine vekâlet ücretine hükmedildiğini, davalı ... Müdürlüğü lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin usul ve kanuna aykırı olduğunu, Hendek İcra Müdürlüğünün 2018/111 E. sayılı dosyasındaki borçlu şirketin tasfiye olmuş olması sebebiyle işlem yapılamadığından şirketin ihyasının talep edildiğini, İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün hukuki olarak etkilendiği bir husus bulunmadığını bu nedenle lehine veya aleyhine vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini ileri sürerek İlk Derece Mahkemesinin kararın vekâlet ücretine ilişkin kısım yönünden kaldırılmasına karar verilmesini istemiştir.
C. Gerekçe ve Sonuç
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının tasfiye halindeki şirket aleyhine açtığı dava sonunda verilen hükmün icrası için ilamlı icra takibi başlattığı, taraf teşkilinin sağlanması bakımından tasfiye sonucu terkin olan şirketin ihyasını talep ettiği, ancak davacının icra takibine dayanak olan Sakarya 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 14.02.2002 tarih, 2001/414 E. ve 2002/90 K. sayılı kararı Yargıtayca bozularak ortadan kaldırıldığı, Mahkemece bozmaya uyularak verilen kararla davacının davasının zamanaşımı nedeniyle reddine karar verildiği ve bu kararın kesinleştiği, somut olayda davanın konusuz kaldığından bahsedilemeyeceği, sicil kaydı terkin edilen şirketin hukuki durumunda her hangi bir değişiklik olmadığı, davacının ihya talep etmekte hukuki yararının devam edip etmediğinin değerlendirilmesi gerekeceği, davacının ihyasını istediği şirketin ihyasına karar verilmesinde hukuki yararı kalmadığı, hukuki yararın 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114 üncü maddesinin birinci fıkrasının (h) bendi uyarınca dava şartı niteliğinde olduğu, resen dikkate alınması gerektiği İlk Derece Mahkemesince davanın hukuki yarar yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğu, ihya davalarında Ticaret Sicil Müdürlüğü yasal hasım konumunda olduğu, lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı gerekçesiyle davacının istinaf başvurusunun reddine, İlk Derece Mahkemesi kararının re'sen kaldırılmasına, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ
A. Temyiz Yoluna Başvuranlar
Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur.
B. Temyiz Sebepleri
Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçelerle Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını talep edilmiştir.
C. Gerekçe
1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme
Uyuşmazlık, dava sonucunda davalı ... Müdürlüğü lehine hükmolunan vekalet ücretinin hukuka uygun olup olmadığı noktasında toplanmaktadır.
2. İlgili Hukuk
1. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 369 uncu maddesinin birinci fıkrası ile 370 ve 371 inci maddeleri.
3. Değerlendirme
1.Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
2.Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR
Açıklanan sebeplerle;
Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun’un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA,
Temyiz harcı peşin alındığından başkaca harç alınmasına mahal olmadığına,
Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,
16.03.2023 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Kaynak: https://6102ttk.com/karar/931112400 · sınıflandırıcı zincir-tam · görünüm damgası: yargitay11_temyiz